Konusunu Oylayın.: Peygamber hanımlarından hayızlıyken oruç tutan olmuşmu şimdiki müslümanların bu konudaki dayanakları ne ?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Peygamber hanımlarından hayızlıyken oruç tutan olmuşmu şimdiki müslümanların bu konudaki dayanakları ne ?
  1. 23.Mayıs.2012, 10:03
    1
    Misafir

    Peygamber hanımlarından hayızlıyken oruç tutan olmuşmu şimdiki müslümanların bu konudaki dayanakları ne ?






    Peygamber hanımlarından hayızlıyken oruç tutan olmuşmu şimdiki müslümanların bu konudaki dayanakları ne ? Mumsema peygamber hanımlarından hayızlıyken oruç tutan olmuşmu. şimdiki müslümanların bu konudaki dayanakları ne


  2. 23.Mayıs.2012, 10:03
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 23.Mayıs.2012, 11:08
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Peygamber hanımlarından hayızlıyken oruç tutan olmuşmu şimdiki müslümanların bu konudaki dayanakları ne ?




    adetli kadının oruç tutmasına herhangi bir yasak getirmiş midir?

    Kuranda adetli kadının orucunun haram olduğuna dair herhangi bir açıklama yapılmamıştır. Haramlığa işaret eden deliller sünnette bulunmaktadır.

    1) Hamne binti Cahş, Hz. Peygamber (s.a.s)? e, kendisinden çok fazla kan geldiğini ve bu durumun kendisini namaz ve oruçtan alıkoyduğunu söyleyince Resûlullah ona:

    Allah? ın bilgisine uygun olarak (her ay) altı ya da yedi gün hayız kabul et, sonra da temizlendiğine (âdet gününün bittiğine) kanaatin geldiğinde gusül al ve (ayda) yirmi üç ya da yirmi dört gece-gündüz namazı kıl, orucu tut
    buyurmuşlardır.
    [4]


    * Bu rivayette Hz. Peygamber tarafından kadının namaz kılıp oruç tutabilmesi için âdetinin hükmen bitmesini şart koşulmuştur.

    * Hamne binti Cahş'ın hayzın kendisini oruçtan alıkoyduğunu belirtmesi adetli iken oruç tutulamayacağını o dönemde kadınların bildiğini göstermektedir.

    * Hz. Peygamberin ?adetin bittiğinde gusül al namazı kıl, orucu tut? sözleri de Hamne?nin ve hanımların hayzın oruca engel olduğu yönündeki yerleşik bilgilerinin doğruluğunu tasdiklemektedir.

    2) Muâze'den: Hz. Âişe? ye (r.anha); ?Hayızlı kadının orucu kaza ettiği hâlde namazı kaza etmemesinin sebebi nedir?? diye sorunca bana dedi ki: Sen Hârîcî misin yoksa??
    ?Ben Hârîcî değilim, ancak soru soruyorum? dedim. O (Hz. Aişe) da şöyle dedi: Biz Resûlullah (s.a.s) dönemindeyken bu hâl geldiğinde biriyle emrolunur, diğeriyle emrolunmazdık. Resûlullah, orucun kazasını emreder, namazın kazasını emretmezdi.?[5]


    İmam Nevevi, İbn Hazm, İbn Rüşd, Halebî İbrahim hayızlı kadının oruç tutmasının haram olduğunu ve bu konuda ümmetten farklı görüş bildiren bir müctehidin çıkmadığını haber vermişlerdir.

    İmam Nevevi geleceğe matuf şöyle bir göndermede de bulunur ve der ki: ?Bu rivayet orucun haramlığına delil değildir, onda sadece orucu açmaya cevaz vardır. Adetliye oruç, yolcuya olduğu gibi caizdir, farz değildir gibi bir yorum yapılacak olsa şöyle cevap verilir: Sahabe kadınlarının ibadet konusundaki içtihatları sabit olduğu gibi ibadete olan düşkünlükleri de bilinir. Eğer oruç caiz olsaydı onlardan bazıları bunu muhakkak yerine getirirdi.?
    [6]

    Dini hükümleri anlama ve uygulama noktasında son derece titizlenen hanımların ilk dönemlerden beri tercihlerini ruhsatı kullanmak yerine azimete göre hareketle şekillenmesi gerekirdi. Kadınların, en mahrem konularda dahi sorular sorup nakiller yaptığı devirlerde adetli iken orucunu bozmayan Ramazan oruçlarını bütün tutan tek bir sahabiyyeden bahsetmemiş olmamalarını tesadüfî olarak açıklamak mümkün değildir.

    Cenab-ı Hakkın Öyle ise sizden Ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun. Kim o anda hasta veya yolcu olursa (tutamadığı günler sayısınca) başka günlerde tutsun.?
    [7]Ayetinden yola çıkarak günümüzde ?adetli kadın oruç tutabilir tezini savunanlar bulunmaktadır. Zira oruç açma ruhsatı Kuranda yolcu ve hastaya verilmiştir. Adetli kadın yolcu sınıfına giremeyeceğine göre adetli iken sadece kendisini rahatsız hissettiği günlerde oruç tutmayabilir, denilir.

    Kadının adetinin hastalık olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyleyenler
    Sana kadınların hayız hâlinden soruyorlar.
    De ki: O, bir ezâdır.
    [8]
    (Ayetindeki eza kelimesinin de hastalık anlamı taşıdığını söylemektedirler.

    Oruç ayetinde geçen ve kendilerine oruç tutmama ruhsatı tanınan merda (hastalar) kelimesinin kapsamına hayızlıyı dâhil etmek ve onları da hasta kategorisinde değerlendirmek ne nakli ne akli ve ne de lugavî açıdan mümkün gözükmemektedir. Zira her üç kaynak da kelimenin bu anlama gelmediğini her iki durumun da özellik ve mahiyetinin farklılığını ısrarla vurgulamaktadır.

    Hayzın tanımı, başta zikrettiğimiz üzere gibi lugavî açıdan çok açıktır. Hayzın bir hastalık, bir özür durumu olmadığı çok kesindir. Aksine hayız kadında hastalık değil sağlık göstergesidir, kadınlar normal hayız gördüklerinde değil hayız görmediklerinde doktora müracaat ederler.

    Bu lugavî açıdan da tıbbi açıdan da böyledir. Ayrıca hayız halinin hastalık olarak yorumlanabileceğini farzetsek dahi bu hastalık sünnete göre oruca mani olan bir hastalıktır ve bu hastalıktan iyileşme kadının kendisini iyi hissetmesi ile değil adet halinin hükmen bitmesiyle son bulacaktır. Dikkatle incelendiğinde sünnette de hayız (adet) ve istihaza (hastalık kanı)?nın asla bir tutulmadığı ve aralarındaki hüküm farkının çok detaylı bir şekilde verildiği gözlemlenmektedir.

    Hz. Aişe'den (r. anha) Fatma b. Ebû Hubeyş, Hz. Peygamber (s.a.s)? e geldi ve dedi ki: ?Ben istihâze (âdet fazlası kan, özür/hastalık kanı) gördüm. Resûlullah (s.a.s) şöyle buyurdu: ?Âdet günlerinde namazı bırak, sonra gusül al ve her namaz vaktinde abdest al (ve namazını kıl), isterse kan hasıra damlasın.?
    [11]

    Kadından gelen kan ister adet kanı olsun ister özür (hastalık kanı) olsun kadını hassaslaştıracak ve metabolizmayı yoracaktır. Özellikle hasıra damlayacak derecede kanaması olan bir kadının rahatsızlık hissetmemesi mümkün değildir. Hal böyle olmasına rağmen Allah Rasulü hayız dönemi bitiminde namazı emrettiği gibi kadınlara gücü yettiği takdirde orucu da emretmiştir. Görünüşte aynı olmasına rağmen her iki kanın hükmü kadının ve onun adetinin yaratıcısı tarafından farklı şekilde belirlenmiştir. Bu takdirde oruç ayetinde kendilerine oruç açma ruhsatı tanınanlar -adetlinin zaten oruç tutması yasak olduğu için- istihaze (özür-hastalık kanı) gören kadınlar olabilir. Buna ne lugavî ne tıbbi açıdan bir engel bulunmamaktadır.

    [4] Tirmizi, K. Tahare, B. 95, H. No: 128.

    [5] Buhari, Hayz, 21; Müslim, Hayz, 67; Ebu Davut, Taharet, 105; Tirmizi, Taharet, 97, Savm, 68; Nesai, Hayz, 17, Savm 64; İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, Hayız-İstihaze-Nifas/4.

    [6] İmam Nevevi, Kitabu?l- Mecmu?, Beyrut- 2001, c.2, s.266.

    [7] Bakara 2/185.

    [8] Bakara, 2/222.

    [9] Bakara, 2/ 262.

    [10] Nisa, 4 /102.

    [11] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, Hayız-İstihaze-Nifas/37


  4. 23.Mayıs.2012, 11:08
    2
    Silent and lonely rains



    adetli kadının oruç tutmasına herhangi bir yasak getirmiş midir?

    Kuranda adetli kadının orucunun haram olduğuna dair herhangi bir açıklama yapılmamıştır. Haramlığa işaret eden deliller sünnette bulunmaktadır.

    1) Hamne binti Cahş, Hz. Peygamber (s.a.s)? e, kendisinden çok fazla kan geldiğini ve bu durumun kendisini namaz ve oruçtan alıkoyduğunu söyleyince Resûlullah ona:

    Allah? ın bilgisine uygun olarak (her ay) altı ya da yedi gün hayız kabul et, sonra da temizlendiğine (âdet gününün bittiğine) kanaatin geldiğinde gusül al ve (ayda) yirmi üç ya da yirmi dört gece-gündüz namazı kıl, orucu tut
    buyurmuşlardır.
    [4]


    * Bu rivayette Hz. Peygamber tarafından kadının namaz kılıp oruç tutabilmesi için âdetinin hükmen bitmesini şart koşulmuştur.

    * Hamne binti Cahş'ın hayzın kendisini oruçtan alıkoyduğunu belirtmesi adetli iken oruç tutulamayacağını o dönemde kadınların bildiğini göstermektedir.

    * Hz. Peygamberin ?adetin bittiğinde gusül al namazı kıl, orucu tut? sözleri de Hamne?nin ve hanımların hayzın oruca engel olduğu yönündeki yerleşik bilgilerinin doğruluğunu tasdiklemektedir.

    2) Muâze'den: Hz. Âişe? ye (r.anha); ?Hayızlı kadının orucu kaza ettiği hâlde namazı kaza etmemesinin sebebi nedir?? diye sorunca bana dedi ki: Sen Hârîcî misin yoksa??
    ?Ben Hârîcî değilim, ancak soru soruyorum? dedim. O (Hz. Aişe) da şöyle dedi: Biz Resûlullah (s.a.s) dönemindeyken bu hâl geldiğinde biriyle emrolunur, diğeriyle emrolunmazdık. Resûlullah, orucun kazasını emreder, namazın kazasını emretmezdi.?[5]


    İmam Nevevi, İbn Hazm, İbn Rüşd, Halebî İbrahim hayızlı kadının oruç tutmasının haram olduğunu ve bu konuda ümmetten farklı görüş bildiren bir müctehidin çıkmadığını haber vermişlerdir.

    İmam Nevevi geleceğe matuf şöyle bir göndermede de bulunur ve der ki: ?Bu rivayet orucun haramlığına delil değildir, onda sadece orucu açmaya cevaz vardır. Adetliye oruç, yolcuya olduğu gibi caizdir, farz değildir gibi bir yorum yapılacak olsa şöyle cevap verilir: Sahabe kadınlarının ibadet konusundaki içtihatları sabit olduğu gibi ibadete olan düşkünlükleri de bilinir. Eğer oruç caiz olsaydı onlardan bazıları bunu muhakkak yerine getirirdi.?
    [6]

    Dini hükümleri anlama ve uygulama noktasında son derece titizlenen hanımların ilk dönemlerden beri tercihlerini ruhsatı kullanmak yerine azimete göre hareketle şekillenmesi gerekirdi. Kadınların, en mahrem konularda dahi sorular sorup nakiller yaptığı devirlerde adetli iken orucunu bozmayan Ramazan oruçlarını bütün tutan tek bir sahabiyyeden bahsetmemiş olmamalarını tesadüfî olarak açıklamak mümkün değildir.

    Cenab-ı Hakkın Öyle ise sizden Ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun. Kim o anda hasta veya yolcu olursa (tutamadığı günler sayısınca) başka günlerde tutsun.?
    [7]Ayetinden yola çıkarak günümüzde ?adetli kadın oruç tutabilir tezini savunanlar bulunmaktadır. Zira oruç açma ruhsatı Kuranda yolcu ve hastaya verilmiştir. Adetli kadın yolcu sınıfına giremeyeceğine göre adetli iken sadece kendisini rahatsız hissettiği günlerde oruç tutmayabilir, denilir.

    Kadının adetinin hastalık olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyleyenler
    Sana kadınların hayız hâlinden soruyorlar.
    De ki: O, bir ezâdır.
    [8]
    (Ayetindeki eza kelimesinin de hastalık anlamı taşıdığını söylemektedirler.

    Oruç ayetinde geçen ve kendilerine oruç tutmama ruhsatı tanınan merda (hastalar) kelimesinin kapsamına hayızlıyı dâhil etmek ve onları da hasta kategorisinde değerlendirmek ne nakli ne akli ve ne de lugavî açıdan mümkün gözükmemektedir. Zira her üç kaynak da kelimenin bu anlama gelmediğini her iki durumun da özellik ve mahiyetinin farklılığını ısrarla vurgulamaktadır.

    Hayzın tanımı, başta zikrettiğimiz üzere gibi lugavî açıdan çok açıktır. Hayzın bir hastalık, bir özür durumu olmadığı çok kesindir. Aksine hayız kadında hastalık değil sağlık göstergesidir, kadınlar normal hayız gördüklerinde değil hayız görmediklerinde doktora müracaat ederler.

    Bu lugavî açıdan da tıbbi açıdan da böyledir. Ayrıca hayız halinin hastalık olarak yorumlanabileceğini farzetsek dahi bu hastalık sünnete göre oruca mani olan bir hastalıktır ve bu hastalıktan iyileşme kadının kendisini iyi hissetmesi ile değil adet halinin hükmen bitmesiyle son bulacaktır. Dikkatle incelendiğinde sünnette de hayız (adet) ve istihaza (hastalık kanı)?nın asla bir tutulmadığı ve aralarındaki hüküm farkının çok detaylı bir şekilde verildiği gözlemlenmektedir.

    Hz. Aişe'den (r. anha) Fatma b. Ebû Hubeyş, Hz. Peygamber (s.a.s)? e geldi ve dedi ki: ?Ben istihâze (âdet fazlası kan, özür/hastalık kanı) gördüm. Resûlullah (s.a.s) şöyle buyurdu: ?Âdet günlerinde namazı bırak, sonra gusül al ve her namaz vaktinde abdest al (ve namazını kıl), isterse kan hasıra damlasın.?
    [11]

    Kadından gelen kan ister adet kanı olsun ister özür (hastalık kanı) olsun kadını hassaslaştıracak ve metabolizmayı yoracaktır. Özellikle hasıra damlayacak derecede kanaması olan bir kadının rahatsızlık hissetmemesi mümkün değildir. Hal böyle olmasına rağmen Allah Rasulü hayız dönemi bitiminde namazı emrettiği gibi kadınlara gücü yettiği takdirde orucu da emretmiştir. Görünüşte aynı olmasına rağmen her iki kanın hükmü kadının ve onun adetinin yaratıcısı tarafından farklı şekilde belirlenmiştir. Bu takdirde oruç ayetinde kendilerine oruç açma ruhsatı tanınanlar -adetlinin zaten oruç tutması yasak olduğu için- istihaze (özür-hastalık kanı) gören kadınlar olabilir. Buna ne lugavî ne tıbbi açıdan bir engel bulunmamaktadır.

    [4] Tirmizi, K. Tahare, B. 95, H. No: 128.

    [5] Buhari, Hayz, 21; Müslim, Hayz, 67; Ebu Davut, Taharet, 105; Tirmizi, Taharet, 97, Savm, 68; Nesai, Hayz, 17, Savm 64; İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, Hayız-İstihaze-Nifas/4.

    [6] İmam Nevevi, Kitabu?l- Mecmu?, Beyrut- 2001, c.2, s.266.

    [7] Bakara 2/185.

    [8] Bakara, 2/222.

    [9] Bakara, 2/ 262.

    [10] Nisa, 4 /102.

    [11] İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, Hayız-İstihaze-Nifas/37





+ Yorum Gönder