Konusunu Oylayın.: Oruç yapılışı bakımından nasıl bir ibadettir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 4 kişi
Oruç yapılışı bakımından nasıl bir ibadettir?
  1. 03.Nisan.2013, 22:32
    1
    Misafir

    Oruç yapılışı bakımından nasıl bir ibadettir?






    Oruç yapılışı bakımından nasıl bir ibadettir? Mumsema Oruç yapılışı bakımından nasıl bir ibadettir ? Dinimizde oruç ibadeti hakkında bilgiler verir misiniz ?


  2. 03.Nisan.2013, 22:32
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 04.Nisan.2013, 04:39
    2
    Yetim
    Hadimul Müslimin

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Ocak.2007
    Üye No: 9
    Mesaj Sayısı: 1,994
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 22
    Bulunduğu yer: Hadimul Müslimin

    Cevap: Oruç yapılışı bakımından nasıl bir ibadettir?




    Sonsuz merhamet sahibi Rabb'imiz, bütün sene boyunca verdiği nimetlerine karşı serbest bıraktığı biz kullarını, bir aylık oruç ibadetiyle mükellef kılmış, hem sıhhatlerini kazanmaları hem de sahip oldukları nimetlerin farkına varmaları için günahların affına sebep olacak bir irade imtihanına tüm kullarını tabi tutmuştur.


    Bu irade imtihanında zaaf göstermeyip oruçlarını tutanlar çok şey kazanırlar, hiçbir şey kaybetmezler. Tutmayanlar ise hiçbir şey kazanmazlar; ama ahiretleri adına çok şey kaybederler. Bunun için nefse ve şeytana uymayanlar, Ramazan-ı şerifin şanına ait hürmeti çiğnemeyerek tüm Müslümanlarla birlikte oruç tutarlar, yine herkesle birlikte iftar eder, bayrama ulaşırlar. Böylece bir aylık irade imtihanından yüz akıyla çıkar, şükür duyguları içinde bayram yaparlar.
    Bununla beraber, yine sonsuz merhamet ve şefkatin sahibi Rabb'imiz, kullarının oruç tutamayacak derecede mazereti olanlarını da ayırır, onlara oruçlarını ileride özürleri geçince tutma izni de verir.
    Kimler Ramazan'da herkes oruçlu iken oruçlarını tehir etme iznine sahip olanlar? Bunları kısaca şöyle sıralayabiliriz:
    1- En başta oruç tutacak yaşa erişmemiş küçük çocuklar: Bunlar erginlik yaşına ulaşmadıkça oruç tutmakla yükümlü olmazlar. Tutarlarsa sevabı, onları alıştıranlara da şamil olur. Mükellefiyet yaşının son sınırı, on beş yaş denmişse de esas yükümlülük, kızlarda özel hal, erkek çocuklarda ihtilam olma durumunun başlamasıyla kesinleşmiş olur. Bu tespitler yapılamazsa on beş yaş son mükellefiyet yaşı olarak kabul edilir.
    2- Oruç tutma gücünü kendinde bulamayan yaşlılar: Bunlar oruç tutmaları halinde halsizlikleri daha da artarak zor durumda kalacaklarsa tutmazlar. Bu yaşlıların maddi imkânı müsait olanları, tutamadıkları her oruç başına birer fitre verirler yoksula. Oruçlarını yoksula verdikleri bu fitre miktarı fidyelerle tutmuş sayılırlar. Her oruç başına bir fitre veremeyecek durumda olanlardan ise Rabb'imiz onu da istemez, bağışlar, borçlu da kalmazlar.
    3- Yaşlı değil, fakat hasta olanlar: Oruç tutacak olurlarsa hastalıkları fazlalaşacak, sıhhatleri daha da bozulacaksa sıhhatine kavuşunca tutmaya niyet ederek beklerler.
    4- Hamile hanımlar: Taşıdıkları çocuklarına bir zarar geleceğini düşünüyorlarsa doğumdan sonraki müsait devrede tutmaya niyet ederek oruçlarını tehir ederler.
    5- Doğumdan sonra çocuk emzirmekte olan anneler: Oruçlu iken sütün azalacağını, emen çocuğun ya da annenin zarar göreceğini düşünüyorlarsa oruçlarını tehir eder, sonra tutarlar.
    6- Her ay belli günlerdeki özürleri başlamış bulunan hanımlar ve lohusaları: Bunlar da oruçlarını bu halleri başlayınca bırakırlar; bitince başlarlar. Bu özürlerini başlatmamak için önceden ilaç almaya mecbur değiller.
    7- Seferde (yolcu) olanlar: Oruç günlerinde doksan kilometreden az olmayan yolculuğa çıkmış bulunanlar, tutarlarsa sevaplısını tercih etmiş olurlar, tutmazlarsa verilen ruhsattan istifade etmiş sayılırlar, vebale girmiş olmazlar.
    İlk günlerde unutarak oruç bozmanın hükmüne gelince: - Oruç, sabaha karşı imsak dakikasının girmesiyle başlar, akşam da iftar dakikasının girmesiyle biter. Bu giriş ve çıkış sınırları içinde oruçlu bulunan insan, yeme, içme gibi orucu bozucu hallerden kesinlikle uzak durur. Ancak unutarak orucunu bozacak olursa hatırladığı anda hemen ağzındakini dışarıya çıkarır, orucuna yine devam eder. Çünkü Rabbimiz unutarak oruç bozmadan sorumlu tutmuyor kullarını. Unutan insan nasıl olsa orucumu bozdum diyerek yemeye devam etmemeli, hemen ağzındakini çıkarıp oruca devam etmelidir. Çünkü hatırına geldiği halde yemeye devam eden adam, hem kaza hem de cezaya müstahak fiil işlemiş olur.


  4. 04.Nisan.2013, 04:39
    2
    Hadimul Müslimin



    Sonsuz merhamet sahibi Rabb'imiz, bütün sene boyunca verdiği nimetlerine karşı serbest bıraktığı biz kullarını, bir aylık oruç ibadetiyle mükellef kılmış, hem sıhhatlerini kazanmaları hem de sahip oldukları nimetlerin farkına varmaları için günahların affına sebep olacak bir irade imtihanına tüm kullarını tabi tutmuştur.


    Bu irade imtihanında zaaf göstermeyip oruçlarını tutanlar çok şey kazanırlar, hiçbir şey kaybetmezler. Tutmayanlar ise hiçbir şey kazanmazlar; ama ahiretleri adına çok şey kaybederler. Bunun için nefse ve şeytana uymayanlar, Ramazan-ı şerifin şanına ait hürmeti çiğnemeyerek tüm Müslümanlarla birlikte oruç tutarlar, yine herkesle birlikte iftar eder, bayrama ulaşırlar. Böylece bir aylık irade imtihanından yüz akıyla çıkar, şükür duyguları içinde bayram yaparlar.
    Bununla beraber, yine sonsuz merhamet ve şefkatin sahibi Rabb'imiz, kullarının oruç tutamayacak derecede mazereti olanlarını da ayırır, onlara oruçlarını ileride özürleri geçince tutma izni de verir.
    Kimler Ramazan'da herkes oruçlu iken oruçlarını tehir etme iznine sahip olanlar? Bunları kısaca şöyle sıralayabiliriz:
    1- En başta oruç tutacak yaşa erişmemiş küçük çocuklar: Bunlar erginlik yaşına ulaşmadıkça oruç tutmakla yükümlü olmazlar. Tutarlarsa sevabı, onları alıştıranlara da şamil olur. Mükellefiyet yaşının son sınırı, on beş yaş denmişse de esas yükümlülük, kızlarda özel hal, erkek çocuklarda ihtilam olma durumunun başlamasıyla kesinleşmiş olur. Bu tespitler yapılamazsa on beş yaş son mükellefiyet yaşı olarak kabul edilir.
    2- Oruç tutma gücünü kendinde bulamayan yaşlılar: Bunlar oruç tutmaları halinde halsizlikleri daha da artarak zor durumda kalacaklarsa tutmazlar. Bu yaşlıların maddi imkânı müsait olanları, tutamadıkları her oruç başına birer fitre verirler yoksula. Oruçlarını yoksula verdikleri bu fitre miktarı fidyelerle tutmuş sayılırlar. Her oruç başına bir fitre veremeyecek durumda olanlardan ise Rabb'imiz onu da istemez, bağışlar, borçlu da kalmazlar.
    3- Yaşlı değil, fakat hasta olanlar: Oruç tutacak olurlarsa hastalıkları fazlalaşacak, sıhhatleri daha da bozulacaksa sıhhatine kavuşunca tutmaya niyet ederek beklerler.
    4- Hamile hanımlar: Taşıdıkları çocuklarına bir zarar geleceğini düşünüyorlarsa doğumdan sonraki müsait devrede tutmaya niyet ederek oruçlarını tehir ederler.
    5- Doğumdan sonra çocuk emzirmekte olan anneler: Oruçlu iken sütün azalacağını, emen çocuğun ya da annenin zarar göreceğini düşünüyorlarsa oruçlarını tehir eder, sonra tutarlar.
    6- Her ay belli günlerdeki özürleri başlamış bulunan hanımlar ve lohusaları: Bunlar da oruçlarını bu halleri başlayınca bırakırlar; bitince başlarlar. Bu özürlerini başlatmamak için önceden ilaç almaya mecbur değiller.
    7- Seferde (yolcu) olanlar: Oruç günlerinde doksan kilometreden az olmayan yolculuğa çıkmış bulunanlar, tutarlarsa sevaplısını tercih etmiş olurlar, tutmazlarsa verilen ruhsattan istifade etmiş sayılırlar, vebale girmiş olmazlar.
    İlk günlerde unutarak oruç bozmanın hükmüne gelince: - Oruç, sabaha karşı imsak dakikasının girmesiyle başlar, akşam da iftar dakikasının girmesiyle biter. Bu giriş ve çıkış sınırları içinde oruçlu bulunan insan, yeme, içme gibi orucu bozucu hallerden kesinlikle uzak durur. Ancak unutarak orucunu bozacak olursa hatırladığı anda hemen ağzındakini dışarıya çıkarır, orucuna yine devam eder. Çünkü Rabbimiz unutarak oruç bozmadan sorumlu tutmuyor kullarını. Unutan insan nasıl olsa orucumu bozdum diyerek yemeye devam etmemeli, hemen ağzındakini çıkarıp oruca devam etmelidir. Çünkü hatırına geldiği halde yemeye devam eden adam, hem kaza hem de cezaya müstahak fiil işlemiş olur.


  5. 04.Nisan.2013, 04:41
    3
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Oruç yapılışı bakımından nasıl bir ibadettir?

    Oruç yapılış şekliyle
    bedeni bir ibadet şeklidir
    farziyeti Kur'an ve sünnetle
    bu ümmete sabitlenmiştir



  6. 04.Nisan.2013, 04:41
    3
    Silent and lonely rains
    Oruç yapılış şekliyle
    bedeni bir ibadet şeklidir
    farziyeti Kur'an ve sünnetle
    bu ümmete sabitlenmiştir



  7. 17.Haziran.2014, 06:24
    4
    Ramadan
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 24.Ağustos.2009
    Üye No: 51064
    Mesaj Sayısı: 1,163
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12
    Yaş: 32

    Cevap: Oruç yapılışı bakımından nasıl bir ibadettir?

    Oruç nasıl bir ibadet?

    Oruç, yılda sadece kameri bir ay olan ramazan ayında oruç tutulur.
    Bedeni bir ibadettir.
    Yemeyerek ve içmeyerek tutulur.
    Cinsel ilişki yasaktır.


  8. 17.Haziran.2014, 06:24
    4
    Devamlı Üye
    Oruç nasıl bir ibadet?

    Oruç, yılda sadece kameri bir ay olan ramazan ayında oruç tutulur.
    Bedeni bir ibadettir.
    Yemeyerek ve içmeyerek tutulur.
    Cinsel ilişki yasaktır.





+ Yorum Gönder