Konusunu Oylayın.: Orucun Nefis Terbiyesine Olan Faydaları

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Orucun Nefis Terbiyesine Olan Faydaları
  1. 10.Ağustos.2011, 03:12
    1
    Misafir

    Orucun Nefis Terbiyesine Olan Faydaları






    Orucun Nefis Terbiyesine Olan Faydaları Mumsema Orucun Nefis Terbiyesine Bakan Faydaları nelerdir Oruçta nefis terbiyesinin önemi nedir ?


  2. 10.Ağustos.2011, 03:12
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Orucun Nefis Terbiyesine Bakan Faydaları nelerdir Oruçta nefis terbiyesinin önemi nedir ?


    Benzer Konular

    - Orucun Faydaları

    - Orucun tıbbi faydaları

    - Orucun insanlara ve Topluma Olan Faydaları Nelerdir

    - Orucun Hikmetleri, Orucun Yararları, Orucun Faydaları

    - Orucun Sosyal Faydaları

  3. 10.Ağustos.2011, 04:12
    2
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Orucun Nefis Terbiyesine Olan Faydaları




    Orucun insan nefsine faydaları nelerdir
    Orucun Nefis Terbiyesine Bakan Faydaları
    Oruç ve yararları hakkında kısa bilgiler

    Orucun emredilmesinin hikmetlerinden birisi de nefis terbiyesi için en ideal ibadet olmasıdır. Çünkü nefis, kendini hür bilir ve serbest hareket etmek ister. Hatta kendisinde bir nevi rububiyet olduğunu zanneder. Hadsiz nimetlerle terbiye olunduğunu düşünmek istemiyor. Eğer dünyada serveti ve kudreti de varsa, gaflet de gözünü kapamışsa, bütün bütün gasbedercesine, hırsızcasına, İlâhi nimetleri, nimeti veren Yaratıcısını düşünmeden adeta hayvan gibi yutar.

    İşte, Ramazan-ı Şerifte, en zenginden en fakire kadar herkesin nefsi anlar ki, kendisi mâlik değil, köledir; hür değil, kuldur. İzin verilmezse, en basit ve en rahat şeyi de yapamaz, elini suya uzatamaz diye, mevhum rububiyeti kırılır, kulluk halini takınır, hakikî vazifesi olan şükre girer.

    Ayrıca Ramazan-ı Şerifteki oruç, doğrudan doğruya nefsin firavunluk cephesine darbe vurur, kırar. Aczini, zaafını, fakrını gösterir, kul olduğunu bildirir.

    Hadisin rivayetlerinde vardır ki:
    Cenâb-ı Hak nefse demiş ki: “Ben neyim, sen nesin?”
    Nefis demiş: “Ben benim, Sen sensin.”
    Azap vermiş, cehenneme atmış, yine sormuş. Yine demiş: “Ben benim, Sen sensin.” Hangi nevi azâbı vermiş, enâniyetten yani benlik ve gururdan vazgeçmemiş.
    Sonra açlıkla azap vermiş. Yani aç bırakmış. Yine sormuş: “Ben neyim, sen nesin?”
    Nefis demiş: “Sen benim Rabb-i Rahîmimsin. Ben senin âciz bir abdinim.” (El-Havbevî, Dürretüt’l-Vâizîn, s. 11.)



  4. 10.Ağustos.2011, 04:12
    2
    Özel Üye



    Orucun insan nefsine faydaları nelerdir
    Orucun Nefis Terbiyesine Bakan Faydaları
    Oruç ve yararları hakkında kısa bilgiler

    Orucun emredilmesinin hikmetlerinden birisi de nefis terbiyesi için en ideal ibadet olmasıdır. Çünkü nefis, kendini hür bilir ve serbest hareket etmek ister. Hatta kendisinde bir nevi rububiyet olduğunu zanneder. Hadsiz nimetlerle terbiye olunduğunu düşünmek istemiyor. Eğer dünyada serveti ve kudreti de varsa, gaflet de gözünü kapamışsa, bütün bütün gasbedercesine, hırsızcasına, İlâhi nimetleri, nimeti veren Yaratıcısını düşünmeden adeta hayvan gibi yutar.

    İşte, Ramazan-ı Şerifte, en zenginden en fakire kadar herkesin nefsi anlar ki, kendisi mâlik değil, köledir; hür değil, kuldur. İzin verilmezse, en basit ve en rahat şeyi de yapamaz, elini suya uzatamaz diye, mevhum rububiyeti kırılır, kulluk halini takınır, hakikî vazifesi olan şükre girer.

    Ayrıca Ramazan-ı Şerifteki oruç, doğrudan doğruya nefsin firavunluk cephesine darbe vurur, kırar. Aczini, zaafını, fakrını gösterir, kul olduğunu bildirir.

    Hadisin rivayetlerinde vardır ki:
    Cenâb-ı Hak nefse demiş ki: “Ben neyim, sen nesin?”
    Nefis demiş: “Ben benim, Sen sensin.”
    Azap vermiş, cehenneme atmış, yine sormuş. Yine demiş: “Ben benim, Sen sensin.” Hangi nevi azâbı vermiş, enâniyetten yani benlik ve gururdan vazgeçmemiş.
    Sonra açlıkla azap vermiş. Yani aç bırakmış. Yine sormuş: “Ben neyim, sen nesin?”
    Nefis demiş: “Sen benim Rabb-i Rahîmimsin. Ben senin âciz bir abdinim.” (El-Havbevî, Dürretüt’l-Vâizîn, s. 11.)



  5. 17.Haziran.2012, 00:04
    3
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Orucun Nefis Terbiyesine Olan Faydaları

    ORUÇ VE NEFİS TERBİYESİ İLE İLGİLİ KONU

    İnsanların yaratılış gayesi olan ibadet görevi[38]; ya namaz, oruç, zekat ve hac gibi belirli bir zamanda, belirli bir mekanda ve belirli kurallara uyularak yapılır (formel ibadetler), yada her hangi bir zaman, mekan ve şekille kayıtlı olmaksızın yerine getirilir. Allah’ı zikretmek, ana babaya iyilik etmek, şahitliği, tartı ve ölçüyü dosdoğru yapmak gibi emirlere; alkollü içkiler içmek, uyuşturucular kullanmak, kumar oynamak, hırsızlık yapmak ve cana kıymak gibi yasaklara uyularak yerine getirilir (informel ibadetler).
    Formel ibadetlerin temel amaçlarından biri, informel ibadetlerin insan hayatında uygulanır hale gelmesini sağlamaktır. Sözgelimi namaz ibadetinin temel amaçlarından biri insanı her türlü çirkinlik, kötülük ve haramlardan alıkoymasıdır.[39] Formel ibadetlerden biri olan oruç ibadetinin Allah rızasını kazanmanı yanında temel amaçlarından biri de kişinin nefsini terbiye etmesi, söz, fiil ve davranışlarına çeki düzen vermesidir. Bu husus hem Kur'ân'da hem de Peygamberimizin hadislerinde açıkça zikredilmektedir: Orucun farz olduğu bildirilen âyette şöyle buyurulmaktadır:يا ايها الذين امنوا كتب عليكم الصيام كما كتب على الذين من قبلكم لعلكم تتقون “Ey müminler! (Kötülüklerden ve haramlardan) korunmanız için oruç tutmak, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı” (Bakara, 2/183).
    Orucun kötülük ve haramlardan korunmak için farz kılındığının bildirilmesi ibadetin insanın kişisel ve sosyal hayatındaki yerini ve etkisini bildirmeğe yöneliktir. Nitekim yüce Allah günde beş vakit kılınan namazın insanı hayasızlık ve haramlardan alıkoyduğunu bildirmektedir.[40] Aynı şekilde orucun da insanı haram ve kötülüklerden alıkoyması gerekir. Peygamberimiz (a.s.);
    والصيام جنة فاذا كان يوم صوم اخدكم فلا يرفث و لا يسخب فان سابه احد او قاتله فليفل اني صائم
    “Oruç kalkandır. Biriniz oruçlu iken çirkin, kötü ve kaba söz söylemesin, bağırıp çağırmasın, kavga etmesi. Birisi kendisine söver yada çatarsa ona ‘ben oruçluyum’ desin”[41] buyurmuştur. Orucun şehvetini kıran bir özelliği vardır.[42] Hadis-i şerîf, orucun gayesinin insanın edep ve ahlakını güzelleştirmek olduğunu açıkça ifade etmektedir. Eğer oruç, insanı kötü söz, eylem ve davranışlardan uzaklaştırmıyor, edep ve ahlakını güzelleştirmiyorsa amacına ulaşamamış demektir, böyle bir oruçtan istenilen sevap da elde edilemez. Nitekim Peygamberimiz (a.s.),
    من لم يدع قول الزور والعمل به فليس لله حاجة في ان يدع طعامه و شرابه
    “Kim yalan sözü ve yalan ile iş yapmayı bırakmazsa Allah’ın onun yemesini ve içmesini terk etmesine ihtiyacı yoktur”[43] ve
    رب صائم ليس له من صيامه الا الجوع و رب قائم ليس له من قيامه الا السهر
    “Nice oruç tutanlar vardır ki onların oruçtan nasipleri sadece aç (ve susuz) kalmalarıdır. Nice geceleri namaz kılanlar vardır ki onların namazdan nasipleri sadece uykusuz kalmaktır” [44] buyurmuştur. Dolayısıyla oruç tutan insan; yalan, yalancı şahitlik, gıybet, iftira, hile, aldatma, kötü söz ve benzeri davranışlardan uzak, iş ve işlemlerinde, söz ve sözleşmelerinde, alım ve satımlarında dürüst ve dosdoğru olmalıdır.
    Gerçek anlamda tutulan oruç, hem kötü söz ve davranışlara, hem de cehennem ateşine karşı perde olur; kişiyi fuhuş ve edep dışı davranışlardan alıkoyar, çünkü “orucun şehveti kıran bir özelliği vardır”.[45] Oruç tutan insan sabırlı olmayı öğrenir. Çünkü Peygamberimizin beyanı ile الصوم نصف الصبر “Oruç sabrın yarısıdır”.[46]
    İnsanın günah işlemesine genellikle iki şey sebep olur. Biri şehevî arzuları, diğeri dili ve midesidir.
    من يتكفل لي ما بين لحييه و ما بين رجليه اتكفل له بالجنة
    “Kim diline ve ırzına sahip çıkacağına güvence verirse ben de o kimsenin cennete gireceğine güvence veririm”[47] anlamındaki hadis, insanın şehevî arzularına, konuşmasına, yeme ve içmesine dikkat etmesi gerektiğine vurgu yapmaktadır.
    Orucun farz olmasının arka planında, müslümanın cinsel arzularını, konuşmalarını, yemesini ve içmesini kontrol altında tutması, huyunu ve ahlakını güzelleştirmesi ve nefsine sahip çıkabilme yeteneğini kazanması vardır. Bu sebeple Kur'ân ve Sünnette Müslümanlar oruç tutmaya teşvik edilmiş, oruç tutanlar övülmüş ve onlara Allah’ın rahmeti, rızası, sevap ve mükâfâtı va’d edilmiştir. Ahzab suresinin 35. âyetinde on özelliğe sahip olan kadın ve erkeklere mağfiret ve büyük mükâfat olduğu bildirilmiştir: (Peygamberimiz (a.s.),
    كل عما ابن ادم يضاعف الحسنة بعشر امثالها الى سبعمائة ضعف
    “Adem oğlunun her ameline kat kat sevap verilir Bir iyilik on mislinden yedi yüz misline katlanır” buyurmuş, Yüce Allah da
    الا الصوم فانه لي و انا اجزي به يدع شهوةه و طعامه من اجلى
    “Oruç hariç, çünkü oruç benim içindir, onun mükâfatını da ben vereceğim, oruç tutan kimse şehvetini ve yemesin-içmesini benim için terk etmektedir”[48]
    كل عمل ابن ادم له الا الصيام فانه لي و انا اجزي به
    “Oruç hariç, Adem oğlunun her ameli kendisi içindir. Oruç benim içindir, onun ödülünü ben vereceğim"[49] buyurmuştur.
    ان في الجنة بابا يقال له ريان يدخل منه الصائمون يوم القيامة لا يدخل منه احد غيرهم
    “Cennette reyyân adında bir kapı vardır ki buradan kıyamet gününde sadece oruç tutanlar cennete gireceklerdir”[50] ve
    من صام يوما في سبيل الله باعد الله وجهه عن النر سبعين خريفا
    “Kim Allah için bir gün oruç tutarsa Allah yetmiş yıllık bir mesafe kadar onu cehennem ateşinden uzaklaştırır”[51] anlamındaki hadisler de orucun değerini ifade etmektedir.
    Oruç tutan insan;
    -Allah ve Peygambere itaat etmiş ve büyük sevap kazanmış olur.
    -Allah’ın verdiği nimetlere şükretmiş ve aç kalanların hallerini öğrenmiş olur.
    -Sağlığını korumuş, nefsini terbiye etmiş ve irâde eğitimi yapmış olur.
    -Sabır ve metanet kazanmış, kötü söz ve davranışlardan korunmuş olur.
    -Ahlâkını güzelleştirmiş ve imanının bilincine ermiş olur.
    -İbadet zevkini tatmış, Allah’ın rızasını ve cennetini kazanmış olur.
    [38] Zâriyat, 51/56.
    [39] Ankebût, 29/45
    [40] Ankebût, 29/45.
    [41] Müslim, Sıyâm, 163. I, 807. Buhârî, Savm, 9. II, 228.
    [42] Buhârî, Savm,11. II, 229.
    [43] Buhârî, Savm, 9. I I, 228. Ebû Dâvûd, Savm, 25. I, 767. Tirmizî, Savm, 16. III, 87. İbn Mâce, 21. I, 539.
    [44] İbn Mâce, 21. I, 539.
    [45] Buhârî, Savm, 11. II, 229.
    [46] Tirmizî, Deavât, 87. V, 536.
    [47] Tirmizî, Zühd, 60. IV. 606.
    [48] Müslim, Sıyâm, 165, I, 807. Tirmizî, Savam, 55. III, 136.
    [49] Buhârî, Sıyâm, 9. I, 228.
    [50] Müslim, Sıyâm, 166, I, 808.
    [51] Müslim, Sıyâm, 168, I, 808.


  6. 17.Haziran.2012, 00:04
    3
    Moderatör
    ORUÇ VE NEFİS TERBİYESİ İLE İLGİLİ KONU

    İnsanların yaratılış gayesi olan ibadet görevi[38]; ya namaz, oruç, zekat ve hac gibi belirli bir zamanda, belirli bir mekanda ve belirli kurallara uyularak yapılır (formel ibadetler), yada her hangi bir zaman, mekan ve şekille kayıtlı olmaksızın yerine getirilir. Allah’ı zikretmek, ana babaya iyilik etmek, şahitliği, tartı ve ölçüyü dosdoğru yapmak gibi emirlere; alkollü içkiler içmek, uyuşturucular kullanmak, kumar oynamak, hırsızlık yapmak ve cana kıymak gibi yasaklara uyularak yerine getirilir (informel ibadetler).
    Formel ibadetlerin temel amaçlarından biri, informel ibadetlerin insan hayatında uygulanır hale gelmesini sağlamaktır. Sözgelimi namaz ibadetinin temel amaçlarından biri insanı her türlü çirkinlik, kötülük ve haramlardan alıkoymasıdır.[39] Formel ibadetlerden biri olan oruç ibadetinin Allah rızasını kazanmanı yanında temel amaçlarından biri de kişinin nefsini terbiye etmesi, söz, fiil ve davranışlarına çeki düzen vermesidir. Bu husus hem Kur'ân'da hem de Peygamberimizin hadislerinde açıkça zikredilmektedir: Orucun farz olduğu bildirilen âyette şöyle buyurulmaktadır:يا ايها الذين امنوا كتب عليكم الصيام كما كتب على الذين من قبلكم لعلكم تتقون “Ey müminler! (Kötülüklerden ve haramlardan) korunmanız için oruç tutmak, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı” (Bakara, 2/183).
    Orucun kötülük ve haramlardan korunmak için farz kılındığının bildirilmesi ibadetin insanın kişisel ve sosyal hayatındaki yerini ve etkisini bildirmeğe yöneliktir. Nitekim yüce Allah günde beş vakit kılınan namazın insanı hayasızlık ve haramlardan alıkoyduğunu bildirmektedir.[40] Aynı şekilde orucun da insanı haram ve kötülüklerden alıkoyması gerekir. Peygamberimiz (a.s.);
    والصيام جنة فاذا كان يوم صوم اخدكم فلا يرفث و لا يسخب فان سابه احد او قاتله فليفل اني صائم
    “Oruç kalkandır. Biriniz oruçlu iken çirkin, kötü ve kaba söz söylemesin, bağırıp çağırmasın, kavga etmesi. Birisi kendisine söver yada çatarsa ona ‘ben oruçluyum’ desin”[41] buyurmuştur. Orucun şehvetini kıran bir özelliği vardır.[42] Hadis-i şerîf, orucun gayesinin insanın edep ve ahlakını güzelleştirmek olduğunu açıkça ifade etmektedir. Eğer oruç, insanı kötü söz, eylem ve davranışlardan uzaklaştırmıyor, edep ve ahlakını güzelleştirmiyorsa amacına ulaşamamış demektir, böyle bir oruçtan istenilen sevap da elde edilemez. Nitekim Peygamberimiz (a.s.),
    من لم يدع قول الزور والعمل به فليس لله حاجة في ان يدع طعامه و شرابه
    “Kim yalan sözü ve yalan ile iş yapmayı bırakmazsa Allah’ın onun yemesini ve içmesini terk etmesine ihtiyacı yoktur”[43] ve
    رب صائم ليس له من صيامه الا الجوع و رب قائم ليس له من قيامه الا السهر
    “Nice oruç tutanlar vardır ki onların oruçtan nasipleri sadece aç (ve susuz) kalmalarıdır. Nice geceleri namaz kılanlar vardır ki onların namazdan nasipleri sadece uykusuz kalmaktır” [44] buyurmuştur. Dolayısıyla oruç tutan insan; yalan, yalancı şahitlik, gıybet, iftira, hile, aldatma, kötü söz ve benzeri davranışlardan uzak, iş ve işlemlerinde, söz ve sözleşmelerinde, alım ve satımlarında dürüst ve dosdoğru olmalıdır.
    Gerçek anlamda tutulan oruç, hem kötü söz ve davranışlara, hem de cehennem ateşine karşı perde olur; kişiyi fuhuş ve edep dışı davranışlardan alıkoyar, çünkü “orucun şehveti kıran bir özelliği vardır”.[45] Oruç tutan insan sabırlı olmayı öğrenir. Çünkü Peygamberimizin beyanı ile الصوم نصف الصبر “Oruç sabrın yarısıdır”.[46]
    İnsanın günah işlemesine genellikle iki şey sebep olur. Biri şehevî arzuları, diğeri dili ve midesidir.
    من يتكفل لي ما بين لحييه و ما بين رجليه اتكفل له بالجنة
    “Kim diline ve ırzına sahip çıkacağına güvence verirse ben de o kimsenin cennete gireceğine güvence veririm”[47] anlamındaki hadis, insanın şehevî arzularına, konuşmasına, yeme ve içmesine dikkat etmesi gerektiğine vurgu yapmaktadır.
    Orucun farz olmasının arka planında, müslümanın cinsel arzularını, konuşmalarını, yemesini ve içmesini kontrol altında tutması, huyunu ve ahlakını güzelleştirmesi ve nefsine sahip çıkabilme yeteneğini kazanması vardır. Bu sebeple Kur'ân ve Sünnette Müslümanlar oruç tutmaya teşvik edilmiş, oruç tutanlar övülmüş ve onlara Allah’ın rahmeti, rızası, sevap ve mükâfâtı va’d edilmiştir. Ahzab suresinin 35. âyetinde on özelliğe sahip olan kadın ve erkeklere mağfiret ve büyük mükâfat olduğu bildirilmiştir: (Peygamberimiz (a.s.),
    كل عما ابن ادم يضاعف الحسنة بعشر امثالها الى سبعمائة ضعف
    “Adem oğlunun her ameline kat kat sevap verilir Bir iyilik on mislinden yedi yüz misline katlanır” buyurmuş, Yüce Allah da
    الا الصوم فانه لي و انا اجزي به يدع شهوةه و طعامه من اجلى
    “Oruç hariç, çünkü oruç benim içindir, onun mükâfatını da ben vereceğim, oruç tutan kimse şehvetini ve yemesin-içmesini benim için terk etmektedir”[48]
    كل عمل ابن ادم له الا الصيام فانه لي و انا اجزي به
    “Oruç hariç, Adem oğlunun her ameli kendisi içindir. Oruç benim içindir, onun ödülünü ben vereceğim"[49] buyurmuştur.
    ان في الجنة بابا يقال له ريان يدخل منه الصائمون يوم القيامة لا يدخل منه احد غيرهم
    “Cennette reyyân adında bir kapı vardır ki buradan kıyamet gününde sadece oruç tutanlar cennete gireceklerdir”[50] ve
    من صام يوما في سبيل الله باعد الله وجهه عن النر سبعين خريفا
    “Kim Allah için bir gün oruç tutarsa Allah yetmiş yıllık bir mesafe kadar onu cehennem ateşinden uzaklaştırır”[51] anlamındaki hadisler de orucun değerini ifade etmektedir.
    Oruç tutan insan;
    -Allah ve Peygambere itaat etmiş ve büyük sevap kazanmış olur.
    -Allah’ın verdiği nimetlere şükretmiş ve aç kalanların hallerini öğrenmiş olur.
    -Sağlığını korumuş, nefsini terbiye etmiş ve irâde eğitimi yapmış olur.
    -Sabır ve metanet kazanmış, kötü söz ve davranışlardan korunmuş olur.
    -Ahlâkını güzelleştirmiş ve imanının bilincine ermiş olur.
    -İbadet zevkini tatmış, Allah’ın rızasını ve cennetini kazanmış olur.
    [38] Zâriyat, 51/56.
    [39] Ankebût, 29/45
    [40] Ankebût, 29/45.
    [41] Müslim, Sıyâm, 163. I, 807. Buhârî, Savm, 9. II, 228.
    [42] Buhârî, Savm,11. II, 229.
    [43] Buhârî, Savm, 9. I I, 228. Ebû Dâvûd, Savm, 25. I, 767. Tirmizî, Savm, 16. III, 87. İbn Mâce, 21. I, 539.
    [44] İbn Mâce, 21. I, 539.
    [45] Buhârî, Savm, 11. II, 229.
    [46] Tirmizî, Deavât, 87. V, 536.
    [47] Tirmizî, Zühd, 60. IV. 606.
    [48] Müslim, Sıyâm, 165, I, 807. Tirmizî, Savam, 55. III, 136.
    [49] Buhârî, Sıyâm, 9. I, 228.
    [50] Müslim, Sıyâm, 166, I, 808.
    [51] Müslim, Sıyâm, 168, I, 808.





+ Yorum Gönder