Konusunu Oylayın.: Yatsı vaktinin girmediği yerlerde oruç farz mı?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Yatsı vaktinin girmediği yerlerde oruç farz mı?
  1. 05.Temmuz.2011, 03:23
    1
    Misafir

    Yatsı vaktinin girmediği yerlerde oruç farz mı?

  2. 05.Temmuz.2011, 11:35
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Yatsi vaktinin girmedigi yerlerde oruc farzmı?




    Vakit Girmeyen Yerlerde Namaz ve Oruç


    Yurtdışında arzı (49° 30') üzeri olan yerlerde namaz ve oruç ile ilgili hususlar en çok yöneltilen mevzular arasında yer alıyor.

    YURT DIŞINDA, ARZI (49° 30') ÜZERİ OLAN YERLERDE NAMAZ VE ORUÇ İLE İLGİLİ HUSUSLAR

    A) Namaz ile ilgili hususlar:

    Arzı, yani enlemi 49 derece 30 dakikanın üzerinde olan yerlerde bazı günler güneş, battıktan sonra gece yarısına kadar ufuktan -17 dereceye kadar alçalamaz.

    Bu durumda batı ufkunda tan hâdisesi bitmeden yani ufuktaki kızıllık kaybolup tam karanlık basmadan (akşam namazı vakti çıkmadan) güneş, gece yarısı hattını geçip tekrar doğu ufkuna doğru yükselmeye başlar. Yâni şafak hâli gece yarısı hattına kadar devam eder. Bu yerlerde fecr-i sâdık (sabah namazı vakti), gece yarısından sonra başlar, güneşin doğuşuna kadar devam eder ve akabinde güneş doğar. Bu durumda yatsı vakti taayyün etmemiş olur.

    Daha açık bir şekilde ifade edecek olursak;

    Güneş battıktan sonra ufuktaki kızıllık kaybolmayıp gece yarısı vaktine kadar şafak hâli bulunduğundan, bu vakit akşam namazının vaktidir. Gece yarısından güneş doğuncaya kadar fecr-i sâdık hâli devam ettiğinden, bu vakit de sabah namazının vaktidir. Vaktin taayyün etmemesi sebebiyle, bu yerler için –yurt dışı takvimlerimizde– herhangi bir vakit konulmamıştır. Burada, yatsı vaktinin taayyün etmediği günlerde, akşamın son vaktinin nasıl tespit edileceği hususunu izaha çalışalım:

    Yatsı vaktinin taayyün etmediği günlerde, akşam namazı vakti çıkınca sabah namazı vakti girmektedir.Takvimlerde ise sadece taayyün eden vakitlerin giriş saatleri gösterilmekte ve bir vaktin çıkış saatinin bilinebilmesi için ondan sonraki vaktin giriş saatine bakılması gerekmektedir.

    Binâenaleyh bu günler için akşam namazı vaktinin sonu olarak; imsak vakti (saati) esas alınacaktır.

    Vakit, namazın şartı olduğu gibi vücûbunun da sebebidir. Binâenaleyh bir yerde namaz vakitlerinden biri veya birkaçı tahakkuk etmez ise, o vakitlere ait olan namazlar, o yer ahâlisine farz olmamış olur. Dolayısıyla, o yerdeki Müslümanlar, vakti girmediği için kılamadıkları namazdan mesûl olmazlar.

    Yatsı vaktinin taayyün etmediği yerlerde, Hanefî mezhebine göre amel etmek isteyen Müslüman kardeşlerimize tavsiyemiz; yatsı ve terâvih kılmamaktan ibarettir. Zira bizim ilmî ve îtikadî kanaatimiz budur.

    Yatsı namazını, vaktinin olmamasına rağmen mutlaka kılmak isteyen Hanefî Müslümanlara ise;

    “Üzerime farz olup, sâkıt olmayan en sonki yatsı namazına” diye niyet ederek kılmalarını tavsiye ederiz. Nitekim asırlardan beri cuma günleri de cumanın şartı bulunmaması ihtimaline mebnî, cuma namazından sonra ayrıca zuhr-i ahîr (en sonki öğle namazı)’e niyet edilerek namaz kılındığı gibi...

    Arzı (enlemi) 47 derece 30 dakikanın üzerinde olan yerlerde, yatsı vakti taayyün ettiği halde çok kısa sürdüğü zamanlar da olabilmektedir. Bilhassa bu gibi yerlerde Müslümanların, yatsı vakti girer girmez hemen namazlarını kılmalarını, hatta vaktin çıkması tehlikesine karşı îcabında sadece yatsının farzı ile vitir namazını edâ etmelerini tavsiye ederiz.

    B) Oruç ile ilgili hususlar:

    Yatsı vaktinin taayyün etmediği günler, aynı zamanda, senenin en uzun günleridir. Gündüzün uzunluğu çok yerde 20-21 saati bulur, hattâ geçer.

    İşte bu uzun günlerin Ramazân-ı Şerif’e tesadüf etmesi halinde, hiç şüphesiz, kuvvet ve sıhhati yerinde olan Müslümanlar, her türlü meşakkati göğüsleyerek oruçlarını tutmaktadırlar.

    Yatsı vaktinin taayyün etmediği bu uzun günlerde oruçlarını tutmak isteyen Müslümanların, yeme-içme işlerini, takvimde gösterilen imsak vaktinde mutlaka kesmeleri gerekir. Orucun sıhhati için, bugünlerde bu hususa bilhassa riâyet etmek icâp ettiğini hatırdan uzak tutmamalıdır.

    Ancak;

    Cenâb-ı Hak, meşakkat hallerinde teklifini (ibâdetleri) hafifletmeye ve meşakkatin tamamen zâil olduğu zamanlara tehir etmeye ruhsat vermiştir.

    Bu sebeple, meşakkatine binâen oruçlarını bu çok uzun günlerde tutamayacak olan Müslümanlar, bilhassa işçiler, oruçlarını vakitlerin normale döndüğü ve meşakkatin zâil olduğu senenin diğer günlerine tehir ederek o günlerde tutabilirler.



  3. 05.Temmuz.2011, 11:35
    2
    Silent and lonely rains



    Vakit Girmeyen Yerlerde Namaz ve Oruç


    Yurtdışında arzı (49° 30') üzeri olan yerlerde namaz ve oruç ile ilgili hususlar en çok yöneltilen mevzular arasında yer alıyor.

    YURT DIŞINDA, ARZI (49° 30') ÜZERİ OLAN YERLERDE NAMAZ VE ORUÇ İLE İLGİLİ HUSUSLAR

    A) Namaz ile ilgili hususlar:

    Arzı, yani enlemi 49 derece 30 dakikanın üzerinde olan yerlerde bazı günler güneş, battıktan sonra gece yarısına kadar ufuktan -17 dereceye kadar alçalamaz.

    Bu durumda batı ufkunda tan hâdisesi bitmeden yani ufuktaki kızıllık kaybolup tam karanlık basmadan (akşam namazı vakti çıkmadan) güneş, gece yarısı hattını geçip tekrar doğu ufkuna doğru yükselmeye başlar. Yâni şafak hâli gece yarısı hattına kadar devam eder. Bu yerlerde fecr-i sâdık (sabah namazı vakti), gece yarısından sonra başlar, güneşin doğuşuna kadar devam eder ve akabinde güneş doğar. Bu durumda yatsı vakti taayyün etmemiş olur.

    Daha açık bir şekilde ifade edecek olursak;

    Güneş battıktan sonra ufuktaki kızıllık kaybolmayıp gece yarısı vaktine kadar şafak hâli bulunduğundan, bu vakit akşam namazının vaktidir. Gece yarısından güneş doğuncaya kadar fecr-i sâdık hâli devam ettiğinden, bu vakit de sabah namazının vaktidir. Vaktin taayyün etmemesi sebebiyle, bu yerler için –yurt dışı takvimlerimizde– herhangi bir vakit konulmamıştır. Burada, yatsı vaktinin taayyün etmediği günlerde, akşamın son vaktinin nasıl tespit edileceği hususunu izaha çalışalım:

    Yatsı vaktinin taayyün etmediği günlerde, akşam namazı vakti çıkınca sabah namazı vakti girmektedir.Takvimlerde ise sadece taayyün eden vakitlerin giriş saatleri gösterilmekte ve bir vaktin çıkış saatinin bilinebilmesi için ondan sonraki vaktin giriş saatine bakılması gerekmektedir.

    Binâenaleyh bu günler için akşam namazı vaktinin sonu olarak; imsak vakti (saati) esas alınacaktır.

    Vakit, namazın şartı olduğu gibi vücûbunun da sebebidir. Binâenaleyh bir yerde namaz vakitlerinden biri veya birkaçı tahakkuk etmez ise, o vakitlere ait olan namazlar, o yer ahâlisine farz olmamış olur. Dolayısıyla, o yerdeki Müslümanlar, vakti girmediği için kılamadıkları namazdan mesûl olmazlar.

    Yatsı vaktinin taayyün etmediği yerlerde, Hanefî mezhebine göre amel etmek isteyen Müslüman kardeşlerimize tavsiyemiz; yatsı ve terâvih kılmamaktan ibarettir. Zira bizim ilmî ve îtikadî kanaatimiz budur.

    Yatsı namazını, vaktinin olmamasına rağmen mutlaka kılmak isteyen Hanefî Müslümanlara ise;

    “Üzerime farz olup, sâkıt olmayan en sonki yatsı namazına” diye niyet ederek kılmalarını tavsiye ederiz. Nitekim asırlardan beri cuma günleri de cumanın şartı bulunmaması ihtimaline mebnî, cuma namazından sonra ayrıca zuhr-i ahîr (en sonki öğle namazı)’e niyet edilerek namaz kılındığı gibi...

    Arzı (enlemi) 47 derece 30 dakikanın üzerinde olan yerlerde, yatsı vakti taayyün ettiği halde çok kısa sürdüğü zamanlar da olabilmektedir. Bilhassa bu gibi yerlerde Müslümanların, yatsı vakti girer girmez hemen namazlarını kılmalarını, hatta vaktin çıkması tehlikesine karşı îcabında sadece yatsının farzı ile vitir namazını edâ etmelerini tavsiye ederiz.

    B) Oruç ile ilgili hususlar:

    Yatsı vaktinin taayyün etmediği günler, aynı zamanda, senenin en uzun günleridir. Gündüzün uzunluğu çok yerde 20-21 saati bulur, hattâ geçer.

    İşte bu uzun günlerin Ramazân-ı Şerif’e tesadüf etmesi halinde, hiç şüphesiz, kuvvet ve sıhhati yerinde olan Müslümanlar, her türlü meşakkati göğüsleyerek oruçlarını tutmaktadırlar.

    Yatsı vaktinin taayyün etmediği bu uzun günlerde oruçlarını tutmak isteyen Müslümanların, yeme-içme işlerini, takvimde gösterilen imsak vaktinde mutlaka kesmeleri gerekir. Orucun sıhhati için, bugünlerde bu hususa bilhassa riâyet etmek icâp ettiğini hatırdan uzak tutmamalıdır.

    Ancak;

    Cenâb-ı Hak, meşakkat hallerinde teklifini (ibâdetleri) hafifletmeye ve meşakkatin tamamen zâil olduğu zamanlara tehir etmeye ruhsat vermiştir.

    Bu sebeple, meşakkatine binâen oruçlarını bu çok uzun günlerde tutamayacak olan Müslümanlar, bilhassa işçiler, oruçlarını vakitlerin normale döndüğü ve meşakkatin zâil olduğu senenin diğer günlerine tehir ederek o günlerde tutabilirler.






+ Yorum Gönder