Konusunu Oylayın.: Oruç tutmayanın hali ve fâsık-ı mütecahir

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Oruç tutmayanın hali ve fâsık-ı mütecahir
  1. 25.Temmuz.2012, 02:18
    1
    Misafir

    Oruç tutmayanın hali ve fâsık-ı mütecahir






    Oruç tutmayanın hali ve fâsık-ı mütecahir Mumsema Oruç tutmayanın hali ve fâsık-ı mütecahir konu hakkında eğitici bir yazı örneği yazar mısınız ?


  2. 25.Temmuz.2012, 03:42
    2
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Oruç tutmayanın hali ve fâsık-ı mütecahir




    Oruç Tutmayanın Hâli ve Fâsık-ı Mütecahir


    Bir zamanlar Fatih Camiinde Beşiktaşlı Cemal Ho*ca vardı. Tebessüm ettirici vaazlar yapar, hem düşün*dürür, hem güldürürdü. Tebessüm ettirdiği fıkraları da hep hanımı üzerine inşa ederdi.



    Bir gün yine Fatih Camiinde, bir Ramazan gününde vaaz ediyor. Dışarıda oruç tutmayanları, başı açıkları, namaz kılmayanları görüyor, onlara bir şeyler demesi lâzım, ama direkt olarak bir şey de söylemek istemi*yor.



    Konuya şöyle giriyor. Şu Hacı Cemal var ya, bu saf hanımla nasıl yaşayacak, nasıl idare edecek, bilemiyo*rum. Diyeceksiniz ki:



    "Senin hanım çok mu saf?"



    Aman sormayın, o kadar saf, o kadar saf ki, isterse*niz bir saflık örneği vereyim de bakın anlayın. Hacı Cemal'in de bu saf hanımla nasıl yaşayacağını siz dü*şünün.



    Efendim, öğle namazından önce abdestimi aldım, cübbemi giydim, kapıya da çıktım, buraya vaaza gel*mek üzere ayakkabılarımı giyerken bizim hanım da mutfakta iftarlık yemek hazırlıyordu. Birden feryadı bastı.



    "Eyvah, bu da mı gelecekti başıma?"



    Hemen ayakkabılarımı çıkardım, mutfağa doğru koştum, baktım, mutfakta bir şey yok. Dedim ki:

    "Hanım, yangın alarmı verir gibi ne bağırıyorsun öyle? Ne var?" Dedi ki:

    "Görmüyor musun kediyi?"

    "Görüyorum, kediye ne olmuş?"

    "Daha ne olacak? İftarlık pideleri yiyor" demez mi? Tepem attı.

    "Hanım sen de ne kadar cimrisin. İnsan bir pide için bu kadar çığlık atar mı? İşte camiye gidiyorum. Ne kadar pide istersen alır getiririm, hem de tazesin*den" deyince, hanım bu sefer saf saf bana baktı, dedi ki:

    "İlahi hoca, asıl saf olan sensin! Ben pideye mi acı*yorum? Görmüyor musun, şu mübarek Ramazan gü*nünde hayvan oruç tutmuyor, oruç? Şapur şupur pi*de yiyor. Ben hayvanın oruç yediğine kızıyorum, ona üzülüyorum."

    Tepem iyice attı. Ben de dedim ki:

    "İlahi hatun, sen bilmiyor musun ki, hayvanlar oruç tutmaz, sen bilmiyor musun ki hayvanlar namaz kılmaz, sen bilmiyor musun ki, hayvanlar açık yerle*rini örtme ihtiyacı duymazlar."

    Cemal Hoca cemaate döner: "Nasıl bizim bu saf hatuna iyi söylemiş miyim?"

    Cemaatte gülüşmeler, mesaj alınmıştır.



    Ramazan-ı şerifte bazen yolda sigarasını tüttüre tüttüre giden adamı görüyoruz veya lokantanın görünür tarafında oturmuş fütursuzca gündüz yemek yi*yen adamı görüyoruz.



    Ramazan-ı şerifte hiçbir özrü olmadan, alenen oruç yiyen adamın dinimizeki adı fasık-ı mütecahirdir. Fâsık-ı mütecahır, aleni günah*kâr, resmen günahkar demektir. Madem ki, sen oruç yiyeceksin, tutmayacaksın, nefsine mağlup olmuşsun, öyleyse orucu tutmak nasıl gizliyse, sokaktaki adamın oruçlu olup olmadığını nasıl bilemiyorsak, senin ye*diğin de hiç olmazsa gizli olmalı. Allah ile kendi aran*da kalmalı ve dışarıya oruç yediğini propaganda et*memelisin Eğer gizli kalırsa ne olur? Cenab-ı Hak se*nin hakkında hüküm verir. Toplum senin o günahını bilmez, bilmediği için de topluma söyleyecek söz kal*maz. Kimseye de zararın olmaz, zararın nefsine, şah*sına, ahiretine olur.



    Ama bunu bir de ilan edersen, herkese göstererek oruç yersen bunun adı aleni günahkarlık, yani fasık-ı mütecahirliktir. Böyle açıkça günah işleyen, fâsık-ı mütecahirin şer’î mahkemede şahitliği kabul edilmez. Bu insanın toplum içinde damgalı insan, itimad edil*meyen insan haline gelmesi, mahkemede hakimin onun şahitliğini kabul etmemesi, senin sözüne itimad edilmez diyerek mahkemeden çıkarması fevkalâde dehşetli bir olaydır.



    Fâsık-ı mütecahirin durumu sadece bu kadar değil*dir. Onun bir de Rabbimizin huzurundaki durumu vardır. Bu hususu Efendimiz (a.s.m.) şöyle haber ver*miştir: "Ümmetimin her türlü günahkarları affoluna*bilir, ama günahı alenen, açıkça işleyenler o aftan muhrumdurlar." Orucu alenen yiyen, onun propa*gandasını yapan, sadece mahkemede şahitliğinin ka*bul edilmemesiyle kalmıyor, Rabbimizin ilan ettiği umumi aflardan da mahrum kalıyor.



    Aleni günah işleyen insanda utanma duygusu da yok olur. Utanma duygusu yok olan insanda başka kaybolacak şey yok demektir. Peygamberlerin ittifak ettiği sözlerden birisi de, "Utanmayı terkettikten son*ra ne istersen yap" sözüdür. En büyük kayıp utanma duygusunu kaybetmektir. Ramazanda alenen sigara içmek, yemek yemek utanma duygusunun kayboldu*ğunun işaretidir.

    Onun içindir ki, utanma duygusunu kaybederek alenen günah işleyenin mahkemede şa*hitliğinin kabul edilmemesi, ilahi aftan mahrum kal*ması da yetmiyor; sosyal bir durumu daha vardır o insanın. Bu insan bir gün gidip falanın kızını istese, o adam da buna kızını vermese haklıdır. Açıkça günah işleyen fasığa kız da verilmez. Bu, fıkıhta bir kaide ol*duğu gibi Osmanlıda da böyleydi.



  3. 25.Temmuz.2012, 03:42
    2
    Özel Üye



    Oruç Tutmayanın Hâli ve Fâsık-ı Mütecahir


    Bir zamanlar Fatih Camiinde Beşiktaşlı Cemal Ho*ca vardı. Tebessüm ettirici vaazlar yapar, hem düşün*dürür, hem güldürürdü. Tebessüm ettirdiği fıkraları da hep hanımı üzerine inşa ederdi.



    Bir gün yine Fatih Camiinde, bir Ramazan gününde vaaz ediyor. Dışarıda oruç tutmayanları, başı açıkları, namaz kılmayanları görüyor, onlara bir şeyler demesi lâzım, ama direkt olarak bir şey de söylemek istemi*yor.



    Konuya şöyle giriyor. Şu Hacı Cemal var ya, bu saf hanımla nasıl yaşayacak, nasıl idare edecek, bilemiyo*rum. Diyeceksiniz ki:



    "Senin hanım çok mu saf?"



    Aman sormayın, o kadar saf, o kadar saf ki, isterse*niz bir saflık örneği vereyim de bakın anlayın. Hacı Cemal'in de bu saf hanımla nasıl yaşayacağını siz dü*şünün.



    Efendim, öğle namazından önce abdestimi aldım, cübbemi giydim, kapıya da çıktım, buraya vaaza gel*mek üzere ayakkabılarımı giyerken bizim hanım da mutfakta iftarlık yemek hazırlıyordu. Birden feryadı bastı.



    "Eyvah, bu da mı gelecekti başıma?"



    Hemen ayakkabılarımı çıkardım, mutfağa doğru koştum, baktım, mutfakta bir şey yok. Dedim ki:

    "Hanım, yangın alarmı verir gibi ne bağırıyorsun öyle? Ne var?" Dedi ki:

    "Görmüyor musun kediyi?"

    "Görüyorum, kediye ne olmuş?"

    "Daha ne olacak? İftarlık pideleri yiyor" demez mi? Tepem attı.

    "Hanım sen de ne kadar cimrisin. İnsan bir pide için bu kadar çığlık atar mı? İşte camiye gidiyorum. Ne kadar pide istersen alır getiririm, hem de tazesin*den" deyince, hanım bu sefer saf saf bana baktı, dedi ki:

    "İlahi hoca, asıl saf olan sensin! Ben pideye mi acı*yorum? Görmüyor musun, şu mübarek Ramazan gü*nünde hayvan oruç tutmuyor, oruç? Şapur şupur pi*de yiyor. Ben hayvanın oruç yediğine kızıyorum, ona üzülüyorum."

    Tepem iyice attı. Ben de dedim ki:

    "İlahi hatun, sen bilmiyor musun ki, hayvanlar oruç tutmaz, sen bilmiyor musun ki hayvanlar namaz kılmaz, sen bilmiyor musun ki, hayvanlar açık yerle*rini örtme ihtiyacı duymazlar."

    Cemal Hoca cemaate döner: "Nasıl bizim bu saf hatuna iyi söylemiş miyim?"

    Cemaatte gülüşmeler, mesaj alınmıştır.



    Ramazan-ı şerifte bazen yolda sigarasını tüttüre tüttüre giden adamı görüyoruz veya lokantanın görünür tarafında oturmuş fütursuzca gündüz yemek yi*yen adamı görüyoruz.



    Ramazan-ı şerifte hiçbir özrü olmadan, alenen oruç yiyen adamın dinimizeki adı fasık-ı mütecahirdir. Fâsık-ı mütecahır, aleni günah*kâr, resmen günahkar demektir. Madem ki, sen oruç yiyeceksin, tutmayacaksın, nefsine mağlup olmuşsun, öyleyse orucu tutmak nasıl gizliyse, sokaktaki adamın oruçlu olup olmadığını nasıl bilemiyorsak, senin ye*diğin de hiç olmazsa gizli olmalı. Allah ile kendi aran*da kalmalı ve dışarıya oruç yediğini propaganda et*memelisin Eğer gizli kalırsa ne olur? Cenab-ı Hak se*nin hakkında hüküm verir. Toplum senin o günahını bilmez, bilmediği için de topluma söyleyecek söz kal*maz. Kimseye de zararın olmaz, zararın nefsine, şah*sına, ahiretine olur.



    Ama bunu bir de ilan edersen, herkese göstererek oruç yersen bunun adı aleni günahkarlık, yani fasık-ı mütecahirliktir. Böyle açıkça günah işleyen, fâsık-ı mütecahirin şer’î mahkemede şahitliği kabul edilmez. Bu insanın toplum içinde damgalı insan, itimad edil*meyen insan haline gelmesi, mahkemede hakimin onun şahitliğini kabul etmemesi, senin sözüne itimad edilmez diyerek mahkemeden çıkarması fevkalâde dehşetli bir olaydır.



    Fâsık-ı mütecahirin durumu sadece bu kadar değil*dir. Onun bir de Rabbimizin huzurundaki durumu vardır. Bu hususu Efendimiz (a.s.m.) şöyle haber ver*miştir: "Ümmetimin her türlü günahkarları affoluna*bilir, ama günahı alenen, açıkça işleyenler o aftan muhrumdurlar." Orucu alenen yiyen, onun propa*gandasını yapan, sadece mahkemede şahitliğinin ka*bul edilmemesiyle kalmıyor, Rabbimizin ilan ettiği umumi aflardan da mahrum kalıyor.



    Aleni günah işleyen insanda utanma duygusu da yok olur. Utanma duygusu yok olan insanda başka kaybolacak şey yok demektir. Peygamberlerin ittifak ettiği sözlerden birisi de, "Utanmayı terkettikten son*ra ne istersen yap" sözüdür. En büyük kayıp utanma duygusunu kaybetmektir. Ramazanda alenen sigara içmek, yemek yemek utanma duygusunun kayboldu*ğunun işaretidir.

    Onun içindir ki, utanma duygusunu kaybederek alenen günah işleyenin mahkemede şa*hitliğinin kabul edilmemesi, ilahi aftan mahrum kal*ması da yetmiyor; sosyal bir durumu daha vardır o insanın. Bu insan bir gün gidip falanın kızını istese, o adam da buna kızını vermese haklıdır. Açıkça günah işleyen fasığa kız da verilmez. Bu, fıkıhta bir kaide ol*duğu gibi Osmanlıda da böyleydi.






+ Yorum Gönder