Konusunu Oylayın.: Nefis Terbiyesi...

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 6 kişi
Nefis Terbiyesi...
  1. 14.Temmuz.2007, 22:40
    1
    rana
    Aciz Kul

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Temmuz.2007
    Üye No: 5879
    Mesaj Sayısı: 5,585
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 69
    Bulunduğu yer: Almanya

    Nefis Terbiyesi...






    Nefis Terbiyesi... Mumsema Allah’ı sevmek çok büyük bir iddiadır. Bunun ispatı lazımdır. Bu ispatı da bir çok çileden ve meşakkatten geçmekle olacaktır.

    Aleme kendi duygularımızla bakarız. Bu dünyada olan olayları kendi bakış tarzımıza göre değerlendiririz. Mesela "Nefs–i Emmare" (Yusuf, 12/53) gözlüğüyle bakarsınız, hiç bir şeyi görmezsiniz, inkar edersiniz. "Levm" (Kıyame, 75/2) gözüyle bakarsınız, çok güzel şeyler görmenize rağmen sabit–i kadem olamazsınız. Bakarken Cenab–ı Hak sana varlığını ihsas ettirir. Bu, "mülhime" dediğimiz makamdır. Hemen ürperirsin.
    Kısaca ahlaki yapımızda huylar vardır. Ahlak, huyların ardı ardına sıralanarak devam etme halidir.

    Her insanda güzel huy da vardır, kötü huy da vardır. Ahlak, bu güzel huyların yan yana gelip devamlı olmasıdır. Cömertlik sende de vardır, bende de vardır; ama sen bunu devamlı surette yaparsan cömertlik senin ahlakın olur.
    Yapmazsan cimrilik senin ahlakın olur. İşte bu ahlak dediğimiz, nefsi terbiye dediğimiz şeyin ısrarla üzerinde durduğumuz zaman geliştiğini müşahede ederiz. Onun için "Yok, benim yaratılışım budur, şudur" deyip, birtakım mazeretlerin arkasına gizlenerek mesuliyetten kurtulmak hiç ama hiç mümkün değildir. Düzelmeye mecburuz ve de memuruz.

    Alî radıyallahu anh’den şöyle dediği rivayet edilmiştir: Bir gece Resûl–i Ekrem (sav) Ali ile Fâtıma’nın kapısını çaldı ve onlara:
    “Namaz kılmayacak mısınız?” buyurdu.
    (Buhârî, Teheccüd 5)

    Ömer İbnü’l–Hattâb’ın torunu Sâlim’in, babası Abdullah İbni Ömer’den rivayet ettiğine göre Resûlullah (sav): “Abdullah ne iyi adam! Keşke bir de gece namazı kılsa!” buyurdu.
    Sâlim diyor ki:
    O günden sonra Abdullah geceleri pek az uyurdu.
    (Buhârî, Teheccüd 2, 21, Fezâilü’s–sahâbe, 19).

    Abdullah İbni Amr İbni Âs radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah (sav) şöyle buyurdu: “Abdullah! Falan kimse gibi olma! Çünkü o gece ibadetine devam ederken artık kalkmaz oldu” (Buhârî, Teheccüd 19).


  2. 14.Temmuz.2007, 22:40
    1
    Aciz Kul



    Allah’ı sevmek çok büyük bir iddiadır. Bunun ispatı lazımdır. Bu ispatı da bir çok çileden ve meşakkatten geçmekle olacaktır.

    Aleme kendi duygularımızla bakarız. Bu dünyada olan olayları kendi bakış tarzımıza göre değerlendiririz. Mesela "Nefs–i Emmare" (Yusuf, 12/53) gözlüğüyle bakarsınız, hiç bir şeyi görmezsiniz, inkar edersiniz. "Levm" (Kıyame, 75/2) gözüyle bakarsınız, çok güzel şeyler görmenize rağmen sabit–i kadem olamazsınız. Bakarken Cenab–ı Hak sana varlığını ihsas ettirir. Bu, "mülhime" dediğimiz makamdır. Hemen ürperirsin.
    Kısaca ahlaki yapımızda huylar vardır. Ahlak, huyların ardı ardına sıralanarak devam etme halidir.

    Her insanda güzel huy da vardır, kötü huy da vardır. Ahlak, bu güzel huyların yan yana gelip devamlı olmasıdır. Cömertlik sende de vardır, bende de vardır; ama sen bunu devamlı surette yaparsan cömertlik senin ahlakın olur.
    Yapmazsan cimrilik senin ahlakın olur. İşte bu ahlak dediğimiz, nefsi terbiye dediğimiz şeyin ısrarla üzerinde durduğumuz zaman geliştiğini müşahede ederiz. Onun için "Yok, benim yaratılışım budur, şudur" deyip, birtakım mazeretlerin arkasına gizlenerek mesuliyetten kurtulmak hiç ama hiç mümkün değildir. Düzelmeye mecburuz ve de memuruz.

    Alî radıyallahu anh’den şöyle dediği rivayet edilmiştir: Bir gece Resûl–i Ekrem (sav) Ali ile Fâtıma’nın kapısını çaldı ve onlara:
    “Namaz kılmayacak mısınız?” buyurdu.
    (Buhârî, Teheccüd 5)

    Ömer İbnü’l–Hattâb’ın torunu Sâlim’in, babası Abdullah İbni Ömer’den rivayet ettiğine göre Resûlullah (sav): “Abdullah ne iyi adam! Keşke bir de gece namazı kılsa!” buyurdu.
    Sâlim diyor ki:
    O günden sonra Abdullah geceleri pek az uyurdu.
    (Buhârî, Teheccüd 2, 21, Fezâilü’s–sahâbe, 19).

    Abdullah İbni Amr İbni Âs radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah (sav) şöyle buyurdu: “Abdullah! Falan kimse gibi olma! Çünkü o gece ibadetine devam ederken artık kalkmaz oldu” (Buhârî, Teheccüd 19).

  3. 14.Temmuz.2007, 22:41
    2
    rana
    Aciz Kul

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Temmuz.2007
    Üye No: 5879
    Mesaj Sayısı: 5,585
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 69
    Bulunduğu yer: Almanya

    --->: Nefis Terbiyesi...




    Bir tarladan iyi mahsul almanın yolu, tarlanın iyi işlenmesinden geçer. Eğer tarlaya iyi bir bakım yapılmazsa, yabani otlar ve dikenler her tarafı istila eder. İşte, insanın nefsi de tarla gibidir. Eğer terbiye edilmezse, kötü kabiliyetler boy gösterir. Eğer iyi bir terbiyeden geçse, ondan çok istifade edilir.

    Ham petrolün arıtılması gibi, nefsin de tezkiyesi (kötü sıfatlardan arındırılması) söz konusudur. Bir kısım tasavvuf ehli, nefsin yedi mertebesinden bahsederler. Bunlar:

    1. Nefs–i emmare
    2- Nefs-i levvame
    3. Nefs-i mutmainne
    4. Nefs-i radiyye
    5. Nefs-i mardıye
    6. Nefs-i mülheme
    7. Nefs-i zekiyyedir. (1)

    Nefsin, terbiyeden geçmemiş hali, nefs-i emmaredir. (2) Bu haldeki nefis, şiddetle kötülüğü emreder. Günahlara dalmak ister.

    Kendini kınayan nefse ise, nefs-i levvame denir. (3) Bu mertebedeki nefis, günahlardan dolayı kendini kınamaya başlar, pişmanlık duyar.

    Terbiyenin ilerlemesiyle, nefis mutmainne mertebesine çıkar; Allah’dan gelen her şeyi rıza ile karşılar. Allah’ın razı olduğu bir vaziyet kazanır. İlahi ilhamlara mazhar olur. Arınmış bir nefis haline gelir. İlk hali, terbiye edilmemiş vahşi bir ata, son hali ise terbiye edilmiş ve sahibine çok faydalı uysal bir ata benzetilebilir.

    Bilindiği gibi, sirklerde gösteride kullanılan aslanlar daha küçükten terbiye edilirler. Gösteri sırasında, ara sıra ağızlarına yatıştırıcı hap verilir. Ta ki, ormandaki günlerini hatırlamasınlar, sahiplerini parçalamasınlar. Onun gibi, nefsin terbiyesine de küçük yaşlardan başlamak; ayrıca her gün, nefse hitap eden ve onu yatıştıran hakikatlerden okumak gerekir. Yoksa, yıllarca terbiyeden geçmiş bir nefis, fırsatını bulduğunda tekrar eski haline dönmeye müsaittir. Nasıl ki, bir yaya bastığımızda, onu yere kadar eğeriz. Fakat, ayağımızı gevşettiğimiz ölçüde, o başını kaldıracaktır. nefis de böyledir. İyi bir terbiyeyle sesini keser. Uygun bir ortam bulduğunda, tekrar hükmünü icra eder.

    Bazı zatlar, “nefs-i öldürmek” tabirini kullanırlar. Bunun da bir nefis terbiyesi olduğunu kabulle beraber, nefsin mahiyetinde yer alan duyguların, kabiliyetlerin hayra yönlendirilmesinin daha isabetli olacağı kanaatindeyiz. Mesela, herkeste şiddetli bir hırs var. Hırsın sesini tamamen kesmek yerine, bu hırsın hayırlı işlere yönlendirilmesi daha faydalı olacaktır. O zaman, yaptığı ibadeti, hizmeti yeterli görmeyecek, daha ilerisini elde etmeye çalışacaktır. (4)

    nefis, terbiyeyi kabule müsaittir. Mesela, herkesin fıtratında cimrilik vardır. İslami bir terbiyeyle, cimri bir insanın çok cömert bir insan haline gelmesi mümkündür.

    Nefsin fıtri hali, deli dolu akan bir nehre benzer. Terbiye edilmiş hali ise, bu nehrin önüne bir baraj yapılıp, çevrenin hem aydınlatılması, hem de sulanması gibidir.

    Kaynaklar:
    1. Yazır, VIII, 5817.
    2. Yusuf, 53.
    3. Kıyame, 2.
    4. Bu konuda bkz. Nursi, Mektubat, s. 33-34.


  4. 14.Temmuz.2007, 22:41
    2
    Aciz Kul



    Bir tarladan iyi mahsul almanın yolu, tarlanın iyi işlenmesinden geçer. Eğer tarlaya iyi bir bakım yapılmazsa, yabani otlar ve dikenler her tarafı istila eder. İşte, insanın nefsi de tarla gibidir. Eğer terbiye edilmezse, kötü kabiliyetler boy gösterir. Eğer iyi bir terbiyeden geçse, ondan çok istifade edilir.

    Ham petrolün arıtılması gibi, nefsin de tezkiyesi (kötü sıfatlardan arındırılması) söz konusudur. Bir kısım tasavvuf ehli, nefsin yedi mertebesinden bahsederler. Bunlar:

    1. Nefs–i emmare
    2- Nefs-i levvame
    3. Nefs-i mutmainne
    4. Nefs-i radiyye
    5. Nefs-i mardıye
    6. Nefs-i mülheme
    7. Nefs-i zekiyyedir. (1)

    Nefsin, terbiyeden geçmemiş hali, nefs-i emmaredir. (2) Bu haldeki nefis, şiddetle kötülüğü emreder. Günahlara dalmak ister.

    Kendini kınayan nefse ise, nefs-i levvame denir. (3) Bu mertebedeki nefis, günahlardan dolayı kendini kınamaya başlar, pişmanlık duyar.

    Terbiyenin ilerlemesiyle, nefis mutmainne mertebesine çıkar; Allah’dan gelen her şeyi rıza ile karşılar. Allah’ın razı olduğu bir vaziyet kazanır. İlahi ilhamlara mazhar olur. Arınmış bir nefis haline gelir. İlk hali, terbiye edilmemiş vahşi bir ata, son hali ise terbiye edilmiş ve sahibine çok faydalı uysal bir ata benzetilebilir.

    Bilindiği gibi, sirklerde gösteride kullanılan aslanlar daha küçükten terbiye edilirler. Gösteri sırasında, ara sıra ağızlarına yatıştırıcı hap verilir. Ta ki, ormandaki günlerini hatırlamasınlar, sahiplerini parçalamasınlar. Onun gibi, nefsin terbiyesine de küçük yaşlardan başlamak; ayrıca her gün, nefse hitap eden ve onu yatıştıran hakikatlerden okumak gerekir. Yoksa, yıllarca terbiyeden geçmiş bir nefis, fırsatını bulduğunda tekrar eski haline dönmeye müsaittir. Nasıl ki, bir yaya bastığımızda, onu yere kadar eğeriz. Fakat, ayağımızı gevşettiğimiz ölçüde, o başını kaldıracaktır. nefis de böyledir. İyi bir terbiyeyle sesini keser. Uygun bir ortam bulduğunda, tekrar hükmünü icra eder.

    Bazı zatlar, “nefs-i öldürmek” tabirini kullanırlar. Bunun da bir nefis terbiyesi olduğunu kabulle beraber, nefsin mahiyetinde yer alan duyguların, kabiliyetlerin hayra yönlendirilmesinin daha isabetli olacağı kanaatindeyiz. Mesela, herkeste şiddetli bir hırs var. Hırsın sesini tamamen kesmek yerine, bu hırsın hayırlı işlere yönlendirilmesi daha faydalı olacaktır. O zaman, yaptığı ibadeti, hizmeti yeterli görmeyecek, daha ilerisini elde etmeye çalışacaktır. (4)

    nefis, terbiyeyi kabule müsaittir. Mesela, herkesin fıtratında cimrilik vardır. İslami bir terbiyeyle, cimri bir insanın çok cömert bir insan haline gelmesi mümkündür.

    Nefsin fıtri hali, deli dolu akan bir nehre benzer. Terbiye edilmiş hali ise, bu nehrin önüne bir baraj yapılıp, çevrenin hem aydınlatılması, hem de sulanması gibidir.

    Kaynaklar:
    1. Yazır, VIII, 5817.
    2. Yusuf, 53.
    3. Kıyame, 2.
    4. Bu konuda bkz. Nursi, Mektubat, s. 33-34.

  5. 14.Temmuz.2007, 23:36
    3
    mumsema
    Administrator

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Ocak.2007
    Üye No: 1
    Mesaj Sayısı: 10,126
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: Türkiye

    --->: Nefis Terbiyesi...

    AZRA Nickli Üyeden Alıntı
    Kısaca ahlaki yapımızda huylar vardır. Ahlak, huyların ardı ardına sıralanarak devam etme halidir.

    Her insanda güzel huy da vardır, kötü huy da vardır. Ahlak, bu güzel huyların yan yana gelip devamlı olmasıdır. Cömertlik sende de vardır, bende de vardır; ama sen bunu devamlı surette yaparsan cömertlik senin ahlakın olur.
    Yapmazsan cimrilik senin ahlakın olur. İşte bu ahlak dediğimiz, nefsi terbiye dediğimiz şeyin ısrarla üzerinde durduğumuz zaman geliştiğini müşahede ederiz. Onun için "Yok, benim yaratılışım budur, şudur" deyip, birtakım mazeretlerin arkasına gizlenerek mesuliyetten kurtulmak hiç ama hiç mümkün değildir. Düzelmeye mecburuz ve de memuruz.
    tespitler güzel/tavsiyeler harika. özellikle cömertlik ve cimrilik örneği çok güzel.
    Allah senden razı olasun AZRA

    Melekeleriniz ilerde meleğiniz olur (M.İslamoğlu)

    yani insan iyi bir hasleti yapa yapa artık onun huyu haline gelir ve bu onun koruyucu meleği olur.


  6. 14.Temmuz.2007, 23:36
    3
    Administrator
    AZRA Nickli Üyeden Alıntı
    Kısaca ahlaki yapımızda huylar vardır. Ahlak, huyların ardı ardına sıralanarak devam etme halidir.

    Her insanda güzel huy da vardır, kötü huy da vardır. Ahlak, bu güzel huyların yan yana gelip devamlı olmasıdır. Cömertlik sende de vardır, bende de vardır; ama sen bunu devamlı surette yaparsan cömertlik senin ahlakın olur.
    Yapmazsan cimrilik senin ahlakın olur. İşte bu ahlak dediğimiz, nefsi terbiye dediğimiz şeyin ısrarla üzerinde durduğumuz zaman geliştiğini müşahede ederiz. Onun için "Yok, benim yaratılışım budur, şudur" deyip, birtakım mazeretlerin arkasına gizlenerek mesuliyetten kurtulmak hiç ama hiç mümkün değildir. Düzelmeye mecburuz ve de memuruz.
    tespitler güzel/tavsiyeler harika. özellikle cömertlik ve cimrilik örneği çok güzel.
    Allah senden razı olasun AZRA

    Melekeleriniz ilerde meleğiniz olur (M.İslamoğlu)

    yani insan iyi bir hasleti yapa yapa artık onun huyu haline gelir ve bu onun koruyucu meleği olur.

  7. 14.Temmuz.2007, 23:38
    4
    ihramlı
    Kıdemli Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 29.Mayıs.2007
    Üye No: 842
    Mesaj Sayısı: 651
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 63
    Bulunduğu yer: YOK

    --->: Nefis Terbiyesi...

    ALLAH RAZI OLSUN GÜZEL YAZILRIN HER DAİM BİZİMLE OLSUN CAN KAERDEŞİM


  8. 14.Temmuz.2007, 23:38
    4
    Kıdemli Üye
    ALLAH RAZI OLSUN GÜZEL YAZILRIN HER DAİM BİZİMLE OLSUN CAN KAERDEŞİM

  9. 06.Şubat.2008, 01:06
    5
    gözyaşı
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 26.Ağustos.2007
    Üye No: 2223
    Mesaj Sayısı: 440
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 6
    Bulunduğu yer: gözyaşı semti

    --->: Nefis Terbiyesi...

    Allah (c.c) razı olsun azra...


  10. 06.Şubat.2008, 01:06
    5
    Özel Üye
    Allah (c.c) razı olsun azra...

  11. 06.Şubat.2008, 01:20
    6
    mumbal
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 05.Şubat.2008
    Üye No: 8913
    Mesaj Sayısı: 9
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 64

    --->: Nefis Terbiyesi...

    Allah (cc) senden razı olasun @AZRA


  12. 06.Şubat.2008, 01:20
    6
    Devamlı Üye
    Allah (cc) senden razı olasun @AZRA

  13. 06.Şubat.2008, 05:12
    7
    yellowwolf
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Şubat.2008
    Üye No: 8846
    Mesaj Sayısı: 14
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 34
    Bulunduğu yer: şam diyarı

    --->: Nefis Terbiyesi...

    konu çok güzel
    nefis, terbiyeyi kabule müsaittir. Mesela, herkesin fıtratında cimrilik vardır. İslami bir terbiyeyle, cimri bir insanın çok cömert bir insan haline gelmesi mümkündür.
    ama bu nasıl olacak bana bir örnek verirmisin kıssalardan


  14. 06.Şubat.2008, 05:12
    7
    konu çok güzel
    nefis, terbiyeyi kabule müsaittir. Mesela, herkesin fıtratında cimrilik vardır. İslami bir terbiyeyle, cimri bir insanın çok cömert bir insan haline gelmesi mümkündür.
    ama bu nasıl olacak bana bir örnek verirmisin kıssalardan

  15. 06.Şubat.2008, 07:00
    8
    gafil
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 01.Mayıs.2007
    Üye No: 448
    Mesaj Sayısı: 11
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2

    --->: Nefis Terbiyesi...

    cok güzel Allah razı olsun. Yalnız ben şunu sorsam acaba yerimidir.
    Nefsi emmareden levvameye, levvameden mutmainne ,mutmainneden mardıye hakeze yani nefis kısımları arasında nasıl ne ile yükselecegiz. yani nefsi hangi ibadetle dizginliyecegiz.yada emmareden nasıl kurtulacagız. selam ve dua


  16. 06.Şubat.2008, 07:00
    8
    Devamlı Üye
    cok güzel Allah razı olsun. Yalnız ben şunu sorsam acaba yerimidir.
    Nefsi emmareden levvameye, levvameden mutmainne ,mutmainneden mardıye hakeze yani nefis kısımları arasında nasıl ne ile yükselecegiz. yani nefsi hangi ibadetle dizginliyecegiz.yada emmareden nasıl kurtulacagız. selam ve dua

  17. 06.Şubat.2008, 12:02
    9
    gafil
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 01.Mayıs.2007
    Üye No: 448
    Mesaj Sayısı: 11
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2

    --->: Nefis Terbiyesi...

    ben okudum mutmain oldum cevap yazan kardeşe teşekkür ediyorum.eyvallah bide bu hususta nefisle cıhadta dua istiyorum


  18. 06.Şubat.2008, 12:02
    9
    Devamlı Üye
    ben okudum mutmain oldum cevap yazan kardeşe teşekkür ediyorum.eyvallah bide bu hususta nefisle cıhadta dua istiyorum

  19. 06.Şubat.2008, 12:10
    10
    bumerank
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Ağustos.2007
    Üye No: 2207
    Mesaj Sayısı: 13
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 34
    Bulunduğu yer: Ankara

    --->: Nefis Terbiyesi...

    yellowwolf Nickli Üyeden Alıntı
    konu çok güzel
    nefis, terbiyeyi kabule müsaittir. Mesela, herkesin fıtratında cimrilik vardır. İslami bir terbiyeyle, cimri bir insanın çok cömert bir insan haline gelmesi mümkündür.
    ama bu nasıl olacak bana bir örnek verirmisin kıssalardan

    Selamun Aleyküm

    Cimri bir insanın cömert bir insan haline gelmesi,sanırım bu konudaki en güzel örnek Hz.Ebubekir Sıddık ve Hz.Abdurrahman bin Af 'dır.Müslüman olduktan sonra mallarını cömertçe vermekten hiç çekinmemişlerdir.İnançın insan üzerindeki ufak bir etkisi.Müslüman olmadan önce zengin iken müslüman olunca cömertliği tercih etmek

    Hz.ömer'in torunu bir gün yolda giderken,bir kölenin elindeki ekmeğini aç bir köpeğe verdiğini görür.Yanına yaklaşır ve sorar:
    -bundan başka yiyecek bir nevalen var mı?
    -Yok efendim,akşam sahibim yemek verene kadar beklemek zorundayım.

    Hz.Ömer'in torunu köleyi satın almış ve azad etmiş.Köleye hurmalıklarından bir hurma hediye etmiş.

    Arkadaşalrı sormuşlar,
    -Sen mi daha cömertsin o köle mi?
    -O köle malının tamamını gözünü kırpmadan verdi bense malımdan ufak bir parçayı.Köle daha cömerttir.


  20. 06.Şubat.2008, 12:10
    10
    Üye
    yellowwolf Nickli Üyeden Alıntı
    konu çok güzel
    nefis, terbiyeyi kabule müsaittir. Mesela, herkesin fıtratında cimrilik vardır. İslami bir terbiyeyle, cimri bir insanın çok cömert bir insan haline gelmesi mümkündür.
    ama bu nasıl olacak bana bir örnek verirmisin kıssalardan

    Selamun Aleyküm

    Cimri bir insanın cömert bir insan haline gelmesi,sanırım bu konudaki en güzel örnek Hz.Ebubekir Sıddık ve Hz.Abdurrahman bin Af 'dır.Müslüman olduktan sonra mallarını cömertçe vermekten hiç çekinmemişlerdir.İnançın insan üzerindeki ufak bir etkisi.Müslüman olmadan önce zengin iken müslüman olunca cömertliği tercih etmek

    Hz.ömer'in torunu bir gün yolda giderken,bir kölenin elindeki ekmeğini aç bir köpeğe verdiğini görür.Yanına yaklaşır ve sorar:
    -bundan başka yiyecek bir nevalen var mı?
    -Yok efendim,akşam sahibim yemek verene kadar beklemek zorundayım.

    Hz.Ömer'in torunu köleyi satın almış ve azad etmiş.Köleye hurmalıklarından bir hurma hediye etmiş.

    Arkadaşalrı sormuşlar,
    -Sen mi daha cömertsin o köle mi?
    -O köle malının tamamını gözünü kırpmadan verdi bense malımdan ufak bir parçayı.Köle daha cömerttir.

  21. 17.Mart.2010, 08:46
    11
    Berât1
    ÖZLENEN GÜN GELECEKTİR

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 05.Ağustos.2009
    Üye No: 49487
    Mesaj Sayısı: 1,227
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 53
    Yaş: 48

    --->: Nefis Terbiyesi...

    Alıntı
    Bazı zatlar, “nefs-i öldürmek” tabirini kullanırlar. Bunun da bir nefis terbiyesi olduğunu kabulle beraber, nefsin mahiyetinde yer alan duyguların, kabiliyetlerin hayra yönlendirilmesinin daha isabetli olacağı kanaatindeyiz. Mesela, herkeste şiddetli bir hırs var. Hırsın sesini tamamen kesmek yerine, bu hırsın hayırlı işlere yönlendirilmesi daha faydalı olacaktır. O zaman, yaptığı ibadeti, hizmeti yeterli görmeyecek, daha ilerisini elde etmeye çalışacaktır. (4)

    nefis, terbiyeyi kabule müsaittir. Mesela, herkesin fıtratında cimrilik vardır. İslami bir terbiyeyle, cimri bir insanın çok cömert bir insan haline gelmesi mümkündür.


    Nefsin fıtri hali, deli dolu akan bir nehre benzer. Terbiye edilmiş hali ise, bu nehrin önüne bir baraj yapılıp, çevrenin hem aydınlatılması, hem de sulanması gibidir.

    nefsin terbiyesi her durum ve şartlara göre islamı yaşamaktır


  22. 17.Mart.2010, 08:46
    11
    ÖZLENEN GÜN GELECEKTİR
    Alıntı
    Bazı zatlar, “nefs-i öldürmek” tabirini kullanırlar. Bunun da bir nefis terbiyesi olduğunu kabulle beraber, nefsin mahiyetinde yer alan duyguların, kabiliyetlerin hayra yönlendirilmesinin daha isabetli olacağı kanaatindeyiz. Mesela, herkeste şiddetli bir hırs var. Hırsın sesini tamamen kesmek yerine, bu hırsın hayırlı işlere yönlendirilmesi daha faydalı olacaktır. O zaman, yaptığı ibadeti, hizmeti yeterli görmeyecek, daha ilerisini elde etmeye çalışacaktır. (4)

    nefis, terbiyeyi kabule müsaittir. Mesela, herkesin fıtratında cimrilik vardır. İslami bir terbiyeyle, cimri bir insanın çok cömert bir insan haline gelmesi mümkündür.


    Nefsin fıtri hali, deli dolu akan bir nehre benzer. Terbiye edilmiş hali ise, bu nehrin önüne bir baraj yapılıp, çevrenin hem aydınlatılması, hem de sulanması gibidir.

    nefsin terbiyesi her durum ve şartlara göre islamı yaşamaktır

  23. 05.Ekim.2010, 14:27
    12
    ->Es Pisman<-
    Kitmir

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Eylül.2010
    Üye No: 78936
    Mesaj Sayısı: 284
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3
    Bulunduğu yer: MecnunMisaliCollerden

    --->: Nefis Terbiyesi...

    Mehmet Ildırar
    1- Yaratılışta kamil ve kusursuzdurlar. Yahya A.S. gibi, hiçbir günaha meyletmemiş ve işlememiştir.
    2- Mücahede ve riyazetle huylarını değiştirip nefislerini ıslah etmişlerdir.
    Mücahede, nefsin arzularına boyun eğmemek; riyazet ise nefsin arzularına boyun eğmeyip amel-i salih yaptırmaktır. Buyuruluyor ki, bir insan, nefsinin sıfatlarını Sîret-i Nebi'deki (Hz. Peygamber'in yaşantısındaki) itidal derecesine getirdiği oranda kamil olur.
    Ahlakı güzelleştirmek için, ilk olarak öfke ve şehvet kuvvetini aklın iradesiyle ilahî emir ve yasaklara tabi hale getirmelidir. Buna ilaveten, yaptığı ibadetlerden ve iyiliklerden zevk almalıdır. Islah işinde zevk almak şarttır. İbadetlerinden zevk derecesi arttıkça, hem nefsinin dış ayıplarını hem de nefsinin içindeki gizli ayıpları ıslah eder.
    İbadetler kalbe tesir etmeli ve nefsin ıslahına vesile olmalıdır.
    Bir kimse senelerce ibadet ettiği halde kalbi düzelmiyorsa ibadetlerinden bir menfaat elde edememiş demektir. Bunun için ibadetler nefsi dünya sevgisin den kesip Allah'a döndürmelidir.
    Ebu Said Hadimî Hazretlerinin ifadesiyle nefsi ıslah etmenin en kolay yolu Allah'ın zikrine devam etmek ve haramlardan uzak durmaktır. Onun için, ders alan müride mürşidi ilaç olarak sabır ve metaneti tavsiye edeceği gibi zikir dersi de verir. Zikrin fazilet ve sevabı yanında, nefsi ıslah eden ve güzel ahlâka yönlendiren tarafı da bir gerçektir. Sohbetlere devam, hatme-i hacegân, cemaatle namazlara ve gece namazlarına verilen önem, ilmi teşvik gibi hususlar nefsi yavaş yavaş geçici dünya lezzetlerinden kestiği için ibadetlerden zevk alma tabiat haline gelir.
    Hâce Muhammed Bahauddin Hazretleri şöyle buyuruyor: "Bu yolda en mübarek amel yoldaki taşı kaldırmaktır." Yoldaki taş, Allah'ın emir ve yasaklarına bağlılığa mani olan nefistir. Bunun için de en evvel, kötü arkadaşları terk etmek gerekir.
    İlahi huzura ulaşma dört kapıdan geçerek olur:
    Bunlardan birincisi tevbe kapısıdır.
    Tevbe kapısının kapanması iki şekilde olur:
    İlki insanın ölümündeki tevbesizlik. Nefsin azgınlığı sebebiyle tevbe fırsatı elden kaçmıştır.
    İkincisi, kıyametin kopmasıyla kapanan büyük tevbe kapısı.

    İlahî huzura götüren ikinci yol tehzib (ayırma, ayırtedebilme) kapısıdır.
    Yani amellerin çirkinlerini ayıklayıp, hayırlı ve güzel amelleri adet haline getirmektir.

    Üçüncü kapı istikamet kapısıdır.
    Bir müminin, yapmış olduğu amellerde emir ve yasaklar çizgisinden ayrılmaması istikamettir. Yalanı, gıybeti terk etmek, namazı kazaya bırakmamak, orucu bozacak hallerden kaçınmak gibi.
    İşte bu âlî yolda insanın ulaşacağı son makam istikamet makamıdır.
    Bu makamda yalan yerine doğruluk, şehvet yerine iffet, gazab yerine şecaat, öfke yerine merhamet, menfaat temini yerine beşeriyete hizmet gelir.
    Dördüncüsü takrib (yakınlaşma) kapısıdır. Bir ana kapı olmamakla beraber, diğer üç kapıya yardım eder. Hak yolcularının sohbet için, hatme-i hacegân ve Allah'ın zikri için bir araya gelmeleri, zahirî ve batınî hallerin ilmi olarak pekiştirilmesi takrib manasındadadır ve bütün bunlar nefislerin ıslahı içindir.
    Allah hepimizi arınmış ve ilahî huzuru bulmuşlardan eylesin.


  24. 05.Ekim.2010, 14:27
    12
    Mehmet Ildırar
    1- Yaratılışta kamil ve kusursuzdurlar. Yahya A.S. gibi, hiçbir günaha meyletmemiş ve işlememiştir.
    2- Mücahede ve riyazetle huylarını değiştirip nefislerini ıslah etmişlerdir.
    Mücahede, nefsin arzularına boyun eğmemek; riyazet ise nefsin arzularına boyun eğmeyip amel-i salih yaptırmaktır. Buyuruluyor ki, bir insan, nefsinin sıfatlarını Sîret-i Nebi'deki (Hz. Peygamber'in yaşantısındaki) itidal derecesine getirdiği oranda kamil olur.
    Ahlakı güzelleştirmek için, ilk olarak öfke ve şehvet kuvvetini aklın iradesiyle ilahî emir ve yasaklara tabi hale getirmelidir. Buna ilaveten, yaptığı ibadetlerden ve iyiliklerden zevk almalıdır. Islah işinde zevk almak şarttır. İbadetlerinden zevk derecesi arttıkça, hem nefsinin dış ayıplarını hem de nefsinin içindeki gizli ayıpları ıslah eder.
    İbadetler kalbe tesir etmeli ve nefsin ıslahına vesile olmalıdır.
    Bir kimse senelerce ibadet ettiği halde kalbi düzelmiyorsa ibadetlerinden bir menfaat elde edememiş demektir. Bunun için ibadetler nefsi dünya sevgisin den kesip Allah'a döndürmelidir.
    Ebu Said Hadimî Hazretlerinin ifadesiyle nefsi ıslah etmenin en kolay yolu Allah'ın zikrine devam etmek ve haramlardan uzak durmaktır. Onun için, ders alan müride mürşidi ilaç olarak sabır ve metaneti tavsiye edeceği gibi zikir dersi de verir. Zikrin fazilet ve sevabı yanında, nefsi ıslah eden ve güzel ahlâka yönlendiren tarafı da bir gerçektir. Sohbetlere devam, hatme-i hacegân, cemaatle namazlara ve gece namazlarına verilen önem, ilmi teşvik gibi hususlar nefsi yavaş yavaş geçici dünya lezzetlerinden kestiği için ibadetlerden zevk alma tabiat haline gelir.
    Hâce Muhammed Bahauddin Hazretleri şöyle buyuruyor: "Bu yolda en mübarek amel yoldaki taşı kaldırmaktır." Yoldaki taş, Allah'ın emir ve yasaklarına bağlılığa mani olan nefistir. Bunun için de en evvel, kötü arkadaşları terk etmek gerekir.
    İlahi huzura ulaşma dört kapıdan geçerek olur:
    Bunlardan birincisi tevbe kapısıdır.
    Tevbe kapısının kapanması iki şekilde olur:
    İlki insanın ölümündeki tevbesizlik. Nefsin azgınlığı sebebiyle tevbe fırsatı elden kaçmıştır.
    İkincisi, kıyametin kopmasıyla kapanan büyük tevbe kapısı.

    İlahî huzura götüren ikinci yol tehzib (ayırma, ayırtedebilme) kapısıdır.
    Yani amellerin çirkinlerini ayıklayıp, hayırlı ve güzel amelleri adet haline getirmektir.

    Üçüncü kapı istikamet kapısıdır.
    Bir müminin, yapmış olduğu amellerde emir ve yasaklar çizgisinden ayrılmaması istikamettir. Yalanı, gıybeti terk etmek, namazı kazaya bırakmamak, orucu bozacak hallerden kaçınmak gibi.
    İşte bu âlî yolda insanın ulaşacağı son makam istikamet makamıdır.
    Bu makamda yalan yerine doğruluk, şehvet yerine iffet, gazab yerine şecaat, öfke yerine merhamet, menfaat temini yerine beşeriyete hizmet gelir.
    Dördüncüsü takrib (yakınlaşma) kapısıdır. Bir ana kapı olmamakla beraber, diğer üç kapıya yardım eder. Hak yolcularının sohbet için, hatme-i hacegân ve Allah'ın zikri için bir araya gelmeleri, zahirî ve batınî hallerin ilmi olarak pekiştirilmesi takrib manasındadadır ve bütün bunlar nefislerin ıslahı içindir.
    Allah hepimizi arınmış ve ilahî huzuru bulmuşlardan eylesin.




+ Yorum Gönder
Git 12 Son