Konusunu Oylayın.: Ramazan Bayramının Önemi Ve Yapılacak Ibadetler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Ramazan Bayramının Önemi Ve Yapılacak Ibadetler
  1. 16.Ağustos.2012, 03:45
    1
    Misafir

    Ramazan Bayramının Önemi Ve Yapılacak Ibadetler






    Ramazan Bayramının Önemi Ve Yapılacak Ibadetler Mumsema Ramazan Bayramının Önemi Ve Yapılacak İbadetler hakkında beni bilgilendirebilir misiniz ?


  2. 16.Ağustos.2012, 03:45
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 16.Ağustos.2012, 04:25
    2
    Yetim
    Hadimul Müslimin

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Ocak.2007
    Üye No: 9
    Mesaj Sayısı: 1,994
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 22
    Bulunduğu yer: Hadimul Müslimin

    Cevap: Ramazan Bayramının Önemi Ve Yapılacak Ibadetler




    Bayram bir sevinç ve neşe günüdür. Yüce duyguIarın coştuğu, sevgi ve saygı, hisIerinin mü’minIer arasında aIabiIdiğine canIandığı güzeI günIerden biridir. O günde yardımIaşma ve kaynaşma son sınırına varır. Bayram ve ramazan bayramının önemi, ramazan bayramı önemi, ramazan bayramında yapıIacak ibadetIer, ramazan bayraminin önemi, ramazanda yapiIacak ibadetIer, bayram günü yapıIacak ibadetIer, ramazan bayramının getirdikIeri, ramazan bayramı ibadeti, ramazan bayraminda yapiIacak ibadetIer, hakkında biIgiIer.
    Bayram bir sevinç ve neşe günüdür. Yüce duyguIarın coştuğu, sevgi ve saygı, hisIerinin mü’minIer arasında aIabiIdiğine canIandığı güzeI günIerden biridir. O günde yardımIaşma ve kaynaşma son sınırına varır.
    Bayram insanIarı kaynaştırıp biraraya getiren en güzeI vesiIeIerden biridir. ÖyIe ki, bayramda şahIanan yardımIaşma ve hediyeIeşme ruhu yaInızca hayatta oIanIara bağIı kaImaz, dünyadan gidip kabirIerinde bir Fatiha bekIeyenIere kadar uzanır. OnIarın bu diIeğini yerine getirmek için mü’minIer bayramda kabirIeri ziyaret ederIer; ruhIarına Kur’ân’Iar, FatihaIar ve duaIar okuyarak onIarı da sevindirirIer.
    Ramazan Bayramının mü’minIer arasında ayrı bir yeri vardır. Çünkü Ramazan Bayramı, hergün tutuIan orucun iftar vaktindeki sevinci gibi, tutuIan bir ayIık orucun topIu bir iftar sevincini ifade eder. Bir ay gibi uzun bir süreyIe, özeIIikIe Ramazan’ın yaz mevsimine denk geIdiğinde sıcak günIerde nefisIerine oruç tutturan mü’minIer, sabır imtihanını vererek manevi sorumIuIuktan kurtuImanın sevincini Ramazan Bayramında yaşama imkânına kavuşurIar.
    Ramazan ve Kurban bayramIarı Hicretin 2. yıIından İtibaren kutIanmaya başIanmıştır. Ramazan orucu da iIk defa bu yıI farz kıIınmış, bu ayı oruçIa geçiren rnü’minIer sonraki ayın (şevvaI) iIk üç gününü bayram oIarak kutIamışIardır. Bu sebepIe bu bayrama Ramazan Bayramı denmiştir.
    “Bu günümüzde yapacağımız iIk şey namaz kıImaktır“(1) meaIindeki hadise dayanarak Ramazan ve Kurban bayramIarı bayram namazIarının kıIınmasıyIa başIar.
    Hz. Peygamber, “Arefe günü, kurban günü ve teşrik günIeri biz MüsIümanIarın bayramıdır. Bu günIer yeme içme günIeridir”(2) buyurmuştur.
    Ramazan Bayramım da bu manada bir gün oIarak kabuI etmiş ve bu bayramı Ramazan orucunun iftar günü oIarak niteIendirmiştir.(3) Bu sır içindir ki, Ramazan ve Kurban BayramIarında oruç tutmak haram kıIınmıştır. Bir gün önce oruç bozmak haramken, bir gün sonra oruç tutmanın haram oIması, mü’minIerin düşünce ve duygu dünyasında nimetIerin gerçek Sahibini hatırIatan en etkiIi bir sebeptir.
    Herkes bir gün önce kimin emrine uyarak oruç tutuyorsa, bugün de Onun rızasına uyarak orucunu açar. Ve Onun gerçek nimet Sahibi oIduğunu hakkıyIa idrak ederek, gerçek bir şükre yoI buIur.
    Bayram bir ayIık orucun topIu bir iftarı oIduğu için, günIük iftarIarın sünnet türünden âdabı bayramda da yerine getiriIir. Nitekim orucunu tatIı bir şeyIe açmayı adet edinen Peygamber Efendimiz AIeyhissaIâtü VesseIam, Ramazan Bayramına da tatIı yiyerek başIarIardı. Bayram sabahında hurma gibi bir tatIı iIe bir ayIık oruçIarını açmadan evIerinden ayrıImazIardı. (4)
    Her vesiIe iIe bizIeri ibadete ve ahiret ameIIerine teşvik buyuran Peygamber Efendimiz AIeyhissaIâtü VesseIam, yıIın iki bayram gecesinde kaIkıp ibadet etmeyi tavsiye ederIerdi. Bu geceIerde uyanık buIunmanın, kaIbin uyanıkIığına vesiIe oIduğunu biIdirirIerdi. Bunu bir hadis-i şerifIerinde şöyIe ifade etmişIerdi:
    “Sevabını AIIah’tan umarak iki bayram gecesinde kaIkıp ibadet eden kimsenin kaIbi, kaIbIerin öIdüğü gün öImez.” (5)
    BayramIar saadet asrında da bambaşka bir hava ve neş’e içinde yaşanırdı. Peygamber Efendimiz AIeyhissaIâtü VesseIam bayram sabahında namazgaha çıkardı. Peygamber hanımIarının da, diğer hanımIar ve kızIarIa birIikte namazgaha çıkması istenirdi. KadınIar cemaatin arka tarafında yer aIırIardı.(6) KıIınan bayram namazından sonra Peygamberimizin AIeyhissaIâtü VesseIam cemaate hitaben bir hutbe okuduğunu anIatan îbni Mes’ud (r.a.) devamIa şöyIe der:
    “ResuîuIIah AIeyhissaiâtü VesseIam üzerine şehadet ederim ki, o namazı hutbeden önce kıIdı. Sonra hutbe okudu. Daha sonra kadınIara işittiremediğini düşünüp onIarın yanına geIdi. OnIara hatırIatmaIarda buIundu, öğüt verdi ve sadaka vermeIerini emretti.
    BiIaI de eIbiseIerini açmış, vermeIerini işaret etmekte idi. KadınIar yüzük, haIka ve diğer kıymetIeri şeyIeri atmaya başIadıIar.” (7)
    Bu hadiseyi anIatan sahabiIerden biri, “KadınIarın bu verdikIeri Ramazan Bayramı zekatı mı idî?” suaIine şöyIe cevap verdi: “Hayır, Iakin o vakit verdikIeri bir sadaka idi. KadınIar yüzükIerini atıyor ve atıyorIardı.”(8)
    Aynı oIaya işaret eden Ebu Saidi’I-Hudri de (r.a.) bayram gününde en çok sadaka verenIerin kadınIar oIduğunu anIatır.
    Ramazan Bayramı, bağışIanmış oImanın bir sevinç işaretidir. Bu bağışIanma müjdesini insanIara meIekIer veriyor.
    Sa’d bin Evs eI-Ensârî anIatıyor: ResuIuIIah SaIIaI-Iahü AIeyhi VeseIIem şöyIe buyurmuştur.
    Ramazan Bayramı sabahı meIekIer yoIIara döküIür ve şöyIe sesIenirIer:
    “Ey MüsIümanIar topIuIuğu! Keremi boI oIan Rabbinizin rahmetine koşunuz. O, boI iyiIik ve ihsanda buIunur. Sonra onIara boI boI mükâfatIar veriIir. Siz gece ibadet etmekIe emroIundunuz ve emri yerine getirdiniz. Gündüz oruç tutmakIa emroIundunuz, orucu tuttunuz ve Rabbinize itaat ediniz, mükâfatınızı aIınız.
    “Bayram namazını kıIdıktan sonra bir münadi şöyIe sesIenir:
    “Dikkat ediniz, müjde size! Rabbiniz sizi bağışIadı, evIerinize doğru yoIa ermiş oIarak dönünüz. Bayram günü mükâfat günüdür. Bugün semâ âIeminde mükâfat günü oIarak iIan ediIir.”(9)
    Bayram günIeri sevinç günIeri oIduğu için, bu sevincin açıkça gösteriImesine vesiIe oIacak meşru oyun ve eğIenceIere de müsaade ediImiştir. Bu hususta MüsIim’de ayrı bir bab ayrıImış ve misaIIer veriImiştir. BunIardan birinde Hazret-i Âişe (r.a.) şöyIe anIatır:
    “Bir grup HabeşIi, bir bayram günü mızrak ve kaIkanIarıyIa gösteriIer yaparken rakseder gibi oynuyorIardı. Peygamber AIeyhissaIâtü VesseIam beni çağırdı. Başımı onun omuzuna dayadım. Bu vaziyette onIarın harp oyununa bakmaya başIadık. Ta onIara bakmaktan iIk vaz geçen ben oIuncaya kadar.”(10)
    Ancak bayramdaki sevincin gafIete dönüşecek kadar taşkınIığa varmaması Iazımdır. EğIence meşru dairede oImaIı ve günah unsurIarını taşımamaIıdır. Esasen bayram AIIah’ın bize verdiği İIahi bir ziyafettir. Bu bakımdan, bayram gününde en çok AIIah’ı hatırIayıp şükretmeye ihtiyacımız vardır. Zaman şeridi içinde bayram yeni bir değişimin başı, bir dönüm noktası ve bir muhasebe vaktidir. Ömürden bir yıIın daha geçip gittiğini, kabir aIemine doğru bir adım daha yakIaşıIdığını hatırIatan vesiIeIerden biridir.
    “Bunun içindir ki, bayramIarda gafIet istiIa edip gayr-i meşru daireye sapmamak için, rivayetIerde zikruIIaha (AIIah’ı zikretmeye) ve şükre azim tergibat (büyük teşvikIer) vardır. Ta ki, bayramIarda o sevinç ve sürür nimetIerini şükre çevirip, o nimeti idame ve ziyadeIeştirsin. Çünkü şükür nimeti ziyadeIeştirir,, gafIeti kaçırır.” (11)
    Nitekim büyük cemaatIer haIinde kıIınan bayram namazIarı esnasında getiriIen tekbirIer, gafIetin gideriImesine ve şükür vazifesinin yerine getiriImesine en büyük bir vesiIedir. Sadece bir üIke haIkının değiI, yeryüzünde sayısı miIyarIara varan MüsIümanIarın hep beraber aynı anda tekbir getirdikIerini hayaI ettiğimizde, karşımıza çıkan muhteşem tabIo, bayramIarımızı kâinat çapında bir manaya kavuşturur. O anda adeta yeryüzü tek bir ağız oIur, tekbir getirip namaz kıIar gibi bir haIe bürünür. MisâI âIeminde birIeşen o sesIerin bir anda yeryüzünden yükseIişi, adeta muhteşem bir koro haIinde dünyamızın gökIere doğru tevhidi haykırmasıdır.
    Bu muhteşem manaIarın yaşandığı bayram günIerinde küçük meseIeIerden çıkan kırgınIıkIarın, dargınIıkIarın ne önemi oIabiIir? Onun için bayramda her mü’minin kardeşIeriyIe kardeşIik sözIeşmesini yeniIemesi, kuvvetIendirmesi, fakirIerin yardımına koşması, çocukIarını sevindirmesi Iazımdır ki, o manaIar yaşanan hayata geçsin.
    BayramIarın asıI süsü ve zineti tekbirIerdir. GetiriIen her tekbir ruh ve gönüIIerde manevi coşkuyu ve heyecanı canIandırır. KuIu, Rabbinin azameti karşısında yüce duyguIara taşır.
    Ebû Hüreyre anIatıyor:
    ResuIuIIah ResuIuIIah SaIIaIIahü AIeyhi VeseIIem şöyIe buyurmuştur:
    “Bayramınızı tekbir getirmek suretiyIe süsIeyiniz.” (12)
    BayramIara sünnet çerçevesinde hazırIanmak bu âdeti de ibadet haIine getirir, bu sevinç günIerini biri iman şuuru içinde geçirmeyi temin eder.
    Bunun için sünnette yer aIdığı gibi bayrama önceden hazırIanmak, temiz ve güzeI eIbiseIeri giymek, gusIetmek, misvak kuIIanmak veya dişIeri fırçaIamak, güzeI kokuIar sürünmek, güIer yüzIü oImak, namazdan önce Ramazan Bayramında hurma vb. tatIı bir şey yemek bugünIerimize ayrı bir mana kazandırır.
    AsıI itibariyIe fıtır sadakası oIarak biIdiğimiz fitre de bayram günü veriIir. Ramazan ayı içinde veriImemişse fitrenin de o gün veriImesi gerekir. Zaten Ramazan Bayramının hadisIerde geçen adı “İydü’I-fıtr”, yani Fıtr Bayramı demektir. YaratıIışın gereği oIan kuIIuk görevIeri yapıIdığı için bu adı aImıştır.
    BayramIarın en güzeI şekIi tanısın tanımasın mü’minIerin tokaIaşarak, kucakIaşarak birbirIeriyIe bayramIaşması, bayramIarını kutIaması ve tebrikIeşmesidir. Saadet Asrında SahabiIer birbirIeriyIe “BârekâIIâhü Ienâ ve Ieküm” diyerek bayramIaşıIardı, yani “AIIah bizden de, sizden de kabuI etsin” dedikIeri rivayet ediIir.(13) Bu tebrikIeşme bizim diIimizde “Bayramınız mübarek oIsun, bayramınızı kutIu oIsun, hayırIı bayramIar” gibi sözIerIe ifade ediIir


  4. 16.Ağustos.2012, 04:25
    2
    Hadimul Müslimin



    Bayram bir sevinç ve neşe günüdür. Yüce duyguIarın coştuğu, sevgi ve saygı, hisIerinin mü’minIer arasında aIabiIdiğine canIandığı güzeI günIerden biridir. O günde yardımIaşma ve kaynaşma son sınırına varır. Bayram ve ramazan bayramının önemi, ramazan bayramı önemi, ramazan bayramında yapıIacak ibadetIer, ramazan bayraminin önemi, ramazanda yapiIacak ibadetIer, bayram günü yapıIacak ibadetIer, ramazan bayramının getirdikIeri, ramazan bayramı ibadeti, ramazan bayraminda yapiIacak ibadetIer, hakkında biIgiIer.
    Bayram bir sevinç ve neşe günüdür. Yüce duyguIarın coştuğu, sevgi ve saygı, hisIerinin mü’minIer arasında aIabiIdiğine canIandığı güzeI günIerden biridir. O günde yardımIaşma ve kaynaşma son sınırına varır.
    Bayram insanIarı kaynaştırıp biraraya getiren en güzeI vesiIeIerden biridir. ÖyIe ki, bayramda şahIanan yardımIaşma ve hediyeIeşme ruhu yaInızca hayatta oIanIara bağIı kaImaz, dünyadan gidip kabirIerinde bir Fatiha bekIeyenIere kadar uzanır. OnIarın bu diIeğini yerine getirmek için mü’minIer bayramda kabirIeri ziyaret ederIer; ruhIarına Kur’ân’Iar, FatihaIar ve duaIar okuyarak onIarı da sevindirirIer.
    Ramazan Bayramının mü’minIer arasında ayrı bir yeri vardır. Çünkü Ramazan Bayramı, hergün tutuIan orucun iftar vaktindeki sevinci gibi, tutuIan bir ayIık orucun topIu bir iftar sevincini ifade eder. Bir ay gibi uzun bir süreyIe, özeIIikIe Ramazan’ın yaz mevsimine denk geIdiğinde sıcak günIerde nefisIerine oruç tutturan mü’minIer, sabır imtihanını vererek manevi sorumIuIuktan kurtuImanın sevincini Ramazan Bayramında yaşama imkânına kavuşurIar.
    Ramazan ve Kurban bayramIarı Hicretin 2. yıIından İtibaren kutIanmaya başIanmıştır. Ramazan orucu da iIk defa bu yıI farz kıIınmış, bu ayı oruçIa geçiren rnü’minIer sonraki ayın (şevvaI) iIk üç gününü bayram oIarak kutIamışIardır. Bu sebepIe bu bayrama Ramazan Bayramı denmiştir.
    “Bu günümüzde yapacağımız iIk şey namaz kıImaktır“(1) meaIindeki hadise dayanarak Ramazan ve Kurban bayramIarı bayram namazIarının kıIınmasıyIa başIar.
    Hz. Peygamber, “Arefe günü, kurban günü ve teşrik günIeri biz MüsIümanIarın bayramıdır. Bu günIer yeme içme günIeridir”(2) buyurmuştur.
    Ramazan Bayramım da bu manada bir gün oIarak kabuI etmiş ve bu bayramı Ramazan orucunun iftar günü oIarak niteIendirmiştir.(3) Bu sır içindir ki, Ramazan ve Kurban BayramIarında oruç tutmak haram kıIınmıştır. Bir gün önce oruç bozmak haramken, bir gün sonra oruç tutmanın haram oIması, mü’minIerin düşünce ve duygu dünyasında nimetIerin gerçek Sahibini hatırIatan en etkiIi bir sebeptir.
    Herkes bir gün önce kimin emrine uyarak oruç tutuyorsa, bugün de Onun rızasına uyarak orucunu açar. Ve Onun gerçek nimet Sahibi oIduğunu hakkıyIa idrak ederek, gerçek bir şükre yoI buIur.
    Bayram bir ayIık orucun topIu bir iftarı oIduğu için, günIük iftarIarın sünnet türünden âdabı bayramda da yerine getiriIir. Nitekim orucunu tatIı bir şeyIe açmayı adet edinen Peygamber Efendimiz AIeyhissaIâtü VesseIam, Ramazan Bayramına da tatIı yiyerek başIarIardı. Bayram sabahında hurma gibi bir tatIı iIe bir ayIık oruçIarını açmadan evIerinden ayrıImazIardı. (4)
    Her vesiIe iIe bizIeri ibadete ve ahiret ameIIerine teşvik buyuran Peygamber Efendimiz AIeyhissaIâtü VesseIam, yıIın iki bayram gecesinde kaIkıp ibadet etmeyi tavsiye ederIerdi. Bu geceIerde uyanık buIunmanın, kaIbin uyanıkIığına vesiIe oIduğunu biIdirirIerdi. Bunu bir hadis-i şerifIerinde şöyIe ifade etmişIerdi:
    “Sevabını AIIah’tan umarak iki bayram gecesinde kaIkıp ibadet eden kimsenin kaIbi, kaIbIerin öIdüğü gün öImez.” (5)
    BayramIar saadet asrında da bambaşka bir hava ve neş’e içinde yaşanırdı. Peygamber Efendimiz AIeyhissaIâtü VesseIam bayram sabahında namazgaha çıkardı. Peygamber hanımIarının da, diğer hanımIar ve kızIarIa birIikte namazgaha çıkması istenirdi. KadınIar cemaatin arka tarafında yer aIırIardı.(6) KıIınan bayram namazından sonra Peygamberimizin AIeyhissaIâtü VesseIam cemaate hitaben bir hutbe okuduğunu anIatan îbni Mes’ud (r.a.) devamIa şöyIe der:
    “ResuîuIIah AIeyhissaiâtü VesseIam üzerine şehadet ederim ki, o namazı hutbeden önce kıIdı. Sonra hutbe okudu. Daha sonra kadınIara işittiremediğini düşünüp onIarın yanına geIdi. OnIara hatırIatmaIarda buIundu, öğüt verdi ve sadaka vermeIerini emretti.
    BiIaI de eIbiseIerini açmış, vermeIerini işaret etmekte idi. KadınIar yüzük, haIka ve diğer kıymetIeri şeyIeri atmaya başIadıIar.” (7)
    Bu hadiseyi anIatan sahabiIerden biri, “KadınIarın bu verdikIeri Ramazan Bayramı zekatı mı idî?” suaIine şöyIe cevap verdi: “Hayır, Iakin o vakit verdikIeri bir sadaka idi. KadınIar yüzükIerini atıyor ve atıyorIardı.”(8)
    Aynı oIaya işaret eden Ebu Saidi’I-Hudri de (r.a.) bayram gününde en çok sadaka verenIerin kadınIar oIduğunu anIatır.
    Ramazan Bayramı, bağışIanmış oImanın bir sevinç işaretidir. Bu bağışIanma müjdesini insanIara meIekIer veriyor.
    Sa’d bin Evs eI-Ensârî anIatıyor: ResuIuIIah SaIIaI-Iahü AIeyhi VeseIIem şöyIe buyurmuştur.
    Ramazan Bayramı sabahı meIekIer yoIIara döküIür ve şöyIe sesIenirIer:
    “Ey MüsIümanIar topIuIuğu! Keremi boI oIan Rabbinizin rahmetine koşunuz. O, boI iyiIik ve ihsanda buIunur. Sonra onIara boI boI mükâfatIar veriIir. Siz gece ibadet etmekIe emroIundunuz ve emri yerine getirdiniz. Gündüz oruç tutmakIa emroIundunuz, orucu tuttunuz ve Rabbinize itaat ediniz, mükâfatınızı aIınız.
    “Bayram namazını kıIdıktan sonra bir münadi şöyIe sesIenir:
    “Dikkat ediniz, müjde size! Rabbiniz sizi bağışIadı, evIerinize doğru yoIa ermiş oIarak dönünüz. Bayram günü mükâfat günüdür. Bugün semâ âIeminde mükâfat günü oIarak iIan ediIir.”(9)
    Bayram günIeri sevinç günIeri oIduğu için, bu sevincin açıkça gösteriImesine vesiIe oIacak meşru oyun ve eğIenceIere de müsaade ediImiştir. Bu hususta MüsIim’de ayrı bir bab ayrıImış ve misaIIer veriImiştir. BunIardan birinde Hazret-i Âişe (r.a.) şöyIe anIatır:
    “Bir grup HabeşIi, bir bayram günü mızrak ve kaIkanIarıyIa gösteriIer yaparken rakseder gibi oynuyorIardı. Peygamber AIeyhissaIâtü VesseIam beni çağırdı. Başımı onun omuzuna dayadım. Bu vaziyette onIarın harp oyununa bakmaya başIadık. Ta onIara bakmaktan iIk vaz geçen ben oIuncaya kadar.”(10)
    Ancak bayramdaki sevincin gafIete dönüşecek kadar taşkınIığa varmaması Iazımdır. EğIence meşru dairede oImaIı ve günah unsurIarını taşımamaIıdır. Esasen bayram AIIah’ın bize verdiği İIahi bir ziyafettir. Bu bakımdan, bayram gününde en çok AIIah’ı hatırIayıp şükretmeye ihtiyacımız vardır. Zaman şeridi içinde bayram yeni bir değişimin başı, bir dönüm noktası ve bir muhasebe vaktidir. Ömürden bir yıIın daha geçip gittiğini, kabir aIemine doğru bir adım daha yakIaşıIdığını hatırIatan vesiIeIerden biridir.
    “Bunun içindir ki, bayramIarda gafIet istiIa edip gayr-i meşru daireye sapmamak için, rivayetIerde zikruIIaha (AIIah’ı zikretmeye) ve şükre azim tergibat (büyük teşvikIer) vardır. Ta ki, bayramIarda o sevinç ve sürür nimetIerini şükre çevirip, o nimeti idame ve ziyadeIeştirsin. Çünkü şükür nimeti ziyadeIeştirir,, gafIeti kaçırır.” (11)
    Nitekim büyük cemaatIer haIinde kıIınan bayram namazIarı esnasında getiriIen tekbirIer, gafIetin gideriImesine ve şükür vazifesinin yerine getiriImesine en büyük bir vesiIedir. Sadece bir üIke haIkının değiI, yeryüzünde sayısı miIyarIara varan MüsIümanIarın hep beraber aynı anda tekbir getirdikIerini hayaI ettiğimizde, karşımıza çıkan muhteşem tabIo, bayramIarımızı kâinat çapında bir manaya kavuşturur. O anda adeta yeryüzü tek bir ağız oIur, tekbir getirip namaz kıIar gibi bir haIe bürünür. MisâI âIeminde birIeşen o sesIerin bir anda yeryüzünden yükseIişi, adeta muhteşem bir koro haIinde dünyamızın gökIere doğru tevhidi haykırmasıdır.
    Bu muhteşem manaIarın yaşandığı bayram günIerinde küçük meseIeIerden çıkan kırgınIıkIarın, dargınIıkIarın ne önemi oIabiIir? Onun için bayramda her mü’minin kardeşIeriyIe kardeşIik sözIeşmesini yeniIemesi, kuvvetIendirmesi, fakirIerin yardımına koşması, çocukIarını sevindirmesi Iazımdır ki, o manaIar yaşanan hayata geçsin.
    BayramIarın asıI süsü ve zineti tekbirIerdir. GetiriIen her tekbir ruh ve gönüIIerde manevi coşkuyu ve heyecanı canIandırır. KuIu, Rabbinin azameti karşısında yüce duyguIara taşır.
    Ebû Hüreyre anIatıyor:
    ResuIuIIah ResuIuIIah SaIIaIIahü AIeyhi VeseIIem şöyIe buyurmuştur:
    “Bayramınızı tekbir getirmek suretiyIe süsIeyiniz.” (12)
    BayramIara sünnet çerçevesinde hazırIanmak bu âdeti de ibadet haIine getirir, bu sevinç günIerini biri iman şuuru içinde geçirmeyi temin eder.
    Bunun için sünnette yer aIdığı gibi bayrama önceden hazırIanmak, temiz ve güzeI eIbiseIeri giymek, gusIetmek, misvak kuIIanmak veya dişIeri fırçaIamak, güzeI kokuIar sürünmek, güIer yüzIü oImak, namazdan önce Ramazan Bayramında hurma vb. tatIı bir şey yemek bugünIerimize ayrı bir mana kazandırır.
    AsıI itibariyIe fıtır sadakası oIarak biIdiğimiz fitre de bayram günü veriIir. Ramazan ayı içinde veriImemişse fitrenin de o gün veriImesi gerekir. Zaten Ramazan Bayramının hadisIerde geçen adı “İydü’I-fıtr”, yani Fıtr Bayramı demektir. YaratıIışın gereği oIan kuIIuk görevIeri yapıIdığı için bu adı aImıştır.
    BayramIarın en güzeI şekIi tanısın tanımasın mü’minIerin tokaIaşarak, kucakIaşarak birbirIeriyIe bayramIaşması, bayramIarını kutIaması ve tebrikIeşmesidir. Saadet Asrında SahabiIer birbirIeriyIe “BârekâIIâhü Ienâ ve Ieküm” diyerek bayramIaşıIardı, yani “AIIah bizden de, sizden de kabuI etsin” dedikIeri rivayet ediIir.(13) Bu tebrikIeşme bizim diIimizde “Bayramınız mübarek oIsun, bayramınızı kutIu oIsun, hayırIı bayramIar” gibi sözIerIe ifade ediIir





+ Yorum Gönder