Konusunu Oylayın.: Salavat sözlük anlamı

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Salavat sözlük anlamı
  1. 04.Şubat.2013, 20:50
    1
    Misafir

    Salavat sözlük anlamı






    Salavat sözlük anlamı Mumsema Salavat sözlük anlamı nedir Salavat sözlük anlamı hakkında bilgiler verir misiniz ?


  2. 04.Şubat.2013, 20:50
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Salavat sözlük anlamı nedir Salavat sözlük anlamı hakkında bilgiler verir misiniz ?


    Benzer Konular

    - Salavat kavramının sözlük anlamı nedir kısaca

    - Salavat nedir sözlük anlamı

    - Salavat anlamı nedir?

    - Salavat duası ve anlamı

    - Salavat kelimesinin anlamı

  3. 07.Şubat.2013, 16:33
    2
    rana
    Aciz Kul

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Temmuz.2007
    Üye No: 5879
    Mesaj Sayısı: 5,602
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 70
    Bulunduğu yer: Stuttgart/Istanbul/Ankara

    Cevap: salavat sözlük anlamı




    Salavatın Anlamı

    Salavat ta’zim ifade eder, demişler. Onun şanını yüceltme manasına gelir. ‘Allahım! Efendimiz’in dünyada namını yüceltip dinini hakim ve şeriatını daim kıl. Ahirette de ümmetine şefaatçi yapıp, ecir ve sevabını kat kat ver. Onun faziletini artırıp Makamı Mahmud’a erdir, şanını yücelt’ anlamına gelmektedir.
    Şu halde bizim salavat getirmemiz, Efendimizin Allah katındaki değerinin artması için bir dua niteliği taşımaktadır. Bununla biz de Allah’a yakın olmaya çalışırız. Fakat hangi şeyin onun makamını yücelteceğini de bilemeyiz. Bunu Rabbimiz bilir. İşte bu acziyetimiz nedeniyledir ki, biz yüce Rabbimizden Efendimize salat etmesini ve indinde onun değer ve faziletini ve kurbetini artırımasını dualarımızla taleb ediyoruz.
    El-Hamîmî gibi bazı ilim adamları, Allah Resûlüne salavat getirmenin ‘imanın şubelerinden biri’ olduğunu belirtmişlerdir. El-Hamîmî devamla şunları söylemiştir: ‘Allah Resûlünü sevmek ve ona bir kölenin efendisine, bir çocuğun babasına gösterdiği saygı ve hürmetin kat kat üstünde saygı ve hürmet göstermek boynumuzun borcudur.’ Sahabenin ona olan saygı ve hürmetine bakınca insan, bizim daha fazla ta’zim ve saygıda bulunmamız gerektiğini anlar.
    Melekler bizim gibi kullukla, tevhidle ve bizim şeriatımızla mükellef olmamalarına rağmen, efendimize sas salatı selam getirerek Allah’a yakınlaşmaya çalışmaları, bu konuda sorumlu olan bizleri, daha fazla gayrete teşvik etmeli.


    diyanet


    ********

    Tebrik, tezkiye, duâ, Peygamberimiz (s.a.s)'e yapılan duâ, istiğfar, rahmet gibi anlamlara gelen bir terim, salavât. "Belirli vakitlerde, Kur'an'da emredildiği tarzda ve Hz. Peygamberin tarif ettiği şekilde yapılan ibadettir. Salât'ın çoğulu salavât gelir. Türkçede daha çok Hz. Peygamber'e yapılan duâ mânâsında kullanılır.

    Kur'ân-ı Kerim'de bu anlamda şöyle buyurulur: Âllâh ve O'nun melekleri Peygamber'e hep salât ederler. Ey mü'minler, siz de Ona salât (ve dua) ediniz ve samimiyetle selam veriniz" (el-Ahzab, 33/56).

    Bu âyeti kerimeyle, Peygamberimize salât ve selamlarımızla hürmetlerimizi sunmak farzdır; her müslüman için yerine getirilmesi gerekli bir görevdir. Her müslüman en kısa şekilde: Âllâhümme salli alâ Muhammed Allâhım Muhammedi rahmetinle tebrik et ve esen kıl" diye salât getirir.

    Rasûlü Ekrem Efendimiz de, "Yanında benim adım anılıp da bana salât getirmeyen kişinin burnu sürtünsün, hakarete uğrasın " buyurmuştur (et-Tâc, V, 145).

    Namazlarda oturduğumuz zaman tahiyyât * tan sonra okuduğumuz "Allahumma Salli, Bârik..." duâları da, Hz. Peygambere salât getirmeyi ifâde eder. Hz. Peygambere salât getirmenin fazileti hakkında Rasûlüllah şöyle buyurmuştur: Kim bana bir salât getirirse, Allah ona on salât (mağfiret) eder" (et-Tâc, Vı 145).

    Hz. Peygamber'in ismi her işitildiğinde veya anıldığında salat getirilip getirilemeyeceği hususunda bazı alimler; bir yerde, Hz. Peygamber'in adı ne kadar anılırsa anılsın bir defa salât edilmesi yeterlidir derken, bilginlerin çoğunluğu ise, Hz. Peygamber'in adı her anıldığında salât getirilmesi gereklidir demiştir. Nitekim hadis ilmiyle uğraşanlar, Hz. Peygamberin hadislerini rivayet ederken, sözleriyle, halleriyle en büyük saygıyı göstermişler; öğretimi sırasında da Hz. Peygamber'in adı ne kadar çok anılırsa anılsın, her anıldıkça, "Sallallahü aleyhi ve sellem" diyerek saygılarını göstermişlerdir (Tecrid-i Sarih Tercümesi, XI,164; Geniş bilgi için bk. Salvale).

    İA.



  4. 07.Şubat.2013, 16:33
    2
    Aciz Kul



    Salavatın Anlamı

    Salavat ta’zim ifade eder, demişler. Onun şanını yüceltme manasına gelir. ‘Allahım! Efendimiz’in dünyada namını yüceltip dinini hakim ve şeriatını daim kıl. Ahirette de ümmetine şefaatçi yapıp, ecir ve sevabını kat kat ver. Onun faziletini artırıp Makamı Mahmud’a erdir, şanını yücelt’ anlamına gelmektedir.
    Şu halde bizim salavat getirmemiz, Efendimizin Allah katındaki değerinin artması için bir dua niteliği taşımaktadır. Bununla biz de Allah’a yakın olmaya çalışırız. Fakat hangi şeyin onun makamını yücelteceğini de bilemeyiz. Bunu Rabbimiz bilir. İşte bu acziyetimiz nedeniyledir ki, biz yüce Rabbimizden Efendimize salat etmesini ve indinde onun değer ve faziletini ve kurbetini artırımasını dualarımızla taleb ediyoruz.
    El-Hamîmî gibi bazı ilim adamları, Allah Resûlüne salavat getirmenin ‘imanın şubelerinden biri’ olduğunu belirtmişlerdir. El-Hamîmî devamla şunları söylemiştir: ‘Allah Resûlünü sevmek ve ona bir kölenin efendisine, bir çocuğun babasına gösterdiği saygı ve hürmetin kat kat üstünde saygı ve hürmet göstermek boynumuzun borcudur.’ Sahabenin ona olan saygı ve hürmetine bakınca insan, bizim daha fazla ta’zim ve saygıda bulunmamız gerektiğini anlar.
    Melekler bizim gibi kullukla, tevhidle ve bizim şeriatımızla mükellef olmamalarına rağmen, efendimize sas salatı selam getirerek Allah’a yakınlaşmaya çalışmaları, bu konuda sorumlu olan bizleri, daha fazla gayrete teşvik etmeli.


    diyanet


    ********

    Tebrik, tezkiye, duâ, Peygamberimiz (s.a.s)'e yapılan duâ, istiğfar, rahmet gibi anlamlara gelen bir terim, salavât. "Belirli vakitlerde, Kur'an'da emredildiği tarzda ve Hz. Peygamberin tarif ettiği şekilde yapılan ibadettir. Salât'ın çoğulu salavât gelir. Türkçede daha çok Hz. Peygamber'e yapılan duâ mânâsında kullanılır.

    Kur'ân-ı Kerim'de bu anlamda şöyle buyurulur: Âllâh ve O'nun melekleri Peygamber'e hep salât ederler. Ey mü'minler, siz de Ona salât (ve dua) ediniz ve samimiyetle selam veriniz" (el-Ahzab, 33/56).

    Bu âyeti kerimeyle, Peygamberimize salât ve selamlarımızla hürmetlerimizi sunmak farzdır; her müslüman için yerine getirilmesi gerekli bir görevdir. Her müslüman en kısa şekilde: Âllâhümme salli alâ Muhammed Allâhım Muhammedi rahmetinle tebrik et ve esen kıl" diye salât getirir.

    Rasûlü Ekrem Efendimiz de, "Yanında benim adım anılıp da bana salât getirmeyen kişinin burnu sürtünsün, hakarete uğrasın " buyurmuştur (et-Tâc, V, 145).

    Namazlarda oturduğumuz zaman tahiyyât * tan sonra okuduğumuz "Allahumma Salli, Bârik..." duâları da, Hz. Peygambere salât getirmeyi ifâde eder. Hz. Peygambere salât getirmenin fazileti hakkında Rasûlüllah şöyle buyurmuştur: Kim bana bir salât getirirse, Allah ona on salât (mağfiret) eder" (et-Tâc, Vı 145).

    Hz. Peygamber'in ismi her işitildiğinde veya anıldığında salat getirilip getirilemeyeceği hususunda bazı alimler; bir yerde, Hz. Peygamber'in adı ne kadar anılırsa anılsın bir defa salât edilmesi yeterlidir derken, bilginlerin çoğunluğu ise, Hz. Peygamber'in adı her anıldığında salât getirilmesi gereklidir demiştir. Nitekim hadis ilmiyle uğraşanlar, Hz. Peygamberin hadislerini rivayet ederken, sözleriyle, halleriyle en büyük saygıyı göstermişler; öğretimi sırasında da Hz. Peygamber'in adı ne kadar çok anılırsa anılsın, her anıldıkça, "Sallallahü aleyhi ve sellem" diyerek saygılarını göstermişlerdir (Tecrid-i Sarih Tercümesi, XI,164; Geniş bilgi için bk. Salvale).

    İA.






+ Yorum Gönder