Konusunu Oylayın.: Oruç'un fazileti hakkında bilgi verirmisiniz?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Oruç'un fazileti hakkında bilgi verirmisiniz?
  1. 03.Ağustos.2011, 11:49
    1
    Misafir

    Oruç'un fazileti hakkında bilgi verirmisiniz?

  2. 03.Ağustos.2011, 12:02
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Oruç'un fazileti hakkında bilgi verirmisiniz?




    Orucun Faziletleri

    Ebu Hüreyre Radıyallahu Anh'dan rivayetle: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

    "Allah Celle Celaluhu; Ademoğlunun işlediği her hayır iş kendisi içindir, fakat oruç böyle değildir. Oruç sırf Benim için edilen bir ibadettir. Onun mükafatını da Ben veririm" buyurdu. Oruç bir kalkandır. Herhangi birinizin oruç günü olduğu zaman, artık o kimse kötü söz ve fiil yapmasın, düşmanlık (veya bağırıp çağırmasın) da yapmasın. Eğer bir kimse ona söver veyahut onunla döğüşürse, derhal: "Ben oruçluyum" desin. Muhammedin nefsi (canı) elinde bulunan Allah Celle Celaluhu'a yemin ederim ki, oruçlunun ağzının (açlık) kokusu Allah indinde misk kokusundan daha hoş ve temizdir. Oruçlunun sevinip neşeleneceği iki sevinci vardır. Birisi (iftar vaktinde) orucu bozduğu zaman sevinir, öbürüsü de Rabbine kavuştuğu zaman orucu (nunmükafatı) ile sevinir." (Buhari, Savm 9 2/228, Müslim. Sıyam:164)

    Oruç; islamın beş temel unsurundan biridir. Bedenle yerine getirilen bir ibadettir. Kur'an'ı Kerim eski milletlerede orucun farz kılındığını beyan etmiştir. Demek ki, kendisine oruç emredilmeyen hiç bir millet yoktur.
    Yukarıda beyan edilen Hadisi şerifi inceleyecek olursak "Oruç ancak Benim içindir. Onun mükafatını da bizzat Ben veririm." Mevlanın Celle Celaluhu böyle buyurup orucu kendisine has kılmasının sebeplerini Ulema şöyle açıklamıştır:

    Oruç, sahibini riyadan uzaklaştırır. Çünkü o, kul ile Rabbi arasında kimsenin muttali olamayacağı bir sırdır. Orucun dışındaki ibadetler, zahiri ibadetler olduğundan bunlara riyanın karışma imkanı ve ihtimali vardır. Lakin oruç böyle değildir. Hariçte görülen bir fiil olarak değil içte kalan bir fiildir. Bir kimse oruçlu mu değil mi ? elbette bunu bakarak anlamak mümkün olmamaktadır.

    Oruç tutulmak suretiyle Allah Celle Celaluhu'dan başkasına ibadet edilmemiştir. Sadaka, Hac, Kurban ve benzeri ibadetler böyle değildir. Zira müşrikler bunlarla putlarına tapınmışlardır. Oruç, adeta kişiyi melekleştirmektedir. Zira sahur'dan sonra iftar vaktine kadar kişi yemek, içmek ve cinsi münasebetten uzak durmaktadır. Bu yönden meleklere benzemektedir. Oruç ta bir şeref izafeti vardır. Yani "Benim içindir" buyurarak Mevla Celle Celaluhu kendine izafe etmiştir. Bu onu şereflendirmek ve yüceltmek gayesiyledir.

    Mevlamız Celle Celaluhu:
    "Onun mükafatını bizzat Ben vereceğim" buyuruyor.

    Oysa diğer amellerin mükafatını da O vermektedir. Bu da gösteriyor ki orucun sevabı çok büyüktür. Zira Kerim olan zat mükafatı bizzat Ben vereceğim deyince, verdiği şeyin haddi hesabı olur mu ?! İmamı Gazali Radıyallahu Anh ihya'sında şöyle buyuruyor:
    "Oruç; Allah'ın düşmanını kahreder, şeytan Aleyhillane'nin vasıta edindiği şey şehvetlerdir.
    Şehvetler ise yemek içmekle güç kazanır. Bir müddet için yemek içmek bertaraf edilirse şehvetlerde bertaraf edilir ve bu vesileyle şeytan da çaresiz kalır.
    Bu sebeple Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam şöyle buyurmuştur:

    "Şüphe yok ki şeytan, Ademoğlu'nun kanının dolaştığı yerde dolaşır. Açlıkla onun mecrasını daraltın (ki dolaşmasın)" Allah'ın düşmanını kahretmekte Allah'a itaat vardır. Kimde Allah'a, itaatle yardım ederse (yani onun emirlerine boyun eğerse) Allah Celle Celaluhu da ona yardım eder.

    Nitekim Mevla Celle Celaluhu:

    "Allah'a yardım ederseniz (emrine sarılırsanız) O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit kılar" buyurmuştur.(Muhammed, 7)

    Demek ki şehvetler şeytanların mecrasıdır. Ne kadar münbit olursa, şeytanlar o nisbette oraya gidip yerleşir. Bir türlü de doymak, kanmak bilmezler. Böyle olunca da ona Cemalullah münkeşif olmaz. Ona mülaki olmaktan alıkonur. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu meyanda buyurmuşlardır ki: "Eğer şeytanlar Ademoğullarının kalblerine girmeseydiler, göklerdeki melekut alemini müşahede edebilirlerdi.
    İşte bu sebepledir ki oruç, ibadete açılan bir kapı, şehvet kamçılarına ve cehennem ateşine karşı da bir kalkan olmuştur. Öyle ise oruçluya gereken orucunu ifsad eden ve sevabını azaltan şeylerden korunması gerekir. Bu sebeple Hadisi Şerifin devamında: "Herhangi birinizin oruç günü olduğu zaman kötü söz ve fiil yapmasın" buyurulmuştur.
    Demek ki oruçlu kimse dilini; hezeyan, yalan, gıybet, nemime, terbiyeye aykırı konuşmak, eza ve cefa etmek, mücadele ve münakaşa etmekten koruması gerekmektedir.
    Suküt ederek, Kur'an okumakla, zikrullah ile meşgul olmalıdır ki zaten dilin orucu budur.

    Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir Hadisi Şerifte:
    "Her kim yalan söylemeyi ve yalanla amel etmeyi bırakmazsa, o kimsenin yemesini içmesini bırakmasına Allah'ın Celle Celaluhu hiçbir ihtiyacı yoktur. (Buhari, Kitabus Savm 2/228)
    Oruçlu kimse yalnız midesine değil tüm uzuvlarına oruç tutturmalıdır. Kendisini ilgilendirmeyen söz ve hareketleri bırakmalı, gözünü harama bakmaktan, kulağını haramı ve malayaniyi dinlemekten alıkoymalıdır. İşte bu şekilde tutulan oruç insanı gayeye ulaştırır ve takva kazandırır. Kimseye bağırıp çağırmamalı kimse ile kavga etmemeli. Hatta başka birisi kendisine sataşsa Hadisi Şerifte varid olduğu gibi "Ben oruçluyum !" demelidir. Böylece hasmının sataşmasını önlemiş olur. Çünkü madem ki ben oruçluyum, senin sövmene ve sataşmana karşılık veremem ne olur yakamı bırak ! demektir bu... Veyahut bunu dil ile söylemeden oruçlu olduğunu hatırlayıp öfkesine hakim olarak hasmının sataşmasına cevap vermemesi de aynı şeydir.

    Şu üç husus Peygamberlerin ahlakındandır:

    1. İftarda acele etmek
    2. Sahuru tehir etmek (son vakte yakın sahur yapmak)
    3. Misvak kullanmak

    En efdal olan hurma ile iftar etmektir. Şayet bulamaz ise su ile iftar eder.
    İftar vaktinde Mevla Celle Celaluhu'ya el açıp dua etmelidir. Kendisi için, ailesi, eşidostu için tüm müslümanlar için. Zira o vakit duaların kabul olduğu bir vakittir.
    Anlatılan minval üzere tutulan oruç geçmiş günahların bağışlanmasına vesile olmaktadır.
    Mevla Celle Celaluhu; rızasına uygun bir şekilde oruçlarımızı tutup bu vesileyle günahlarımızda mağfiret olunarak, cümlemimizi orucun o özel mükafatına nail eylesin ! Amin!
    arşivden alıntı...


  3. 03.Ağustos.2011, 12:02
    2
    Silent and lonely rains



    Orucun Faziletleri

    Ebu Hüreyre Radıyallahu Anh'dan rivayetle: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

    "Allah Celle Celaluhu; Ademoğlunun işlediği her hayır iş kendisi içindir, fakat oruç böyle değildir. Oruç sırf Benim için edilen bir ibadettir. Onun mükafatını da Ben veririm" buyurdu. Oruç bir kalkandır. Herhangi birinizin oruç günü olduğu zaman, artık o kimse kötü söz ve fiil yapmasın, düşmanlık (veya bağırıp çağırmasın) da yapmasın. Eğer bir kimse ona söver veyahut onunla döğüşürse, derhal: "Ben oruçluyum" desin. Muhammedin nefsi (canı) elinde bulunan Allah Celle Celaluhu'a yemin ederim ki, oruçlunun ağzının (açlık) kokusu Allah indinde misk kokusundan daha hoş ve temizdir. Oruçlunun sevinip neşeleneceği iki sevinci vardır. Birisi (iftar vaktinde) orucu bozduğu zaman sevinir, öbürüsü de Rabbine kavuştuğu zaman orucu (nunmükafatı) ile sevinir." (Buhari, Savm 9 2/228, Müslim. Sıyam:164)

    Oruç; islamın beş temel unsurundan biridir. Bedenle yerine getirilen bir ibadettir. Kur'an'ı Kerim eski milletlerede orucun farz kılındığını beyan etmiştir. Demek ki, kendisine oruç emredilmeyen hiç bir millet yoktur.
    Yukarıda beyan edilen Hadisi şerifi inceleyecek olursak "Oruç ancak Benim içindir. Onun mükafatını da bizzat Ben veririm." Mevlanın Celle Celaluhu böyle buyurup orucu kendisine has kılmasının sebeplerini Ulema şöyle açıklamıştır:

    Oruç, sahibini riyadan uzaklaştırır. Çünkü o, kul ile Rabbi arasında kimsenin muttali olamayacağı bir sırdır. Orucun dışındaki ibadetler, zahiri ibadetler olduğundan bunlara riyanın karışma imkanı ve ihtimali vardır. Lakin oruç böyle değildir. Hariçte görülen bir fiil olarak değil içte kalan bir fiildir. Bir kimse oruçlu mu değil mi ? elbette bunu bakarak anlamak mümkün olmamaktadır.

    Oruç tutulmak suretiyle Allah Celle Celaluhu'dan başkasına ibadet edilmemiştir. Sadaka, Hac, Kurban ve benzeri ibadetler böyle değildir. Zira müşrikler bunlarla putlarına tapınmışlardır. Oruç, adeta kişiyi melekleştirmektedir. Zira sahur'dan sonra iftar vaktine kadar kişi yemek, içmek ve cinsi münasebetten uzak durmaktadır. Bu yönden meleklere benzemektedir. Oruç ta bir şeref izafeti vardır. Yani "Benim içindir" buyurarak Mevla Celle Celaluhu kendine izafe etmiştir. Bu onu şereflendirmek ve yüceltmek gayesiyledir.

    Mevlamız Celle Celaluhu:
    "Onun mükafatını bizzat Ben vereceğim" buyuruyor.

    Oysa diğer amellerin mükafatını da O vermektedir. Bu da gösteriyor ki orucun sevabı çok büyüktür. Zira Kerim olan zat mükafatı bizzat Ben vereceğim deyince, verdiği şeyin haddi hesabı olur mu ?! İmamı Gazali Radıyallahu Anh ihya'sında şöyle buyuruyor:
    "Oruç; Allah'ın düşmanını kahreder, şeytan Aleyhillane'nin vasıta edindiği şey şehvetlerdir.
    Şehvetler ise yemek içmekle güç kazanır. Bir müddet için yemek içmek bertaraf edilirse şehvetlerde bertaraf edilir ve bu vesileyle şeytan da çaresiz kalır.
    Bu sebeple Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam şöyle buyurmuştur:

    "Şüphe yok ki şeytan, Ademoğlu'nun kanının dolaştığı yerde dolaşır. Açlıkla onun mecrasını daraltın (ki dolaşmasın)" Allah'ın düşmanını kahretmekte Allah'a itaat vardır. Kimde Allah'a, itaatle yardım ederse (yani onun emirlerine boyun eğerse) Allah Celle Celaluhu da ona yardım eder.

    Nitekim Mevla Celle Celaluhu:

    "Allah'a yardım ederseniz (emrine sarılırsanız) O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit kılar" buyurmuştur.(Muhammed, 7)

    Demek ki şehvetler şeytanların mecrasıdır. Ne kadar münbit olursa, şeytanlar o nisbette oraya gidip yerleşir. Bir türlü de doymak, kanmak bilmezler. Böyle olunca da ona Cemalullah münkeşif olmaz. Ona mülaki olmaktan alıkonur. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu meyanda buyurmuşlardır ki: "Eğer şeytanlar Ademoğullarının kalblerine girmeseydiler, göklerdeki melekut alemini müşahede edebilirlerdi.
    İşte bu sebepledir ki oruç, ibadete açılan bir kapı, şehvet kamçılarına ve cehennem ateşine karşı da bir kalkan olmuştur. Öyle ise oruçluya gereken orucunu ifsad eden ve sevabını azaltan şeylerden korunması gerekir. Bu sebeple Hadisi Şerifin devamında: "Herhangi birinizin oruç günü olduğu zaman kötü söz ve fiil yapmasın" buyurulmuştur.
    Demek ki oruçlu kimse dilini; hezeyan, yalan, gıybet, nemime, terbiyeye aykırı konuşmak, eza ve cefa etmek, mücadele ve münakaşa etmekten koruması gerekmektedir.
    Suküt ederek, Kur'an okumakla, zikrullah ile meşgul olmalıdır ki zaten dilin orucu budur.

    Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir Hadisi Şerifte:
    "Her kim yalan söylemeyi ve yalanla amel etmeyi bırakmazsa, o kimsenin yemesini içmesini bırakmasına Allah'ın Celle Celaluhu hiçbir ihtiyacı yoktur. (Buhari, Kitabus Savm 2/228)
    Oruçlu kimse yalnız midesine değil tüm uzuvlarına oruç tutturmalıdır. Kendisini ilgilendirmeyen söz ve hareketleri bırakmalı, gözünü harama bakmaktan, kulağını haramı ve malayaniyi dinlemekten alıkoymalıdır. İşte bu şekilde tutulan oruç insanı gayeye ulaştırır ve takva kazandırır. Kimseye bağırıp çağırmamalı kimse ile kavga etmemeli. Hatta başka birisi kendisine sataşsa Hadisi Şerifte varid olduğu gibi "Ben oruçluyum !" demelidir. Böylece hasmının sataşmasını önlemiş olur. Çünkü madem ki ben oruçluyum, senin sövmene ve sataşmana karşılık veremem ne olur yakamı bırak ! demektir bu... Veyahut bunu dil ile söylemeden oruçlu olduğunu hatırlayıp öfkesine hakim olarak hasmının sataşmasına cevap vermemesi de aynı şeydir.

    Şu üç husus Peygamberlerin ahlakındandır:

    1. İftarda acele etmek
    2. Sahuru tehir etmek (son vakte yakın sahur yapmak)
    3. Misvak kullanmak

    En efdal olan hurma ile iftar etmektir. Şayet bulamaz ise su ile iftar eder.
    İftar vaktinde Mevla Celle Celaluhu'ya el açıp dua etmelidir. Kendisi için, ailesi, eşidostu için tüm müslümanlar için. Zira o vakit duaların kabul olduğu bir vakittir.
    Anlatılan minval üzere tutulan oruç geçmiş günahların bağışlanmasına vesile olmaktadır.
    Mevla Celle Celaluhu; rızasına uygun bir şekilde oruçlarımızı tutup bu vesileyle günahlarımızda mağfiret olunarak, cümlemimizi orucun o özel mükafatına nail eylesin ! Amin!
    arşivden alıntı...





+ Yorum Gönder