Konusunu Oylayın.: Abdestin azap meleklerinden namazın kabir azabından zikir ve tesbihlerin şeytanlardan orucun susuzluktan kurtardı

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Abdestin azap meleklerinden namazın kabir azabından zikir ve tesbihlerin şeytanlardan orucun susuzluktan kurtardı
  1. 20.Ocak.2011, 16:48
    1
    Misafir

    Abdestin azap meleklerinden namazın kabir azabından zikir ve tesbihlerin şeytanlardan orucun susuzluktan kurtardı






    Abdestin azap meleklerinden namazın kabir azabından zikir ve tesbihlerin şeytanlardan orucun susuzluktan kurtardı Mumsema Bir hadiste, “abdestin, azap meleklerinden; namazın, kabir azabından; zikir ve tesbihlerin, şeytanlardan; orucun, susuzluktan kurtardığı ...” bildiriliyor. Bu rivayet sağlam mıdır? İbadetler insanı nasıl kurtarır?


  2. 20.Ocak.2011, 16:48
    1
    red lion - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    red lion
    Misafir



    Bir hadiste, “abdestin, azap meleklerinden; namazın, kabir azabından; zikir ve tesbihlerin, şeytanlardan; orucun, susuzluktan kurtardığı ...” bildiriliyor. Bu rivayet sağlam mıdır? İbadetler insanı nasıl kurtarır?


    Benzer Konular

    - Diş ağrısı kabir azabından mıdır?

    - Kabir azabından kurtulmanın yolları

    - İnsan ve cin şeytanlardan düşmanlar var ettik. (En'am, 6/112) ayetinde geçen “İnsan ve cin şeytanlar

    - Peygamberimiz dört şeyden Allah'a sığınırdı: Allah'ım, cehennem azâbından ve kabir azâbından, hayat

    - Kabir azabından nasıl korunulur

  3. 21.Ocak.2011, 19:06
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: abdestin, azap meleklerinden; namazın, kabir azabından; zikir ve tesbihlerin, şeytanlardan; orucun, susuzluktan k




    Bu hadisi Taberanî rivayet etmiştir. Senedinde zayıf raviler bulunduğundan hadis zayıf olarak kabul edilmiştir(bk. Heysemi, Mecmau’z-Zevaid, 7/179-180).

    Bu rivayet zayıf olmakla beraber, iyi ameller yapmayı teşvik etmekte ve kötü amellerden uzak durmayı öğütlemektedir. Bunun özeti şudur: Her günahın karşılığında bir ceza olduğu gibi, her sevabın karşılığında da bir mükâfat vardır. Günah işlemiş kimsenin onun cezasından kurtulmasının çaresi, güzel amel işlemektir.

    Örneğin, müminin silahı olan abdest, sahibini azap meleklerinden kurtaracak bir iksire sahiptir. Kabir azabına mani olan ibadetlerin başında bir nur olan namaz gelir. Kalbi gafletle sersem olan kimsenin içinde şeytanlar cirit atar. Ancak, Allah’ı zikr ile meşgul olduğu zaman şeytanların yerine melekler gelir. Meleklerin gelmesiyle -vesveseler yerine-ilhamlar söz konusu olur. Oruçtan ötürü susuzluk çeken kimse, kıyametin o dehşet verici susuzluğundan kurtulur.

    Demek ki her iyi iş, bir kötü akıbetten kurtulmanın anahtarı hükmündedir. “(nefsine uyup) bir kötülük işlediğin zaman ardından hemen bir iyilik yap ki, onu silip süpürsün”(Zevaid, 10/81) manasındaki hadiste bu hususa işaret edilmiştir. Her zehirin bir panzehiri olduğu gibi, her günahın silinmesine vesile olan bir iyilik vardır.
    Ayrıca, İslamın emir ve yasaklarına uyulmadığı zaman karşılaşılacak muhtemel tehlikeler ile bunlara uyulduğu zaman kazandıracağı mükafatlar Allah'ın elçisine gösterilmiş O da Ümmetine haber vermiştir.
    İlgili rivayet şöyledir:

    "Ben akşam rüyada hayret verici bir şey gördüm. Ümmetimden bir adam gördüm ki, azap melekleri etrafını sarmıştı. O anda almış olduğu abdest geldi ve onu kurtardı.

    Ümmetimden bir adam gördüm ki, kendisi için kabir azabı hazırlanmıştı. Namazı geldi ve onu kurtardı.

    Ümmetimden bir adam gördüm ki, şeytanlar etrafını kuşatmıştı. Yaptığı zikirler geldi ve onu kurtardı.

    Ümmetimden bir adam gördüm ki, susuzluktan dili dışarıya sarkmış soluyordu. Tuttuğu Ramazan orucu geldi ve ona su ikram etti.

    Ümmetimden bir adam gördüm ki, önü karanlık, arkası karanlık, solu karanlık, üstü karanlık, altı karanlıktı. Yaptığı hac ve umresi geldi, onu bu karanlıklardan kurtardı.

    Ümmetimden bir adam gördüm ki, ölüm meleği ruhunu almak için gelmişti. Anne ve babasına yaptığı iyilikler geldi, meleğin o anda ruhunu, almasına engel oldu.

    Ümmetimden bir adam gördüm ki, mü’minlerle konuştuğu halde onlar kendisiyle konuşmuyorlardı. Akrabalarıyla olan iyi ilişkileri geldi ve onlara hitaben, “Bu akrabalarına iyilik ederdi” dedi. Bunun üzerine onlar da o zatla konuştular. O da onlara karıştı.

    Ümmetimden bir adam gördüm ki, peygamberler halka halka olmuşlardı. Hangi halkanın yanına varsa kovuluyordu. O anda cünüplükten gusletmesi geldi, ellerinden tutarak yanıma oturttu.

    Ümmetimden bir adam gördüm ki, Cehennemin hararetini elleriyle yüzünden uzaklaştırmaya çalışıyordu. O anda verdiği sadakalar geldi, üzerine gölge, yüzüne karşı perde oldu.

    Ümmetimden bir adam gördüm ki, Cehennem uçurumundan düşmüştü. Dünyada iken Allah korkusundan döktüğü gözyaşları geldi ve onu ateşten kurtardı.

    Ümmetimden bir adam gördüm ki, amel defteri sol tarafından verilmişti. Allah korkusu geldi ve amel defterini alıp sağ eline verdi.

    Ümmetimden bir adam gördüm ki, terazisinin iyilik kefesi hafif gelmişti. Küçük yaşta ölen çocukları geldi ve terazisini ağırlaştırdı.

    Ümmetimden bir adam gördüm ki, Cehennemin tam kıyısında bekliyordu. Allah korkusundan kalbinin ürpermesi geldi, bu halden kurtardı.

    Ümmetimden bir adam gördüm ki, yaş hurma dallarının sallanması gibi titriyordu. Allah’a olan hüsn-ü zannı geldi ve titremesini dindirdi.

    Ümmetimden bir adam gördüm ki, Sırat Köprüsünde sürünerek ve emekleyerek yol almaya çalışıyordu. Bana getirdiği salâvatlar geldi, elinden tutarak ayağa kaldırdı. Böylece Sıratı geçti. Ümmetimden bir adam gördüm ki, Cennet kapılarına kadar geldi, fakat kapılar yüzüne kapandı. Getirdiği Kelime-i Şehadetler geldi, elinden tutarak Cennete girdirdi." (bk. Mecmau’z-Zevaid, a.y.)


  4. 21.Ocak.2011, 19:06
    2
    Silent and lonely rains



    Bu hadisi Taberanî rivayet etmiştir. Senedinde zayıf raviler bulunduğundan hadis zayıf olarak kabul edilmiştir(bk. Heysemi, Mecmau’z-Zevaid, 7/179-180).

    Bu rivayet zayıf olmakla beraber, iyi ameller yapmayı teşvik etmekte ve kötü amellerden uzak durmayı öğütlemektedir. Bunun özeti şudur: Her günahın karşılığında bir ceza olduğu gibi, her sevabın karşılığında da bir mükâfat vardır. Günah işlemiş kimsenin onun cezasından kurtulmasının çaresi, güzel amel işlemektir.

    Örneğin, müminin silahı olan abdest, sahibini azap meleklerinden kurtaracak bir iksire sahiptir. Kabir azabına mani olan ibadetlerin başında bir nur olan namaz gelir. Kalbi gafletle sersem olan kimsenin içinde şeytanlar cirit atar. Ancak, Allah’ı zikr ile meşgul olduğu zaman şeytanların yerine melekler gelir. Meleklerin gelmesiyle -vesveseler yerine-ilhamlar söz konusu olur. Oruçtan ötürü susuzluk çeken kimse, kıyametin o dehşet verici susuzluğundan kurtulur.

    Demek ki her iyi iş, bir kötü akıbetten kurtulmanın anahtarı hükmündedir. “(nefsine uyup) bir kötülük işlediğin zaman ardından hemen bir iyilik yap ki, onu silip süpürsün”(Zevaid, 10/81) manasındaki hadiste bu hususa işaret edilmiştir. Her zehirin bir panzehiri olduğu gibi, her günahın silinmesine vesile olan bir iyilik vardır.
    Ayrıca, İslamın emir ve yasaklarına uyulmadığı zaman karşılaşılacak muhtemel tehlikeler ile bunlara uyulduğu zaman kazandıracağı mükafatlar Allah'ın elçisine gösterilmiş O da Ümmetine haber vermiştir.
    İlgili rivayet şöyledir:

    "Ben akşam rüyada hayret verici bir şey gördüm. Ümmetimden bir adam gördüm ki, azap melekleri etrafını sarmıştı. O anda almış olduğu abdest geldi ve onu kurtardı.

    Ümmetimden bir adam gördüm ki, kendisi için kabir azabı hazırlanmıştı. Namazı geldi ve onu kurtardı.

    Ümmetimden bir adam gördüm ki, şeytanlar etrafını kuşatmıştı. Yaptığı zikirler geldi ve onu kurtardı.

    Ümmetimden bir adam gördüm ki, susuzluktan dili dışarıya sarkmış soluyordu. Tuttuğu Ramazan orucu geldi ve ona su ikram etti.

    Ümmetimden bir adam gördüm ki, önü karanlık, arkası karanlık, solu karanlık, üstü karanlık, altı karanlıktı. Yaptığı hac ve umresi geldi, onu bu karanlıklardan kurtardı.

    Ümmetimden bir adam gördüm ki, ölüm meleği ruhunu almak için gelmişti. Anne ve babasına yaptığı iyilikler geldi, meleğin o anda ruhunu, almasına engel oldu.

    Ümmetimden bir adam gördüm ki, mü’minlerle konuştuğu halde onlar kendisiyle konuşmuyorlardı. Akrabalarıyla olan iyi ilişkileri geldi ve onlara hitaben, “Bu akrabalarına iyilik ederdi” dedi. Bunun üzerine onlar da o zatla konuştular. O da onlara karıştı.

    Ümmetimden bir adam gördüm ki, peygamberler halka halka olmuşlardı. Hangi halkanın yanına varsa kovuluyordu. O anda cünüplükten gusletmesi geldi, ellerinden tutarak yanıma oturttu.

    Ümmetimden bir adam gördüm ki, Cehennemin hararetini elleriyle yüzünden uzaklaştırmaya çalışıyordu. O anda verdiği sadakalar geldi, üzerine gölge, yüzüne karşı perde oldu.

    Ümmetimden bir adam gördüm ki, Cehennem uçurumundan düşmüştü. Dünyada iken Allah korkusundan döktüğü gözyaşları geldi ve onu ateşten kurtardı.

    Ümmetimden bir adam gördüm ki, amel defteri sol tarafından verilmişti. Allah korkusu geldi ve amel defterini alıp sağ eline verdi.

    Ümmetimden bir adam gördüm ki, terazisinin iyilik kefesi hafif gelmişti. Küçük yaşta ölen çocukları geldi ve terazisini ağırlaştırdı.

    Ümmetimden bir adam gördüm ki, Cehennemin tam kıyısında bekliyordu. Allah korkusundan kalbinin ürpermesi geldi, bu halden kurtardı.

    Ümmetimden bir adam gördüm ki, yaş hurma dallarının sallanması gibi titriyordu. Allah’a olan hüsn-ü zannı geldi ve titremesini dindirdi.

    Ümmetimden bir adam gördüm ki, Sırat Köprüsünde sürünerek ve emekleyerek yol almaya çalışıyordu. Bana getirdiği salâvatlar geldi, elinden tutarak ayağa kaldırdı. Böylece Sıratı geçti. Ümmetimden bir adam gördüm ki, Cennet kapılarına kadar geldi, fakat kapılar yüzüne kapandı. Getirdiği Kelime-i Şehadetler geldi, elinden tutarak Cennete girdirdi." (bk. Mecmau’z-Zevaid, a.y.)





+ Yorum Gönder