Konusunu Oylayın.: Lâ İlâhe İllallah Muhammedun Resulullah anlamı nedir?

5 üzerinden 4.20 | Toplam : 129 kişi
Lâ İlâhe İllallah Muhammedun Resulullah anlamı nedir?
  1. 07.Temmuz.2011, 06:27
    1
    Misafir

    Lâ İlâhe İllallah Muhammedun Resulullah anlamı nedir?






    Lâ İlâhe İllallah Muhammedun Resulullah anlamı nedir? Mumsema Lâ İlâhe İllallah Muhammedun Resulullah anlamı ne olduğu hakkında bilgiler paylaşabilir misiniz ?


  2. 20.Haziran.2013, 01:07
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,632
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Lâ İlâhe İllallah Muhammedun Resulullah anlamı nedir?




    Lâ İlâhe İllallah Muhammedun Resulullah anlamı nedir? kısaca

    Lâ İlâhe İllallah'ın anlamı: Allahtan başka ilah yoktur.
    Muhammeden Resulullah anlamı: Muhammed Allahın elçisidir.



  3. 20.Haziran.2013, 01:07
    2
    Moderatör



    Lâ İlâhe İllallah Muhammedun Resulullah anlamı nedir? kısaca

    Lâ İlâhe İllallah'ın anlamı: Allahtan başka ilah yoktur.
    Muhammeden Resulullah anlamı: Muhammed Allahın elçisidir.



  4. 26.Eylül.2013, 00:52
    3
    Misafir

    Cevap: Lâ İlâhe İllallah Muhammedun Resulullah anlamı nedir?

    leilahe illallah

    Lâ İlâhe İllallah Muhammedun Resulullah anlamının geniş açıklaması




    Tevhid : Allah’a kulluk ve ibadette Allah’ı tek olarak kabullenip buna iman etmektir Çünkü yüce Allah, kullarını kendisini tanımaları, kendisine kullukta bulunmaları ve kendisinden başkasının önünde eğilmemeleri için yaratmıştır Tevhid inancı, kula kul olmamak ve ne türden olursa olsun tüm tağuti sistem ve rejimleri reddetmektir Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır :

    “Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım” (Zariyat, 51/56)

    Yani "ister bana ibadet ederlerken olsun, ister duada bulunurlarken olsun sadece bana kulluk etsinler ve beni bir tek olarak tanısınlar, emir ve yasaklarım doğrultusunda hareket etsinler diye yarattım"

    Bu ayet aynı zamanda "Bu dünya, bu kâinat Muhammed’in yüzü suyu hürmetine yaratılmıştır" diyenlere de bir tokattır, bir reddiyedir Nitekim ayet aynı zamanda: “Ey Muhammed !Eğer sen olmasaydın, eğer sen olmasaydın, ben bu felekleri, bu dünyayı yaratmazdım” diye sunulan ve kudsi hadis olarak lanse edilen sözün de kudsi hadis olması bir yana, hadis bile olmadığını ortaya koymakta ve reddetmektedir

    Şimdi esas olarak ele almak istediğimiz konuya, 'Tevhid kelimesi' konusuna geçelim

    “La ilahe İllallah Muhammedun Resulüllah” : İki bölümden oluşan Kelime-i Tevhid'in “Muhammed Allah’ın Resulüdür” anlamına gelen “Muhammedun Resulüllah” kısmını bir başka yazımıza bırakacak, burada “Allah’tan başka ilah yoktur” anlamına gelen “La ilahe İllallah” kısmı üzerinde duracağız

    “Hükümranlık ve hâkimiyet kayıtsız ve şartsız Allah’ındır” şeklinde de açıklayacabileceğimiz bu kelime iki bölümden oluşmaktadır Birincisi Allah’tan başka mabut ve ilah olarak kabul edilen her varlığı, sistem, rejim ve ideolojileri, Allah’ın hükmüne rağmen kendilerini ilah yerine koyarak millet adına hareket ettiklerini ileri süren tüm örgüt, kurum ve kuruluşları reddetmektedir ki, bu husus “La ilahe” ile gündeme getirilmektedir

    İkinci bölüm ise, bu gücün yani hüküm koyma yetkisinin yalnızca Allah’a ait olduğunun kabulünü gerektirmekte ve farz kılmaktadır Bu da “İllallah” ile ifade edilmiştir Nitekim yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır :

    “Ey Peygamber ! Bil ki, Allah’tan başka ilah yoktur, o bir tektir İbadet olunmaya ve kendisine kulluk edilmeye layık olan da O'dur” (Muhammed, 47/19)

    Bu ayetin ifade ettiği gibi bu kelimenin ne anlama geldiğini bilmek ve öğrenmek farzdır Zira bu, İslam’ın diğer rükünlerinin de başında yer almaktadır

    Hz Peygamber (S) bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır :

    “Kim samimi olarak ihlâs ile ve şirkten arınmış bir şekilde "La İlahe İllallah" derse, cennete girer”

    Bu hadiste yer alan muhlis yani ihlâs ile anlamına gelen kelime ile vurgulanmak istenen, "Kim bu kelimenin ne anlama geldiğini kavrayıp gereğiyle amel ederse, başkalarından önce insanları buna davet edip, kabul etmeyenlere karşı gerekli mücadeleyi verirse" anlamıdır Çünkü bu kelime, Tevhid inancını yansıtan, bu inancı haykıran yegane kelimedir ki, cinler ve insanlar da zaten bunun için yaratılmışlardır

    Nitekim Hz Peygamber (S) ölüm döşeğinde yatan amcası Ebu Talib’e : “Amcacığım ! Seni Allah katında savunabileceğim yegane kelime olan "La İlahe İllallah"ı ikrar et ki, seni savunabileyim" dediğinde amcası "La İlahe İllallah" demekten kaçındı”

    Resulullah (S) bu hadiste belirtildiği gibi amcasının putları, şirk düzenini ve tağuti rejimi reddetmesini istiyor, bunun için de söylenmesi gereken kelimenin 'Tevhid kelimesi' olduğunu belirtiyor ve ondan bunu yerine getirmesini istiyordu

    Ancak kişi Kelime-i Tevhid’i söylediği halde de şirk içinde bulunabilir Çünkü bu kelimenin gereklerini yerine getirmeksizin sadece dil ile ikrar etmek hiçbir anlam ifade etmez Nitekim Tabiun, Hasan Basri’ye : “La İlahe İllallah” kelimesi, cennetin anahtarı değil midir ?” diye sorduklarında o : “Evet, öyledir ama eğer anahtarın dişlileri kapıya uyarsa açar, uymazsa açmaz” şeklinde cevap vermiştir Demek oluyor ki, cennet bedava olmadığı gibi cehennem de boşuna yaratılmamıştır

    Allah Resulü (S) Mekke’de tam 13 yıl kaldı ve bu süre içerisinde insanları yalnızca “La İlahe İllallah” demeye çağırdı Fakat Arap toplumu ona karşı tepki gösterip "Bu kadar ilahı bırakıp bir tek ilaha mı inanacağız ? Biz bunu daha önce hiç duymamıştık Bir tek ilah dünyayı tek başına idare edebilir mi ?" diyerek inat ve şaşkınlık içerisinde hakikati reddetti Çünkü Araplar bu kelimenin ne anlama geldiğini gayet iyi biliyorlardı Öyle ki, bu kelimeyi içtenlikle söyleyen kişi, artık batıl rejimleri bütünüyle reddeder Bu nedenle müşrik Araplar, Tevhid kelimesini söylemeyi reddettiler ve :

    "Muhammed ilahları bir tek ilah mı yaptı ? Doğrusu bu tuhaf ve şaşılacak bir şeydir !" dediler" (Sad, 38/5)

    Zira müşrik Arap kabilelerinin her birinin kendisine ait birer putu vardı Kelime-i Tevhid onların ekonomik çıkarlarını ve siyasi hakimiyetlerini sarsmaktaydı Nitekim İslam büyüklerinden biri diyor ki : “Eğer günümüz müslümanları, Ebu Cehil ve benzerlerinin 'La İlahe İllallah' kelimesinin manasını anlayıp kavradıkları gibi anlayıp kavramış olsalardı yeryüzünde bir tek kişi dahi kalmaksızın hepsini İslam’a davet için ellerinden geleni yaparlardı"

    Kaldı ki, yüce Allah müşrikler için şöyle buyurmaktadır :

    “Çünkü onlara : "Allah’tan başka ilah yoktur" denildiği zaman kibirle direnirler ve "Mecnun bir şair için biz tanrılarımızı bırakacak mıyız ?" dediler Hayır ! O, gerçeği getirdi ve peygamberleri de doğruladı” (Saffat, 37/35–37)

    Hz Peygamber (S) bir hadislerinde şöyle buyuruyor : "Kim "La ilahe İllallah" deyip Allah’tan başka tapınılan her şeyi red ve inkâr ederse, onun malı ve kanı haram olur”

    Yani böyle bir kimsenin otomatikman can ve mal dokunulmazlığı doğar

    Dolayısıyla 'La ilahe illallah ' Tevhid 'in ve İslam’ın temelidir Hayatın bütününde uygulanması gereken bir metod ve programdır Bu manada İslam, insan hayatını düzene koyan yegane nizamdır Siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel manada dengeyi sağlayacak tek nizam ! İslam, ayrılık dini değil, birlik dinidir İslam’ın esasları kolaydır, açık ve anlaşılırdır İslam, hurafeye ve batıl inançlara izin vermez, madde ile ruhu birbirinden ayırmaz, hepsini eşit tutar İslam, tüm cahili sistemleri reddeder ve Tevhid bayrağının egemen kılınmasını ister Ümmetin bu bayrak altında birleşmesini ve gruplara ayrılmamasını emreder Bunun içindir ki İbn-i Mesud şöyle demiştir :

    “Asıl Cemaat, tek başına da olsan hakka uygun hareket etmendir”

    Bağdadi diyor ki : “Allah Resulü’nün (S) vefatı sırasında dinin usul ve füruu bakımından münafıklıklarını gizleyip Müslümanmış gibi görünen nifak sahipleri dışında insanlar bir tek yol üzere idiler”

    O halde din, ancak cemaat ile yaşar, cemaat ise İmamsız, lidersiz olamaz Kendisine itaat olunan, sözü dinlenilen bir lider gerekir

    Hz Ömer’den gelen rivayete göre o şöyle söylemiştir : “Cemaatsiz İslam olamaz, emiri - lideri bulunmayan toplum da cemaat olamaz, itaat olunmayan bir emir ve emirlik de olamaz”

    Bu rivayetin bütünü şöyledir “Temim ed-Dari demiş ki, Hz Ömer zamanında insanlar yüksek bina yarışına girmişlerdi Bunun üzerine Ömer (ra) bir uyarı babında onlara şöyle seslendi : "Ey Arapcıklar topluluğu ! Dünyaya taparcasına bağlanıp kalmayın, dünyaya taparcasına bağlanıp kalmayın İslam kalabalıkla değil, yalnızca birbirine kenetlenmiş cemaatle olur Böyle bir cemaat de ancak bir devletle ve liderle mümkündür Devlet de ancak bir kukla ile değil, kendisine itaat olunan, emrinden çıkılmayan bir liderle ayakta durur Her kim bulunduğu toplum tarafından ilim ve liyakatiyle liderliğe getirilirse, bu durum hem onun için ve hem de idaresi altında yaşayanlar için hayatta dik durma, canlılığını yaşama temelini oluşturur Kim de halkı tarafından hiçbir bilgi ve becerisi olmadan liderliğe getirilirse bu, hem onun için ve hem de toplumu için bir helak ve yok oluş sebebi olur”

    Buna göre tüm müslümanlar tek bir vücut gibidirler O vücudu oluşturan, meydana getiren organlar da birbirlerine kenetlenerek kardeşler haline gelen İslam toplumunu temsil ederler Bu bedenin ayakta durabilmesi Kitap-Kur’an ve sahih sünnetle mümkündür Buna ise 'Dinin siyaseti' denir Bu konuda onların birlikteliklerini sağlamak ve onları birbirlerine kenetlenmiş bir cemaat haline getirmek de bir liderin, imamın başkanlığında gerçekleşir Bu da ilgili bedenin idari siyasetidir, mekanizmasıdır Ümmet için gelişen ve büyüyen cismi oluşturmakta asıl unsur İslam’dır Din ve dünyaları bakımından söz konusu cismi koruyacak olan da İmamet görevidir

    O halde bütün bunlar Kitap ve Sahih Sünnet ölçüsünde olmak zorundadır Peygamberi metodun dışında bir metodla olmaz, olamaz Nitekim İmam Malik diyor ki :

    “Bu ümmetin sonradan gelenlerinin salaha ermeleri, ancak kendilerinden önce geçenlerin ıslah oldukları ilk şey ile mümkündür”

    Yani bu ümmet, adına 'Altın çağ' dediğimiz, Allah Resul'ünün (S) ve Raşit halifelerin döneminde uygulanan nizama dönmedikçe asla huzura kavuşamaz Şu halde peygamberi metoda dayalı bir davet süreci gerekmektedir Bu : “La ilahe İllallah" diyerek Allah dışındaki tüm ilahları, mabut edinilenleri ve nizamları reddedin ki, felaha eresiniz” hadisiyle istenen bir gerçektir Nitekim : “Ölülerinize La ilahe İllallah’ı telkin edin” diye buyrulurken de Tevhid'in doğum ile ölüm arasında kesintisiz olarak devamını sağlayacak manada telkin edilmesinin farziyyeti gündeme getirilmiştir Yani deyim yerindeyse bebeğin ana rahmine düşmesinden itibaren ona Tevhid'i telkin edin ki, hayatları tevhid kelimesiyle Allah yolunda noktalanmış olsun

    Bu durumda Tevhid kelimesi bağlamında yapılması gerekenleri şöyle sıralayabiliriz :

    1- Takip edilmesi gereken tek yol, Kitap ve Sünnete bağlı kalmak, İslam cemaatinden ayrılmamak ve varsa İslam devlet başkanına (imama) genel manada tabi olup onu dinlemek ve itaat etmektir Bunu yaparken masiyet (günah) olabilecek şeylerden uzak durmak, peygamberi metodla, ehil olan kimseler eliyle İslam davetini yürütmek gerekir Bu itibarla “Artık haktan ayrıldıktan sonra sapıklıktan başka ne kalır?” (Yunus, 10/32) Abdullah b Ömer, peygamber’den (S) şu rivayette bulunuyor :

    “Kim cennetin ortasında bir yer edinmek istiyorsa, İslam cemaatinden ayrılmasın”

    2- Peygamberi bir metotla yürütülecek olan bu davet hem fıtridir (yaratılışın bir gereğidir) ve hem de kolaydır Çünkü fıtrata uygundur, açıktır, nettir, müphem bir yanı yoktur Bu işin temeli Kitap ve Sünnettir

    3- Kelime-i Tevhid bağlamında yürütülecek olan davet açıktan yapılmalıdır Zira bunun hiçbir gizli yanı yoktur Bütün peygamberler “Allah'a kulluk etmeye ve tağuttan uzak durmaya” davet etmişlerdir

    ”Sen yönünü ve hedefini bir hanif olarak dine, İbrahim peygamberin tevhid'i esas alan dinine, Allah insanları hangi fıtrat üzere yaratmış ise ona çevir Allah’ın yaratışında değişme yoktur İşte dosdoğru din budur; fakat insanların çoğu bilmezler” (Rum, 30/30)

    4- İlahi Mesajı iletmek için peygamberi metoddan ayrılamamak gerekir Dolayısıyla birtakım grupların, cemaatlerin, partilerin, zühd yolunu (!) seçenlerin getirdiği veya benimsediği metodlardan uzak durulmalıdır Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır :

    “Onlardan birçoğunun günah, düşmanlık ve haram yemede yarıştıklarını görürsün Yaptıkları ne kadar kötüdür ! Din adamları ve âlimleri onları, günah olan sözleri söylemekten ve haram yemekten menetselerdi ya ! İşledikleri fiiller ne kadar da kötü” (Maide, 5/62–63)

    İbn-i Cerir et-Taberi diyor ki : “İslam âlimleri diyorlar ki : Kur’an’da âlimleri tenkit eden, bu ayet kadar önemli bir biçimde uyaran ve kınayan, korku veren bir başka ayet yoktur”

    Yukarıdaki ayet özellikle yahudilerin ve yahudileşmiş kitlelerin, onların bilginlerinin özelliklerini taşıyanların büyük bir tehlike içerisinde olduklarını ifade ediyor

    İbnu'l-Kayyım el-Cevziyye (rah) diyor ki : “Dünya ehlinin altı dini (inancı) vardır Bunlardan sadece bir tanesi Rahman olan Allah’ın gönderdiği dindir Ki bu da göklerdekilerin ve yeryüzündeki Tevhid ehlinin dinidir Geride kalan beş tür din ve inanç ise şeytana aittir Bunlar da Yahudilik, Hıristiyanlık, Mecusilik, Sabiilik ve müşriklerin dinidir (inancıdır)

    Nasıl ki, 'La ilahe İllallah' dinin aslı ve temeli ise, İslam kelimesi de şer’i kelimelerin temelidir ve Âdemoğlu bu ismi almıştır Bundan dolayı kendilerine 'Müslümanlar' denilmektedir Bunun içindir ki, Kelime-i Tevhid, müslümanları bir tek şiar, bir tek isim altında birleştirmiştir O da İslam adıdır Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır :

    “Rabbinin sözü, doğruluk ve adalet bakımından tamamlanmıştır Onun sözlerini değiştirecek hiç kimse yoktur O işitendir, bilendir” (Enam, 6/115)

    “Allah kimin gönlünü İslam’a açmışsa o, Rabbinden bir nur üzerinde değil midir ?” (Zümer, 39/22)

    Tüm bu anlatılanların ışığında müslümanlar, Tevhid kelimesi doğrultusunda, İslam adını almanın ötesinde bir başka yafta ve etiket taşımaktan sakınmalı, görevlerini bu doğrultuda yerine getirmelidirler

    Yazımızı İbnu'l-Kayyım’ın şu ifadeleriyle noktalayalım :

    “Eğer kişiye şeyhin kimdir” diye sorulursa, "Resulullah’tır" demelidir

    "Tarikatın nedir ?" diye sorulursa, "Kitap ve sünnete tabi olmaktır" demelidir

    Hırkasından sorulursa, "O da takva elbisesidir" diye cevaplamalıdır

    Mezhebinden sorulursa, "Sünnete dört elle sarılmaktır" demelidir

    Maksat ve arzusu sorulursa, vereceği cevap : “Allah’ın rızasını arayıp isterler” (Enam, 6/52) olmalıdır

    Bağlı olduğu tekke ve zaviyesi, hangahı sorulursa vereceği cevap : “Bu kandiller birtakım evlerdedir ki, Allah o evlerin yücelmesine ve içlerinde isminin anılmasına izin vermiştir Orada sabah ve akşam onu öyle kimseler tesbih eder ki; onlar ne ticaret ne de alış-verişin kendilerini Allah’ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoyamadığı insanlardır” (Nur, 24/36) mealindeki ayet olmalıdır

    Soyu sorulursa, "Atam İslam’dır, başka ata da tanımıyorum" olmalıdır

    Yemesinden içmesinden sorulursa vereceği cevap : "Ondan sana ne, ayağında ayakkabısı ve varacağı su mecrası vardır O, Rabbine kavuşacağı güne dek içeceği yerden suyunu içer ve ağaç meyvesini otlar” olmalıdırr


  5. 26.Eylül.2013, 00:52
    3
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    leilahe illallah

    Lâ İlâhe İllallah Muhammedun Resulullah anlamının geniş açıklaması




    Tevhid : Allah’a kulluk ve ibadette Allah’ı tek olarak kabullenip buna iman etmektir Çünkü yüce Allah, kullarını kendisini tanımaları, kendisine kullukta bulunmaları ve kendisinden başkasının önünde eğilmemeleri için yaratmıştır Tevhid inancı, kula kul olmamak ve ne türden olursa olsun tüm tağuti sistem ve rejimleri reddetmektir Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır :

    “Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım” (Zariyat, 51/56)

    Yani "ister bana ibadet ederlerken olsun, ister duada bulunurlarken olsun sadece bana kulluk etsinler ve beni bir tek olarak tanısınlar, emir ve yasaklarım doğrultusunda hareket etsinler diye yarattım"

    Bu ayet aynı zamanda "Bu dünya, bu kâinat Muhammed’in yüzü suyu hürmetine yaratılmıştır" diyenlere de bir tokattır, bir reddiyedir Nitekim ayet aynı zamanda: “Ey Muhammed !Eğer sen olmasaydın, eğer sen olmasaydın, ben bu felekleri, bu dünyayı yaratmazdım” diye sunulan ve kudsi hadis olarak lanse edilen sözün de kudsi hadis olması bir yana, hadis bile olmadığını ortaya koymakta ve reddetmektedir

    Şimdi esas olarak ele almak istediğimiz konuya, 'Tevhid kelimesi' konusuna geçelim

    “La ilahe İllallah Muhammedun Resulüllah” : İki bölümden oluşan Kelime-i Tevhid'in “Muhammed Allah’ın Resulüdür” anlamına gelen “Muhammedun Resulüllah” kısmını bir başka yazımıza bırakacak, burada “Allah’tan başka ilah yoktur” anlamına gelen “La ilahe İllallah” kısmı üzerinde duracağız

    “Hükümranlık ve hâkimiyet kayıtsız ve şartsız Allah’ındır” şeklinde de açıklayacabileceğimiz bu kelime iki bölümden oluşmaktadır Birincisi Allah’tan başka mabut ve ilah olarak kabul edilen her varlığı, sistem, rejim ve ideolojileri, Allah’ın hükmüne rağmen kendilerini ilah yerine koyarak millet adına hareket ettiklerini ileri süren tüm örgüt, kurum ve kuruluşları reddetmektedir ki, bu husus “La ilahe” ile gündeme getirilmektedir

    İkinci bölüm ise, bu gücün yani hüküm koyma yetkisinin yalnızca Allah’a ait olduğunun kabulünü gerektirmekte ve farz kılmaktadır Bu da “İllallah” ile ifade edilmiştir Nitekim yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır :

    “Ey Peygamber ! Bil ki, Allah’tan başka ilah yoktur, o bir tektir İbadet olunmaya ve kendisine kulluk edilmeye layık olan da O'dur” (Muhammed, 47/19)

    Bu ayetin ifade ettiği gibi bu kelimenin ne anlama geldiğini bilmek ve öğrenmek farzdır Zira bu, İslam’ın diğer rükünlerinin de başında yer almaktadır

    Hz Peygamber (S) bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır :

    “Kim samimi olarak ihlâs ile ve şirkten arınmış bir şekilde "La İlahe İllallah" derse, cennete girer”

    Bu hadiste yer alan muhlis yani ihlâs ile anlamına gelen kelime ile vurgulanmak istenen, "Kim bu kelimenin ne anlama geldiğini kavrayıp gereğiyle amel ederse, başkalarından önce insanları buna davet edip, kabul etmeyenlere karşı gerekli mücadeleyi verirse" anlamıdır Çünkü bu kelime, Tevhid inancını yansıtan, bu inancı haykıran yegane kelimedir ki, cinler ve insanlar da zaten bunun için yaratılmışlardır

    Nitekim Hz Peygamber (S) ölüm döşeğinde yatan amcası Ebu Talib’e : “Amcacığım ! Seni Allah katında savunabileceğim yegane kelime olan "La İlahe İllallah"ı ikrar et ki, seni savunabileyim" dediğinde amcası "La İlahe İllallah" demekten kaçındı”

    Resulullah (S) bu hadiste belirtildiği gibi amcasının putları, şirk düzenini ve tağuti rejimi reddetmesini istiyor, bunun için de söylenmesi gereken kelimenin 'Tevhid kelimesi' olduğunu belirtiyor ve ondan bunu yerine getirmesini istiyordu

    Ancak kişi Kelime-i Tevhid’i söylediği halde de şirk içinde bulunabilir Çünkü bu kelimenin gereklerini yerine getirmeksizin sadece dil ile ikrar etmek hiçbir anlam ifade etmez Nitekim Tabiun, Hasan Basri’ye : “La İlahe İllallah” kelimesi, cennetin anahtarı değil midir ?” diye sorduklarında o : “Evet, öyledir ama eğer anahtarın dişlileri kapıya uyarsa açar, uymazsa açmaz” şeklinde cevap vermiştir Demek oluyor ki, cennet bedava olmadığı gibi cehennem de boşuna yaratılmamıştır

    Allah Resulü (S) Mekke’de tam 13 yıl kaldı ve bu süre içerisinde insanları yalnızca “La İlahe İllallah” demeye çağırdı Fakat Arap toplumu ona karşı tepki gösterip "Bu kadar ilahı bırakıp bir tek ilaha mı inanacağız ? Biz bunu daha önce hiç duymamıştık Bir tek ilah dünyayı tek başına idare edebilir mi ?" diyerek inat ve şaşkınlık içerisinde hakikati reddetti Çünkü Araplar bu kelimenin ne anlama geldiğini gayet iyi biliyorlardı Öyle ki, bu kelimeyi içtenlikle söyleyen kişi, artık batıl rejimleri bütünüyle reddeder Bu nedenle müşrik Araplar, Tevhid kelimesini söylemeyi reddettiler ve :

    "Muhammed ilahları bir tek ilah mı yaptı ? Doğrusu bu tuhaf ve şaşılacak bir şeydir !" dediler" (Sad, 38/5)

    Zira müşrik Arap kabilelerinin her birinin kendisine ait birer putu vardı Kelime-i Tevhid onların ekonomik çıkarlarını ve siyasi hakimiyetlerini sarsmaktaydı Nitekim İslam büyüklerinden biri diyor ki : “Eğer günümüz müslümanları, Ebu Cehil ve benzerlerinin 'La İlahe İllallah' kelimesinin manasını anlayıp kavradıkları gibi anlayıp kavramış olsalardı yeryüzünde bir tek kişi dahi kalmaksızın hepsini İslam’a davet için ellerinden geleni yaparlardı"

    Kaldı ki, yüce Allah müşrikler için şöyle buyurmaktadır :

    “Çünkü onlara : "Allah’tan başka ilah yoktur" denildiği zaman kibirle direnirler ve "Mecnun bir şair için biz tanrılarımızı bırakacak mıyız ?" dediler Hayır ! O, gerçeği getirdi ve peygamberleri de doğruladı” (Saffat, 37/35–37)

    Hz Peygamber (S) bir hadislerinde şöyle buyuruyor : "Kim "La ilahe İllallah" deyip Allah’tan başka tapınılan her şeyi red ve inkâr ederse, onun malı ve kanı haram olur”

    Yani böyle bir kimsenin otomatikman can ve mal dokunulmazlığı doğar

    Dolayısıyla 'La ilahe illallah ' Tevhid 'in ve İslam’ın temelidir Hayatın bütününde uygulanması gereken bir metod ve programdır Bu manada İslam, insan hayatını düzene koyan yegane nizamdır Siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel manada dengeyi sağlayacak tek nizam ! İslam, ayrılık dini değil, birlik dinidir İslam’ın esasları kolaydır, açık ve anlaşılırdır İslam, hurafeye ve batıl inançlara izin vermez, madde ile ruhu birbirinden ayırmaz, hepsini eşit tutar İslam, tüm cahili sistemleri reddeder ve Tevhid bayrağının egemen kılınmasını ister Ümmetin bu bayrak altında birleşmesini ve gruplara ayrılmamasını emreder Bunun içindir ki İbn-i Mesud şöyle demiştir :

    “Asıl Cemaat, tek başına da olsan hakka uygun hareket etmendir”

    Bağdadi diyor ki : “Allah Resulü’nün (S) vefatı sırasında dinin usul ve füruu bakımından münafıklıklarını gizleyip Müslümanmış gibi görünen nifak sahipleri dışında insanlar bir tek yol üzere idiler”

    O halde din, ancak cemaat ile yaşar, cemaat ise İmamsız, lidersiz olamaz Kendisine itaat olunan, sözü dinlenilen bir lider gerekir

    Hz Ömer’den gelen rivayete göre o şöyle söylemiştir : “Cemaatsiz İslam olamaz, emiri - lideri bulunmayan toplum da cemaat olamaz, itaat olunmayan bir emir ve emirlik de olamaz”

    Bu rivayetin bütünü şöyledir “Temim ed-Dari demiş ki, Hz Ömer zamanında insanlar yüksek bina yarışına girmişlerdi Bunun üzerine Ömer (ra) bir uyarı babında onlara şöyle seslendi : "Ey Arapcıklar topluluğu ! Dünyaya taparcasına bağlanıp kalmayın, dünyaya taparcasına bağlanıp kalmayın İslam kalabalıkla değil, yalnızca birbirine kenetlenmiş cemaatle olur Böyle bir cemaat de ancak bir devletle ve liderle mümkündür Devlet de ancak bir kukla ile değil, kendisine itaat olunan, emrinden çıkılmayan bir liderle ayakta durur Her kim bulunduğu toplum tarafından ilim ve liyakatiyle liderliğe getirilirse, bu durum hem onun için ve hem de idaresi altında yaşayanlar için hayatta dik durma, canlılığını yaşama temelini oluşturur Kim de halkı tarafından hiçbir bilgi ve becerisi olmadan liderliğe getirilirse bu, hem onun için ve hem de toplumu için bir helak ve yok oluş sebebi olur”

    Buna göre tüm müslümanlar tek bir vücut gibidirler O vücudu oluşturan, meydana getiren organlar da birbirlerine kenetlenerek kardeşler haline gelen İslam toplumunu temsil ederler Bu bedenin ayakta durabilmesi Kitap-Kur’an ve sahih sünnetle mümkündür Buna ise 'Dinin siyaseti' denir Bu konuda onların birlikteliklerini sağlamak ve onları birbirlerine kenetlenmiş bir cemaat haline getirmek de bir liderin, imamın başkanlığında gerçekleşir Bu da ilgili bedenin idari siyasetidir, mekanizmasıdır Ümmet için gelişen ve büyüyen cismi oluşturmakta asıl unsur İslam’dır Din ve dünyaları bakımından söz konusu cismi koruyacak olan da İmamet görevidir

    O halde bütün bunlar Kitap ve Sahih Sünnet ölçüsünde olmak zorundadır Peygamberi metodun dışında bir metodla olmaz, olamaz Nitekim İmam Malik diyor ki :

    “Bu ümmetin sonradan gelenlerinin salaha ermeleri, ancak kendilerinden önce geçenlerin ıslah oldukları ilk şey ile mümkündür”

    Yani bu ümmet, adına 'Altın çağ' dediğimiz, Allah Resul'ünün (S) ve Raşit halifelerin döneminde uygulanan nizama dönmedikçe asla huzura kavuşamaz Şu halde peygamberi metoda dayalı bir davet süreci gerekmektedir Bu : “La ilahe İllallah" diyerek Allah dışındaki tüm ilahları, mabut edinilenleri ve nizamları reddedin ki, felaha eresiniz” hadisiyle istenen bir gerçektir Nitekim : “Ölülerinize La ilahe İllallah’ı telkin edin” diye buyrulurken de Tevhid'in doğum ile ölüm arasında kesintisiz olarak devamını sağlayacak manada telkin edilmesinin farziyyeti gündeme getirilmiştir Yani deyim yerindeyse bebeğin ana rahmine düşmesinden itibaren ona Tevhid'i telkin edin ki, hayatları tevhid kelimesiyle Allah yolunda noktalanmış olsun

    Bu durumda Tevhid kelimesi bağlamında yapılması gerekenleri şöyle sıralayabiliriz :

    1- Takip edilmesi gereken tek yol, Kitap ve Sünnete bağlı kalmak, İslam cemaatinden ayrılmamak ve varsa İslam devlet başkanına (imama) genel manada tabi olup onu dinlemek ve itaat etmektir Bunu yaparken masiyet (günah) olabilecek şeylerden uzak durmak, peygamberi metodla, ehil olan kimseler eliyle İslam davetini yürütmek gerekir Bu itibarla “Artık haktan ayrıldıktan sonra sapıklıktan başka ne kalır?” (Yunus, 10/32) Abdullah b Ömer, peygamber’den (S) şu rivayette bulunuyor :

    “Kim cennetin ortasında bir yer edinmek istiyorsa, İslam cemaatinden ayrılmasın”

    2- Peygamberi bir metotla yürütülecek olan bu davet hem fıtridir (yaratılışın bir gereğidir) ve hem de kolaydır Çünkü fıtrata uygundur, açıktır, nettir, müphem bir yanı yoktur Bu işin temeli Kitap ve Sünnettir

    3- Kelime-i Tevhid bağlamında yürütülecek olan davet açıktan yapılmalıdır Zira bunun hiçbir gizli yanı yoktur Bütün peygamberler “Allah'a kulluk etmeye ve tağuttan uzak durmaya” davet etmişlerdir

    ”Sen yönünü ve hedefini bir hanif olarak dine, İbrahim peygamberin tevhid'i esas alan dinine, Allah insanları hangi fıtrat üzere yaratmış ise ona çevir Allah’ın yaratışında değişme yoktur İşte dosdoğru din budur; fakat insanların çoğu bilmezler” (Rum, 30/30)

    4- İlahi Mesajı iletmek için peygamberi metoddan ayrılamamak gerekir Dolayısıyla birtakım grupların, cemaatlerin, partilerin, zühd yolunu (!) seçenlerin getirdiği veya benimsediği metodlardan uzak durulmalıdır Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır :

    “Onlardan birçoğunun günah, düşmanlık ve haram yemede yarıştıklarını görürsün Yaptıkları ne kadar kötüdür ! Din adamları ve âlimleri onları, günah olan sözleri söylemekten ve haram yemekten menetselerdi ya ! İşledikleri fiiller ne kadar da kötü” (Maide, 5/62–63)

    İbn-i Cerir et-Taberi diyor ki : “İslam âlimleri diyorlar ki : Kur’an’da âlimleri tenkit eden, bu ayet kadar önemli bir biçimde uyaran ve kınayan, korku veren bir başka ayet yoktur”

    Yukarıdaki ayet özellikle yahudilerin ve yahudileşmiş kitlelerin, onların bilginlerinin özelliklerini taşıyanların büyük bir tehlike içerisinde olduklarını ifade ediyor

    İbnu'l-Kayyım el-Cevziyye (rah) diyor ki : “Dünya ehlinin altı dini (inancı) vardır Bunlardan sadece bir tanesi Rahman olan Allah’ın gönderdiği dindir Ki bu da göklerdekilerin ve yeryüzündeki Tevhid ehlinin dinidir Geride kalan beş tür din ve inanç ise şeytana aittir Bunlar da Yahudilik, Hıristiyanlık, Mecusilik, Sabiilik ve müşriklerin dinidir (inancıdır)

    Nasıl ki, 'La ilahe İllallah' dinin aslı ve temeli ise, İslam kelimesi de şer’i kelimelerin temelidir ve Âdemoğlu bu ismi almıştır Bundan dolayı kendilerine 'Müslümanlar' denilmektedir Bunun içindir ki, Kelime-i Tevhid, müslümanları bir tek şiar, bir tek isim altında birleştirmiştir O da İslam adıdır Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır :

    “Rabbinin sözü, doğruluk ve adalet bakımından tamamlanmıştır Onun sözlerini değiştirecek hiç kimse yoktur O işitendir, bilendir” (Enam, 6/115)

    “Allah kimin gönlünü İslam’a açmışsa o, Rabbinden bir nur üzerinde değil midir ?” (Zümer, 39/22)

    Tüm bu anlatılanların ışığında müslümanlar, Tevhid kelimesi doğrultusunda, İslam adını almanın ötesinde bir başka yafta ve etiket taşımaktan sakınmalı, görevlerini bu doğrultuda yerine getirmelidirler

    Yazımızı İbnu'l-Kayyım’ın şu ifadeleriyle noktalayalım :

    “Eğer kişiye şeyhin kimdir” diye sorulursa, "Resulullah’tır" demelidir

    "Tarikatın nedir ?" diye sorulursa, "Kitap ve sünnete tabi olmaktır" demelidir

    Hırkasından sorulursa, "O da takva elbisesidir" diye cevaplamalıdır

    Mezhebinden sorulursa, "Sünnete dört elle sarılmaktır" demelidir

    Maksat ve arzusu sorulursa, vereceği cevap : “Allah’ın rızasını arayıp isterler” (Enam, 6/52) olmalıdır

    Bağlı olduğu tekke ve zaviyesi, hangahı sorulursa vereceği cevap : “Bu kandiller birtakım evlerdedir ki, Allah o evlerin yücelmesine ve içlerinde isminin anılmasına izin vermiştir Orada sabah ve akşam onu öyle kimseler tesbih eder ki; onlar ne ticaret ne de alış-verişin kendilerini Allah’ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoyamadığı insanlardır” (Nur, 24/36) mealindeki ayet olmalıdır

    Soyu sorulursa, "Atam İslam’dır, başka ata da tanımıyorum" olmalıdır

    Yemesinden içmesinden sorulursa vereceği cevap : "Ondan sana ne, ayağında ayakkabısı ve varacağı su mecrası vardır O, Rabbine kavuşacağı güne dek içeceği yerden suyunu içer ve ağaç meyvesini otlar” olmalıdırr


  6. 05.Ocak.2014, 20:06
    4
    Misafir

    Cevap: Lâ İlâhe İllallah Muhammedun Resulullah anlamı nedir?

    Allah razı olsun güzel bilgiler


  7. 05.Ocak.2014, 20:06
    4
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Allah razı olsun güzel bilgiler


  8. 24.Haziran.2014, 22:20
    5
    Misafir

    Cevap: Lâ İlâhe İllallah Muhammedun Resulullah anlamı nedir?

    Allahtan başka ilah yoktur hz muhammed sav alahın elçisidir


  9. 24.Haziran.2014, 22:20
    5
    kayıtlı üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    kayıtlı üye
    Misafir
    Allahtan başka ilah yoktur hz muhammed sav alahın elçisidir


  10. 14.Ekim.2015, 17:48
    6
    Misafir

    Cevap: Lâ İlâhe İllallah Muhammedun Resulullah anlamı nedir?

    Allahtan baka ilah yoktur muhammet Allahın elçisidir


  11. 14.Ekim.2015, 17:48
    6
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Allahtan baka ilah yoktur muhammet Allahın elçisidir


  12. 16.Ocak.2016, 13:52
    7
    Misafir

    Cevap: Lâ İlâhe İllallah Muhammedun Resulullah anlamı nedir?

    La ilahe illallah kelimesinin Allah katında geçerli olabilmesi, insanı cehennemden kurtarabilmesi için belli şartlar vardır. Bu şartlar gerçekleşmedikçe günde bin defa La ilahe illallah dense bile bu kelime kişiye hiçbir fayda sağlamayacaktır. Bu şartlar şunlardır;
    1- Kelimenin manasının bilinmesi gerekir,
    2- Yaşantıyı bu kelimenin manasına uygun düşecek şekilde düzenlemek.
    La ilahe illallah kelimesinin faydalarını bozacak şeyler nelerdir?
    1- Allah’ın varlığını ve Rasulullah’ın risaletini inkar etmek,
    2- Reisler, liderler ve şeyhlere ibadet etmek,
    3- Allah’a, Rasulüne ve İslam dinine sövmek, Allah’ın ayetleri, kitapları, rasulleri ile alay etmek,
    4- Tağuta muhakeme olmak,
    5- Allah’ın indirdikleriyle hükmetmemek,
    6- sihir yapmak ve öğrenmek,
    7- Kafirlerle dost olmak, onları sevmek, desteklemek, onların cemaatlerine, gruplarına, partilerine üye olmak.
    Kim bu yukarıdaki şeyleri yapar La ilahe illallah kelimesini kullanırsa kişiye hiçbir fayda sağlamaz.


  13. 16.Ocak.2016, 13:52
    7
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    La ilahe illallah kelimesinin Allah katında geçerli olabilmesi, insanı cehennemden kurtarabilmesi için belli şartlar vardır. Bu şartlar gerçekleşmedikçe günde bin defa La ilahe illallah dense bile bu kelime kişiye hiçbir fayda sağlamayacaktır. Bu şartlar şunlardır;
    1- Kelimenin manasının bilinmesi gerekir,
    2- Yaşantıyı bu kelimenin manasına uygun düşecek şekilde düzenlemek.
    La ilahe illallah kelimesinin faydalarını bozacak şeyler nelerdir?
    1- Allah’ın varlığını ve Rasulullah’ın risaletini inkar etmek,
    2- Reisler, liderler ve şeyhlere ibadet etmek,
    3- Allah’a, Rasulüne ve İslam dinine sövmek, Allah’ın ayetleri, kitapları, rasulleri ile alay etmek,
    4- Tağuta muhakeme olmak,
    5- Allah’ın indirdikleriyle hükmetmemek,
    6- sihir yapmak ve öğrenmek,
    7- Kafirlerle dost olmak, onları sevmek, desteklemek, onların cemaatlerine, gruplarına, partilerine üye olmak.
    Kim bu yukarıdaki şeyleri yapar La ilahe illallah kelimesini kullanırsa kişiye hiçbir fayda sağlamaz.


  14. 11.Mart.2016, 22:15
    8
    Misafir

    Cevap: Lâ İlâhe İllallah Muhammedun Resulullah anlamı nedir?

    Anlatan izah eden bişeyler öğrenmiş ,amma sanki söylediklerinde Bi tarz varki, okurken hissedilen!,hoş değil ,,,


  15. 11.Mart.2016, 22:15
    8
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Anlatan izah eden bişeyler öğrenmiş ,amma sanki söylediklerinde Bi tarz varki, okurken hissedilen!,hoş değil ,,,


  16. 06.Ekim.2017, 13:32
    9
    Misafir

    Yorum: Lâ İlâhe İllallah Muhammedun Resulullah anlamı nedir?

    Şeyhlere ibadet edilmez şeyhler ibadete iter Allah dostu olurlar onlar yalnızca Allahi anar ve Allahi hatirlatirlar Mahmutefendi Hz. K.s. benim şeyhim Allah ondan Razı olsun ümmeti MUHAMMEDDEN razı olsun. Alimler peygamberlerin varisleridir.


  17. 06.Ekim.2017, 13:32
    9
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Şeyhlere ibadet edilmez şeyhler ibadete iter Allah dostu olurlar onlar yalnızca Allahi anar ve Allahi hatirlatirlar Mahmutefendi Hz. K.s. benim şeyhim Allah ondan Razı olsun ümmeti MUHAMMEDDEN razı olsun. Alimler peygamberlerin varisleridir.





+ Yorum Gönder