Konusunu Oylayın.: Vaid kavramı hakkında?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Vaid kavramı hakkında?
  1. 12.Ocak.2011, 17:41
    1
    Misafir

    Vaid kavramı hakkında?






    Vaid kavramı hakkında? Mumsema Cennet'in vaad, cehennemin vaid(tehdit) olduğu söyleniyor. Buna binaen Allah "vaad"inden dönmez ama "vaid"inden vazgeçebilir deniliyor. Bu durumda Allah vaidinden vazgeçebilir mi? Bu vaidinden vazgeçme kafirler için söz konusu olur mu?


  2. 12.Ocak.2011, 17:41
    1
    BİR SORU - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    BİR SORU
    Misafir



    Cennet'in vaad, cehennemin vaid(tehdit) olduğu söyleniyor. Buna binaen Allah "vaad"inden dönmez ama "vaid"inden vazgeçebilir deniliyor. Bu durumda Allah vaidinden vazgeçebilir mi? Bu vaidinden vazgeçme kafirler için söz konusu olur mu?


    Benzer Konular

    - Va'd ve vaîd Ne demektir?

    - Dua kavramı hakkında ayet mealleri

    - İslamda İlham Kavramı hakkında bilgi

    - Mekruh kavramı hakkında

    - Ben vaid kelimesinin ne demek olduğunu tam anlayamadım

  3. 12.Ocak.2011, 17:50
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Yanıt: Vaid kavramı hakkında?




    Hulf-ül vaad, bir mükâfat vermeyi vaad ettiği halde, bu vadini yerine getirmemek; hulf-ül vaid ise emrine karşı gelenleri tehdit ettiği halde, bu tehdidin gereğini yapmamak demektir. Birincisi Cennete bakarken, ikincisi Cehenneme bakar. Her ikisi de Allah hakkında muhaldir.


    Kur'an'da Din Günü

    Din günü ile ilgili Bazı Âyetler: "Allah, din gününün (mükâfat ve ceza gününün) sahibidir." (1/Fâtiha, 3) Bu âyet, Allah'ın ceza ve öldükten sonra dirilme gününün tek sahibi olduğunu, itaatkâr olanlarla, günahkâr olanların ortaya çıkarılıp yaptıklarının karşılığını göreceklerini belirtiyor. Allah dünyada zulüm yapanlara hemen cezalarını vermiyor. Ancak, zâlimlerin zulmüne râzı olmadığını beyan etmiş, bu emre uymayanlardan mutlaka intikam alacağını açıkça bildirmiştir. İşte, "din gününün mâliki" âyetinden kastedilen mana budur. Yani zerre miktarı iyilik yapan mükâfatını, yine en küçük kötülük yapan da cezasını görecektir.

    "(Şeytana) tâ ceza gününe kadar lânetim üzerinedir." (38/Sâd, 78) Yani ceza günü gelince, o da lâyık olduğu ebedî azâba kavuşmuş olacaktır. Âyetler, "din günü"nün, yapılan işlerin karşılığının görüleceği "ceza günü" anlamına geldiğine işaret ediyor. Kıyâmet gününe kadar lânete uğramış kişiler, ebedî azâbı hak etmiş olanlardır. Bunun için, şeytan da âhiret âleminde, lânetin üzerinde azâba uğrayacak, Allah'ın emrini uygun görmemenin ebedî cezasını çekecektir. Ayrıca âyetler, dünya hayatında, Allah'ın hükümlerini beğenmeyip uygun bulmayanlara, yani şeytanlaşanlara ilâhî bir ikaz niteliği taşımaktadır.

    "(İbrahim a.s.), ceza günü hatamı bağışlayacağını umduğum da O'dur." (42/Şûrâ, 82) Âyet, Allah'ın her şeye kadir bir ma'bud olduğunu ifade ediyor. Hz. İbrahim, bir peygamber olduğu için, günahtan mâsumdur. Fakat bu âyette, insanlığa bir fazilet dersi verilmek isteniyor. Din gününe gerçekten inanmanın, günahlardan korunup, Allah'ın rahmetine ilticâ etmekle mümkün olacağı, insanlara böylece öğretilmiş oluyor.

    "Vah bize, bu ceza günüdür! dediler. Bu, (daha önce) yalanlamakta olduğunuz hüküm günüdür." (37/Saffât, 20-21) Bu âyetler, din gününü yalanlayarak ona inanmayanların, o günde nasıl üzüntüler içinde kalacaklarını haber veriyor. Dünyada iken âhiret hayatını inkâr edenler, o âleme sevkedildiklerinde, bunun bir gerçek olduğunu görüp anlamış olurlar. Kur'an, kendine özgü üslûbuyla, bu hâdisenin mutlaka olacağını ifade etmiştir. İşte o gün, yaratıklar arasında Allah'ın hükmünün tecellî edeceği gün olacaktır.

    "Ceza günü ne zaman?' diye sorarlar. O gün onlar ateşte yakılacaklardır. (Kendilerine 'Fitnenizi (fesatçılığınızın cezasını) tadın! Acele isteyip durduğunuz şey budur işte!' (denilecek)." (51/Zâriyât, 12-14) Âyetler, koyu bir cehâlet içinde kalıp, apaçık örnekleri kavrayamamış kimselerin âhiret inançlarını açıklıyor. Onların "ceza günü ne zaman?" sözlerindeki maksatlarını bildiriyor. Bilmek ve öğrenmek için değil, alay etmek için sorduklarını belirtirken, onların bu sorularına gereken cevabı da veriyor. Din gününü yalanlayanların, kıyâmet gününde ateşe atıldıkları anki durumları anlatılıyor.

    "Ve diyorlardı ki: 'Biz öldükten, toprak ve kemik yığını olduktan sonra, biz mi bir daha diriltileceğiz? Önceki atalarımız da mı?' De ki, öncekiler ve sonrakiler. Belli bir günün buluşma vakti için mutlaka toplanacaklardır. Sonra siz ey sapık yalancılar, elbette bir ağaçtan, bir zakkum ağacından yiyeceksiniz. Onunla karınlarınızı dolduracaksınız. Üzerine de kaynar su içeceksiniz. Susuzluk hastalığına tutulmuş develerin içişi gibi içeceksiniz. İşte ceza gününde onların ağırlanışı bu şekilde olacaktır." (56/Vâkıa, 47-56)

    "Onlar ki, namazlarına devam ederler. Mallarında belli bir hisse vardır. İsteyene ve mahruma. Ceza gününü tasdik ederler." (70/Meâric, 22-26)Bu âyetler, Allah'a ve âhiret gününe iman etmenin, insan hayatındaki önemini belirtiyor. Şu âyet de âhireti yalanlayanların bazı temel özelliklerini açıklıyor: "(Onlar da) dediler ki: 'Biz namaz kılanlardan olmadık. Yoksula da yedirmezdik. Boş şeylere dalanlarla birlikte dalardık. Ceza gününü yalanlardık." (74/Müddessir, 43-46)

    "Ceza günü oraya (ateşe) girerler. Onlar ondan (hiçbir yere kaçıp) kaybolacak değillerdir. Ceza gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin! Ve yine ceza gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin! (O gün,) kimsenin kimseye yardım edemeyeceği bir gündür. O gün emir yalnız Allah'a aittir." (82/İnfitâr, 15-19)

    "Onlar ceza gününü yalanlamaktadırlar. Onu ancak saldırgan ve günaha düşkün kimse yalanlar." (83/Mutaffifin, 11-12)
    alıntı...


  4. 12.Ocak.2011, 17:50
    2
    Silent and lonely rains



    Hulf-ül vaad, bir mükâfat vermeyi vaad ettiği halde, bu vadini yerine getirmemek; hulf-ül vaid ise emrine karşı gelenleri tehdit ettiği halde, bu tehdidin gereğini yapmamak demektir. Birincisi Cennete bakarken, ikincisi Cehenneme bakar. Her ikisi de Allah hakkında muhaldir.


    Kur'an'da Din Günü

    Din günü ile ilgili Bazı Âyetler: "Allah, din gününün (mükâfat ve ceza gününün) sahibidir." (1/Fâtiha, 3) Bu âyet, Allah'ın ceza ve öldükten sonra dirilme gününün tek sahibi olduğunu, itaatkâr olanlarla, günahkâr olanların ortaya çıkarılıp yaptıklarının karşılığını göreceklerini belirtiyor. Allah dünyada zulüm yapanlara hemen cezalarını vermiyor. Ancak, zâlimlerin zulmüne râzı olmadığını beyan etmiş, bu emre uymayanlardan mutlaka intikam alacağını açıkça bildirmiştir. İşte, "din gününün mâliki" âyetinden kastedilen mana budur. Yani zerre miktarı iyilik yapan mükâfatını, yine en küçük kötülük yapan da cezasını görecektir.

    "(Şeytana) tâ ceza gününe kadar lânetim üzerinedir." (38/Sâd, 78) Yani ceza günü gelince, o da lâyık olduğu ebedî azâba kavuşmuş olacaktır. Âyetler, "din günü"nün, yapılan işlerin karşılığının görüleceği "ceza günü" anlamına geldiğine işaret ediyor. Kıyâmet gününe kadar lânete uğramış kişiler, ebedî azâbı hak etmiş olanlardır. Bunun için, şeytan da âhiret âleminde, lânetin üzerinde azâba uğrayacak, Allah'ın emrini uygun görmemenin ebedî cezasını çekecektir. Ayrıca âyetler, dünya hayatında, Allah'ın hükümlerini beğenmeyip uygun bulmayanlara, yani şeytanlaşanlara ilâhî bir ikaz niteliği taşımaktadır.

    "(İbrahim a.s.), ceza günü hatamı bağışlayacağını umduğum da O'dur." (42/Şûrâ, 82) Âyet, Allah'ın her şeye kadir bir ma'bud olduğunu ifade ediyor. Hz. İbrahim, bir peygamber olduğu için, günahtan mâsumdur. Fakat bu âyette, insanlığa bir fazilet dersi verilmek isteniyor. Din gününe gerçekten inanmanın, günahlardan korunup, Allah'ın rahmetine ilticâ etmekle mümkün olacağı, insanlara böylece öğretilmiş oluyor.

    "Vah bize, bu ceza günüdür! dediler. Bu, (daha önce) yalanlamakta olduğunuz hüküm günüdür." (37/Saffât, 20-21) Bu âyetler, din gününü yalanlayarak ona inanmayanların, o günde nasıl üzüntüler içinde kalacaklarını haber veriyor. Dünyada iken âhiret hayatını inkâr edenler, o âleme sevkedildiklerinde, bunun bir gerçek olduğunu görüp anlamış olurlar. Kur'an, kendine özgü üslûbuyla, bu hâdisenin mutlaka olacağını ifade etmiştir. İşte o gün, yaratıklar arasında Allah'ın hükmünün tecellî edeceği gün olacaktır.

    "Ceza günü ne zaman?' diye sorarlar. O gün onlar ateşte yakılacaklardır. (Kendilerine 'Fitnenizi (fesatçılığınızın cezasını) tadın! Acele isteyip durduğunuz şey budur işte!' (denilecek)." (51/Zâriyât, 12-14) Âyetler, koyu bir cehâlet içinde kalıp, apaçık örnekleri kavrayamamış kimselerin âhiret inançlarını açıklıyor. Onların "ceza günü ne zaman?" sözlerindeki maksatlarını bildiriyor. Bilmek ve öğrenmek için değil, alay etmek için sorduklarını belirtirken, onların bu sorularına gereken cevabı da veriyor. Din gününü yalanlayanların, kıyâmet gününde ateşe atıldıkları anki durumları anlatılıyor.

    "Ve diyorlardı ki: 'Biz öldükten, toprak ve kemik yığını olduktan sonra, biz mi bir daha diriltileceğiz? Önceki atalarımız da mı?' De ki, öncekiler ve sonrakiler. Belli bir günün buluşma vakti için mutlaka toplanacaklardır. Sonra siz ey sapık yalancılar, elbette bir ağaçtan, bir zakkum ağacından yiyeceksiniz. Onunla karınlarınızı dolduracaksınız. Üzerine de kaynar su içeceksiniz. Susuzluk hastalığına tutulmuş develerin içişi gibi içeceksiniz. İşte ceza gününde onların ağırlanışı bu şekilde olacaktır." (56/Vâkıa, 47-56)

    "Onlar ki, namazlarına devam ederler. Mallarında belli bir hisse vardır. İsteyene ve mahruma. Ceza gününü tasdik ederler." (70/Meâric, 22-26)Bu âyetler, Allah'a ve âhiret gününe iman etmenin, insan hayatındaki önemini belirtiyor. Şu âyet de âhireti yalanlayanların bazı temel özelliklerini açıklıyor: "(Onlar da) dediler ki: 'Biz namaz kılanlardan olmadık. Yoksula da yedirmezdik. Boş şeylere dalanlarla birlikte dalardık. Ceza gününü yalanlardık." (74/Müddessir, 43-46)

    "Ceza günü oraya (ateşe) girerler. Onlar ondan (hiçbir yere kaçıp) kaybolacak değillerdir. Ceza gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin! Ve yine ceza gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin! (O gün,) kimsenin kimseye yardım edemeyeceği bir gündür. O gün emir yalnız Allah'a aittir." (82/İnfitâr, 15-19)

    "Onlar ceza gününü yalanlamaktadırlar. Onu ancak saldırgan ve günaha düşkün kimse yalanlar." (83/Mutaffifin, 11-12)
    alıntı...





+ Yorum Gönder