Konusunu Oylayın.: Selefi Salihin ve Ramazan

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Selefi Salihin ve Ramazan
  1. 17.Ağustos.2011, 02:24
    1
    Misafir

    Selefi Salihin ve Ramazan






    Selefi Salihin ve Ramazan Mumsema Selefi Salihin ve Ramazan orucu nasıldı? Selefi Salihin ve Ramazan orucuyla ilgili bilgiler verir misiniz ?


  2. 17.Ağustos.2011, 02:24
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 17.Ağustos.2011, 14:04
    2
    m.deniz
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 30.Ocak.2011
    Üye No: 83734
    Mesaj Sayısı: 1,194
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: .......

    Cevap: Selefi Salihin ve Ramazan




    SELEF-İ SÂLİHÎN VE RAMAZAN
    Hamd, Âlemlerin Rabbi Allah’adır. Salât ve selâm, O’nun emin elçisi olan Rasûlullah’ın, temiz ehl-i beytinin, güzide ashabının ve kıyamete kadar onların yolunda giden herkesin üzerine olsun.
    Değerli Müslüman Kardeşlerim!
    Bütün günahlardan kurtulmayı sağlayabilecek olan bu mübarek Ramazan ayı dolayısıyla tüm samimiyetimle ve kalbimin ta derinliklerinden gelen bir duyguyla sunduğum bu Ramazan hediyesinin tüm kardeşlerimize hayırlı bir öğüt olmasını dilerim. Ramazanın da tüm Müslümanlara ve İslâm âlemine hayırlara vesile olmasını dilerim.
    Yüce Allah, hepimizi rızasına nail eyleyip sizleri de, bizleri de cennetinde buluştursun. (Âmin)

    MÜBAREK RAMAZAN’I NASIL KARŞILAMALIYIZ?
    “Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olmak üzere kendisinde Kur’ân indirilen aydır…” (Bakara, 2/185)
    Allah Teâlâ, Ramazan ayına, -Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bildirdiği gibi- diğer aylardan farklı pek çok özellik ve üstünlük vermiştir ki, bazılarını şöyle sıralayabiliriz:
    1. Oruç tutanın ağız kokusu, Allah nezdinde, misk kokusundan daha hoştur.
    2. Melekler, oruçlular için iftar vaktine dek mağfiret diler.
    3. Allah azze ve celle, (Bir hadis-i kudsi’de belirtildiği gibi) her gün cennetini süsler ve şöyle buyurur: “Salih kullarımın üzerlerindeki sıkıntı ve eziyet veren şeyleri atarak sana gelmelerine fazla bir zaman kalmadı.” (Ahmed)
    4. Bu ayda azgın şeytanlar zincire vurulur.
    5. Cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kilitlenir.
    6. Yine bu ayda, bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesi vardır. Bu gecenin hayrından mahrum kalan kimse, hayırdan mahrum kalmış demektir.
    7. Ramazanın son gününde oruçluların tüm günahları affedilir.
    8. Allah Teâlâ, Ramazanın her gecesinde, bir grup insanı cehennem ateşinden azad eder.

    Ey Ramazana erişme mutluluğuna kavuşan değerli kardeşim!
    Böylesine özellik ve faziletlere sahip olan bir ayı nasıl karşılayalım, diye hiç düşündünüz mü?
    Salih bir kul, bu ayı; nasuh bir tevbe, büyük bir sadakat, tam bir kararlılık ve vakitlerini salih amellerle mamur ederek karşılar. Yüce Allah’tan, kendisine en güzel şekilde ibadet edebilmemiz için bize yardım etmesini niyaz ederiz. (Âmin)
    Gelin Ramazanı en güzel şekilde değerlendirmek için ne gibi salih amellerde bulunmalıyız, sorusunun cevabını birlikte arayalım…

    RAMAZANDA, ÖZELLİKLE YAPILMASI GEREKEN SALİH AMELLER

    1- Oruç
    Önderimiz ve örneğimizRasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Ramazan orucunun değerini bakın ne güzel vurguluyor:
    * “Âdemoğlunun bütün amelleri kendisinindir. Bir iyilik on katı ile yedi yüz katına kadar mükâfat görecektir. Aziz ve celil olan Allah da ‘Oruç müstesnâ, o Benimdir ve onun mükâfatını verecek olan Benim. O; arzularını, yemesini ve içmesini Benim için terk etti.’ buyurur. Oruçlunun iki sevinci vardır; biri iftar ettiğinde, diğeri Rabbine kavuşacağı gündedir. Andolsun oruç tutanın (orucundan dolayı) ağız kokusunun değişmesi, Allah nezdinde misk kokusundan daha hoştur.” (Muttefekun aleyh)
    * “Kim Ramazanı, (farziyetine) inanarak ve ecrini Allah’tan umarak oruçla geçirirse geçmiş günahları bağışlanır.” (Muttefekun aleyh)
    Şüphesiz Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bu müjdesi sadece aç ve susuz kalanlarla sınırlı değildir. Bu müjdenin tam olması için ayrıca şu sözlerine de dikkat etmeliyiz.
    * “Her kim yalan söz söylemeyi ve o doğrultuda amel etmeyi terk etmeyecek olursa, onun yeme ve içmeden uzak durmasına Allah’ın ihtiyacı yoktur.” (Buhârî)
    * “Oruç bir kalkandır. Sizden herhangi bir kimse oruçlu olduğu günde çirkin söz söylemesin, kötü iş işlemesin, cahillik etmesin. Herhangi bir kimse kendisine sövecek olursa ‘Ben oruçluyum.’ desin.” (Muttefekun aleyh)
    İşte bu yüzden oruç tutan bir kimsenin; kulağıyla, gözüyle, diliyle, yani bütün azalarıyla oruç tutması gerekir. Oruç tuttuğu gün ile oruçlu olmadığı gün birbirine benzememelidir, oruçlu olduğu günlerde daha olumluya doğru bir değişiklik gözlenmelidir.

    2- Kıyam (Geceyi İhya Etmek)
    “Rahman’ın kulları yeryüzünde ağır ve vakur yürürler. Cahiller onlara sataştıkları zaman onlar, ‘Selametle’ der geçerler. Onlar gecelerini Rablerine secdeyle, kıyamla (namaz kılmakla) geçirirler.” (Furkan, 25/63-64)
    “Kim Ramazanı, (farziyetine) inanarak ve ecrini Allah’tan umarak oruçla geçirirse geçmiş günahları bağışlanır.” (Muttefekun aleyh)
    Geceleri ihya etmek, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selem ve ashabının tatbik ettikleri bir sünnetti. Hz. Aişe radıyallahu anha şöyle der: “Gece namazı kılmayı bırakma. Çünkü Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onu bırakmaz; hastalanır veya yorgun düşerse oturarak namazını kılardı.” (Ebû Dâvûd)
    Hz. Ömer radıyallahu anh da geceleri arzuladığı kadar namaz kılar, gece yarısı olunca da aile bireylerini namaza kaldırırdı. Onlara, “Namaza, namaza” dedikten sonra “…Ve aile halkına da namazı emret, sen de ona sebatla devam et. Biz senden bir rızık istemiyoruz, seni rızıklandıran Biziz. Güzel akibet muttakîlerindir.” (Tâhâ, 20/132) ayetini okurdu.
    Saib İbn Zeyd radıyallahu anh şöyle anlatıyor: Bizim imamımız gece namazında her rekâtta iki yüze yakın ayet okurdu. O kadar yorulurduk ki yaşlılarımız ancak ağaçlara yaslanarak ayakta durabilirdi. Namazımız da sabaha doğru ancak tamamlanırdı.

    3- İnfak
    Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, insanların en cömerdiydi. Diğer zamanlara göre Ramazanda daha çok infak etmeye çalışırdı. Hatta o kadar çok ve o kadar hızla infak ederdi ki, eline geçen şeyi hızla elinden çıkardığından (yani infak ettiğinden) dolayı “fırtına gibi infak ettiği” söylenirdi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, bizlere de bunu öğütlerdi:
    “Sadakanın en faziletlisi Ramazanda verilenidir.” (Tirmizî)
    Hz. Ömer radıyallahu anh şöyle der: “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sadaka vermemizi emretti. Bu sırada benim de bir miktar malım vardı. Kendi kendime, ‘Eğer, Ebû Bekir’i geçmem mümkünse onu işte bugün geçeceğim.’ dedim ve malımın yarısını getirdim. Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem, “Aile halkına ne bıraktın?” diye sordu. Ben de ‘Bunun kadar’ dedim. Ebu Bekir radıyallahu anh ise yanındakilerin hepsini getirdi. Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem, ona, “Ailene ne bıraktın?” diye sorunca, Ebu Bekir radıyallahu anh, ‘Onlara Allah ve Rasûlünü (sevgisini) bıraktım.’ dedi. Ben de ‘Hiçbir hususta ebediyen seni geçemeyeceğim.’dedim.” (Ebû Dâvûd, Tirmizî)


  4. 17.Ağustos.2011, 14:04
    2
    Devamlı Üye



    SELEF-İ SÂLİHÎN VE RAMAZAN
    Hamd, Âlemlerin Rabbi Allah’adır. Salât ve selâm, O’nun emin elçisi olan Rasûlullah’ın, temiz ehl-i beytinin, güzide ashabının ve kıyamete kadar onların yolunda giden herkesin üzerine olsun.
    Değerli Müslüman Kardeşlerim!
    Bütün günahlardan kurtulmayı sağlayabilecek olan bu mübarek Ramazan ayı dolayısıyla tüm samimiyetimle ve kalbimin ta derinliklerinden gelen bir duyguyla sunduğum bu Ramazan hediyesinin tüm kardeşlerimize hayırlı bir öğüt olmasını dilerim. Ramazanın da tüm Müslümanlara ve İslâm âlemine hayırlara vesile olmasını dilerim.
    Yüce Allah, hepimizi rızasına nail eyleyip sizleri de, bizleri de cennetinde buluştursun. (Âmin)

    MÜBAREK RAMAZAN’I NASIL KARŞILAMALIYIZ?
    “Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olmak üzere kendisinde Kur’ân indirilen aydır…” (Bakara, 2/185)
    Allah Teâlâ, Ramazan ayına, -Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bildirdiği gibi- diğer aylardan farklı pek çok özellik ve üstünlük vermiştir ki, bazılarını şöyle sıralayabiliriz:
    1. Oruç tutanın ağız kokusu, Allah nezdinde, misk kokusundan daha hoştur.
    2. Melekler, oruçlular için iftar vaktine dek mağfiret diler.
    3. Allah azze ve celle, (Bir hadis-i kudsi’de belirtildiği gibi) her gün cennetini süsler ve şöyle buyurur: “Salih kullarımın üzerlerindeki sıkıntı ve eziyet veren şeyleri atarak sana gelmelerine fazla bir zaman kalmadı.” (Ahmed)
    4. Bu ayda azgın şeytanlar zincire vurulur.
    5. Cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kilitlenir.
    6. Yine bu ayda, bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesi vardır. Bu gecenin hayrından mahrum kalan kimse, hayırdan mahrum kalmış demektir.
    7. Ramazanın son gününde oruçluların tüm günahları affedilir.
    8. Allah Teâlâ, Ramazanın her gecesinde, bir grup insanı cehennem ateşinden azad eder.

    Ey Ramazana erişme mutluluğuna kavuşan değerli kardeşim!
    Böylesine özellik ve faziletlere sahip olan bir ayı nasıl karşılayalım, diye hiç düşündünüz mü?
    Salih bir kul, bu ayı; nasuh bir tevbe, büyük bir sadakat, tam bir kararlılık ve vakitlerini salih amellerle mamur ederek karşılar. Yüce Allah’tan, kendisine en güzel şekilde ibadet edebilmemiz için bize yardım etmesini niyaz ederiz. (Âmin)
    Gelin Ramazanı en güzel şekilde değerlendirmek için ne gibi salih amellerde bulunmalıyız, sorusunun cevabını birlikte arayalım…

    RAMAZANDA, ÖZELLİKLE YAPILMASI GEREKEN SALİH AMELLER

    1- Oruç
    Önderimiz ve örneğimizRasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Ramazan orucunun değerini bakın ne güzel vurguluyor:
    * “Âdemoğlunun bütün amelleri kendisinindir. Bir iyilik on katı ile yedi yüz katına kadar mükâfat görecektir. Aziz ve celil olan Allah da ‘Oruç müstesnâ, o Benimdir ve onun mükâfatını verecek olan Benim. O; arzularını, yemesini ve içmesini Benim için terk etti.’ buyurur. Oruçlunun iki sevinci vardır; biri iftar ettiğinde, diğeri Rabbine kavuşacağı gündedir. Andolsun oruç tutanın (orucundan dolayı) ağız kokusunun değişmesi, Allah nezdinde misk kokusundan daha hoştur.” (Muttefekun aleyh)
    * “Kim Ramazanı, (farziyetine) inanarak ve ecrini Allah’tan umarak oruçla geçirirse geçmiş günahları bağışlanır.” (Muttefekun aleyh)
    Şüphesiz Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bu müjdesi sadece aç ve susuz kalanlarla sınırlı değildir. Bu müjdenin tam olması için ayrıca şu sözlerine de dikkat etmeliyiz.
    * “Her kim yalan söz söylemeyi ve o doğrultuda amel etmeyi terk etmeyecek olursa, onun yeme ve içmeden uzak durmasına Allah’ın ihtiyacı yoktur.” (Buhârî)
    * “Oruç bir kalkandır. Sizden herhangi bir kimse oruçlu olduğu günde çirkin söz söylemesin, kötü iş işlemesin, cahillik etmesin. Herhangi bir kimse kendisine sövecek olursa ‘Ben oruçluyum.’ desin.” (Muttefekun aleyh)
    İşte bu yüzden oruç tutan bir kimsenin; kulağıyla, gözüyle, diliyle, yani bütün azalarıyla oruç tutması gerekir. Oruç tuttuğu gün ile oruçlu olmadığı gün birbirine benzememelidir, oruçlu olduğu günlerde daha olumluya doğru bir değişiklik gözlenmelidir.

    2- Kıyam (Geceyi İhya Etmek)
    “Rahman’ın kulları yeryüzünde ağır ve vakur yürürler. Cahiller onlara sataştıkları zaman onlar, ‘Selametle’ der geçerler. Onlar gecelerini Rablerine secdeyle, kıyamla (namaz kılmakla) geçirirler.” (Furkan, 25/63-64)
    “Kim Ramazanı, (farziyetine) inanarak ve ecrini Allah’tan umarak oruçla geçirirse geçmiş günahları bağışlanır.” (Muttefekun aleyh)
    Geceleri ihya etmek, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selem ve ashabının tatbik ettikleri bir sünnetti. Hz. Aişe radıyallahu anha şöyle der: “Gece namazı kılmayı bırakma. Çünkü Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onu bırakmaz; hastalanır veya yorgun düşerse oturarak namazını kılardı.” (Ebû Dâvûd)
    Hz. Ömer radıyallahu anh da geceleri arzuladığı kadar namaz kılar, gece yarısı olunca da aile bireylerini namaza kaldırırdı. Onlara, “Namaza, namaza” dedikten sonra “…Ve aile halkına da namazı emret, sen de ona sebatla devam et. Biz senden bir rızık istemiyoruz, seni rızıklandıran Biziz. Güzel akibet muttakîlerindir.” (Tâhâ, 20/132) ayetini okurdu.
    Saib İbn Zeyd radıyallahu anh şöyle anlatıyor: Bizim imamımız gece namazında her rekâtta iki yüze yakın ayet okurdu. O kadar yorulurduk ki yaşlılarımız ancak ağaçlara yaslanarak ayakta durabilirdi. Namazımız da sabaha doğru ancak tamamlanırdı.

    3- İnfak
    Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, insanların en cömerdiydi. Diğer zamanlara göre Ramazanda daha çok infak etmeye çalışırdı. Hatta o kadar çok ve o kadar hızla infak ederdi ki, eline geçen şeyi hızla elinden çıkardığından (yani infak ettiğinden) dolayı “fırtına gibi infak ettiği” söylenirdi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, bizlere de bunu öğütlerdi:
    “Sadakanın en faziletlisi Ramazanda verilenidir.” (Tirmizî)
    Hz. Ömer radıyallahu anh şöyle der: “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sadaka vermemizi emretti. Bu sırada benim de bir miktar malım vardı. Kendi kendime, ‘Eğer, Ebû Bekir’i geçmem mümkünse onu işte bugün geçeceğim.’ dedim ve malımın yarısını getirdim. Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem, “Aile halkına ne bıraktın?” diye sordu. Ben de ‘Bunun kadar’ dedim. Ebu Bekir radıyallahu anh ise yanındakilerin hepsini getirdi. Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem, ona, “Ailene ne bıraktın?” diye sorunca, Ebu Bekir radıyallahu anh, ‘Onlara Allah ve Rasûlünü (sevgisini) bıraktım.’ dedi. Ben de ‘Hiçbir hususta ebediyen seni geçemeyeceğim.’dedim.” (Ebû Dâvûd, Tirmizî)


  5. 17.Ağustos.2011, 14:04
    3
    m.deniz
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 30.Ocak.2011
    Üye No: 83734
    Mesaj Sayısı: 1,194
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: .......

    Cevap: Selefi Salihin ve Ramazan

    Görüldüğü gibi Ramazan ayında verilen sadakanın bir üstünlüğü, bir özelliği vardır. O halde bu konuda elimizi açık tutmalı, durumumuza göre sadaka vermeye, infakta bulunmaya gayret etmeliyiz.
    Ramazanda sadaka vermenin de birçok çeşidi vardır ki, en önemli ikisi şunlardır:
    a) Yemek Yedirmek:
    “Onlar, kendi canları çekmesine rağmen yemeği; yoksula, yetime ve esire yedirirler. ‘Biz size Allah rızası için yemek yediriyoruz; sizden ne bir karşılık, ne de bir teşekkür bekliyoruz. Biz, sert ve belâlı bir günde Rabbimizden (O’nun azabına uğramaktan) korkarız.’ (derler). İşte bu yüzden Allah onları o günün fenalığından esirger; (yüzlerine) parlaklık, (gönüllerine) sevinç verir. Sabretmelerine karşılık onlara cenneti ve (cennetteki) ipekleri lütfeder.” (İnsan, 76/8-12)
    Selef-i salihîn, yemek yedirmeye (birçok ibadete göre) öncelik tanır, bunun için çok büyük gayret gösterirdi. Aç bir kimseyi doyurmak ile salih arkadaşlarını doyurmak arasında bir fark yoktu. Yemek yedirilecek kimsenin fakir olması gerektiğini düşünmezlerdi.
    Seleften birisi şöyle diyor: “Arkadaşlarımdan on kişiyi dâvet edip onlara canlarının çektiği bir yemeği yedirmek, benim için on tane köleyi azad etmekten daha sevimlidir.”
    Seleften pek çok kimse, oruçlu olduğu halde iftarını açacağı yemeği başkasına yedirir, onu kendine tercih ederdi. Onlar, kendileri oruçlu olduğu halde kardeşlerini yedirir, bununla da yetinmeyip onlara hizmet eder ve onların rahat etmeleri için de gayret gösterirlerdi.
    Yemek yedirme ibadeti, birtakım ibadetlerin de kaynağıdır: Şöyle ki, kendilerine yemek yedirilen Müslüman kardeşler sevinir, aralarındaki muhabbet beslenir. Bu da cennete girmeye sebeb olur: “İman etmedikçe cennete asla giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de asla iman etmiş olamazsınız.” (Müslim)
    Ayrıca yemek yedirmek sebebiyle salihlerle bir araya gelinmiş olur. Onlarla birlikte yenilen yemek neticesinde ibadetler için güç/kuvvet kazanılır. Onlara bu hususta yardımcı olunduğu için de ecir umulur.
    Yine salihlerle bir araya gelmek kişinin Allah’a itaat etmesine katkı sağlar. Zira itaat eden insanlarla birlikte olmak onun da itaatini artırır.
    b) İftar Vermek:
    “Oruçluyu iftar ettiren, onun kadar sevap alır, oruçlunun ecrinden de bir şey eksilmez.” (Nesaî)
    “Kim bir oruçluyu iftar ettirir yahut bir gaziyi donatırsa ona da onların ecrinin aynısı vardır.” (Ahmed)

    4- Daha Çok Kur’ân Okumaya Gayret Etmek:
    Bizim için güzel bir örnek olduklarından dolayı selef-i sâlihînin Ramazanındaki iki hususa değineceğiz:
    a) Çokça Kur’ân-ı Kerim okurlardı.
    Âlimlerin bildirdiği gibi Ramazan ayı, Kur’an ayıdır. Bu yüzden Müslümanın bu ayda, diğer zamanlara göre daha çok Kur’an-ı Kerim okuması, okuyamıyorsa dinlemeye gayret etmesi gerekir.
    Selef-i salihîn, Allah’ın Kitabını okumaya veya dinlemeye çok fazla itina gösterirdi.
    Cebrâil aleyhisselâm, Ramazan ayında Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile Kur’ân-ı Kerim’i karşılıklı okurdu.
    Selef-i salihînden kimi Kur’ân-ı Kerim’i üç gecede bir Ramazan kıyamında (teravihte) hatmederdi. Bazıları yedi günde bir, bazıları da on günde bir hatmederdi. Onlar namazda da, namazın dışında da Kur’ân-ı Kerim’i sürekli okurlardı.
    İmam Şâfiî rahimehullah, Ramazan ayında Kur’an’ı altmış kere hatmederdi ve bunları namazın dışında yapardı.
    İmam Şihâbuddin ez-Zührî rahimehullah da Ramazan ayında hadis okumaktan ve ilim ehliyle sohbet etmekten kaçınır, daha fazla Kur’ân-ı Kerim okumaya çalışırdı.
    İmam Süfyan es-Sevrî rahimehullah ise, Ramazan ayı girince nafile ibadet yapmak yerine daha fazla Kur’ân-ı Kerim okurdu.
    İmam İbn Receb el-Hanbelî rahimehullah şöyle der: “Kur’ân-ı Kerim’in üç günden daha az bir sürede hatmedilmesine dair olan yasaklamalar, bunun sürekli olarak yapılmasıyla ilgilidir. “Ramazan ayında, özellikle Kadir gecesinin arandığı gecelerde veya Mekke gibi faziletli mekânlarda, bu zamanın ve mekânın faziletini ganimet bilerek Kur’ân-ı Kerim’i çokça okumak müstehabdır ve bu nehiyden müstesnadır.”
    b) Kur’ân-ı Kerim’i okumaları veya dinlemeleri Allah Teâlâ’dan korkmalarına ve ürpermelerine sebeb olur, bu yüzden de ağlarlardı.
    Selef-i salihînin âdeti, üzerinde düşünmeden, kavramadan, şiir okur gibi Kur’an-ı Kerim’i hızlıca okumak değildi. Onlar Allah azze ve celle’nin kelamından etkilenir ve bundan dolayı kalpleri ürperirdi.
    Buhârî’de Abdullah b. Mes’ud radıyallahu anhumâ’nın şöyle dediği nakledilir:
    “Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem bana, “Kur’ân oku.” dedi. Ben, “Kur’ân sana indirilmişken onu yine sana mı okuyayım!?” dedim. O, “Onu başkasından dinlemeyi severim.” dedi. Ona Nisâ sûresini,“Her ümmetten birer şahit getirip bunlara karşı da seni şahit getireceğimiz zaman halleri nice olur?” (Nisâ, 4/41) buyruğuna varıncaya kadar okudum. Bu sefer, “Bu kadarı yeter” dedi. Ona dönüp baktığımda gözlerinden yaşlar boşalıyordu.”
    Beyhâkî de Sünen’inde Ebû Hureyre radıyallahu anh’ın şöyle dediğini nakletmektedir: Allah Teâlâ’nın, “Şimdi siz bu söze (Kur’ân’a) mı şaşırıyorsunuz? Gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz!” (Necm, 53/59-60) buyruğu nazil olduğunda Suffe ehli, gözyaşları yanaklarından akıncaya kadar ağladı. Onların ağladıklarını farkeden Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de onlarla birlikte ağladı. Onun ağlaması üzerine bizler de ağladık. Bunun üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Allah korkusundan ağlayan kimse cehenneme girmez.” buyurdu.
    İbn Ömer radıyallahu anhuma da Mutaffifîn sûresini, “Öyle bir gün ki, o günde âlemlerin Rabbinin huzurunda divana duracaklar.” (Mutaffifîn, 83/6) buyruğuna varıncaya kadar okudu. Sonra yere yıkılıncaya kadar ağladı.
    Muzâhim b. Züfer şöyle der: Süfyan es-Sevri, bize akşam namazını kıldırdı. “Yalnız Sana kulluk eder ve yalnız Senden yardım dileriz.” buyruğuna varınca kıraati kesilinceye kadar ağladı. Daha sonra Fatiha suresini yeni baştan okudu.

    5- Güneşin Doğmasına Dek Mescidde Kalmak:
    Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sabah namazını kılınca güneş doğuncaya kadar namaz kıldığı yerde otururdu. (Müslim)
    Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır:
    “Kim sabah namazını cemaatle birlikte kılar sonra da güneş doğuncaya kadar oturup Allah’ı zikreder daha sonra da iki rekât namaz kılarsa bu onun için tam ve eksiksiz olarak bir hac ve umre ecri gibi olur.” (Tirmizî)
    Ey sevgili kardeşim, her gün umre ve hac sevabı almak istemez misin?!
    Acaba bu ibadet vasıtasıyla her gün hac ve umre sevabı kazanmak mümkünse ya Ramazan günlerinde yapılırsa ecri ne olur? Bu yüzden geceyi namaz kılmakla geçirmek sûretiyle pek büyük mükâfatlar kazanmak için Allah’ın yardımını dilemeli, bu hususta salihlere uymalıyız. Allah rızası için nefislerimizle cihad etmeli ve cennet makamlarının zirvelerine ulaşabilmek için büyük gayretler göstermeliyiz ki, himmetimiz yüksek olsun.

    6- İtikâf:
    “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, her Ramazan ayının son on günü itikâfa girerdi. Vefat ettiği yılın Ramazanında ise yirmi gün itikâfa girdi.”(Buhârî)
    İtikâf; Kur’an okumak, namaz kılmak, zikir, dua gibi pek çok itaati bir arada bulunduran ibadetlerden biridir. İtikâfı denemeyen bir kimse bunun zor ve sıkıntılı olduğunu düşünebilir. Ancak bu, Allah’ın kendisine kolaylaştırdığı kimseler için pek kolaydır. Her kim salih bir niyet ve samimi bir kararlılıkla kuşanırsa, Allah da ona yardım eder. İtikâf, özellikle Kadir gecesini bulmak maksadıyla Ramazan ayının son on gününde yapılan şer’î bir halvettir. İtikâfta bulunan kimse, kendini, Allah’a itaate ve Allah’ı zikretmeye hasretmiş, O’nu zikretmekten uzaklaştıracak her şeyle ilişkisini kopararak bütün kalbiyle ve bedeniyle Rabbine ve kendisini Rabbine yakınlaştıracak şeylere yönelmiş olur. Böyle bir kimsenin Allah Teâlâ ve O’nun kendisinden razı olması dışında hiçbir maksadı kalmaz.


  6. 17.Ağustos.2011, 14:04
    3
    Devamlı Üye
    Görüldüğü gibi Ramazan ayında verilen sadakanın bir üstünlüğü, bir özelliği vardır. O halde bu konuda elimizi açık tutmalı, durumumuza göre sadaka vermeye, infakta bulunmaya gayret etmeliyiz.
    Ramazanda sadaka vermenin de birçok çeşidi vardır ki, en önemli ikisi şunlardır:
    a) Yemek Yedirmek:
    “Onlar, kendi canları çekmesine rağmen yemeği; yoksula, yetime ve esire yedirirler. ‘Biz size Allah rızası için yemek yediriyoruz; sizden ne bir karşılık, ne de bir teşekkür bekliyoruz. Biz, sert ve belâlı bir günde Rabbimizden (O’nun azabına uğramaktan) korkarız.’ (derler). İşte bu yüzden Allah onları o günün fenalığından esirger; (yüzlerine) parlaklık, (gönüllerine) sevinç verir. Sabretmelerine karşılık onlara cenneti ve (cennetteki) ipekleri lütfeder.” (İnsan, 76/8-12)
    Selef-i salihîn, yemek yedirmeye (birçok ibadete göre) öncelik tanır, bunun için çok büyük gayret gösterirdi. Aç bir kimseyi doyurmak ile salih arkadaşlarını doyurmak arasında bir fark yoktu. Yemek yedirilecek kimsenin fakir olması gerektiğini düşünmezlerdi.
    Seleften birisi şöyle diyor: “Arkadaşlarımdan on kişiyi dâvet edip onlara canlarının çektiği bir yemeği yedirmek, benim için on tane köleyi azad etmekten daha sevimlidir.”
    Seleften pek çok kimse, oruçlu olduğu halde iftarını açacağı yemeği başkasına yedirir, onu kendine tercih ederdi. Onlar, kendileri oruçlu olduğu halde kardeşlerini yedirir, bununla da yetinmeyip onlara hizmet eder ve onların rahat etmeleri için de gayret gösterirlerdi.
    Yemek yedirme ibadeti, birtakım ibadetlerin de kaynağıdır: Şöyle ki, kendilerine yemek yedirilen Müslüman kardeşler sevinir, aralarındaki muhabbet beslenir. Bu da cennete girmeye sebeb olur: “İman etmedikçe cennete asla giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de asla iman etmiş olamazsınız.” (Müslim)
    Ayrıca yemek yedirmek sebebiyle salihlerle bir araya gelinmiş olur. Onlarla birlikte yenilen yemek neticesinde ibadetler için güç/kuvvet kazanılır. Onlara bu hususta yardımcı olunduğu için de ecir umulur.
    Yine salihlerle bir araya gelmek kişinin Allah’a itaat etmesine katkı sağlar. Zira itaat eden insanlarla birlikte olmak onun da itaatini artırır.
    b) İftar Vermek:
    “Oruçluyu iftar ettiren, onun kadar sevap alır, oruçlunun ecrinden de bir şey eksilmez.” (Nesaî)
    “Kim bir oruçluyu iftar ettirir yahut bir gaziyi donatırsa ona da onların ecrinin aynısı vardır.” (Ahmed)

    4- Daha Çok Kur’ân Okumaya Gayret Etmek:
    Bizim için güzel bir örnek olduklarından dolayı selef-i sâlihînin Ramazanındaki iki hususa değineceğiz:
    a) Çokça Kur’ân-ı Kerim okurlardı.
    Âlimlerin bildirdiği gibi Ramazan ayı, Kur’an ayıdır. Bu yüzden Müslümanın bu ayda, diğer zamanlara göre daha çok Kur’an-ı Kerim okuması, okuyamıyorsa dinlemeye gayret etmesi gerekir.
    Selef-i salihîn, Allah’ın Kitabını okumaya veya dinlemeye çok fazla itina gösterirdi.
    Cebrâil aleyhisselâm, Ramazan ayında Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile Kur’ân-ı Kerim’i karşılıklı okurdu.
    Selef-i salihînden kimi Kur’ân-ı Kerim’i üç gecede bir Ramazan kıyamında (teravihte) hatmederdi. Bazıları yedi günde bir, bazıları da on günde bir hatmederdi. Onlar namazda da, namazın dışında da Kur’ân-ı Kerim’i sürekli okurlardı.
    İmam Şâfiî rahimehullah, Ramazan ayında Kur’an’ı altmış kere hatmederdi ve bunları namazın dışında yapardı.
    İmam Şihâbuddin ez-Zührî rahimehullah da Ramazan ayında hadis okumaktan ve ilim ehliyle sohbet etmekten kaçınır, daha fazla Kur’ân-ı Kerim okumaya çalışırdı.
    İmam Süfyan es-Sevrî rahimehullah ise, Ramazan ayı girince nafile ibadet yapmak yerine daha fazla Kur’ân-ı Kerim okurdu.
    İmam İbn Receb el-Hanbelî rahimehullah şöyle der: “Kur’ân-ı Kerim’in üç günden daha az bir sürede hatmedilmesine dair olan yasaklamalar, bunun sürekli olarak yapılmasıyla ilgilidir. “Ramazan ayında, özellikle Kadir gecesinin arandığı gecelerde veya Mekke gibi faziletli mekânlarda, bu zamanın ve mekânın faziletini ganimet bilerek Kur’ân-ı Kerim’i çokça okumak müstehabdır ve bu nehiyden müstesnadır.”
    b) Kur’ân-ı Kerim’i okumaları veya dinlemeleri Allah Teâlâ’dan korkmalarına ve ürpermelerine sebeb olur, bu yüzden de ağlarlardı.
    Selef-i salihînin âdeti, üzerinde düşünmeden, kavramadan, şiir okur gibi Kur’an-ı Kerim’i hızlıca okumak değildi. Onlar Allah azze ve celle’nin kelamından etkilenir ve bundan dolayı kalpleri ürperirdi.
    Buhârî’de Abdullah b. Mes’ud radıyallahu anhumâ’nın şöyle dediği nakledilir:
    “Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem bana, “Kur’ân oku.” dedi. Ben, “Kur’ân sana indirilmişken onu yine sana mı okuyayım!?” dedim. O, “Onu başkasından dinlemeyi severim.” dedi. Ona Nisâ sûresini,“Her ümmetten birer şahit getirip bunlara karşı da seni şahit getireceğimiz zaman halleri nice olur?” (Nisâ, 4/41) buyruğuna varıncaya kadar okudum. Bu sefer, “Bu kadarı yeter” dedi. Ona dönüp baktığımda gözlerinden yaşlar boşalıyordu.”
    Beyhâkî de Sünen’inde Ebû Hureyre radıyallahu anh’ın şöyle dediğini nakletmektedir: Allah Teâlâ’nın, “Şimdi siz bu söze (Kur’ân’a) mı şaşırıyorsunuz? Gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz!” (Necm, 53/59-60) buyruğu nazil olduğunda Suffe ehli, gözyaşları yanaklarından akıncaya kadar ağladı. Onların ağladıklarını farkeden Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de onlarla birlikte ağladı. Onun ağlaması üzerine bizler de ağladık. Bunun üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Allah korkusundan ağlayan kimse cehenneme girmez.” buyurdu.
    İbn Ömer radıyallahu anhuma da Mutaffifîn sûresini, “Öyle bir gün ki, o günde âlemlerin Rabbinin huzurunda divana duracaklar.” (Mutaffifîn, 83/6) buyruğuna varıncaya kadar okudu. Sonra yere yıkılıncaya kadar ağladı.
    Muzâhim b. Züfer şöyle der: Süfyan es-Sevri, bize akşam namazını kıldırdı. “Yalnız Sana kulluk eder ve yalnız Senden yardım dileriz.” buyruğuna varınca kıraati kesilinceye kadar ağladı. Daha sonra Fatiha suresini yeni baştan okudu.

    5- Güneşin Doğmasına Dek Mescidde Kalmak:
    Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sabah namazını kılınca güneş doğuncaya kadar namaz kıldığı yerde otururdu. (Müslim)
    Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır:
    “Kim sabah namazını cemaatle birlikte kılar sonra da güneş doğuncaya kadar oturup Allah’ı zikreder daha sonra da iki rekât namaz kılarsa bu onun için tam ve eksiksiz olarak bir hac ve umre ecri gibi olur.” (Tirmizî)
    Ey sevgili kardeşim, her gün umre ve hac sevabı almak istemez misin?!
    Acaba bu ibadet vasıtasıyla her gün hac ve umre sevabı kazanmak mümkünse ya Ramazan günlerinde yapılırsa ecri ne olur? Bu yüzden geceyi namaz kılmakla geçirmek sûretiyle pek büyük mükâfatlar kazanmak için Allah’ın yardımını dilemeli, bu hususta salihlere uymalıyız. Allah rızası için nefislerimizle cihad etmeli ve cennet makamlarının zirvelerine ulaşabilmek için büyük gayretler göstermeliyiz ki, himmetimiz yüksek olsun.

    6- İtikâf:
    “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, her Ramazan ayının son on günü itikâfa girerdi. Vefat ettiği yılın Ramazanında ise yirmi gün itikâfa girdi.”(Buhârî)
    İtikâf; Kur’an okumak, namaz kılmak, zikir, dua gibi pek çok itaati bir arada bulunduran ibadetlerden biridir. İtikâfı denemeyen bir kimse bunun zor ve sıkıntılı olduğunu düşünebilir. Ancak bu, Allah’ın kendisine kolaylaştırdığı kimseler için pek kolaydır. Her kim salih bir niyet ve samimi bir kararlılıkla kuşanırsa, Allah da ona yardım eder. İtikâf, özellikle Kadir gecesini bulmak maksadıyla Ramazan ayının son on gününde yapılan şer’î bir halvettir. İtikâfta bulunan kimse, kendini, Allah’a itaate ve Allah’ı zikretmeye hasretmiş, O’nu zikretmekten uzaklaştıracak her şeyle ilişkisini kopararak bütün kalbiyle ve bedeniyle Rabbine ve kendisini Rabbine yakınlaştıracak şeylere yönelmiş olur. Böyle bir kimsenin Allah Teâlâ ve O’nun kendisinden razı olması dışında hiçbir maksadı kalmaz.


  7. 17.Ağustos.2011, 14:05
    4
    m.deniz
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 30.Ocak.2011
    Üye No: 83734
    Mesaj Sayısı: 1,194
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: .......

    Cevap: Selefi Salihin ve Ramazan

    7- Ramazanda Umre Yapmak:
    “Ramazan ayında yapılan bir umre, bir hacca denktir.” (Muttefekun aleyh)
    “(Ramazan umresi) Benimle yapılan bir hac gibidir.” (Fethu’l-Bârî)
    Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte bir hac yapabilene ne mutlu!

    8- Kadir Gecesini Araştırmak:
    “Biz onu (Kur’ân’ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sana bildiren oldu mu? Kadir gecesi, bin aydan daha hayırlıdır.” (Kadir, 97/1-3)
    “Kadir gecesini, (faziletine) inanarak ve ecrini de umarak namazla geçiren bir kimsenin geçmiş günahları bağışlanır.” (Muttefekun aleyh)
    Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Kadir gecesini araştırır ve ashabına da bu geceyi araştırmalarını emrederdi. Ramazanın son on gününün gecelerinde, aile fertlerini, Kadir gecesine erişmeleri umuduyla ibadet için uyandırırdı.
    Ömrünü bir hiç uğrunda harcayan kul!
    Peygamberimiz ve selef-i salihîn, bu büyük gecenin hayrına ulaşabilmek amacıyla yıkanır, temizlenir ve ibadetlerini de büyük bir ihtimamla yapardı.
    Sen de böyle yaparak, şimdiye kadar kaçırdıklarını Kadir gecesinde telâfi etmeye bakmalısın! Elbet bugünün de hesabı verilecek! Kadir gecesinde yapılan bir amel, başka zamanlardaki bin ayda yapılan amelden daha hayırlıdır. Bu hayırdan mahrum kalan, gerçekten çok şeyden mahrum kalmış biri olur.
    Ramazanın son on gününde yer alan Kadir gecesinin, özellikle tek gecelerde bulunma ihtimali daha kuvvetlidir.
    Ubey b. Ka’b şöyle derdi: Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem’in belirttiği işaretlere göre güneş, Kadir gecesinin sabahında gözü rahatsız eden parıltısı olmaksızın doğar.
    Hz. Aişe radıyallahu anha’nın Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e şöyle dediği nakledilmektedir:
    “Ya Rasûlallah! Kadir gecesine rastlarsam ne diyeyim?”Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de (اللَّهُمَّ إِنَّكَ عَفُوٌّ تُحِبُّ الْعَفْوَ فَاعْفُ عَنِّي)“‘Allah’ım! Şüphesiz ki Sen çok affedensin, affetmeyi seversin, beni de affet.’ de!” (Buhari) buyurdu.

    9- Çokça Zikir, Duâve İstiğfârda Bulunmak:
    Ramazanın tüm gün ve geceleri faziletlidir. Bu günleri ganimet bilerek çokça zikir ve dua etmek, özellikle de duaların kabul edildiği anlarda buna dikkat etmek gerekir. Bunlar da şunlardır:
    a- Oruç açma vakti: Bu vakitte yapılan dua geri çevrilmez. Bu da iftar saatidir.
    b- Gecenin son üçte biri: Sahih hadislerden öğrendiğimize göre Rabbimizin, izzet ve celâlinin layık olduğunca dünya semasına inip de “Bir dilekte bulunan kimse var mı ona vereyim, mağfiret isteyen var mı onu mağfiret edeyim.” dediği vakit, gecenin son üçte biridir.
    c- Seher vaktinde istiğfar: “Seher vakitlerinde de istiğfâr ederlerdi.” (Zâriyat, 56/18)
    d- Cuma günü duası: Cuma da duanın kabul edildiği vakit kollanmalı, cuma gününün son vakti; özellikle ikindi ezanı sonrası duayla değerlendirilmelidir.
    Bu cennet bahçelerinde salih amellerin gölgesinde yaptığımız bu gezintiden sonra çok önemli bir noktaya değinelim ey aziz kardeşim!
    Bu önemli nokta nedir bilir misiniz? İhlastır. Nice oruçlu, oruç tutmasına rağmen açlık ve susuzluktan başka bir şey kazanamaz. Nice namaz kılan kişi vardır ki, uykusuzluk ve yorgunluktan başka bir şey elde edemez. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Kim imanla ve ecrini yalnız Allah’tan umarak Ramazanı oruçlu geçirirse geçmiş günahları affolunur.” hadisindeki “imanla ve ecrini yalnız Allah’tan umarak” sözüyle bu önemli noktaya işaret etmiştir.
    Selef-i salihîn, kabul edilmeyeceği korkusuyla amellerini gizli yapmaya özel gayret gösterirdi!
    Muhammed b. Vâsî rahmetullahi aleyh şöyle der: “Öyle kimselere yetiştim ki, onlardan birinin başı, hanımı ile birlikte aynı yastıkta olduğu halde yanağının altındaki yastık gözyaşlarıyla ıslanırdı da hanımı bunun farkına varmazdı. Yine öyle kimselere de yetiştim ki, safta namazdayken -her birinin- gözyaşları yanaklarına akardı da yanıbaşındaki bile bunun farkına varmazdı.”
    Süfyân es-Sevrî rahmetullahi aleyh, “Öğrendiğime göre kul, gizlice bir amelde bulunur. Fakat şeytan onun peşini bırakmaz, nihayet onu yenik düşürür ve bu amel, alenî yapılmış gibi yazılır. Sonra şeytan onun peşini yine bırakmaz, o da sonunda bu ameliyle övünmeyi arzu eder. Bu sefer ameli, alenen yapılmış olmaktan da silinerek riyakârca yapılmış olarak kaydedilir.” demiştir.
    İmam Ebu Eyyub es-Sahtiyanî, gece namazına kalkarken yanıbaşında yatan hanımına fark ettirmeden kalkmak için hırsız gibi davranırdı. Sabah namazı vakti girince de sanki yeni kalkıyormuş gibi ehl-i beytini namaza kaldırırdı.
    İbn Ebî Udey şöyle anlatıyor: Davud İbni Ebî Hind (âlim ve âbid bir zattı), kırk sene nafile oruç tuttu da ehl-i beyti bile farkına varmadı. Ayakkabı yapan bir insandı. Sabah işe giderken yanına aldığı yemeğini yolda tasadduk ederdi. Eve döndükten sonra da akşam yemeği yiyormuş gibi iftar ederdi.

    10- Ramazanda Boş Şeylerle Meşgul Olmak
    Vakti boşa geçirmek ve Allah’a itâat dışında şeylerle ziyan etmek… İşte gaflet, ilahi rahmetten ve ilahi lütuflardan yüz çevirmek diye buna denir.
    “Kim de Beni anmaktan yüz çevirirse şüphesiz onun için dar bir geçim vardır ve Biz onu, kıyamet günü kör olarak haşrederiz. O, ‘Rabbim! Beni niçin kör olarak haşrettin? Oysa ben, hakikaten görür idim!’ der. Buyurur ki: ‘İşte böyle. Çünkü sana ayetlerimiz geldi; ama sen onları unuttun. Bugün de aynı şekilde sen unutuluyorsun!’ Böylece, israfa sapanı ve Rabbinin ayetlerine inanmayanı cezalandırırız. Rabbinin azabı, elbette daha şiddetli ve daha süreklidir.” (Tâhâ, 20/124-127)

    Ey Ramazanın hayrını ve bereketini yaşayan Müslüman kardeşim!
    Gaflet içinde yaşayan Müslüman evlatlarının da bu hayrı ve bereketi alması için gayret etmeliyiz. Dosdoğru yola gelip hidayet bulmaları için onları davet etmeli ve gıyabında onlara dua etmeliyiz. Ümit ederiz ki, Allah dualarımızı kabul eder ve ebedî zilletten kurtuluruz. (Âmin)


  8. 17.Ağustos.2011, 14:05
    4
    Devamlı Üye
    7- Ramazanda Umre Yapmak:
    “Ramazan ayında yapılan bir umre, bir hacca denktir.” (Muttefekun aleyh)
    “(Ramazan umresi) Benimle yapılan bir hac gibidir.” (Fethu’l-Bârî)
    Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte bir hac yapabilene ne mutlu!

    8- Kadir Gecesini Araştırmak:
    “Biz onu (Kur’ân’ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sana bildiren oldu mu? Kadir gecesi, bin aydan daha hayırlıdır.” (Kadir, 97/1-3)
    “Kadir gecesini, (faziletine) inanarak ve ecrini de umarak namazla geçiren bir kimsenin geçmiş günahları bağışlanır.” (Muttefekun aleyh)
    Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Kadir gecesini araştırır ve ashabına da bu geceyi araştırmalarını emrederdi. Ramazanın son on gününün gecelerinde, aile fertlerini, Kadir gecesine erişmeleri umuduyla ibadet için uyandırırdı.
    Ömrünü bir hiç uğrunda harcayan kul!
    Peygamberimiz ve selef-i salihîn, bu büyük gecenin hayrına ulaşabilmek amacıyla yıkanır, temizlenir ve ibadetlerini de büyük bir ihtimamla yapardı.
    Sen de böyle yaparak, şimdiye kadar kaçırdıklarını Kadir gecesinde telâfi etmeye bakmalısın! Elbet bugünün de hesabı verilecek! Kadir gecesinde yapılan bir amel, başka zamanlardaki bin ayda yapılan amelden daha hayırlıdır. Bu hayırdan mahrum kalan, gerçekten çok şeyden mahrum kalmış biri olur.
    Ramazanın son on gününde yer alan Kadir gecesinin, özellikle tek gecelerde bulunma ihtimali daha kuvvetlidir.
    Ubey b. Ka’b şöyle derdi: Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem’in belirttiği işaretlere göre güneş, Kadir gecesinin sabahında gözü rahatsız eden parıltısı olmaksızın doğar.
    Hz. Aişe radıyallahu anha’nın Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e şöyle dediği nakledilmektedir:
    “Ya Rasûlallah! Kadir gecesine rastlarsam ne diyeyim?”Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de (اللَّهُمَّ إِنَّكَ عَفُوٌّ تُحِبُّ الْعَفْوَ فَاعْفُ عَنِّي)“‘Allah’ım! Şüphesiz ki Sen çok affedensin, affetmeyi seversin, beni de affet.’ de!” (Buhari) buyurdu.

    9- Çokça Zikir, Duâve İstiğfârda Bulunmak:
    Ramazanın tüm gün ve geceleri faziletlidir. Bu günleri ganimet bilerek çokça zikir ve dua etmek, özellikle de duaların kabul edildiği anlarda buna dikkat etmek gerekir. Bunlar da şunlardır:
    a- Oruç açma vakti: Bu vakitte yapılan dua geri çevrilmez. Bu da iftar saatidir.
    b- Gecenin son üçte biri: Sahih hadislerden öğrendiğimize göre Rabbimizin, izzet ve celâlinin layık olduğunca dünya semasına inip de “Bir dilekte bulunan kimse var mı ona vereyim, mağfiret isteyen var mı onu mağfiret edeyim.” dediği vakit, gecenin son üçte biridir.
    c- Seher vaktinde istiğfar: “Seher vakitlerinde de istiğfâr ederlerdi.” (Zâriyat, 56/18)
    d- Cuma günü duası: Cuma da duanın kabul edildiği vakit kollanmalı, cuma gününün son vakti; özellikle ikindi ezanı sonrası duayla değerlendirilmelidir.
    Bu cennet bahçelerinde salih amellerin gölgesinde yaptığımız bu gezintiden sonra çok önemli bir noktaya değinelim ey aziz kardeşim!
    Bu önemli nokta nedir bilir misiniz? İhlastır. Nice oruçlu, oruç tutmasına rağmen açlık ve susuzluktan başka bir şey kazanamaz. Nice namaz kılan kişi vardır ki, uykusuzluk ve yorgunluktan başka bir şey elde edemez. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Kim imanla ve ecrini yalnız Allah’tan umarak Ramazanı oruçlu geçirirse geçmiş günahları affolunur.” hadisindeki “imanla ve ecrini yalnız Allah’tan umarak” sözüyle bu önemli noktaya işaret etmiştir.
    Selef-i salihîn, kabul edilmeyeceği korkusuyla amellerini gizli yapmaya özel gayret gösterirdi!
    Muhammed b. Vâsî rahmetullahi aleyh şöyle der: “Öyle kimselere yetiştim ki, onlardan birinin başı, hanımı ile birlikte aynı yastıkta olduğu halde yanağının altındaki yastık gözyaşlarıyla ıslanırdı da hanımı bunun farkına varmazdı. Yine öyle kimselere de yetiştim ki, safta namazdayken -her birinin- gözyaşları yanaklarına akardı da yanıbaşındaki bile bunun farkına varmazdı.”
    Süfyân es-Sevrî rahmetullahi aleyh, “Öğrendiğime göre kul, gizlice bir amelde bulunur. Fakat şeytan onun peşini bırakmaz, nihayet onu yenik düşürür ve bu amel, alenî yapılmış gibi yazılır. Sonra şeytan onun peşini yine bırakmaz, o da sonunda bu ameliyle övünmeyi arzu eder. Bu sefer ameli, alenen yapılmış olmaktan da silinerek riyakârca yapılmış olarak kaydedilir.” demiştir.
    İmam Ebu Eyyub es-Sahtiyanî, gece namazına kalkarken yanıbaşında yatan hanımına fark ettirmeden kalkmak için hırsız gibi davranırdı. Sabah namazı vakti girince de sanki yeni kalkıyormuş gibi ehl-i beytini namaza kaldırırdı.
    İbn Ebî Udey şöyle anlatıyor: Davud İbni Ebî Hind (âlim ve âbid bir zattı), kırk sene nafile oruç tuttu da ehl-i beyti bile farkına varmadı. Ayakkabı yapan bir insandı. Sabah işe giderken yanına aldığı yemeğini yolda tasadduk ederdi. Eve döndükten sonra da akşam yemeği yiyormuş gibi iftar ederdi.

    10- Ramazanda Boş Şeylerle Meşgul Olmak
    Vakti boşa geçirmek ve Allah’a itâat dışında şeylerle ziyan etmek… İşte gaflet, ilahi rahmetten ve ilahi lütuflardan yüz çevirmek diye buna denir.
    “Kim de Beni anmaktan yüz çevirirse şüphesiz onun için dar bir geçim vardır ve Biz onu, kıyamet günü kör olarak haşrederiz. O, ‘Rabbim! Beni niçin kör olarak haşrettin? Oysa ben, hakikaten görür idim!’ der. Buyurur ki: ‘İşte böyle. Çünkü sana ayetlerimiz geldi; ama sen onları unuttun. Bugün de aynı şekilde sen unutuluyorsun!’ Böylece, israfa sapanı ve Rabbinin ayetlerine inanmayanı cezalandırırız. Rabbinin azabı, elbette daha şiddetli ve daha süreklidir.” (Tâhâ, 20/124-127)

    Ey Ramazanın hayrını ve bereketini yaşayan Müslüman kardeşim!
    Gaflet içinde yaşayan Müslüman evlatlarının da bu hayrı ve bereketi alması için gayret etmeliyiz. Dosdoğru yola gelip hidayet bulmaları için onları davet etmeli ve gıyabında onlara dua etmeliyiz. Ümit ederiz ki, Allah dualarımızı kabul eder ve ebedî zilletten kurtuluruz. (Âmin)





+ Yorum Gönder