Konusunu Oylayın.: Ezan nedir sözlük anlamı

5 üzerinden 3.67 | Toplam : 3 kişi
Ezan nedir sözlük anlamı
  1. 20.Mayıs.2013, 02:05
    1
    Misafir

    Ezan nedir sözlük anlamı






    Ezan nedir sözlük anlamı Mumsema Ezan nedir Ezan sözlük anlamı ne demektir Ezan kelimesinin manası nedir ?


  2. 20.Mayıs.2013, 02:05
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 23.Mayıs.2013, 15:32
    2
    HİZMETKAR
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 01.Mayıs.2011
    Üye No: 86992
    Mesaj Sayısı: 371
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4
    Bulunduğu yer: Dertlerin Babası

    Cevap: Ezan nedir sözlük anlamı




    Sözlükte "bildirmek, duyurmak, çağrıda bulunmak, ilan etmek" manasında bir mastar olan ezan kelimesi terim olarak farz namazların vaktinin geldiğini, nasla belirlenen sözlerle ve özel şekilde müminlere duyurmayı ifade eder. Aynı kökten gelen müezzin "ezan okuyan kimse", mi'zene de "ezan okunan yer" (minare) demektir. Ezan kelimesi Kur'ân-ı Kerim'de bir yerde "bildiri, ilam" manasında geçerken 1 terim anlamında ezana nida kökünün türevleriyle iki âyette 2 işaret edilmiştir. Ezan sözlük anlamında ve çeşitli fiil kalıplarıyla yedi âyette 3 müezzin de yine bu çerçevede "çağrıcı, tellal" manasında iki âyette4 yer almaktadır. Hadislerde ise ezan kelimesi terim anlamında hem isim olarak hem de çeşitli fiil kalıplarıyla sıkça geçmektedir

    Namaz Mekke döneminde farz kılındığı halde Hz. Peygamber'in Medine'ye gidişine kadar namaz vakitlerini bildirmek için bir yol düşünülmemişti. Medine döneminde ise Müslümanlar başlangıçta zaman zaman bir araya toplanıp namaz vakitlerini gözetirlerdi. Bir süre namaz vakitlerinde sokaklarda "es-salah es-salah" (namaza namaza) diye çağrıda bulunulduysa da bu yeterli olmuyordu. Namaz vaktinin geldiğini haber vermek üzere bir işarete ihtiyaç duyulduğu aşikardı. Bunun için nâkûs (Hıristiyanlarca şimdiki çan yerine kullanılan, üzerine bir çomakla vurularak ses çıkarılan tahta parçası) çalınması, boru öttürülmesi, ateş yakılması veya bayrak dikilmesi şeklinde çeşitli tekliflerde bulunulduysa da nâkûs Hıristiyanların, boru Yahudilerin, ateş Mecusi1erin âdeti olduğu için Rasûlullah tarafından kabul edilmedi. Ancak bu sırada ashabdan Abdullah b. Zeyd b. Sa'lebe'ye rüyada ezan öğretilmiş, Abdullah da ertesi gün Hz. Peygamber'e gelerek durumu haber vermişti. Bunun üzerine Rasûl-i Ekrem Bilal'e ezan cümlelerini ezanda ikişer, ikamette ise birer defa okumasını emretti. Bu arada Hz. Ömer Rasûlullah'a gelip aynı rüyayı kendisinin de gördüğünü, ancak Abdullah b. Zeyd'in daha erken davrandığını bildirmiştir 6

    Bilal, Neccaroğullarından bir kadına ait yüksek bir evin üstüne çıkıp ilk olarak sabah ezanını okudu.7 Böylece ezan hicri 1. (622) veya bir rivayete göre 2. (623) yılda meşru kılınmış oldu. Daha sonra Mescid-i Nebevi'nin arka tarafına ezan okumak için özel bir yer yapıldı.

    Ezan sünnet yoluyla meşru kılınmakla birlikte Kur'ân-ı Kerim'deki, "Namaza çağırdığınızda onu alay ve eğlence konusu yaparlar. Bu davranışları onların düşünemeyen bir toplum olmasından dolayıdır."8 ; "Ey inananlar! Cuma günü namaza çağrıldığınız zaman hemen Allah'ı anmaya koşun ve alışverişi bırakın"9 mealindeki âyetlerle de teyit edilmiştir.

    Ezan şu sözlerden oluşur:

    "Allahu ekber" (Allah en büyüktür [dört defa]);

    "Eşhedu en lâ ilahe illallah" (Allah'tan baksa tanrı olmadığına şehadet ederim [iki defa]); "Eşhedu enne Muhammeder Rasûlullah" (Muhammed'in Allah'ın elçisi olduğuna şehadet ederim [iki defa]);

    "Hayye ale's-salah" (haydi namaza [iki defa]):

    "Hayye ale'l-felah" (haydi kurtulusa [iki defa]);

    "Allahu ekber" (Allah en büyüktür [iki defa]):

    "Lâ ilahe illallah" (Allah'tan baksa tanrı yoktur).

    Sabah ezanında, "Hayye ale'l-felah"tan sonra iki defa, "es-Salatu hayrum mine'n nevm" (namaz uykudan hayırlıdır) sözü tekrarlanır ki buna "tesvib" denilir.

    Mana ve muhtevası bakımından ezan hem namaz hem de İslam için bir çağrıdır. Yani ezan vasıtasıyla insanlar bir taraftan namaza çağrılırken diğer taraftan İslam'ın üç temel ilkesini oluşturan Allah'ın varlığı ve birliği, Hz. Muhammed (sav)'in O'nun elçisi olduğu ve asıl kurtuluşun (felah) ahiret mutluluğunda bulunduğu gerçeği açıklanmış olur. Yer küresinin güneş karsısındaki konumu ve kendi çevresinde dönüşü ile namaz vakitlerinin oluştuğu göz önünde bulundurulduğu takdirde Müslümanlarla meskun olan her noktada günde beş defa okunan ezanın kesintisiz devam ettiği, bu ilahî mesajın günün her anında yeryüzünden yükseldiği anlaşılır. Hz. Peygamber'den nakledilen birçok hadis ezanın mana ve önemini dile getirmekte ve ezan okumanın faziletlerini belirtmektedir. 10

    Ezan farz olan namazlar için okunur. Camide okunan ezan duyuluyorsa evlerde kılınacak namaz için ayrıca ezan okunmaz. Ezanın duyulmadığı uzak bir mesafede veya yerleşim merkezleri dışında bulunanlar da ezan okurlar. Cenaze namazı ile vitir, bayram, teravih, yağmur duası namazı ve farz-ı ayın olmayan diğer namazlar için ezan okunmaz. Farz namazlar dışında güneş tutulması vb. sebeplerle cemaatle kılınan namazlar için Hz. Peygamber zamanında ezan okunmamış, Müslümanlar, "es-Salate (es-salatü) câmiaten" (cemaatle namaza geliniz) diye çağrılmışlardır.11 Yeni doğan bebeğin sağ kulağına hafif sesle ezan, sol kulağına da ikamet okumak mendubdur. 12

    Müezzinin sesinin gür ve güzel olması, ezanı ayakta ve yüksekçe bir yere çıkıp dinleyenlerin tekrarına imkan verecek şekilde yavaş okuması, sesin daha güçlü çıkmasına yardımcı olacağı için şehadet parmaklarının uçlarını kulaklarına götürmesi veya ellerini kulaklarının üzerine koyması, kıbleye yönelmesi, "Hayye ale's-salah" derken yüzünü sağa, "Hayye ale'l-felah" derken de sola çevirmesi, dini hassasiyet sahibi ve abdestli olması müstehabdır.

    Ezanı işiten bir Müslüman, müezzinin sözlerini ondan sonra tekrar eder. Ancak, "Hayye ale's-salah" ve "Hayye ale'l-felah"ta bunların yerine "La havle vela kuvvete illa billah" (bütün değişimler, bütün güç ve hareket Allah'ın iradesiyle mümkündür) cümlesini tekrar eder. Sabah ezanında ilave edilen, "es-Salatü hayrum mine'n- nevm" cümlesine de, "Sadakte ve berirte" (doğru ve haklı söyledin) diye karşılık verilir.

    Ezanın bitiminden sonra Hz. Peygamber'in öğrettiği ve şefaatine vesile olacağını haber verdiği şu dua okunur:

    "Allahümme rabbe hazihi'd-da'veti't-tamme ve's-salati'l-kaime ati Muhammeden

    el-vesilete ve'l-fazilete ve'b'ashü makamen mahmüdeni'llezi vaadteh"

    "Ey bu mükemmel davetin ve daimi çağrının (veya kılınacak namazın) rabbi olan Allahım!

    Muhammed'e sana yaklaştırıcı her türlü vesileyi ihsan et. O'nu faziletlerle donat, Onu Kur'an-ı Keriminde vaad ettiğin övgü makamına yücelt". (Buharî, "Ezan", 81)


  4. 23.Mayıs.2013, 15:32
    2
    Devamlı Üye



    Sözlükte "bildirmek, duyurmak, çağrıda bulunmak, ilan etmek" manasında bir mastar olan ezan kelimesi terim olarak farz namazların vaktinin geldiğini, nasla belirlenen sözlerle ve özel şekilde müminlere duyurmayı ifade eder. Aynı kökten gelen müezzin "ezan okuyan kimse", mi'zene de "ezan okunan yer" (minare) demektir. Ezan kelimesi Kur'ân-ı Kerim'de bir yerde "bildiri, ilam" manasında geçerken 1 terim anlamında ezana nida kökünün türevleriyle iki âyette 2 işaret edilmiştir. Ezan sözlük anlamında ve çeşitli fiil kalıplarıyla yedi âyette 3 müezzin de yine bu çerçevede "çağrıcı, tellal" manasında iki âyette4 yer almaktadır. Hadislerde ise ezan kelimesi terim anlamında hem isim olarak hem de çeşitli fiil kalıplarıyla sıkça geçmektedir

    Namaz Mekke döneminde farz kılındığı halde Hz. Peygamber'in Medine'ye gidişine kadar namaz vakitlerini bildirmek için bir yol düşünülmemişti. Medine döneminde ise Müslümanlar başlangıçta zaman zaman bir araya toplanıp namaz vakitlerini gözetirlerdi. Bir süre namaz vakitlerinde sokaklarda "es-salah es-salah" (namaza namaza) diye çağrıda bulunulduysa da bu yeterli olmuyordu. Namaz vaktinin geldiğini haber vermek üzere bir işarete ihtiyaç duyulduğu aşikardı. Bunun için nâkûs (Hıristiyanlarca şimdiki çan yerine kullanılan, üzerine bir çomakla vurularak ses çıkarılan tahta parçası) çalınması, boru öttürülmesi, ateş yakılması veya bayrak dikilmesi şeklinde çeşitli tekliflerde bulunulduysa da nâkûs Hıristiyanların, boru Yahudilerin, ateş Mecusi1erin âdeti olduğu için Rasûlullah tarafından kabul edilmedi. Ancak bu sırada ashabdan Abdullah b. Zeyd b. Sa'lebe'ye rüyada ezan öğretilmiş, Abdullah da ertesi gün Hz. Peygamber'e gelerek durumu haber vermişti. Bunun üzerine Rasûl-i Ekrem Bilal'e ezan cümlelerini ezanda ikişer, ikamette ise birer defa okumasını emretti. Bu arada Hz. Ömer Rasûlullah'a gelip aynı rüyayı kendisinin de gördüğünü, ancak Abdullah b. Zeyd'in daha erken davrandığını bildirmiştir 6

    Bilal, Neccaroğullarından bir kadına ait yüksek bir evin üstüne çıkıp ilk olarak sabah ezanını okudu.7 Böylece ezan hicri 1. (622) veya bir rivayete göre 2. (623) yılda meşru kılınmış oldu. Daha sonra Mescid-i Nebevi'nin arka tarafına ezan okumak için özel bir yer yapıldı.

    Ezan sünnet yoluyla meşru kılınmakla birlikte Kur'ân-ı Kerim'deki, "Namaza çağırdığınızda onu alay ve eğlence konusu yaparlar. Bu davranışları onların düşünemeyen bir toplum olmasından dolayıdır."8 ; "Ey inananlar! Cuma günü namaza çağrıldığınız zaman hemen Allah'ı anmaya koşun ve alışverişi bırakın"9 mealindeki âyetlerle de teyit edilmiştir.

    Ezan şu sözlerden oluşur:

    "Allahu ekber" (Allah en büyüktür [dört defa]);

    "Eşhedu en lâ ilahe illallah" (Allah'tan baksa tanrı olmadığına şehadet ederim [iki defa]); "Eşhedu enne Muhammeder Rasûlullah" (Muhammed'in Allah'ın elçisi olduğuna şehadet ederim [iki defa]);

    "Hayye ale's-salah" (haydi namaza [iki defa]):

    "Hayye ale'l-felah" (haydi kurtulusa [iki defa]);

    "Allahu ekber" (Allah en büyüktür [iki defa]):

    "Lâ ilahe illallah" (Allah'tan baksa tanrı yoktur).

    Sabah ezanında, "Hayye ale'l-felah"tan sonra iki defa, "es-Salatu hayrum mine'n nevm" (namaz uykudan hayırlıdır) sözü tekrarlanır ki buna "tesvib" denilir.

    Mana ve muhtevası bakımından ezan hem namaz hem de İslam için bir çağrıdır. Yani ezan vasıtasıyla insanlar bir taraftan namaza çağrılırken diğer taraftan İslam'ın üç temel ilkesini oluşturan Allah'ın varlığı ve birliği, Hz. Muhammed (sav)'in O'nun elçisi olduğu ve asıl kurtuluşun (felah) ahiret mutluluğunda bulunduğu gerçeği açıklanmış olur. Yer küresinin güneş karsısındaki konumu ve kendi çevresinde dönüşü ile namaz vakitlerinin oluştuğu göz önünde bulundurulduğu takdirde Müslümanlarla meskun olan her noktada günde beş defa okunan ezanın kesintisiz devam ettiği, bu ilahî mesajın günün her anında yeryüzünden yükseldiği anlaşılır. Hz. Peygamber'den nakledilen birçok hadis ezanın mana ve önemini dile getirmekte ve ezan okumanın faziletlerini belirtmektedir. 10

    Ezan farz olan namazlar için okunur. Camide okunan ezan duyuluyorsa evlerde kılınacak namaz için ayrıca ezan okunmaz. Ezanın duyulmadığı uzak bir mesafede veya yerleşim merkezleri dışında bulunanlar da ezan okurlar. Cenaze namazı ile vitir, bayram, teravih, yağmur duası namazı ve farz-ı ayın olmayan diğer namazlar için ezan okunmaz. Farz namazlar dışında güneş tutulması vb. sebeplerle cemaatle kılınan namazlar için Hz. Peygamber zamanında ezan okunmamış, Müslümanlar, "es-Salate (es-salatü) câmiaten" (cemaatle namaza geliniz) diye çağrılmışlardır.11 Yeni doğan bebeğin sağ kulağına hafif sesle ezan, sol kulağına da ikamet okumak mendubdur. 12

    Müezzinin sesinin gür ve güzel olması, ezanı ayakta ve yüksekçe bir yere çıkıp dinleyenlerin tekrarına imkan verecek şekilde yavaş okuması, sesin daha güçlü çıkmasına yardımcı olacağı için şehadet parmaklarının uçlarını kulaklarına götürmesi veya ellerini kulaklarının üzerine koyması, kıbleye yönelmesi, "Hayye ale's-salah" derken yüzünü sağa, "Hayye ale'l-felah" derken de sola çevirmesi, dini hassasiyet sahibi ve abdestli olması müstehabdır.

    Ezanı işiten bir Müslüman, müezzinin sözlerini ondan sonra tekrar eder. Ancak, "Hayye ale's-salah" ve "Hayye ale'l-felah"ta bunların yerine "La havle vela kuvvete illa billah" (bütün değişimler, bütün güç ve hareket Allah'ın iradesiyle mümkündür) cümlesini tekrar eder. Sabah ezanında ilave edilen, "es-Salatü hayrum mine'n- nevm" cümlesine de, "Sadakte ve berirte" (doğru ve haklı söyledin) diye karşılık verilir.

    Ezanın bitiminden sonra Hz. Peygamber'in öğrettiği ve şefaatine vesile olacağını haber verdiği şu dua okunur:

    "Allahümme rabbe hazihi'd-da'veti't-tamme ve's-salati'l-kaime ati Muhammeden

    el-vesilete ve'l-fazilete ve'b'ashü makamen mahmüdeni'llezi vaadteh"

    "Ey bu mükemmel davetin ve daimi çağrının (veya kılınacak namazın) rabbi olan Allahım!

    Muhammed'e sana yaklaştırıcı her türlü vesileyi ihsan et. O'nu faziletlerle donat, Onu Kur'an-ı Keriminde vaad ettiğin övgü makamına yücelt". (Buharî, "Ezan", 81)





+ Yorum Gönder