Konusunu Oylayın.: Zekat hakkında ramazan bayramı hutbesi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Zekat hakkında ramazan bayramı hutbesi
  1. 28.Ağustos.2011, 23:21
    1
    Misafir

    Zekat hakkında ramazan bayramı hutbesi






    Zekat hakkında ramazan bayramı hutbesi Mumsema Zekat hakkında ramazan bayramı hutbesine ihtiyacım var bana Zekat ile ilgili hutbe örneği yazar mısınız ?


  2. 28.Ağustos.2011, 23:21
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Zekat hakkında ramazan bayramı hutbesine ihtiyacım var bana Zekat ile ilgili hutbe örneği yazar mısınız ?


    Benzer Konular

    - Ramazan Bayramı Hutbesi

    - Bayramlaşma hakkında ramazan bayramı hutbesi

    - Kardeşlik hakkında ramazan bayramı hutbesi

    - Birlik ve beraberlik hakkında ramazan bayramı hutbesi

    - Fitre hakkında ramazan bayramı hutbesi

  3. 28.Ağustos.2011, 23:37
    2
    Yetim
    Hadimul Müslimin

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Ocak.2007
    Üye No: 9
    Mesaj Sayısı: 1,994
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 22
    Bulunduğu yer: Hadimul Müslimin

    Cevap: Zekat hakkında ramazan bayramı hutbesi




    Hutbe- Ramazan Ayı, Zekat, Fıtra ve İnfak
    Hutbe- Ramazan Ayı, Zekat, Fıtra ve İnfak
    “Ramazan Ayı girince göklerin kapısı (başka bir rivayette Cennetin kapıları) açılır, Cehennemin kapıları kapanır, şeytanlar zincire vurulur” (Buhari, Savm, V)


    Muhterem Müslümanlar,
    Yüce Allah Kur’an’ında buyuruyor ki: “Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak bitiren ve her başakta yüz tane bulunan bir tohum gibidir. Allah dilediğine kat kat verir. Allah lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.” [2:261] Allah yolunda harcanan malların başında da Zekat ibadetinin edası için sarfedilen mallar gelir. Devamında ise vacip olan sadakalar ve Allah rızası için yapılacak infaklar hatırımıza gelir. Zekat, İslam’ın beş temel esasından ve dört büyük ibadetinden biridir ve hemen namaz ibadetini takip eder. Dinen zengin sayılan Müslümanların, yine Cenab-ı Hakk’ın Kur’an-ı Kerim’de belirlediği 8 sınıf insana kendi mülkü olan mallarından farz olarak vermesi gerekli olan ibadettir. İslam’ın bu güzel emri, bir ibadet anlayışıyla, şuurlu bir şekilde yerine getirildiği zaman, hem bir farz ibadet yerine gelmiş hem de toplumda biribirlerini gözeten ve destekleyen merhamet ve sevgi yumağı oluşmuş olur. Bundan da toplumda huzur ve bereket meydana gelir.

    Sevgili kardeşlerim,
    Vacip infakların başında da “Fıtır” sadakası gelir ki, bu ibadetin eda ediliş zamanı da Ramazan Ayı’dır. Ancak öteden beri Müslümanlar, zekatı da Ramazan’da eda ederek, Ramazan ayının feyiz ve bereketinin daha da artmasını arzularlar. Diğer yandan da geçim sıkıntısı içerisinde oruç tutmaya çalışan fakir ve fukaranın gönül rahatlığı ile oruç tutmalarına zemin hazırlamış olurlar. Zaten bundan dolayı da Oruç ve Kur’an ayı olan Ramazan Ayı, Zekat ve Fıtır sadakasının da bu ibadetlere dahil olması ile bir ibadetler cümbüşü haline gelir. Feyiz ve bereketin zirvesine ulaşan müminler, haklı olarak bayrama cehennem azabından kurtularak kavuşmuş olurlar.

    Nitekim Peygamber Efendimiz (sas) şöyle buyurmuştur: Ramazan Ayı girince göklerin kapısı (başka bir rivayette Cennetin kapıları) açılır, Cehennemin kapıları kapanır, şeytanlar zincire vurulur” (Buhari, Savm, V). İbn A,bbas (ra)’den gelen bir rivayet ise şöyledir: “Resulullah (sas) insanların en cömerdi idi. Onun bu cömertliği Ramazan Ayıı girip de kendisiyle Cebrail (as) karşılaştığı zaman daha da artardı. Cebrail (as) Ramazan Ayı çıkıncaya kadar her gece Resulullah (sas) ile buluşurdu. Resulullah (sas) O’na Kur’an’ı arzeder (okur) du. Peygamberimiz (sas), bu buluşmalardan sonra insanlara rahmet getiren rüzgardan daha cömert, daha faydalı olurdu.” (Buhari, Savm, 7) Enes (ra)’in rivayet ettiğine göre ise, Hz. Peygamber (sas)’e; “Hangi sadaka daha faziletlidir?” diye soruldu da; O,Ramazan ayında verilen sadaka” buyurdu.(Tirmizi, Zekat, 28)

    Aziz kardeşlerim,
    Bütün bu ayet ve hadislerin ışığı altında baktığımız zaman, görürüz ki, Ramazan Ayı, Kur’an ayı, oruç ayı, zekat, sadaka ve infak ayıdır. Yani bu ibadetleri eda ederek cenneti kazanma ayıdır. Fakirliğin ve geçim darlığının dünyayı kasıp kavurduğu ve malının hesabını bilmeyen bir çok insanın, etrafındaki bu yangını farketmeden, gırtlağına kadar israf içinde yaşadığı bir çağdayız. Allah rızası için bu ibadetleri yerine getiren Müslümanlar, insanlık için bir umut ve merhamet meşalesi olacaktır. İşte böyle bir misyonun insanı olan Müslümanların bu bereketli günleri fırsat bilerek bu ibadetleri yerine getirmekte hassas davranmalıdırlar. Zekat, fıtra vesair infakları Müslümanlar adına vekaleten eda eden teşkilatlarımız ise, daha Ramazan Ayı’nın bu ilk günlerinden itibaren, kardeşlerimizi bu ibadetleri eda etmeye ve beklenen ecir ve mükafatın daha da büyümesi için, teşkilat bünyesinde yapılan organizeye dahil olmaya teşvik etmeliler. Gerekirse ev ev, mahalle mahalle kardeşlerin ayağına giderek yapılan çalışmaları onlara aktarmalı, bu manadan olmak üzere Genel Merkez’in hazırlamış olduğu CD’leri cemaatın kalabalık olduğu zamanlarda seyrettirmeliler. Cenab-ı Hak’tan Ümmet-i Muhammed’e bol ve bereketli bir Ramazan Ayı nasip etmesini dilerken, hutbemizi bir ayet meali ile bitirmek istiyoruz. Rabbimiz teala Hz.leri buyuruyor ki: “Andolsun, Allah İsrailoğullarından kesin-söz almıştı. Onlardan oniki güvenilir-gözetleyici göndermiştik. Ve Allah onlara:Gerçekten ben sizinle birlikteyim. Eğer namazı kılar, zekatı verir, Peygamberlerime inanır, onları savunup-desteklerseniz ve Allah’a güzel bir borç verirseniz, herhalde sizin kötülüklerinizi örter ve sizi gerçekten, altından ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bundan sonra sizden kim inkâr ederse, cidden dümdüz bir yoldan sapmıştır.” [5:12]


  4. 28.Ağustos.2011, 23:37
    2
    Hadimul Müslimin



    Hutbe- Ramazan Ayı, Zekat, Fıtra ve İnfak
    Hutbe- Ramazan Ayı, Zekat, Fıtra ve İnfak
    “Ramazan Ayı girince göklerin kapısı (başka bir rivayette Cennetin kapıları) açılır, Cehennemin kapıları kapanır, şeytanlar zincire vurulur” (Buhari, Savm, V)


    Muhterem Müslümanlar,
    Yüce Allah Kur’an’ında buyuruyor ki: “Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak bitiren ve her başakta yüz tane bulunan bir tohum gibidir. Allah dilediğine kat kat verir. Allah lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.” [2:261] Allah yolunda harcanan malların başında da Zekat ibadetinin edası için sarfedilen mallar gelir. Devamında ise vacip olan sadakalar ve Allah rızası için yapılacak infaklar hatırımıza gelir. Zekat, İslam’ın beş temel esasından ve dört büyük ibadetinden biridir ve hemen namaz ibadetini takip eder. Dinen zengin sayılan Müslümanların, yine Cenab-ı Hakk’ın Kur’an-ı Kerim’de belirlediği 8 sınıf insana kendi mülkü olan mallarından farz olarak vermesi gerekli olan ibadettir. İslam’ın bu güzel emri, bir ibadet anlayışıyla, şuurlu bir şekilde yerine getirildiği zaman, hem bir farz ibadet yerine gelmiş hem de toplumda biribirlerini gözeten ve destekleyen merhamet ve sevgi yumağı oluşmuş olur. Bundan da toplumda huzur ve bereket meydana gelir.

    Sevgili kardeşlerim,
    Vacip infakların başında da “Fıtır” sadakası gelir ki, bu ibadetin eda ediliş zamanı da Ramazan Ayı’dır. Ancak öteden beri Müslümanlar, zekatı da Ramazan’da eda ederek, Ramazan ayının feyiz ve bereketinin daha da artmasını arzularlar. Diğer yandan da geçim sıkıntısı içerisinde oruç tutmaya çalışan fakir ve fukaranın gönül rahatlığı ile oruç tutmalarına zemin hazırlamış olurlar. Zaten bundan dolayı da Oruç ve Kur’an ayı olan Ramazan Ayı, Zekat ve Fıtır sadakasının da bu ibadetlere dahil olması ile bir ibadetler cümbüşü haline gelir. Feyiz ve bereketin zirvesine ulaşan müminler, haklı olarak bayrama cehennem azabından kurtularak kavuşmuş olurlar.

    Nitekim Peygamber Efendimiz (sas) şöyle buyurmuştur: Ramazan Ayı girince göklerin kapısı (başka bir rivayette Cennetin kapıları) açılır, Cehennemin kapıları kapanır, şeytanlar zincire vurulur” (Buhari, Savm, V). İbn A,bbas (ra)’den gelen bir rivayet ise şöyledir: “Resulullah (sas) insanların en cömerdi idi. Onun bu cömertliği Ramazan Ayıı girip de kendisiyle Cebrail (as) karşılaştığı zaman daha da artardı. Cebrail (as) Ramazan Ayı çıkıncaya kadar her gece Resulullah (sas) ile buluşurdu. Resulullah (sas) O’na Kur’an’ı arzeder (okur) du. Peygamberimiz (sas), bu buluşmalardan sonra insanlara rahmet getiren rüzgardan daha cömert, daha faydalı olurdu.” (Buhari, Savm, 7) Enes (ra)’in rivayet ettiğine göre ise, Hz. Peygamber (sas)’e; “Hangi sadaka daha faziletlidir?” diye soruldu da; O,Ramazan ayında verilen sadaka” buyurdu.(Tirmizi, Zekat, 28)

    Aziz kardeşlerim,
    Bütün bu ayet ve hadislerin ışığı altında baktığımız zaman, görürüz ki, Ramazan Ayı, Kur’an ayı, oruç ayı, zekat, sadaka ve infak ayıdır. Yani bu ibadetleri eda ederek cenneti kazanma ayıdır. Fakirliğin ve geçim darlığının dünyayı kasıp kavurduğu ve malının hesabını bilmeyen bir çok insanın, etrafındaki bu yangını farketmeden, gırtlağına kadar israf içinde yaşadığı bir çağdayız. Allah rızası için bu ibadetleri yerine getiren Müslümanlar, insanlık için bir umut ve merhamet meşalesi olacaktır. İşte böyle bir misyonun insanı olan Müslümanların bu bereketli günleri fırsat bilerek bu ibadetleri yerine getirmekte hassas davranmalıdırlar. Zekat, fıtra vesair infakları Müslümanlar adına vekaleten eda eden teşkilatlarımız ise, daha Ramazan Ayı’nın bu ilk günlerinden itibaren, kardeşlerimizi bu ibadetleri eda etmeye ve beklenen ecir ve mükafatın daha da büyümesi için, teşkilat bünyesinde yapılan organizeye dahil olmaya teşvik etmeliler. Gerekirse ev ev, mahalle mahalle kardeşlerin ayağına giderek yapılan çalışmaları onlara aktarmalı, bu manadan olmak üzere Genel Merkez’in hazırlamış olduğu CD’leri cemaatın kalabalık olduğu zamanlarda seyrettirmeliler. Cenab-ı Hak’tan Ümmet-i Muhammed’e bol ve bereketli bir Ramazan Ayı nasip etmesini dilerken, hutbemizi bir ayet meali ile bitirmek istiyoruz. Rabbimiz teala Hz.leri buyuruyor ki: “Andolsun, Allah İsrailoğullarından kesin-söz almıştı. Onlardan oniki güvenilir-gözetleyici göndermiştik. Ve Allah onlara:Gerçekten ben sizinle birlikteyim. Eğer namazı kılar, zekatı verir, Peygamberlerime inanır, onları savunup-desteklerseniz ve Allah’a güzel bir borç verirseniz, herhalde sizin kötülüklerinizi örter ve sizi gerçekten, altından ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bundan sonra sizden kim inkâr ederse, cidden dümdüz bir yoldan sapmıştır.” [5:12]


  5. 29.Ağustos.2011, 23:06
    3
    imam
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Ağustos.2007
    Üye No: 2034
    Mesaj Sayısı: 7,511
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: minallah-ilelllah

    Cevap: Zekat hakkında ramazan bayramı hutbesi

    RAMAZAN BAYRAMI



    Değerli Müminler!
    Rahmeti ile bizleri kuşatan, Yüce Rabbimize şükürler olsun ki, Ramazan bayramına sevin ve huzur içerisinde kavuşmuş bulunuyoruz.
    Bir ay boyunca gücümüz yettiğince oruçlarımızı tutmaya, namazlarımızı kılmaya ve fakirleri ve düşkünleri gözetmeye çalıştık. İbadetlerle dolu olarak geçen bu mübarek ayda, Allah’a karşı kulluk görevlerimizi yerine getirmenin mutluluğunu yaşadık. Şimdide hep beraber bayramın sevinç ve huzurunu yaşamaktayız.












    Muhterem Müminler!
    Yüce dinimiz İslam, kardeşlik, birlik ve beraberlik, sevgi ve şefkat dinidir. Ahlak ve fazilet, hak ve adalet, güven ve samimiyet dinidir. Bunun içindir ki dinimiz, Müslümanların birbiriyle uyumlu, kardeşçe yaşamalarını ister. Yüce Rabbimiz bu gerçeği Kur’an-ı Kerimde şöyle belirtir: “ Allah ve Resulüne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.”(1) Müminler ancak kardeştir. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki, size merhamet edilsin.”(2)

    Sevgi Peygamberimiz(sav)’de şöyle buyurmaktadır: “ Birbirinizle ilgiyi kesmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin, birbirinize kin beslemeyin, kıskanç olmayın. Ey Allah’ın kulları kardeş olun. Müslüman’ın Müslüman kardeşine üç günden fazla dargın durması helal değildir. İki Müslüman birbiriyle karşılaştıkları zaman, birisi yüzünü şu tarafa çevirir, diğeri ise öte tarafa çevirir. Hâlbuki bu iki Müslüman’ın hayırlısı, önce selam verendir.”(3)

    Buna göre Müslüman, birbiriyle ilişkisini koparmayan, küçük meseleleri büyüterek, kalbinde kin, haset, kıskançlık ve kibir barındırmayan insanlardır.

    Değerli Müminler!
    Ramazan bayramı, milletçe birlik ve kardeşlik içinde bayramın coşkusunu yaşamak, sevinci ve kederi paylaşmak demektir. Öyleyse bu bayramda, büyüklerimizi, annemizi, babamızı, yakınlarımızı, komşularımızı ve dostlarımızı ziyaret edelim. Bencilliği, kin ve nefreti içimizden söküp atalım. Dargınlıklara son verelim. Ramazan boyunca kazandığımız güzel alışkanlıkları sürdürmeye, vazgeçtiğimiz kötü huy ve davranışlara da bir daha asla dönmemeye karar verelim
    Bu duygularla Ramazan bayramınızı tebrik ediyor, ülkemiz, milletimize ve İslam âlemi için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

    Kaynaklar:
    1-Enfal, 46
    2-Hucurat,10
    3-Tirmizi, Birr,21–24


  6. 29.Ağustos.2011, 23:06
    3
    Üye
    RAMAZAN BAYRAMI



    Değerli Müminler!
    Rahmeti ile bizleri kuşatan, Yüce Rabbimize şükürler olsun ki, Ramazan bayramına sevin ve huzur içerisinde kavuşmuş bulunuyoruz.
    Bir ay boyunca gücümüz yettiğince oruçlarımızı tutmaya, namazlarımızı kılmaya ve fakirleri ve düşkünleri gözetmeye çalıştık. İbadetlerle dolu olarak geçen bu mübarek ayda, Allah’a karşı kulluk görevlerimizi yerine getirmenin mutluluğunu yaşadık. Şimdide hep beraber bayramın sevinç ve huzurunu yaşamaktayız.












    Muhterem Müminler!
    Yüce dinimiz İslam, kardeşlik, birlik ve beraberlik, sevgi ve şefkat dinidir. Ahlak ve fazilet, hak ve adalet, güven ve samimiyet dinidir. Bunun içindir ki dinimiz, Müslümanların birbiriyle uyumlu, kardeşçe yaşamalarını ister. Yüce Rabbimiz bu gerçeği Kur’an-ı Kerimde şöyle belirtir: “ Allah ve Resulüne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.”(1) Müminler ancak kardeştir. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki, size merhamet edilsin.”(2)

    Sevgi Peygamberimiz(sav)’de şöyle buyurmaktadır: “ Birbirinizle ilgiyi kesmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin, birbirinize kin beslemeyin, kıskanç olmayın. Ey Allah’ın kulları kardeş olun. Müslüman’ın Müslüman kardeşine üç günden fazla dargın durması helal değildir. İki Müslüman birbiriyle karşılaştıkları zaman, birisi yüzünü şu tarafa çevirir, diğeri ise öte tarafa çevirir. Hâlbuki bu iki Müslüman’ın hayırlısı, önce selam verendir.”(3)

    Buna göre Müslüman, birbiriyle ilişkisini koparmayan, küçük meseleleri büyüterek, kalbinde kin, haset, kıskançlık ve kibir barındırmayan insanlardır.

    Değerli Müminler!
    Ramazan bayramı, milletçe birlik ve kardeşlik içinde bayramın coşkusunu yaşamak, sevinci ve kederi paylaşmak demektir. Öyleyse bu bayramda, büyüklerimizi, annemizi, babamızı, yakınlarımızı, komşularımızı ve dostlarımızı ziyaret edelim. Bencilliği, kin ve nefreti içimizden söküp atalım. Dargınlıklara son verelim. Ramazan boyunca kazandığımız güzel alışkanlıkları sürdürmeye, vazgeçtiğimiz kötü huy ve davranışlara da bir daha asla dönmemeye karar verelim
    Bu duygularla Ramazan bayramınızı tebrik ediyor, ülkemiz, milletimize ve İslam âlemi için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

    Kaynaklar:
    1-Enfal, 46
    2-Hucurat,10
    3-Tirmizi, Birr,21–24





+ Yorum Gönder