Konusunu Oylayın.: Sevap kavramının anlamı ve önemi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Sevap kavramının anlamı ve önemi
  1. 25.Eylül.2012, 03:45
    1
    Misafir

    Sevap kavramının anlamı ve önemi






    Sevap kavramının anlamı ve önemi Mumsema Sevap kavramının anlamı ve önemi hakkında bir yazı yazar mısınız ?


  2. 25.Eylül.2012, 03:45
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 03.Kasım.2012, 04:12
    2
    -yolcu-
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Kasım.2012
    Üye No: 98377
    Mesaj Sayısı: 17
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: sevap kavramının anlamı ve önemi




    Sevap kavramı ve Sevabın Önemi
    Sevap: Yapılan iyi bir iş karşısında Allah tarafından verileceğine inanılan ödüle denir. Dinimize göre yaptığımız her güzel davranışın bir karşılığı vardır. Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak için yapılan her güzel iş sevaptır. Allah’a ibadet etmek, ders çalışmak, arkadaşlarımızla iyi geçinmek, insanlara yararlı işler yapmak, anne, baba ve öğretmenlerimizi saygı duymak sevaptır.

    İslâm terminolojisinde, kulların farz olan ibadetleri yerine getirdikleri takdirde sevap kazanacakları açıklanmakla beraber; bu terim daha çok, dinî görev olmayan ve kulların kendiliklerinden yaptıkları iyiliklerin Allah tarafından verilecek mükâfatlarını ifade etmektedir. Kur'an-ı Kerim azap ve sevabın sonsuz olduğunu, "Her kim kötülük eder de onun kötülüğü kendisini çepeçevre kuşatırsa işte o kimseler cehennemliktir. Onlar orada devamlı kalırlar"; "İman edip yararlı iş yapanlara gelince, onlar da cennetliktirler. Onlar orada devamlı kalacaklar" (el-Bakara, 2/81-82) âyetleriyle açıklamıştır.

    Kur'an-ı Kerim, dünyada işlenen iyi-kötü, az-çok bütün amellerin karşılığının âhirette mutlak surette görüleceğini, bu dünyaya imtihan için geldiğimizi bir çok âyetinde vurgulamıştır (el-Bakara, 2/155). İslâm'a göre insanın âhiretteki durumu sevap ve azabının çokluğuna göre değerlendirilecektir. Sevabı çok olanlar Cennet'e, az olanlar da belirli bir süre Cehennem'e gideceklerdir. Kur'an açısından sevap olarak tanımlanan ameller, "amel-i salih" diye nitelendirilmiştir. Kur'an birçok âyetiyle insanları iman etmeğe ve günahlardan sakınarak sevap kazanmağa çağırmıştır (el-Bakara, 2/103). Bir başka Kur'an âyetiyle, dileyene dünya menfaati, dileyene de âhiret sevabının verileceği müjdelenmiştir (Alû İmran, 3/145). Kur'an'da sevap karşılığında mükâfat terimi de geçmektedir. Nitekim, Kim dünya mükâfatını isterse bilsin ki dünyanın da âhiretin de mükafatı Allah'ın nezdindedir. Allah hakkıyla işitici, kemaliyle görücüdür" (en-Nisa, 4/134). âyetinde sevap bu manada kullanılmıştır. el-Mâide, 5/85 âyeti de aynı espri içinde değerlendirilmelidir. Bir başka âyette el-Kehf, 18/46 mal ve oğulların bu dünya hayatı için bir zinet olduğu, baki kalacak güzel amellerin ise Allah katında sevapça daha hayırlı olduğu açıklanmış, aynı mana Meryem, 19/76 âyetiyle de vurgulanmıştır. Güzel ameller işleyen kişi razı olacağı bir hayat, hoşnut bir geçim ve yaşayış içinde bulunacaktır.


  4. 03.Kasım.2012, 04:12
    2
    -yolcu- - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye



    Sevap kavramı ve Sevabın Önemi
    Sevap: Yapılan iyi bir iş karşısında Allah tarafından verileceğine inanılan ödüle denir. Dinimize göre yaptığımız her güzel davranışın bir karşılığı vardır. Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak için yapılan her güzel iş sevaptır. Allah’a ibadet etmek, ders çalışmak, arkadaşlarımızla iyi geçinmek, insanlara yararlı işler yapmak, anne, baba ve öğretmenlerimizi saygı duymak sevaptır.

    İslâm terminolojisinde, kulların farz olan ibadetleri yerine getirdikleri takdirde sevap kazanacakları açıklanmakla beraber; bu terim daha çok, dinî görev olmayan ve kulların kendiliklerinden yaptıkları iyiliklerin Allah tarafından verilecek mükâfatlarını ifade etmektedir. Kur'an-ı Kerim azap ve sevabın sonsuz olduğunu, "Her kim kötülük eder de onun kötülüğü kendisini çepeçevre kuşatırsa işte o kimseler cehennemliktir. Onlar orada devamlı kalırlar"; "İman edip yararlı iş yapanlara gelince, onlar da cennetliktirler. Onlar orada devamlı kalacaklar" (el-Bakara, 2/81-82) âyetleriyle açıklamıştır.

    Kur'an-ı Kerim, dünyada işlenen iyi-kötü, az-çok bütün amellerin karşılığının âhirette mutlak surette görüleceğini, bu dünyaya imtihan için geldiğimizi bir çok âyetinde vurgulamıştır (el-Bakara, 2/155). İslâm'a göre insanın âhiretteki durumu sevap ve azabının çokluğuna göre değerlendirilecektir. Sevabı çok olanlar Cennet'e, az olanlar da belirli bir süre Cehennem'e gideceklerdir. Kur'an açısından sevap olarak tanımlanan ameller, "amel-i salih" diye nitelendirilmiştir. Kur'an birçok âyetiyle insanları iman etmeğe ve günahlardan sakınarak sevap kazanmağa çağırmıştır (el-Bakara, 2/103). Bir başka Kur'an âyetiyle, dileyene dünya menfaati, dileyene de âhiret sevabının verileceği müjdelenmiştir (Alû İmran, 3/145). Kur'an'da sevap karşılığında mükâfat terimi de geçmektedir. Nitekim, Kim dünya mükâfatını isterse bilsin ki dünyanın da âhiretin de mükafatı Allah'ın nezdindedir. Allah hakkıyla işitici, kemaliyle görücüdür" (en-Nisa, 4/134). âyetinde sevap bu manada kullanılmıştır. el-Mâide, 5/85 âyeti de aynı espri içinde değerlendirilmelidir. Bir başka âyette el-Kehf, 18/46 mal ve oğulların bu dünya hayatı için bir zinet olduğu, baki kalacak güzel amellerin ise Allah katında sevapça daha hayırlı olduğu açıklanmış, aynı mana Meryem, 19/76 âyetiyle de vurgulanmıştır. Güzel ameller işleyen kişi razı olacağı bir hayat, hoşnut bir geçim ve yaşayış içinde bulunacaktır.





+ Yorum Gönder