Konusunu Oylayın.: Kürtçe kelime haznesi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Kürtçe kelime haznesi
  1. 19.Aralık.2011, 22:36
    1
    Misafir

    Kürtçe kelime haznesi






    Kürtçe kelime haznesi Mumsema Kürtçe kelime haznesi nedir Kürtçe kelime haznesi hakkında bilgiler verir misiniz ?


  2. 19.Aralık.2011, 22:36
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 27.Aralık.2011, 16:35
    2
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Kürtçe kelime haznesi




    Kürtçü kesimin internette yaydığı ve Türkçe diye bir dilin olmadığı iddialarının dillendirildiği safsatanâme'ye rastlamışsınızdır. Bu yazı, Kürtçü kesime anlayacakları dilden bir cevaptır. Kürtçü kesim, Farsça'dan Kürtçe'ye geçmiş olan sözcüklere de Kürtçe demekte “onlar ortak sözcükler” diyerek alıntı olan bu sözcükleri gizlemeye çalışmaktadır. Tabii ki Farsça ile Kürtçe'nin ortak kelimeleri de bulunmaktadır ancak Kürtçe'ye Farsça'dan alınan kelimeler de vardır. Söz gelimi Kürtçü iddiaya göre “nâme” Kürtçe'dir. Oysa bu yalanı, biraz lisâniyat bilen biri hemen görebilir. Çünkü Farsça olan nâme sözcüğü yine Farsça olan nâm “isim, ad”dan gelir. Kürtçe'de ise nav “isim, ad” demektir. Yâni nâme'nin Farsça'dan alıntı olduğu âşikârdır. Eğer bu ortak bir kelime olsaydı bunun navî olması gerekirdi.


    Kürtçü kesim, Türkçe'den ve Arapça'dan gelen kelimeleri de öz Kürtçe ilân etmekte ve lisâniyat ilmine ideoloji, milliyetçilikle yaklaşmaktadır. Bir nevî “Kürt Güneş Dil Teorisi” inşâ etmektedirler. Söz gelimi Kürtçe qerax “kıyı, sâhil” sözcüğü ilk bakışta öz Kürtçe sanılabilir oysa Türkçe'dir. Türkiye Türkçesi halk ağızlarında kırak “kenar 2) kıyı”, Azerbaycan Türkçesi'nde qırax “kenar 2) kıyı” demektir. Çoğu dilde “kıyı” anl***** gelen sözcük “kesmek, kırmak” kökünden gelir ki Türkçe “kıyı” sözüğü de kı- kökünden gelmektedir. (kıy- “kıymak” da aynı köktendir) Arapça sâhil < sahl “kıyma, rendeleme”, İngilizce shore “kıyı” = shear “kırpma, kesme” örnekleri gibi. Türkçe kırak/qırax > Kürtçe qerax olmuştur.


    Bir başka örnek, Kürtçe erd “yer” sözcüğü. Kürtçü kesim bu sözcüğe de “öz Kürtçe” deyip bu sözcüğün Almanca erde “yer 2) dünya” = İngilizce earth “yer 2) dünya” ile “kökteş” oluğunu iddia eder. Oysa sözcük Arapça ard'dan gelir. Bu Arapça kökenli sözcük Türkçe'de ise arz “yer” olmuştur. Arapçadaki “dat” harfi, Türkçe'ye geçen kelimelerde “z”, Kürtçe ve Farsça'ya geçen kelimelerde “d” olur. Arapça arD (dat) > Türkçe “arz” > Kürtçe “erd”...


    Kürtçe'nin kapsamlı bir etimolojik sözlüğü yoktur ve bu “Kürt Güneş Dil Teorisi” bakışıyla da hazırlanamaz. Kürtçe'deki koç “göç”, koçer “göçer”, isot “issi ot” gibi öz be öz Türkçe kelimeleri dahi “öz Kürtçe“ sanan ve ilân eden bakış açısı sahipleri elbette ilmî gerçekleri bırakıp uydurma teoriler ortaya atacaktır.


    Kürtçü safsatanâmeciler gibi yapıp Kürtçe'deki yabancı kökenli kelimeleri bölüm bölüm verelim. Mâdem bir dildeki yabancı kökenli kelimeler, o dilin “olmadığının” kanıtıdır, aynı bakış açısıyla bakalım Kürtçe var mıymış yok muymuş? Tabii bu çalışmadaki kelimeler “ufak” bir örnektir. Kürtçe'deki yabancı kökenli kelimelerin (Ermenice, Fransızca, İngilizce, Süryanice, Urartuca, Hurrice, Gürcüce, Lazca, Lezgice, Yunanca, Almanca, İtalyanca, Latince, Rusça vb. hâriç tutuldu) tümü değil, sadece Türkçe, Arapça ve Farsça'dan geçenlerin cüz'i bir kısmına yer verilmiştir.


    Örneğin, pamidor “domates” < Rusça, kartol “patates” < Rusça, pirpirim “semizotu” < Ermenice, bacanê sor “al patlıcan” < Farsça badincan > Kü bacanê, Kü gêras < Yun kerasos gibi diğer dillerden yapılan alıntılara değinilmemiştir.


    Ev, Mutfak, Bitki adları, Hayvan adları ve Günlük Hayatla ilgili kelimelerden bazı örnekler



    oda, ode < Tü oda


    îsot < Tü issi ot < ıssı ot “sıcak ot, acı ot”


    qawin < Tü kavun


    gizêr, gêzer < Tü kezer “havuç” (halk ağzıları)


    yarkok < Tü yerkök “havuç” (halk ağzıları)


    arpalix < Tü arpalık


    tor < Tü tor “sık gözlü ağ”


    torbe < Tü torba


    dorpî < Tü törpü


    dorpî kirin < Tü törpü'den “törpüleme”


    dorpîkirî < Tü törpü'den “törpülü”


    turm, torm < Tü torum “deve yavrusu”


    dol < Tü döl “torun anlamında”


    torîn < Tü torun


    pisîk, pişîng, pişîk < Tü pisik “kedi” (halk ağızları)


    gogercîn < Tü güvercin


    çelik < Tü çelik


    çorek < Tü çörek


    qewan < Tü kovan


    qerekol < Tü karakol


    ordî < Tü ordu


    qertel < Tü kartal


    boz < Tü boz “kır, gri”


    qir < Tü kır “gri”


    qeraç < Tü kıraç


    hespê boz < Tü boz'dan “boz at, kır at”


    boz bûn < Tü boz'dan “bozlaşma, kırarma, grileşme”


    çakûç < Tü çekiç < çakıç (çak- “çakmak” kökünden)


    bitov < Tü bit- kökünden “bitiv” (tohum) (halk ağızları bitiv, bider “tohum”)


    çax < Tü çağ “zaman, vakit, çağ”


    biçax, bêçax < Tü çağ'dan “bîçağ, zamansız, çağsız”


    kasok < Tü kesek'ten “orak, kesme aracı”


    belge < Tü belge


    belge kirin < Tü belge'den “belgelemek”


    bibelge < Tü belge'den “belgesiz”


    belgedar < Tü belge'den “belgeli”


    belgedan < Tü belge'den “belgelik, arşiv 2) dosya”


    belgewar < Tü belge'den “belgesel”


    belgename < Tür belge'den “senet”


    belgeyî < Tü belge'den “dokümanter”


    gemî < Tü gemi


    gemîvan < Tü gemi'den “gemici, armatör”


    gemîvanî < Tü gemi'den “gemicilik, armatörlük”


    gûz < Tü koz “ceviz”


    gûzik < Tü kozak “kozalak”


    gûzikî < Tü kozak'tan “kozaksı, kozalaksı”


    qarqarok < Tü karga


    telik < Tü terlik


    çîçek < Tü çiçek


    çemçik < Tü “çömçük” (kepçe) çömçe “kepçe” (halk ağızları) (Farsça'ya da “çumça” olarak geçmiştir.)


    aş < Tü aş “yemek” (Kazakça as, Kırgızca/Özbek/Türkmen/Azeri/Uygur/Tatar/Başkırt aş, Yakutça aas)


    aşpêj < Tü aş'tan “aşçı”


    aşpêjî < Tü aş'tan “aşçılık”


    aşxane < Tü aş'tan “aşevi, aşhâne”


    çetel < Tü çatal


    biçetel < Tü çatal'da “çatallı”


    çeteldank < Tü çatal'dan “çatallık”






    kap < Tü kap “tas, kâse”


    qalpax < Tü kalpak “kapak, kapatan”


    kepeng < Tü kapanak/kepenek (Farsça'ya da kepenk/kepeng olarak geçmiştir. Türkçe kapanak ile kepenek aynı kelimedir “kapanan/kapatılan şey”)


    kepenek < Tü kepenek


    kapek, kapik, kepik, kepek < Tü kepek “tahıl kepeği”


    boza < Tü boza


    bozafiroş < Tü boza'dan “bozacı”


    bozafiroşî < Tü boza'dan “bozacılık”


    bozaker < Tü boza'dan “bozacı”


    bozakerî < Tü boza'dan “bozacılık”


    kulek < Tü külek “kova, tahta kova” (halk ağızları)


    mantî < Tü mantı


    ocax < Tü ocak


    don < Tü don (don yağı, katı yağ)


    qatix < Tü katık


    biqatix < Tü katık'tan “katıklı”


    bêqatix < Tü katık'tan “katıksız”


    qatix kirin < Tü katık'tan “katıklamak”


    meyan < Tü meyan “glycirrhiza”


    ordek < Tü ördek


    balaban < Tü balaban


    beyreq < Tü bayrak


    çelik < Tü çelik


    temîrkere < demircilik


    çakmaq < Tü çakmak


    çakmaqfiroş < Tü çakmak'tan “çakmakçı”


    çakmaqdar < Tü çakmak'tan “çakmaklı”


    bêçakmaq < Tü çakmak'tan “bîçakmak, çakmaksız”


    qiço < Tü küçük


    at < Tü at


    doner < Tü döner


    donervan < Tü döner'den “dönerci”


    çelik < Tü çelik


    çorek < Tü çörek











    Dillerde çokça kullanılan kavramlardan, kelimelerden bir kısım örnekler



    dîrek < Tü direk


    dûz < Tü düz


    dûz bûn < düzleşmek


    dûzbûnî < düzlük


    dûzekî < düzce


    dûz kirin < düzletme, düzleme


    çapik < Tü çabuk (çap- “hızlı gitmek, hızlı olmak” kökünden. Çapkın ve “at çapmak” bu kökten gelir. Farsça'ya ve Ermenice'ye de geçmiştir.)


    çalim < Tü çalım


    çalim kirin < çalımlanma


    çalak < Tü çalak “hızlı, çabuk 2) yapan çal-ış-mak ile aynı kökten)


    çalak bûn < Tü çalıştırmak


    çalakî < Tü çalaklık, etkinlik


    çalakîker < Tü çalak'tan “eylemci”


    çalakîkerî < Tü çalak'tan “eylemcilik”


    çalaktî < Tü çalak'tan “atılgan”


    çalakîsaz < Tü çalak'tan “eylemci”


    çalakîsazî < Tü çalak'tan “eylemcilik”


    çalakane < Tü çalak'tan “çalakâne, etkince”


    tore < Tü töre
    torenenas < Tü töre'den “töre tanımaz”
    torenenasî < Tü töre'den “töre tanımazlık”
    toreyî < Tü töre'den “törevî, töresel”
    torî < Tü tor “genç”ten “torluk”


    koç < Tü köç “göç”


    koçer < Tü köçer “göçer, göçebe”


    koçerî < Tü köçer'den “göçerî, göçerlik, göçebelik”


    koç kirin < Tü köç “göç”ten “göçmek”


    koç bûn < Tü köç “göç”ten “göçme”


    koçber < Tü köç'ten “göçmen”


    koçberî < Tü köç'ten “göçmenlik”


    koçbûyîn < Tü köç'ten “göçüş”


    qerqeşûn < Tü kargaşa


    biqerqeşûn < Tü kargaşa'dan “kargaşalı”


    qerqeşûnî < Tü kargaşa'dan “kargaşalık”


    çol < Tü çöl


    çolax < Tü çolak


    çolistan < Tü çöl'den “çölistan, sahra”


    çolkarî < Tü çöl'den “kırsal, çölsel”


    çolter < Tü çöl'den “kırsal, kır, kırlık, step”


    çolterî < Tü çöl'den “kırsal, kırlık”


    çokterî bûn < Tü çöl'den “kırlaşmak, kırsallaşmak”


    çolwar < Tü çöl'den “kır, kırsal”


    çewlik < Tü çevlik “etrafı çevrilmiş yer, bahçe 2) büklük”


    çawîş < Tü çavuş


    çawîşî < Tü çavuş'tan “çavuşluk”


    qedexe kirin < Tü kadağan “yasak”tan > “yasaklama” (Azerbaycan/Oğuz Türkçesi qadağan, Özbekçe katäğan “yasak”)


    qadexe bûn < Tü kadağan'dan “yasaklanma”


    qedexeker < Tü kadağan'dan “yasaklayıcı”


    çapan < Tü çapan “bez 2) pamuk” < Eski Türkçe çapğan (çaput “eski dokuma bez” ile aynı kökten < çap- “çapmak, vurmak 2) dokumak”)


    çap < Tü “çapmak”tan > “basım, vurum” < Eski Türkçe çap- “çapmak, çarpmak, vurmak 2) basmak 3) dokumak” (çaput “dokuma bez”, çapğan “çapan, bez” aynı kökten çak- “çakmak, vurmak”, çal- “çalmak, vurmak” (kaşık çalmak, saz çalmak, çala kaşık, çala kalem vb.)


    demxe < Tü damga


    demxe kirin < Tü damga'dan “damgalama”


    bidemxe < Tü damga'dan “damgalı”


    bêdemxe < Tü damga'dan “bîdamga, damgasız”


    kole < Tü köle “esir”


    kolekî < Tü köle'den “kölece”


    kolewari < Tü köle'den “kölevârî, kölece”


    koledar, kolewar < Tü köle'den “köleci”


    koledarî, kolewarîtî < Tü köle'den “kölecilik”


    kole bûn < Tü köle'den “köleleşme”


    kole kirin < Tü köle'den “köleleştirme”


    koledar < Tü köle'den “köleli”


    koletî < Tü köle'den “kölelik”


    dîlek < Tü dilek “temennî”


    top < Tü top (oyun topu)


    top < Tü top (savaş topu)


    topik < Tü top, topak'tan “toparlak” (Sözcük Ermenice'ye de bir yemek adı olarak geçmiştir. Topik “nohut ezmesi”)


    topikî < Tü top, topak'tan “toparlakça”


    topavêj < Tü top'tan “topçu”


    topavêjî < Tü top'tan “topçuluk”


    top kirin < Tü top (toplu'dan) “toplama”


    top bûn < Tü top'tan “toplanma”


    qame < Tü kama “hançer”


    gerek < Tü gerek “lûzum, lâzım”


    gerekî < Tü gerek'tan “gerekçe”


    gerek kirin < Tü gerek'ten “gerektirmek”


    gerek bûn < Tü gerek'ten “gerekmek”


    bey < Tü bay “zengin, varsıl” (Eski Türkçe bay “zengin”)


    bey < Tü bey “efendi”


    xanim < Tü hanım


    xanimtî < Tü hanım'dan “hanımlık”


    qîz < Tü kız


    Qizilbaş < Tü Kızılbaş


    Qizilbaşî < Tü Kızılbaş'tan “Kızılbaşlık”


    gizir < Tü kızar- “kızarmak, kızıl olmak”


    gizirî < Tü kızar'dan “kızılca”


    ocaxvanî < Tü ocak'tan “ocakçılık”


    qelq < Tü kalk- “hareket etmek”


    xan < Tü han (kağan, bey)


    qat < Tü kat “tabaka”


    qat bûn < Tü kat'tan “katlanmak”


    qat kirin < Tü kat'tan “katlamak”


    qata jor < Tü kat'tan “çekme kat”


    qat bûyin < Tü kat'tan “katlanış”


    qat jimar < Tü kat'tan “kat sayı”


    qatkirî < Tü kat'tan “katlı”


    qatmer < Tü katmer


    qatqat < Tü kat'tan “katkat, katmer”


    qatqatî < Tü kat'tan “katkat, katman”


    qatqatî bûn < Tü kat'tan “katmerleşmek, katmanlaşmak”

    êl < Tü el “halk 2) devlet” (Eski Türkçe él “halk 2) devlet”) Kürtçe “aşiret, oymak” anlamında.


    ela < Tü elâ, ala


    alav < Tü alav (Eski Türkçe yalav. Aynı kökten yalaz “ateş”, yalım “kıvılcım”) Sözcük, Farsça'ya “alev” olarak geçmiştir.


    qerax < Tü kırak “kıyı, kenar 2) sâhil”. Azerbaycan Türkçesi qırax “kenar 2) kıyı”. Kürtçe'ye kırak > qerax “kıyı, sâhil” anlamıyla geçmiştir.


    gol < Tü göl


    golik < Tü gölek “küçük göl” (Eski Türkçe kölek “gölcük”)


    gorî < Tü göre


    îsîn < Tü ışımak, ışın “parlaklık”


    kirt kirin < Tü kertmek


    sax < Tü sağ


    saxlem < Tü sağlam


    bi saxlemî < Tü sağlam'dan “sağlamca”


    saxlem kirin < Tü sağlam'dan “sağlamlama”


    saxlem bûn < Tü sağlam'dan “sağlamlaşma”


    saxlembûnî < Tü sağlam'dan “sağlamlık


    saxlemî < Tü sağlam'dan “saplamlık”


    saxberî < Tü sağ'dan “sağlık”


    koz < Tü köz


    sozdan < Tü söz'den “sözlenme”


    sozdanî < Tü söz'den “sözleşme”


    bisozdanî < Tü söz'den “sözleşmeli”


    bêsozdanî < Tü söz'den “sözleşmesiz”


    sozdar < Tü söz'den “sözdar, söz tutan, sadık 2) sözlü”


    laqirdî < Tü lakırtı




    Kürtçe'deki yabancı kökenli edatlardan, bağlaçlardan bir kısım örnekler



    gorî < Tü göre


    hema < Arapça amm⠓gelgelelim”


    lakîn < Ar lâkin


    û < Farsça û “ve”


    eger < Fa eger < Eski Farsça agar < hakar, hakaram < ha-karam “bir kez”


    gêrçî < Fa agar çi < gar çi “eğer ki”


    belkî < Fa bal ki “hatta”


    belkiyî < Fa bal ki'den


    belkîtiyî < Fa bal ki'den


    heta < At hatt⠓ta ki”


    qey < Tü kay, ka “ne?” (Eski Anadolu Türkçesi kay “ne, nasıl?”, Kazakça kanday “nasıl?”, kayda “nerede?” Türkçe/Kazaka/Kırgızca/Azerice vb. Kaç “ne kadar?”, kangı “hangi?” kanı “hani?”vb.)


    ne < Tü ne


    meger < Fa magar < Eski Farsça ma agar


    madem < Ar mâ dâma “dâim oldukça”


    şayed < Fa şâyad < Eski Farsça şâyistan “uymak, mümkün olmak”


    her < Fa har “tüm”


    hîç < Fa hêç “hiç”


    hîç kes < Fa hêç kes “hiç kimse”


    her kes < Fa har kas “tüm kişiler”



    Çeşitli kelime örnekleri

    qanûn < Ar qânun < Yunanca kanon


    yasadan < Tü yasa'dan “kanun koyma, yasama”


    yasayî bûn < Tü yasa'dan “yasalaşma”


    yasayî kirin < Tü yasa'dan “yasalaştırma”


    xêr < Ar xayr “iyilik”


    bixêr < Ar xayr'dan “hayırlı”


    xêrdar < Ar xary + Fa dâr “tutan, -lı”dan “hayırlı”


    xêrxax < Ar xayr + Fa xâh “isteyen”den “hayır isteyen”


    xêrkar < Ar xary + Fa kâr “yapan, eden”den “hayır yapan, hayır sever”


    kitêb < Ar kitâb


    pirtûk < Tü pırtık “kitap, yazma” (Yırtık pırtık)


    pirtûk çapker < Tü pırtık + Tü çap- “vurmak 2) basmak” + Fa kâr “eden”den “kitap basan, kitapçı”


    pirtûkgeh < Tü pırtık + Fa gâh “yer”den “kitap yeri, kitaplık”


    pirtûkxane < Tü pırtık + Fa hâne “ev”den “kitap evi, kütüphâne”


    pirtûkxanevan < Tü pırtık + Fa hâne + Fa bân “tutan, -cı”dan “kütüphâneci”


    defter < Yun diphthéra “tabaklanmış deri”


    defterdar < Yun defter + Fa dar “tutan”


    name < Fa nâme “mektup, nâme”


    welat < Ar wilâyat “vilâyet, egemenlik bölgesi, ülke, vatan”


    welatî < Ar welâyatî “vatandaş”
    welatperwer < Ar welâyat + Fa perver “tapan, seven” < parvardan “tapmak” > perest “tapan 2) hizmet eden”


  4. 27.Aralık.2011, 16:35
    2
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر



    Kürtçü kesimin internette yaydığı ve Türkçe diye bir dilin olmadığı iddialarının dillendirildiği safsatanâme'ye rastlamışsınızdır. Bu yazı, Kürtçü kesime anlayacakları dilden bir cevaptır. Kürtçü kesim, Farsça'dan Kürtçe'ye geçmiş olan sözcüklere de Kürtçe demekte “onlar ortak sözcükler” diyerek alıntı olan bu sözcükleri gizlemeye çalışmaktadır. Tabii ki Farsça ile Kürtçe'nin ortak kelimeleri de bulunmaktadır ancak Kürtçe'ye Farsça'dan alınan kelimeler de vardır. Söz gelimi Kürtçü iddiaya göre “nâme” Kürtçe'dir. Oysa bu yalanı, biraz lisâniyat bilen biri hemen görebilir. Çünkü Farsça olan nâme sözcüğü yine Farsça olan nâm “isim, ad”dan gelir. Kürtçe'de ise nav “isim, ad” demektir. Yâni nâme'nin Farsça'dan alıntı olduğu âşikârdır. Eğer bu ortak bir kelime olsaydı bunun navî olması gerekirdi.


    Kürtçü kesim, Türkçe'den ve Arapça'dan gelen kelimeleri de öz Kürtçe ilân etmekte ve lisâniyat ilmine ideoloji, milliyetçilikle yaklaşmaktadır. Bir nevî “Kürt Güneş Dil Teorisi” inşâ etmektedirler. Söz gelimi Kürtçe qerax “kıyı, sâhil” sözcüğü ilk bakışta öz Kürtçe sanılabilir oysa Türkçe'dir. Türkiye Türkçesi halk ağızlarında kırak “kenar 2) kıyı”, Azerbaycan Türkçesi'nde qırax “kenar 2) kıyı” demektir. Çoğu dilde “kıyı” anl***** gelen sözcük “kesmek, kırmak” kökünden gelir ki Türkçe “kıyı” sözüğü de kı- kökünden gelmektedir. (kıy- “kıymak” da aynı köktendir) Arapça sâhil < sahl “kıyma, rendeleme”, İngilizce shore “kıyı” = shear “kırpma, kesme” örnekleri gibi. Türkçe kırak/qırax > Kürtçe qerax olmuştur.


    Bir başka örnek, Kürtçe erd “yer” sözcüğü. Kürtçü kesim bu sözcüğe de “öz Kürtçe” deyip bu sözcüğün Almanca erde “yer 2) dünya” = İngilizce earth “yer 2) dünya” ile “kökteş” oluğunu iddia eder. Oysa sözcük Arapça ard'dan gelir. Bu Arapça kökenli sözcük Türkçe'de ise arz “yer” olmuştur. Arapçadaki “dat” harfi, Türkçe'ye geçen kelimelerde “z”, Kürtçe ve Farsça'ya geçen kelimelerde “d” olur. Arapça arD (dat) > Türkçe “arz” > Kürtçe “erd”...


    Kürtçe'nin kapsamlı bir etimolojik sözlüğü yoktur ve bu “Kürt Güneş Dil Teorisi” bakışıyla da hazırlanamaz. Kürtçe'deki koç “göç”, koçer “göçer”, isot “issi ot” gibi öz be öz Türkçe kelimeleri dahi “öz Kürtçe“ sanan ve ilân eden bakış açısı sahipleri elbette ilmî gerçekleri bırakıp uydurma teoriler ortaya atacaktır.


    Kürtçü safsatanâmeciler gibi yapıp Kürtçe'deki yabancı kökenli kelimeleri bölüm bölüm verelim. Mâdem bir dildeki yabancı kökenli kelimeler, o dilin “olmadığının” kanıtıdır, aynı bakış açısıyla bakalım Kürtçe var mıymış yok muymuş? Tabii bu çalışmadaki kelimeler “ufak” bir örnektir. Kürtçe'deki yabancı kökenli kelimelerin (Ermenice, Fransızca, İngilizce, Süryanice, Urartuca, Hurrice, Gürcüce, Lazca, Lezgice, Yunanca, Almanca, İtalyanca, Latince, Rusça vb. hâriç tutuldu) tümü değil, sadece Türkçe, Arapça ve Farsça'dan geçenlerin cüz'i bir kısmına yer verilmiştir.


    Örneğin, pamidor “domates” < Rusça, kartol “patates” < Rusça, pirpirim “semizotu” < Ermenice, bacanê sor “al patlıcan” < Farsça badincan > Kü bacanê, Kü gêras < Yun kerasos gibi diğer dillerden yapılan alıntılara değinilmemiştir.


    Ev, Mutfak, Bitki adları, Hayvan adları ve Günlük Hayatla ilgili kelimelerden bazı örnekler



    oda, ode < Tü oda


    îsot < Tü issi ot < ıssı ot “sıcak ot, acı ot”


    qawin < Tü kavun


    gizêr, gêzer < Tü kezer “havuç” (halk ağzıları)


    yarkok < Tü yerkök “havuç” (halk ağzıları)


    arpalix < Tü arpalık


    tor < Tü tor “sık gözlü ağ”


    torbe < Tü torba


    dorpî < Tü törpü


    dorpî kirin < Tü törpü'den “törpüleme”


    dorpîkirî < Tü törpü'den “törpülü”


    turm, torm < Tü torum “deve yavrusu”


    dol < Tü döl “torun anlamında”


    torîn < Tü torun


    pisîk, pişîng, pişîk < Tü pisik “kedi” (halk ağızları)


    gogercîn < Tü güvercin


    çelik < Tü çelik


    çorek < Tü çörek


    qewan < Tü kovan


    qerekol < Tü karakol


    ordî < Tü ordu


    qertel < Tü kartal


    boz < Tü boz “kır, gri”


    qir < Tü kır “gri”


    qeraç < Tü kıraç


    hespê boz < Tü boz'dan “boz at, kır at”


    boz bûn < Tü boz'dan “bozlaşma, kırarma, grileşme”


    çakûç < Tü çekiç < çakıç (çak- “çakmak” kökünden)


    bitov < Tü bit- kökünden “bitiv” (tohum) (halk ağızları bitiv, bider “tohum”)


    çax < Tü çağ “zaman, vakit, çağ”


    biçax, bêçax < Tü çağ'dan “bîçağ, zamansız, çağsız”


    kasok < Tü kesek'ten “orak, kesme aracı”


    belge < Tü belge


    belge kirin < Tü belge'den “belgelemek”


    bibelge < Tü belge'den “belgesiz”


    belgedar < Tü belge'den “belgeli”


    belgedan < Tü belge'den “belgelik, arşiv 2) dosya”


    belgewar < Tü belge'den “belgesel”


    belgename < Tür belge'den “senet”


    belgeyî < Tü belge'den “dokümanter”


    gemî < Tü gemi


    gemîvan < Tü gemi'den “gemici, armatör”


    gemîvanî < Tü gemi'den “gemicilik, armatörlük”


    gûz < Tü koz “ceviz”


    gûzik < Tü kozak “kozalak”


    gûzikî < Tü kozak'tan “kozaksı, kozalaksı”


    qarqarok < Tü karga


    telik < Tü terlik


    çîçek < Tü çiçek


    çemçik < Tü “çömçük” (kepçe) çömçe “kepçe” (halk ağızları) (Farsça'ya da “çumça” olarak geçmiştir.)


    aş < Tü aş “yemek” (Kazakça as, Kırgızca/Özbek/Türkmen/Azeri/Uygur/Tatar/Başkırt aş, Yakutça aas)


    aşpêj < Tü aş'tan “aşçı”


    aşpêjî < Tü aş'tan “aşçılık”


    aşxane < Tü aş'tan “aşevi, aşhâne”


    çetel < Tü çatal


    biçetel < Tü çatal'da “çatallı”


    çeteldank < Tü çatal'dan “çatallık”






    kap < Tü kap “tas, kâse”


    qalpax < Tü kalpak “kapak, kapatan”


    kepeng < Tü kapanak/kepenek (Farsça'ya da kepenk/kepeng olarak geçmiştir. Türkçe kapanak ile kepenek aynı kelimedir “kapanan/kapatılan şey”)


    kepenek < Tü kepenek


    kapek, kapik, kepik, kepek < Tü kepek “tahıl kepeği”


    boza < Tü boza


    bozafiroş < Tü boza'dan “bozacı”


    bozafiroşî < Tü boza'dan “bozacılık”


    bozaker < Tü boza'dan “bozacı”


    bozakerî < Tü boza'dan “bozacılık”


    kulek < Tü külek “kova, tahta kova” (halk ağızları)


    mantî < Tü mantı


    ocax < Tü ocak


    don < Tü don (don yağı, katı yağ)


    qatix < Tü katık


    biqatix < Tü katık'tan “katıklı”


    bêqatix < Tü katık'tan “katıksız”


    qatix kirin < Tü katık'tan “katıklamak”


    meyan < Tü meyan “glycirrhiza”


    ordek < Tü ördek


    balaban < Tü balaban


    beyreq < Tü bayrak


    çelik < Tü çelik


    temîrkere < demircilik


    çakmaq < Tü çakmak


    çakmaqfiroş < Tü çakmak'tan “çakmakçı”


    çakmaqdar < Tü çakmak'tan “çakmaklı”


    bêçakmaq < Tü çakmak'tan “bîçakmak, çakmaksız”


    qiço < Tü küçük


    at < Tü at


    doner < Tü döner


    donervan < Tü döner'den “dönerci”


    çelik < Tü çelik


    çorek < Tü çörek











    Dillerde çokça kullanılan kavramlardan, kelimelerden bir kısım örnekler



    dîrek < Tü direk


    dûz < Tü düz


    dûz bûn < düzleşmek


    dûzbûnî < düzlük


    dûzekî < düzce


    dûz kirin < düzletme, düzleme


    çapik < Tü çabuk (çap- “hızlı gitmek, hızlı olmak” kökünden. Çapkın ve “at çapmak” bu kökten gelir. Farsça'ya ve Ermenice'ye de geçmiştir.)


    çalim < Tü çalım


    çalim kirin < çalımlanma


    çalak < Tü çalak “hızlı, çabuk 2) yapan çal-ış-mak ile aynı kökten)


    çalak bûn < Tü çalıştırmak


    çalakî < Tü çalaklık, etkinlik


    çalakîker < Tü çalak'tan “eylemci”


    çalakîkerî < Tü çalak'tan “eylemcilik”


    çalaktî < Tü çalak'tan “atılgan”


    çalakîsaz < Tü çalak'tan “eylemci”


    çalakîsazî < Tü çalak'tan “eylemcilik”


    çalakane < Tü çalak'tan “çalakâne, etkince”


    tore < Tü töre
    torenenas < Tü töre'den “töre tanımaz”
    torenenasî < Tü töre'den “töre tanımazlık”
    toreyî < Tü töre'den “törevî, töresel”
    torî < Tü tor “genç”ten “torluk”


    koç < Tü köç “göç”


    koçer < Tü köçer “göçer, göçebe”


    koçerî < Tü köçer'den “göçerî, göçerlik, göçebelik”


    koç kirin < Tü köç “göç”ten “göçmek”


    koç bûn < Tü köç “göç”ten “göçme”


    koçber < Tü köç'ten “göçmen”


    koçberî < Tü köç'ten “göçmenlik”


    koçbûyîn < Tü köç'ten “göçüş”


    qerqeşûn < Tü kargaşa


    biqerqeşûn < Tü kargaşa'dan “kargaşalı”


    qerqeşûnî < Tü kargaşa'dan “kargaşalık”


    çol < Tü çöl


    çolax < Tü çolak


    çolistan < Tü çöl'den “çölistan, sahra”


    çolkarî < Tü çöl'den “kırsal, çölsel”


    çolter < Tü çöl'den “kırsal, kır, kırlık, step”


    çolterî < Tü çöl'den “kırsal, kırlık”


    çokterî bûn < Tü çöl'den “kırlaşmak, kırsallaşmak”


    çolwar < Tü çöl'den “kır, kırsal”


    çewlik < Tü çevlik “etrafı çevrilmiş yer, bahçe 2) büklük”


    çawîş < Tü çavuş


    çawîşî < Tü çavuş'tan “çavuşluk”


    qedexe kirin < Tü kadağan “yasak”tan > “yasaklama” (Azerbaycan/Oğuz Türkçesi qadağan, Özbekçe katäğan “yasak”)


    qadexe bûn < Tü kadağan'dan “yasaklanma”


    qedexeker < Tü kadağan'dan “yasaklayıcı”


    çapan < Tü çapan “bez 2) pamuk” < Eski Türkçe çapğan (çaput “eski dokuma bez” ile aynı kökten < çap- “çapmak, vurmak 2) dokumak”)


    çap < Tü “çapmak”tan > “basım, vurum” < Eski Türkçe çap- “çapmak, çarpmak, vurmak 2) basmak 3) dokumak” (çaput “dokuma bez”, çapğan “çapan, bez” aynı kökten çak- “çakmak, vurmak”, çal- “çalmak, vurmak” (kaşık çalmak, saz çalmak, çala kaşık, çala kalem vb.)


    demxe < Tü damga


    demxe kirin < Tü damga'dan “damgalama”


    bidemxe < Tü damga'dan “damgalı”


    bêdemxe < Tü damga'dan “bîdamga, damgasız”


    kole < Tü köle “esir”


    kolekî < Tü köle'den “kölece”


    kolewari < Tü köle'den “kölevârî, kölece”


    koledar, kolewar < Tü köle'den “köleci”


    koledarî, kolewarîtî < Tü köle'den “kölecilik”


    kole bûn < Tü köle'den “köleleşme”


    kole kirin < Tü köle'den “köleleştirme”


    koledar < Tü köle'den “köleli”


    koletî < Tü köle'den “kölelik”


    dîlek < Tü dilek “temennî”


    top < Tü top (oyun topu)


    top < Tü top (savaş topu)


    topik < Tü top, topak'tan “toparlak” (Sözcük Ermenice'ye de bir yemek adı olarak geçmiştir. Topik “nohut ezmesi”)


    topikî < Tü top, topak'tan “toparlakça”


    topavêj < Tü top'tan “topçu”


    topavêjî < Tü top'tan “topçuluk”


    top kirin < Tü top (toplu'dan) “toplama”


    top bûn < Tü top'tan “toplanma”


    qame < Tü kama “hançer”


    gerek < Tü gerek “lûzum, lâzım”


    gerekî < Tü gerek'tan “gerekçe”


    gerek kirin < Tü gerek'ten “gerektirmek”


    gerek bûn < Tü gerek'ten “gerekmek”


    bey < Tü bay “zengin, varsıl” (Eski Türkçe bay “zengin”)


    bey < Tü bey “efendi”


    xanim < Tü hanım


    xanimtî < Tü hanım'dan “hanımlık”


    qîz < Tü kız


    Qizilbaş < Tü Kızılbaş


    Qizilbaşî < Tü Kızılbaş'tan “Kızılbaşlık”


    gizir < Tü kızar- “kızarmak, kızıl olmak”


    gizirî < Tü kızar'dan “kızılca”


    ocaxvanî < Tü ocak'tan “ocakçılık”


    qelq < Tü kalk- “hareket etmek”


    xan < Tü han (kağan, bey)


    qat < Tü kat “tabaka”


    qat bûn < Tü kat'tan “katlanmak”


    qat kirin < Tü kat'tan “katlamak”


    qata jor < Tü kat'tan “çekme kat”


    qat bûyin < Tü kat'tan “katlanış”


    qat jimar < Tü kat'tan “kat sayı”


    qatkirî < Tü kat'tan “katlı”


    qatmer < Tü katmer


    qatqat < Tü kat'tan “katkat, katmer”


    qatqatî < Tü kat'tan “katkat, katman”


    qatqatî bûn < Tü kat'tan “katmerleşmek, katmanlaşmak”

    êl < Tü el “halk 2) devlet” (Eski Türkçe él “halk 2) devlet”) Kürtçe “aşiret, oymak” anlamında.


    ela < Tü elâ, ala


    alav < Tü alav (Eski Türkçe yalav. Aynı kökten yalaz “ateş”, yalım “kıvılcım”) Sözcük, Farsça'ya “alev” olarak geçmiştir.


    qerax < Tü kırak “kıyı, kenar 2) sâhil”. Azerbaycan Türkçesi qırax “kenar 2) kıyı”. Kürtçe'ye kırak > qerax “kıyı, sâhil” anlamıyla geçmiştir.


    gol < Tü göl


    golik < Tü gölek “küçük göl” (Eski Türkçe kölek “gölcük”)


    gorî < Tü göre


    îsîn < Tü ışımak, ışın “parlaklık”


    kirt kirin < Tü kertmek


    sax < Tü sağ


    saxlem < Tü sağlam


    bi saxlemî < Tü sağlam'dan “sağlamca”


    saxlem kirin < Tü sağlam'dan “sağlamlama”


    saxlem bûn < Tü sağlam'dan “sağlamlaşma”


    saxlembûnî < Tü sağlam'dan “sağlamlık


    saxlemî < Tü sağlam'dan “saplamlık”


    saxberî < Tü sağ'dan “sağlık”


    koz < Tü köz


    sozdan < Tü söz'den “sözlenme”


    sozdanî < Tü söz'den “sözleşme”


    bisozdanî < Tü söz'den “sözleşmeli”


    bêsozdanî < Tü söz'den “sözleşmesiz”


    sozdar < Tü söz'den “sözdar, söz tutan, sadık 2) sözlü”


    laqirdî < Tü lakırtı




    Kürtçe'deki yabancı kökenli edatlardan, bağlaçlardan bir kısım örnekler



    gorî < Tü göre


    hema < Arapça amm⠓gelgelelim”


    lakîn < Ar lâkin


    û < Farsça û “ve”


    eger < Fa eger < Eski Farsça agar < hakar, hakaram < ha-karam “bir kez”


    gêrçî < Fa agar çi < gar çi “eğer ki”


    belkî < Fa bal ki “hatta”


    belkiyî < Fa bal ki'den


    belkîtiyî < Fa bal ki'den


    heta < At hatt⠓ta ki”


    qey < Tü kay, ka “ne?” (Eski Anadolu Türkçesi kay “ne, nasıl?”, Kazakça kanday “nasıl?”, kayda “nerede?” Türkçe/Kazaka/Kırgızca/Azerice vb. Kaç “ne kadar?”, kangı “hangi?” kanı “hani?”vb.)


    ne < Tü ne


    meger < Fa magar < Eski Farsça ma agar


    madem < Ar mâ dâma “dâim oldukça”


    şayed < Fa şâyad < Eski Farsça şâyistan “uymak, mümkün olmak”


    her < Fa har “tüm”


    hîç < Fa hêç “hiç”


    hîç kes < Fa hêç kes “hiç kimse”


    her kes < Fa har kas “tüm kişiler”



    Çeşitli kelime örnekleri

    qanûn < Ar qânun < Yunanca kanon


    yasadan < Tü yasa'dan “kanun koyma, yasama”


    yasayî bûn < Tü yasa'dan “yasalaşma”


    yasayî kirin < Tü yasa'dan “yasalaştırma”


    xêr < Ar xayr “iyilik”


    bixêr < Ar xayr'dan “hayırlı”


    xêrdar < Ar xary + Fa dâr “tutan, -lı”dan “hayırlı”


    xêrxax < Ar xayr + Fa xâh “isteyen”den “hayır isteyen”


    xêrkar < Ar xary + Fa kâr “yapan, eden”den “hayır yapan, hayır sever”


    kitêb < Ar kitâb


    pirtûk < Tü pırtık “kitap, yazma” (Yırtık pırtık)


    pirtûk çapker < Tü pırtık + Tü çap- “vurmak 2) basmak” + Fa kâr “eden”den “kitap basan, kitapçı”


    pirtûkgeh < Tü pırtık + Fa gâh “yer”den “kitap yeri, kitaplık”


    pirtûkxane < Tü pırtık + Fa hâne “ev”den “kitap evi, kütüphâne”


    pirtûkxanevan < Tü pırtık + Fa hâne + Fa bân “tutan, -cı”dan “kütüphâneci”


    defter < Yun diphthéra “tabaklanmış deri”


    defterdar < Yun defter + Fa dar “tutan”


    name < Fa nâme “mektup, nâme”


    welat < Ar wilâyat “vilâyet, egemenlik bölgesi, ülke, vatan”


    welatî < Ar welâyatî “vatandaş”
    welatperwer < Ar welâyat + Fa perver “tapan, seven” < parvardan “tapmak” > perest “tapan 2) hizmet eden”


  5. 27.Aralık.2011, 16:56
    3
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Kürtçe kelime haznesi

    Buyrun tıklayın>>>

    http://www.mumsema.com/misafir-sorul...ari-nasil.html

    http://www.mumsema.com/misafir-sorul...anlamlari.html



  6. 27.Aralık.2011, 16:56
    3
    Silent and lonely rains



+ Yorum Gönder