Konusunu Oylayın.: İbadetin anlamı nedir,niçin ibadet edilir?

5 üzerinden 4.61 | Toplam : 38 kişi
İbadetin anlamı nedir,niçin ibadet edilir?
  1. 08.Kasım.2011, 12:44
    1
    Misafir

    İbadetin anlamı nedir,niçin ibadet edilir?






    İbadetin anlamı nedir,niçin ibadet edilir? Mumsema İbadetin anlamı nedir İbadet niçin ibadet edilir İbadet hakkında bilgiler paylaşabilir misiniz ?


  2. 08.Kasım.2011, 12:44
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    İbadetin anlamı nedir İbadet niçin ibadet edilir İbadet hakkında bilgiler paylaşabilir misiniz ?


    Benzer Konular

    - İbadetin terim anlamı nedir

    - Niçin ibadet yapılır

    - İbadet nedir ? Niçin ibadet yapılır

    - Niçin ibadet ediyoruz

    - İbadetin sözlük anlamı nedir?

  3. 09.Kasım.2011, 12:26
    2
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: İbadetin anlamı nedir,niçin ibadet edilir?




    İBADETİN ANLAM VE ÖNEMİ

    İbadet; bir Müslüman’ın Yüce Allah’ın varlığını, birliğini ve büyüklüğünü tasdik etmesi, O’na teslimiyetle boyun eğmesi, O’nun kulu olduğunu bilmesi ve saygı ile O’na itaatte bulunması demektir. Öyle ise ibadet, insanın asli görevidir. İnsana yakışan da, bu görevini yerine getirmesidir. Zaten insanın yaratılış gayesi, Allah’a kulluk etmektir. Nitekim Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de“Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım”1buyurmaktadır. Diğer bir ayeti kerimede de“Hanginizin daha iyi amel işleyeceğini denemek için, ölümü ve hayatı yaratan odur. O, Azizdir, Gafurdur, her şeye galiptir, çok affedendir”2buyurulmuş ve kulun, işlediği amelleriyle imtihana tabi tutulduğu belirtilmiştir.
    İbadetler, sırf Allah rızası gözetilerek yapılmalıdır. Çünkü Allah’ın emri olan ibadetler, ancak samimiyetle ve ihlasla yapıldığında makbul olur ve sahibini kötülüklerden uzaklaştırır. İnsan, yaşayabilmek için, Allah’ın ihsan ettiği sayısız nimetlerden faydalanmaktadır. Allah’ın nimetlerinden faydalanmadan, hayatını sürdüren hiçbir canlı varlık yoktur. Bu nimetlere şükretmek gerekir. Allah’ın vermiş olduğu nimetlerin en büyük şükrü de, ibadetlerimizdir.
    Aziz Mü’minler!
    İbadetin sahası çok geniştir. Allah rızası gözetilerek yapılan her iş, bir ibadettir. İslam, gösteriş ve riya olmadığı müddetçe, insanlığa faydalı olan her türlü sosyal çalışmayı ibadetten saymıştır. Ancak bu güzel fiil ve davranışlar; namaz, oruç, zekat ve hac gibi temel ibadetlerin yerine asla geçemez ve onların sorumluluğunu düşüremez.
    Muhterem Müslümanlar!
    İbadet, kalpteki imanın bir alameti ve dışa yansıyan bir görüntüsüdür. İbadet imanın gıdası, kalbin cilası; ahlak ve faziletin menbaıdır. İbadetler, kalplere Allah sevgisini yerleştirmek, bütün kötü düşünce ve davranışlardan arındırmak yönünden çok önemlidir. Zira Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de “Sana vahyedilen kitabı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, hayasızlık ve kötülüklerden alıkoyar. Allah’ı anmak, elbette ibadetlerin en büyüğüdür. Allah, yaptıklarınızı bilir”3buyurarak, ibadetin insanı kötülüklerden uzaklaştırdığını belirtmiştir.
    Meselâ; günde beş vakit namaz kılmak suretiyle Allah’ın huzuruna duran bir insan, Rabbini hatırlamış ve hesap gününü unutmadığını ortaya koymuş olur. Allah için malının bir kısmını fakire zekat olarak veren bir insan, muhtacın sıkıntısını gidermiş, onu gözetmiş, sosyal dayanışmayı sağlamış bulunur. Oruç tutan da, nefsini islah etmiş, yoksulların durumundan haberdar olmuş olur.
    Öyle ise, yaratılışımızın gayesine uygun olarak hareket edelim; verilen nimetlere karşı en büyük şükür olan ibadetlerimizi ihlas ile yerine getirelim. Yaptığımız her işte Allah rızasını gözetelim, haktan, adaletten, doğruluk ve samimiyetten ayrılmayalım ki, her iki dünyada mutluluğu tadalım. İbadetlerimizin, günahlarımızın bağışlanmasına vesile olduğunu da unutmayalım.
    1 Zariyat,51/56.
    2 Mülk,67/2.
    3 Ankebut,29/45.
    __________________________________________________ _____________

    Niçin İbadet Edilir?
    Niçin ibadet ediyoruz?


    İbadet, “Allah’a karşı kulluk vazifelerini yerine getirmek, Allah’ın emirlerine boyun eğmek” demektir.

    İlâhî Ferman olan Kur’anda şöyle buyrulur: “Ey insanlar, sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet ediniz ki, takva mertebesine nâil olasınız.” (Bakara Sûresi, 21)

    İnsan, ibadeti niçin yapar ve bu ibadet ona ne kazandırır? Bu iki Sorunun cevabı bu âyette şöyle veriliyor: “Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet ediniz.”

    Âyetteki, ‘sizi ve sizden öncekileri yaratan’ ibaresi Rabbin sıfatıdır. Bu sıfatı bir an için düşünmediğimizde, âyet-i kerime, “Rabbinize ibadet ediniz.” şeklinde karşımıza çıkar. Demek ki ibadetin sebebi, Rabbimizin bizi terbiye etmiş olmasıdır. Rabbe, ibadet edilir.

    Bu kutsi vazifeyi idrak edebilelim diye Allah, vicdanımıza bazı işaretler koymuş. Babamıza itaat etmeyi vicdanî bir görev sayıyoruz. Niçin? Babamız olduğu için. Annemize isyandan sakınıyoruz. Niçin? Annemiz olduğu için.

    İşte âyet-i kerime bizim vicdanımıza hitap ediyor ve “Rabbinize ibadet edin.” diye emrediyor. Çünkü sizi O terbiye etmiştir. Babanızın yediği gıdayı beyaz kan hâline O getirmiş, sizi ana rahminde bir nutfe olarak rahim duvarına O yapıştırmış ve oradaki dokuz aylık terbiyenizi safha safha hep O icra etmiştir. Şimdi ise bir başka rahimdesiniz: Kâinat... Burada da sizi terbiye eden, besleyen, büyüten, yedirip içiren ancak Odur.

    Allah’ın bir ismi “Rab”dir ve her şeyi O terbiye etmiştir. İnsan ise abddir, kuldur; her şeyiyle Allah’ın terbiyesinden geçmiştir. Aklımızı anlamaya, kalbimizi sevmeye, hafızamı ezberlemeye, elimizi tutmaya, ayaklarımızı yürümeye, ciğerimizi solunuma, midemizi sindirime, aklımızı anlamaya elverişli tarzda terbiye eden Allah’tır. Öyle ise biz Rabbimizin bu rakamlara sığmaz terbiye tecellilerine karşı edebimizi takınmak mecburiyetindeyiz.

    Nefsimize takılan ve etrafımızı çepeçevre kuşatan bu kadar ihsana karşı Ona gereği gibi şükredememenin mahcubiyetini ruhumuzun tâ derinliklerinde hissederek seve seve ibadet etmeliyiz. .

    İşte Rabbine karşı şükür borcunu böylesine hisseden, idrak eden insan Kur’an’ın “Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin.”, “Namazı ikame edin.”, “Ramazan ayında oruç tutun.” gibi emirlerini dinleyince aradığını bulmanın huzuruna erer.

    İbadet için, “Abd ile mâbud arasında en yüksek ve lâtif nispet ancak ibadettir.” (İşârât-ül İ’caz) buyruluyor. Yâni, insan ibadet sayesinde, “Ben Allah’ın kuluyum, Onun mahlûkuyum, bu dünyada Onun misafiriyim ve öldükten sonra da, inşallah, Onun saadet yurdu olan Cennete gideceğim.” diyebiliyor. Bu ise insan ruhu için en büyük bir zevk kaynağıdır.

    Günlük hayatında bütün işlerini kul olmanın şuuruyla hep helâl dairesinde geçiren insan, belli vakitlerde Rabbinin huzurunda el bağlıyor. Ona, yine Onun emrettiği biçimde ibadetini takdim ediyor.

    Âcizliğini, fakirliğini ve zilletini tam hisseden bir insanın kalbi Rabbine karşı derin bir mahcubiyetle dolar. Bu iç burukluğuna “inkisar” deniliyor. Ve İmam-ı Rabbani Hazretleri “İbadet, tezellül ve inkisardan ibarettir.” buyurarak bu hâli ibadetin temeli, esası sayıyor.

    “Niçin ibadet ediyoruz?” sorusu, beraberinde iki soruyu birlikte getiriyor. Daha doğrusu, bu sorunun içinde iki ayrı soru saklı:

    – İbadet etmemizin sebebi, illeti nedir?
    – İbadet etmemizin hikmeti, faydası nedir?

    Bazıları bu soruyu sadece ikinci mânâyı kastederek sorarlar. Birinci ve en önemli noktayı unuturlar. Bunun neticesi olarak hikmet sahasında kendilerince birtakım faydalar sıralar ve bu faydaların başka yollarla da elde edilebileceğini ileri sürerek, ibadeti reddedici bir tavra girerler.

    İllet, ibadet yapmamızı gerekli kılan ana sebeptir. Hikmet ise yaptığımız ibadetten hâsıl olan faydadır.

    Dünya işlerinden bir misal: Anadolu’dan İstanbul’a gelen bir tüccarın bu seyahatinin illeti “ticaret”tir. Hikmeti ise daha çok zengin olmak ve dünya nimetlerinden daha fazla istifade etmek. Buna göre söz konusu şahsa, “İstanbul’a niçin gidiyorsun?” desek, “zengin olmaya” diye cevap vermez. Bu, hikmete ait bir cevaptır ve yerinde değildir. Sorumuzun cevabı “ticaret yapmaya” şeklinde gelmelidir. Böyle bir cevap illete aittir ve isabetlidir.

    O halde, “Niçin ibadet ediyorsun?” şeklindeki bir sorunun cevabı da “Rabbim emrettiği için” şeklinde olacaktır. Bu emri tutmanın gerek dünyada, gerek âhirette pek çok da faydası vardır. Ama ibadet bu faydalar için yapılmaz; bunlar meselenin hikmet yönüdür.

    Abdin işi ibadettir; emir dinlemek, yasaklardan sakınmaktır. Kula kulluk yaraşır. İbadetini bu şuurla yapan bir kuluna Rabbinin yapacağı ihsanlar, ikramlar ve Cennette vereceği dereceler ibadetin hikmet yönüdür.

    İslâm’ın her emri ve yasağı bu hakikatten haber veriyor. Bunlardan sadece birkaç misâl verelim:

    Meselâ oruç tutmanın tıp yönünden birçok faydaları var. Bütün bu faydalar orucun hikmet yönüdür. “Oruç niçin tutulur?” sorusunun cevabı, sanıldığı gibi bu faydalar değildir. Oruç, Allah’ın bir emri olduğu için tutulur. Bu ibadetin belli bir ayı vardır: Ramazan. Ramazan dışında on ay nafile oruç tutsak da Ramazan’da tutmasak bu ibadeti yerine getirmiş olmayız. Eğer mesele sadece orucun hikmet yönü, yâni faydaları olsa bu ikinci halde fayda on katına çıkmıştır, ama farz olan oruç hâlâ tutulmamıştır.

    Yine orucun belli bir başlama ve bitiş vakti vardır. Orucumuza imsakten hemen sonra başlayıp, iftarımızı yatsıdan birkaç saat sonra yapsak orucumuz makbul olmaz. Daha fazla bir süre aç kalmışızdır, ama oruç tutmamışızdır. Hikmet fazlasıyla tamam olsa bile, illet kaybolduğundan ibadetimiz makbul sayılmaz.

    Oruç, tıbbî faydaları için tutulmadığı gibi, içki içmek de tıbbî zararları için haram değildir. “Niçin içki içmiyorsun?” sorusunun cevabı, “Allah yasakladığı için.” şeklinde verilecektir. Ve ancak bu takdirde içki içmemek ibadet olur, takva olur ve insanı Rabbine yaklaştırır. İçki içmemekte esas olan, bedeni ve aklı korumak değil, bir İlâhî yasaktan kaçınmaktır. İllet budur; diğerleri ise içki içmemenin hikmetleridir, faydalarıdır.

    Bilirsiniz, kendi kendine ölen yahut darbe ile öldürülen bir koyunun etini yemek haramdır. Bu noktada birtakım tıbbî veya biyolojik izahlar getirilebilir. Bütün bunlar, meselenin hikmet yönüdür. Bunlar sayılıp dökülürken şu husus unutulur: “Pekâlâ, Allah’tan başkasının ismiyle kesilen bir hayvanı yemek niçin haramdır?”

    Bu soruya ne cevap verilecektir? Kesilmekse kesilmiş, kan akmaksa akmıştır. Demek ki işin esası, hayvan kesmenin tıbbî faydaları değildir. Esas olan, insanın kulluk şuurundan ayrılmaması, Allah namına hareket etmesidir. Keserken Onun ismiyle kesmesi, yiyip içerken Onun ismiyle başlaması, giyinip kuşanırken de yine Onun kulu olduğunu unutmamasıdır.

    Sözün özü: Rahman ve Rahîm Rabbimizin bütün emirlerinde bizim için nice faydalar vardır. Ama, biz ibadetimizi bu faydalar için değil, Onun emrini gözeterek ve rızasını umarak yaparız.


  4. 09.Kasım.2011, 12:26
    2
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر



    İBADETİN ANLAM VE ÖNEMİ

    İbadet; bir Müslüman’ın Yüce Allah’ın varlığını, birliğini ve büyüklüğünü tasdik etmesi, O’na teslimiyetle boyun eğmesi, O’nun kulu olduğunu bilmesi ve saygı ile O’na itaatte bulunması demektir. Öyle ise ibadet, insanın asli görevidir. İnsana yakışan da, bu görevini yerine getirmesidir. Zaten insanın yaratılış gayesi, Allah’a kulluk etmektir. Nitekim Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de“Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım”1buyurmaktadır. Diğer bir ayeti kerimede de“Hanginizin daha iyi amel işleyeceğini denemek için, ölümü ve hayatı yaratan odur. O, Azizdir, Gafurdur, her şeye galiptir, çok affedendir”2buyurulmuş ve kulun, işlediği amelleriyle imtihana tabi tutulduğu belirtilmiştir.
    İbadetler, sırf Allah rızası gözetilerek yapılmalıdır. Çünkü Allah’ın emri olan ibadetler, ancak samimiyetle ve ihlasla yapıldığında makbul olur ve sahibini kötülüklerden uzaklaştırır. İnsan, yaşayabilmek için, Allah’ın ihsan ettiği sayısız nimetlerden faydalanmaktadır. Allah’ın nimetlerinden faydalanmadan, hayatını sürdüren hiçbir canlı varlık yoktur. Bu nimetlere şükretmek gerekir. Allah’ın vermiş olduğu nimetlerin en büyük şükrü de, ibadetlerimizdir.
    Aziz Mü’minler!
    İbadetin sahası çok geniştir. Allah rızası gözetilerek yapılan her iş, bir ibadettir. İslam, gösteriş ve riya olmadığı müddetçe, insanlığa faydalı olan her türlü sosyal çalışmayı ibadetten saymıştır. Ancak bu güzel fiil ve davranışlar; namaz, oruç, zekat ve hac gibi temel ibadetlerin yerine asla geçemez ve onların sorumluluğunu düşüremez.
    Muhterem Müslümanlar!
    İbadet, kalpteki imanın bir alameti ve dışa yansıyan bir görüntüsüdür. İbadet imanın gıdası, kalbin cilası; ahlak ve faziletin menbaıdır. İbadetler, kalplere Allah sevgisini yerleştirmek, bütün kötü düşünce ve davranışlardan arındırmak yönünden çok önemlidir. Zira Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de “Sana vahyedilen kitabı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, hayasızlık ve kötülüklerden alıkoyar. Allah’ı anmak, elbette ibadetlerin en büyüğüdür. Allah, yaptıklarınızı bilir”3buyurarak, ibadetin insanı kötülüklerden uzaklaştırdığını belirtmiştir.
    Meselâ; günde beş vakit namaz kılmak suretiyle Allah’ın huzuruna duran bir insan, Rabbini hatırlamış ve hesap gününü unutmadığını ortaya koymuş olur. Allah için malının bir kısmını fakire zekat olarak veren bir insan, muhtacın sıkıntısını gidermiş, onu gözetmiş, sosyal dayanışmayı sağlamış bulunur. Oruç tutan da, nefsini islah etmiş, yoksulların durumundan haberdar olmuş olur.
    Öyle ise, yaratılışımızın gayesine uygun olarak hareket edelim; verilen nimetlere karşı en büyük şükür olan ibadetlerimizi ihlas ile yerine getirelim. Yaptığımız her işte Allah rızasını gözetelim, haktan, adaletten, doğruluk ve samimiyetten ayrılmayalım ki, her iki dünyada mutluluğu tadalım. İbadetlerimizin, günahlarımızın bağışlanmasına vesile olduğunu da unutmayalım.
    1 Zariyat,51/56.
    2 Mülk,67/2.
    3 Ankebut,29/45.
    __________________________________________________ _____________

    Niçin İbadet Edilir?
    Niçin ibadet ediyoruz?


    İbadet, “Allah’a karşı kulluk vazifelerini yerine getirmek, Allah’ın emirlerine boyun eğmek” demektir.

    İlâhî Ferman olan Kur’anda şöyle buyrulur: “Ey insanlar, sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet ediniz ki, takva mertebesine nâil olasınız.” (Bakara Sûresi, 21)

    İnsan, ibadeti niçin yapar ve bu ibadet ona ne kazandırır? Bu iki Sorunun cevabı bu âyette şöyle veriliyor: “Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet ediniz.”

    Âyetteki, ‘sizi ve sizden öncekileri yaratan’ ibaresi Rabbin sıfatıdır. Bu sıfatı bir an için düşünmediğimizde, âyet-i kerime, “Rabbinize ibadet ediniz.” şeklinde karşımıza çıkar. Demek ki ibadetin sebebi, Rabbimizin bizi terbiye etmiş olmasıdır. Rabbe, ibadet edilir.

    Bu kutsi vazifeyi idrak edebilelim diye Allah, vicdanımıza bazı işaretler koymuş. Babamıza itaat etmeyi vicdanî bir görev sayıyoruz. Niçin? Babamız olduğu için. Annemize isyandan sakınıyoruz. Niçin? Annemiz olduğu için.

    İşte âyet-i kerime bizim vicdanımıza hitap ediyor ve “Rabbinize ibadet edin.” diye emrediyor. Çünkü sizi O terbiye etmiştir. Babanızın yediği gıdayı beyaz kan hâline O getirmiş, sizi ana rahminde bir nutfe olarak rahim duvarına O yapıştırmış ve oradaki dokuz aylık terbiyenizi safha safha hep O icra etmiştir. Şimdi ise bir başka rahimdesiniz: Kâinat... Burada da sizi terbiye eden, besleyen, büyüten, yedirip içiren ancak Odur.

    Allah’ın bir ismi “Rab”dir ve her şeyi O terbiye etmiştir. İnsan ise abddir, kuldur; her şeyiyle Allah’ın terbiyesinden geçmiştir. Aklımızı anlamaya, kalbimizi sevmeye, hafızamı ezberlemeye, elimizi tutmaya, ayaklarımızı yürümeye, ciğerimizi solunuma, midemizi sindirime, aklımızı anlamaya elverişli tarzda terbiye eden Allah’tır. Öyle ise biz Rabbimizin bu rakamlara sığmaz terbiye tecellilerine karşı edebimizi takınmak mecburiyetindeyiz.

    Nefsimize takılan ve etrafımızı çepeçevre kuşatan bu kadar ihsana karşı Ona gereği gibi şükredememenin mahcubiyetini ruhumuzun tâ derinliklerinde hissederek seve seve ibadet etmeliyiz. .

    İşte Rabbine karşı şükür borcunu böylesine hisseden, idrak eden insan Kur’an’ın “Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin.”, “Namazı ikame edin.”, “Ramazan ayında oruç tutun.” gibi emirlerini dinleyince aradığını bulmanın huzuruna erer.

    İbadet için, “Abd ile mâbud arasında en yüksek ve lâtif nispet ancak ibadettir.” (İşârât-ül İ’caz) buyruluyor. Yâni, insan ibadet sayesinde, “Ben Allah’ın kuluyum, Onun mahlûkuyum, bu dünyada Onun misafiriyim ve öldükten sonra da, inşallah, Onun saadet yurdu olan Cennete gideceğim.” diyebiliyor. Bu ise insan ruhu için en büyük bir zevk kaynağıdır.

    Günlük hayatında bütün işlerini kul olmanın şuuruyla hep helâl dairesinde geçiren insan, belli vakitlerde Rabbinin huzurunda el bağlıyor. Ona, yine Onun emrettiği biçimde ibadetini takdim ediyor.

    Âcizliğini, fakirliğini ve zilletini tam hisseden bir insanın kalbi Rabbine karşı derin bir mahcubiyetle dolar. Bu iç burukluğuna “inkisar” deniliyor. Ve İmam-ı Rabbani Hazretleri “İbadet, tezellül ve inkisardan ibarettir.” buyurarak bu hâli ibadetin temeli, esası sayıyor.

    “Niçin ibadet ediyoruz?” sorusu, beraberinde iki soruyu birlikte getiriyor. Daha doğrusu, bu sorunun içinde iki ayrı soru saklı:

    – İbadet etmemizin sebebi, illeti nedir?
    – İbadet etmemizin hikmeti, faydası nedir?

    Bazıları bu soruyu sadece ikinci mânâyı kastederek sorarlar. Birinci ve en önemli noktayı unuturlar. Bunun neticesi olarak hikmet sahasında kendilerince birtakım faydalar sıralar ve bu faydaların başka yollarla da elde edilebileceğini ileri sürerek, ibadeti reddedici bir tavra girerler.

    İllet, ibadet yapmamızı gerekli kılan ana sebeptir. Hikmet ise yaptığımız ibadetten hâsıl olan faydadır.

    Dünya işlerinden bir misal: Anadolu’dan İstanbul’a gelen bir tüccarın bu seyahatinin illeti “ticaret”tir. Hikmeti ise daha çok zengin olmak ve dünya nimetlerinden daha fazla istifade etmek. Buna göre söz konusu şahsa, “İstanbul’a niçin gidiyorsun?” desek, “zengin olmaya” diye cevap vermez. Bu, hikmete ait bir cevaptır ve yerinde değildir. Sorumuzun cevabı “ticaret yapmaya” şeklinde gelmelidir. Böyle bir cevap illete aittir ve isabetlidir.

    O halde, “Niçin ibadet ediyorsun?” şeklindeki bir sorunun cevabı da “Rabbim emrettiği için” şeklinde olacaktır. Bu emri tutmanın gerek dünyada, gerek âhirette pek çok da faydası vardır. Ama ibadet bu faydalar için yapılmaz; bunlar meselenin hikmet yönüdür.

    Abdin işi ibadettir; emir dinlemek, yasaklardan sakınmaktır. Kula kulluk yaraşır. İbadetini bu şuurla yapan bir kuluna Rabbinin yapacağı ihsanlar, ikramlar ve Cennette vereceği dereceler ibadetin hikmet yönüdür.

    İslâm’ın her emri ve yasağı bu hakikatten haber veriyor. Bunlardan sadece birkaç misâl verelim:

    Meselâ oruç tutmanın tıp yönünden birçok faydaları var. Bütün bu faydalar orucun hikmet yönüdür. “Oruç niçin tutulur?” sorusunun cevabı, sanıldığı gibi bu faydalar değildir. Oruç, Allah’ın bir emri olduğu için tutulur. Bu ibadetin belli bir ayı vardır: Ramazan. Ramazan dışında on ay nafile oruç tutsak da Ramazan’da tutmasak bu ibadeti yerine getirmiş olmayız. Eğer mesele sadece orucun hikmet yönü, yâni faydaları olsa bu ikinci halde fayda on katına çıkmıştır, ama farz olan oruç hâlâ tutulmamıştır.

    Yine orucun belli bir başlama ve bitiş vakti vardır. Orucumuza imsakten hemen sonra başlayıp, iftarımızı yatsıdan birkaç saat sonra yapsak orucumuz makbul olmaz. Daha fazla bir süre aç kalmışızdır, ama oruç tutmamışızdır. Hikmet fazlasıyla tamam olsa bile, illet kaybolduğundan ibadetimiz makbul sayılmaz.

    Oruç, tıbbî faydaları için tutulmadığı gibi, içki içmek de tıbbî zararları için haram değildir. “Niçin içki içmiyorsun?” sorusunun cevabı, “Allah yasakladığı için.” şeklinde verilecektir. Ve ancak bu takdirde içki içmemek ibadet olur, takva olur ve insanı Rabbine yaklaştırır. İçki içmemekte esas olan, bedeni ve aklı korumak değil, bir İlâhî yasaktan kaçınmaktır. İllet budur; diğerleri ise içki içmemenin hikmetleridir, faydalarıdır.

    Bilirsiniz, kendi kendine ölen yahut darbe ile öldürülen bir koyunun etini yemek haramdır. Bu noktada birtakım tıbbî veya biyolojik izahlar getirilebilir. Bütün bunlar, meselenin hikmet yönüdür. Bunlar sayılıp dökülürken şu husus unutulur: “Pekâlâ, Allah’tan başkasının ismiyle kesilen bir hayvanı yemek niçin haramdır?”

    Bu soruya ne cevap verilecektir? Kesilmekse kesilmiş, kan akmaksa akmıştır. Demek ki işin esası, hayvan kesmenin tıbbî faydaları değildir. Esas olan, insanın kulluk şuurundan ayrılmaması, Allah namına hareket etmesidir. Keserken Onun ismiyle kesmesi, yiyip içerken Onun ismiyle başlaması, giyinip kuşanırken de yine Onun kulu olduğunu unutmamasıdır.

    Sözün özü: Rahman ve Rahîm Rabbimizin bütün emirlerinde bizim için nice faydalar vardır. Ama, biz ibadetimizi bu faydalar için değil, Onun emrini gözeterek ve rızasını umarak yaparız.


  5. 21.Ekim.2012, 16:03
    3
    Misafir

    Cevap: İbadetin anlamı nedir,niçin ibadet edilir?

    sağolun din dersimin ödevi bu idi


  6. 21.Ekim.2012, 16:03
    3
    memomert20 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    memomert20
    Misafir
    sağolun din dersimin ödevi bu idi


  7. 19.Ocak.2013, 12:37
    4
    Misafir

    Cevap: İbadetin anlamı nedir,niçin ibadet edilir?

    iyi
    cok.begendım


  8. 19.Ocak.2013, 12:37
    4
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    iyi
    cok.begendım


  9. 06.Aralık.2013, 00:24
    5
    Misafir

    Cevap: İbadetin anlamı nedir,niçin ibadet edilir?

    abi çok iyi ya çok güzel bilgiler verdiniz


  10. 06.Aralık.2013, 00:24
    5
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    abi çok iyi ya çok güzel bilgiler verdiniz


  11. 04.Ocak.2014, 20:57
    6
    Misafir

    Cevap: İbadetin anlamı nedir,niçin ibadet edilir?

    Allahım ne kadar guzel ya teşekkürler bilgiler için


  12. 04.Ocak.2014, 20:57
    6
    melek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    melek
    Misafir
    Allahım ne kadar guzel ya teşekkürler bilgiler için


  13. 16.Kasım.2014, 20:05
    7
    yasemin
    Mum Ve Merhem Olabilmek..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Eylül.2014
    Üye No: 104691
    Mesaj Sayısı: 1,411
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 15
    Bulunduğu yer: Allah'ıma Seferdeyim..

    Cevap: İbadetin anlamı nedir,niçin ibadet edilir?

    İbadet “Allah’a ulaşmak” demektir, “Allah’la konuşmak, bir olmak, Allah’ı hatırlamak, Allah’la irtibat kurmak” demektir. Aslında tabii ki, maddi ibadetler dışında nafile ibadetler vardır ki, hiç yeri ve zamanı yoktur. Mesela, gülümsemek nafile ibadettir, dertli birinin derdini yüklenmek nafile ibadettir, İnsanlara Allah’ı ve Peygamber Sevgisini öğretmek nafile ibadettir. Yaşayarak göstermek ise en güzel ibadettir.


  14. 16.Kasım.2014, 20:05
    7
    Mum Ve Merhem Olabilmek..
    İbadet “Allah’a ulaşmak” demektir, “Allah’la konuşmak, bir olmak, Allah’ı hatırlamak, Allah’la irtibat kurmak” demektir. Aslında tabii ki, maddi ibadetler dışında nafile ibadetler vardır ki, hiç yeri ve zamanı yoktur. Mesela, gülümsemek nafile ibadettir, dertli birinin derdini yüklenmek nafile ibadettir, İnsanlara Allah’ı ve Peygamber Sevgisini öğretmek nafile ibadettir. Yaşayarak göstermek ise en güzel ibadettir.





+ Yorum Gönder