Konusunu Oylayın.: İki Rekat Farz Kılındıktan Sonra Sehv Secdesi Hakkında

5 üzerinden 5.00 | Toplam: 1 kişi oyladı.

İki Rekat Farz Kılındıktan Sonra Sehv Secdesi Hakkında
  1. 05.Ağustos.2009, 10:41
    1
    İsTiKaMeT
    İsTiKaMeT

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Ağustos.2008
    Üye No: 29694
    Mesaj Sayısı: 292
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 24
    Bulunduğu yer: malatya/yeşilevler

    İki Rekat Farz Kılındıktan Sonra Sehv Secdesi Hakkında






    İki Rekat Farz Kılındıktan Sonra Sehv Secdesi Hakkında Mumsema
    İki Rekat Farz Kılındıktan Sonra Sehv Secdesi Hakkında


    152- Abdullah b. Yusuf bize anlatarak dedi ki: Mâlik b. Enes bize İbni Şihâb'dan, o Abdurrahman el-A'rac'dan, o Abdullah b. Buheyne'den (ra) şunu nakletti:
    ALLAH Resulü (sav) bize namazlardan iki rekat kıldırdı. Sonra kalktı ve kâde-i ûlâda oturmadı. İnsanlar da O'nunla birlikte kalktılar. Na*mazı bitirdiğinde selam vermesini bekledik. Fakat O, selamdan önce tekbir getirdi ve oturur hâlde iki kez secde ettikten sonra selam verdi.
    [56]

    Şerh

    ALLAH Resulü (sav) bize namaz kıldırdı", bize veya bizim için kıldırdı.
    Namazlardan birinin" ifadesiyle kastedilen namazın Öğle namazı olduğu anlaşılmaktadır.
    Namazını bitirdiğinde" ifadesiyle kastedilen açıktır. Fakat namazın bitirilmesiyle ilgiii olarak bu hadisten selamın namazdan ol*madığı görüşüne delil çıkarılabileceği söylenmiştir. Sahabe ve Tâbiûn'dan bazılarına göre selam namazdan değildir. İmam Ebû Hanife de bu görüşü savunanlardandır. Bu görüşe şöyle bir itirazda bulunulmuştur: Selam, na*mazdan çıkışı ifade ettiği için selam rüknüne varan bir musalli, namazını bitirmiş gibi sayılır. Buna da Yahya b. Saîd kanalıyla el-A'rac'dan gelen bir rivayeti delil göstermişlerdir,
    Selam -vermesini- bekledik", normal olarak namazdan çıkılmak için gereken selamı vermesini bekledik, mânâsındadır. Burada se*lam ile murat edilen de ikinci selamdır.
    Selam vermezden önce tekbir getirdi ve iki kere secde etti" ifadesinde Sehiv Secdesinin şer'î delili mevcuttur. Bilinme*lidir ki sehiv secdesi iki secdeden oluşur. Unutkanlıkla bir kez secde etse bir şey gerekmezken kasden yaparsa namazı bâtıl olur.
    Kendisi oturur hâlde -kâdede- iken" ifadesi, hâl yani durum cümlesi olup "Secde etti" fiilini gerçekleştirenin hâlini beyan etmektedir.
    Hadisin e!-Leys tarafından rivayet edilen biçiminde "İnsanlar O'nun unuttuğu kâdeye karşılık o iki secdede bulundular" ziyadesi vardır ki sehiv secdesinin selamdan önce yapılması gerektiğine dair delil olarak kullanıl*mıştır. Hâlbuki tamamının böyle olması yönünde bu ziyadede bir hüccet mevcut değildir. Meselâ Hanefîlere göre tamamı, selamdan sonra da olabilir.
    İlgili secdenin sehve mahsûs olduğuna delîl olarak da bu ziyade kulla*nılmıştır ki cumhurun görüşü bu yöndedir. Gazâlî ve Şâfiîlerden bir topluluk da bunu tercih etmiştir. Bundan çıkarsanan bir diğer hüküm de imamın hata etmesi hâlinde cemaatin de onunla birlikte sehiv secdesinde bulunması ge*rekliliğidir ki cemaatin hata etmemesinin bu noktada önemi yoktur. İbni Hazm bu konuda icmâ bulunduğunu söylemişse de bazıları, imamın hata ettiğini sanıp cemaatin hata etmediğinden emin olması durumunda cemaatin sehiv secdesi yapmamasını bundan hâriç tutmuşlardır. Bu hadisten çıkan bir diğer hüküm, selamdan önce olması durumunda sehiv secdesinden sonra teşehhüd okunmayacağıdır. Kâde-i ûlâda teşehhüdü unutarak üçüncü rekata kalkan, ancak bunu sonra hatırlayan kimse tekrar kâdeye dönmez. Nitekim sahabe, ALLAH Resulü (kav) ile birlikte kâde-i ûlâda oturmaksızın namaz kıl*mış ve O, bunu iade etmemiştir. Namaz kılan kimse üçüncü rekatın rüknüne başladıktan sonra dönüp kâdede oturmak isterse Şafiî'ye göre namazı bâtıl olur, cumhur bu görüşte değildir. Peygamberler hakkında hata ve unutma dinî bir kural koyma gerekçesiyle caiz olabilir. Sehiv secdesinin mahalli, namazın sonudur. Kişi eğer unutkanlıkla teşehhüdden önce sehiv secdesinde bulunursa, kâdeşi âhirede teşehhüdü farz gören cumhura göre tekrar sehiv secdesinde bulunur.

    Hüküm

    Sehiv secdesiyle ilgili fıkhı hükümleri daha önce 51 no.lu hadis-i şerifte görmüştük. Ayrıntılı bilgi için oraya bakılabilir.

    Ders

    Bu hadis-i şeriften çıkarabileceğimiz en mühim ders, Peygamber efen*dimizin (sav) aslen hata ve unutkanlıktan korunmuş olmasına rağmen, üm*metine dini öğretebilmek için bunu kasden yapmasıdır. Gerçekten de toplum hayatında bazı kuralları öğretmek için, bilerek yanlış yapılıp bunun sakınca*ları gösterildikten sonra yapılan şeyin yanlışlığı öğretilebilir. Belli sınırlar içinde kalmak şartıyla bu da bir eğitim yöntemidir.



  2. 05.Ağustos.2009, 10:41
    1
    İsTiKaMeT



    İki Rekat Farz Kılındıktan Sonra Sehv Secdesi Hakkında


    152- Abdullah b. Yusuf bize anlatarak dedi ki: Mâlik b. Enes bize İbni Şihâb'dan, o Abdurrahman el-A'rac'dan, o Abdullah b. Buheyne'den (ra) şunu nakletti:
    ALLAH Resulü (sav) bize namazlardan iki rekat kıldırdı. Sonra kalktı ve kâde-i ûlâda oturmadı. İnsanlar da O'nunla birlikte kalktılar. Na*mazı bitirdiğinde selam vermesini bekledik. Fakat O, selamdan önce tekbir getirdi ve oturur hâlde iki kez secde ettikten sonra selam verdi.
    [56]

    Şerh

    ALLAH Resulü (sav) bize namaz kıldırdı", bize veya bizim için kıldırdı.
    Namazlardan birinin" ifadesiyle kastedilen namazın Öğle namazı olduğu anlaşılmaktadır.
    Namazını bitirdiğinde" ifadesiyle kastedilen açıktır. Fakat namazın bitirilmesiyle ilgiii olarak bu hadisten selamın namazdan ol*madığı görüşüne delil çıkarılabileceği söylenmiştir. Sahabe ve Tâbiûn'dan bazılarına göre selam namazdan değildir. İmam Ebû Hanife de bu görüşü savunanlardandır. Bu görüşe şöyle bir itirazda bulunulmuştur: Selam, na*mazdan çıkışı ifade ettiği için selam rüknüne varan bir musalli, namazını bitirmiş gibi sayılır. Buna da Yahya b. Saîd kanalıyla el-A'rac'dan gelen bir rivayeti delil göstermişlerdir,
    Selam -vermesini- bekledik", normal olarak namazdan çıkılmak için gereken selamı vermesini bekledik, mânâsındadır. Burada se*lam ile murat edilen de ikinci selamdır.
    Selam vermezden önce tekbir getirdi ve iki kere secde etti" ifadesinde Sehiv Secdesinin şer'î delili mevcuttur. Bilinme*lidir ki sehiv secdesi iki secdeden oluşur. Unutkanlıkla bir kez secde etse bir şey gerekmezken kasden yaparsa namazı bâtıl olur.
    Kendisi oturur hâlde -kâdede- iken" ifadesi, hâl yani durum cümlesi olup "Secde etti" fiilini gerçekleştirenin hâlini beyan etmektedir.
    Hadisin e!-Leys tarafından rivayet edilen biçiminde "İnsanlar O'nun unuttuğu kâdeye karşılık o iki secdede bulundular" ziyadesi vardır ki sehiv secdesinin selamdan önce yapılması gerektiğine dair delil olarak kullanıl*mıştır. Hâlbuki tamamının böyle olması yönünde bu ziyadede bir hüccet mevcut değildir. Meselâ Hanefîlere göre tamamı, selamdan sonra da olabilir.
    İlgili secdenin sehve mahsûs olduğuna delîl olarak da bu ziyade kulla*nılmıştır ki cumhurun görüşü bu yöndedir. Gazâlî ve Şâfiîlerden bir topluluk da bunu tercih etmiştir. Bundan çıkarsanan bir diğer hüküm de imamın hata etmesi hâlinde cemaatin de onunla birlikte sehiv secdesinde bulunması ge*rekliliğidir ki cemaatin hata etmemesinin bu noktada önemi yoktur. İbni Hazm bu konuda icmâ bulunduğunu söylemişse de bazıları, imamın hata ettiğini sanıp cemaatin hata etmediğinden emin olması durumunda cemaatin sehiv secdesi yapmamasını bundan hâriç tutmuşlardır. Bu hadisten çıkan bir diğer hüküm, selamdan önce olması durumunda sehiv secdesinden sonra teşehhüd okunmayacağıdır. Kâde-i ûlâda teşehhüdü unutarak üçüncü rekata kalkan, ancak bunu sonra hatırlayan kimse tekrar kâdeye dönmez. Nitekim sahabe, ALLAH Resulü (kav) ile birlikte kâde-i ûlâda oturmaksızın namaz kıl*mış ve O, bunu iade etmemiştir. Namaz kılan kimse üçüncü rekatın rüknüne başladıktan sonra dönüp kâdede oturmak isterse Şafiî'ye göre namazı bâtıl olur, cumhur bu görüşte değildir. Peygamberler hakkında hata ve unutma dinî bir kural koyma gerekçesiyle caiz olabilir. Sehiv secdesinin mahalli, namazın sonudur. Kişi eğer unutkanlıkla teşehhüdden önce sehiv secdesinde bulunursa, kâdeşi âhirede teşehhüdü farz gören cumhura göre tekrar sehiv secdesinde bulunur.

    Hüküm

    Sehiv secdesiyle ilgili fıkhı hükümleri daha önce 51 no.lu hadis-i şerifte görmüştük. Ayrıntılı bilgi için oraya bakılabilir.

    Ders

    Bu hadis-i şeriften çıkarabileceğimiz en mühim ders, Peygamber efen*dimizin (sav) aslen hata ve unutkanlıktan korunmuş olmasına rağmen, üm*metine dini öğretebilmek için bunu kasden yapmasıdır. Gerçekten de toplum hayatında bazı kuralları öğretmek için, bilerek yanlış yapılıp bunun sakınca*ları gösterildikten sonra yapılan şeyin yanlışlığı öğretilebilir. Belli sınırlar içinde kalmak şartıyla bu da bir eğitim yöntemidir.



    Benzer Konular

    - Sehv secdesi ve yanlış niyet

    - Bazı vilayetlerde (Kayseri gibi) cuma namazlarında iki rekat farzdan sonra dört rekat bir, iki rekat

    - Cemaatle Namazda Sehv Secdesi

    - Vitir kılarken kunut dualarini okuyamadim sehv secdesi yaptim

    - Dört rekatlı bir farz namazda unutarak beş rekat veya üçüncü rekat kılarsak sehiv secdesi mi yapmalı

  3. 25.Ekim.2014, 09:43
    2
    EHLİMAN
    Kıdemli Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ekim.2014
    Üye No: 104895
    Mesaj Sayısı: 2,071
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21

    Cevap: İki Rekat Farz Kılındıktan Sonra Sehv Secdesi Hakkında




    Sevih secdesi yani yanılma secdesi olarak bildiğimiz secdedir.İnsanların namaz kılarken yaptıkları hataların telafisi için yapılan bu secde son oturuşta yapılmaktadır.


  4. 25.Ekim.2014, 09:43
    2
    Kıdemli Üye



    Sevih secdesi yani yanılma secdesi olarak bildiğimiz secdedir.İnsanların namaz kılarken yaptıkları hataların telafisi için yapılan bu secde son oturuşta yapılmaktadır.





+ Yorum Gönder