Konusunu Oylayın.: Açlık grevi (ölüm orucu) yapmak dinen caiz midir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Açlık grevi (ölüm orucu) yapmak dinen caiz midir?
  1. 11.Kasım.2012, 00:50
    1
    Misafir

    Açlık grevi (ölüm orucu) yapmak dinen caiz midir?






    Açlık grevi (ölüm orucu) yapmak dinen caiz midir? Mumsema Açlık grevi (ölüm orucu) yapmak dinen caiz midir? bir kişinin ölüm orucu tutması dinen caiz midir ?


  2. 11.Kasım.2012, 00:50
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 11.Kasım.2012, 01:31
    2
    Snowdrop
    Elhamdülillah

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 09.Eylül.2012
    Üye No: 97785
    Mesaj Sayısı: 593
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 6
    Bulunduğu yer: Azerbaycan

    Cevap: Açlık grevi (ölüm orucu) yapmak dinen caiz midir?




    internette problem oldugu icin soru ALLAHİN İZNİ ile yarın cevaplanacakdır.


  4. 11.Kasım.2012, 01:31
    2
    Elhamdülillah



    internette problem oldugu icin soru ALLAHİN İZNİ ile yarın cevaplanacakdır.


  5. 11.Kasım.2012, 01:47
    3
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Açlık grevi (ölüm orucu) yapmak dinen caiz midir?

    Önce böyle bir harekete niçin ve ne maksatla teşebbüs edildiğine bakmak lâzımdır. Böyle bir davranış bir çeşit protestodur. Bir devletten veya kuruluştan normal yollarla hakkını alamayan kimseler, ümitlerini kesince açlık grevine giderek haklarını talep etmektedirler.

    Evvelâ, böyle bir hak aramanın mantıkî ve meşru olmadığını belirtmek lâzımdır. Şayet meşru bir hak talep ediliyorsa, gayri meşru ve anormal bir yola başvurmak yersiz olur.

    Böyle bir hareketin gayri meşru olduğu, yâni dinimizin tasvip etmediği şu şekilde anlaşılır: Ölüm orucuna başlayan veya başka bir tâbirle açlık grevine giren bir insan, birşey yeyip içmemektedir. Aç ve susuz kalan bir insan ise gün geçtikçe takâtten düşüp zayıflayacak, neticede ölüme gidecektir. İnsanın kendi kendini ölüme terk etmesinin, canına kıymasının diğer bir adı da “intihar”dır.

    İntihar ise İslâmın kesinlikle haram saydığı bir harekettir. Çünkü bizi yoktan var eden, beden elbisesini giydiren, hayat gibi bir nimeti bahşeden Allah, bütün bunları biz insanlara bir emanet olarak ihsan etmiştir. İnsan bu emaneti korumakla, onu tehlikelerden uzak tutmakla mükelleftir.

    Bu emaneti kendi eliyle tehlikeye atan insan Allah katında mes’ul duruma düşer. “Kendinizi ellerinizle tehlikeye atmayın” (Bakara Sûresi, 195) buyuran Yüce Rabbimiz; insanın hem maddî, hem de mânevî hayatını her türlü tehlikeden korumasını emretmektedir.

    Bunun için, insanın ölmeyecek kadar birşeyler yeyip içmesi farzdır. Çünkü bedenimiz, ancak yeyip içmekle ayakta durabilir, hayatiyetini devam ettirebilir. Bu farzı yerine getiren insan büyük bir sevap kazanır. Bir hadis-i şerifte Peygamberimiz, “Şüphesiz, Allah helâl olan herşeyden dolayı mükâfat verir. Hattâ kulun ağzına götürdüğü lokmada bile sevap vardır” buyururlar. (Mecmau’l-Enhur, 2/524)

    Bu âyet ve hadisten şu hüküm çıkmaktadır:

    “Bir kimse yemeyi ve içmeyi terk etse ve bu sebepten de ölse Allah’a karşı isyan etmiş, âsi olmuş olur.” (Mecmau’l-Enhur, a.y.)

    “Yemeye, içmeye gücü kudreti olduğu halde ölünceye kadar aç kalan kimse günahkâr olur.” (el-Feteva’l-Hindiyye, 5/338)

    Bilindiği gibi, dinimiz domuz eti ve hayvan leşi yemeyi, içki içmeyi yasaklamıştır. Fakat insan muztar durumda kalır, yiyecek içecek birşey bulamazsa, ancak ölüm tehlikesini atlatacak kadar, haram sayılan bu maddelerden yeyip içebilir. Böyle bir durumda kalan, yani hayatî tehlike geçiren bir insan bu çeşit haram sayılan yiyecek ve içecekleri bulur da yemezse yine mes’ul duruma düşer. Muteber fıkıh kitaplarımızdan El-Feteva’l-Hindiyye’de bu hususta şöyle bir fetva bulunmaktadır:

    “Bir kimse şiddetli açlık hâline düşer, leş gibi haram sayılan bir yiyecek bulur da yemez veya hiçbir şey yemeyerek oruç tutarsa, günahkâr olur.” (el-Feteva’l-Hindiyye, a.y.)

    Yine kul hakkını yemenin haram olduğunu biliyoruz. Fakat açlıktan dolayı ölüm tehlikesine maruz kalan bir insan, başkasının elindeki bir yiyeceği içeceği alıp yiyebilir, içebilir. Aynı kaynakta şöyle denir:

    “Bir kimse şiddetli açlık veya susuzluk çekerken yanındaki arkadaşında bir yiyecek ve içecek olsa da vermese, onunla kavga yapar, zorla alır, tehlikeyi giderir.” (Mecmau’l-Enhur, 2/528)

    Aynı şekilde dilenmeyi dinimiz haram kılmıştır. Fakat açlık tehlikesi geçiren bir insan dilenmeye tâkati olduğu halde kimseden bir yiyecek istemeden ölürse yine günahkâr olur. Çünkü kendi eliyle canını tehlikeye atmış olmaktadır.

    İşte bu saydığımız sebeplerden dolayı, bir insan herhangi bir sebeple açlık gerevine girse, ölüm orucu tutsa, hayatını tehlikeye atmış olacağından mes’uldür. Bir nevi intihar sayılacağından, haram olan bir hareket işlemiş demektir.

    Son yıllarda ülkemizde de örneğini gördüğümüz bu hareket Avrupa’dan gelen bâtıl bir âdetten başka bir şey değildir.
    Selam ve dua ile...Sorularla İslamiyet


  6. 11.Kasım.2012, 01:47
    3
    Moderatör
    Önce böyle bir harekete niçin ve ne maksatla teşebbüs edildiğine bakmak lâzımdır. Böyle bir davranış bir çeşit protestodur. Bir devletten veya kuruluştan normal yollarla hakkını alamayan kimseler, ümitlerini kesince açlık grevine giderek haklarını talep etmektedirler.

    Evvelâ, böyle bir hak aramanın mantıkî ve meşru olmadığını belirtmek lâzımdır. Şayet meşru bir hak talep ediliyorsa, gayri meşru ve anormal bir yola başvurmak yersiz olur.

    Böyle bir hareketin gayri meşru olduğu, yâni dinimizin tasvip etmediği şu şekilde anlaşılır: Ölüm orucuna başlayan veya başka bir tâbirle açlık grevine giren bir insan, birşey yeyip içmemektedir. Aç ve susuz kalan bir insan ise gün geçtikçe takâtten düşüp zayıflayacak, neticede ölüme gidecektir. İnsanın kendi kendini ölüme terk etmesinin, canına kıymasının diğer bir adı da “intihar”dır.

    İntihar ise İslâmın kesinlikle haram saydığı bir harekettir. Çünkü bizi yoktan var eden, beden elbisesini giydiren, hayat gibi bir nimeti bahşeden Allah, bütün bunları biz insanlara bir emanet olarak ihsan etmiştir. İnsan bu emaneti korumakla, onu tehlikelerden uzak tutmakla mükelleftir.

    Bu emaneti kendi eliyle tehlikeye atan insan Allah katında mes’ul duruma düşer. “Kendinizi ellerinizle tehlikeye atmayın” (Bakara Sûresi, 195) buyuran Yüce Rabbimiz; insanın hem maddî, hem de mânevî hayatını her türlü tehlikeden korumasını emretmektedir.

    Bunun için, insanın ölmeyecek kadar birşeyler yeyip içmesi farzdır. Çünkü bedenimiz, ancak yeyip içmekle ayakta durabilir, hayatiyetini devam ettirebilir. Bu farzı yerine getiren insan büyük bir sevap kazanır. Bir hadis-i şerifte Peygamberimiz, “Şüphesiz, Allah helâl olan herşeyden dolayı mükâfat verir. Hattâ kulun ağzına götürdüğü lokmada bile sevap vardır” buyururlar. (Mecmau’l-Enhur, 2/524)

    Bu âyet ve hadisten şu hüküm çıkmaktadır:

    “Bir kimse yemeyi ve içmeyi terk etse ve bu sebepten de ölse Allah’a karşı isyan etmiş, âsi olmuş olur.” (Mecmau’l-Enhur, a.y.)

    “Yemeye, içmeye gücü kudreti olduğu halde ölünceye kadar aç kalan kimse günahkâr olur.” (el-Feteva’l-Hindiyye, 5/338)

    Bilindiği gibi, dinimiz domuz eti ve hayvan leşi yemeyi, içki içmeyi yasaklamıştır. Fakat insan muztar durumda kalır, yiyecek içecek birşey bulamazsa, ancak ölüm tehlikesini atlatacak kadar, haram sayılan bu maddelerden yeyip içebilir. Böyle bir durumda kalan, yani hayatî tehlike geçiren bir insan bu çeşit haram sayılan yiyecek ve içecekleri bulur da yemezse yine mes’ul duruma düşer. Muteber fıkıh kitaplarımızdan El-Feteva’l-Hindiyye’de bu hususta şöyle bir fetva bulunmaktadır:

    “Bir kimse şiddetli açlık hâline düşer, leş gibi haram sayılan bir yiyecek bulur da yemez veya hiçbir şey yemeyerek oruç tutarsa, günahkâr olur.” (el-Feteva’l-Hindiyye, a.y.)

    Yine kul hakkını yemenin haram olduğunu biliyoruz. Fakat açlıktan dolayı ölüm tehlikesine maruz kalan bir insan, başkasının elindeki bir yiyeceği içeceği alıp yiyebilir, içebilir. Aynı kaynakta şöyle denir:

    “Bir kimse şiddetli açlık veya susuzluk çekerken yanındaki arkadaşında bir yiyecek ve içecek olsa da vermese, onunla kavga yapar, zorla alır, tehlikeyi giderir.” (Mecmau’l-Enhur, 2/528)

    Aynı şekilde dilenmeyi dinimiz haram kılmıştır. Fakat açlık tehlikesi geçiren bir insan dilenmeye tâkati olduğu halde kimseden bir yiyecek istemeden ölürse yine günahkâr olur. Çünkü kendi eliyle canını tehlikeye atmış olmaktadır.

    İşte bu saydığımız sebeplerden dolayı, bir insan herhangi bir sebeple açlık gerevine girse, ölüm orucu tutsa, hayatını tehlikeye atmış olacağından mes’uldür. Bir nevi intihar sayılacağından, haram olan bir hareket işlemiş demektir.

    Son yıllarda ülkemizde de örneğini gördüğümüz bu hareket Avrupa’dan gelen bâtıl bir âdetten başka bir şey değildir.
    Selam ve dua ile...Sorularla İslamiyet


  7. 11.Kasım.2012, 14:19
    4
    Snowdrop
    Elhamdülillah

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 09.Eylül.2012
    Üye No: 97785
    Mesaj Sayısı: 593
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 6
    Bulunduğu yer: Azerbaycan

    Cevap: Açlık grevi (ölüm orucu) yapmak dinen caiz midir?

    Mum kardeş benim yazmak istediklerimi yazmış zaten benim cevaplamama bir gerek duymuyorum.Allah razı olsun.
    Bir şey eklemek isterdim:
    ]Bu bir "mücadele" biçimidir Mücadele kimin yolunda yapılırsa, ona göre hüküm alır Allah yolunda yapılan bir hak mücadelesinin hükmü bellidir Eğer ortada bir zulüm ve haksızlık varsa, o zulmü ortadan kaldırmak her müminin boynunun borcudur "fitne kalmayıncaya ve din yalnız Allah'ın oluncaya kadar savaşın" ayetinin açılımı "İnanca baskı kalmayıncaya ve zalimler Allah'ın koyduğu adil ilkeleri kabul edinceye kadar savaşın"dır Allah yolunda "mallarınızla ve canlarınızla cihad edin" ayetinin kapsamına her türlü mücadele girer Bu sorunun cevabında biz tüm başka ihtimalleri dışarıda tutarak sadece mücadelenin Allah yolunda olması seçeneğini tek seçenek olarak var sayıyoruz.tabi ki sonsuza kadar aç kalmamakla.olmemek için helal olan gıda kabul etmeliyiz.


  8. 11.Kasım.2012, 14:19
    4
    Elhamdülillah
    Mum kardeş benim yazmak istediklerimi yazmış zaten benim cevaplamama bir gerek duymuyorum.Allah razı olsun.
    Bir şey eklemek isterdim:
    ]Bu bir "mücadele" biçimidir Mücadele kimin yolunda yapılırsa, ona göre hüküm alır Allah yolunda yapılan bir hak mücadelesinin hükmü bellidir Eğer ortada bir zulüm ve haksızlık varsa, o zulmü ortadan kaldırmak her müminin boynunun borcudur "fitne kalmayıncaya ve din yalnız Allah'ın oluncaya kadar savaşın" ayetinin açılımı "İnanca baskı kalmayıncaya ve zalimler Allah'ın koyduğu adil ilkeleri kabul edinceye kadar savaşın"dır Allah yolunda "mallarınızla ve canlarınızla cihad edin" ayetinin kapsamına her türlü mücadele girer Bu sorunun cevabında biz tüm başka ihtimalleri dışarıda tutarak sadece mücadelenin Allah yolunda olması seçeneğini tek seçenek olarak var sayıyoruz.tabi ki sonsuza kadar aç kalmamakla.olmemek için helal olan gıda kabul etmeliyiz.





+ Yorum Gönder