Konusunu Oylayın.: K.Kerim de geçen bazı surelerin anlamı neden bilinmez?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
K.Kerim de geçen bazı surelerin anlamı neden bilinmez?
  1. 22.Nisan.2011, 16:54
    1
    melankoliq
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 09.Şubat.2011
    Üye No: 84132
    Mesaj Sayısı: 130
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: ş.urfa

    K.Kerim de geçen bazı surelerin anlamı neden bilinmez?






    K.Kerim de geçen bazı surelerin anlamı neden bilinmez? Mumsema K.Kerim'de bazı surelerin başında geçen yasin,sad,hammim gibi kelimelerin anlamı neden meallerde açıklanmaz?


  2. 22.Nisan.2011, 16:54
    1
    melankoliq - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
  3. 22.Nisan.2011, 17:13
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,688
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: K.Kerim de geçen bazı surelerin anlamı neden bilinmez?




    Alıntı
    K.Kerim'de bazı surelerin başında geçen yasin,sad,hammim gibi kelimelerin anlamı neden meallerde açıklanmaz?
    Alıntı
    Buyur kardeşim sorunla ilgili bu yazıyı incele
    İnşaAllah yardımı olur.



    ____________________



    MÜTEŞÂBİH NE DEMEKTİR VE MÜTEŞÂBİH ÂYETLER HANGİLERİDİR?
    Müteşâbih kelimesi lisâniyat/dilbilgisi bakımından (etimolojik olarak) Arapça “şebih” lafzından meydana gelmiştir. Şebih, renk adalet ve zulüm gibi keyfiyet-vasıf-mahiyet (nitelik) yönünden çeşitli benzeşmeler için kullanılır. İki şeyin aynı seviyede benzeşmelerine “teşâbüh”, fark edilemeyecek şekilde keyfiyet bakımından birbirine benzeyen şeylere de “müteşâbih” denir.(1)
    Kurân-ı Kerim muhkem ayetlere “ümmü’l-kitap” (Kitab’ın anası-temeli), bunların dışında kalan bir kısım ayetlere ise “müteşâbih” ayetler adını vermiştir. Bu hususu açıklayan ayet-i kerime mealen şöyledir:
    “Sana Kitab’ı indiren O’dur. Onun bazı ayetleri muhkemdir ki, bunlar Kitab’ın esasıdır. Diğerleri de müteşâbihtir. İşte kalblerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun te’viline yeltenmek için müteşâbih ayetlere yapışıp, onlarla uğraşır dururlar. Halbuki onun te’vilini ancak Allah bilir. İlimde yüksek pâyeye erişenler (derinleşenler-râsih âlimler), ‘O’na inandık, hepsi Rabbimiz tarafındandır’ derler. Bu inceliği ancak akl-ı selim sahipleri düşünüp anlar.”(2)
    İslâm alimleri müteşâbih ayetlerin tarifi mevzuunda çeşitli görüşler ileri sürmüşlerdir. Bir kısmı müteşâbihi, “manası gizli ve yoruma muhtaç olan, te’vile gidilmeden anlaşılmayan, işaret ettiği mananın ne olduğu hususunda tercih edebilecek açık bir anlamı olmadığı gibi ayrıca bir izaha muhtaç olan ayetler” olarak tarif etmişlerdir.
    Alimlerin ekserisi de, müteşâbih ayetlerin ilk bakışta bir manası olduğunu, fakat onların yorumlarının-te’veillerinin hangisinin en doğru olduğunu ancak Allah’ın bilebileceğini, insanın bu bilgiye sahip olmadığını söylerler ki, bunlar Selefiye Ekolü’ne mensup alimlerdir. Bunlar, müteşâbih ayetleri olduğu gibi kabul edip teşbih ve tecsime düşmemekle birlikte, te’vile de gidilmemesi gerektiğine inanırlar. “Biz müteşâbih ayetlerin zâhirine inanır, bâtınını tasdik ederiz; iç yüzünün anlaşılmasını ise Allah’a havale ederiz. Zira biz onu bilmekle mükellef değiliz. Zaten bu husus imanın şartı ve hükümlerinden biri de değildir” derler.
    Selef akîdesini benimsemiş alimlerin çoğunu Sahabe, Tâbiûn ve Ehl-i Sünnet alimleri oluşturmaktadır. Bunların başında Ubey b. Ka’b, İbn Mes’ûd, İbn Abbas ve İmam Mâlik (radıyallâhü anhüm) gelmektedir.
    ***
    Müteşâbih ayetlerle onların yorumları ve onlardaki mananın asıl mahiyetini ortaya çıkarmak için gayret sarf eden âlimlere gelince…
    Bunlar “Halef ekolü”nü meydana getirmişlerdir. Bunlara göre Kur’an, sırlar ve muammalar ihtiva eden kapalı ve muğlak bir kitap değildir. Hem Kur’an kendisinin apaçık bir dille indirildiğini, ayetlerinin tutarlı bir şekilde açıklandığını, onu dinleyenin düşünmesi, aklını kullanması, hükümler istinbat etmesi (çıkartması) ve ihtilaflarını onunla çözmesi gerektiğini ve bunun için indirildiğini kesin olarak ifade etmektedir.(3)
    Pekçok ayet, Resûlüllah Efendimizin (s.a.v.) birinci derecede vazifesinin Kur’ân’ı bütün insanlara okumak ve onunla insanları Allah’a davet etmek olduğunu açıklamaktadır. Halef ekolüne göre, insanlara açıklanmamış bir şey kalsaydı din tamamlanmamış olurdu. Bu durum ise, “Bugün size dininizi tamamladım”(4) mealindeki ayete aykırı düşerdi. Kaldı ki Allah’ın bildirdiği bir şeyi Peygamber Efendimizin (s.a.v.) açıklamamış olması, onun tebliğ vazifesine de aykırı düşer. Sonra Kur’an düşünüp anlaşılmak için gönderildiğine göre düşünmek, manasını anlamak demektir. O bakımdan Allah Teala’nın Kur’an’da manası anlaşılmayan bir şeyle hitapta bulunması uzak bir ihtimaldir. Nitekim İbn Ebî Necih’in Mücahid’den onun da İbn Abbas’tan (r.anhüm) rivayetine göre o şöyle demiştir: “Ben müteşabih ayetlerin te’vilini bilen ilimde derinleşmiş kimselerdenim”. Muhammed b. İshak, Muhammed b. Câfer b. Zübeyr’den naklen şöyle dedi: “İstenilen, arzu edilen te’vili ancak Allah ve ilimde derinleşmiş olanlar bilir. İlimde derinleşmiş olanlar ona inandık derler”.
    Bu ekolün mensuplarının delillerinden biri de, Resûlüllah Efendimizin (s.a.v.) İbn Abbas için, “Allah’ım, onu dinde bilgili kıl ve ona Kitab’ın te’vilini öğret” diye dua etmesidir. Eğer Kitab’ın bütün esrarı herkese kapalı olsaydı, Resûlüllah’ın İbn Abbas için böyle dua etmesi boş olurdu.
    Ayrıca Abdullah b. Abbas’ı Resûlüllah Efendimiz, “Ne iyi Kur’an tercümanıdır” diye övmüştür.
    İbn Ebî Hâtim’in Dehhak yoluyla naklettiğine göre, İbn Abbas bu mevzuda şunları söylemektedir: “Kur’an’ın çeşitli yolları, zâhirleri ve bâtınları vardır. Acâibi tükenmez, sonuna erilmez. Ona yavaş yavaş dalan kurtulur. Şiddetle ondan haber veren mahvolur. Onda haberler, meseller, haram-helal, nâsih-mensuh, muhkem-müteşâbih, zâhir ve bâtın vardır. Kur’an’ın zâhiri tilâvet, bâtını te’vildir. Onu anlamak için alimlerin yanına oturunuz, cahillerden kaçınınız.”(5)
    ***
    HURÛFU MUKATTA (MUKATTAA HARFLERİ)
    Mukattaa harflerine gelince…
    “Mukattaa” kelimesi Arapça bir isimdir. Kat’edilmiş, kesilmiş; kesik, ayrı manalarına gelir. “Hurûfu Mukatta” mürekkep/birleşik bir isimdir; ayrı ayrı yazılmış, bitişik olmayan harfler demektir.
    İslâmi ilimler ısıtlâhında (terminolojisinde) ise, Kur’ân-ı Kerim’de bazı sûrelerin ilk ayeti olarak gelen Elif Lâm Mîm, Elif Lâm Râ, Hâ Mîm, Hâ Mîm Ayn Sîn Kaaf gibi birkaç harften oluşan, bazen de Sâd, Kaaf, Nûn gibi bir harften meydana gelen bağımsız harflere “Hurûfu Mukattaa” denir. Bu harflerin manalarının ne olduğu hususunda başlıca iki görüş vardır:
    Birinci görüşe göre bu harflerin manasını Allah’tan başka kimse bilemez. Hz. Ebû Bekir’in (r.a.) "Allah’ın her kitabında bir sırrı vardır. Kur’an’daki sırrı da sûrelerin başlarında bulunan harflerdir. Her kitabın bir özü vardır. Kur’ân’ın özü de bu hece harfleridir” dediği rivayet edilir. Bu görüşü benimseyenler, bu harflerin tefsirinden şiddetle kaçınmışlardır. Bunlara göre Hurûfu Mukattaa’dan muradın ne olduğunu kesin olarak Allah’ın bileceğini bu harflerin de müteşâbihattan olduğunu, alimlerin bunları anlamada aciz olduklarını söylerler.
    İkinci görüşe göre, Allah’ın Kitabı''nda insanların anlayamayacakları şeylerin bulunması doğru olmaz. Çünkü Allah Teala Kur’ân-ı Kerim’i okunup anlaşılması ve amel edilmesi/uygulanması için göndermiştir. Bu sebeple de onda, anlaşılmaz hiçbir ayet bulunamaz. Bu görüşte olanlar, Hurûfu Mukattaa’yı tefsir etmeye çalışmışlardır.
    Bunları şöyle özetleyebiliriz:
    1. Bu harfler, Allah Teala’nın isimlerinde yer alan harflerdendir. Nitekim Resûlüllah’ın (s.a.v.), “Kâf Hâ Yâ Ayn, Sâd, Hâ Mîm Ayn Sîn Kaaf” diye dua ettiği rivayet edilir.
    2. Bu harfler, başlarında bulundukları sûrelerin isimleridir. Zira bazı şeyleri harflerle adlandırmak, Arapların âdetlerindendir. Mesela Hârise b. Lâm et-Tâî’nin babasına “Lâm” derlerdi. Aynı şekilde bakır’a “sad”, para’ya “ayn”, bulut’a “ğayn”, balığa “nûn”, dağa da “kaf” denmiştir.
    3. Çeşitli sûrelerin başlarında yer alan bu harfler, ondört değişik şekle sahiptir ve bütün harflerin aslını teşkil eder. Kur’ân-ı Kerim bu harflerle te’lif olunmuştur. Kur’an bu harfleri zikretmekle, mucize olduğuna işaret etmektedir. Yani Kur’an’ın cümleleri, ibareleri herkesin bildiği bu basit harflerden meydana gelmektedir. Öyleyse uğraşın bakalım, sizler de elinizden gelen bu imkanı kullanarak benzerini getirmeye çalışın. Siz meydana getiremediğinize göre Kur’an mucizedir demek istemektedir.
    4. Bazılarına göre bu harflerin her biri Allah’ın fiilî sıfatlarına delalet eder. Elif Allah’ın nimetlerine (a’lâsına-en yücesine), Lâm lûtfuna, Mîm mecdine (yüceliğine) işaret etmektedir.
    5. Kimilerine göre Elif Allah’tan, Lâm Cebrail’den, Mîm Muhammed’den kinayedir.
    6. Bir kısmına göre de bu harfler, bir sözün bitip bir sözün başlangıcını gösterir. Araplarda bir söz bitip yeni bir söz başladığında dikkati çekmek için yeni sözün başına böyle harfler getirme geleneği vardır.(6)
    Mukatta harflerinin manalarının ne olduğu hususunda Resûlüllah’tan (s.a.v.) açık bir haber yoktur. Ancak Kur’an okumayı teşvik için her harfinden meydana gelecek sevabı anlatırken, Hurûfu Mukatta’nın her birinin ayrı ayrı harfler olduğunu ifade buyurmuşlardır.

    Halis ECE, mollacami


  4. 22.Nisan.2011, 17:13
    2
    Silent and lonely rains



    Alıntı
    K.Kerim'de bazı surelerin başında geçen yasin,sad,hammim gibi kelimelerin anlamı neden meallerde açıklanmaz?
    Alıntı
    Buyur kardeşim sorunla ilgili bu yazıyı incele
    İnşaAllah yardımı olur.



    ____________________



    MÜTEŞÂBİH NE DEMEKTİR VE MÜTEŞÂBİH ÂYETLER HANGİLERİDİR?
    Müteşâbih kelimesi lisâniyat/dilbilgisi bakımından (etimolojik olarak) Arapça “şebih” lafzından meydana gelmiştir. Şebih, renk adalet ve zulüm gibi keyfiyet-vasıf-mahiyet (nitelik) yönünden çeşitli benzeşmeler için kullanılır. İki şeyin aynı seviyede benzeşmelerine “teşâbüh”, fark edilemeyecek şekilde keyfiyet bakımından birbirine benzeyen şeylere de “müteşâbih” denir.(1)
    Kurân-ı Kerim muhkem ayetlere “ümmü’l-kitap” (Kitab’ın anası-temeli), bunların dışında kalan bir kısım ayetlere ise “müteşâbih” ayetler adını vermiştir. Bu hususu açıklayan ayet-i kerime mealen şöyledir:
    “Sana Kitab’ı indiren O’dur. Onun bazı ayetleri muhkemdir ki, bunlar Kitab’ın esasıdır. Diğerleri de müteşâbihtir. İşte kalblerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun te’viline yeltenmek için müteşâbih ayetlere yapışıp, onlarla uğraşır dururlar. Halbuki onun te’vilini ancak Allah bilir. İlimde yüksek pâyeye erişenler (derinleşenler-râsih âlimler), ‘O’na inandık, hepsi Rabbimiz tarafındandır’ derler. Bu inceliği ancak akl-ı selim sahipleri düşünüp anlar.”(2)
    İslâm alimleri müteşâbih ayetlerin tarifi mevzuunda çeşitli görüşler ileri sürmüşlerdir. Bir kısmı müteşâbihi, “manası gizli ve yoruma muhtaç olan, te’vile gidilmeden anlaşılmayan, işaret ettiği mananın ne olduğu hususunda tercih edebilecek açık bir anlamı olmadığı gibi ayrıca bir izaha muhtaç olan ayetler” olarak tarif etmişlerdir.
    Alimlerin ekserisi de, müteşâbih ayetlerin ilk bakışta bir manası olduğunu, fakat onların yorumlarının-te’veillerinin hangisinin en doğru olduğunu ancak Allah’ın bilebileceğini, insanın bu bilgiye sahip olmadığını söylerler ki, bunlar Selefiye Ekolü’ne mensup alimlerdir. Bunlar, müteşâbih ayetleri olduğu gibi kabul edip teşbih ve tecsime düşmemekle birlikte, te’vile de gidilmemesi gerektiğine inanırlar. “Biz müteşâbih ayetlerin zâhirine inanır, bâtınını tasdik ederiz; iç yüzünün anlaşılmasını ise Allah’a havale ederiz. Zira biz onu bilmekle mükellef değiliz. Zaten bu husus imanın şartı ve hükümlerinden biri de değildir” derler.
    Selef akîdesini benimsemiş alimlerin çoğunu Sahabe, Tâbiûn ve Ehl-i Sünnet alimleri oluşturmaktadır. Bunların başında Ubey b. Ka’b, İbn Mes’ûd, İbn Abbas ve İmam Mâlik (radıyallâhü anhüm) gelmektedir.
    ***
    Müteşâbih ayetlerle onların yorumları ve onlardaki mananın asıl mahiyetini ortaya çıkarmak için gayret sarf eden âlimlere gelince…
    Bunlar “Halef ekolü”nü meydana getirmişlerdir. Bunlara göre Kur’an, sırlar ve muammalar ihtiva eden kapalı ve muğlak bir kitap değildir. Hem Kur’an kendisinin apaçık bir dille indirildiğini, ayetlerinin tutarlı bir şekilde açıklandığını, onu dinleyenin düşünmesi, aklını kullanması, hükümler istinbat etmesi (çıkartması) ve ihtilaflarını onunla çözmesi gerektiğini ve bunun için indirildiğini kesin olarak ifade etmektedir.(3)
    Pekçok ayet, Resûlüllah Efendimizin (s.a.v.) birinci derecede vazifesinin Kur’ân’ı bütün insanlara okumak ve onunla insanları Allah’a davet etmek olduğunu açıklamaktadır. Halef ekolüne göre, insanlara açıklanmamış bir şey kalsaydı din tamamlanmamış olurdu. Bu durum ise, “Bugün size dininizi tamamladım”(4) mealindeki ayete aykırı düşerdi. Kaldı ki Allah’ın bildirdiği bir şeyi Peygamber Efendimizin (s.a.v.) açıklamamış olması, onun tebliğ vazifesine de aykırı düşer. Sonra Kur’an düşünüp anlaşılmak için gönderildiğine göre düşünmek, manasını anlamak demektir. O bakımdan Allah Teala’nın Kur’an’da manası anlaşılmayan bir şeyle hitapta bulunması uzak bir ihtimaldir. Nitekim İbn Ebî Necih’in Mücahid’den onun da İbn Abbas’tan (r.anhüm) rivayetine göre o şöyle demiştir: “Ben müteşabih ayetlerin te’vilini bilen ilimde derinleşmiş kimselerdenim”. Muhammed b. İshak, Muhammed b. Câfer b. Zübeyr’den naklen şöyle dedi: “İstenilen, arzu edilen te’vili ancak Allah ve ilimde derinleşmiş olanlar bilir. İlimde derinleşmiş olanlar ona inandık derler”.
    Bu ekolün mensuplarının delillerinden biri de, Resûlüllah Efendimizin (s.a.v.) İbn Abbas için, “Allah’ım, onu dinde bilgili kıl ve ona Kitab’ın te’vilini öğret” diye dua etmesidir. Eğer Kitab’ın bütün esrarı herkese kapalı olsaydı, Resûlüllah’ın İbn Abbas için böyle dua etmesi boş olurdu.
    Ayrıca Abdullah b. Abbas’ı Resûlüllah Efendimiz, “Ne iyi Kur’an tercümanıdır” diye övmüştür.
    İbn Ebî Hâtim’in Dehhak yoluyla naklettiğine göre, İbn Abbas bu mevzuda şunları söylemektedir: “Kur’an’ın çeşitli yolları, zâhirleri ve bâtınları vardır. Acâibi tükenmez, sonuna erilmez. Ona yavaş yavaş dalan kurtulur. Şiddetle ondan haber veren mahvolur. Onda haberler, meseller, haram-helal, nâsih-mensuh, muhkem-müteşâbih, zâhir ve bâtın vardır. Kur’an’ın zâhiri tilâvet, bâtını te’vildir. Onu anlamak için alimlerin yanına oturunuz, cahillerden kaçınınız.”(5)
    ***
    HURÛFU MUKATTA (MUKATTAA HARFLERİ)
    Mukattaa harflerine gelince…
    “Mukattaa” kelimesi Arapça bir isimdir. Kat’edilmiş, kesilmiş; kesik, ayrı manalarına gelir. “Hurûfu Mukatta” mürekkep/birleşik bir isimdir; ayrı ayrı yazılmış, bitişik olmayan harfler demektir.
    İslâmi ilimler ısıtlâhında (terminolojisinde) ise, Kur’ân-ı Kerim’de bazı sûrelerin ilk ayeti olarak gelen Elif Lâm Mîm, Elif Lâm Râ, Hâ Mîm, Hâ Mîm Ayn Sîn Kaaf gibi birkaç harften oluşan, bazen de Sâd, Kaaf, Nûn gibi bir harften meydana gelen bağımsız harflere “Hurûfu Mukattaa” denir. Bu harflerin manalarının ne olduğu hususunda başlıca iki görüş vardır:
    Birinci görüşe göre bu harflerin manasını Allah’tan başka kimse bilemez. Hz. Ebû Bekir’in (r.a.) "Allah’ın her kitabında bir sırrı vardır. Kur’an’daki sırrı da sûrelerin başlarında bulunan harflerdir. Her kitabın bir özü vardır. Kur’ân’ın özü de bu hece harfleridir” dediği rivayet edilir. Bu görüşü benimseyenler, bu harflerin tefsirinden şiddetle kaçınmışlardır. Bunlara göre Hurûfu Mukattaa’dan muradın ne olduğunu kesin olarak Allah’ın bileceğini bu harflerin de müteşâbihattan olduğunu, alimlerin bunları anlamada aciz olduklarını söylerler.
    İkinci görüşe göre, Allah’ın Kitabı''nda insanların anlayamayacakları şeylerin bulunması doğru olmaz. Çünkü Allah Teala Kur’ân-ı Kerim’i okunup anlaşılması ve amel edilmesi/uygulanması için göndermiştir. Bu sebeple de onda, anlaşılmaz hiçbir ayet bulunamaz. Bu görüşte olanlar, Hurûfu Mukattaa’yı tefsir etmeye çalışmışlardır.
    Bunları şöyle özetleyebiliriz:
    1. Bu harfler, Allah Teala’nın isimlerinde yer alan harflerdendir. Nitekim Resûlüllah’ın (s.a.v.), “Kâf Hâ Yâ Ayn, Sâd, Hâ Mîm Ayn Sîn Kaaf” diye dua ettiği rivayet edilir.
    2. Bu harfler, başlarında bulundukları sûrelerin isimleridir. Zira bazı şeyleri harflerle adlandırmak, Arapların âdetlerindendir. Mesela Hârise b. Lâm et-Tâî’nin babasına “Lâm” derlerdi. Aynı şekilde bakır’a “sad”, para’ya “ayn”, bulut’a “ğayn”, balığa “nûn”, dağa da “kaf” denmiştir.
    3. Çeşitli sûrelerin başlarında yer alan bu harfler, ondört değişik şekle sahiptir ve bütün harflerin aslını teşkil eder. Kur’ân-ı Kerim bu harflerle te’lif olunmuştur. Kur’an bu harfleri zikretmekle, mucize olduğuna işaret etmektedir. Yani Kur’an’ın cümleleri, ibareleri herkesin bildiği bu basit harflerden meydana gelmektedir. Öyleyse uğraşın bakalım, sizler de elinizden gelen bu imkanı kullanarak benzerini getirmeye çalışın. Siz meydana getiremediğinize göre Kur’an mucizedir demek istemektedir.
    4. Bazılarına göre bu harflerin her biri Allah’ın fiilî sıfatlarına delalet eder. Elif Allah’ın nimetlerine (a’lâsına-en yücesine), Lâm lûtfuna, Mîm mecdine (yüceliğine) işaret etmektedir.
    5. Kimilerine göre Elif Allah’tan, Lâm Cebrail’den, Mîm Muhammed’den kinayedir.
    6. Bir kısmına göre de bu harfler, bir sözün bitip bir sözün başlangıcını gösterir. Araplarda bir söz bitip yeni bir söz başladığında dikkati çekmek için yeni sözün başına böyle harfler getirme geleneği vardır.(6)
    Mukatta harflerinin manalarının ne olduğu hususunda Resûlüllah’tan (s.a.v.) açık bir haber yoktur. Ancak Kur’an okumayı teşvik için her harfinden meydana gelecek sevabı anlatırken, Hurûfu Mukatta’nın her birinin ayrı ayrı harfler olduğunu ifade buyurmuşlardır.

    Halis ECE, mollacami


  5. 22.Nisan.2011, 18:11
    3
    melankoliq
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 09.Şubat.2011
    Üye No: 84132
    Mesaj Sayısı: 130
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: ş.urfa

    Cevap: K.Kerim de geçen bazı surelerin anlamı neden bilinmez?

    arkadaş allah razı olsun ama sen her soruya böyle uzuzn cevap verince insanın gözü korkuyor.malum iş güç oku oku bitmiyor.bundan sonra kısa ve net cevaplar verirsen seviniriz.böylelikle soruyla alkasız çok şey ortadan kalkmış olur.sorum müteşabih yada hurufu mukatta nedir diye sormadım.saygılar çok sağol


  6. 22.Nisan.2011, 18:11
    3
    melankoliq - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    arkadaş allah razı olsun ama sen her soruya böyle uzuzn cevap verince insanın gözü korkuyor.malum iş güç oku oku bitmiyor.bundan sonra kısa ve net cevaplar verirsen seviniriz.böylelikle soruyla alkasız çok şey ortadan kalkmış olur.sorum müteşabih yada hurufu mukatta nedir diye sormadım.saygılar çok sağol


  7. 22.Nisan.2011, 18:15
    4
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,688
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: K.Kerim de geçen bazı surelerin anlamı neden bilinmez?

    Alıntı
    arkadaş allah razı olsun ama sen her soruya böyle uzuzn cevap verince insanın gözü korkuyor.malum iş güç oku oku bitmiyor.bundan sonra kısa ve net cevaplar verirsen seviniriz.böylelikle soruyla alkasız çok şey ortadan kalkmış olur.sorum müteşabih yada hurufu mukatta nedir diye sormadım.saygılar çok sağol
    Tamam buyur kardeş kısaltık ayrıca daha fazla
    bilgilenmeniz için uzun veriyorum.



    ____________________
    HURÛFU MUKATTA (MUKATTAA HARFLERİ)
    Mukattaa harflerine gelince…
    “Mukattaa” kelimesi Arapça bir isimdir. Kat’edilmiş, kesilmiş; kesik, ayrı manalarına gelir. “Hurûfu Mukatta” mürekkep/birleşik bir isimdir; ayrı ayrı yazılmış, bitişik olmayan harfler demektir.
    İslâmi ilimler ısıtlâhında (terminolojisinde) ise, Kur’ân-ı Kerim’de bazı sûrelerin ilk ayeti olarak gelen Elif Lâm Mîm, Elif Lâm Râ, Hâ Mîm, Hâ Mîm Ayn Sîn Kaaf gibi birkaç harften oluşan, bazen de Sâd, Kaaf, Nûn gibi bir harften meydana gelen bağımsız harflere “Hurûfu Mukattaa” denir. Bu harflerin manalarının ne olduğu hususunda başlıca iki görüş vardır:
    Birinci görüşe göre bu harflerin manasını Allah’tan başka kimse bilemez. Hz. Ebû Bekir’in (r.a.) "Allah’ın her kitabında bir sırrı vardır. Kur’an’daki sırrı da sûrelerin başlarında bulunan harflerdir. Her kitabın bir özü vardır. Kur’ân’ın özü de bu hece harfleridir” dediği rivayet edilir. Bu görüşü benimseyenler, bu harflerin tefsirinden şiddetle kaçınmışlardır. Bunlara göre Hurûfu Mukattaa’dan muradın ne olduğunu kesin olarak Allah’ın bileceğini bu harflerin de müteşâbihattan olduğunu, alimlerin bunları anlamada aciz olduklarını söylerler.
    İkinci görüşe göre, Allah’ın Kitabı''nda insanların anlayamayacakları şeylerin bulunması doğru olmaz. Çünkü Allah Teala Kur’ân-ı Kerim’i okunup anlaşılması ve amel edilmesi/uygulanması için göndermiştir. Bu sebeple de onda, anlaşılmaz hiçbir ayet bulunamaz. Bu görüşte olanlar, Hurûfu Mukattaa’yı tefsir etmeye çalışmışlardır.
    Bunları şöyle özetleyebiliriz:
    1. Bu harfler, Allah Teala’nın isimlerinde yer alan harflerdendir. Nitekim Resûlüllah’ın (s.a.v.), “Kâf Hâ Yâ Ayn, Sâd, Hâ Mîm Ayn Sîn Kaaf” diye dua ettiği rivayet edilir.
    2. Bu harfler, başlarında bulundukları sûrelerin isimleridir. Zira bazı şeyleri harflerle adlandırmak, Arapların âdetlerindendir. Mesela Hârise b. Lâm et-Tâî’nin babasına “Lâm” derlerdi. Aynı şekilde bakır’a “sad”, para’ya “ayn”, bulut’a “ğayn”, balığa “nûn”, dağa da “kaf” denmiştir.
    3. Çeşitli sûrelerin başlarında yer alan bu harfler, ondört değişik şekle sahiptir ve bütün harflerin aslını teşkil eder. Kur’ân-ı Kerim bu harflerle te’lif olunmuştur. Kur’an bu harfleri zikretmekle, mucize olduğuna işaret etmektedir. Yani Kur’an’ın cümleleri, ibareleri herkesin bildiği bu basit harflerden meydana gelmektedir. Öyleyse uğraşın bakalım, sizler de elinizden gelen bu imkanı kullanarak benzerini getirmeye çalışın. Siz meydana getiremediğinize göre Kur’an mucizedir demek istemektedir.
    4. Bazılarına göre bu harflerin her biri Allah’ın fiilî sıfatlarına delalet eder. Elif Allah’ın nimetlerine (a’lâsına-en yücesine), Lâm lûtfuna, Mîm mecdine (yüceliğine) işaret etmektedir.
    5. Kimilerine göre Elif Allah’tan, Lâm Cebrail’den, Mîm Muhammed’den kinayedir.
    6. Bir kısmına göre de bu harfler, bir sözün bitip bir sözün başlangıcını gösterir. Araplarda bir söz bitip yeni bir söz başladığında dikkati çekmek için yeni sözün başına böyle harfler getirme geleneği vardır.(6)
    Mukatta harflerinin manalarının ne olduğu hususunda Resûlüllah’tan (s.a.v.) açık bir haber yoktur. Ancak Kur’an okumayı teşvik için her harfinden meydana gelecek sevabı anlatırken, Hurûfu Mukatta’nın her birinin ayrı ayrı harfler olduğunu ifade buyurmuşlardır.

    Halis ECE, mollacami



  8. 22.Nisan.2011, 18:15
    4
    Silent and lonely rains
    Alıntı
    arkadaş allah razı olsun ama sen her soruya böyle uzuzn cevap verince insanın gözü korkuyor.malum iş güç oku oku bitmiyor.bundan sonra kısa ve net cevaplar verirsen seviniriz.böylelikle soruyla alkasız çok şey ortadan kalkmış olur.sorum müteşabih yada hurufu mukatta nedir diye sormadım.saygılar çok sağol
    Tamam buyur kardeş kısaltık ayrıca daha fazla
    bilgilenmeniz için uzun veriyorum.



    ____________________
    HURÛFU MUKATTA (MUKATTAA HARFLERİ)
    Mukattaa harflerine gelince…
    “Mukattaa” kelimesi Arapça bir isimdir. Kat’edilmiş, kesilmiş; kesik, ayrı manalarına gelir. “Hurûfu Mukatta” mürekkep/birleşik bir isimdir; ayrı ayrı yazılmış, bitişik olmayan harfler demektir.
    İslâmi ilimler ısıtlâhında (terminolojisinde) ise, Kur’ân-ı Kerim’de bazı sûrelerin ilk ayeti olarak gelen Elif Lâm Mîm, Elif Lâm Râ, Hâ Mîm, Hâ Mîm Ayn Sîn Kaaf gibi birkaç harften oluşan, bazen de Sâd, Kaaf, Nûn gibi bir harften meydana gelen bağımsız harflere “Hurûfu Mukattaa” denir. Bu harflerin manalarının ne olduğu hususunda başlıca iki görüş vardır:
    Birinci görüşe göre bu harflerin manasını Allah’tan başka kimse bilemez. Hz. Ebû Bekir’in (r.a.) "Allah’ın her kitabında bir sırrı vardır. Kur’an’daki sırrı da sûrelerin başlarında bulunan harflerdir. Her kitabın bir özü vardır. Kur’ân’ın özü de bu hece harfleridir” dediği rivayet edilir. Bu görüşü benimseyenler, bu harflerin tefsirinden şiddetle kaçınmışlardır. Bunlara göre Hurûfu Mukattaa’dan muradın ne olduğunu kesin olarak Allah’ın bileceğini bu harflerin de müteşâbihattan olduğunu, alimlerin bunları anlamada aciz olduklarını söylerler.
    İkinci görüşe göre, Allah’ın Kitabı''nda insanların anlayamayacakları şeylerin bulunması doğru olmaz. Çünkü Allah Teala Kur’ân-ı Kerim’i okunup anlaşılması ve amel edilmesi/uygulanması için göndermiştir. Bu sebeple de onda, anlaşılmaz hiçbir ayet bulunamaz. Bu görüşte olanlar, Hurûfu Mukattaa’yı tefsir etmeye çalışmışlardır.
    Bunları şöyle özetleyebiliriz:
    1. Bu harfler, Allah Teala’nın isimlerinde yer alan harflerdendir. Nitekim Resûlüllah’ın (s.a.v.), “Kâf Hâ Yâ Ayn, Sâd, Hâ Mîm Ayn Sîn Kaaf” diye dua ettiği rivayet edilir.
    2. Bu harfler, başlarında bulundukları sûrelerin isimleridir. Zira bazı şeyleri harflerle adlandırmak, Arapların âdetlerindendir. Mesela Hârise b. Lâm et-Tâî’nin babasına “Lâm” derlerdi. Aynı şekilde bakır’a “sad”, para’ya “ayn”, bulut’a “ğayn”, balığa “nûn”, dağa da “kaf” denmiştir.
    3. Çeşitli sûrelerin başlarında yer alan bu harfler, ondört değişik şekle sahiptir ve bütün harflerin aslını teşkil eder. Kur’ân-ı Kerim bu harflerle te’lif olunmuştur. Kur’an bu harfleri zikretmekle, mucize olduğuna işaret etmektedir. Yani Kur’an’ın cümleleri, ibareleri herkesin bildiği bu basit harflerden meydana gelmektedir. Öyleyse uğraşın bakalım, sizler de elinizden gelen bu imkanı kullanarak benzerini getirmeye çalışın. Siz meydana getiremediğinize göre Kur’an mucizedir demek istemektedir.
    4. Bazılarına göre bu harflerin her biri Allah’ın fiilî sıfatlarına delalet eder. Elif Allah’ın nimetlerine (a’lâsına-en yücesine), Lâm lûtfuna, Mîm mecdine (yüceliğine) işaret etmektedir.
    5. Kimilerine göre Elif Allah’tan, Lâm Cebrail’den, Mîm Muhammed’den kinayedir.
    6. Bir kısmına göre de bu harfler, bir sözün bitip bir sözün başlangıcını gösterir. Araplarda bir söz bitip yeni bir söz başladığında dikkati çekmek için yeni sözün başına böyle harfler getirme geleneği vardır.(6)
    Mukatta harflerinin manalarının ne olduğu hususunda Resûlüllah’tan (s.a.v.) açık bir haber yoktur. Ancak Kur’an okumayı teşvik için her harfinden meydana gelecek sevabı anlatırken, Hurûfu Mukatta’nın her birinin ayrı ayrı harfler olduğunu ifade buyurmuşlardır.

    Halis ECE, mollacami



  9. 24.Haziran.2011, 09:51
    5
    imam
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Ağustos.2007
    Üye No: 2034
    Mesaj Sayısı: 7,511
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: minallah-ilelllah

    Cevap: K.Kerim de geçen bazı surelerin anlamı neden bilinmez?

    HURÛFU MUKATTA'A
    Kur'ân'da 114 sûreden 29'u nun, kaf, sâd, yâsîn, tâhâ, tâsîn, tâsîn mîm, elif lâm mîm, elif lâm râ, elif lâm mîm râ, elif lâm mîm sâd, hâmîm, hâmîm ayın sîn kâf, kef hâ yâ ayn sâd harfleriyle başlamaktadır. İşte bu harflere hurufu mukatta'a (kesik harfler) denilmektedir. Bu harfler müteşâbihattandır. (bk. Müteşâbih) Bir kısım âlimler, bu harflerin Kur'ân'ın esrarından olduğunu, anlamlarını Allah'tan başka kimsenin bilemeyeceğini söylemişlerdir. Bazı âlimler ise bu harflere çeşitli anlamlar yüklemeye çalışmışlardır. Ancak bu harflerin anlamını açıklayan sarih bir hadis yoktur. (İ.K.)


  10. 24.Haziran.2011, 09:51
    5
    Üye
    HURÛFU MUKATTA'A
    Kur'ân'da 114 sûreden 29'u nun, kaf, sâd, yâsîn, tâhâ, tâsîn, tâsîn mîm, elif lâm mîm, elif lâm râ, elif lâm mîm râ, elif lâm mîm sâd, hâmîm, hâmîm ayın sîn kâf, kef hâ yâ ayn sâd harfleriyle başlamaktadır. İşte bu harflere hurufu mukatta'a (kesik harfler) denilmektedir. Bu harfler müteşâbihattandır. (bk. Müteşâbih) Bir kısım âlimler, bu harflerin Kur'ân'ın esrarından olduğunu, anlamlarını Allah'tan başka kimsenin bilemeyeceğini söylemişlerdir. Bazı âlimler ise bu harflere çeşitli anlamlar yüklemeye çalışmışlardır. Ancak bu harflerin anlamını açıklayan sarih bir hadis yoktur. (İ.K.)


  11. 15.Ağustos.2011, 12:22
    6
    İslamNuru
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 14.Ağustos.2011
    Üye No: 89611
    Mesaj Sayısı: 50
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 19
    Bulunduğu yer: Bursa/Inegol

    Cevap: K.Kerim de geçen bazı surelerin anlamı neden bilinmez?

    Allah Razı Olsun .. Emeğinize Sağlık ..



  12. 15.Ağustos.2011, 12:22
    6
    İslamNuru - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Allah Razı Olsun .. Emeğinize Sağlık ..



  13. 03.Kasım.2014, 13:07
    7
    yasemin
    Mum Ve Merhem Olabilmek..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Eylül.2014
    Üye No: 104691
    Mesaj Sayısı: 1,411
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 15
    Bulunduğu yer: Allah'ıma Seferdeyim..

    Cevap: K.Kerim de geçen bazı surelerin anlamı neden bilinmez?

    Bencede bu harflerin anlamlarını sadece Rabbimiz biliyor. Çünkü anlamları açıklayan sahih bir hadisin olmadığı söyleniyor.


  14. 03.Kasım.2014, 13:07
    7
    Mum Ve Merhem Olabilmek..
    Bencede bu harflerin anlamlarını sadece Rabbimiz biliyor. Çünkü anlamları açıklayan sahih bir hadisin olmadığı söyleniyor.





+ Yorum Gönder