Konusunu Oylayın.: Orucun insana zamanı kullanma bilincini kazandırma açısından önemi nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Orucun insana zamanı kullanma bilincini kazandırma açısından önemi nedir?
  1. 10.Ekim.2011, 16:48
    1
    Misafir

    Orucun insana zamanı kullanma bilincini kazandırma açısından önemi nedir?






    Orucun insana zamanı kullanma bilincini kazandırma açısından önemi nedir? Mumsema Orucun insana zamanı kullanma bilincini kazandırma açısından öneminin ne olduğu hakkında bilgi lazım çok önemli grup çalışması lütfen çok önemli


  2. 10.Ekim.2011, 16:48
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Orucun insana zamanı kullanma bilincini kazandırma açısından öneminin ne olduğu hakkında bilgi lazım çok önemli grup çalışması lütfen çok önemli


    Benzer Konular

    - Namaz ile zamanı iyi kullanma arasındaki ilişki nedir?

    - Ramazan ayının ve orucun islam dini açısından önemi

    - Oruç insana zamanı kullanma bilincini nasıl kazandırır?

    - Orucun Zamanı, imsak ve iftar nedir?

    - Oruç insana zamanı bilinçli kullanma konusunda nasıl etki eder?

  3. 16.Kasım.2013, 00:46
    2
    imam
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Ağustos.2007
    Üye No: 2034
    Mesaj Sayısı: 7,511
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: minallah-ilelllah

    Cevap: Orucun insana zamanı kullanma bilincini kazandırma açısından önemi nedir?




    Ramazan ayının bize zaman açısından kazandırdıkları

    شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِيَ أُنزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى
    لِّلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِّنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ
    Bakara 185
    ORUCUN ÖNEMİ VE BİZE KAZANDIRDIKLARI (ZAMAN BİLİNCİ)

    Yüce Allah, mübarek ramazan ayını diğer aylarda bulunmayan hayır ve bereketli birçok özellikle süslemiştir. Bu ay müminler için rahmet ve mağfiret ayıdır. Ramazan evveli rahmet, ortası mağfiret sonu da cehennem azabından azad olma ayıdır. Bu ay, şifa ayıdır, hayır ayıdır. Bu ay, orucu, sahuru, iftarı, teravihi, dolan camileri, dinlenen vaaz ve mukabeleleri ile bereket ayıdır, şefaat ayıdır. Bu ay, öz ifadeyle Kur’an ve oruç ayıdır. Nitekim Ebu Hureyre’den rivayet edilen bir hadisi şerifte Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Kim, inanarak ve mükâfatını Allah’tan bekleyerek ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları affedilir.”(1) Bu ayın Allah katında büyük bir değeri olduğundan dolayı yüce Allah, insanları doğru yola ileten, insana insanca yaşamayı, çalışmayı, ilerlemeyi öğreten, insanı ahlaklı, faziletli dürüst bir hayata sevk eden Kur’an-ı Kerim’i bu ayda indirmiştir. Bu hususta yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Ramazan ayı öyle bir aydır ki, Kur’an-ı Kerim onda indirilmiştir. (O Kur’an ki) insanlara hidayettir. O’nda doğru yolun, hak ile batılı ayırt eden hükümlerin nice açık delilleri vardır. O halde içinizden kim o aya erişirse oruç tutsun. Kim hasta olur, yahut seferde bulunursa, o zaman tutamadığı günler sayısınca başka günlerde oruç tutsun. Allah size kolaylık diler, size güçlük istemez.”(2)
    Orucun farz kılınmasının birçok hikmetleri, maddî ve manevî birçok faydaları vardır. Zira Allah, boş şeyleri emretmez. O, ne emretmişse onun mutlaka faydası, neyi de yasaklamışsa onun da zararı vardır. Orucun faydalarından bazılarını şöyle sıralayabiliriz:
    Bu hadis-i şerifte birçok hikmet vardır. Bu hikmetleri anlamak mecburiyetindeyiz. Bu hadise göre, sadece yememek, içmemekle oruç tutulmuş olmuyor. Sadece eğilip kalkmakla da namaz kılınmış sayılmıyor. Oruç tutan, namaz kılan kimsenin aynı zamanda her türlü kötülükten, riyadan uzak kalması da gerekiyor. Bu bakımdan dilinde kötü sözler eksilmeyen, ağzından yalan dolan bitmeyen, gözünü harama bakmaktan sakınmayan, kulağıyla hak duymayan, elinden kötülük tükenmeyen, ayağından zulüm ayrılmayan kimse günlerce yemese, içmese bile gerçek oruç tutamamış ve gerçek orucun ruhuyla kendini arındıramamıştır. Bütün bunlardan dolayı oruçlarımızı Allah’ın emrettiği şekilde tam olarak tutmamız gerekmektedir. Orucumuza gölge düşürecek her türlü hareketten şiddetle sakınmalıyız. Kalplerimize gerçek orucun ışığıyla, rahmet ve mağfiretiyle taptaze bir bahar neşesi vermeliyiz. Kur’an-ı Kerim’in beşer semasını aydınlatmaya başladığı bu mübarek ayda bütün varlığımızla Allah’a yönelmeliyiz. Yüce Rabbimiz, Ramazan ayının feyzinden ve bereketinden en iyi şekilde yararlanmayı bizlere ve tüm Müslümanlara nasip etsin.
    Oruç insana sabırlı olmayı öğretir, ahlakımızı güzelleştirir, zenginlerin, fakirleri ve muhtaçları hatırlamalarını ve merhamet duygularının gelişmesini sağlar, insanın sağlıklı olmasını temin eder ve nimetlerin kıymetini öğretir. Oruç, köklü bir irade terbiyesi; insanı kötü alışkanlıklardan temizleyen, iyi huylar kazandıran bir ahlak eğitimidir. Oruç, kişinin dilini yalan ve gıybet gibi kötü sözlerden korumasını gerekli kılar. Peygamber (s.a.v) Efendimiz şöyle buyurur:
    “Her kim yalan söylemeyi ve yalanla iş görmeyi bırakmazsa, Allah’ın onun yemesini, içmesini bırakmasına ihtiyacı yoktur.”(3)
    Oruç tutan insanların yaşadığı bir toplumda insanlar arasında kalpten kalbe iki yol açılır, birinden şefkat ve merhamet, diğerinden sevgi ve saygı akar.

    Oruç, bedenin hem fiziksel hem ruhsal dinlenmesidir. Dokuları temizler, birikmiş toksitleri, zehirleri atar. Müslümanlar böylece her yıl bir ay bedenlerini dinlendirirler. Oruç tutan Müslüman, orucunun sevabını tam alabilmesi için, gözünü, kulağını, dilini ve bütün organlarını günahlardan koruması gerekir. Eğer oruç tutan kimse, organlarını Allah’ın haram kıldığı şeylerden korumazsa, tıpkı bir bina yapıp, sonra o yaptığı binayı kendi eliyle yıkan kimse gibi olur. Nice oruç tutanlar vardır ki, orucundan kendisine açlık ve susuzluktan başka bir şey kalmamıştır. Çünkü o, her ne kadar yemek ve içmekten kendini alıkoymuşsa da Allah’ın yasakladığı birçok şeyi yaparak orucunun sevabından mahrum kalmıştır. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v), bir hadislerinde bu hususta şöyle buyurmaktadır: “Nice oruç tutanlar vardır ki, tuttuğu orucun ona açlıktan ve susuzluktan başka bir faydası yoktur. Yine nice gecelerini ibadetle geçirenler vardır ki, uykusuzluktan başka bu ibadetin kendilerine hiçbir faydası yoktur.”(4)
    _______________________________________
    1. Buhârî, İman, 28; Savm, 6
    2. Bakara, 2/185
    3. Buhari ilim,30
    4. İbn Mâce, Sıyam, 21


  4. 16.Kasım.2013, 00:46
    2
    Üye



    Ramazan ayının bize zaman açısından kazandırdıkları

    شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِيَ أُنزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى
    لِّلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِّنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ
    Bakara 185
    ORUCUN ÖNEMİ VE BİZE KAZANDIRDIKLARI (ZAMAN BİLİNCİ)

    Yüce Allah, mübarek ramazan ayını diğer aylarda bulunmayan hayır ve bereketli birçok özellikle süslemiştir. Bu ay müminler için rahmet ve mağfiret ayıdır. Ramazan evveli rahmet, ortası mağfiret sonu da cehennem azabından azad olma ayıdır. Bu ay, şifa ayıdır, hayır ayıdır. Bu ay, orucu, sahuru, iftarı, teravihi, dolan camileri, dinlenen vaaz ve mukabeleleri ile bereket ayıdır, şefaat ayıdır. Bu ay, öz ifadeyle Kur’an ve oruç ayıdır. Nitekim Ebu Hureyre’den rivayet edilen bir hadisi şerifte Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Kim, inanarak ve mükâfatını Allah’tan bekleyerek ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları affedilir.”(1) Bu ayın Allah katında büyük bir değeri olduğundan dolayı yüce Allah, insanları doğru yola ileten, insana insanca yaşamayı, çalışmayı, ilerlemeyi öğreten, insanı ahlaklı, faziletli dürüst bir hayata sevk eden Kur’an-ı Kerim’i bu ayda indirmiştir. Bu hususta yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Ramazan ayı öyle bir aydır ki, Kur’an-ı Kerim onda indirilmiştir. (O Kur’an ki) insanlara hidayettir. O’nda doğru yolun, hak ile batılı ayırt eden hükümlerin nice açık delilleri vardır. O halde içinizden kim o aya erişirse oruç tutsun. Kim hasta olur, yahut seferde bulunursa, o zaman tutamadığı günler sayısınca başka günlerde oruç tutsun. Allah size kolaylık diler, size güçlük istemez.”(2)
    Orucun farz kılınmasının birçok hikmetleri, maddî ve manevî birçok faydaları vardır. Zira Allah, boş şeyleri emretmez. O, ne emretmişse onun mutlaka faydası, neyi de yasaklamışsa onun da zararı vardır. Orucun faydalarından bazılarını şöyle sıralayabiliriz:
    Bu hadis-i şerifte birçok hikmet vardır. Bu hikmetleri anlamak mecburiyetindeyiz. Bu hadise göre, sadece yememek, içmemekle oruç tutulmuş olmuyor. Sadece eğilip kalkmakla da namaz kılınmış sayılmıyor. Oruç tutan, namaz kılan kimsenin aynı zamanda her türlü kötülükten, riyadan uzak kalması da gerekiyor. Bu bakımdan dilinde kötü sözler eksilmeyen, ağzından yalan dolan bitmeyen, gözünü harama bakmaktan sakınmayan, kulağıyla hak duymayan, elinden kötülük tükenmeyen, ayağından zulüm ayrılmayan kimse günlerce yemese, içmese bile gerçek oruç tutamamış ve gerçek orucun ruhuyla kendini arındıramamıştır. Bütün bunlardan dolayı oruçlarımızı Allah’ın emrettiği şekilde tam olarak tutmamız gerekmektedir. Orucumuza gölge düşürecek her türlü hareketten şiddetle sakınmalıyız. Kalplerimize gerçek orucun ışığıyla, rahmet ve mağfiretiyle taptaze bir bahar neşesi vermeliyiz. Kur’an-ı Kerim’in beşer semasını aydınlatmaya başladığı bu mübarek ayda bütün varlığımızla Allah’a yönelmeliyiz. Yüce Rabbimiz, Ramazan ayının feyzinden ve bereketinden en iyi şekilde yararlanmayı bizlere ve tüm Müslümanlara nasip etsin.
    Oruç insana sabırlı olmayı öğretir, ahlakımızı güzelleştirir, zenginlerin, fakirleri ve muhtaçları hatırlamalarını ve merhamet duygularının gelişmesini sağlar, insanın sağlıklı olmasını temin eder ve nimetlerin kıymetini öğretir. Oruç, köklü bir irade terbiyesi; insanı kötü alışkanlıklardan temizleyen, iyi huylar kazandıran bir ahlak eğitimidir. Oruç, kişinin dilini yalan ve gıybet gibi kötü sözlerden korumasını gerekli kılar. Peygamber (s.a.v) Efendimiz şöyle buyurur:
    “Her kim yalan söylemeyi ve yalanla iş görmeyi bırakmazsa, Allah’ın onun yemesini, içmesini bırakmasına ihtiyacı yoktur.”(3)
    Oruç tutan insanların yaşadığı bir toplumda insanlar arasında kalpten kalbe iki yol açılır, birinden şefkat ve merhamet, diğerinden sevgi ve saygı akar.

    Oruç, bedenin hem fiziksel hem ruhsal dinlenmesidir. Dokuları temizler, birikmiş toksitleri, zehirleri atar. Müslümanlar böylece her yıl bir ay bedenlerini dinlendirirler. Oruç tutan Müslüman, orucunun sevabını tam alabilmesi için, gözünü, kulağını, dilini ve bütün organlarını günahlardan koruması gerekir. Eğer oruç tutan kimse, organlarını Allah’ın haram kıldığı şeylerden korumazsa, tıpkı bir bina yapıp, sonra o yaptığı binayı kendi eliyle yıkan kimse gibi olur. Nice oruç tutanlar vardır ki, orucundan kendisine açlık ve susuzluktan başka bir şey kalmamıştır. Çünkü o, her ne kadar yemek ve içmekten kendini alıkoymuşsa da Allah’ın yasakladığı birçok şeyi yaparak orucunun sevabından mahrum kalmıştır. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v), bir hadislerinde bu hususta şöyle buyurmaktadır: “Nice oruç tutanlar vardır ki, tuttuğu orucun ona açlıktan ve susuzluktan başka bir faydası yoktur. Yine nice gecelerini ibadetle geçirenler vardır ki, uykusuzluktan başka bu ibadetin kendilerine hiçbir faydası yoktur.”(4)
    _______________________________________
    1. Buhârî, İman, 28; Savm, 6
    2. Bakara, 2/185
    3. Buhari ilim,30
    4. İbn Mâce, Sıyam, 21





+ Yorum Gönder