Konusunu Oylayın.: Muradif manalar delil burhan hüccet ve sultan kelimelerinin aralarındaki farklar nelerdir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Muradif manalar delil burhan hüccet ve sultan kelimelerinin aralarındaki farklar nelerdir?
  1. 13.Mayıs.2011, 11:29
    1
    Misafir

    Muradif manalar delil burhan hüccet ve sultan kelimelerinin aralarındaki farklar nelerdir?






    Muradif manalar delil burhan hüccet ve sultan kelimelerinin aralarındaki farklar nelerdir? Mumsema delil,burhan,hüccet ve sultan kelimelerinin aralarındaki farklar nelerdir?


  2. 13.Mayıs.2011, 12:19
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: muradif manalar: delil,burhan,hüccet ve sultan kelimelerinin aralarındaki farklar nelerdir?




    Delil, hüccet, isbat vasıtası. * Man: Yakînî mukaddemelerden meydana gelen kıyas. * Red ve inkâr için itiraz kabul edilmeyecek surette isbat-ı hakikat eden kavi hüccet.(Bir bürhan ile elde edilen netice-i tevhidi buzı insanlar isti'zam ile dar zihinlerine sıkıştıramazlar. Veya bozuk hayalleri tahammül edemez. Bu hule karşı o kat'i, sahih bürhanı reddetmek üzere: "Bu neticeyi, bu kadar azametiyle şu bürhan (onu) intac edemez." diye bahaneler ile kabul etmez. O miskin bilmez mi ki, neticenin kayyûmu imandır. Bürhan, ancak onu görmek için bir menfezdir. Veya bir süpürge gibi o neticeye konan vehimleri süpürür. Maahâza bürhan bir değildir, bin değildir. Zerrat-ı âlem adedince bürhanlar vardır. M.N.) BÜRHAN-I AKLİYYE: Akla dayanan bürhan. BÜRHAN-I ENFÜSÎ: İnsanın içinde ve hayatında görünen bürhan. Nefse ve şahsa ve içe ait bürhan. BÜRHAN-I İNNÎ: Hâdiselerden kanunlarına, neticelerden sebeblerine ve eserden müessire olan delil. Dumanın ateşe delil olması gibi. BÜRHAN-I KATI': Kat'î, en sağlam ve şeksiz delil. * Farsça bir lügat kitabının ismi.(İşte şu Zât (A.S.M.), şu mevcûdat Hâlikının vahdaniyetinin hakkaniyeti derecesinde hak bir bürhan-ı nâtık, bir delil-i sâdık olduğu gibi, haşrin ve saadet-i ebediyenin dahi bir bürhan-ı kâtıı, bir delil-i sâtııdır. S.) BÜRHAN-I LİMMÎ: Kanunlardan hâdiselerine, sebeblerden neticelerine ve müessirden esere olan istidlâl. Yani eseri meydana getirenden esere olan delil. Kablî delil. Ateşin dumana delil olması gibi.(Kelime-i şehâdetin iki kelâmı birbirine şahiddir. Birincisi ikincisine bürhan-ı limmîdir, ikincisi birincisine bürhan-ı innîdir. M.) (Bak: Limmî) BÜRHAN-I MANTIKÎ: Kesin kaziyelerden teşkil ettirilen kıyasa, bürhana denir. BÜRHAN-I NÂTIK: Konuşan bürhan. Mecaz olarak Peygamberimiz Hz. Muhammed (A.S.M) kastedilir ki; bütün hakikatları isbat ve izhar etmiştir. BÜRHAN-I NÜBÜVVET: Peygamberliğin hak olduğunu isbat eden bürhan ve delil. (Bürhan-ı risalet de aynı mânâdadır.)

    Bak: Bürhan-ı nübüvvet) BÜRHAN-I SÂTI': Aşikâr, şeksiz ve şüphesiz, parlak delil. (Bak: Sâtı') BÜRHAN-ÜT TEMÂNÜ': İstiklâliyet, ulûhiyetin zâtî bir hassası ve zaruri bir lâzımı olduğuna dair ve şirkin butlanını isbat eden delil ki; eşyanın yaradılışı müteaddit ellere ve esbaba verilse, âlemdeki nizam bozulup karışıklıklar çıkacağını gösterir, isbat eder

    üstün bir güç" olarak çevrilen, Arapça "sultan" kelimesi "huccet, burhan, güç, kuvvet, hüküm, kanun, yol, otorite, izin, ruhsat verme, meşru kılma, delil" gibi anlamlara gelmektedir.


  3. 13.Mayıs.2011, 12:19
    2
    Silent and lonely rains



    Delil, hüccet, isbat vasıtası. * Man: Yakînî mukaddemelerden meydana gelen kıyas. * Red ve inkâr için itiraz kabul edilmeyecek surette isbat-ı hakikat eden kavi hüccet.(Bir bürhan ile elde edilen netice-i tevhidi buzı insanlar isti'zam ile dar zihinlerine sıkıştıramazlar. Veya bozuk hayalleri tahammül edemez. Bu hule karşı o kat'i, sahih bürhanı reddetmek üzere: "Bu neticeyi, bu kadar azametiyle şu bürhan (onu) intac edemez." diye bahaneler ile kabul etmez. O miskin bilmez mi ki, neticenin kayyûmu imandır. Bürhan, ancak onu görmek için bir menfezdir. Veya bir süpürge gibi o neticeye konan vehimleri süpürür. Maahâza bürhan bir değildir, bin değildir. Zerrat-ı âlem adedince bürhanlar vardır. M.N.) BÜRHAN-I AKLİYYE: Akla dayanan bürhan. BÜRHAN-I ENFÜSÎ: İnsanın içinde ve hayatında görünen bürhan. Nefse ve şahsa ve içe ait bürhan. BÜRHAN-I İNNÎ: Hâdiselerden kanunlarına, neticelerden sebeblerine ve eserden müessire olan delil. Dumanın ateşe delil olması gibi. BÜRHAN-I KATI': Kat'î, en sağlam ve şeksiz delil. * Farsça bir lügat kitabının ismi.(İşte şu Zât (A.S.M.), şu mevcûdat Hâlikının vahdaniyetinin hakkaniyeti derecesinde hak bir bürhan-ı nâtık, bir delil-i sâdık olduğu gibi, haşrin ve saadet-i ebediyenin dahi bir bürhan-ı kâtıı, bir delil-i sâtııdır. S.) BÜRHAN-I LİMMÎ: Kanunlardan hâdiselerine, sebeblerden neticelerine ve müessirden esere olan istidlâl. Yani eseri meydana getirenden esere olan delil. Kablî delil. Ateşin dumana delil olması gibi.(Kelime-i şehâdetin iki kelâmı birbirine şahiddir. Birincisi ikincisine bürhan-ı limmîdir, ikincisi birincisine bürhan-ı innîdir. M.) (Bak: Limmî) BÜRHAN-I MANTIKÎ: Kesin kaziyelerden teşkil ettirilen kıyasa, bürhana denir. BÜRHAN-I NÂTIK: Konuşan bürhan. Mecaz olarak Peygamberimiz Hz. Muhammed (A.S.M) kastedilir ki; bütün hakikatları isbat ve izhar etmiştir. BÜRHAN-I NÜBÜVVET: Peygamberliğin hak olduğunu isbat eden bürhan ve delil. (Bürhan-ı risalet de aynı mânâdadır.)

    Bak: Bürhan-ı nübüvvet) BÜRHAN-I SÂTI': Aşikâr, şeksiz ve şüphesiz, parlak delil. (Bak: Sâtı') BÜRHAN-ÜT TEMÂNÜ': İstiklâliyet, ulûhiyetin zâtî bir hassası ve zaruri bir lâzımı olduğuna dair ve şirkin butlanını isbat eden delil ki; eşyanın yaradılışı müteaddit ellere ve esbaba verilse, âlemdeki nizam bozulup karışıklıklar çıkacağını gösterir, isbat eder

    üstün bir güç" olarak çevrilen, Arapça "sultan" kelimesi "huccet, burhan, güç, kuvvet, hüküm, kanun, yol, otorite, izin, ruhsat verme, meşru kılma, delil" gibi anlamlara gelmektedir.





+ Yorum Gönder