Konusunu Oylayın.: Zekatı Ramazan ayı dışında verilirmiyiz?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Zekatı Ramazan ayı dışında verilirmiyiz?
  1. 16.Mart.2011, 12:25
    1
    Misafir

    Zekatı Ramazan ayı dışında verilirmiyiz?






    Zekatı Ramazan ayı dışında verilirmiyiz? Mumsema Zekat vermenin şartı nedir? Zekat vermek için kişide aranan şart ne olduğunu yazar mısınız ?


  2. 16.Mart.2011, 12:25
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 16.Mart.2011, 12:28
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Zekatı Ramazan ayı dışında verilirmi?




    Ramazan, ibadetlerin makbûl, hayırların matlup olduğu bir mukaddes aydır. Bugünlerde yapılacak iyilik, hayır-hasenat bu ay dışındakilerden çok daha değerli ve sevaplı olmaktadır. Bu husus hem âyet, hem de hadîslerle sabittir. Bu yüzdendir ki, zekâtlarımızı bu mübarek ayda verir, fitrelerimizi bayram namazından önce mutlaka yerine ulaştırmak için gayret gösteririz.
    Bilindiği gibi zekât, zaruri ihtiyacını te’min eden kimselerin geride (80) gram altın değerinde parası kalması halinde ve bu servetin de üzerinden bir sene geçtiği takdirde yüzde iki buçukluk miktarını fakire vermek şeklinde izah edilir.
    Yalnız burada ince bir nokta vardır ki, o çoğu zaman yanlış anlatılır, yahut anlaşılır. Zekât verecek kimsenin evinde zurarî ihtiyaçları te’min edilmiş olacak, bundan arta kalan (80) gram altın değerinden az olmayan paradan zekât verilecek. Bu doğru.
    Ancak zarurî ihtiyaçlarını karşılayacağı parası bu ihtiyaçlar için harcanmamış, para olarak bekliyorsa, durum ne olacak? Beklettiği para zarurî ihtiyacın karşılığı olarak mı hesap edilecek? Yoksa zekâta mı tâbi olacak?
    Evet, yanlış anlaşılan husus budur. Bu paraya zekât lâzım gelir. Zira zekâtın bir hikmeti de paranın bir köşede beklememesi, ya ihtiyaca verilmesi ya da çalıştırılmasıdır. Bir köşede para bekletmek, bu paradan kimsenin istifade etmemesine sebeb olmak demektir. Bu itibarla ihtiyaç için de olsa beklettiği paradan zekât vermesi gerekir.


    Zekat Verirken Nelere Dikkat Edilmeli?

    SUAL:
    – Zekât verilecek kimsenin Müslüman olması şart mıdır?
    CEVAP:
    – Evet şarttır. Gayr-i müslime zekât verilmez.
    SUAL:
    – Zekâtı anaya, babaya, dedeye, nineye, oğulların çocuklarına, torunlara vermek câiz olmaz, diyorlar, doğru mudur?
    CEVAP:
    – Doğrudur. Çünkü bunlar aynı çatı altında yaşayan âilenin fertleri sayılırlar. Bu kadar yakınlarımızı zekât ve fitre ile beslemek bizim şiârımıza yakışmaz. Onları kendi nefsimizle birlikte mütalâa etmeliyiz. Bunlara vereceğimiz zekâtın menfaati yine kendimize âit olmuş olur. Bir cebimizden çıkarıp diğer cebimize koymuş sayılırız.
    SUAL:
    – Zekât verirken evvelâ kimleri tercih etmeliyiz?..
    CEVAP:
    – Zekât verirken tercih edilecek akrabalar ve zenginliğinizi bilen fakirlerdir. Başka bir ifâdeyle, servet nerede kazanılıyorsa zekât da orada verilmelidir. Uzaklara göndermek de câizdir, fakat efdâl olanı yakında bulunanların tercihidir.
    SUAL:
    – Akrabalardan kimler sırayla tercih edilir?
    CEVAP:
    – Evvelâ muhtaç olan başka âileye karışmış kız kardeşlere,evden ayrılmış erkek kardeşlere, sonra bunların çocuklarına, yani yeğenlere, amcalara, dayılara, bunların çocuklarına, teyzelere ve diğer fakirlere vermek yerinde bir hareket olur.
    SUAL:
    – Zekât camiye, okula, kurumlara verilmeyeceğine göre İslâmiyete hizmet eden hayır müesseselerine vermek istesem usulü nasıl olur?
    CEVAP:
    – Zekâtınızı zekât alabilen fakire verirsiniz. Bu zekât onun helâl malı olur. Sonra isterse o da bu meblâğı düşündüğünüz hayır te’sisine verir, istemezse vermez kendinde kalır. Şayet o kimse aldığı zekâtı hayır te’sisine verirse hem kendi sevap kazanır, hem de zekâtı veren. Hayrata hizmeti gaye edinenlere bunun için zekât verilir. Çünkü onlar yerine sarfedeceklerdir.
    SUAL:
    – Benim birazcık altınım, birazcık gümüşüm, yine az bir miktar da paramla birazcık da ticarî eşyam var. Bunların her biri teker teker yekûn tutmuyor, zekât lâzım gelecek miktarı bulmuyor. Zekât hesabımı nasıl yapacağım?
    CEVAP:
    – Bu sayılanların hepsinin kıymeti hesap edilir. Ayrı ayrı tutarları bir araya getirilir, teşekkül eden yekûndan zekât verilir. Cinslerinin ayrı oluşu, kıymetlerinin bir araya getirilmesine mâni olmaz.
    SUAL:
    – Sene içinde zaman zaman param azaldı, çoğaldı, şimdi ise muayyen miktarda durmaktadır. Azaldığı güne göre mi, yoksa çoğaldığı zamana göre mi zekâtımı hesap edeceğim?
    CEVAP:
    – Sene içindeki değişikliklere itibar olunmaz. Zekât vermek üzere ayırım yapmaya başladığınız andaki mevcut ne ise ona göre hesap edip zekât verilir.
    SUAL:
    – Zekatımı bir fakire mi, yoksa birkaç fakire mi vermeliyim?
    CEVAP:
    – Hepsi de olabilir. Ancak küçük küçük miktarlara bölüp de kimsenin bir ihtiyacını karşılamaz hale getirmektense daha az bölerek verilen kimsenin belli başlı bir ihtiyacını karşılamak isabetli bir tedbir olur.
    SUAL:
    – Zekâtı haram yerlerde harcayacağını bildiğimiz kimselere vermemiz doğru olur mu?
    CEVAP:
    – Müslümanın günahkârına da zekât vermek câizdir. Ancak dindarları, ahlâklı ve fazîletli fakirleri tercih etmek onları teşvik ve takviye mânâsına da geldiğinden helâl ve hayırlı yerlere harcayacak kimselere zekât verilmeli. İçki parası, tiyatro, sinema harçlığı vermek tarafını tercih etmemelidir.
    SUAL:
    – Altın ve gümüş gibi zamanla değeri yükselip alçalan kıymetlere zekât lâzım geldiğini biliyoruz. Ama inci, yâkut, zebercet gibi değeri daima sabit olan mücevherata zekât lâzım gelir mi?
    CEVAP:
    – Bu gibi mücevher ve taşlar alınıp satılarak ticaret malı olmakta iseler kıymetlerinden zekât lâzım gelir. Ama evde ziynet ve hâtıra olarak bekliyorsa zekât lâzım gelmez.
    SUAL:
    – Zekât vermek için sene sonunu beklemek şart mıdır? Yoksa paranın üzerinden sene geçmeden de zekât verilebilir mi?
    CEVAP:
    – Zekât malının üzerinden sene geçmesi şartı, daha evvel verilmesine engel değildir. Bu itibarla, servetin üzerinden sene geçmeden de zekât verilir. Hattâ gelecek senenin zekâtını bu seneden bile hesap edip vermek câizdir. Nitekim geçmiş senelerin verilmeyen zekâtlarını vermek de farz olduğu gibi.
    Geçen senelere âit zekâtlar o günkü miktara göre hesap edilip hemen verilerek borçtan kurtulunur, hepsi o kadar. Başka bir şartı yoktur.
    SUAL:
    – İki evim var. Birinde oturuyorum, diğerinden kira alıyorum. Bu evlerin satış değeri yüksek. Zekâtı satış değerinden mi vereceğim, yoksa getirdiği kiradan mı?
    CEVAP:
    – Ev, apartman, atölye, fabrika, makine gibi sırf gelir getirmek için kurulmuş demirbaş servetlerin kendi satış değerinden değil, getirdiği paranın nisab miktarını bulan kısmından zekât verilir.
    Ev, atölye, fabrika, makine gibi ana malzeme ve demirbaş servetler satış değeri olarak hesap edilmez. Bunlar yatırım ve gelir getiren kaynak ve aslî ihtiyaç müesseseleridir. Geliri, kazancı hesap edilir. Kendi satış değeri hesap edilmez.
    Şayet ev, apartman, daire, arsa, atölye ve diğer ticarî şeyler gelirinden bir şeyler elde etmek için değil de alınıp satılmak için elde edilmişse, bugün var (fakat müşteri çıkınca) yarın yoksa, bunlar demirbaş değil ticaret eşyalarıdırlar. Topyekûn maliyet değerleri hesap edilerek tutan kıymetlerinden zekât verilir. Zira bunlar çalıştırmak için değil, alış satışından kâr elde etmek için bekletilmekte, ticaret malı olarak sık sık değişmektedir.
    SUAL:
    – Arsaya ve kirada olan evime, binek arabasına ve ticarî arabaya zekât vermek gerekir mi?
    CEVAP:
    – Ticaret için olmayan ev, arsa, araba ve benzeri şeylerin kıymetleri üzerinden zekât gerekmez. Eğer bunların kazancı (getirişi) varsa ve bu getiriler, sahibinin diğer zekâta tabii malları ile birlikte nisap ölçüsüne ulaşırsa, yıl sonunda getirilerinin zekâtı verilir.
    Şayet bunlar ticaret için kullanılıyorsa her yıl kıymetleri üzerinden zekât gerekir.
    SUAL:
    – Borç verilen paranın zekâtı ne zaman verilir?
    CEVAP:
    – Geri ödeneceği kesin olan alacakların, her yıl alacaklı tarafından zekâtlarının ödenmesi gerekiri Şayet her yıl zekâtı verilmemiş ise, alacak tahsil edildikten sonra, geçmiş yıllara ait zekâtların da ödenmesi gerekir.
    İnkâr edilen veya geri alınma ihtimali görülmeyen alacaklar için alacaklının her yıl zekât vermesi gerekmez.
    Şayet bu tür ümit kesilmiş bir alacak daha sonra ödenirse, üzerinden yıl geçtikten sonra zekâtı gerekir; geçmiş yıllar için zekât gerekmez.

    arşivden...


  4. 16.Mart.2011, 12:28
    2
    Silent and lonely rains



    Ramazan, ibadetlerin makbûl, hayırların matlup olduğu bir mukaddes aydır. Bugünlerde yapılacak iyilik, hayır-hasenat bu ay dışındakilerden çok daha değerli ve sevaplı olmaktadır. Bu husus hem âyet, hem de hadîslerle sabittir. Bu yüzdendir ki, zekâtlarımızı bu mübarek ayda verir, fitrelerimizi bayram namazından önce mutlaka yerine ulaştırmak için gayret gösteririz.
    Bilindiği gibi zekât, zaruri ihtiyacını te’min eden kimselerin geride (80) gram altın değerinde parası kalması halinde ve bu servetin de üzerinden bir sene geçtiği takdirde yüzde iki buçukluk miktarını fakire vermek şeklinde izah edilir.
    Yalnız burada ince bir nokta vardır ki, o çoğu zaman yanlış anlatılır, yahut anlaşılır. Zekât verecek kimsenin evinde zurarî ihtiyaçları te’min edilmiş olacak, bundan arta kalan (80) gram altın değerinden az olmayan paradan zekât verilecek. Bu doğru.
    Ancak zarurî ihtiyaçlarını karşılayacağı parası bu ihtiyaçlar için harcanmamış, para olarak bekliyorsa, durum ne olacak? Beklettiği para zarurî ihtiyacın karşılığı olarak mı hesap edilecek? Yoksa zekâta mı tâbi olacak?
    Evet, yanlış anlaşılan husus budur. Bu paraya zekât lâzım gelir. Zira zekâtın bir hikmeti de paranın bir köşede beklememesi, ya ihtiyaca verilmesi ya da çalıştırılmasıdır. Bir köşede para bekletmek, bu paradan kimsenin istifade etmemesine sebeb olmak demektir. Bu itibarla ihtiyaç için de olsa beklettiği paradan zekât vermesi gerekir.


    Zekat Verirken Nelere Dikkat Edilmeli?

    SUAL:
    – Zekât verilecek kimsenin Müslüman olması şart mıdır?
    CEVAP:
    – Evet şarttır. Gayr-i müslime zekât verilmez.
    SUAL:
    – Zekâtı anaya, babaya, dedeye, nineye, oğulların çocuklarına, torunlara vermek câiz olmaz, diyorlar, doğru mudur?
    CEVAP:
    – Doğrudur. Çünkü bunlar aynı çatı altında yaşayan âilenin fertleri sayılırlar. Bu kadar yakınlarımızı zekât ve fitre ile beslemek bizim şiârımıza yakışmaz. Onları kendi nefsimizle birlikte mütalâa etmeliyiz. Bunlara vereceğimiz zekâtın menfaati yine kendimize âit olmuş olur. Bir cebimizden çıkarıp diğer cebimize koymuş sayılırız.
    SUAL:
    – Zekât verirken evvelâ kimleri tercih etmeliyiz?..
    CEVAP:
    – Zekât verirken tercih edilecek akrabalar ve zenginliğinizi bilen fakirlerdir. Başka bir ifâdeyle, servet nerede kazanılıyorsa zekât da orada verilmelidir. Uzaklara göndermek de câizdir, fakat efdâl olanı yakında bulunanların tercihidir.
    SUAL:
    – Akrabalardan kimler sırayla tercih edilir?
    CEVAP:
    – Evvelâ muhtaç olan başka âileye karışmış kız kardeşlere,evden ayrılmış erkek kardeşlere, sonra bunların çocuklarına, yani yeğenlere, amcalara, dayılara, bunların çocuklarına, teyzelere ve diğer fakirlere vermek yerinde bir hareket olur.
    SUAL:
    – Zekât camiye, okula, kurumlara verilmeyeceğine göre İslâmiyete hizmet eden hayır müesseselerine vermek istesem usulü nasıl olur?
    CEVAP:
    – Zekâtınızı zekât alabilen fakire verirsiniz. Bu zekât onun helâl malı olur. Sonra isterse o da bu meblâğı düşündüğünüz hayır te’sisine verir, istemezse vermez kendinde kalır. Şayet o kimse aldığı zekâtı hayır te’sisine verirse hem kendi sevap kazanır, hem de zekâtı veren. Hayrata hizmeti gaye edinenlere bunun için zekât verilir. Çünkü onlar yerine sarfedeceklerdir.
    SUAL:
    – Benim birazcık altınım, birazcık gümüşüm, yine az bir miktar da paramla birazcık da ticarî eşyam var. Bunların her biri teker teker yekûn tutmuyor, zekât lâzım gelecek miktarı bulmuyor. Zekât hesabımı nasıl yapacağım?
    CEVAP:
    – Bu sayılanların hepsinin kıymeti hesap edilir. Ayrı ayrı tutarları bir araya getirilir, teşekkül eden yekûndan zekât verilir. Cinslerinin ayrı oluşu, kıymetlerinin bir araya getirilmesine mâni olmaz.
    SUAL:
    – Sene içinde zaman zaman param azaldı, çoğaldı, şimdi ise muayyen miktarda durmaktadır. Azaldığı güne göre mi, yoksa çoğaldığı zamana göre mi zekâtımı hesap edeceğim?
    CEVAP:
    – Sene içindeki değişikliklere itibar olunmaz. Zekât vermek üzere ayırım yapmaya başladığınız andaki mevcut ne ise ona göre hesap edip zekât verilir.
    SUAL:
    – Zekatımı bir fakire mi, yoksa birkaç fakire mi vermeliyim?
    CEVAP:
    – Hepsi de olabilir. Ancak küçük küçük miktarlara bölüp de kimsenin bir ihtiyacını karşılamaz hale getirmektense daha az bölerek verilen kimsenin belli başlı bir ihtiyacını karşılamak isabetli bir tedbir olur.
    SUAL:
    – Zekâtı haram yerlerde harcayacağını bildiğimiz kimselere vermemiz doğru olur mu?
    CEVAP:
    – Müslümanın günahkârına da zekât vermek câizdir. Ancak dindarları, ahlâklı ve fazîletli fakirleri tercih etmek onları teşvik ve takviye mânâsına da geldiğinden helâl ve hayırlı yerlere harcayacak kimselere zekât verilmeli. İçki parası, tiyatro, sinema harçlığı vermek tarafını tercih etmemelidir.
    SUAL:
    – Altın ve gümüş gibi zamanla değeri yükselip alçalan kıymetlere zekât lâzım geldiğini biliyoruz. Ama inci, yâkut, zebercet gibi değeri daima sabit olan mücevherata zekât lâzım gelir mi?
    CEVAP:
    – Bu gibi mücevher ve taşlar alınıp satılarak ticaret malı olmakta iseler kıymetlerinden zekât lâzım gelir. Ama evde ziynet ve hâtıra olarak bekliyorsa zekât lâzım gelmez.
    SUAL:
    – Zekât vermek için sene sonunu beklemek şart mıdır? Yoksa paranın üzerinden sene geçmeden de zekât verilebilir mi?
    CEVAP:
    – Zekât malının üzerinden sene geçmesi şartı, daha evvel verilmesine engel değildir. Bu itibarla, servetin üzerinden sene geçmeden de zekât verilir. Hattâ gelecek senenin zekâtını bu seneden bile hesap edip vermek câizdir. Nitekim geçmiş senelerin verilmeyen zekâtlarını vermek de farz olduğu gibi.
    Geçen senelere âit zekâtlar o günkü miktara göre hesap edilip hemen verilerek borçtan kurtulunur, hepsi o kadar. Başka bir şartı yoktur.
    SUAL:
    – İki evim var. Birinde oturuyorum, diğerinden kira alıyorum. Bu evlerin satış değeri yüksek. Zekâtı satış değerinden mi vereceğim, yoksa getirdiği kiradan mı?
    CEVAP:
    – Ev, apartman, atölye, fabrika, makine gibi sırf gelir getirmek için kurulmuş demirbaş servetlerin kendi satış değerinden değil, getirdiği paranın nisab miktarını bulan kısmından zekât verilir.
    Ev, atölye, fabrika, makine gibi ana malzeme ve demirbaş servetler satış değeri olarak hesap edilmez. Bunlar yatırım ve gelir getiren kaynak ve aslî ihtiyaç müesseseleridir. Geliri, kazancı hesap edilir. Kendi satış değeri hesap edilmez.
    Şayet ev, apartman, daire, arsa, atölye ve diğer ticarî şeyler gelirinden bir şeyler elde etmek için değil de alınıp satılmak için elde edilmişse, bugün var (fakat müşteri çıkınca) yarın yoksa, bunlar demirbaş değil ticaret eşyalarıdırlar. Topyekûn maliyet değerleri hesap edilerek tutan kıymetlerinden zekât verilir. Zira bunlar çalıştırmak için değil, alış satışından kâr elde etmek için bekletilmekte, ticaret malı olarak sık sık değişmektedir.
    SUAL:
    – Arsaya ve kirada olan evime, binek arabasına ve ticarî arabaya zekât vermek gerekir mi?
    CEVAP:
    – Ticaret için olmayan ev, arsa, araba ve benzeri şeylerin kıymetleri üzerinden zekât gerekmez. Eğer bunların kazancı (getirişi) varsa ve bu getiriler, sahibinin diğer zekâta tabii malları ile birlikte nisap ölçüsüne ulaşırsa, yıl sonunda getirilerinin zekâtı verilir.
    Şayet bunlar ticaret için kullanılıyorsa her yıl kıymetleri üzerinden zekât gerekir.
    SUAL:
    – Borç verilen paranın zekâtı ne zaman verilir?
    CEVAP:
    – Geri ödeneceği kesin olan alacakların, her yıl alacaklı tarafından zekâtlarının ödenmesi gerekiri Şayet her yıl zekâtı verilmemiş ise, alacak tahsil edildikten sonra, geçmiş yıllara ait zekâtların da ödenmesi gerekir.
    İnkâr edilen veya geri alınma ihtimali görülmeyen alacaklar için alacaklının her yıl zekât vermesi gerekmez.
    Şayet bu tür ümit kesilmiş bir alacak daha sonra ödenirse, üzerinden yıl geçtikten sonra zekâtı gerekir; geçmiş yıllar için zekât gerekmez.

    arşivden...





+ Yorum Gönder