Konusunu Oylayın.: Kuran-ı kerim Ramazanda hatmetmenin sevabı nedir?

5 üzerinden 4.64 | Toplam : 11 kişi
Kuran-ı kerim Ramazanda hatmetmenin sevabı nedir?
  1. 16.Temmuz.2012, 13:26
    1
    Misafir

    Kuran-ı kerim Ramazanda hatmetmenin sevabı nedir?






    Kuran-ı kerim Ramazanda hatmetmenin sevabı nedir? Mumsema Kuran-ı kerim Ramazanda hatmetmenin sevabı nedir? Ramazan ayında hatim indirmenin sevabını yazar mısınız ?


  2. 16.Temmuz.2012, 13:26
    1
    tarkan furkan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    tarkan furkan
    Misafir
  3. 18.Temmuz.2012, 11:43
    2
    imamhatipli42
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 7
    Mesaj Sayısı: 3,569
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51

    Cevap: Kuran-ı kerim Ramazanda hatmetmenin sevabı nedir?




    Kur’an, Ramazan ayında indirilmiştir. Bu itibarla Ramazan, Kur’an ayıdır. Allah Teala şöyle buyurur:

    “Ramazan öyle bir aydır ki, insanlara yol gösteren, doğrunun belgelerini içeren ve doğruyu yanlıştan ayıran Kur'ân o ayda indirilmiştir...” (Bakara, 2/185)

    Bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesi bu aydadır. Allah Teala şöyle buyurmuştur:

    “Muhakkak ki Biz onu Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu bilir misin sen? Kadir gecesi, bin aydan daha hayırlıdır…” (Kadr, 97/1–3)

    Kur’an’ın indiği gece olduğu için bin aydan hayırlı olduğu ilan edilen Kadir Gecesi, Kur’an’ın Allah katında ne kadar önemli olduğunu gösterir. Kur’an’ı okuyup anlamı üzerinde düşünürsek onun önemini asıl o zaman anlamış ve Kur’an’dan yararlanmaya başlamış oluruz. Bunun için Ramazan ayı tam bir fırsattır. Allah Teala şöyle buyurmuştur:

    “Onlar Kur'an'ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalplerinin üzerinde kilitleri mi var?” (Muhammed, 47/24)

    “Biz o Kur'an'ı senin dilinde indirerek kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar.” (Duhan, 44/58)

    "Andolsun ki biz bu Kur'an'ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Yok mu düşünen?" (Kamer, 54/17)

    Allah Teala, Kur’an’ın nasıl okunması gerektiğini ise şöyle açıklamıştır:

    “Ey örtünüp bürünen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce kalk ve ağır ağır Kur’an oku.

    Biz, sana, taşıması ağır bir söz (bir görev) yükleyeceğiz.

    Gece kalkmak daha dokunaklı ve o okumak daha etkilidir.

    Gündüzün, seni alıkoyacak bitmez tükenmez işlerin vardır.

    Rabbinin adını an; her şeyi bırakıp yalnız O'na yönel. O, doğunun da batının da Rabbidir; O'ndan başka tanrı yoktur. Öyleyse Onu kendine vekil tut.” (Müzzemmil, 73/1–9)

    Bu ayetlerde net olarak görüldüğü gibi Kur’an-ı Kerim’i okumak için bazı şeylere dikkat etmek gerekir. Öncelikle zihnin rahat ve berrak olduğu bir zaman dilimi seçilmelidir. Allah Teala bu zamanın “gece” olduğunu bildirmektedir. Biraz uyuduktan sonra zaman zihin dinlenmiş ve rahatlamış olur. İşte tam bu zamanda Kur’an okunmalıdır, ayetlerde belirtildiği gibi: Ağır ağır ve düşüne düşüne… Rabbinin kelamı ile baş başa kaldığı anlar, bir Müslüman için paha biçilmez anlardır. Öyleyse bu anları uzun tutmak gerekir.

    Ramazanda “birkaç hatim indirebilmek” uğruna rabbimizin kelamını zayi etmeyelim. Gayemiz; anlamak, yaşamak ve yaşatmak olsun Kur’an okurken.. Bu yüzden anlamadıkça, hazmetmedikçe ilerlememeye çalışalım.

    “Biz Kur’ân’ı on ayet on ayet alırdık ve aldığımız on ayeti hayatımıza aktarmadan diğer on ayeti almaktan kaçınırdık.” Diyen Abdullah İbn Mes’ud (ra) gibi… “Biz Kur’ân’dan evvel imanı elde etmeye çalıştığımız uzun bir dönem yaşadık. Kur’ân sûre sûre nazil oluyordu. Bu sûrelerin helâl ve haramını, emir ve yasaklarını öğrenirdik. Şimdi ise imandan evvel Kur’ân’a yapışan, Fatiha suresinden başlayarak sonuna kadar okuyan, fakat Kur’ân’ın emri nedir, yasağı nedir ve neyin yanında durmak gerekir; katiyyen bilmeyen, okuduğu Kur’ân ayetlerini çürük hurmalar gibi sağa - sola serpen nice kişiler görüyorum.” Diyen Abdullah İbn Ömer (ra) gibi “şuurlu” bir şekilde Kur’an’a yaklaşmalıyız.



  4. 18.Temmuz.2012, 11:43
    2
    Özel Üye



    Kur’an, Ramazan ayında indirilmiştir. Bu itibarla Ramazan, Kur’an ayıdır. Allah Teala şöyle buyurur:

    “Ramazan öyle bir aydır ki, insanlara yol gösteren, doğrunun belgelerini içeren ve doğruyu yanlıştan ayıran Kur'ân o ayda indirilmiştir...” (Bakara, 2/185)

    Bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesi bu aydadır. Allah Teala şöyle buyurmuştur:

    “Muhakkak ki Biz onu Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu bilir misin sen? Kadir gecesi, bin aydan daha hayırlıdır…” (Kadr, 97/1–3)

    Kur’an’ın indiği gece olduğu için bin aydan hayırlı olduğu ilan edilen Kadir Gecesi, Kur’an’ın Allah katında ne kadar önemli olduğunu gösterir. Kur’an’ı okuyup anlamı üzerinde düşünürsek onun önemini asıl o zaman anlamış ve Kur’an’dan yararlanmaya başlamış oluruz. Bunun için Ramazan ayı tam bir fırsattır. Allah Teala şöyle buyurmuştur:

    “Onlar Kur'an'ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalplerinin üzerinde kilitleri mi var?” (Muhammed, 47/24)

    “Biz o Kur'an'ı senin dilinde indirerek kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar.” (Duhan, 44/58)

    "Andolsun ki biz bu Kur'an'ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Yok mu düşünen?" (Kamer, 54/17)

    Allah Teala, Kur’an’ın nasıl okunması gerektiğini ise şöyle açıklamıştır:

    “Ey örtünüp bürünen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce kalk ve ağır ağır Kur’an oku.

    Biz, sana, taşıması ağır bir söz (bir görev) yükleyeceğiz.

    Gece kalkmak daha dokunaklı ve o okumak daha etkilidir.

    Gündüzün, seni alıkoyacak bitmez tükenmez işlerin vardır.

    Rabbinin adını an; her şeyi bırakıp yalnız O'na yönel. O, doğunun da batının da Rabbidir; O'ndan başka tanrı yoktur. Öyleyse Onu kendine vekil tut.” (Müzzemmil, 73/1–9)

    Bu ayetlerde net olarak görüldüğü gibi Kur’an-ı Kerim’i okumak için bazı şeylere dikkat etmek gerekir. Öncelikle zihnin rahat ve berrak olduğu bir zaman dilimi seçilmelidir. Allah Teala bu zamanın “gece” olduğunu bildirmektedir. Biraz uyuduktan sonra zaman zihin dinlenmiş ve rahatlamış olur. İşte tam bu zamanda Kur’an okunmalıdır, ayetlerde belirtildiği gibi: Ağır ağır ve düşüne düşüne… Rabbinin kelamı ile baş başa kaldığı anlar, bir Müslüman için paha biçilmez anlardır. Öyleyse bu anları uzun tutmak gerekir.

    Ramazanda “birkaç hatim indirebilmek” uğruna rabbimizin kelamını zayi etmeyelim. Gayemiz; anlamak, yaşamak ve yaşatmak olsun Kur’an okurken.. Bu yüzden anlamadıkça, hazmetmedikçe ilerlememeye çalışalım.

    “Biz Kur’ân’ı on ayet on ayet alırdık ve aldığımız on ayeti hayatımıza aktarmadan diğer on ayeti almaktan kaçınırdık.” Diyen Abdullah İbn Mes’ud (ra) gibi… “Biz Kur’ân’dan evvel imanı elde etmeye çalıştığımız uzun bir dönem yaşadık. Kur’ân sûre sûre nazil oluyordu. Bu sûrelerin helâl ve haramını, emir ve yasaklarını öğrenirdik. Şimdi ise imandan evvel Kur’ân’a yapışan, Fatiha suresinden başlayarak sonuna kadar okuyan, fakat Kur’ân’ın emri nedir, yasağı nedir ve neyin yanında durmak gerekir; katiyyen bilmeyen, okuduğu Kur’ân ayetlerini çürük hurmalar gibi sağa - sola serpen nice kişiler görüyorum.” Diyen Abdullah İbn Ömer (ra) gibi “şuurlu” bir şekilde Kur’an’a yaklaşmalıyız.



  5. 18.Temmuz.2012, 11:44
    3
    imamhatipli42
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 7
    Mesaj Sayısı: 3,569
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51

    Cevap: Kuran-ı kerim Ramazanda hatmetmenin sevabı nedir?

    “Ramazan’da mukabele okumanın hükmü nedir? Mukabeleye katılarak okunan Kur’ân’ı gözle takip etmekle hatim yapılmış olur mu?”

    Ramazan ayında Kur’ân-ı Kerîm’i mukâbele tarzında tilâvet etmek ve yapılan tilâveti takip etmek Hz. Resûlullah’ın (s.a.v.) ve Hz. Cebrâil’in (a.s) amelinden; Allah Resûlünün (s.a.v.) sünnetindendir.

    Bilindiği gibi Hazret-i Cebrâil (as) her Ramazan ayında Resûl-i Ekrem Efendimiz’e (s.a.v.) gelir ve Kur’ân-ı Kerîm’in o âna kadar nâzil olan âyetlerini baştan sona, karşılıklı, mukabele tarzında okurlardı. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) vefât edeceği yılın Ramazan ayında Hazret-i Cebrâil (as) iki defa geldi ve Kur’ân-ı Kerîm’i baştan sona iki defa mukabele tarzında karşılıklı tilâvet buyurdular.

    Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Kur’ân’ı başkasından dinlemeyi de severdi. Başkasından dinlerken mübarek gözyaşlarını tutamazdı.

    İbn-i Mes’ud (ra) anlatıyor: Resûlullah (s.a.v.) bana hitaben:

    “Bana Kur’ân oku!” buyurdu. Ben:

    “Ya Resûlallah! Kur’ân sana indirildiği halde, sana Kur’ân’ı ben mi okuyacağım?” dedim.

    Allah Resûlü (s.a.v.):

    “Ben Kur’ân’ı kendimden başka birisinden dinlemeyi hakikaten severim” buyurdu. Bunun üzerine, Resûl-i Ekrem’e (s.a.v.) Nisâ Sûresinden okumaya başladım. Nihâyet; “Her ümmetten birer şâhit getirdiğimiz ve ey Muhammed, onların üzerlerine de seni şâhit olarak getirdiğimiz zaman onların hâli nice olur?” âyetine geldiğimde, Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.):

    “Şimdilik yeter!” buyurdu. Dönüp baktığımda, bir de ne göreyim,

    Resûl-i Ekrem Efendimiz’in (asm) iki gözünden yaşlar akıyordu.

    Kur’ân’ı dinlemek aynı zamanda Kur’ân’ın da emridir.

    Cenâb-ı Hak: “Kur’ân okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki, merhamet olunasınız” buyurur.

    Şu halde, okunan Kur’ân’ı dinlemek farzdır.

    Hazret-i Cebrâil (as) ile Hazret-i Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) Ramazan aylarında yaptıkları Kur’ân’ı karşılıklı okuma ibâdetini model alan Müslümanlar, asırlardan beri güzel sesli hafızların refakatinde her Ramazan ayında bu geleneği sürdürmüşler; Kur’ân’ı mukabele tarzında tilâvet ederek hatimler indirmişlerdir. Yani tek amel içinde farzı da, sünneti de ihyâ etmişlerdir.

    Mukabeleye baştan sona iştirak etmekte İnşaallah hatim sevabı vardır. Mukabeleyi takip ederken mümkünse okunan harfleri içimizden tekrar etmeli, yani biz de okumalıyız. Mümkünse okunan Kur’ân üzerinde tefekkür etmeli, anlamlarını bildiğimiz âyetlerin emirleri üzerinde düşünmeliyiz.


    Ebû Ümâme (ra) der ki: Resûlullah’ın (s.a.v.) şöyle buyurduğunu işittim: “Kur’ân okuyunuz! Çünkü Kur’ân, kıyâmet günü, kendi yârânına (kendisini okuyan ve amel edenlere) şefaatçi olarak gelecektir

    Ebû Hüreyre (ra) bildirmiştir ki, Peygamber Efendimiz (asm) şöyle buyurmuştur:

    “Bir cemaat, Allah’ın evlerinden birinde toplanır; Allah’ın Kitâbını okurlar ve aralarında (birinin okuduğunu diğerleri—açık veya gizli—tekrarlamak sûretiyle) ders yaparlarsa, üzerlerine huzur iner, onları rahmet kaplar, çevrelerini melekler kuşatır. Allah o kimseleri, kendi katında bulunanların arasında anar


    Dipnotlar:
    1- Nisâ Sûresi, 4/41
    2- R. Sâlihîn, 1005
    3- A’râf Sûresi, 7/204
    4- R. Sâlihîn, 988
    5- R. Sâlihîn, 1020



  6. 18.Temmuz.2012, 11:44
    3
    Özel Üye
    “Ramazan’da mukabele okumanın hükmü nedir? Mukabeleye katılarak okunan Kur’ân’ı gözle takip etmekle hatim yapılmış olur mu?”

    Ramazan ayında Kur’ân-ı Kerîm’i mukâbele tarzında tilâvet etmek ve yapılan tilâveti takip etmek Hz. Resûlullah’ın (s.a.v.) ve Hz. Cebrâil’in (a.s) amelinden; Allah Resûlünün (s.a.v.) sünnetindendir.

    Bilindiği gibi Hazret-i Cebrâil (as) her Ramazan ayında Resûl-i Ekrem Efendimiz’e (s.a.v.) gelir ve Kur’ân-ı Kerîm’in o âna kadar nâzil olan âyetlerini baştan sona, karşılıklı, mukabele tarzında okurlardı. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) vefât edeceği yılın Ramazan ayında Hazret-i Cebrâil (as) iki defa geldi ve Kur’ân-ı Kerîm’i baştan sona iki defa mukabele tarzında karşılıklı tilâvet buyurdular.

    Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Kur’ân’ı başkasından dinlemeyi de severdi. Başkasından dinlerken mübarek gözyaşlarını tutamazdı.

    İbn-i Mes’ud (ra) anlatıyor: Resûlullah (s.a.v.) bana hitaben:

    “Bana Kur’ân oku!” buyurdu. Ben:

    “Ya Resûlallah! Kur’ân sana indirildiği halde, sana Kur’ân’ı ben mi okuyacağım?” dedim.

    Allah Resûlü (s.a.v.):

    “Ben Kur’ân’ı kendimden başka birisinden dinlemeyi hakikaten severim” buyurdu. Bunun üzerine, Resûl-i Ekrem’e (s.a.v.) Nisâ Sûresinden okumaya başladım. Nihâyet; “Her ümmetten birer şâhit getirdiğimiz ve ey Muhammed, onların üzerlerine de seni şâhit olarak getirdiğimiz zaman onların hâli nice olur?” âyetine geldiğimde, Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.):

    “Şimdilik yeter!” buyurdu. Dönüp baktığımda, bir de ne göreyim,

    Resûl-i Ekrem Efendimiz’in (asm) iki gözünden yaşlar akıyordu.

    Kur’ân’ı dinlemek aynı zamanda Kur’ân’ın da emridir.

    Cenâb-ı Hak: “Kur’ân okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki, merhamet olunasınız” buyurur.

    Şu halde, okunan Kur’ân’ı dinlemek farzdır.

    Hazret-i Cebrâil (as) ile Hazret-i Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) Ramazan aylarında yaptıkları Kur’ân’ı karşılıklı okuma ibâdetini model alan Müslümanlar, asırlardan beri güzel sesli hafızların refakatinde her Ramazan ayında bu geleneği sürdürmüşler; Kur’ân’ı mukabele tarzında tilâvet ederek hatimler indirmişlerdir. Yani tek amel içinde farzı da, sünneti de ihyâ etmişlerdir.

    Mukabeleye baştan sona iştirak etmekte İnşaallah hatim sevabı vardır. Mukabeleyi takip ederken mümkünse okunan harfleri içimizden tekrar etmeli, yani biz de okumalıyız. Mümkünse okunan Kur’ân üzerinde tefekkür etmeli, anlamlarını bildiğimiz âyetlerin emirleri üzerinde düşünmeliyiz.


    Ebû Ümâme (ra) der ki: Resûlullah’ın (s.a.v.) şöyle buyurduğunu işittim: “Kur’ân okuyunuz! Çünkü Kur’ân, kıyâmet günü, kendi yârânına (kendisini okuyan ve amel edenlere) şefaatçi olarak gelecektir

    Ebû Hüreyre (ra) bildirmiştir ki, Peygamber Efendimiz (asm) şöyle buyurmuştur:

    “Bir cemaat, Allah’ın evlerinden birinde toplanır; Allah’ın Kitâbını okurlar ve aralarında (birinin okuduğunu diğerleri—açık veya gizli—tekrarlamak sûretiyle) ders yaparlarsa, üzerlerine huzur iner, onları rahmet kaplar, çevrelerini melekler kuşatır. Allah o kimseleri, kendi katında bulunanların arasında anar


    Dipnotlar:
    1- Nisâ Sûresi, 4/41
    2- R. Sâlihîn, 1005
    3- A’râf Sûresi, 7/204
    4- R. Sâlihîn, 988
    5- R. Sâlihîn, 1020






+ Yorum Gönder