Konusunu Oylayın.: Mutezile Kelimesinin Tahlili

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Mutezile Kelimesinin Tahlili
  1. 08.Ocak.2013, 20:34
    1
    Misafir

    Mutezile Kelimesinin Tahlili






    Mutezile Kelimesinin Tahlili Mumsema Mutezile Kelimesinin Tahlili hakkında kısaca bilgiler paylaşabilir misiniz ?


  2. 08.Ocak.2013, 20:34
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Mutezile Kelimesinin Tahlili hakkında kısaca bilgiler paylaşabilir misiniz ?


    Benzer Konular

    - Cümle tahlili nasıl yapılır

    - Mutezile mezhebi nedir ? Mutezile mezhebi hakkında bilgi

    - Karakter tahlili

    - Kan tahlili nasıl yorumlanır?

    - Simaya Göre Karakter Tahlili

  3. 09.Ocak.2013, 01:11
    2
    Yetim
    Hadimul Müslimin

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Ocak.2007
    Üye No: 9
    Mesaj Sayısı: 1,994
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 22
    Bulunduğu yer: Hadimul Müslimin

    Cevap: Mutezile Kelimesinin Tahlili




    Lügatte ; i’tizal eden , cemaatten ayrılıp bir tarafa çekilen ayrılan manalarına gelen Mutezile kelimesi ıstılahta aşağıda inceleyeceğimiz gibi , Vasıl b. Ata tarafından 8. yüzyılda kurulan ve ilk kelam okulu , ilk akılcı akım gibi isimler alan fırkaya verilen isim. [1]

    Mutezile ifadesi hakkında çeşitli görüşler vardır.Dini anlamda Mutezile ifadesinin ortaya çıkışını tarihçiler genellikle , dört sebebe dayandırmaktadırlar:

    1-Fırkanın kurucusu Vasıl b. Ata’nın Hasan el – Basri’ nin meclisinden ayrılarak Amr b. Ubeyd ile büyük günah (kebire) işleyen kimsenin küfür ile iman arasında orta bir yerde (el-menziletü beyne’l-menzileteyn ) olup ne mü’min ve de kafir olmadıklarını ifade etmeleri üzerine , Hasan el Basri’nin bunlar hakkında “Kad i’tezela kavle’l ümme” yani ümmetin görüşünden ayrıldılar veya Vasıl için “kad i’tezela anna’l Vasıl” yani Vasıl bizden ayrıldı demesi üzerine , Vasıl ve onun gibi düşünelere “i’tizal edenler “ anlamında “Mutezile” denildi.[2]

    2-Vasıl ve arkadaşlarına Mutezile denilmesinin gerçek sebebi olarak , bunların önce büyük günah işleyenler hakkında ileri sürülen yanlış veya bid’atlikle vasıflanabilecek birtakım düşüncelerden ayrılmış olmaları olarak ta gösterilmektedir.[3] “Mürcie” büyük günah işleyen kimsenin mümin olduğunu söylemekle beraber , bu hususta ki kesin hükmü ahrete ertelerken , Haricilerin bir kolu olan Ezarika onun kafir olduğunu söylüyordu. Hasan el- Basri ise büyük günah işleyenin münafık olduğunu söylüyordu. Vasıl ‘ın , bütün bu görüşlerini reddedip , “Büyük günah işleyen ne mümindir , ne kafirdir , ancak o fasıktır” iddiasıyla ortaya atılışı , kendisinin ve onun gibi düşünenlerin “Mutezile” adıyla anılmasına neden oldu.

    3. Bir başka görüş ; “Büyük günah işleyenin müminlerinden ve kafirlerinden ayrılmış “ olduğunu söylemelerindendir ki bu isimle anılmış olmalarını sağlamıştır.[4]

    4-Bazı müsteşriklere göre , itizalcilerin dünya nimetlerinden uzaklaşarak , zahidane bir hayatı tercih etmeleri bu ismi almalarına sebep olmuştur.[5]

    Değişik kaynaklara geçen şekliyle “Mutezile” isminin menşei bu şekildedir.Ahmet Emin’in iddia ettiği bu ismin Yahudi kaynaklarından gelebileceği fikri daha sonradan kendisinin vazgeçmesi ile[6] geçersiz olmuştur.

    Her fırsatta isimlerini “Ehl el Adl ve’t-Tevhid” olarak ifade eden Mutezileler “Mutezile” isminin kullanılmasını istememişlerdir.Çünkü muhalifleri , kendilerine hücum etmek için bu ismi bir koz ve dayana noktası olarak kullanmışlardır.Bağdadinin onlar hakkında “icma-i Ümmetten ayrıldıkları için kendilerine Mutezile dendi” [7] demesi bile bu ismi reddetmeleri için kafi bir sebepti.

    İtirazlarına rağmen bu ifadenin kendilerine has bir isim olarak tüm toplum tarafından kullanıldığını gören Mutezile mensupları , hiç olmazsa bu ismin müdafaasını yapmaya , bunun fazilet ve üstünlüklerinden bahsetmeye başladılar.Mesela : “ Sizi Allah’tan başka taptıklarınızla bırakıp sizden ayrılırım…” [8] “Putperestlerin söylediklerine sabret , yanlarından güzellikle ayrıl”[9] gibi ayetleri , “Senden uzaklaşan hayra düşer “ ve Süfyan es-Sevri’den rivayet edilen “Benim ümmetim yetmiş küsur fırkaya ayrılacak ; bunların içinde en doğru olanı Mutezile fırkasıdır “[10] gibi hadisleri kullanmışlardır.

    Bütün bunlardan başka “Mutezile” sözü tarafsız kalan topluluğu ifade etmek için İslam tarihinde kullanıldı. Hz. Osman’ın katlinden sonra meydana gelen Cemel ve Sıffin savaşlarına iştirak etmeyen , iki tarafa da katılmayan tarafsız kimselere Mutezile deniyordu. Yine Hz. Hasan ile Hz. Muaviye arasındaki mücadelede tarafsız kalanlara Mutezile denildi.[11]

    [1] İbn Manzur , Lisan’ul- Arap , “ e-t-z” maddesi , Mısır , 1301/1883
    [2] Bağdadi , el-fark, beyne’l fırak , s.71 ; Şehristani , el milel , c.1 , s. 48 ; Ahmet Emin , Fecrü’l İslam , s.288
    [3] İbn-i el –Murtaza , Ahmet b. Yahya i Tabakat el Mutezile , s.5 ; Susana Divald Wilzer Neşri , Beyrut 1380/1961
    [4] Ebu’l Hasan Ali el- Mesudi , Mürucu’z-Zeheb ve Maadin el Cevher , c.3 , s.235 , Kahire
    [5] Muhammed Ebu Zehra , a.g.e. , c.1 , s.148 ; Şenel Lütfi , a.g.e. , s.126
    [6] Ahmet Emin , Fecru’l –İslam ,s.289
    [7] Bağdadi , a.g.e. ,s.71 ; Işık Kemal , a.g.e. , s.54
    [8] Meryem , 19/48
    [9] Müzzemmil ,73/10
    [10] Işık Kemal , a.g.e. , s.55
    [11] Ahmet Emin , Fecru’l – İslam , s.290



  4. 09.Ocak.2013, 01:11
    2
    Hadimul Müslimin



    Lügatte ; i’tizal eden , cemaatten ayrılıp bir tarafa çekilen ayrılan manalarına gelen Mutezile kelimesi ıstılahta aşağıda inceleyeceğimiz gibi , Vasıl b. Ata tarafından 8. yüzyılda kurulan ve ilk kelam okulu , ilk akılcı akım gibi isimler alan fırkaya verilen isim. [1]

    Mutezile ifadesi hakkında çeşitli görüşler vardır.Dini anlamda Mutezile ifadesinin ortaya çıkışını tarihçiler genellikle , dört sebebe dayandırmaktadırlar:

    1-Fırkanın kurucusu Vasıl b. Ata’nın Hasan el – Basri’ nin meclisinden ayrılarak Amr b. Ubeyd ile büyük günah (kebire) işleyen kimsenin küfür ile iman arasında orta bir yerde (el-menziletü beyne’l-menzileteyn ) olup ne mü’min ve de kafir olmadıklarını ifade etmeleri üzerine , Hasan el Basri’nin bunlar hakkında “Kad i’tezela kavle’l ümme” yani ümmetin görüşünden ayrıldılar veya Vasıl için “kad i’tezela anna’l Vasıl” yani Vasıl bizden ayrıldı demesi üzerine , Vasıl ve onun gibi düşünelere “i’tizal edenler “ anlamında “Mutezile” denildi.[2]

    2-Vasıl ve arkadaşlarına Mutezile denilmesinin gerçek sebebi olarak , bunların önce büyük günah işleyenler hakkında ileri sürülen yanlış veya bid’atlikle vasıflanabilecek birtakım düşüncelerden ayrılmış olmaları olarak ta gösterilmektedir.[3] “Mürcie” büyük günah işleyen kimsenin mümin olduğunu söylemekle beraber , bu hususta ki kesin hükmü ahrete ertelerken , Haricilerin bir kolu olan Ezarika onun kafir olduğunu söylüyordu. Hasan el- Basri ise büyük günah işleyenin münafık olduğunu söylüyordu. Vasıl ‘ın , bütün bu görüşlerini reddedip , “Büyük günah işleyen ne mümindir , ne kafirdir , ancak o fasıktır” iddiasıyla ortaya atılışı , kendisinin ve onun gibi düşünenlerin “Mutezile” adıyla anılmasına neden oldu.

    3. Bir başka görüş ; “Büyük günah işleyenin müminlerinden ve kafirlerinden ayrılmış “ olduğunu söylemelerindendir ki bu isimle anılmış olmalarını sağlamıştır.[4]

    4-Bazı müsteşriklere göre , itizalcilerin dünya nimetlerinden uzaklaşarak , zahidane bir hayatı tercih etmeleri bu ismi almalarına sebep olmuştur.[5]

    Değişik kaynaklara geçen şekliyle “Mutezile” isminin menşei bu şekildedir.Ahmet Emin’in iddia ettiği bu ismin Yahudi kaynaklarından gelebileceği fikri daha sonradan kendisinin vazgeçmesi ile[6] geçersiz olmuştur.

    Her fırsatta isimlerini “Ehl el Adl ve’t-Tevhid” olarak ifade eden Mutezileler “Mutezile” isminin kullanılmasını istememişlerdir.Çünkü muhalifleri , kendilerine hücum etmek için bu ismi bir koz ve dayana noktası olarak kullanmışlardır.Bağdadinin onlar hakkında “icma-i Ümmetten ayrıldıkları için kendilerine Mutezile dendi” [7] demesi bile bu ismi reddetmeleri için kafi bir sebepti.

    İtirazlarına rağmen bu ifadenin kendilerine has bir isim olarak tüm toplum tarafından kullanıldığını gören Mutezile mensupları , hiç olmazsa bu ismin müdafaasını yapmaya , bunun fazilet ve üstünlüklerinden bahsetmeye başladılar.Mesela : “ Sizi Allah’tan başka taptıklarınızla bırakıp sizden ayrılırım…” [8] “Putperestlerin söylediklerine sabret , yanlarından güzellikle ayrıl”[9] gibi ayetleri , “Senden uzaklaşan hayra düşer “ ve Süfyan es-Sevri’den rivayet edilen “Benim ümmetim yetmiş küsur fırkaya ayrılacak ; bunların içinde en doğru olanı Mutezile fırkasıdır “[10] gibi hadisleri kullanmışlardır.

    Bütün bunlardan başka “Mutezile” sözü tarafsız kalan topluluğu ifade etmek için İslam tarihinde kullanıldı. Hz. Osman’ın katlinden sonra meydana gelen Cemel ve Sıffin savaşlarına iştirak etmeyen , iki tarafa da katılmayan tarafsız kimselere Mutezile deniyordu. Yine Hz. Hasan ile Hz. Muaviye arasındaki mücadelede tarafsız kalanlara Mutezile denildi.[11]

    [1] İbn Manzur , Lisan’ul- Arap , “ e-t-z” maddesi , Mısır , 1301/1883
    [2] Bağdadi , el-fark, beyne’l fırak , s.71 ; Şehristani , el milel , c.1 , s. 48 ; Ahmet Emin , Fecrü’l İslam , s.288
    [3] İbn-i el –Murtaza , Ahmet b. Yahya i Tabakat el Mutezile , s.5 ; Susana Divald Wilzer Neşri , Beyrut 1380/1961
    [4] Ebu’l Hasan Ali el- Mesudi , Mürucu’z-Zeheb ve Maadin el Cevher , c.3 , s.235 , Kahire
    [5] Muhammed Ebu Zehra , a.g.e. , c.1 , s.148 ; Şenel Lütfi , a.g.e. , s.126
    [6] Ahmet Emin , Fecru’l –İslam ,s.289
    [7] Bağdadi , a.g.e. ,s.71 ; Işık Kemal , a.g.e. , s.54
    [8] Meryem , 19/48
    [9] Müzzemmil ,73/10
    [10] Işık Kemal , a.g.e. , s.55
    [11] Ahmet Emin , Fecru’l – İslam , s.290






+ Yorum Gönder