Konusunu Oylayın.: Ramazan hutbeleri

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Ramazan hutbeleri
  1. 13.Ağustos.2010, 11:31
    1
    Misafir

    Ramazan hutbeleri






    Ramazan hutbeleri Mumsema Ramazan cuma hutbelerine ihtiyacım var bana ramazan bayramına özel hutbe örneği verir misiniz ?


  2. 13.Ağustos.2010, 11:31
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 13.Ağustos.2010, 11:36
    2
    mumsema
    Administrator

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Ocak.2007
    Üye No: 1
    Mesaj Sayısı: 10,075
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: Türkiye

    --->: Ramazan hutbeleri




    RAMAZAN VE MANEVİ DİRİLİŞ


    Değerli müminler!
    .. günü, rahmeti, bereketi ve mağfireti bol olan, mübarek ramazan ayına girmiş olacağız. Hepimize mübarek olsun. Bu mübarek ay, Müslümanların inanç, ibadet ve ahlak anlayışlarının sergilendiği, sosyal yardımlaşma ve dayanışmanın yoğunlaştığı, nefislerin terbiye edildiği, fakir ve yoksulların gözetildiği, sevap ve mükâfatın, af ve mağfiretin doruğa ulaştığı bir aydır. Bu ay tuttuğumuz oruçlarla, kıldığımız teravih namazlarla, okuduğumuz ve dinlediğimiz mukabele ve hatimlerle, yaptığımız dua ve niyazlarla, iftar ve sofralarımızla bereket ve ecir ayıdır.
    Bu ay, Kur’an’da ve Sevgili Peygamberimiz (sav)’in dilinde övülen çok kazançlı mübarek bir aydır. Hidayet ve kurtuluşumuza vesile olan, Yüce Kitabiniz Kur’an-ı Kerim bu ay da indirilmeye başlamıştır. Bu nedenle ayların en yücesi olarak kabul edilmiş ve bu ayda oruç tutmak farz kılınmıştır.
    Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de: (O sayılı günler) İnsanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. Öyleyse içinizden kim bu aya ulaşırsa, onu oruçla geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Allah size kolaylık diler, zorluk dilemez. Bu da sayıyı tamamlamanız ve hidayete ulaştırmasına karşılık Allah’ı yüceltmek ve şükretmeniz içindir.”(1) buyurmaktadır.


    Sevgili Peygamberimiz (sav) de: “Size mübarek bir ay olan Ramazan geldi. Allah size onun orucunu farz kıldı. Bu ayda semanın (rahmet) kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır. Allah için onda bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesi vardır. Onun hayrından mahrum olan gerçekten mahrum olur.”(2)
    “Kim inanarak ve mükâfatını Allah’tan bekleyerek Ramazan gecelerini ihya ederse onun geçmiş günahları bağışlanır.”(3) buyurmaktadır. Bu ayet ve hadislerle müjdesi verildiği Ramazan ayına hazırlık elbette ki bir başka olmalıdır. Ülkemizde on bir ayın sultanı olarak kabul edilen Ramazan ayı, büyük hazırlıklarla karşılanır. Dost, akraba ve çevremizdeki fakirlerin davet edileceği iftar sofralarını süsleyecek yiyeceklerin bir kısmı önceden hazırlanır. Camiler kandillerle süslenir. Radyo ve televizyonlar, diğer basın yayın organları ramazan için özel programlar yaparlar. Ramazan ayı aynı zamanda eskiden beri bir kültür ve sanat ayı olmuştur. Akşamları iftar vaktinin ayrı bir sevinci olur. Bu sevinci başka biriyle paylaşmak ibadete daha ayrı bir anlam kazandırır. Yemekten sonra akşam namazı kılınır ve arkasından büyük cemaatlerin katılımıyla kılınan teravih namazları için camilere gidilir. Teravih öncesi vaizlerin verdiği dini bilgiler dinlenir.

    Muhterem Müminler!
    Her yönüyle rahmet, bereket ve mağfiret ayı olan Ramazan iyi değerlendirelim. Camilerimizde olduğu gibi evlerimizde de Kur’an okuyalım, dinleyelim ve onu anlamaya çalışalım. Çünkü o bizi her türlü kötülükten koruyacak ve huzurlu bir hayatın yolunu gösterecek ilahi bir rehberdir.

    Veysel KURTOĞLU

    Kaynaklar
    1-Bakara,185
    2-Nesai, Siyam,5
    3-Nesai, İman, bab,22,V,117
    4-İbn Mace, Siyam,48


  4. 13.Ağustos.2010, 11:36
    2
    Administrator



    RAMAZAN VE MANEVİ DİRİLİŞ


    Değerli müminler!
    .. günü, rahmeti, bereketi ve mağfireti bol olan, mübarek ramazan ayına girmiş olacağız. Hepimize mübarek olsun. Bu mübarek ay, Müslümanların inanç, ibadet ve ahlak anlayışlarının sergilendiği, sosyal yardımlaşma ve dayanışmanın yoğunlaştığı, nefislerin terbiye edildiği, fakir ve yoksulların gözetildiği, sevap ve mükâfatın, af ve mağfiretin doruğa ulaştığı bir aydır. Bu ay tuttuğumuz oruçlarla, kıldığımız teravih namazlarla, okuduğumuz ve dinlediğimiz mukabele ve hatimlerle, yaptığımız dua ve niyazlarla, iftar ve sofralarımızla bereket ve ecir ayıdır.
    Bu ay, Kur’an’da ve Sevgili Peygamberimiz (sav)’in dilinde övülen çok kazançlı mübarek bir aydır. Hidayet ve kurtuluşumuza vesile olan, Yüce Kitabiniz Kur’an-ı Kerim bu ay da indirilmeye başlamıştır. Bu nedenle ayların en yücesi olarak kabul edilmiş ve bu ayda oruç tutmak farz kılınmıştır.
    Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de: (O sayılı günler) İnsanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. Öyleyse içinizden kim bu aya ulaşırsa, onu oruçla geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Allah size kolaylık diler, zorluk dilemez. Bu da sayıyı tamamlamanız ve hidayete ulaştırmasına karşılık Allah’ı yüceltmek ve şükretmeniz içindir.”(1) buyurmaktadır.


    Sevgili Peygamberimiz (sav) de: “Size mübarek bir ay olan Ramazan geldi. Allah size onun orucunu farz kıldı. Bu ayda semanın (rahmet) kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır. Allah için onda bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesi vardır. Onun hayrından mahrum olan gerçekten mahrum olur.”(2)
    “Kim inanarak ve mükâfatını Allah’tan bekleyerek Ramazan gecelerini ihya ederse onun geçmiş günahları bağışlanır.”(3) buyurmaktadır. Bu ayet ve hadislerle müjdesi verildiği Ramazan ayına hazırlık elbette ki bir başka olmalıdır. Ülkemizde on bir ayın sultanı olarak kabul edilen Ramazan ayı, büyük hazırlıklarla karşılanır. Dost, akraba ve çevremizdeki fakirlerin davet edileceği iftar sofralarını süsleyecek yiyeceklerin bir kısmı önceden hazırlanır. Camiler kandillerle süslenir. Radyo ve televizyonlar, diğer basın yayın organları ramazan için özel programlar yaparlar. Ramazan ayı aynı zamanda eskiden beri bir kültür ve sanat ayı olmuştur. Akşamları iftar vaktinin ayrı bir sevinci olur. Bu sevinci başka biriyle paylaşmak ibadete daha ayrı bir anlam kazandırır. Yemekten sonra akşam namazı kılınır ve arkasından büyük cemaatlerin katılımıyla kılınan teravih namazları için camilere gidilir. Teravih öncesi vaizlerin verdiği dini bilgiler dinlenir.

    Muhterem Müminler!
    Her yönüyle rahmet, bereket ve mağfiret ayı olan Ramazan iyi değerlendirelim. Camilerimizde olduğu gibi evlerimizde de Kur’an okuyalım, dinleyelim ve onu anlamaya çalışalım. Çünkü o bizi her türlü kötülükten koruyacak ve huzurlu bir hayatın yolunu gösterecek ilahi bir rehberdir.

    Veysel KURTOĞLU

    Kaynaklar
    1-Bakara,185
    2-Nesai, Siyam,5
    3-Nesai, İman, bab,22,V,117
    4-İbn Mace, Siyam,48


  5. 13.Ağustos.2010, 11:38
    3
    mumsema
    Administrator

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Ocak.2007
    Üye No: 1
    Mesaj Sayısı: 10,075
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: Türkiye

    --->: Ramazan hutbeleri

    ORUÇ VE HİKMETLERİ


    Değerli Müminler!
    İslam dininin temel esaslarından biri de Ramazan ayı boyunca oruçlu olmaktır. Oruç akıl sahibi, erginlik çağına gelmiş sağlıklı Müslümanların yerine getirmekle yükümlü olduğu bir ibadettir. Oruç her yıl Kur’an’ın inmeye başladığı Ramazan ayında, ibadet niyetiyle tan yerinin ağarmasından güneşin batışına kadar geçen süre içinde yemek, içmek ve orucu bozan her türlü hareketten uzak durmak suretiyle gerçekleştirilir. Oruç, bizlere farz kılındığı gibi bizden öncekilere de farz kılınmıştır. Bu konuda Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de: “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı.”(1) buyurmaktadır.

    Muhterem Müminler!
    Oruç insanı Allah’a yaklaştıran ibadetlerden biridir. Bu nedenle oruç tutan kişinin bir takın hareketlerine daha dikkatli olması gerekir. Örneğin; oruç tutan kişi kötü söz ve davranışlardan uzak durmalı, çevresindekilerle iyi ilişkiler içinde olmalıdır. Arkadaşlarını, ailesini ve çevresini incitmemelidir. Oruç tutan kimseler, yaptığı kötü davranışların tuttuğu orucun değerini, sevabını azalttığının bilincinde olmalı ve ona göre hareket etmelidir. Bu konuda sevgili peygamberimizin uyarısı daima göz önünde bulundurulmalıdır: “Kim kötü söz ve davranışları bırakmazsa, onun yemesini içmesini terk etmesine Allah’ın ihtiyacı yoktur.”(2) “Oruç bir kalkandır. Sizden biriniz oruçlu olduğu bir günde kötü söz söylemesin, kavga etmesin. Ona birisi sataşır veya kötü söz söylerse, ben oruçluyum desin ”(3)







    Muhterim Müminler!
    Orucun dini, ahlaki, sosyal ve sağlık açısından birçok yararları vardır. Oruç nefsi terbiye ederek, iradeyi güçlendirir böylece insanda kötü alışkanlıklara karşı direnme gücünü artırır. Oruç tutmak kişinin iradesinin güçlenmesine katkı sağlar insana sabırlı olma alışkanlığı kazandırır. Oruç tutan insanlar açlık ve susuzluğun ne olduğunu anlarlar. Bu sayede yoksulların yaşadığı güçlüklerin farkına varırlar. Yoksullara daha çok yardım etmeye özen gösterirler. Böylece oruç tutan insanlar başkalarına yardım etme alışkanlığı kazanmış olur. Bunun yanında ramazan ayında kurulan iftar ve sahur sofraları, kılınan teravi namazları ve mukabele gibi dini uygulamalar toplumdaki bireyleri birbirine yaklaştırır. Oruç tutmak insanı sağlıklı olmasına da katkı sağlar. Oruç tutan kişinin yıl boyunca sürekli çalışan sindirim sistemi rahatlar vücut, doku ve organlardaki zehirleri atarak bedeni dinçleştirir. Peygamberimiz (sav) “oruç tutunuz ki sıhhat bulunuz”(4)

    Değerli Müminler
    Orucun farz olmasındaki hikmetler fert ve topluma sağladığı yararlar göz önüne alındığında, bu ibadetin insanlara Allah’ın bir lütuf ve ihsanı olduğu görülür. Bunun için bir mazeret olmadıkça, ramazan orucunu mutlaka tutmalıyız. Hutbemi peygamberimiz (sav)’in orucun ramazan ayında tutulması ile ilgili bir hadis ile bitiriyorum: “meşru bir mazeret ve hastalık olmadan ramazanda tutulmayan bir gün orucun yerine, başka günlerde uzun süre tutulan oruca denk olamaz.(5)

    Veysel KURTOĞLU


    Kaynaklar:
    Bakara,183
    Tirmizi, Sünen, c.3.s.707
    Buhari, Savm, 5
    R.Salihin, 2/502
    Ebu Davud, Savm, 38


  6. 13.Ağustos.2010, 11:38
    3
    Administrator
    ORUÇ VE HİKMETLERİ


    Değerli Müminler!
    İslam dininin temel esaslarından biri de Ramazan ayı boyunca oruçlu olmaktır. Oruç akıl sahibi, erginlik çağına gelmiş sağlıklı Müslümanların yerine getirmekle yükümlü olduğu bir ibadettir. Oruç her yıl Kur’an’ın inmeye başladığı Ramazan ayında, ibadet niyetiyle tan yerinin ağarmasından güneşin batışına kadar geçen süre içinde yemek, içmek ve orucu bozan her türlü hareketten uzak durmak suretiyle gerçekleştirilir. Oruç, bizlere farz kılındığı gibi bizden öncekilere de farz kılınmıştır. Bu konuda Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de: “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı.”(1) buyurmaktadır.

    Muhterem Müminler!
    Oruç insanı Allah’a yaklaştıran ibadetlerden biridir. Bu nedenle oruç tutan kişinin bir takın hareketlerine daha dikkatli olması gerekir. Örneğin; oruç tutan kişi kötü söz ve davranışlardan uzak durmalı, çevresindekilerle iyi ilişkiler içinde olmalıdır. Arkadaşlarını, ailesini ve çevresini incitmemelidir. Oruç tutan kimseler, yaptığı kötü davranışların tuttuğu orucun değerini, sevabını azalttığının bilincinde olmalı ve ona göre hareket etmelidir. Bu konuda sevgili peygamberimizin uyarısı daima göz önünde bulundurulmalıdır: “Kim kötü söz ve davranışları bırakmazsa, onun yemesini içmesini terk etmesine Allah’ın ihtiyacı yoktur.”(2) “Oruç bir kalkandır. Sizden biriniz oruçlu olduğu bir günde kötü söz söylemesin, kavga etmesin. Ona birisi sataşır veya kötü söz söylerse, ben oruçluyum desin ”(3)







    Muhterim Müminler!
    Orucun dini, ahlaki, sosyal ve sağlık açısından birçok yararları vardır. Oruç nefsi terbiye ederek, iradeyi güçlendirir böylece insanda kötü alışkanlıklara karşı direnme gücünü artırır. Oruç tutmak kişinin iradesinin güçlenmesine katkı sağlar insana sabırlı olma alışkanlığı kazandırır. Oruç tutan insanlar açlık ve susuzluğun ne olduğunu anlarlar. Bu sayede yoksulların yaşadığı güçlüklerin farkına varırlar. Yoksullara daha çok yardım etmeye özen gösterirler. Böylece oruç tutan insanlar başkalarına yardım etme alışkanlığı kazanmış olur. Bunun yanında ramazan ayında kurulan iftar ve sahur sofraları, kılınan teravi namazları ve mukabele gibi dini uygulamalar toplumdaki bireyleri birbirine yaklaştırır. Oruç tutmak insanı sağlıklı olmasına da katkı sağlar. Oruç tutan kişinin yıl boyunca sürekli çalışan sindirim sistemi rahatlar vücut, doku ve organlardaki zehirleri atarak bedeni dinçleştirir. Peygamberimiz (sav) “oruç tutunuz ki sıhhat bulunuz”(4)

    Değerli Müminler
    Orucun farz olmasındaki hikmetler fert ve topluma sağladığı yararlar göz önüne alındığında, bu ibadetin insanlara Allah’ın bir lütuf ve ihsanı olduğu görülür. Bunun için bir mazeret olmadıkça, ramazan orucunu mutlaka tutmalıyız. Hutbemi peygamberimiz (sav)’in orucun ramazan ayında tutulması ile ilgili bir hadis ile bitiriyorum: “meşru bir mazeret ve hastalık olmadan ramazanda tutulmayan bir gün orucun yerine, başka günlerde uzun süre tutulan oruca denk olamaz.(5)

    Veysel KURTOĞLU


    Kaynaklar:
    Bakara,183
    Tirmizi, Sünen, c.3.s.707
    Buhari, Savm, 5
    R.Salihin, 2/502
    Ebu Davud, Savm, 38


  7. 13.Ağustos.2010, 11:39
    4
    mumsema
    Administrator

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Ocak.2007
    Üye No: 1
    Mesaj Sayısı: 10,075
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: Türkiye

    --->: Ramazan hutbeleri

    RAMAZAN VE SOSYAL YARDIMLAŞMA
    (ZEKAT VE FİTRE)

    Muhterem Müslümanlar!
    Zekât, “artma, çoğalma ve temizlik” anlamına gelir. Zekât, nisabı ve harcama yeri dinen belirlenmiş olan malın belli bir miktarının, ibadet niyetiyle gerekli yerlere verilmesidir. Hicretin ikinci yılı Ramazan ayından hemen sonra farz kılınan zekât, Kur’an, sünnet ve icmâ ile sabittir. Pek çok âyette, “Namazı dosdoğru kılın, zekâtı da hakkıyla verin” buyurulur. Aynı şekilde Kur’an-ı Kerim’de cennetle müjdelenen muttakilerin özelliklerinden birinin de zekât vermek olduğu beyan edilir. Yüce dinimizin, Allah’a ve Resûlü’ne iman etmek, namaz kılmak, zekât vermek, hacca gitmek ve Ramazan orucu tutmak şeklinde beş esas üzerine kurulduğunu hepimiz biliriz. Allah Resûlü, Yemen’e vali olarak gönderdiği Hz. Muaz’a (r.a.) verdiği talimatta: Allah’ın zekâtı farz kıldığını onlara bildirmesini istemiştir.

    Değerli Müminler!
    Cenâb-ı Hakk “Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve size cimriliği telkin eder. Allah ise size katından bir mağfiret ve bir lütuf vaat eder” ayeti ile bizi uyarır ve şeytanın vesveselerine kapılmadan bu ibadeti yerine getirmemizi emreder. Allah Resûlü, “Zekât, dinin köprüsüdür” buyurarak zekâtın dindeki önemine dikkatimizi çeker. Başka bir hadis-i şerifte, “Yarım hurma ile de olsa cehennemden korununuz” buyurulur. Gerçekte her türlü malın, mülkün, sahibi Allah’tır. Zengini varlığı ile fakiri ise kanaati ile imtihan eden O’dur. Yoksulluk, fakirler üzerinde âdeta ateşten bir gömlek gibidir. Bu sıkıntıyı hafifletme görevi ise zenginlere düşer. Bu sebeple dinimizde zekât, zenginler üzerinde fakirlerin hakkı olarak görülmüştür.
    Zekât, aynı zamanda Allah’ın bahşettiği nimetlerden dolayı bir şükrün ifadesidir, malın artmasına ve bereketlenmesine vesile olur.








    Bu konuda Cenâb-ı Hakk; “Şükrederseniz, artırırım. Nankörlük ederseniz, azabım şiddetli olur!” buyurur. Onun için zekât vermek, hem kişinin malını temizler ve hem de toplumda kaynaşmayı sağlar.
    Zekât, hayvanlar, ziraî ve ticarî ürünler, madenler, altın, gümüş, para ve para yerine geçen şeylerden verilir. Zekât malın iyisi veya orta hallisinden verilir. Kur’ân-ı Kerim’de; “Size verilse gözünüzü yummadan alamayacağınız kötü malı hayır diye vermeye kalkmayın!” buyurulur.

    Aziz Cemaat
    Mübarek Ramazan ayının ortalarındayız. Bayrama girmeden fitrelerimizi de verelim. İmkânı olan herkes, kendisi dahil olmak üzere bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sayısına göre fitre vermelidir. Bu yılki fitre asgari miktarı 7 TL’dir. Dileyenler maddi güçlerine göre bundan daha fazlasını da verebilir. Allah, tuttuğumuz oruçlarımızı, verdiğimiz zekât ve fitrelerimizi makbul eylesin!
    Süleyman BATUGE
    K. Kursları Müdürü


    1-El Mearic:24-25
    2-Tirmizi,et Tac,c.2,s.6



  8. 13.Ağustos.2010, 11:39
    4
    Administrator
    RAMAZAN VE SOSYAL YARDIMLAŞMA
    (ZEKAT VE FİTRE)

    Muhterem Müslümanlar!
    Zekât, “artma, çoğalma ve temizlik” anlamına gelir. Zekât, nisabı ve harcama yeri dinen belirlenmiş olan malın belli bir miktarının, ibadet niyetiyle gerekli yerlere verilmesidir. Hicretin ikinci yılı Ramazan ayından hemen sonra farz kılınan zekât, Kur’an, sünnet ve icmâ ile sabittir. Pek çok âyette, “Namazı dosdoğru kılın, zekâtı da hakkıyla verin” buyurulur. Aynı şekilde Kur’an-ı Kerim’de cennetle müjdelenen muttakilerin özelliklerinden birinin de zekât vermek olduğu beyan edilir. Yüce dinimizin, Allah’a ve Resûlü’ne iman etmek, namaz kılmak, zekât vermek, hacca gitmek ve Ramazan orucu tutmak şeklinde beş esas üzerine kurulduğunu hepimiz biliriz. Allah Resûlü, Yemen’e vali olarak gönderdiği Hz. Muaz’a (r.a.) verdiği talimatta: Allah’ın zekâtı farz kıldığını onlara bildirmesini istemiştir.

    Değerli Müminler!
    Cenâb-ı Hakk “Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve size cimriliği telkin eder. Allah ise size katından bir mağfiret ve bir lütuf vaat eder” ayeti ile bizi uyarır ve şeytanın vesveselerine kapılmadan bu ibadeti yerine getirmemizi emreder. Allah Resûlü, “Zekât, dinin köprüsüdür” buyurarak zekâtın dindeki önemine dikkatimizi çeker. Başka bir hadis-i şerifte, “Yarım hurma ile de olsa cehennemden korununuz” buyurulur. Gerçekte her türlü malın, mülkün, sahibi Allah’tır. Zengini varlığı ile fakiri ise kanaati ile imtihan eden O’dur. Yoksulluk, fakirler üzerinde âdeta ateşten bir gömlek gibidir. Bu sıkıntıyı hafifletme görevi ise zenginlere düşer. Bu sebeple dinimizde zekât, zenginler üzerinde fakirlerin hakkı olarak görülmüştür.
    Zekât, aynı zamanda Allah’ın bahşettiği nimetlerden dolayı bir şükrün ifadesidir, malın artmasına ve bereketlenmesine vesile olur.








    Bu konuda Cenâb-ı Hakk; “Şükrederseniz, artırırım. Nankörlük ederseniz, azabım şiddetli olur!” buyurur. Onun için zekât vermek, hem kişinin malını temizler ve hem de toplumda kaynaşmayı sağlar.
    Zekât, hayvanlar, ziraî ve ticarî ürünler, madenler, altın, gümüş, para ve para yerine geçen şeylerden verilir. Zekât malın iyisi veya orta hallisinden verilir. Kur’ân-ı Kerim’de; “Size verilse gözünüzü yummadan alamayacağınız kötü malı hayır diye vermeye kalkmayın!” buyurulur.

    Aziz Cemaat
    Mübarek Ramazan ayının ortalarındayız. Bayrama girmeden fitrelerimizi de verelim. İmkânı olan herkes, kendisi dahil olmak üzere bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sayısına göre fitre vermelidir. Bu yılki fitre asgari miktarı 7 TL’dir. Dileyenler maddi güçlerine göre bundan daha fazlasını da verebilir. Allah, tuttuğumuz oruçlarımızı, verdiğimiz zekât ve fitrelerimizi makbul eylesin!
    Süleyman BATUGE
    K. Kursları Müdürü


    1-El Mearic:24-25
    2-Tirmizi,et Tac,c.2,s.6



  9. 13.Ağustos.2010, 11:39
    5
    mumsema
    Administrator

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Ocak.2007
    Üye No: 1
    Mesaj Sayısı: 10,075
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: Türkiye

    --->: Ramazan hutbeleri

    RAMAZANDA KAZANDIKLARIMIZI KAYBETMEYELİM

    Muhterem Müslümanlar!
    Dini hayatımızda çok önemli bir yeri olan, orucuyla, namazıyla, zekat ve sadakasıyla ibadet ve rahmet ayı Ramazan-ı Şerifin son günlerini idrak ediyoruz. Bu mübarek ayda, gücümüz yettiğince oruçlarımızı tutmaya, dini görevlerimizi yerine getirmeye çalıştık. Fakirleri gözetmeye ve düşkünlere yardım elimizi uzatmaya gayret ettik. Bol bol Kur'an okuduk ve dinledik. Ramazanda sabrı, paylaşmayı ve başkalarını da düşünmeyi öğrendik. Eş dost ve akrabalarımızla iftar sofralarında buluşarak birlik ve beraberlik tabloları oluşturduk. Camilerimiz cemaatle kılınan namazlarla ayrı bir canlılık kazandı. Kubbelerimizde, tekbirler, dualar ve Kur'an tilavetleri yankılandı. Fert ve toplum olarak elde ettiğimiz bu güzellik ve kazanımları, hayatımızın her anını kuşatacak şekilde devam ettirmeliyiz. Böylece toplumumuz, huzur toplumu haline gelecektir.

    Muhterem Müslümanlar!
    Ramazan ayında kazandığımız güzel hasletlerin ve yerine getirmeye çalıştığımız ibadetlerin Ramazandan sonra da devam ettirilmesi önemlidir. Esasen mü’min, hayatının tüm safhalarında Allah’a karşı tam bir teslimiyet içinde ve istikamet üzerinde olmalıdır. Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır: “Rabbimiz Allah’tır deyip, sonra da dosdoğru yaşayanlara melekler gelerek: ‘Korkmayın, üzülmeyin, size vaat edilen cennetle sevinin. Biz, dünyada da ahirette de size dostuz. Esirgeyip bağışlayan Allah’ın ikramı olarak cennette canınızın çektiği ve dilediği her şey sizindir’ derler.”(1) O halde Rabbimize olan kulluğumuzun sadece Ramazan ayına mahsus olmaması gerekir. Çünkü ibadet, Allah’ın kullar üzerindeki hakkıdır. Ve ibadette asıl olan Peygamber Efendimizin işaret ettiği gibi az da olsa devamlı olmaktır.(2)







    Değerli müminler!
    Hicr suresi 99. ayetindeki “Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et”(3) emrine uygun olarak, hayatımız boyunca sayısız nimetlerle bizlere ihsanda bulunan Cenab-ı Allah'a karşı kulluk görevlerimizi yerine getirelim. İbadet, sadaka, güzel davranışlar ve tövbe ile arındırdığımız gönüllerimizi tekrar günahlarla kirletmeyelim. Unutmayalım ki Ramazan ayında yaptığımız ibadetleri ve edindiğimiz güzellikleri devam ettirmemiz, onların makbul olduğunun bir göstergesi olacaktır.

    Hutbemizi,Sevgili Peygamber efendimizin bir Hadis’i Şerifiyle bitirelim; “Allah’ın en çok sevdiği ibadet,az da olsa devamlı olanıdır.”(4) buyurmuştur.



    Süleyman BATUGE
    Kur’an Kursları Müdürü



    (1) Fussilet, 41/30-32.
    (2) Buhârî, Îmân 32,
    (3) Hicr, 99
    (4) Tergib


  10. 13.Ağustos.2010, 11:39
    5
    Administrator
    RAMAZANDA KAZANDIKLARIMIZI KAYBETMEYELİM

    Muhterem Müslümanlar!
    Dini hayatımızda çok önemli bir yeri olan, orucuyla, namazıyla, zekat ve sadakasıyla ibadet ve rahmet ayı Ramazan-ı Şerifin son günlerini idrak ediyoruz. Bu mübarek ayda, gücümüz yettiğince oruçlarımızı tutmaya, dini görevlerimizi yerine getirmeye çalıştık. Fakirleri gözetmeye ve düşkünlere yardım elimizi uzatmaya gayret ettik. Bol bol Kur'an okuduk ve dinledik. Ramazanda sabrı, paylaşmayı ve başkalarını da düşünmeyi öğrendik. Eş dost ve akrabalarımızla iftar sofralarında buluşarak birlik ve beraberlik tabloları oluşturduk. Camilerimiz cemaatle kılınan namazlarla ayrı bir canlılık kazandı. Kubbelerimizde, tekbirler, dualar ve Kur'an tilavetleri yankılandı. Fert ve toplum olarak elde ettiğimiz bu güzellik ve kazanımları, hayatımızın her anını kuşatacak şekilde devam ettirmeliyiz. Böylece toplumumuz, huzur toplumu haline gelecektir.

    Muhterem Müslümanlar!
    Ramazan ayında kazandığımız güzel hasletlerin ve yerine getirmeye çalıştığımız ibadetlerin Ramazandan sonra da devam ettirilmesi önemlidir. Esasen mü’min, hayatının tüm safhalarında Allah’a karşı tam bir teslimiyet içinde ve istikamet üzerinde olmalıdır. Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır: “Rabbimiz Allah’tır deyip, sonra da dosdoğru yaşayanlara melekler gelerek: ‘Korkmayın, üzülmeyin, size vaat edilen cennetle sevinin. Biz, dünyada da ahirette de size dostuz. Esirgeyip bağışlayan Allah’ın ikramı olarak cennette canınızın çektiği ve dilediği her şey sizindir’ derler.”(1) O halde Rabbimize olan kulluğumuzun sadece Ramazan ayına mahsus olmaması gerekir. Çünkü ibadet, Allah’ın kullar üzerindeki hakkıdır. Ve ibadette asıl olan Peygamber Efendimizin işaret ettiği gibi az da olsa devamlı olmaktır.(2)







    Değerli müminler!
    Hicr suresi 99. ayetindeki “Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et”(3) emrine uygun olarak, hayatımız boyunca sayısız nimetlerle bizlere ihsanda bulunan Cenab-ı Allah'a karşı kulluk görevlerimizi yerine getirelim. İbadet, sadaka, güzel davranışlar ve tövbe ile arındırdığımız gönüllerimizi tekrar günahlarla kirletmeyelim. Unutmayalım ki Ramazan ayında yaptığımız ibadetleri ve edindiğimiz güzellikleri devam ettirmemiz, onların makbul olduğunun bir göstergesi olacaktır.

    Hutbemizi,Sevgili Peygamber efendimizin bir Hadis’i Şerifiyle bitirelim; “Allah’ın en çok sevdiği ibadet,az da olsa devamlı olanıdır.”(4) buyurmuştur.



    Süleyman BATUGE
    Kur’an Kursları Müdürü



    (1) Fussilet, 41/30-32.
    (2) Buhârî, Îmân 32,
    (3) Hicr, 99
    (4) Tergib


  11. 29.Ağustos.2011, 23:08
    6
    imam
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Ağustos.2007
    Üye No: 2034
    Mesaj Sayısı: 7,511
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: minallah-ilelllah

    Cevap: Ramazan hutbeleri

    Ramazan bayram hutbeleri

    Arapça Türkçe

    الله ُأَكْبَرُ الله ُأَكْبَرُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ الله ُوَ الله ُأَكْبَرُ الله ُأَكْبَرُ وَ ِللهِ الْحَمْدُ الْحَمْدُ ِللهِ الْحَمْدُ ِللهِ الْحَمْدُ ِللهِ الَّذِي مَنَّ عَلَيْناَ بِاْلأِيماَنِ وَ اْلإِسْلاَمِ وَ عَلَّمَ دِيَنناَ بِرِساَلَةِ سَيِّدِ اْلأَناَمِ وَ جَعَلَ يَوْمَ اْلعِيدِ إِفْطارًا لِمَنْ صاَمِ
    كَبرِّوُا الله َتَكْبيِراً
    الْحَمْدُ ِللهِ الَّذِي أَثاَبَناَ بِثَواَبِ الصِّياَمِ وَ الْقِيَامِ وَ لاَ يَقْطَعُ نِعْمَتَهُ عَناَّ بِالْمَعاَصِي وَ اْلأَثاَمِ وَ يَسْتَغْفِرُونَ لَناَ وَ يَدْعُونَ ربنَّاَ لِدُخُولِناَ الْجِناَنِ مَلآئِكَةُ اْلكِراَمِ
    كَبرِّوُا الله َتَكْبيِراً
    سُبْحاَنَ الَّذِي قَدَّرَ اْلأَقْواَتِ
    سُبْحاَنَ الَّذِي أَجاَبَ الدَّعوَاتِ
    سُبْحاَنَ الَّذِي بَعَثَ الأَمْواَتِ
    كَبرِّوُا الله َتَكْبيِراً
    الْحَمْدُ ِللهِ الَّذِي قاَلَ فِي كِتَابِهِ الْكَرِيمِ :
    أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
    ﴿شَهْرُرَمَضَانَ الَّذِيَ أُنزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِّلنَّاسِوَبَيِّنَاتٍ مِّنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ﴾[1]صَدَقَ الله ُالْعَظِيمُ وَ بَلَّغَناَ رَسُولُهُ النَّبِيُّ الْكَرِيمُ
    وَ قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى الله ُعَلَيْهِ وَ سَلَّمَ :
    ,لاَ يُؤْمِنُ أَحَدُكُمْ حَتَّى يُحِبَّ ِلأَخِيهِ ماَ يُحِبُّ لِنَفْسِهِ-[2]صَدَقَ رَسُولُ اللهِ فِيمَا قَالَ أو كما قال

    RAMAZAN BAYRAMI



    Değerli Müminler!
    Rahmeti ile bizleri kuşatan, Yüce Rabbimize şükürler olsun ki, Ramazan bayramına sevin ve huzur içerisinde kavuşmuş bulunuyoruz.
    Bir ay boyunca gücümüz yettiğince oruçlarımızı tutmaya, namazlarımızı kılmaya ve fakirleri ve düşkünleri gözetmeye çalıştık. İbadetlerle dolu olarak geçen bu mübarek ayda, Allah’a karşı kulluk görevlerimizi yerine getirmenin mutluluğunu yaşadık. Şimdide hep beraber bayramın sevinç ve huzurunu yaşamaktayız.












    Muhterem Müminler!
    Yüce dinimiz İslam, kardeşlik, birlik ve beraberlik, sevgi ve şefkat dinidir. Ahlak ve fazilet, hak ve adalet, güven ve samimiyet dinidir. Bunun içindir ki dinimiz, Müslümanların birbiriyle uyumlu, kardeşçe yaşamalarını ister. Yüce Rabbimiz bu gerçeği Kur’an-ı Kerimde şöyle belirtir: “ Allah ve Resulüne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.”(1) Müminler ancak kardeştir. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki, size merhamet edilsin.”(2)

    Sevgi Peygamberimiz(sav)’de şöyle buyurmaktadır: “ Birbirinizle ilgiyi kesmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin, birbirinize kin beslemeyin, kıskanç olmayın. Ey Allah’ın kulları kardeş olun. Müslüman’ın Müslüman kardeşine üç günden fazla dargın durması helal değildir. İki Müslüman birbiriyle karşılaştıkları zaman, birisi yüzünü şu tarafa çevirir, diğeri ise öte tarafa çevirir. Hâlbuki bu iki Müslüman’ın hayırlısı, önce selam verendir.”(3)

    Buna göre Müslüman, birbiriyle ilişkisini koparmayan, küçük meseleleri büyüterek, kalbinde kin, haset, kıskançlık ve kibir barındırmayan insanlardır.

    Değerli Müminler!
    Ramazan bayramı, milletçe birlik ve kardeşlik içinde bayramın coşkusunu yaşamak, sevinci ve kederi paylaşmak demektir. Öyleyse bu bayramda, büyüklerimizi, annemizi, babamızı, yakınlarımızı, komşularımızı ve dostlarımızı ziyaret edelim. Bencilliği, kin ve nefreti içimizden söküp atalım. Dargınlıklara son verelim. Ramazan boyunca kazandığımız güzel alışkanlıkları sürdürmeye, vazgeçtiğimiz kötü huy ve davranışlara da bir daha asla dönmemeye karar verelim
    Bu duygularla Ramazan bayramınızı tebrik ediyor, ülkemiz, milletimize ve İslam âlemi için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

    Kaynaklar:
    1-Enfal, 46
    2-Hucurat,10
    3-Tirmizi, Birr,21–24


  12. 29.Ağustos.2011, 23:08
    6
    Üye
    Ramazan bayram hutbeleri

    Arapça Türkçe

    الله ُأَكْبَرُ الله ُأَكْبَرُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ الله ُوَ الله ُأَكْبَرُ الله ُأَكْبَرُ وَ ِللهِ الْحَمْدُ الْحَمْدُ ِللهِ الْحَمْدُ ِللهِ الْحَمْدُ ِللهِ الَّذِي مَنَّ عَلَيْناَ بِاْلأِيماَنِ وَ اْلإِسْلاَمِ وَ عَلَّمَ دِيَنناَ بِرِساَلَةِ سَيِّدِ اْلأَناَمِ وَ جَعَلَ يَوْمَ اْلعِيدِ إِفْطارًا لِمَنْ صاَمِ
    كَبرِّوُا الله َتَكْبيِراً
    الْحَمْدُ ِللهِ الَّذِي أَثاَبَناَ بِثَواَبِ الصِّياَمِ وَ الْقِيَامِ وَ لاَ يَقْطَعُ نِعْمَتَهُ عَناَّ بِالْمَعاَصِي وَ اْلأَثاَمِ وَ يَسْتَغْفِرُونَ لَناَ وَ يَدْعُونَ ربنَّاَ لِدُخُولِناَ الْجِناَنِ مَلآئِكَةُ اْلكِراَمِ
    كَبرِّوُا الله َتَكْبيِراً
    سُبْحاَنَ الَّذِي قَدَّرَ اْلأَقْواَتِ
    سُبْحاَنَ الَّذِي أَجاَبَ الدَّعوَاتِ
    سُبْحاَنَ الَّذِي بَعَثَ الأَمْواَتِ
    كَبرِّوُا الله َتَكْبيِراً
    الْحَمْدُ ِللهِ الَّذِي قاَلَ فِي كِتَابِهِ الْكَرِيمِ :
    أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
    ﴿شَهْرُرَمَضَانَ الَّذِيَ أُنزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِّلنَّاسِوَبَيِّنَاتٍ مِّنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ﴾[1]صَدَقَ الله ُالْعَظِيمُ وَ بَلَّغَناَ رَسُولُهُ النَّبِيُّ الْكَرِيمُ
    وَ قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى الله ُعَلَيْهِ وَ سَلَّمَ :
    ,لاَ يُؤْمِنُ أَحَدُكُمْ حَتَّى يُحِبَّ ِلأَخِيهِ ماَ يُحِبُّ لِنَفْسِهِ-[2]صَدَقَ رَسُولُ اللهِ فِيمَا قَالَ أو كما قال

    RAMAZAN BAYRAMI



    Değerli Müminler!
    Rahmeti ile bizleri kuşatan, Yüce Rabbimize şükürler olsun ki, Ramazan bayramına sevin ve huzur içerisinde kavuşmuş bulunuyoruz.
    Bir ay boyunca gücümüz yettiğince oruçlarımızı tutmaya, namazlarımızı kılmaya ve fakirleri ve düşkünleri gözetmeye çalıştık. İbadetlerle dolu olarak geçen bu mübarek ayda, Allah’a karşı kulluk görevlerimizi yerine getirmenin mutluluğunu yaşadık. Şimdide hep beraber bayramın sevinç ve huzurunu yaşamaktayız.












    Muhterem Müminler!
    Yüce dinimiz İslam, kardeşlik, birlik ve beraberlik, sevgi ve şefkat dinidir. Ahlak ve fazilet, hak ve adalet, güven ve samimiyet dinidir. Bunun içindir ki dinimiz, Müslümanların birbiriyle uyumlu, kardeşçe yaşamalarını ister. Yüce Rabbimiz bu gerçeği Kur’an-ı Kerimde şöyle belirtir: “ Allah ve Resulüne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.”(1) Müminler ancak kardeştir. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki, size merhamet edilsin.”(2)

    Sevgi Peygamberimiz(sav)’de şöyle buyurmaktadır: “ Birbirinizle ilgiyi kesmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin, birbirinize kin beslemeyin, kıskanç olmayın. Ey Allah’ın kulları kardeş olun. Müslüman’ın Müslüman kardeşine üç günden fazla dargın durması helal değildir. İki Müslüman birbiriyle karşılaştıkları zaman, birisi yüzünü şu tarafa çevirir, diğeri ise öte tarafa çevirir. Hâlbuki bu iki Müslüman’ın hayırlısı, önce selam verendir.”(3)

    Buna göre Müslüman, birbiriyle ilişkisini koparmayan, küçük meseleleri büyüterek, kalbinde kin, haset, kıskançlık ve kibir barındırmayan insanlardır.

    Değerli Müminler!
    Ramazan bayramı, milletçe birlik ve kardeşlik içinde bayramın coşkusunu yaşamak, sevinci ve kederi paylaşmak demektir. Öyleyse bu bayramda, büyüklerimizi, annemizi, babamızı, yakınlarımızı, komşularımızı ve dostlarımızı ziyaret edelim. Bencilliği, kin ve nefreti içimizden söküp atalım. Dargınlıklara son verelim. Ramazan boyunca kazandığımız güzel alışkanlıkları sürdürmeye, vazgeçtiğimiz kötü huy ve davranışlara da bir daha asla dönmemeye karar verelim
    Bu duygularla Ramazan bayramınızı tebrik ediyor, ülkemiz, milletimize ve İslam âlemi için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

    Kaynaklar:
    1-Enfal, 46
    2-Hucurat,10
    3-Tirmizi, Birr,21–24





+ Yorum Gönder