Konusunu Oylayın.: Kalp Huzuruyla Ibadetin Incelikleri.. İç alemi karanlığa boğan sebepler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kalp Huzuruyla Ibadetin Incelikleri.. İç alemi karanlığa boğan sebepler
  1. 14.Temmuz.2008, 00:45
    1
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,386
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 333
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Kalp Huzuruyla Ibadetin Incelikleri.. İç alemi karanlığa boğan sebepler






    Kalp Huzuruyla Ibadetin Incelikleri.. İç alemi karanlığa boğan sebepler Mumsema KALP HUZURUYLA İBADETİN İNCELİKLERİ


    İç alemi karanlığa boğan sebepler


    Bilmemiz gereken birçok şey vardır. Ama hepsinden önce, insanın iç alemini karanlığa boğan sebepleri öğrenmeliyiz, Zira en büyük zarar, iç alemin karanlığa gömülmesidir, Çünkü o, iç alemin körelmesine sebep olur.

    O karanlık içe çökünce, insan Hakk’a karşı perdelenmiş olur. Her kime ki bu musibet iş oldu, diğer bela ve felaketler ona kendiliğinden gelir,

    En büyük musibet, insanın iç alemine kötülük cinsinden gelen şeylerdir. Diğer dış musibetler, onun yanında hiç kalır,

    Seven sarhoş olur, Bir sarhoş için dışarıdan gelen belanın ne önemi vardır ki? Ancak insan, imanı dolayısıyla, daldığı sarhoşluk aleminden ayıktığı zaman, zahirde kendisine olanları anlar, Artık ne kadarsa,

    Allah’ın nurundan perdelenmiş kimsenin belası eksik olmaz,, Ancak, bütün varlığını terk edip O’nun yoluna candan girdiği an, kurtulmuş sayılır. İşte o zaman nura kavuşmuş olur.

    Hakk’ı terk edip zulmet yoluna girenler için şu ayet-i kerimedeki dehşet verici emirden daha serti olamaz. Şöyle buyurdu Allah-u Zülcelal:

    “Onların kalpleri ‘ran’ hastalığına tutulmuştur.” (83/14) Ran; kalbin katılaşıp kararmasıdır.

    Gafletle yapılan ibadetin zararları

    Bir çok ibadetler vardır ki, sahibini ibadet ettiği zattan gafil kılar. Bir çok iyilikler içinde oldukları halde, o iyilikleri göremezler. Bilhassa o iyiliklerin sahibini hiç anlayamazlar.

    Bir çok uykudakiler vardır ki, ancak uyandıkları zaman, doğru yolu bulurlar.

    Bir çok ayık kimseler vardır ki, zamanla gaflet uykusuna dalarlar.

    Bütün kötüler, kötü olarak kalmazlar. Bunların birçoğu zamanla velayet (evliya) derecesine kadar yükselir. Tabiatıyla, nefislerini ıslah yoluna girdikleri takdirde.

    Ömrünü ibadetle geçiren bir çok kimseler de, sonunda kötülerin yoluna sapmışlardır.

    İbadet edenlerin bir kısmına, yaptıkları amel perde olmuştur. Yaratanın iyiliğini göremez olmuşlardır. Bu sebeple Hakk’dan uzak düşerler. Bu halleriyle Hakk’a vasıl olmuş zannına kapılmış olanlar, onlar arasında eksik değildir.

    Bir irfan sahibi için Hakk’a karşı perde kadar büyük bir felaket yoktur. Bu hal, bir anlık bile olsa. Bir felaket sayılır. Perdelenmiş olmak, evet. Bunun kadar azim bir felaket tasavvur edilemez.

    Günahın cezası: Allah’a yalvaramamak!

    Geçmiş ümmetlerden bir kul şöyle diyordu: “İlahi! (Ey benim Rabbim!) Ne zamandır ve ne kadar çok sana isyan ediyorum. Böyle iken, bir defa olsun, beni cezalandırmadın.”

    Allah-u Zülcelal, o devrin peygamberine şöyle vahyetti:
    “Git ona söyle, onu güzel işlerimi görmekten geri koymadım mı? Onun kalbinden bana yalvarmak tadını çıkarmadım mı? Bunlardan daha büyük musibet ve ceza olur mu?”

    Bayezid-i Bistami Hazretlerinin hizmetçisi Ebu Musa, şöyle bir hikaye anlatır:
    “Bir gün Bayezid çarşıya çıktı. Halk onu görebilmek için hücum etti.. Bayezid Hz. o kalabalığın haline baktı ve şöyle dua etti:

    “Ya Rabbi, sana sığınırım, onlara acı, beni görünce seni unutmasınlar. Bana da acı, onları görmekle varlığını bana unutturma.”

    Ne kadar güzel! Allah ondan rahmetini esirgemesin. Hakk’a karşı ne kadar doğru. Müslüman kardeşlerine karşı da ne kadar şefkatli. Kendisi için neyi istiyorsa, onlara da aynı şeyi istiyor.

    Ey insanlar arasına katılmak isteyen, doğru ol, ayık ol. Onlar arasına karışanlardan nicelerinin başlarında takunya sesleri uçuştu. Ve nicelerinin dini, imanı kayboldu gitti…
    Allah’ım sen esirge, Allah’ım sen koru

    Dört çeşit insan vardır:

    Alimler insanları dörde ayırmışlar. Bunları iyi tanı ve bil. Şöyle ki:

    1-Allah kalp gözü vermiştir. Allah’ın yaptığı derin manalı ve incelik taşıyan işleri onunla görür. O’nun kuvvet ve kudretine o gözle bakar, anlar.

    2-Aklı ile iyiyi ve kötüyü seçer. Emir ve yasakları böylece çıkarır, anlar.

    3-Sır sahibidir. Her zaman ve her an, olanlara marifet nuru ile bakar.

    4-Kötüdür, bir şey göremez. Hiçbir şeyden anlamaz. Bu kimse, Allah-u Zülcelal’in şu emrinin tehdidi altında ezilir; “Bu dünyada kör olanlar, öbür alemde de kör olurlar. Belki de, buranın körlerinden daha şaşkın bir duruma düşerler.” (17/72)

    Şunu bilmek gerekir ki, küfür ehli karanlık içindedir, yaptıkları fena işler onları boğar, Hidayet yolunu göremez olurlar. Masiyet (günah) işlemekte devam edenler de takva nurundan mahrum yaşarlar. Yaptıkları işler, onları gaflet uykusuna daldırmıştır.

    İbadeti kendinden bilmek felaketi

    Taat ve ibadete kavuşmuş olanlar da karanlık içindedirler. Sebebi; yaptıkları ibadetleri görmeleridir. (‘Ben şu ibadeti yaptım’ diye düşünmeleridir.) Allah-u Zülcelal’in başarı ihsan ettiğini bilmezler. O’nun inayetini sezemezler. Amma, Allah-u Zülcelal dilerse, bunların perdesini açar. Açınca, nurla nuru görmeye başlarlar. Gözleri nur, baktıkları şey nur olur. Böyle olunca, Hakk’tan başkasını görmezler,

    Bir kimse, yaptığı ibadeti ve taatı görürse, efendisini bilemez. O’nun bilgisinden mahrum olur, Efendisini gören de başkasını bilemez.

    Bir kimse, Allah-u Zülcelal’in yardımı olmadan bir iş yapamayacağını anlarsa… Allah-u Zülcelal’in iyi işleri içinde kendisini kaybeder. Kul, ibadetini görür, yaratıcısını göremezse, taat tadından mahrum kalır. Bazen bu hal, insanı, iyi arzudan da mahrum kılar. Çünkü insanların çoğu, iyiliği görünce, o iyilik sahibini unuturlar. Allah-u Zülcelal, her şeyden pak ve temizdir, Subhan’dır.

    Nessac şöyle diyor: “Bir kimse ibadet ettiği zaman, nefsini görürse, ucuptan kurtulamaz.
    İbadet ettiği zaman, halkı gören ve onların görmesini isteyen riyakardır.. Sevaba güvenen, Hakk katında perdelenmiş olur. Yalnız Allah-u Zülcelal’i gören, O’nun karşısında tam yerine oturmuş ve sağlam bir dost olur.”

    Ebu Bekir b. Abdullah şöyle anlatıyor: “Bir kimse hikmetin yanlarını görür, özüne varamazsa, bu hali ile de, işi incelemeye yeltenirse, aslına eremez.. Bir irfan sahibi için Allah-u Zülcelal’i unutmaktan daha fena bir şey olamaz. Kalbi, Allah-u Zülcelal’den başkasına bağlamaktan daha fena bir şey tasavvur edilemez. Hangi gaye ve anma, Allah-u Zülcelal’den başkası için olursa, kulla Allah-u Zülcelal arasında bir perde sayılır”

    Evvel zamanda inen bazı kitaplarda şu cümleler vardır: “Bir çok işler vardır ki, kul onu, iyi bilip de yapar. Ama o iş, günah saydığından daha zararlıdır.”

    Bir çok kötü olarak yapılan işler vardır ki, onlar da iyi sayılır. Halbuki iyilik, daima iyidir, kötülük de daima kötüdür.

    Bazı büyükler, bu cümleleri şöyle açıklamışlardır: “Bir kul, iyi iş yapar. Sonra, onu yaptığı için böbürlenmeye ve övünmeye başlar. Bu gibi bir işten ne fayda hasıl olur? Halbuki, Allah-u Zülcelal için olması lazımdır. Bir kimse de bir hata işler, onun kötü olduğunu anlayınca da, tevbe eder, ağlar, sızlar, haliyle bu da iyi olur”

    Birinci insanın yaptığı iş gizli şirktir. Bu tehlikelidir. Hem de tehlikesi kolayca sezilemeyecek kadar. Hz. Ebu Bekir (ra) gizli şirk için şu duayı yapardı: “Ya Rabbi! Gizli şirkten sana sığınırım”

    Rabia Hatun (ks) şöyle anlatıyor: “Dünya, kendisine koşanların kalbine perde olur. Allah-u Zülcelal’in nurunu göremezler. Bilseler, dünyayı bırakırlar. O zaman perde de olmaz, dünyalık da daha iyi gelmeye başlar.”

    (Bu yazının hazırlanmasında Ahmed Rufai Hz.nin “Onların Alemi” adlı eserinden faydalanılmıştır Ss 248-255)
    SIDDIKA SADIKOĞLU
    Görebilmek için neredeyse birbirlerine gireceklerdi İbadetinin çokluğunu görüp duran, kendisini aldatmaktan alamaz İşin özü, ona kapalı kalır


  2. 14.Temmuz.2008, 00:45
    1
    Moderatör



    KALP HUZURUYLA İBADETİN İNCELİKLERİ


    İç alemi karanlığa boğan sebepler


    Bilmemiz gereken birçok şey vardır. Ama hepsinden önce, insanın iç alemini karanlığa boğan sebepleri öğrenmeliyiz, Zira en büyük zarar, iç alemin karanlığa gömülmesidir, Çünkü o, iç alemin körelmesine sebep olur.

    O karanlık içe çökünce, insan Hakk’a karşı perdelenmiş olur. Her kime ki bu musibet iş oldu, diğer bela ve felaketler ona kendiliğinden gelir,

    En büyük musibet, insanın iç alemine kötülük cinsinden gelen şeylerdir. Diğer dış musibetler, onun yanında hiç kalır,

    Seven sarhoş olur, Bir sarhoş için dışarıdan gelen belanın ne önemi vardır ki? Ancak insan, imanı dolayısıyla, daldığı sarhoşluk aleminden ayıktığı zaman, zahirde kendisine olanları anlar, Artık ne kadarsa,

    Allah’ın nurundan perdelenmiş kimsenin belası eksik olmaz,, Ancak, bütün varlığını terk edip O’nun yoluna candan girdiği an, kurtulmuş sayılır. İşte o zaman nura kavuşmuş olur.

    Hakk’ı terk edip zulmet yoluna girenler için şu ayet-i kerimedeki dehşet verici emirden daha serti olamaz. Şöyle buyurdu Allah-u Zülcelal:

    “Onların kalpleri ‘ran’ hastalığına tutulmuştur.” (83/14) Ran; kalbin katılaşıp kararmasıdır.

    Gafletle yapılan ibadetin zararları

    Bir çok ibadetler vardır ki, sahibini ibadet ettiği zattan gafil kılar. Bir çok iyilikler içinde oldukları halde, o iyilikleri göremezler. Bilhassa o iyiliklerin sahibini hiç anlayamazlar.

    Bir çok uykudakiler vardır ki, ancak uyandıkları zaman, doğru yolu bulurlar.

    Bir çok ayık kimseler vardır ki, zamanla gaflet uykusuna dalarlar.

    Bütün kötüler, kötü olarak kalmazlar. Bunların birçoğu zamanla velayet (evliya) derecesine kadar yükselir. Tabiatıyla, nefislerini ıslah yoluna girdikleri takdirde.

    Ömrünü ibadetle geçiren bir çok kimseler de, sonunda kötülerin yoluna sapmışlardır.

    İbadet edenlerin bir kısmına, yaptıkları amel perde olmuştur. Yaratanın iyiliğini göremez olmuşlardır. Bu sebeple Hakk’dan uzak düşerler. Bu halleriyle Hakk’a vasıl olmuş zannına kapılmış olanlar, onlar arasında eksik değildir.

    Bir irfan sahibi için Hakk’a karşı perde kadar büyük bir felaket yoktur. Bu hal, bir anlık bile olsa. Bir felaket sayılır. Perdelenmiş olmak, evet. Bunun kadar azim bir felaket tasavvur edilemez.

    Günahın cezası: Allah’a yalvaramamak!

    Geçmiş ümmetlerden bir kul şöyle diyordu: “İlahi! (Ey benim Rabbim!) Ne zamandır ve ne kadar çok sana isyan ediyorum. Böyle iken, bir defa olsun, beni cezalandırmadın.”

    Allah-u Zülcelal, o devrin peygamberine şöyle vahyetti:
    “Git ona söyle, onu güzel işlerimi görmekten geri koymadım mı? Onun kalbinden bana yalvarmak tadını çıkarmadım mı? Bunlardan daha büyük musibet ve ceza olur mu?”

    Bayezid-i Bistami Hazretlerinin hizmetçisi Ebu Musa, şöyle bir hikaye anlatır:
    “Bir gün Bayezid çarşıya çıktı. Halk onu görebilmek için hücum etti.. Bayezid Hz. o kalabalığın haline baktı ve şöyle dua etti:

    “Ya Rabbi, sana sığınırım, onlara acı, beni görünce seni unutmasınlar. Bana da acı, onları görmekle varlığını bana unutturma.”

    Ne kadar güzel! Allah ondan rahmetini esirgemesin. Hakk’a karşı ne kadar doğru. Müslüman kardeşlerine karşı da ne kadar şefkatli. Kendisi için neyi istiyorsa, onlara da aynı şeyi istiyor.

    Ey insanlar arasına katılmak isteyen, doğru ol, ayık ol. Onlar arasına karışanlardan nicelerinin başlarında takunya sesleri uçuştu. Ve nicelerinin dini, imanı kayboldu gitti…
    Allah’ım sen esirge, Allah’ım sen koru

    Dört çeşit insan vardır:

    Alimler insanları dörde ayırmışlar. Bunları iyi tanı ve bil. Şöyle ki:

    1-Allah kalp gözü vermiştir. Allah’ın yaptığı derin manalı ve incelik taşıyan işleri onunla görür. O’nun kuvvet ve kudretine o gözle bakar, anlar.

    2-Aklı ile iyiyi ve kötüyü seçer. Emir ve yasakları böylece çıkarır, anlar.

    3-Sır sahibidir. Her zaman ve her an, olanlara marifet nuru ile bakar.

    4-Kötüdür, bir şey göremez. Hiçbir şeyden anlamaz. Bu kimse, Allah-u Zülcelal’in şu emrinin tehdidi altında ezilir; “Bu dünyada kör olanlar, öbür alemde de kör olurlar. Belki de, buranın körlerinden daha şaşkın bir duruma düşerler.” (17/72)

    Şunu bilmek gerekir ki, küfür ehli karanlık içindedir, yaptıkları fena işler onları boğar, Hidayet yolunu göremez olurlar. Masiyet (günah) işlemekte devam edenler de takva nurundan mahrum yaşarlar. Yaptıkları işler, onları gaflet uykusuna daldırmıştır.

    İbadeti kendinden bilmek felaketi

    Taat ve ibadete kavuşmuş olanlar da karanlık içindedirler. Sebebi; yaptıkları ibadetleri görmeleridir. (‘Ben şu ibadeti yaptım’ diye düşünmeleridir.) Allah-u Zülcelal’in başarı ihsan ettiğini bilmezler. O’nun inayetini sezemezler. Amma, Allah-u Zülcelal dilerse, bunların perdesini açar. Açınca, nurla nuru görmeye başlarlar. Gözleri nur, baktıkları şey nur olur. Böyle olunca, Hakk’tan başkasını görmezler,

    Bir kimse, yaptığı ibadeti ve taatı görürse, efendisini bilemez. O’nun bilgisinden mahrum olur, Efendisini gören de başkasını bilemez.

    Bir kimse, Allah-u Zülcelal’in yardımı olmadan bir iş yapamayacağını anlarsa… Allah-u Zülcelal’in iyi işleri içinde kendisini kaybeder. Kul, ibadetini görür, yaratıcısını göremezse, taat tadından mahrum kalır. Bazen bu hal, insanı, iyi arzudan da mahrum kılar. Çünkü insanların çoğu, iyiliği görünce, o iyilik sahibini unuturlar. Allah-u Zülcelal, her şeyden pak ve temizdir, Subhan’dır.

    Nessac şöyle diyor: “Bir kimse ibadet ettiği zaman, nefsini görürse, ucuptan kurtulamaz.
    İbadet ettiği zaman, halkı gören ve onların görmesini isteyen riyakardır.. Sevaba güvenen, Hakk katında perdelenmiş olur. Yalnız Allah-u Zülcelal’i gören, O’nun karşısında tam yerine oturmuş ve sağlam bir dost olur.”

    Ebu Bekir b. Abdullah şöyle anlatıyor: “Bir kimse hikmetin yanlarını görür, özüne varamazsa, bu hali ile de, işi incelemeye yeltenirse, aslına eremez.. Bir irfan sahibi için Allah-u Zülcelal’i unutmaktan daha fena bir şey olamaz. Kalbi, Allah-u Zülcelal’den başkasına bağlamaktan daha fena bir şey tasavvur edilemez. Hangi gaye ve anma, Allah-u Zülcelal’den başkası için olursa, kulla Allah-u Zülcelal arasında bir perde sayılır”

    Evvel zamanda inen bazı kitaplarda şu cümleler vardır: “Bir çok işler vardır ki, kul onu, iyi bilip de yapar. Ama o iş, günah saydığından daha zararlıdır.”

    Bir çok kötü olarak yapılan işler vardır ki, onlar da iyi sayılır. Halbuki iyilik, daima iyidir, kötülük de daima kötüdür.

    Bazı büyükler, bu cümleleri şöyle açıklamışlardır: “Bir kul, iyi iş yapar. Sonra, onu yaptığı için böbürlenmeye ve övünmeye başlar. Bu gibi bir işten ne fayda hasıl olur? Halbuki, Allah-u Zülcelal için olması lazımdır. Bir kimse de bir hata işler, onun kötü olduğunu anlayınca da, tevbe eder, ağlar, sızlar, haliyle bu da iyi olur”

    Birinci insanın yaptığı iş gizli şirktir. Bu tehlikelidir. Hem de tehlikesi kolayca sezilemeyecek kadar. Hz. Ebu Bekir (ra) gizli şirk için şu duayı yapardı: “Ya Rabbi! Gizli şirkten sana sığınırım”

    Rabia Hatun (ks) şöyle anlatıyor: “Dünya, kendisine koşanların kalbine perde olur. Allah-u Zülcelal’in nurunu göremezler. Bilseler, dünyayı bırakırlar. O zaman perde de olmaz, dünyalık da daha iyi gelmeye başlar.”

    (Bu yazının hazırlanmasında Ahmed Rufai Hz.nin “Onların Alemi” adlı eserinden faydalanılmıştır Ss 248-255)
    SIDDIKA SADIKOĞLU
    Görebilmek için neredeyse birbirlerine gireceklerdi İbadetinin çokluğunu görüp duran, kendisini aldatmaktan alamaz İşin özü, ona kapalı kalır


    Benzer Konular

    - Ceberut Alemi Ne Demektir? Ceberut Alemi Hakkında Ansiklopedik Bilgi

    - Sebepler alemi ne demektir ?

    - Ruhlar alemi, şehadet alemi, berzah alemi ve melekut alemini izah eder misiniz?

    - Alemi mana ve alemi misal aynı mıdır varsa farklarının izahı nedir?

    - Kurt boğan şeyh

  3. 23.Ocak.2010, 17:26
    2
    gül:)
    { Aşkın gıdası Allah’tır

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2010
    Üye No: 72703
    Mesaj Sayısı: 163
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4
    Yaş: 28
    Bulunduğu yer: Antalya

    --->: Kalp Huzuruyla Ibadetin Incelikleri.. İç alemi karanlığa boğan sebepler




    Aglayarak okudum gerçekten çok özel bir yazı düşüncenize sağlık Rabbim razı olsun inşallah...



  4. 23.Ocak.2010, 17:26
    2
    { Aşkın gıdası Allah’tır



    Aglayarak okudum gerçekten çok özel bir yazı düşüncenize sağlık Rabbim razı olsun inşallah...



  5. 05.Nisan.2010, 11:10
    3
    Ecrinim
    Hüvel Baki..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Aralık.2009
    Üye No: 69122
    Mesaj Sayısı: 8,424
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 141
    Bulunduğu yer: Akdeniz

    --->: Kalp Huzuruyla Ibadetin Incelikleri.. İç alemi karanlığa boğan sebepler

    Allah’ın nurundan perdelenmiş kimsenin belası eksik olmaz,, Ancak, bütün varlığını terk edip O’nun yoluna candan girdiği an, kurtulmuş sayılır. İşte o zaman nura kavuşmuş olur.
    Allah c.c razı olsun


  6. 05.Nisan.2010, 11:10
    3
    Hüvel Baki..
    Allah’ın nurundan perdelenmiş kimsenin belası eksik olmaz,, Ancak, bütün varlığını terk edip O’nun yoluna candan girdiği an, kurtulmuş sayılır. İşte o zaman nura kavuşmuş olur.
    Allah c.c razı olsun


  7. 05.Nisan.2010, 11:16
    4
    meryemgül1
    ~~Medinenin Gülü ~~

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Haziran.2009
    Üye No: 48911
    Mesaj Sayısı: 3,928
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 77
    Bulunduğu yer: Türkiye

    --->: Kalp Huzuruyla Ibadetin Incelikleri.. İç alemi karanlığa boğan sebepler

    Alıntı
    Bayezid-i Bistami Hazretlerinin hizmetçisi Ebu Musa, şöyle bir hikaye anlatır:
    “Bir gün Bayezid çarşıya çıktı. Halk onu görebilmek için hücum etti.. Bayezid Hz. o kalabalığın haline baktı ve şöyle dua etti:

    “Ya Rabbi, sana sığınırım, onlara acı, beni görünce seni unutmasınlar. Bana da acı, onları görmekle varlığını bana unutturma.”

    Ne kadar güzel! Allah ondan rahmetini esirgemesin. Hakk’a karşı ne kadar doğru. Müslüman kardeşlerine karşı da ne kadar şefkatli. Kendisi için neyi istiyorsa, onlara da aynı şeyi istiyor.

    Ey insanlar arasına katılmak isteyen, doğru ol, ayık ol. Onlar arasına karışanlardan nicelerinin başlarında takunya sesleri uçuştu. Ve nicelerinin dini, imanı kayboldu gitti…
    Allah’ım sen esirge, Allah’ım sen koru
    Allah c.c.razı olsun bu yararlı paylaşım için hocam


  8. 05.Nisan.2010, 11:16
    4
    ~~Medinenin Gülü ~~
    Alıntı
    Bayezid-i Bistami Hazretlerinin hizmetçisi Ebu Musa, şöyle bir hikaye anlatır:
    “Bir gün Bayezid çarşıya çıktı. Halk onu görebilmek için hücum etti.. Bayezid Hz. o kalabalığın haline baktı ve şöyle dua etti:

    “Ya Rabbi, sana sığınırım, onlara acı, beni görünce seni unutmasınlar. Bana da acı, onları görmekle varlığını bana unutturma.”

    Ne kadar güzel! Allah ondan rahmetini esirgemesin. Hakk’a karşı ne kadar doğru. Müslüman kardeşlerine karşı da ne kadar şefkatli. Kendisi için neyi istiyorsa, onlara da aynı şeyi istiyor.

    Ey insanlar arasına katılmak isteyen, doğru ol, ayık ol. Onlar arasına karışanlardan nicelerinin başlarında takunya sesleri uçuştu. Ve nicelerinin dini, imanı kayboldu gitti…
    Allah’ım sen esirge, Allah’ım sen koru
    Allah c.c.razı olsun bu yararlı paylaşım için hocam


  9. 27.Kasım.2012, 21:25
    5
    nurya
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Eylül.2009
    Üye No: 53334
    Mesaj Sayısı: 823
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 9
    Yaş: 51
    Bulunduğu yer: samsun

    Cevap: Kalp Huzuruyla Ibadetin Incelikleri.. İç alemi karanlığa boğan sebepler

    hayatım da bir aksilik olduğu (şer) olduğu zaman işler istediğim gibi olmadığı zaman eskisi gibi üzülmüyorum çünkü biliyorum ki bu işte de bir hayır var böyle olması gerekiyor şer zannettiğim şey benim hayrımadır diyebiliyorum çok şükür ,benim namazım, orucum ve ibadetlerimin kendi rızamla değil RABBİMİN dilemesiyle yaptığımı da anlıyorum çok şükür elhamdülillah


  10. 27.Kasım.2012, 21:25
    5
    Devamlı Üye
    hayatım da bir aksilik olduğu (şer) olduğu zaman işler istediğim gibi olmadığı zaman eskisi gibi üzülmüyorum çünkü biliyorum ki bu işte de bir hayır var böyle olması gerekiyor şer zannettiğim şey benim hayrımadır diyebiliyorum çok şükür ,benim namazım, orucum ve ibadetlerimin kendi rızamla değil RABBİMİN dilemesiyle yaptığımı da anlıyorum çok şükür elhamdülillah


  11. 19.Aralık.2012, 15:17
    6
    huzura doğru
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Aralık.2012
    Üye No: 98994
    Mesaj Sayısı: 1
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: Kalp Huzuruyla Ibadetin Incelikleri.. İç alemi karanlığa boğan sebepler

    ne kadar da doğru günahlara dalmışız Rabbimin hikmetinden, vermiş olduğu güzelliklerden mahrum kalmışız... huzura çıkıp yalvaramamaktan, istemekkten, gözyaşı dökmekten aciziz RABBİM BİZLERE AF VE AFİYET VER, BİZLERİ DOĞRU YOLDAN AYIRMA... ALLAH c.c RAZI OLSUN...


  12. 19.Aralık.2012, 15:17
    6
    ne kadar da doğru günahlara dalmışız Rabbimin hikmetinden, vermiş olduğu güzelliklerden mahrum kalmışız... huzura çıkıp yalvaramamaktan, istemekkten, gözyaşı dökmekten aciziz RABBİM BİZLERE AF VE AFİYET VER, BİZLERİ DOĞRU YOLDAN AYIRMA... ALLAH c.c RAZI OLSUN...


  13. 19.Aralık.2012, 17:55
    7
    bassedas
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 30.Kasım.2012
    Üye No: 98797
    Mesaj Sayısı: 52
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: Kalp Huzuruyla Ibadetin Incelikleri.. İç alemi karanlığa boğan sebepler

    Ali Sürmeli de oynamış ama.




  14. 19.Aralık.2012, 17:55
    7
    bassedas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Ali Sürmeli de oynamış ama.







+ Yorum Gönder