Konusunu Oylayın.: Kalem yazdı mürekebi de kurudu hadisinin anlamı nedir ?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Kalem yazdı mürekebi de kurudu hadisinin anlamı nedir ?
  1. 25.Nisan.2012, 14:52
    1
    Misafir

    Kalem yazdı mürekebi de kurudu hadisinin anlamı nedir ?






    Kalem yazdı mürekebi de kurudu hadisinin anlamı nedir ? Mumsema Kalem yazdı mürekebi de kurudu hadisinin anlamı ne olduğu hakkında bilgiler verir misiniz ?


  2. 25.Nisan.2012, 14:52
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 29.Mayıs.2012, 16:32
    2
    rana
    Aciz Kul

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Temmuz.2007
    Üye No: 5879
    Mesaj Sayısı: 5,605
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 70
    Bulunduğu yer: Stuttgart/Istanbul/Ankara

    Cevap: kalem yazdı mürekebi de kurudu hadisinin anlamı nedir ?




    bu hadis degildir kardesim..
    Mevlananin sözü dür..


    ....

    Alıntı
    Mevlânâ, “Kalem kurudu” (Ahmed b. Hanbel, 1992, I, 293) rivâyetini, yukarıdaki manaya uygun düşecek şekilde yorumlar. “Kalem olacak olan şeyleri yazdı” demek, kalemin mürekkebi kurudu, ibadetle günah, emin oluşla hırsızlık, şükürle nankörlük bir değildir. İşte bunları yazdı da kurudu, demektir.” (Mevlânâ, 1974, V, 256). Mevlânâ, “kalemler kaldırıldı, sayfalar dürüldü” ifadesinden fatalist bir yorumdan ziyade, dinî ve ahlakî düzlemde iyi ve kötü kategorisine giren ilkelerin belirlenmişliğini anlar. Böylece o, âlemde bir düzenin ve nizamın varlığını açıklamış olur. İnsana düşen görev, tasarruflarını yerine getirmede bu nizamı gözetmelidir. Mevlânâ, halk dilinde, alın yazısı anlamında cebri inancı destekleyecek bir yorumdan kaçınır. Çünkü, eğer inanç seçimi konularında önceden belirlenmişlik inancına dayalı bir yorumlamaya gidilirse, ilahi teklifin bir anlamı kalmaz. Dolayısıyla Mevlânâ, “kalem kurudu” rivâyetine, insanın ihtiyarı noktasında liberal bir yorum getirir:

    “Zulmedersen kötüsün, gerisin geriye gittin. Kalem bunu yazdı ve mürekkebi kurudu. Adalette bulunursan saadete erersin, kalem bunu yazdı, mürekkebi bile kurudu. Elinle hırsızlık edersen cezanı çekersin. Kalem yazdı, mürekkebi bile kurudu. Şarap içersen sarhoş olursun. Kalem yazdı, mürekkebi bile kurudu.

    ...

    “Kalem kurudu” sözünün manası, benim yanımda adâletle sitem bir değildir Ben, hayırla şerrin arasına bir fark koydum. Kötüyle daha kötüyü de ayırdım demektir.” (Mevlânâ, 1974, V, 257).

    Mevlânâ, gerçek özgürlüğü Allah‟a esarette bulur. Mesnevî‟de bir başka yerde avamın cebrini mahkum etme düşüncesine tekrar döner:

    “Zaman zaman sana gelip çatan dertler, senin eylemlerinden dolayıdır. İşte “kalem yazdı, mürekkebi bile kurudu”nun manası budur. Bizim âdetimiz değişmez, doğru yolu gösteririz. İyiliğe karşılık iyilik, kötülüğe karşılık da kötülük demektir.” (Mevlânâ, 1974, V, 261).

    O halde insan metafiziki kötülük karşısında sızlanmamalıdır. Bu tamamıyla kendi eylemleri sonucudur. İnsan psikolojisinde çoğu zaman şu düşünce vardır. İnsan, başarılarının, gerçekleştirdiği iyiliklerin kaynağını kendisinde bulur. Ama, başarısızlıklarına ve kötülüklerine pek sahip çıkmaz. Onları, bir günah keçisi icat ederek birilerine yüklemek ister. Bu fertler için olduğu kadar, toplumlar için de böyledir. Determinizmin, makul sınırı aşmış kaderciliğin, fatalizmin hakim olduğu dönemler, genellikle problemin üstesinden yiğitçe gelinemeyen dönemlerdir. Nitekim İslam Dünyasında Peygamber‟in kurduğu sağlam nizam sarsılmaya, siyasi ihtiraslar kükremeye, medeniyetin yerini câhiliyet almaya başlayınca, akıl dışı ölçülere varan kadercilik anlayışı ümmetin hayatında kök salmaya başladı. Mekke‟den Medine‟ye hicret ederek dünyanın gidişini değiştiren insanların torunları veya takipçileri, kurtuluşu mücadelede, mücâhedede değil, başkalarını suçlamada, mehdilerin gelmesini beklemede buldular. (Aydın, 2000, 96).

    ....



  4. 29.Mayıs.2012, 16:32
    2
    Aciz Kul



    bu hadis degildir kardesim..
    Mevlananin sözü dür..


    ....

    Alıntı
    Mevlânâ, “Kalem kurudu” (Ahmed b. Hanbel, 1992, I, 293) rivâyetini, yukarıdaki manaya uygun düşecek şekilde yorumlar. “Kalem olacak olan şeyleri yazdı” demek, kalemin mürekkebi kurudu, ibadetle günah, emin oluşla hırsızlık, şükürle nankörlük bir değildir. İşte bunları yazdı da kurudu, demektir.” (Mevlânâ, 1974, V, 256). Mevlânâ, “kalemler kaldırıldı, sayfalar dürüldü” ifadesinden fatalist bir yorumdan ziyade, dinî ve ahlakî düzlemde iyi ve kötü kategorisine giren ilkelerin belirlenmişliğini anlar. Böylece o, âlemde bir düzenin ve nizamın varlığını açıklamış olur. İnsana düşen görev, tasarruflarını yerine getirmede bu nizamı gözetmelidir. Mevlânâ, halk dilinde, alın yazısı anlamında cebri inancı destekleyecek bir yorumdan kaçınır. Çünkü, eğer inanç seçimi konularında önceden belirlenmişlik inancına dayalı bir yorumlamaya gidilirse, ilahi teklifin bir anlamı kalmaz. Dolayısıyla Mevlânâ, “kalem kurudu” rivâyetine, insanın ihtiyarı noktasında liberal bir yorum getirir:

    “Zulmedersen kötüsün, gerisin geriye gittin. Kalem bunu yazdı ve mürekkebi kurudu. Adalette bulunursan saadete erersin, kalem bunu yazdı, mürekkebi bile kurudu. Elinle hırsızlık edersen cezanı çekersin. Kalem yazdı, mürekkebi bile kurudu. Şarap içersen sarhoş olursun. Kalem yazdı, mürekkebi bile kurudu.

    ...

    “Kalem kurudu” sözünün manası, benim yanımda adâletle sitem bir değildir Ben, hayırla şerrin arasına bir fark koydum. Kötüyle daha kötüyü de ayırdım demektir.” (Mevlânâ, 1974, V, 257).

    Mevlânâ, gerçek özgürlüğü Allah‟a esarette bulur. Mesnevî‟de bir başka yerde avamın cebrini mahkum etme düşüncesine tekrar döner:

    “Zaman zaman sana gelip çatan dertler, senin eylemlerinden dolayıdır. İşte “kalem yazdı, mürekkebi bile kurudu”nun manası budur. Bizim âdetimiz değişmez, doğru yolu gösteririz. İyiliğe karşılık iyilik, kötülüğe karşılık da kötülük demektir.” (Mevlânâ, 1974, V, 261).

    O halde insan metafiziki kötülük karşısında sızlanmamalıdır. Bu tamamıyla kendi eylemleri sonucudur. İnsan psikolojisinde çoğu zaman şu düşünce vardır. İnsan, başarılarının, gerçekleştirdiği iyiliklerin kaynağını kendisinde bulur. Ama, başarısızlıklarına ve kötülüklerine pek sahip çıkmaz. Onları, bir günah keçisi icat ederek birilerine yüklemek ister. Bu fertler için olduğu kadar, toplumlar için de böyledir. Determinizmin, makul sınırı aşmış kaderciliğin, fatalizmin hakim olduğu dönemler, genellikle problemin üstesinden yiğitçe gelinemeyen dönemlerdir. Nitekim İslam Dünyasında Peygamber‟in kurduğu sağlam nizam sarsılmaya, siyasi ihtiraslar kükremeye, medeniyetin yerini câhiliyet almaya başlayınca, akıl dışı ölçülere varan kadercilik anlayışı ümmetin hayatında kök salmaya başladı. Mekke‟den Medine‟ye hicret ederek dünyanın gidişini değiştiren insanların torunları veya takipçileri, kurtuluşu mücadelede, mücâhedede değil, başkalarını suçlamada, mehdilerin gelmesini beklemede buldular. (Aydın, 2000, 96).

    ....






+ Yorum Gönder