Konusunu Oylayın.: Tevekkül kavramı

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Tevekkül kavramı
  1. 27.Eylül.2011, 13:42
    1
    Misafir

    Tevekkül kavramı

  2. 27.Eylül.2011, 15:44
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: tevekkül kavramı





    "İman tevekkülü, tevekkül teslimi, teslim saadeti dareyni iktiza eder." cümlesinde, özellikle tevekkül kavramanı açıklayabilir misiniz? Bunu günlük hayatımızda ne tür durunmlarda yaşayabiliriz? Buadan yola çıkarak tevekkülsüz insanın belli başlı özellikleri nelerdir?


    Mümin, her şeyin tedbir ve dizgininin Allah’ın kudret elinde bildiği için, hiçbir şeyden endişe ve telaş etmez. Mümin bilir ki Allah bir musibeti alnına yazmış ise bundan kurtuluş yok der teslim olur; aynı şekilde musibeti alnına yazmamış ise hiçbir güç o musibeti başına bela edemez. Bu tevekkül ve düşüncesi mümini rahatlatır ve cesur kılar. İşte bu düşünce bir nevi psikolojik yükün, yani hadiseler karşısında endişe ve telaş etmenin, tevekkül vasıtası ile kadere atılması demektir.

    Ama kafir, Allah’a ve onun kainattaki tedbir ve iradesine inanmadığı için her şeyi tesadüfe veriyor. O zaman başına her an bir iş, bir musibet gelmesi muhtemeldir. Bu yüzden her şeyde bir endişe, bir telaş duyar. Her hadise karşısında korkar ve titrer. "Acaba bu musibet bana dokunur mu?" der hayatı zehir olur.

    Üstad Hazretleri bu manaya örnek için Amerika da olmuş bir olayı söylüyor. Kuyruklu yıldız dünyanın yakınından geçince, "Acaba dünyaya çarpar mı?" endişesi ile imanı ve tevekkülü olmayan veya zayıf olanlar çok korkmuşlar, hatta evlerinden çıkmışlar.

    Halbuki iman ve tevekkülü olan bir mümin bu olayda şöyle düşünür; "Şayet bu yıldız dünyaya çarpma emrini Allah’tan almış ise tevekkülden başka yapacak bir şey yoktur." der, hayret içinde çarpmasını bekler. Yok emir almamış ise "Bu yıldız haddini aşıp vazifesi olmadığı halde dünyamıza çarpamaz." der endişe ve telaştan kurtulur.

    Allah’a tahkiki bir şekilde iman ile tevekkül eden adam hiçbir şeyden korkmaz, hiçbir hadise karşısında titremez. Cesaretin kaynağı hakiki ve sağlam iman olduğu gibi korkaklığın kaynağı ise imansızlık ve tevekkülsüzlüktür. Kalbinde iman olmayan birisi, bu yüzden her hadise karşısında titrer, her musibetten azap duyar. Bir nevi dünyanın bütün yükünü beline yükler ve altında ezilip gider.

    Tevekkül imanın bir meyvesi ve neticesi olduğu için, iman ne kadar sağlam ve kuvvetli olursa tevekkülde o nispette kuvvetli ve sağlam olur. İmanı tahkiki olan birisinin tevekkülü de tahkiki olacağı için, hayat kalitesi yüksek olur, olaylar ona azap değil sadece ibret olur. Mümin birisinde ruhi hastalıklar olmaz, zira manevi hastalıkların temelinde iman ve tevekkül zafiyeti vardır.

    Öyle ise bize düşen iman ve tevekkül kalitemizi yükseltmek ve sağlam bir şekle kavuşturmak olmalıdır ki, bu zamanda bunun en kestirme ve garanti yolu Risale-i Nurlardır.

    Özet olarak; kadere iman eden kederden emin olur, tevekküle yaslanan ruhi marazlardan şifa bulup her iki cihanda da mesut ve bahtiyar olur



  3. 27.Eylül.2011, 15:44
    2
    Silent and lonely rains




    "İman tevekkülü, tevekkül teslimi, teslim saadeti dareyni iktiza eder." cümlesinde, özellikle tevekkül kavramanı açıklayabilir misiniz? Bunu günlük hayatımızda ne tür durunmlarda yaşayabiliriz? Buadan yola çıkarak tevekkülsüz insanın belli başlı özellikleri nelerdir?


    Mümin, her şeyin tedbir ve dizgininin Allah’ın kudret elinde bildiği için, hiçbir şeyden endişe ve telaş etmez. Mümin bilir ki Allah bir musibeti alnına yazmış ise bundan kurtuluş yok der teslim olur; aynı şekilde musibeti alnına yazmamış ise hiçbir güç o musibeti başına bela edemez. Bu tevekkül ve düşüncesi mümini rahatlatır ve cesur kılar. İşte bu düşünce bir nevi psikolojik yükün, yani hadiseler karşısında endişe ve telaş etmenin, tevekkül vasıtası ile kadere atılması demektir.

    Ama kafir, Allah’a ve onun kainattaki tedbir ve iradesine inanmadığı için her şeyi tesadüfe veriyor. O zaman başına her an bir iş, bir musibet gelmesi muhtemeldir. Bu yüzden her şeyde bir endişe, bir telaş duyar. Her hadise karşısında korkar ve titrer. "Acaba bu musibet bana dokunur mu?" der hayatı zehir olur.

    Üstad Hazretleri bu manaya örnek için Amerika da olmuş bir olayı söylüyor. Kuyruklu yıldız dünyanın yakınından geçince, "Acaba dünyaya çarpar mı?" endişesi ile imanı ve tevekkülü olmayan veya zayıf olanlar çok korkmuşlar, hatta evlerinden çıkmışlar.

    Halbuki iman ve tevekkülü olan bir mümin bu olayda şöyle düşünür; "Şayet bu yıldız dünyaya çarpma emrini Allah’tan almış ise tevekkülden başka yapacak bir şey yoktur." der, hayret içinde çarpmasını bekler. Yok emir almamış ise "Bu yıldız haddini aşıp vazifesi olmadığı halde dünyamıza çarpamaz." der endişe ve telaştan kurtulur.

    Allah’a tahkiki bir şekilde iman ile tevekkül eden adam hiçbir şeyden korkmaz, hiçbir hadise karşısında titremez. Cesaretin kaynağı hakiki ve sağlam iman olduğu gibi korkaklığın kaynağı ise imansızlık ve tevekkülsüzlüktür. Kalbinde iman olmayan birisi, bu yüzden her hadise karşısında titrer, her musibetten azap duyar. Bir nevi dünyanın bütün yükünü beline yükler ve altında ezilip gider.

    Tevekkül imanın bir meyvesi ve neticesi olduğu için, iman ne kadar sağlam ve kuvvetli olursa tevekkülde o nispette kuvvetli ve sağlam olur. İmanı tahkiki olan birisinin tevekkülü de tahkiki olacağı için, hayat kalitesi yüksek olur, olaylar ona azap değil sadece ibret olur. Mümin birisinde ruhi hastalıklar olmaz, zira manevi hastalıkların temelinde iman ve tevekkül zafiyeti vardır.

    Öyle ise bize düşen iman ve tevekkül kalitemizi yükseltmek ve sağlam bir şekle kavuşturmak olmalıdır ki, bu zamanda bunun en kestirme ve garanti yolu Risale-i Nurlardır.

    Özet olarak; kadere iman eden kederden emin olur, tevekküle yaslanan ruhi marazlardan şifa bulup her iki cihanda da mesut ve bahtiyar olur



  4. 10.Ekim.2014, 19:38
    3
    Misafir

    Cevap: tevekkül kavramı

    Sözlükte "dayanmak, güvenmek, vekil tutmak" anlamlarına gelen tevekkül, din dilinde; her hususta Allah'a güvenmek, dayanmak, teslim olmak işlerini Allah'a havale etmek demektir.


  5. 10.Ekim.2014, 19:38
    3
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Sözlükte "dayanmak, güvenmek, vekil tutmak" anlamlarına gelen tevekkül, din dilinde; her hususta Allah'a güvenmek, dayanmak, teslim olmak işlerini Allah'a havale etmek demektir.





+ Yorum Gönder