Konusunu Oylayın.: Mebni nedir mebni kelimesinin aslı

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Mebni nedir mebni kelimesinin aslı
  1. 11.Temmuz.2012, 16:40
    1
    Misafir

    Mebni nedir mebni kelimesinin aslı






    Mebni nedir mebni kelimesinin aslı Mumsema mebni kelimesinin aslı nedir Mebni nedir mebni kelimesinin aslı hakkında bilgiler verir misiniz ?


  2. 11.Temmuz.2012, 16:40
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 12.Temmuz.2012, 15:09
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Mebni nedir mebni kelimesinin aslı




    Buna dayanan, ...den dolayı, ...den ötürü; bu sebeple, bu yüzden Gr: Son harfi harekesi değişmeyen kelime.
    Tasrife tâbi olmayan (fiil çekimine uğramıyan) kelime den dolayı... e binâen Yapılmış.
    Kurulmuş Bir şeye dayanan. Nazar ve itibâr ve isnad olunarak Yapılmış, kurulmuş, bina olunmuş



    Mebni ve Mu'rab المَبْنِيُّ وَ لمُعْرَبُ

    Mebni ve Mu'rab المَبْنِيُّ وَ لمُعْرَبُ

    Arapçada, kelimeler cümle içinde bulundukları, yani yalın halden çıkıp cümle içinde bir görev aldıkları zaman, bazı kelimelerin sonlarında, o kelimelerin cümle içindeki durumlarına göre, değişiklik olur, bazılarınınkinde değişme olmaz.

    Örnekler:
    Öğrenci öğretmenleri dinledi. اِسْتَمَعَ التِّلمِيذُ إِِلَى المُعَلِّمِ
    Öğretmen öğrenciyi imtihan etti. اِمْتَحَنَ المُعَلِّمُ التِّلْمِيذَ

    اِسْتَمَعَ التِّلمِيذُ إِِلَى المُعَلِّمِ cümlesinde التِّلْمِيذَ kelimesi, cümlede fail-özne olduğundan, ötre ( ُ ) ile, harekelidir.
    اِمْتَحَنَ المُعَلِّمُ التِّلْمِيذَ cümlesinde التِّلْمِيذَ nesne-mef'ulun bih المَفْعُولُ بِهِ olduğundan fetha ( َ ) ile harekelidir.

    اِسْتَمَعَ التِّلمِيذُ إِِلَى المُعَلِّمِ cümlesinde المُعَلِّمِ kelimesi, cer harfi olan إِلَى 'dan sonra geldiğinden, kesre-esre ( ِ ) ile harekelidir.
    اِمْتَحَنَ المُعَلِّمُ التِّلْمِيذَ cümlesinde المُعَلِّمُ kelimesi, fail-özne olduğu için, ötre ( ُ ) ile harekelidir.


    Böyle, cümle içindeki durumuna göre sonunun harekesi değişen kelimeye mu'rab المُعْرَبُ denir.

    Bazı kelimeler ise, cümle içinde hangi görevde ve durumda bulunursa bulunsun, kelimenin sounda hiçbir değişiklik olmaz.

    Örnekler:
    Olduğun yerde dur. قِفْ حَيْثُ أَنْتَ
    İstediğimiz yere gideriz. نَذْهَبُ إِلَي حَيْثُ نَشَاءُ
    O adama baktınız. نَظَرْتُمْ إِلَي ذَلِكَ الرَّجُلِ

    Böyle, cümle içindeki durumu ne olursa olsun, son harfinin harekesi asla değişmeyen, hep aynı olan kelimelere mebni المَبْنِيُّ denir.
    Arapça kelimede esas olan, kelimenin mu'rab oluşudur. Mebni kelimeler azdır. Hangi cins kelimelerin mebni المَبْنِيُّ, hangilerinin mu'rab المُعْرَبُ olduklarını şu şekilde anlayabiliriz:
    1) Mebni Kelimeler الكَلِمَاتُ المَبْنِيَّةُ
    Mebni (sonu değişmez) kelimelerin başlıcaları şunlardır:
    a- İsim cinsinden: İşaret isimleri, zamirler, el ismul mevsuller, şart isimleri, soru isimleri, bazı zarflar, bası sayı isimleri (11-19 arası).
    b- Fiil cinsinden: Mazi fiil, emr, sonunda te'kid nunu olan muzari fiil.
    c- Harf cinsinden: Bütün harfler.

    Mebni Kelimeleri maddeler halinde şu şekil inceleyebiliriz:
    İşaret İsimleri أَسْمَاءُ الإِشَارَةِ
    Örnekler:
    O adam geldi. جَاءَ ذَلِكَ الرَّجُلُ
    O adama bir dinar verdik. أَعْطَيْنَا ذَلِكَ الرَّجُلَ دِينَارًا
    O adama uğradınız. مَرَرْتُمْ بِذَلِكَ الرَّجُلِ
    Cümlede görüldüğü gibi, bir işaret ismi olan ذَلِكَ kelimesi, cümle içinde ne durumda olursa olsun, ne görevde bulunursa bulunsun, son harfinin harekesi olan fetha-üstün ( َ ) asla değişmiyor. Böyle, son harfi daima ( َ ) olan kelimeye, مَبْنِيٌّ عَلَي الفَتْحِ denir.

    Bu okul yeniden yapıldı. بُنِيَتْ هَذِهِ المَدْرَسَةُ مِنْ جَدِيدٍ
    Vatandaşlar bu okulu yaptı. بَنَى المُوَاطِنُونَ هَذِهِ المَدْرَسَةَ
    Öğrenciler bu okula gider. يَذْهَبُ التَّلاَمِيذُ إِلَى هَذِهِ المَدْرَسَةِ
    cümlelerde görüldüğü üzere, sonu daima kesre-esre ( ِ ) ile harekeli olan ve asla değişmeyen kelimeye, مَبْنِيَّ عَلَى الكَسْرِ denir.

    Uyarı: İşaret isimlerinden, iki varlığı göstermek için kullanılan mebni değil, mu'rabdır.
    Örnekler:
    Bu iki adam bir dükkan satın aldı. اِشْتَرَى هَذَانِ الرَّجُلاَنِ دُكَّانًا
    Polis bu iki adamı tuttu. أَلْقَى الشُّرْطَةُ القَبْضَ عَلَى هَذَيْنِ الرَّجُلَيْنِ

    Zamirler الضَّمَائِرُ
    1) Ayrı zamirlerden:
    a- Merfu ayrı zamirler الضَّمَائِرُ المَرْفُوعَةُ المُنْفَصِلَةُ
    Örnekler:
    O, yaradandır. هُوَ الخَالِقُ
    Biz ibadet edicileriz. نَحْنُ عَابِدُونَ

    b- Mansub ayrı zamirler الضَّمَائِرُ المَنْصُوبَةُ المُنْفَصِلَةُ
    Örnekler:
    Halit'i ve seni gördüm. رَأَيْتُ خَالِدًا وَ إِيَّاكَ
    Bizi ve onları ziyaret etti. زَارَنَا وَ إِيَّاهُمْ


    2) Bitişik zamirlerden:
    a- Yalnız merfu olarak kullanılanlar:
    ت = عَرَفْتُ - عَرَفْتَ - عَرَفْتِ
    ا = عَرَفَا - عَرَفَتَا
    و= عَرَفُوا
    ن= عَرَفْنَ
    ي= اِعْرِفِي

    b- bazan masub, bazan mecrur olarak kullanılanlar:
    ها - ه - ك - ي
    Beni gördün. رَأَيْتَنِي
    cümlede ي mansubtur, kendinden önce gelen ن 'a, koruma nun'u نُونُ الوِقََايَةِ denir. Bu nun, ي 'den önce gelen fiilin son harfinin harekesini korur.
    Örnekler:
    Arkadaşım beni ziyaret etti. زَارَنِي صَاحِبِي
    cümlesindeki, ilk ي mefulun bih المَفْعُولُ بِهِ, ikinci ي ise muzafun ilehy مُضَافٌ اِلَيْهِ 'dir.

    Baban sana anlattı. حَدَّثَكَ أَبُوكَ
    cümlesinde, ilk ك mefulun bih المَفْعُولُ بِهِ, ikinci ك ise muzafun ilehy مُضَافٌ اِلَيْهِ 'dir.

    Onu hasmı vurdu. ضَرَبَهُ خَصْمَهُ
    cümlesinde, ilk ه mefulun bih المَفْعُولُ بِهِ, ikinci ه ise muzafun ilehy مُضَافٌ اِلَيْهِ 'dir.

    Ana-babası, onu odada buldular. أَبَوَاهَا وَجَدََاهَا فِي الغُرْفَةِ
    cümlesinde, ilk ها mefulun bih المَفْعُولُ بِهِ, ikinci ها ise muzafun ilehy مُضَافٌ اِلَيْهِ 'dir.

    Örneklerde izlediğiniz üzere, ها - ه - ك - ي fiile bitişirse nasb durumunda isme bitişirse cer durumunda oluyor.

    El İsmul Mevsuller الأَسْمَاءُ المَوْصُولَةُ
    İsmul Mevsullerde mebnidir, yalnız, ikilleri mu'rabdır.
    Örnekler:
    Tanıdığın iki adamı gördüm. رَأَيْتُ الرَّجُلَيْنِ اللَّذَيْنِ تَعْرِفُهُمَا
    Toplantıda bulunmayan iki memureya uğradık. مَرَرْنَا بِالمُوَظَّفَتَيْنِ اللَّتَيْنِ غَابَتَا عَنِ الاِجْتِمَاعِ
    رَأَيْتُ الرَّجُلَيْنِ اللَّذَيْنِ تَعْرِفُهُمَا ve مَرَرْنَا بِالمُوَظَّفَتَيْنِ اللَّتَيْنِ غَابَتَا عَنِ الاِجْتِمَاعِ cümlelerinde kullanılan iki ismul mevsul dışında, bütün ismul mevsuller mebnidir.

    Suçluyu yakalayan polis geldi. جَاءَ الشُّرْطِيُّ الَّذِي أَلْقَى القَبْضَ عَلَى المُجْرِمِ
    Suçluyu yakalayan polisi gördük. رَأَيْنَا الشُّرْطِيَّ الَّذِي أَلْقَى القَبْضَ عَلَى المُجْرِمِ
    Suçluyu yakalayan polis öğüldü. أُثْنِيَ عَلَى الشُّرْطِيِّ الَّذِي أَلْقَى القَبْضَ عَلَى المُجْرِمِ
    her üç cümlede de görüldüğü gibi, her üç durumda, الَّذِي hiçbir değişikliğe uğramıyor.

    İyilik ettiğin kişinin kötülüğünden sakın. اِتَّقِ شَرَّ مَنْ أَحْسَنْتَ إِلَيْهِ
    örnek cümlede, مَنْ muzafun ileyh مُضَافٌ اِلَيْهِ 'dir, sükun üzere mebni olup, cer yerindedir.


    Şart İsimleri أَسْمَاءُ الشَّرْطِ
    Şart isimleri şunlardır: أَيٌّ - كَيْفَمَا - حَيْثُمَا - أَنَّى - أَيْنَمَا - أَيْنَ - أَيَّانَ - مَتَى - مَهْمَا - مَا - مَنْ

    Bu 11 şart isminden, أَيٌّ dışındaki 10 tanesi mebnidir. Bu 11 şart isminden başka, إِنْ ve إِذْمَا edatları (harfleri) de şart bildirir.

    Soru İsimleri أَسْمَاءُ الإِسْتِفْهَامِ
    Soru isimlerinin başlıcaları şunlardır:

    مَنْ؟: O öğrenci kimdir? مَنْ ذَلِكَ التِّلْمِيذُ؟
    مَا؟: Bu iş hakkındaki görüşün nedir? مَا رَأْيُكَ فِي هَذَا الأَمْرِ؟
    مَنْ ذَا؟: Kimi seçtin? مَنْذَا اِخْتَرْتَ؟
    مَاذَا؟: Bugün ne yaptın? مَاذَا فَعَلْتَ اليَوْمَ؟
    مَتَى؟: Okula ne zaman gittin? مَتَى ذَهَبْتَ إِلَى المَدْرَسَةِ؟
    أَيْنَ؟: Kitabın nerede? أَيْنَ كِتَابُكَ؟
    أَيَّانَ؟: İmtihan ne zaman? أَيَّانَ الاِمْتِحَانُ؟
    كَمْ؟: Kaç kitabın var? كَمْ كِتَابًا عِنْدَكَ؟
    أَيُّ: Hangi çocuk? أَيُّ طِفْلٍ؟

    أَيٌّ: ismi mu'rabdır, sonu değişir:
    أَيٌّ: Kız çocuğu hangi suçtan dolayı öldürüldü? بِأَيِّ ذَنْبٍ قُتِلَتْ؟
    أَيَّ: Hangi çocuğu gördün? أَيَّ طِفْلٍ رَأَيْتَ؟

    Bazı Kinayeler بَعْضُ الكِنَايَاتِ
    Belli bir nesneyi, varlığı, açık olmayan, belirsiz bir şekilde anlatmaya kinaye الكِنَايَةُ denir. Kinaye, türkçemizdeki belgisiz sıfatın gördüğü işi görür. Kiyane sözlerinden mebni olanların sayısı 6'dır.
    Mebni olan kinaye kelimeler: ذَيْتَ - كَيْتَ - كَذَا - كَأَيٍّ - كَأَيِّنْ - كَمْ
    Bunlardan ilk üçü ( كَأَيٍّ - كَأَيِّنْ - كَمْ ) belgisiz sayı sıfatı olarak kullanılır: nice, ne kadar çok manasına gelir.
    Örnekler:
    Nice kitap okuduk! ! كَمْ كُتُبٍ قَرَأْنَا
    Nice mesele! ! كَأَيٍّ مِنْ مُشْكِلَةٍ
    Şu kadar kitabım var. عِنْدِي كَذَا وَ كَذَا كِتَابًا
    Şöyle etti. فَعَلَ كَذَا
    şöyle ذَيْتَ
    şöyle كَيْتَ
    Ahmet, şöyle şöyle dedi. قَالَ اَحْمَدُ كَيْتَ وَ كَيْتَ
    Ali şöyle şöyle etti. فَعَلَ عَلِيٌّ ذَيْتَ وَ ذَيْتَ
    Ali şöyle şöyle etti. فَعَلَ عَلِيٌّ ذَيْتَ ذَيْتَ (Arada atıf vavı bulunmaksızın da kullanılır)

    Uyarı: Mebni olmayıp mu'rab olan kinayeler de vardır, başlıcaları şunlardır: فُلاَنٌ - فُلاَنَةٌ ve بِضْعٌ - بِضْعَةٌ
    بِضْعٌ kelimesi, 3-9 arasındaki sayılara, belirsiz olarak işaret eder.
    Örnekler
    Odada birkaç çocuk var. فِي الغُرْفَةِ بِضْعَةُ أَوْلاَدٍ
    Birkaç cetvel satın aldım. اِشْتَرَيْتُ بِضْعَ مَسَاطِرَ
    Birkaç gün önce bir mektup yazdım. كَتَبْتُ رِسَالَةً قَبْلَ بِضْعَةِ أَيَّامٍ
    Filancayı caddede gördük. رَأَيْنَا فُلاَنًا فِي الشَّارِعِ
    Filanın evinde toplandılar. اِجْتَمَعْنَ فِي بَيْتِ فُلاَنَةٍ


    Bazı Zarflar بِضْعُ الظُّرُوفِ

    Zarf, yer ve zaman bildirmek için kullanılan sözdür. Zarf olan kelimelerin bir kısmı mebni, bir kısmı ise mu'rabdır.
    Mebni zarfların sayısı 16'dır. 6 tanesi zarfı olarak, 9 tanesi zaman zarfı olarak, 1 tanesi de hem yer, hem zaman zarfı olarak kullanılır.
    a- Yer zarfı olarak kullanılan mebni kelimeler:
    ثُمَّ - هُنَا - أَيْنَ - لَدَى - لَدُنْ - حَيْثُ
    Örnekler:
    Ötekilerin yattığı yerde yat. اُرْقُدْ حَيْثُ يَرْقُدُ الآخَرُونَ (حَيْثُ) yer zarfıdır, zamme-ötre üzere mebnidir.
    ...Osmanlı Devleti katında İran Elçisi idi. كَانَ سَفِيرَ إِيرَانَ لَدَى البَابِ العَالِي (لَدُنْ، لَدَى kelimelerin anlamı: yanında, katında, nezdinde)
    Salih nerede? أَيْنَ صَالِحٌ؟
    Burası bir yazıhanedir. هُنَا مَكْتَبٌ
    Orada küçük bir kulübe vardır. ثَمَّ كُوخٌ صَغِيرٌ

    b- Zaman için kullanılan mebni zarflar:
    الآنَ - مَتَى - أَيَّانَ - لَمَّا - قَطٌّ - مُنْذُ - مُذْ - أَمْسِ - إِذْ
    Örnekler:
    Rabbin meleklere: "Ben yeryüzünde bir halife var edeceğim" demişti. وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلاَئِكَةِ إِنِّي جَاعِلٌ فِي الأَرْضِ خَلِيفَةً (السورة بقرة ٣٠) (إِذْ geçmiş zamanı bildirir)
    Gemi dün açıldı. أَقْلَعَتْ السَّفِينَةُ أَمْسِ (أَمْسِ kelimesi kesre-esre üzere mebnidir, yani son harfinin harekesi değişmez, son harfi sürekli kesralıdır.)

    Uyarı:
    - أَمْسِ 'den önce اَلْ gelirse, kelime mu'rab olur.
    Örnek:
    Dün bir çarpışma (muharebe) oldu. حَدَثَتْ بِالأَمْسِ مَعْرَكَةُ

    - مُنْذُ veya مُذْ kelimeleri "denberi" anlamına gelirler. مُنْذُ veya onun hafifletilmiş şekli olan مُذْ zarf olarak kullanıldığında, isimden önce gelirse, o isim merfu olur.
    Örnek:
    Onu iki gündenberi görmedim. مَا رَأَيْتُهُ مُذْ يَوْمَانِ

    - مُنْذُ veya مُذْ böyle zaman zarfı olarak değilde, cer harfi olarak kullanılırsa, kendinen sonra gelen isim mecrur olur.
    Örnek:
    Onu perşembe gününden beri görmedim. مَا رَأَيْتُهُ مُذْ يَوْمِ الخَمِيسِ

    - قَطٌّ kelimesi "asla, hiç" anlamına gelir. Olumsuz geçmiş zaman fiilinden sonra bulunur.
    Örnekler:
    Onu hiç görmedim. مَا رَأَيْتُهُ قَطٌّ
    Okula hiç gitmedik. لَمْ نَذْهَبْ إِلَى المَدْرَسَةِ قَطُّ

    - لَمَّا kelimesi "-ince, -ınca" anlamına gelirler. Geçmiş zaman (mazi)'den önce bulunurlar.
    Örnek:
    İkisi karşılaşınca, musafaha ettiler. لَمَّا تَلاَقَيَا تَصَافَحَا

    - الآنَ kelimesi "şimdi" anlamına gelir.
    Örnek:
    O, şimdi kahvehanede oturmaktadır. إَنَّهُ جَالِسٌ الآنَ فِي المَقْهَى

    c- Hem zaman, hem yer için kullanılan mebni zarf: أَنَّى
    Örnekler:
    Nerede durursan dururum. أَنَّى تَقِفْ أَقِفْ
    Bu sana nereden geldi? أَنَّى لَكِ هَذَا؟
    Ne zaman ulaştın? أَنَّى وَصَلْتَ؟






  4. 12.Temmuz.2012, 15:09
    2
    Silent and lonely rains



    Buna dayanan, ...den dolayı, ...den ötürü; bu sebeple, bu yüzden Gr: Son harfi harekesi değişmeyen kelime.
    Tasrife tâbi olmayan (fiil çekimine uğramıyan) kelime den dolayı... e binâen Yapılmış.
    Kurulmuş Bir şeye dayanan. Nazar ve itibâr ve isnad olunarak Yapılmış, kurulmuş, bina olunmuş



    Mebni ve Mu'rab المَبْنِيُّ وَ لمُعْرَبُ

    Mebni ve Mu'rab المَبْنِيُّ وَ لمُعْرَبُ

    Arapçada, kelimeler cümle içinde bulundukları, yani yalın halden çıkıp cümle içinde bir görev aldıkları zaman, bazı kelimelerin sonlarında, o kelimelerin cümle içindeki durumlarına göre, değişiklik olur, bazılarınınkinde değişme olmaz.

    Örnekler:
    Öğrenci öğretmenleri dinledi. اِسْتَمَعَ التِّلمِيذُ إِِلَى المُعَلِّمِ
    Öğretmen öğrenciyi imtihan etti. اِمْتَحَنَ المُعَلِّمُ التِّلْمِيذَ

    اِسْتَمَعَ التِّلمِيذُ إِِلَى المُعَلِّمِ cümlesinde التِّلْمِيذَ kelimesi, cümlede fail-özne olduğundan, ötre ( ُ ) ile, harekelidir.
    اِمْتَحَنَ المُعَلِّمُ التِّلْمِيذَ cümlesinde التِّلْمِيذَ nesne-mef'ulun bih المَفْعُولُ بِهِ olduğundan fetha ( َ ) ile harekelidir.

    اِسْتَمَعَ التِّلمِيذُ إِِلَى المُعَلِّمِ cümlesinde المُعَلِّمِ kelimesi, cer harfi olan إِلَى 'dan sonra geldiğinden, kesre-esre ( ِ ) ile harekelidir.
    اِمْتَحَنَ المُعَلِّمُ التِّلْمِيذَ cümlesinde المُعَلِّمُ kelimesi, fail-özne olduğu için, ötre ( ُ ) ile harekelidir.


    Böyle, cümle içindeki durumuna göre sonunun harekesi değişen kelimeye mu'rab المُعْرَبُ denir.

    Bazı kelimeler ise, cümle içinde hangi görevde ve durumda bulunursa bulunsun, kelimenin sounda hiçbir değişiklik olmaz.

    Örnekler:
    Olduğun yerde dur. قِفْ حَيْثُ أَنْتَ
    İstediğimiz yere gideriz. نَذْهَبُ إِلَي حَيْثُ نَشَاءُ
    O adama baktınız. نَظَرْتُمْ إِلَي ذَلِكَ الرَّجُلِ

    Böyle, cümle içindeki durumu ne olursa olsun, son harfinin harekesi asla değişmeyen, hep aynı olan kelimelere mebni المَبْنِيُّ denir.
    Arapça kelimede esas olan, kelimenin mu'rab oluşudur. Mebni kelimeler azdır. Hangi cins kelimelerin mebni المَبْنِيُّ, hangilerinin mu'rab المُعْرَبُ olduklarını şu şekilde anlayabiliriz:
    1) Mebni Kelimeler الكَلِمَاتُ المَبْنِيَّةُ
    Mebni (sonu değişmez) kelimelerin başlıcaları şunlardır:
    a- İsim cinsinden: İşaret isimleri, zamirler, el ismul mevsuller, şart isimleri, soru isimleri, bazı zarflar, bası sayı isimleri (11-19 arası).
    b- Fiil cinsinden: Mazi fiil, emr, sonunda te'kid nunu olan muzari fiil.
    c- Harf cinsinden: Bütün harfler.

    Mebni Kelimeleri maddeler halinde şu şekil inceleyebiliriz:
    İşaret İsimleri أَسْمَاءُ الإِشَارَةِ
    Örnekler:
    O adam geldi. جَاءَ ذَلِكَ الرَّجُلُ
    O adama bir dinar verdik. أَعْطَيْنَا ذَلِكَ الرَّجُلَ دِينَارًا
    O adama uğradınız. مَرَرْتُمْ بِذَلِكَ الرَّجُلِ
    Cümlede görüldüğü gibi, bir işaret ismi olan ذَلِكَ kelimesi, cümle içinde ne durumda olursa olsun, ne görevde bulunursa bulunsun, son harfinin harekesi olan fetha-üstün ( َ ) asla değişmiyor. Böyle, son harfi daima ( َ ) olan kelimeye, مَبْنِيٌّ عَلَي الفَتْحِ denir.

    Bu okul yeniden yapıldı. بُنِيَتْ هَذِهِ المَدْرَسَةُ مِنْ جَدِيدٍ
    Vatandaşlar bu okulu yaptı. بَنَى المُوَاطِنُونَ هَذِهِ المَدْرَسَةَ
    Öğrenciler bu okula gider. يَذْهَبُ التَّلاَمِيذُ إِلَى هَذِهِ المَدْرَسَةِ
    cümlelerde görüldüğü üzere, sonu daima kesre-esre ( ِ ) ile harekeli olan ve asla değişmeyen kelimeye, مَبْنِيَّ عَلَى الكَسْرِ denir.

    Uyarı: İşaret isimlerinden, iki varlığı göstermek için kullanılan mebni değil, mu'rabdır.
    Örnekler:
    Bu iki adam bir dükkan satın aldı. اِشْتَرَى هَذَانِ الرَّجُلاَنِ دُكَّانًا
    Polis bu iki adamı tuttu. أَلْقَى الشُّرْطَةُ القَبْضَ عَلَى هَذَيْنِ الرَّجُلَيْنِ

    Zamirler الضَّمَائِرُ
    1) Ayrı zamirlerden:
    a- Merfu ayrı zamirler الضَّمَائِرُ المَرْفُوعَةُ المُنْفَصِلَةُ
    Örnekler:
    O, yaradandır. هُوَ الخَالِقُ
    Biz ibadet edicileriz. نَحْنُ عَابِدُونَ

    b- Mansub ayrı zamirler الضَّمَائِرُ المَنْصُوبَةُ المُنْفَصِلَةُ
    Örnekler:
    Halit'i ve seni gördüm. رَأَيْتُ خَالِدًا وَ إِيَّاكَ
    Bizi ve onları ziyaret etti. زَارَنَا وَ إِيَّاهُمْ


    2) Bitişik zamirlerden:
    a- Yalnız merfu olarak kullanılanlar:
    ت = عَرَفْتُ - عَرَفْتَ - عَرَفْتِ
    ا = عَرَفَا - عَرَفَتَا
    و= عَرَفُوا
    ن= عَرَفْنَ
    ي= اِعْرِفِي

    b- bazan masub, bazan mecrur olarak kullanılanlar:
    ها - ه - ك - ي
    Beni gördün. رَأَيْتَنِي
    cümlede ي mansubtur, kendinden önce gelen ن 'a, koruma nun'u نُونُ الوِقََايَةِ denir. Bu nun, ي 'den önce gelen fiilin son harfinin harekesini korur.
    Örnekler:
    Arkadaşım beni ziyaret etti. زَارَنِي صَاحِبِي
    cümlesindeki, ilk ي mefulun bih المَفْعُولُ بِهِ, ikinci ي ise muzafun ilehy مُضَافٌ اِلَيْهِ 'dir.

    Baban sana anlattı. حَدَّثَكَ أَبُوكَ
    cümlesinde, ilk ك mefulun bih المَفْعُولُ بِهِ, ikinci ك ise muzafun ilehy مُضَافٌ اِلَيْهِ 'dir.

    Onu hasmı vurdu. ضَرَبَهُ خَصْمَهُ
    cümlesinde, ilk ه mefulun bih المَفْعُولُ بِهِ, ikinci ه ise muzafun ilehy مُضَافٌ اِلَيْهِ 'dir.

    Ana-babası, onu odada buldular. أَبَوَاهَا وَجَدََاهَا فِي الغُرْفَةِ
    cümlesinde, ilk ها mefulun bih المَفْعُولُ بِهِ, ikinci ها ise muzafun ilehy مُضَافٌ اِلَيْهِ 'dir.

    Örneklerde izlediğiniz üzere, ها - ه - ك - ي fiile bitişirse nasb durumunda isme bitişirse cer durumunda oluyor.

    El İsmul Mevsuller الأَسْمَاءُ المَوْصُولَةُ
    İsmul Mevsullerde mebnidir, yalnız, ikilleri mu'rabdır.
    Örnekler:
    Tanıdığın iki adamı gördüm. رَأَيْتُ الرَّجُلَيْنِ اللَّذَيْنِ تَعْرِفُهُمَا
    Toplantıda bulunmayan iki memureya uğradık. مَرَرْنَا بِالمُوَظَّفَتَيْنِ اللَّتَيْنِ غَابَتَا عَنِ الاِجْتِمَاعِ
    رَأَيْتُ الرَّجُلَيْنِ اللَّذَيْنِ تَعْرِفُهُمَا ve مَرَرْنَا بِالمُوَظَّفَتَيْنِ اللَّتَيْنِ غَابَتَا عَنِ الاِجْتِمَاعِ cümlelerinde kullanılan iki ismul mevsul dışında, bütün ismul mevsuller mebnidir.

    Suçluyu yakalayan polis geldi. جَاءَ الشُّرْطِيُّ الَّذِي أَلْقَى القَبْضَ عَلَى المُجْرِمِ
    Suçluyu yakalayan polisi gördük. رَأَيْنَا الشُّرْطِيَّ الَّذِي أَلْقَى القَبْضَ عَلَى المُجْرِمِ
    Suçluyu yakalayan polis öğüldü. أُثْنِيَ عَلَى الشُّرْطِيِّ الَّذِي أَلْقَى القَبْضَ عَلَى المُجْرِمِ
    her üç cümlede de görüldüğü gibi, her üç durumda, الَّذِي hiçbir değişikliğe uğramıyor.

    İyilik ettiğin kişinin kötülüğünden sakın. اِتَّقِ شَرَّ مَنْ أَحْسَنْتَ إِلَيْهِ
    örnek cümlede, مَنْ muzafun ileyh مُضَافٌ اِلَيْهِ 'dir, sükun üzere mebni olup, cer yerindedir.


    Şart İsimleri أَسْمَاءُ الشَّرْطِ
    Şart isimleri şunlardır: أَيٌّ - كَيْفَمَا - حَيْثُمَا - أَنَّى - أَيْنَمَا - أَيْنَ - أَيَّانَ - مَتَى - مَهْمَا - مَا - مَنْ

    Bu 11 şart isminden, أَيٌّ dışındaki 10 tanesi mebnidir. Bu 11 şart isminden başka, إِنْ ve إِذْمَا edatları (harfleri) de şart bildirir.

    Soru İsimleri أَسْمَاءُ الإِسْتِفْهَامِ
    Soru isimlerinin başlıcaları şunlardır:

    مَنْ؟: O öğrenci kimdir? مَنْ ذَلِكَ التِّلْمِيذُ؟
    مَا؟: Bu iş hakkındaki görüşün nedir? مَا رَأْيُكَ فِي هَذَا الأَمْرِ؟
    مَنْ ذَا؟: Kimi seçtin? مَنْذَا اِخْتَرْتَ؟
    مَاذَا؟: Bugün ne yaptın? مَاذَا فَعَلْتَ اليَوْمَ؟
    مَتَى؟: Okula ne zaman gittin? مَتَى ذَهَبْتَ إِلَى المَدْرَسَةِ؟
    أَيْنَ؟: Kitabın nerede? أَيْنَ كِتَابُكَ؟
    أَيَّانَ؟: İmtihan ne zaman? أَيَّانَ الاِمْتِحَانُ؟
    كَمْ؟: Kaç kitabın var? كَمْ كِتَابًا عِنْدَكَ؟
    أَيُّ: Hangi çocuk? أَيُّ طِفْلٍ؟

    أَيٌّ: ismi mu'rabdır, sonu değişir:
    أَيٌّ: Kız çocuğu hangi suçtan dolayı öldürüldü? بِأَيِّ ذَنْبٍ قُتِلَتْ؟
    أَيَّ: Hangi çocuğu gördün? أَيَّ طِفْلٍ رَأَيْتَ؟

    Bazı Kinayeler بَعْضُ الكِنَايَاتِ
    Belli bir nesneyi, varlığı, açık olmayan, belirsiz bir şekilde anlatmaya kinaye الكِنَايَةُ denir. Kinaye, türkçemizdeki belgisiz sıfatın gördüğü işi görür. Kiyane sözlerinden mebni olanların sayısı 6'dır.
    Mebni olan kinaye kelimeler: ذَيْتَ - كَيْتَ - كَذَا - كَأَيٍّ - كَأَيِّنْ - كَمْ
    Bunlardan ilk üçü ( كَأَيٍّ - كَأَيِّنْ - كَمْ ) belgisiz sayı sıfatı olarak kullanılır: nice, ne kadar çok manasına gelir.
    Örnekler:
    Nice kitap okuduk! ! كَمْ كُتُبٍ قَرَأْنَا
    Nice mesele! ! كَأَيٍّ مِنْ مُشْكِلَةٍ
    Şu kadar kitabım var. عِنْدِي كَذَا وَ كَذَا كِتَابًا
    Şöyle etti. فَعَلَ كَذَا
    şöyle ذَيْتَ
    şöyle كَيْتَ
    Ahmet, şöyle şöyle dedi. قَالَ اَحْمَدُ كَيْتَ وَ كَيْتَ
    Ali şöyle şöyle etti. فَعَلَ عَلِيٌّ ذَيْتَ وَ ذَيْتَ
    Ali şöyle şöyle etti. فَعَلَ عَلِيٌّ ذَيْتَ ذَيْتَ (Arada atıf vavı bulunmaksızın da kullanılır)

    Uyarı: Mebni olmayıp mu'rab olan kinayeler de vardır, başlıcaları şunlardır: فُلاَنٌ - فُلاَنَةٌ ve بِضْعٌ - بِضْعَةٌ
    بِضْعٌ kelimesi, 3-9 arasındaki sayılara, belirsiz olarak işaret eder.
    Örnekler
    Odada birkaç çocuk var. فِي الغُرْفَةِ بِضْعَةُ أَوْلاَدٍ
    Birkaç cetvel satın aldım. اِشْتَرَيْتُ بِضْعَ مَسَاطِرَ
    Birkaç gün önce bir mektup yazdım. كَتَبْتُ رِسَالَةً قَبْلَ بِضْعَةِ أَيَّامٍ
    Filancayı caddede gördük. رَأَيْنَا فُلاَنًا فِي الشَّارِعِ
    Filanın evinde toplandılar. اِجْتَمَعْنَ فِي بَيْتِ فُلاَنَةٍ


    Bazı Zarflar بِضْعُ الظُّرُوفِ

    Zarf, yer ve zaman bildirmek için kullanılan sözdür. Zarf olan kelimelerin bir kısmı mebni, bir kısmı ise mu'rabdır.
    Mebni zarfların sayısı 16'dır. 6 tanesi zarfı olarak, 9 tanesi zaman zarfı olarak, 1 tanesi de hem yer, hem zaman zarfı olarak kullanılır.
    a- Yer zarfı olarak kullanılan mebni kelimeler:
    ثُمَّ - هُنَا - أَيْنَ - لَدَى - لَدُنْ - حَيْثُ
    Örnekler:
    Ötekilerin yattığı yerde yat. اُرْقُدْ حَيْثُ يَرْقُدُ الآخَرُونَ (حَيْثُ) yer zarfıdır, zamme-ötre üzere mebnidir.
    ...Osmanlı Devleti katında İran Elçisi idi. كَانَ سَفِيرَ إِيرَانَ لَدَى البَابِ العَالِي (لَدُنْ، لَدَى kelimelerin anlamı: yanında, katında, nezdinde)
    Salih nerede? أَيْنَ صَالِحٌ؟
    Burası bir yazıhanedir. هُنَا مَكْتَبٌ
    Orada küçük bir kulübe vardır. ثَمَّ كُوخٌ صَغِيرٌ

    b- Zaman için kullanılan mebni zarflar:
    الآنَ - مَتَى - أَيَّانَ - لَمَّا - قَطٌّ - مُنْذُ - مُذْ - أَمْسِ - إِذْ
    Örnekler:
    Rabbin meleklere: "Ben yeryüzünde bir halife var edeceğim" demişti. وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلاَئِكَةِ إِنِّي جَاعِلٌ فِي الأَرْضِ خَلِيفَةً (السورة بقرة ٣٠) (إِذْ geçmiş zamanı bildirir)
    Gemi dün açıldı. أَقْلَعَتْ السَّفِينَةُ أَمْسِ (أَمْسِ kelimesi kesre-esre üzere mebnidir, yani son harfinin harekesi değişmez, son harfi sürekli kesralıdır.)

    Uyarı:
    - أَمْسِ 'den önce اَلْ gelirse, kelime mu'rab olur.
    Örnek:
    Dün bir çarpışma (muharebe) oldu. حَدَثَتْ بِالأَمْسِ مَعْرَكَةُ

    - مُنْذُ veya مُذْ kelimeleri "denberi" anlamına gelirler. مُنْذُ veya onun hafifletilmiş şekli olan مُذْ zarf olarak kullanıldığında, isimden önce gelirse, o isim merfu olur.
    Örnek:
    Onu iki gündenberi görmedim. مَا رَأَيْتُهُ مُذْ يَوْمَانِ

    - مُنْذُ veya مُذْ böyle zaman zarfı olarak değilde, cer harfi olarak kullanılırsa, kendinen sonra gelen isim mecrur olur.
    Örnek:
    Onu perşembe gününden beri görmedim. مَا رَأَيْتُهُ مُذْ يَوْمِ الخَمِيسِ

    - قَطٌّ kelimesi "asla, hiç" anlamına gelir. Olumsuz geçmiş zaman fiilinden sonra bulunur.
    Örnekler:
    Onu hiç görmedim. مَا رَأَيْتُهُ قَطٌّ
    Okula hiç gitmedik. لَمْ نَذْهَبْ إِلَى المَدْرَسَةِ قَطُّ

    - لَمَّا kelimesi "-ince, -ınca" anlamına gelirler. Geçmiş zaman (mazi)'den önce bulunurlar.
    Örnek:
    İkisi karşılaşınca, musafaha ettiler. لَمَّا تَلاَقَيَا تَصَافَحَا

    - الآنَ kelimesi "şimdi" anlamına gelir.
    Örnek:
    O, şimdi kahvehanede oturmaktadır. إَنَّهُ جَالِسٌ الآنَ فِي المَقْهَى

    c- Hem zaman, hem yer için kullanılan mebni zarf: أَنَّى
    Örnekler:
    Nerede durursan dururum. أَنَّى تَقِفْ أَقِفْ
    Bu sana nereden geldi? أَنَّى لَكِ هَذَا؟
    Ne zaman ulaştın? أَنَّى وَصَلْتَ؟






  5. 12.Temmuz.2012, 15:09
    3
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Mebni nedir mebni kelimesinin aslı

    Bazı Sayı İsimleri بَعْضُ الأَعْدَادِ
    11-19 arası (11 ve 19 dahil) sayı isimlerinin iki bölümünün de son harfinin harekesi fetha-üstün'dır, her iki bölüm de, feth üzere mebnidir.
    Örnekler:
    11 adam geldi. جَاءَ أَحَدَ عَشَرَ رَجُلاً
    19 adam gördük. رَأَيْنَا تِسْعَةَ عَشَرَ رَجُلاً
    15 adam selamladık. سَلَّمْنَا عَلَى خَمْسَةَ عَشَرَ رَجُلاً

    Uyarı:
    Yalnız 12 sayısının ilk bölümü, mebni değil, mu'rabdır.
    Örnekler:
    12 çocuk geldi. جَاءَ اِثْنَا عَشَرَ طِفْلاً (مَرْفُوعٌ)
    12 çocuk gördük. رَأَيْنَا اِثْنَيْ عَشَرَ طِفْلاً (مَنْصُوبٌ)
    12 çocuğa uğradık. مَرَرْنَا بِاِثْنَىْ عَشَرَ طِفْلاً (مَجْرُورٌ)

    12 kız geldi. جَائَتْ اِثْنَتَا عَشَرَةَ طِفْلَةً (مَرْفُوعٌ)
    12 kız gördük. رَأَيْنَا اِثْنَتَيْ عَشَرَةَ طِفْلَةً (مَنْصُوبٌ)
    12 kıza uğradık. مَرَرْنَا بِاِثْنَتَيْ عَشَرَةَ طِفْلَةً (مَجْرُورٌ)


    b- Fiil cinsinden:
    Mazi Fiil الفِعْلُ المَاضِي
    Örnekler:
    Çocuk kapıyı açtı. فَتَحَ الطِّفْلُ البَابَ
    Çocuk kapıtı açtı. الطِّفْلُ فَتَحَ البَابَ
    Çocuk kapıyı açtı mı? هالْ فَتَحَ الطِّفْلُ البَابَ؟
    Örneklerde görüldüğü üzere, mazi fiil olan فَتَحَ kelimesi, cümlesinin neresinde bulunursa bulunsun, sonu değişmiyor, çünkü fetha üzere mebnidir.

    Kapıyı açtım. فَتَحْتُ البَابَ
    Kapıyı açtın. فَتَحْتَ البَابَ
    Kapıyı açtık. فَتَحْنَا البَابَ
    İkiniz kapıyı açtınız. فَتَحْتُمَا البَابَ
    Örneklerde görüldüğü üzere, mazi fiilde, fiil kökünün sonuna harekeli bir ref zamiri (yani تُ - تَ - نَا - تُمَا) bitişirse, mazi fiil, sükun üzere mebni olur.

    Kapıyı açtılar. فَتَحُوا البَابَ
    örneğinde görüldüğü üzere, mazi fiilin sonunda topluluk vav'ı وَاوُ الجَمَاعَةِ eklenince, mazi fiil, zamme üzere mebni مَبْنِيٌّ عَلَي الضَّمِّ olur.

    Emir Fiil فِعْلُ الأَمْرِ
    a- Fiilin son harfi sahih ise, emir, sükun üzere mebnidir.
    Örnekler:
    Kitabını oku! ! إِقْرَأْ كِتَابَكَ (قَرَأَ)
    Başını kaldır! ! اِرْفَعْ رَأْسَكَ (رَفَعَ)
    (hanımlara) Kitaplarınızı okuyunuz! ! اِقْرَأْنَ كِتَابَكُنَّ (emir filin sonuna dişilik nunu نُونُ النِّسْوَةِ bitişirse, emir yine sükun üzere mebnidir)
    (hanımlara) Başlarınızı kaldırınız! اِرْفَعْ رُؤُسَكُنَّ (emir filin sonuna dişilik nunu نُونُ النِّسْوَةِ bitişirse, emir yine sükun üzere mebnidir)

    b- Sonunda te'kid nunu (pekiştirme nunu - نُونُ التَّأْكِيدِ) varsa, emir fetha üzere mebnidir.
    Örnekler:
    Kitabını mutlaka oku! ! اِقْرَأَنْ كِتَابَكَ
    Kitabını mutlaka ve mutlaka oku! ! اِقْرَأَنَّ كِتَابَكَ

    c- Fiilin son harfi illet harfi ise, o fiilin emri, illet harfinin harfi üzere mebnidir مَبْنِيٌّ عَلَى حَذْفِ حَرْفِ العِلَّةِ.
    Örnekler:
    Kapıcıyı çağır! ! اُدْعُ البَوَّابَ (دَعَا - يَدْعُو)
    Kaldırımda yürü! اِمْشِ عَلَى الرَّصِيفِ (مَشَى - يَمْشِي)
    Zulmün akıbetinden kork! ! اِخْشَ عَاقِبَةً الظُّلْمِ (خَشِيَ - يَخْشَى)

    d- Emrin sonunda, ikilik elifi أَلِفُ الاِثْنَيْنِ, topluluk vav'ı وَاوُ الجَمَاعَةِ veya muhataba ي'sı يَاءُ المُخَاطَبَةِ varsa, o emir, nunun hazfi üzere mebni مَبْنِيٌّ عَلَى حَذْفِ النُّونِ olur.
    Örnekler:
    (ikiniz) Kitaplarınızı okuyunuz! ! اِقْرَآ كِتَابَكُمَا
    (ikiniz) Başlarınızı kaldırınız! ! اِرْفَعَا رَأْسَيْكُمَا
    Kitaplarınızı okuyun! ! اِقْرَأُوا كُتُبَكُمْ
    Başlarınızı kaldırınız! ! اِرْفَعُوا رُؤُوسَكُمْ
    (hanıma) Kitabını oku! ! اِقْرَإِي كِتَابَكِ
    (hanıma) Başını kaldır! ! اِرْفَعِي رَأْسَكِ


    Te'kid Nununa Bitişik Muzari: الفِعْلُ المُضَارِعُ المُتَّصِلُ بِنُونِ التَّوْكِيدِ
    Muzari fiilin sonuna te'kid (pekiştirme) nunu نُونُ التَّوْكِيدِ bitişirse o muzari fiil, feth üzere mebni olur.
    Örnek:
    Dostlara mutlaka yardım ederiz. لَنَنْصُرَنَّ الأَصْدِقَاءَ (نَصَرَ)

    örnekte gördüğümüz üzere, "yardım ederiz" fiilini pekiştirmek, kuvvetlendirmek için, başına ل sonuna ن gelmiştir. Örnekte, fiilin asli harfinin harekesi fethadır ve fiil, fetha üzere mebni مَنْنِيٌّ عَلَى الفَتْحِ dir.
    Dişilik Nununa Bitişik Muzari: الفِعْلُ المُضَارِعُ المُتَّصِلُ بِنُونِ النِّسْوَةِ
    Sonunda dişilik nunu bulunursa, muzari, sükun üzere mebni مَبْنِيٌّ عَلَى السُّكُونِ olur.
    Örnek:
    Kadınlar yiyorlar. النِّسَاءُ يَأْكُلْنَ
    örnekte يَأْكُلُ yiyor fiiline, dişilik nunu bitişmiştir, kelime, sükun üzere mebni مَبْنِيٌّ عَلَى السُّكُونِ dir.

    c- Harf Cinsinden:
    Mana Harfleri حُرُوفُ المَعَانِي
    Hece harflerinden ayrılmak için mana harfleri adı verilen harflerin ( فِي - مِنْ - أَنْ - هَلْ - ثُمَّ - نَعَمْ ) gibi hepsi mebnidir, sonları değişmez.
    Mana harflerinin bir bölümü isimlere eklenir, bir bölümü ise fillere eklenir, bir bölümü de hem fiillere, hem isimlere eklenir.

    Mana Harfleri حُرُوفُ المَعَانِي
    Fiile Mahsus المُخْتَصُّ بِالفِعْلِ
    (١- أَحْرُفُ النَّصْبِ: (أَنْ ، لَنْ
    (٢- أَحْرُفُ المَصْدَرِ: (أَنْ ، كَيْ
    (٣- أَحْرُفُ الجَزْمِ: (إِنْ ، لمْْ
    (٤- حَرْفَا الشَّرْطِ: (إِنْ ، لَوْ
    (٥- أَحْرُفُ التَّخْصِيصِ: (أَلاَ، هَلاَّ
    (٦- حَرْفَا الإِسْتِقْبَالِ: (سَ ، سَوْفَ
    (٧- حَرْفُ التَّوَقُّعِ: (قَدْ
    (٨- حَرْفُ الرَّدْعِ: (كَلاَّ
    (٩- أَحْرُفُ النَّفِي: (لَمْ ، لَمَّا ، لَنْ

    İsme Mahsus المُخْتَصُّ بِالاِسْمِ
    (١- حُرُوفُ الجَرِّ: (مِنْ ، إِلَى
    (٢- أَحْرُفُ القَسَمِ: (ب ، ت
    (٣- أَحْرُفُ الاِسْتِثْنَاءِ: (اِلاَّ، خَلاَ
    (٤- أَحْرُفُ النِّدَاءِ: (يَا ، أَيْ
    (٥- الأَحْرُفُ المُشَبَّهَةُ بِالفِعْلِ: (إَنَّ وَ أَخَوَاتُهَا
    (٦- حَرْفَا المُفَاجَأَةِ: (إِذْ ، إِذَا
    (٧- حَرْفَا التَّفْصِيلِ: (أَمَّا ، إِمَّا
    (٨- أَحْرُفُ التَّنْبِيهِ: (أَلاَ ، هَا
    (٩- حَرْفَا النَّفْيِ: (لاَتَ ، إِنْ

    Müşterek المُشْتَرَكُ
    (١- حُرُوفُ الجَرِّ: (مِنْ ، إِلَى
    (٢- أَحْرُفُ القَسَمِ: (ب ، ت
    (٣- أَحْرُفُ الاِسْتِثْنَاءِ: (اِلاَّ، خَلاَ
    (٤- أَحْرُفُ النِّدَاءِ: (يَا ، أَيْ
    (٥- الأَحْرُفُ المُشَبَّهَةُ بِالفِعْلِ: (إَنَّ وَ أَخَوَاتُهَا
    (٦- حَرْفَا المُفَاجَأَةِ: (إِذْ ، إِذَا
    (٧- حَرْفَا التَّفْصِيلِ: (أَمَّا ، إِمَّا
    (٨- أَحْرُفُ التَّنْبِيهِ: (أَلاَ ، هَا
    (٩- حَرْفَا النَّفْيِ: (لاَتَ ، إِنْ

    الأَحْرُفُ المُشْتَرَكَةُ بَيْنَ الإِسْمِ وَالفِعْلِ
    (١- أَحْرُفُ العَطْفِ: (وَ ، فَ ، ثُمَّ ، أَوْ
    (٢- حَرْفَا الاِسْتِفْهَامِ: (هَلْ، أَ
    (٣- حَرْفَا التَّفْشِيرِ: (أَيْ ، أَنْ
    (٤- حَرْفَا الاِسْتِفْتَاحِ: (أَلاَ ، أَمَا
    (٥- أَحْرُفُ النَّفْيِ: (مَا ، لاَ
    (٦- أَحْرُفُ الجَوَابِ: (نَعَمْ ، بَلَى ، أَجَلْ

    Mana harflerinin cümle içinde kullanılışını örneklerle görelim:
    a- İsme Mahsus mana harflerine örnekler:
    Öğrenci evden çıktı. خَرَجَ التِّلْمِيذُ مِنْ البَيْتِ
    Adam tarlaya gitti. ذَهَبَ الرَّجُلُ إِلَى الحَقْلِ
    Allaha andolsun. بِاللهِ
    Allaha andolsun. تَاللهِ
    Biri müstesna, öğrenciler geldi. جَاءَ الطُّلاَّبُ اِلاَّ وَاحِدًا
    Biri dışında, öğrenciler geldi. جَاءَ الطُّلاَّبُ خَلاَ وَاحِدٍ
    Ey Halid! ! يَا خَالِدُ
    Ey Halid! ! أَيْ خَالِدُ
    Muhakkak ki Allah her şeye muktedirdir. إِنَّ اللهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
    Yürüdük bir de ne görelim, Hamit önümüzde! ! سِرْنَا فَإِذَا حَامِدٌ أَمَامَنَا
    Ben yolda iken, Mahmut çıkageldi. بَيْنَا أَنَا فِي الطَّرِيقِ إِذْ أَقْبَلَ مَحْمُودٌ
    Dilenciye gelince onu azarlama. وَ أَمَّا السَّائِلَ فَلاَ تَنْهَرْ
    Sen mi atarsın, yoksa biz mi atanlar olalım? إِمَّا أَنْ تُلْقِيَ وَإِمَّا أَنْ نَكُونَ نَحْنُ المُلْقُونَ؟
    Doğrusu akılsızlar onlardır. أَلاَ إِنَّهُمْ هُمُ السُّفَهَاءُ
    İşte muvaffıksın. هَا إِنَّكَ نَاجِحٌ
    Keşki bir gün gençlik geri gelseydi. لَيْتَ الشَّبَابَ يَعُودُ يَوْمًا
    Kafirler ancak bir aldanma içindedir. إِنِ الكَافِرُونَ إِلاَّ فِي غُرُورٍ

    b- Fiile Mahsus mana harflerine örnekler:
    Çıkmak istiyorum. أُرِيدُ أَنْ أَخْرُجَ
    Yalan söylemeyeceksin. لَنْ تَكْذِبَ
    Oruç tutmanız, sizin için daha iyidir. وَ أَنْ تَصُومُوا خَيْرٌ لَكُمْ
    Öğrenmek için geldim. جِئْتُ كَيْ أَتَعَلَّمَ
    Çalışırsan başarırsın. إِنْ تجْتَهِدْ تَنْجَحْ
    Yazmadı لَمْ يَكْتُبْ
    Dinlersen öğrenirsin. إِنْ تَسْتَمِعْ تَتَعَلَّمْ
    Çalışsaydın başarırdın. لَوِ اجْتَهَدْتَ لَنَجَحْتَ
    Allah'ın bağışlamasını sevmez misiniz? أَلاَ تُحِبُّونَ أَنْ يَغْفِرَ اللهُ لَكُمْ -سورة النور ٢٢
    Bizi ziyaret etmez misiniz? (etsene!) ! هَلاَّ تَزُورُنَا
    Mahmut, bir mektup yazacak. سَيَكْتُبُ مَحْمُودٌ رِسَالَةً
    Ali, ileride Mekkeye gidecek. سُوْفَ يَذْهَبُ هَلِيٌّ إِلَى مَكَّةَ
    Belki yağmur yağar. قَدْ يَنْزِلُ المَطَرُ
    olmaz, doğrusu, kafir insan azgınlık eder. كَلاَّ إَنَّ الإِنْسَانَ لَيَطْغَى
    Çocuk büyüdü ama terbiye olmadı. كَبُرَ الغُلاَمُ وَ لَمَّا يَتَهَذَّبْ
    Yalan söylemedim. لَمْ أَكْذِبْ
    Hamit gelmeyecek. لَنْ يَأْتِيَ حَامِدٌ

    c- Hem isim hem de fiil ile kullanılan harflere örnekler:
    Halit ve Mahmut geldi. جَاءَ خَالِدٌ وَ مَحْمُودٌ
    Halit geldi ve oturdu. جَاءَ خَالِدٌ فَجَلَسَ
    Sadık geldi, sonra Necip geldi. جَاءَ صَادِقٌ ثُمَّ نَجِيبٌ
    Kitabı yahut kalemi al. خُذِ الكِتَابَ أَوِ القَلَمَ
    Pencereyi açtın mı? هَلْ فَتَحْتَ النَّافِذَةَ؟
    Sen öğrenci misin? أَ أَنْتَ تِلْمِيذٌ؟
    Onun ascedi var, yani altını var. عِنْدَهُ عَسْجَدٌ أَيْ ذَهَبٌ
    Gitmeni emrettim. أَمَرْتُكَ أَنِ اذْهَبْ
    Doğrusu akılsızlar, sefihler onlardır ve lakin bilmezler. أَلاَ إِنَّهُمْ هُمُ السُّفَهَاءُ وَلَكِنْ لاَ يَعْلَمُونَ -سورة بقرة ١٣
    Doğrusu, ağlatan ve güldürene, öldüren ve diriltene ve emri gerçek emir olana andolsun. أَمَّا وَالَّذِي أَبْكَى وَأَضْحَكَ وَالَّذِي أَمَاتَ وَأَحْيَا وَالَّذِي أَمْرُهُ الأَمْرُ
    Bu kitabı okumadım. مَا قَرَأْتُ هَذَا الكِتَابَ
    Ceryanlı (rüzgarlı) yerde oturma. لاَ تَجْلِسْ فِي مَجْرَي الهَوَاءِ
    O hikayeyi okudun mu? هَلْ قَرَأْتَ تِلْكَ القِصَّةَ؟
    Evet أَجَلْ
    Evet نَعَمْ
    O hikayeyi okumadın mı? أَلَمْ تَقْرَأْ تِلْكَ القِصَّةَ؟
    Evet, okudum. بَلَى، قَدْ قَرَأْتُ



  6. 12.Temmuz.2012, 15:09
    3
    Silent and lonely rains
    Bazı Sayı İsimleri بَعْضُ الأَعْدَادِ
    11-19 arası (11 ve 19 dahil) sayı isimlerinin iki bölümünün de son harfinin harekesi fetha-üstün'dır, her iki bölüm de, feth üzere mebnidir.
    Örnekler:
    11 adam geldi. جَاءَ أَحَدَ عَشَرَ رَجُلاً
    19 adam gördük. رَأَيْنَا تِسْعَةَ عَشَرَ رَجُلاً
    15 adam selamladık. سَلَّمْنَا عَلَى خَمْسَةَ عَشَرَ رَجُلاً

    Uyarı:
    Yalnız 12 sayısının ilk bölümü, mebni değil, mu'rabdır.
    Örnekler:
    12 çocuk geldi. جَاءَ اِثْنَا عَشَرَ طِفْلاً (مَرْفُوعٌ)
    12 çocuk gördük. رَأَيْنَا اِثْنَيْ عَشَرَ طِفْلاً (مَنْصُوبٌ)
    12 çocuğa uğradık. مَرَرْنَا بِاِثْنَىْ عَشَرَ طِفْلاً (مَجْرُورٌ)

    12 kız geldi. جَائَتْ اِثْنَتَا عَشَرَةَ طِفْلَةً (مَرْفُوعٌ)
    12 kız gördük. رَأَيْنَا اِثْنَتَيْ عَشَرَةَ طِفْلَةً (مَنْصُوبٌ)
    12 kıza uğradık. مَرَرْنَا بِاِثْنَتَيْ عَشَرَةَ طِفْلَةً (مَجْرُورٌ)


    b- Fiil cinsinden:
    Mazi Fiil الفِعْلُ المَاضِي
    Örnekler:
    Çocuk kapıyı açtı. فَتَحَ الطِّفْلُ البَابَ
    Çocuk kapıtı açtı. الطِّفْلُ فَتَحَ البَابَ
    Çocuk kapıyı açtı mı? هالْ فَتَحَ الطِّفْلُ البَابَ؟
    Örneklerde görüldüğü üzere, mazi fiil olan فَتَحَ kelimesi, cümlesinin neresinde bulunursa bulunsun, sonu değişmiyor, çünkü fetha üzere mebnidir.

    Kapıyı açtım. فَتَحْتُ البَابَ
    Kapıyı açtın. فَتَحْتَ البَابَ
    Kapıyı açtık. فَتَحْنَا البَابَ
    İkiniz kapıyı açtınız. فَتَحْتُمَا البَابَ
    Örneklerde görüldüğü üzere, mazi fiilde, fiil kökünün sonuna harekeli bir ref zamiri (yani تُ - تَ - نَا - تُمَا) bitişirse, mazi fiil, sükun üzere mebni olur.

    Kapıyı açtılar. فَتَحُوا البَابَ
    örneğinde görüldüğü üzere, mazi fiilin sonunda topluluk vav'ı وَاوُ الجَمَاعَةِ eklenince, mazi fiil, zamme üzere mebni مَبْنِيٌّ عَلَي الضَّمِّ olur.

    Emir Fiil فِعْلُ الأَمْرِ
    a- Fiilin son harfi sahih ise, emir, sükun üzere mebnidir.
    Örnekler:
    Kitabını oku! ! إِقْرَأْ كِتَابَكَ (قَرَأَ)
    Başını kaldır! ! اِرْفَعْ رَأْسَكَ (رَفَعَ)
    (hanımlara) Kitaplarınızı okuyunuz! ! اِقْرَأْنَ كِتَابَكُنَّ (emir filin sonuna dişilik nunu نُونُ النِّسْوَةِ bitişirse, emir yine sükun üzere mebnidir)
    (hanımlara) Başlarınızı kaldırınız! اِرْفَعْ رُؤُسَكُنَّ (emir filin sonuna dişilik nunu نُونُ النِّسْوَةِ bitişirse, emir yine sükun üzere mebnidir)

    b- Sonunda te'kid nunu (pekiştirme nunu - نُونُ التَّأْكِيدِ) varsa, emir fetha üzere mebnidir.
    Örnekler:
    Kitabını mutlaka oku! ! اِقْرَأَنْ كِتَابَكَ
    Kitabını mutlaka ve mutlaka oku! ! اِقْرَأَنَّ كِتَابَكَ

    c- Fiilin son harfi illet harfi ise, o fiilin emri, illet harfinin harfi üzere mebnidir مَبْنِيٌّ عَلَى حَذْفِ حَرْفِ العِلَّةِ.
    Örnekler:
    Kapıcıyı çağır! ! اُدْعُ البَوَّابَ (دَعَا - يَدْعُو)
    Kaldırımda yürü! اِمْشِ عَلَى الرَّصِيفِ (مَشَى - يَمْشِي)
    Zulmün akıbetinden kork! ! اِخْشَ عَاقِبَةً الظُّلْمِ (خَشِيَ - يَخْشَى)

    d- Emrin sonunda, ikilik elifi أَلِفُ الاِثْنَيْنِ, topluluk vav'ı وَاوُ الجَمَاعَةِ veya muhataba ي'sı يَاءُ المُخَاطَبَةِ varsa, o emir, nunun hazfi üzere mebni مَبْنِيٌّ عَلَى حَذْفِ النُّونِ olur.
    Örnekler:
    (ikiniz) Kitaplarınızı okuyunuz! ! اِقْرَآ كِتَابَكُمَا
    (ikiniz) Başlarınızı kaldırınız! ! اِرْفَعَا رَأْسَيْكُمَا
    Kitaplarınızı okuyun! ! اِقْرَأُوا كُتُبَكُمْ
    Başlarınızı kaldırınız! ! اِرْفَعُوا رُؤُوسَكُمْ
    (hanıma) Kitabını oku! ! اِقْرَإِي كِتَابَكِ
    (hanıma) Başını kaldır! ! اِرْفَعِي رَأْسَكِ


    Te'kid Nununa Bitişik Muzari: الفِعْلُ المُضَارِعُ المُتَّصِلُ بِنُونِ التَّوْكِيدِ
    Muzari fiilin sonuna te'kid (pekiştirme) nunu نُونُ التَّوْكِيدِ bitişirse o muzari fiil, feth üzere mebni olur.
    Örnek:
    Dostlara mutlaka yardım ederiz. لَنَنْصُرَنَّ الأَصْدِقَاءَ (نَصَرَ)

    örnekte gördüğümüz üzere, "yardım ederiz" fiilini pekiştirmek, kuvvetlendirmek için, başına ل sonuna ن gelmiştir. Örnekte, fiilin asli harfinin harekesi fethadır ve fiil, fetha üzere mebni مَنْنِيٌّ عَلَى الفَتْحِ dir.
    Dişilik Nununa Bitişik Muzari: الفِعْلُ المُضَارِعُ المُتَّصِلُ بِنُونِ النِّسْوَةِ
    Sonunda dişilik nunu bulunursa, muzari, sükun üzere mebni مَبْنِيٌّ عَلَى السُّكُونِ olur.
    Örnek:
    Kadınlar yiyorlar. النِّسَاءُ يَأْكُلْنَ
    örnekte يَأْكُلُ yiyor fiiline, dişilik nunu bitişmiştir, kelime, sükun üzere mebni مَبْنِيٌّ عَلَى السُّكُونِ dir.

    c- Harf Cinsinden:
    Mana Harfleri حُرُوفُ المَعَانِي
    Hece harflerinden ayrılmak için mana harfleri adı verilen harflerin ( فِي - مِنْ - أَنْ - هَلْ - ثُمَّ - نَعَمْ ) gibi hepsi mebnidir, sonları değişmez.
    Mana harflerinin bir bölümü isimlere eklenir, bir bölümü ise fillere eklenir, bir bölümü de hem fiillere, hem isimlere eklenir.

    Mana Harfleri حُرُوفُ المَعَانِي
    Fiile Mahsus المُخْتَصُّ بِالفِعْلِ
    (١- أَحْرُفُ النَّصْبِ: (أَنْ ، لَنْ
    (٢- أَحْرُفُ المَصْدَرِ: (أَنْ ، كَيْ
    (٣- أَحْرُفُ الجَزْمِ: (إِنْ ، لمْْ
    (٤- حَرْفَا الشَّرْطِ: (إِنْ ، لَوْ
    (٥- أَحْرُفُ التَّخْصِيصِ: (أَلاَ، هَلاَّ
    (٦- حَرْفَا الإِسْتِقْبَالِ: (سَ ، سَوْفَ
    (٧- حَرْفُ التَّوَقُّعِ: (قَدْ
    (٨- حَرْفُ الرَّدْعِ: (كَلاَّ
    (٩- أَحْرُفُ النَّفِي: (لَمْ ، لَمَّا ، لَنْ

    İsme Mahsus المُخْتَصُّ بِالاِسْمِ
    (١- حُرُوفُ الجَرِّ: (مِنْ ، إِلَى
    (٢- أَحْرُفُ القَسَمِ: (ب ، ت
    (٣- أَحْرُفُ الاِسْتِثْنَاءِ: (اِلاَّ، خَلاَ
    (٤- أَحْرُفُ النِّدَاءِ: (يَا ، أَيْ
    (٥- الأَحْرُفُ المُشَبَّهَةُ بِالفِعْلِ: (إَنَّ وَ أَخَوَاتُهَا
    (٦- حَرْفَا المُفَاجَأَةِ: (إِذْ ، إِذَا
    (٧- حَرْفَا التَّفْصِيلِ: (أَمَّا ، إِمَّا
    (٨- أَحْرُفُ التَّنْبِيهِ: (أَلاَ ، هَا
    (٩- حَرْفَا النَّفْيِ: (لاَتَ ، إِنْ

    Müşterek المُشْتَرَكُ
    (١- حُرُوفُ الجَرِّ: (مِنْ ، إِلَى
    (٢- أَحْرُفُ القَسَمِ: (ب ، ت
    (٣- أَحْرُفُ الاِسْتِثْنَاءِ: (اِلاَّ، خَلاَ
    (٤- أَحْرُفُ النِّدَاءِ: (يَا ، أَيْ
    (٥- الأَحْرُفُ المُشَبَّهَةُ بِالفِعْلِ: (إَنَّ وَ أَخَوَاتُهَا
    (٦- حَرْفَا المُفَاجَأَةِ: (إِذْ ، إِذَا
    (٧- حَرْفَا التَّفْصِيلِ: (أَمَّا ، إِمَّا
    (٨- أَحْرُفُ التَّنْبِيهِ: (أَلاَ ، هَا
    (٩- حَرْفَا النَّفْيِ: (لاَتَ ، إِنْ

    الأَحْرُفُ المُشْتَرَكَةُ بَيْنَ الإِسْمِ وَالفِعْلِ
    (١- أَحْرُفُ العَطْفِ: (وَ ، فَ ، ثُمَّ ، أَوْ
    (٢- حَرْفَا الاِسْتِفْهَامِ: (هَلْ، أَ
    (٣- حَرْفَا التَّفْشِيرِ: (أَيْ ، أَنْ
    (٤- حَرْفَا الاِسْتِفْتَاحِ: (أَلاَ ، أَمَا
    (٥- أَحْرُفُ النَّفْيِ: (مَا ، لاَ
    (٦- أَحْرُفُ الجَوَابِ: (نَعَمْ ، بَلَى ، أَجَلْ

    Mana harflerinin cümle içinde kullanılışını örneklerle görelim:
    a- İsme Mahsus mana harflerine örnekler:
    Öğrenci evden çıktı. خَرَجَ التِّلْمِيذُ مِنْ البَيْتِ
    Adam tarlaya gitti. ذَهَبَ الرَّجُلُ إِلَى الحَقْلِ
    Allaha andolsun. بِاللهِ
    Allaha andolsun. تَاللهِ
    Biri müstesna, öğrenciler geldi. جَاءَ الطُّلاَّبُ اِلاَّ وَاحِدًا
    Biri dışında, öğrenciler geldi. جَاءَ الطُّلاَّبُ خَلاَ وَاحِدٍ
    Ey Halid! ! يَا خَالِدُ
    Ey Halid! ! أَيْ خَالِدُ
    Muhakkak ki Allah her şeye muktedirdir. إِنَّ اللهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
    Yürüdük bir de ne görelim, Hamit önümüzde! ! سِرْنَا فَإِذَا حَامِدٌ أَمَامَنَا
    Ben yolda iken, Mahmut çıkageldi. بَيْنَا أَنَا فِي الطَّرِيقِ إِذْ أَقْبَلَ مَحْمُودٌ
    Dilenciye gelince onu azarlama. وَ أَمَّا السَّائِلَ فَلاَ تَنْهَرْ
    Sen mi atarsın, yoksa biz mi atanlar olalım? إِمَّا أَنْ تُلْقِيَ وَإِمَّا أَنْ نَكُونَ نَحْنُ المُلْقُونَ؟
    Doğrusu akılsızlar onlardır. أَلاَ إِنَّهُمْ هُمُ السُّفَهَاءُ
    İşte muvaffıksın. هَا إِنَّكَ نَاجِحٌ
    Keşki bir gün gençlik geri gelseydi. لَيْتَ الشَّبَابَ يَعُودُ يَوْمًا
    Kafirler ancak bir aldanma içindedir. إِنِ الكَافِرُونَ إِلاَّ فِي غُرُورٍ

    b- Fiile Mahsus mana harflerine örnekler:
    Çıkmak istiyorum. أُرِيدُ أَنْ أَخْرُجَ
    Yalan söylemeyeceksin. لَنْ تَكْذِبَ
    Oruç tutmanız, sizin için daha iyidir. وَ أَنْ تَصُومُوا خَيْرٌ لَكُمْ
    Öğrenmek için geldim. جِئْتُ كَيْ أَتَعَلَّمَ
    Çalışırsan başarırsın. إِنْ تجْتَهِدْ تَنْجَحْ
    Yazmadı لَمْ يَكْتُبْ
    Dinlersen öğrenirsin. إِنْ تَسْتَمِعْ تَتَعَلَّمْ
    Çalışsaydın başarırdın. لَوِ اجْتَهَدْتَ لَنَجَحْتَ
    Allah'ın bağışlamasını sevmez misiniz? أَلاَ تُحِبُّونَ أَنْ يَغْفِرَ اللهُ لَكُمْ -سورة النور ٢٢
    Bizi ziyaret etmez misiniz? (etsene!) ! هَلاَّ تَزُورُنَا
    Mahmut, bir mektup yazacak. سَيَكْتُبُ مَحْمُودٌ رِسَالَةً
    Ali, ileride Mekkeye gidecek. سُوْفَ يَذْهَبُ هَلِيٌّ إِلَى مَكَّةَ
    Belki yağmur yağar. قَدْ يَنْزِلُ المَطَرُ
    olmaz, doğrusu, kafir insan azgınlık eder. كَلاَّ إَنَّ الإِنْسَانَ لَيَطْغَى
    Çocuk büyüdü ama terbiye olmadı. كَبُرَ الغُلاَمُ وَ لَمَّا يَتَهَذَّبْ
    Yalan söylemedim. لَمْ أَكْذِبْ
    Hamit gelmeyecek. لَنْ يَأْتِيَ حَامِدٌ

    c- Hem isim hem de fiil ile kullanılan harflere örnekler:
    Halit ve Mahmut geldi. جَاءَ خَالِدٌ وَ مَحْمُودٌ
    Halit geldi ve oturdu. جَاءَ خَالِدٌ فَجَلَسَ
    Sadık geldi, sonra Necip geldi. جَاءَ صَادِقٌ ثُمَّ نَجِيبٌ
    Kitabı yahut kalemi al. خُذِ الكِتَابَ أَوِ القَلَمَ
    Pencereyi açtın mı? هَلْ فَتَحْتَ النَّافِذَةَ؟
    Sen öğrenci misin? أَ أَنْتَ تِلْمِيذٌ؟
    Onun ascedi var, yani altını var. عِنْدَهُ عَسْجَدٌ أَيْ ذَهَبٌ
    Gitmeni emrettim. أَمَرْتُكَ أَنِ اذْهَبْ
    Doğrusu akılsızlar, sefihler onlardır ve lakin bilmezler. أَلاَ إِنَّهُمْ هُمُ السُّفَهَاءُ وَلَكِنْ لاَ يَعْلَمُونَ -سورة بقرة ١٣
    Doğrusu, ağlatan ve güldürene, öldüren ve diriltene ve emri gerçek emir olana andolsun. أَمَّا وَالَّذِي أَبْكَى وَأَضْحَكَ وَالَّذِي أَمَاتَ وَأَحْيَا وَالَّذِي أَمْرُهُ الأَمْرُ
    Bu kitabı okumadım. مَا قَرَأْتُ هَذَا الكِتَابَ
    Ceryanlı (rüzgarlı) yerde oturma. لاَ تَجْلِسْ فِي مَجْرَي الهَوَاءِ
    O hikayeyi okudun mu? هَلْ قَرَأْتَ تِلْكَ القِصَّةَ؟
    Evet أَجَلْ
    Evet نَعَمْ
    O hikayeyi okumadın mı? أَلَمْ تَقْرَأْ تِلْكَ القِصَّةَ؟
    Evet, okudum. بَلَى، قَدْ قَرَأْتُ






+ Yorum Gönder