Konusunu Oylayın.: Tahiyyat ve Miraç Konusu

5 üzerinden 5.00 | Toplam: 2 kişi oyladı.

Tahiyyat ve Miraç Konusu
  1. 24.Ağustos.2012, 22:08
    1
    azra
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Temmuz.2008
    Üye No: 25614
    Mesaj Sayısı: 207
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3

    Tahiyyat ve Miraç Konusu






    Tahiyyat ve Miraç Konusu Mumsema Tahiyyat ve Miraç
    Bir kısım ayetlerimizi kendisine göstermek için,kulunu bir gece Mescid-i Haram´dan, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa´ya götüren O (Allah) Yücedir. Gerçekten O,işitendir,görendir.(İsra Suresi 1.Ayet)

    Miraç olayı İslam tarihinin ve tüm insanlığın yaşadığı en önemli olaylardan birisidir.
    Miraç Allah’a (c.c.) en yakın olan kulun,yani gelmiş geçmiş tüm insanların içinde en yüce mertebede olanının Rabbinin özel lutfuna kavuşması hadisesidir.O tüm insanlık içerisinden seçilmiş ve en yüce meleklerin dahi ulaşamayacağı bir mertebeye çıkarılmıştır.Daha önce hiçbir yaratılmışa nasip olmayan ayetleri görmüştür.Rabbinin ayetleri içerisinde en özel olanlarını görmek ona nasip olmuştur.

    Osmanlıların kuruluş devrinde Bursa´da yaşamış büyük velî Emîr Sultan (r.a.) Hazretleri Peygamber Efendimizin (s.a.v.) mîrâca çıkması ile ilgili olarak buyurdular ki: "Ceddim Resûl-i Ekrem(s.a.v.), mîrâca bedeniyle çıktı.Mekânsız, zamansız, cihetsiz, sıfatsız olarak Allahü Teala’yı (c.c.) gördü.Gözsüz,kulaksız,vasıtasız,ortamsız olarak Rabbi ile konuştu. Bu hususta kimsenin şek ve şüphesi olmasın.Bunun doğruluğu, Necm sûresinde bildirilmiştir.Resûl-i Ekrem(s.a.v.) için cümle melekler ve bütün mahlukat salavat getirirler.Böyle yüksek bir zatın mîracında,bedenen veya ruhen olmasında şüpheye gerek yok. Bu beden, göz ve kulaklar, günde bir defâ değil,dört yüz kere miraç yapabilir.Buna şüphe etmemek gerekir. Allahu Teala bir hadîs-i kudsîde;"Ey Habîbim, sen olmasaydın, hiçbir şeyi yaratmazdım." buyuruyor. Bu hadîs-i kudsi,bunun doğru olduğunu gösterir."

    Miraç böylesine yüce bir olaydır.Peygamber Efendimize (s.a.v.) yedi kat sema ve ondan daha ilerisi,onların sakinleri,tüm Peygamberler,Cennet,Cehennem,oralarda görevli melekler v.d. gösterilmiştir.Bu yolculuğunda Hz.Cebrail (a.s.) Efendimizin (s.a.v.)refakatçisiydiler.Her gittikleri yere birlikte gidiyorlardı.Hz.Cebrail(a.s.) oralarla ilgili gereken açıklamaları Efendimize (s.a.v.) yapıyordu.Miraç yolculuğunda bir noktadan sonra Hz.Cebrail (a.s.) Hz.Peygamberi(s.a.v.) yalnız bırakmış ve daha ileri gidemeyeceğini bildirmiştir.Bu noktadan sonra Efendimiz Hz.Muhammed (s.a.v.) yolculuğuna yalnız devam etmiştir.Öyle bir makama çıkmıştır ki varlığın ulaşabileceği en uç noktaya ulaşmıştır.Hiç bir yaratılmış bu mertebeye çıkamamıştır.Bu O’nun (s.a.v.) en yüce yaratılmış olduğunun göstergesidir.

    Bu olay namazlarda teşehhüde okunan tahiyyat ile tüm Müslümanlara her namazlarında tekrar tekrar hatırlatılmaktadır.Bu hadisenin büyüklüğünü ve önemini gösteren başka bir husustur. İbni Mes’ud (ra): “Rasulullah (s.a.v.) elimi ellerinin arasına alarak, Kuran’dan bir sure öğretir gibi bana tahiyyatı öğretti.” diye rivayet etmiştir.(Müslim,Kitabussalah) Tahiyyatı kısaca şöyle inceleyebiliriz:

    -Et-tahiyyatu lillahi ve’s-salâvatü ve’t-tayyibâtü.

    Efendimiz (s.a.v.) Hz.Cebrail’den (a.s.) ayrılıp kendisine ait özel alana çıktığında, Rabbi ile her türlü benzetmeden münezzeh olacak,akıllarca kavranamayacak bir şekilde karşılaştı.Bu zaman ve mekan kayıtlarından beri ve insanın kavrayamayacağı bir şeydi.İlahi huzura çıktı ve Yüce Rabbine yukarıda belirtilen şekli ile hitap etti ve selam verdi.Hz.Peygamber (s.a.v.) bu söz ile “Bütün dualar, senâlar, övgüler, ibâdetler ve mülk, azamet,beka hepsi Allah’a mahsustur” dedi ve Allah’a (c.c.) selam verdi

    Ettahiyyatu lillah, tazim, hürmet, beka, sonsuzluk, ölümsüzlük, mülk ve hükümranlık gerçek hayat sahibi olan Allah’a mahsustur.

    Vessalavat, (vessalavatı lillah demektir) salavatlar, kalp ve gönülden yapılan dualar, bedenle ifade edilen ibadetlerimiz Allah içindir. O’na yapılır, O’nun içindir.

    Vettayyıbat, kulu Allah’a yaklaştıran her türlü vesileler, güzel sözler, zikirler, tesbihler, övgülerimiz, hamdlerimiz ancak Allah içindir.

    Cenab-ı Hak da kendisine bu şekilde selam sunan Rasulullah’a (s.a.v.) şöyle cevap verdi:
    -Es-selâmü aleyke eyyühe’n-nebiyyü ve rahmetullahi ve berekâtühû.
    Ey Nebi!Selam, Allah’ın rahmet ve bereketi Sen’in üzerine olsun.

    Efendimiz(s.a.v.), Cenab-ı Hakk’ın (c.c.) bu selamına şöyle mukabele etti:

    -Es-selâmu aleyna ve alâ ibâdi’llahi’s-salihin.
    Selam bizim üzerimize ve Allah’ın salih kulları üzerine olsun

    Bu karşılıklı selamlaşmaları kendi bulunduğu mertebeden duyabilen Cebrail(a.s.) ise şöyle nida etti:

    -Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve rasulüh.

    Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur, yine şehadet ederim ki Muhammed, Allah’ın kulu ve Rasulü’dür.

    Namaz kulun Allah’a (c.c.) karşı kulluğunu ifade edişi ve O’na yönelişidir.İslam’ın en temel ibadetlerindendir.Günde beş defa yalnız Sana kulluk eder ve yalnız Senden yardım dileriz,diyerek kul acziyetini ortaya koyar.Namaz ibadeti Allah (c.c.) için yapılmasına rağmen her namazda üç yerde Peygamber Efendimizi (s.a.v.) hatırlaması ve anması müminden istenir.Bunlardan ilki Fatiha Suresindeki
    –Sıratallezine enamte aleyhim- ayetini okuduğu zamandır.

    Ey Rabbimiz Bizi nimet verdiklerinin yoluna ilet,diye burada dua edilmektedir. Kendilerine nimet verilenler Kuran-ı Kerim’de şu şekilde açıklanmıştır:

    ‘Kim Allah´a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar Allah´ın nimetlere eriştirdiği peygamberler, sıddıklar, şehitler ve salihlerle beraberdir.Bunlar ise ne güzel arkadaştır! ‘(Nisa Suresi 69.Ayet)

    Kendisine nimet verilenlerin en büyüğü Hz.Muhammed (s.a.v) dir.Bu ayet ile namaz kılan kişiden O’nu hatırlaması ve bu ayeti okurken bir anlık manevi bir rabıta yapması istenmektedir.Böylece Yüce Allah’tan (c.c.) sünnete uymak ve Rasulullah’a (s.a.v.) ittiba etmek için yardım dilenmektedir.Manen,kalben ve ruhen Efendimiz (s.a.v.) ile irtibat kurulmakta,O (s.a.v.) hatırlanmakta ve hatırlanılması müminlerden istenilmektedir.

    Namazda ikinci olarak Allah Rasulü’nün (s.a.v.) hatırlanılması istenilen yer tahiyyat okunduğu zamandır.Namaz kulun miracıdır.Miraç manevi bir yükseliştir.Ruhun yücelişidir.Tüm insanlık alemi Hz Adem’den bu zamana kadar Rablerini Peygamberler vasıtası ile tanımışlardır.Onlara inanarak,Allah(c.c.) ile irtibata geçmiş ve O’na ibadeti nasıl yapacaklarını öğrenmişlerdir.Tüm insanlık aleminin en büyüğü Hz.Muhammed (s.a.v.) dir.O’nun Miraç olayı insanlık alemi için büyük bir şereftir.Bize her namazda bu hatırlatılmaktadır.Tahiyyatı okuyan mümin, burada Cebrail (a.s.) gibi hayret makamında olmalı ve Allah Rasulü’ nün makamının yüceliğini tüm ruhu ile,canı ile hissetmelidir.Kendini manen bu huzur makamını görüyor ve sanki bu konuşmaları duyuyor gibi hissetmelidir.Bu manevi rabıta,namazında tahiyyatı anlamını düşünerek okuyan herkes için kaçınılmazdır.

    Kelimeyi şehadeti söyledikten sonra Rasulullah (s.a.v.) ve Miraç hadisesi ile ilgili yapılan hayali rabıta ile coşan kalp,namazda üçüncü olarak Rasulullah’ı (s.a.v.) hatırlaması gereken yere gelmiştir.Bu salli ve barik dualarıdır.

    Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammedin kemâ salleyte alâ ibrahiyme ve alâ âli ibrahiyme inneke hamiydün mecid.
    Allah´ım Hz.Muhammed ve âline, Hz.İbrahim´e ve âline rahmet ettiğin gibi rahmet eyle
    Allahümme barik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammedin kemâ barekte alâ ibrahime ve alâ âli ibrahiyme inneke hamiydün mecid

    Allah´ım Hz.Muhammed’i ve âlini,Hz.İbrahim´i ve âlini mübarek kıldığın gibi mübarek kıl.

    Namaz kılan tüm mümin erkek ve kadınlardan Hz.Peygamber için namazlarında salat
    getirmeleri ve O’na dua etmeleri istenilmektedir. Bu dualar okunduktan sonra artık kendisi hakkında ve yakınları hakkında dua etmesi mümin için uygundur ki,ancak bundan sonra Rabbena duaları okunur.

    Salli ve barik dualarında Peygamber Efendimize (s.a.v.) rahmet edilmesi ve tertemiz aline yani ehl-i beyitne de rahmet ve bereket ile muamele edilmesi Rabbimizden istenilmektedir.Burada yapılan dua ve salavatlar Rabbimizin Kuran’da müminlere Efendimizin (s.a.v.) dilinden yaptığı bir uyarının sonucudur.

    Allah´ın iman eden ve sâlih ameller yapan kullarına müjdelediği işte budur.Resulüm! (İlâhî ahkâmı tebliğ ettiğin kimselere) de ki: "Ben sizi hidayete dâvet ettiğim için hiçbir ücret istemiyorum. Ancak yakınlarıma (Ehl-i beytime) muhabbet etmenizi isterim." Kim bir iyilik yaparsa, onun iyiliğini artırırız. Şüphesiz ki Allah çok bağışlayan, şükrün karşılığını verendir.(Şura Suresi 23.Ayet)

    Namazların sonlarında Efendimizin ehl-i beyti için yapılan bu dualar Rabbimizce kabul edilmiştir.Bugün İslam ümmeti içerisindeki büyük alimlerin pek çoğu,sahih İslam tarikatlarının silsilelerindeki yüce zatların büyük kısmı Ehl-i Beyti Rasulullah’tandır. Bu yüce zatları anmak,onların yüce hallerini ve üstün kişiliklerini hayal etmek, rabıtalarını yapmak insanı onları sevmeye götürür.Bu yüce zatları sevmek,onlara tabi olmak, kişiyi Rasulullah’ı (s.a.v.) sevmeye götürür.Rasulullah’ı (s.a.v.) sevmek O’na ittiba etmeyi doğurur.Bu ittiba ise Allah’ın (c.c.) sevgisine ulaştırır.

    Bu hususlarda şeyh Muhammed Muta Haznevi Hazretleri şöyle buyurmuşlardır:

    Değerli kardeşlerim, şüphesiz Sadatlarımızın (bu yolun ve İslam dininin büyüklerinin) yolunu ve adabını(yollarının esaslarını,onların yüce usullerini) takip etmek,Hazreti Peygamberin (a.s.) sünnetini ve ahlakını takip etmek demektir. Hazreti Peygamberin yolunu ve siretini (sahip olduğu hali ve ahlakı) takip etmek, Yüce Allah’ın yolunu takip etmek demektir.

    Ey Rabbimiz!Bu evliyaların (Sana yakın olan dostlarının) yüzü suyu hürmeti için bize kendi muhabbetini lutfeyle.Onları sevmekle,kendi sevgini bize nasip eyle.Ey Rabbimiz! Her hatme yaptığımızda,dua esnasında söylediğimiz gibi,bu evliyaların muhabbeti sayesinde bize kendi muhabbetini ver.Allah a manen yakın olan dostlarını sevmek, onları zatları için değil Allah için sevmektir. O evliyanın sevgisi insanı Allah ın muhabbetine kavuşturur.Onun için biz, o muhabbeti istiyoruz.

    Allah onlardan razı olsun, Selef-i Salih zatlar (öncü olan geçmiş büyüklerimiz) Allah Teala ya imanı güçlü olan kimselerdi. Allah Teala dan çok korkarlardı. Allah Azze ve Celle nin koyduğu sınırları muhafaza ederler, onları çiğnemezlerdi. Allah Sübhanehu ve Teala nın kelamı ile amel ederlerdi. Onlar, bir azap ya da tehdit içeren ayet duyduklarında sarsılır, Allah Azze ve Cellenin korkusuyla ağlamaya başlarlardı.

    Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğu rivayet edilir: "Alime saygı gösteren Rabbine saygı gösterir!" Bu ümmetin değerli zatlarına saygı göstermek, insanın yaratanı ile arasındaki bağı güçlendiren en önemli etkenleren biridir ve insanların dünyada ve ahiretteki gerçek mutluluklarını garanti eder. Allah Sübhanehu ve Teala Efendimiz Muhammed aleyhissalatü vesselam ı insanlık için, onları dalaletten hidayete, cehaletten marifete ve karanlıktan aydınlığa çıkaran bir kurtarıcı olarak göndermiştir. Alimler ise Efedimiz aleyhissalatü vesselanıın varisleridirler. Bu ümmetin bütün işleri ancak ilim, fazilet ve salah ehlinin ulularına, büyüklerine tazim ve hürmet göstermekle düzelebilir ve bu ümmet ancak bu şekilde ayakta kalabilir. Bu ümmetin hayatı ancak onların meclislerine katılmakla, onlardan öğrenmekle, onların nasihatlarını uygulamakla ve de onların Efendimiz Muhammed aleyhissalatü vesselam dan devraldıkları yolda yürümekle ve de onların hatıralarını asırlar geçse de ebedileştirmekle düzelebilir.
    Alıntı


  2. 24.Ağustos.2012, 22:08
    1
    Devamlı Üye



    Tahiyyat ve Miraç
    Bir kısım ayetlerimizi kendisine göstermek için,kulunu bir gece Mescid-i Haram´dan, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa´ya götüren O (Allah) Yücedir. Gerçekten O,işitendir,görendir.(İsra Suresi 1.Ayet)

    Miraç olayı İslam tarihinin ve tüm insanlığın yaşadığı en önemli olaylardan birisidir.
    Miraç Allah’a (c.c.) en yakın olan kulun,yani gelmiş geçmiş tüm insanların içinde en yüce mertebede olanının Rabbinin özel lutfuna kavuşması hadisesidir.O tüm insanlık içerisinden seçilmiş ve en yüce meleklerin dahi ulaşamayacağı bir mertebeye çıkarılmıştır.Daha önce hiçbir yaratılmışa nasip olmayan ayetleri görmüştür.Rabbinin ayetleri içerisinde en özel olanlarını görmek ona nasip olmuştur.

    Osmanlıların kuruluş devrinde Bursa´da yaşamış büyük velî Emîr Sultan (r.a.) Hazretleri Peygamber Efendimizin (s.a.v.) mîrâca çıkması ile ilgili olarak buyurdular ki: "Ceddim Resûl-i Ekrem(s.a.v.), mîrâca bedeniyle çıktı.Mekânsız, zamansız, cihetsiz, sıfatsız olarak Allahü Teala’yı (c.c.) gördü.Gözsüz,kulaksız,vasıtasız,ortamsız olarak Rabbi ile konuştu. Bu hususta kimsenin şek ve şüphesi olmasın.Bunun doğruluğu, Necm sûresinde bildirilmiştir.Resûl-i Ekrem(s.a.v.) için cümle melekler ve bütün mahlukat salavat getirirler.Böyle yüksek bir zatın mîracında,bedenen veya ruhen olmasında şüpheye gerek yok. Bu beden, göz ve kulaklar, günde bir defâ değil,dört yüz kere miraç yapabilir.Buna şüphe etmemek gerekir. Allahu Teala bir hadîs-i kudsîde;"Ey Habîbim, sen olmasaydın, hiçbir şeyi yaratmazdım." buyuruyor. Bu hadîs-i kudsi,bunun doğru olduğunu gösterir."

    Miraç böylesine yüce bir olaydır.Peygamber Efendimize (s.a.v.) yedi kat sema ve ondan daha ilerisi,onların sakinleri,tüm Peygamberler,Cennet,Cehennem,oralarda görevli melekler v.d. gösterilmiştir.Bu yolculuğunda Hz.Cebrail (a.s.) Efendimizin (s.a.v.)refakatçisiydiler.Her gittikleri yere birlikte gidiyorlardı.Hz.Cebrail(a.s.) oralarla ilgili gereken açıklamaları Efendimize (s.a.v.) yapıyordu.Miraç yolculuğunda bir noktadan sonra Hz.Cebrail (a.s.) Hz.Peygamberi(s.a.v.) yalnız bırakmış ve daha ileri gidemeyeceğini bildirmiştir.Bu noktadan sonra Efendimiz Hz.Muhammed (s.a.v.) yolculuğuna yalnız devam etmiştir.Öyle bir makama çıkmıştır ki varlığın ulaşabileceği en uç noktaya ulaşmıştır.Hiç bir yaratılmış bu mertebeye çıkamamıştır.Bu O’nun (s.a.v.) en yüce yaratılmış olduğunun göstergesidir.

    Bu olay namazlarda teşehhüde okunan tahiyyat ile tüm Müslümanlara her namazlarında tekrar tekrar hatırlatılmaktadır.Bu hadisenin büyüklüğünü ve önemini gösteren başka bir husustur. İbni Mes’ud (ra): “Rasulullah (s.a.v.) elimi ellerinin arasına alarak, Kuran’dan bir sure öğretir gibi bana tahiyyatı öğretti.” diye rivayet etmiştir.(Müslim,Kitabussalah) Tahiyyatı kısaca şöyle inceleyebiliriz:

    -Et-tahiyyatu lillahi ve’s-salâvatü ve’t-tayyibâtü.

    Efendimiz (s.a.v.) Hz.Cebrail’den (a.s.) ayrılıp kendisine ait özel alana çıktığında, Rabbi ile her türlü benzetmeden münezzeh olacak,akıllarca kavranamayacak bir şekilde karşılaştı.Bu zaman ve mekan kayıtlarından beri ve insanın kavrayamayacağı bir şeydi.İlahi huzura çıktı ve Yüce Rabbine yukarıda belirtilen şekli ile hitap etti ve selam verdi.Hz.Peygamber (s.a.v.) bu söz ile “Bütün dualar, senâlar, övgüler, ibâdetler ve mülk, azamet,beka hepsi Allah’a mahsustur” dedi ve Allah’a (c.c.) selam verdi

    Ettahiyyatu lillah, tazim, hürmet, beka, sonsuzluk, ölümsüzlük, mülk ve hükümranlık gerçek hayat sahibi olan Allah’a mahsustur.

    Vessalavat, (vessalavatı lillah demektir) salavatlar, kalp ve gönülden yapılan dualar, bedenle ifade edilen ibadetlerimiz Allah içindir. O’na yapılır, O’nun içindir.

    Vettayyıbat, kulu Allah’a yaklaştıran her türlü vesileler, güzel sözler, zikirler, tesbihler, övgülerimiz, hamdlerimiz ancak Allah içindir.

    Cenab-ı Hak da kendisine bu şekilde selam sunan Rasulullah’a (s.a.v.) şöyle cevap verdi:
    -Es-selâmü aleyke eyyühe’n-nebiyyü ve rahmetullahi ve berekâtühû.
    Ey Nebi!Selam, Allah’ın rahmet ve bereketi Sen’in üzerine olsun.

    Efendimiz(s.a.v.), Cenab-ı Hakk’ın (c.c.) bu selamına şöyle mukabele etti:

    -Es-selâmu aleyna ve alâ ibâdi’llahi’s-salihin.
    Selam bizim üzerimize ve Allah’ın salih kulları üzerine olsun

    Bu karşılıklı selamlaşmaları kendi bulunduğu mertebeden duyabilen Cebrail(a.s.) ise şöyle nida etti:

    -Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve rasulüh.

    Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur, yine şehadet ederim ki Muhammed, Allah’ın kulu ve Rasulü’dür.

    Namaz kulun Allah’a (c.c.) karşı kulluğunu ifade edişi ve O’na yönelişidir.İslam’ın en temel ibadetlerindendir.Günde beş defa yalnız Sana kulluk eder ve yalnız Senden yardım dileriz,diyerek kul acziyetini ortaya koyar.Namaz ibadeti Allah (c.c.) için yapılmasına rağmen her namazda üç yerde Peygamber Efendimizi (s.a.v.) hatırlaması ve anması müminden istenir.Bunlardan ilki Fatiha Suresindeki
    –Sıratallezine enamte aleyhim- ayetini okuduğu zamandır.

    Ey Rabbimiz Bizi nimet verdiklerinin yoluna ilet,diye burada dua edilmektedir. Kendilerine nimet verilenler Kuran-ı Kerim’de şu şekilde açıklanmıştır:

    ‘Kim Allah´a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar Allah´ın nimetlere eriştirdiği peygamberler, sıddıklar, şehitler ve salihlerle beraberdir.Bunlar ise ne güzel arkadaştır! ‘(Nisa Suresi 69.Ayet)

    Kendisine nimet verilenlerin en büyüğü Hz.Muhammed (s.a.v) dir.Bu ayet ile namaz kılan kişiden O’nu hatırlaması ve bu ayeti okurken bir anlık manevi bir rabıta yapması istenmektedir.Böylece Yüce Allah’tan (c.c.) sünnete uymak ve Rasulullah’a (s.a.v.) ittiba etmek için yardım dilenmektedir.Manen,kalben ve ruhen Efendimiz (s.a.v.) ile irtibat kurulmakta,O (s.a.v.) hatırlanmakta ve hatırlanılması müminlerden istenilmektedir.

    Namazda ikinci olarak Allah Rasulü’nün (s.a.v.) hatırlanılması istenilen yer tahiyyat okunduğu zamandır.Namaz kulun miracıdır.Miraç manevi bir yükseliştir.Ruhun yücelişidir.Tüm insanlık alemi Hz Adem’den bu zamana kadar Rablerini Peygamberler vasıtası ile tanımışlardır.Onlara inanarak,Allah(c.c.) ile irtibata geçmiş ve O’na ibadeti nasıl yapacaklarını öğrenmişlerdir.Tüm insanlık aleminin en büyüğü Hz.Muhammed (s.a.v.) dir.O’nun Miraç olayı insanlık alemi için büyük bir şereftir.Bize her namazda bu hatırlatılmaktadır.Tahiyyatı okuyan mümin, burada Cebrail (a.s.) gibi hayret makamında olmalı ve Allah Rasulü’ nün makamının yüceliğini tüm ruhu ile,canı ile hissetmelidir.Kendini manen bu huzur makamını görüyor ve sanki bu konuşmaları duyuyor gibi hissetmelidir.Bu manevi rabıta,namazında tahiyyatı anlamını düşünerek okuyan herkes için kaçınılmazdır.

    Kelimeyi şehadeti söyledikten sonra Rasulullah (s.a.v.) ve Miraç hadisesi ile ilgili yapılan hayali rabıta ile coşan kalp,namazda üçüncü olarak Rasulullah’ı (s.a.v.) hatırlaması gereken yere gelmiştir.Bu salli ve barik dualarıdır.

    Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammedin kemâ salleyte alâ ibrahiyme ve alâ âli ibrahiyme inneke hamiydün mecid.
    Allah´ım Hz.Muhammed ve âline, Hz.İbrahim´e ve âline rahmet ettiğin gibi rahmet eyle
    Allahümme barik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammedin kemâ barekte alâ ibrahime ve alâ âli ibrahiyme inneke hamiydün mecid

    Allah´ım Hz.Muhammed’i ve âlini,Hz.İbrahim´i ve âlini mübarek kıldığın gibi mübarek kıl.

    Namaz kılan tüm mümin erkek ve kadınlardan Hz.Peygamber için namazlarında salat
    getirmeleri ve O’na dua etmeleri istenilmektedir. Bu dualar okunduktan sonra artık kendisi hakkında ve yakınları hakkında dua etmesi mümin için uygundur ki,ancak bundan sonra Rabbena duaları okunur.

    Salli ve barik dualarında Peygamber Efendimize (s.a.v.) rahmet edilmesi ve tertemiz aline yani ehl-i beyitne de rahmet ve bereket ile muamele edilmesi Rabbimizden istenilmektedir.Burada yapılan dua ve salavatlar Rabbimizin Kuran’da müminlere Efendimizin (s.a.v.) dilinden yaptığı bir uyarının sonucudur.

    Allah´ın iman eden ve sâlih ameller yapan kullarına müjdelediği işte budur.Resulüm! (İlâhî ahkâmı tebliğ ettiğin kimselere) de ki: "Ben sizi hidayete dâvet ettiğim için hiçbir ücret istemiyorum. Ancak yakınlarıma (Ehl-i beytime) muhabbet etmenizi isterim." Kim bir iyilik yaparsa, onun iyiliğini artırırız. Şüphesiz ki Allah çok bağışlayan, şükrün karşılığını verendir.(Şura Suresi 23.Ayet)

    Namazların sonlarında Efendimizin ehl-i beyti için yapılan bu dualar Rabbimizce kabul edilmiştir.Bugün İslam ümmeti içerisindeki büyük alimlerin pek çoğu,sahih İslam tarikatlarının silsilelerindeki yüce zatların büyük kısmı Ehl-i Beyti Rasulullah’tandır. Bu yüce zatları anmak,onların yüce hallerini ve üstün kişiliklerini hayal etmek, rabıtalarını yapmak insanı onları sevmeye götürür.Bu yüce zatları sevmek,onlara tabi olmak, kişiyi Rasulullah’ı (s.a.v.) sevmeye götürür.Rasulullah’ı (s.a.v.) sevmek O’na ittiba etmeyi doğurur.Bu ittiba ise Allah’ın (c.c.) sevgisine ulaştırır.

    Bu hususlarda şeyh Muhammed Muta Haznevi Hazretleri şöyle buyurmuşlardır:

    Değerli kardeşlerim, şüphesiz Sadatlarımızın (bu yolun ve İslam dininin büyüklerinin) yolunu ve adabını(yollarının esaslarını,onların yüce usullerini) takip etmek,Hazreti Peygamberin (a.s.) sünnetini ve ahlakını takip etmek demektir. Hazreti Peygamberin yolunu ve siretini (sahip olduğu hali ve ahlakı) takip etmek, Yüce Allah’ın yolunu takip etmek demektir.

    Ey Rabbimiz!Bu evliyaların (Sana yakın olan dostlarının) yüzü suyu hürmeti için bize kendi muhabbetini lutfeyle.Onları sevmekle,kendi sevgini bize nasip eyle.Ey Rabbimiz! Her hatme yaptığımızda,dua esnasında söylediğimiz gibi,bu evliyaların muhabbeti sayesinde bize kendi muhabbetini ver.Allah a manen yakın olan dostlarını sevmek, onları zatları için değil Allah için sevmektir. O evliyanın sevgisi insanı Allah ın muhabbetine kavuşturur.Onun için biz, o muhabbeti istiyoruz.

    Allah onlardan razı olsun, Selef-i Salih zatlar (öncü olan geçmiş büyüklerimiz) Allah Teala ya imanı güçlü olan kimselerdi. Allah Teala dan çok korkarlardı. Allah Azze ve Celle nin koyduğu sınırları muhafaza ederler, onları çiğnemezlerdi. Allah Sübhanehu ve Teala nın kelamı ile amel ederlerdi. Onlar, bir azap ya da tehdit içeren ayet duyduklarında sarsılır, Allah Azze ve Cellenin korkusuyla ağlamaya başlarlardı.

    Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğu rivayet edilir: "Alime saygı gösteren Rabbine saygı gösterir!" Bu ümmetin değerli zatlarına saygı göstermek, insanın yaratanı ile arasındaki bağı güçlendiren en önemli etkenleren biridir ve insanların dünyada ve ahiretteki gerçek mutluluklarını garanti eder. Allah Sübhanehu ve Teala Efendimiz Muhammed aleyhissalatü vesselam ı insanlık için, onları dalaletten hidayete, cehaletten marifete ve karanlıktan aydınlığa çıkaran bir kurtarıcı olarak göndermiştir. Alimler ise Efedimiz aleyhissalatü vesselanıın varisleridirler. Bu ümmetin bütün işleri ancak ilim, fazilet ve salah ehlinin ulularına, büyüklerine tazim ve hürmet göstermekle düzelebilir ve bu ümmet ancak bu şekilde ayakta kalabilir. Bu ümmetin hayatı ancak onların meclislerine katılmakla, onlardan öğrenmekle, onların nasihatlarını uygulamakla ve de onların Efendimiz Muhammed aleyhissalatü vesselam dan devraldıkları yolda yürümekle ve de onların hatıralarını asırlar geçse de ebedileştirmekle düzelebilir.
    Alıntı


    Benzer Konular

    - Miraç Kandilinde Kimler Affedilmeyecek - Miraç Kandili Mirac Gece Hakkında Bilgisi

    - Miraç Kandili Duaları - Miraç Kandilinde Okunacak Dua - Mübarek Miraç gecesi duası

    - Tahiyyat bize Mirac’ı anlatır

    - Kur'anın en uzun ayetinin konusu ne ile alakalıdır? konusu nedir?

    - İsrâ ve Miraç Mucizesi: Peygamberimizin Mirac'a Çıkma Olayı Nasıl olmuştur?

  3. 18.Aralık.2015, 22:55
    2
    MECİDİE
    Kıdemli Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Aralık.2015
    Üye No: 107337
    Mesaj Sayısı: 833
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 9

    Cevap: Tahiyyat ve Miraç Konusu




    peygamber efendimiz Allahın izniyle yedi kat göğün arşına çıkmış olağan üstü şeyleri görmüştür kimseye daha önce ve sonra nasip olmayan bu olayı efendimiz yaşamış ve anlatmıştır


  4. 18.Aralık.2015, 22:55
    2
    Kıdemli Üye



    peygamber efendimiz Allahın izniyle yedi kat göğün arşına çıkmış olağan üstü şeyleri görmüştür kimseye daha önce ve sonra nasip olmayan bu olayı efendimiz yaşamış ve anlatmıştır





+ Yorum Gönder