Konusunu Oylayın.: Hacet Namazı ile İlgili hadisi şerifler var mı?

5 üzerinden 3.83 | Toplam : 6 kişi
Hacet Namazı ile İlgili hadisi şerifler var mı?
  1. 02.Mayıs.2013, 08:36
    1
    Misafir

    Hacet Namazı ile İlgili hadisi şerifler var mı?






    Hacet Namazı ile İlgili hadisi şerifler var mı? Mumsema Hacet Namazı ile İlgili Hadisi Şerifler varmı? Hacet namazı hakkında hadis örnekleri verir misiniz ?


  2. 02.Mayıs.2013, 08:36
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Hacet Namazı ile İlgili Hadisi Şerifler varmı? Hacet namazı hakkında hadis örnekleri verir misiniz ?


    Benzer Konular

    - Kul Hakkı İle İlgili Hadisi Şerifler

    - Deccalle İlgili Hadisi Şerifler

    - Hacamat ile İlgili Hadisi Şerifler

    - Ticaretle İlgili Hadisi şerifler

    - Selam İle İlgili Kaynaklı Hadisi Şerifler‎

  3. 07.Mayıs.2013, 18:17
    2
    Katade
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Nisan.2013
    Üye No: 100895
    Mesaj Sayısı: 648
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7

    Cevap: Hacet Namazı ile İlgili hadisi şerifler var mı?




    Cevap: Hacet Namazı ile İlgili hadisi şerifler var mı?



    1384) Abdullah bin Ebi Evfâ[232] el-Eslemî (Radtyallâhü anh)'den; ŞÖyie demiştir :

    Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) yanımıza çıkıp gelerek buyurdu ki:

    «Her hangi bir kimsenin Allah katında bir haceti veya Allah'ın mahlûkatından bir kimsenin yanında ihtiyacı olursa; abdest alıp iki rek'at namaz kılsın. Sonra şöyle duâ etsin: 'Halim ve Kerim olan Al*lah'tan başka ilâh yoktur. Büyük arşın Rabbî olan Allah Teâlâ'yı teşbih ve tenzih ederim. Âlemlerin Rabbı olan Allah'a hamdolsun.

    Allah'ım! Şüphesiz ben Senin rahmetine vesile olan sebepleri, mağfiretini gerektiren hasletleri, her hayrin ganimetini ve her gü*nahtan selâmette olmayı senden dilerim.

    (Allah'ım!) Her günahımı bağışlamanı, her kederimi gidermeni ve rızâna uygun her hacetimi yerine getirmeni Senden isterim! Son*ra dünya ve âhiretle ilgili dileğini Allah'tan iste. Çünkü şüphesiz O dilek takdir edilir.»"

    Not: Bu hadisi Tirmizi de tahriç ederek garib olduğunu söylemiştir. Hadi*sin isnadı söz götürür. Çünkü râvi Pâid bin Abdirrahman, hadîste zayıftır. Pâid, Ebü'l-Varkâ'dır. [233]


    İzahı


    Tirmizi bunu rivayet etmiş, yalnız duanın sonundaki fık*rayı rivayet etmemiştir. Bir de hacet namazı kıldıktan sonra hadis*teki duaya başlamadan önce kişinin Allah'a sena ve Peygamberine salavât getirilmesi ilâvesi vardır.

    Halim : Suç işleyeni cezalandırmakta acele etmeyen ve cezayı geciktiren elemektir.

    Kerim : Kulun istihkakı olmaksızın ve minnet etmeden ikram eden demektir.

    «Rahmetine vesile olan sebepler...»İbnü'1-Me1ik'in de diğine göre ilâhi rahmete vesile olan fiiller, sözler ve vasıflardır.

    T ı y b i ise; Hadisteki "Mucibât" kelimesi, "Mucibe"nin çoğulu*dur. "Mucibe" Sahibini cennetlik eden kelimedir, demiştir.

    Azâîm î "Azîmef'in çoğuludur.Tıybî'nin dediğine göre azimetlerden maksat, ilâhi mağfirete kavuşmayı pekiştiren ameller*dir.

    Birr ; Â1iyyü'1 - K â r î tarafından tâat ve ibâdet olarak yo*rumlanmıştır.

    Hadîs, günahlardan masum olmayı dilemenin câizliğine delâlet eder. Bâzıları: Günahlardan masum olmak Peygamberlere ve melek lere mahsus olduğu için bunu istemek caiz değildir, demişler ise bu söz reddedilmiştir. Çünkü Peygamberler ve meleklerin günahsız olmaları vâcibtir. Başkalarının günahsız olması caizdir. Caiz olan bir şeyi istemek caizdir. Şu var ki Peygamberlere karşı saygısızlık yap*mamak için günahlardan masum olmayı değil, günahlardan korun*mayı dilemek uygundur.



    1385) Osman bin Huneyf[234] (Radıyallâhü anh)'den; Şöyle de-

    Gözü kör veya çok az gören bir adam, Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve SellernTe gelerek: Benim için Allah'a duâ et, bana afiyet versin. (Gözümü sıhhata kavuştursun.) diye dilekte bulundu. Efen*dimiz :

    Dilersen bu hastalığın mükâfatını kendin için âhirete bırakırsın. Bu daha hayırlıdır. Ve eğer dilersen ben duâ ederim.» buyurdu.

    Adam t Duâ et, dedi. Bunun üzerine Peygamber (Sallallahü Aley*hi ve Seli e m) adama güzelce abdest almasını, iki rekat namaz kıl*masını ve şu duâ İle duâ etmesini emretti:

    «Allah'ım! Şüphesiz ben Senden isterim ve rahmet Peygamberi olan Muhammed (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ile Sana yönelirim.

    Yâ Muhammedi (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bu ihtiyacımın yerine getirilmesi için Senin yardımınla Rabbime yöneldim. Allah'ım! Mu*hammed (Sallallahü Aleyhi ve SellemJ'i benim hakkımda şefaatçikıl.»

    Râvi Ebû İshak demiştir ki: Bu hadîs sahihtir.Tirmizi bu hadisi dualara ait bâblarda rivayet ederek bunun hasen -sahih garib olduğunu ve yalnız râvi Ebû Ca'fer tarîki ile bildiklerini söylemiştir. [235]


    İzahı


    Tirmizi ve Nesâi de bunu rivayet etmişlerdir. Tir*mizi' nin rivayetinde adam, Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sel*lem)'den duâ isteyince şöyle buyurulmuştur:

    Dilersen duâ ederim, dilersen sabredersin. Sabretmek senin için daha hayırlıdır.»

    Tuhfe yazarı şöyle der: Duâ istiyen kişi, yâ âmâ idi veya az gö*rüyordu. Göz hastalığından şifâ bulması için Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den duâ dilemiştir.Tıybi: Peygamber (Sal*lallahü Aleyhi ve Sellem) adama:

    «Dilersen duâ ederim» buyurmuş, adam da onun duâ etmesini is*temiş, sonra Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), adamın duâ etmesini emretmiştir. Bana öyle geliyor ki; adamın duâ edilmesini sabretmeye tercih etmesi, Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in hoşuna gitmemiştir. Nitekim adamla konuşurken :

    «Sabretmek senin için daha hayırlıdır» demiştir. Mamafih Pey*gamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in Ona tavsiye ettiği duada zât-ı Nebevisini şefaatçi kılması ve duanın kabulü yolunda zâtını ve*sile kılması, yapılacak duaya Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sel*lem)'in iştirak ettiği mânâsı anlaşılır, demiştir.

    Duanın mânâsı: Allah'ım! Ben dileğimi Senden isterim. Âlemle*re rahmet olarak gönderilen Muhammed (Sallallahü Aleyhi ve Sel*lem) Peygamljer'i vâsıta kılarak Sana yönelirim. Ey Muhammed (Sal*lallahü Aleyhi ve Sellem)! Ben Allah katında şefaat etmeni dilerim. Tâ ki Senin şefaatin la ihtiyacım yerine getirilsin. Allah'ım! Peygam-ber'i benim hakkımda şefaatçi kıl.

    Nesâi' nin rivayetinde, hadîsin sonunda şu ilâve vardır:

    -Allah, o adamın gözünü açmış oldu*ğu halde adam dönüp gitti.»

    El-Hâki m de bu hadîsi, Mesâi' deki ilâveyle birlikte rivayet etmiştir. Taberâni de bunu rivayet etmiş ve bu riva*yetin başında şu kıssayı anlatmıştır :

    "Bir adam, bir iş için defalarca halîfe Osman bin Af fan (Radı-yallâhü anh)'ın yanına gidip gelmiş, buna rağmen işi görülmemişti. Adam bir gün Osman bin Huneyf (Radıyallâhü anh)'e rastlamış ve derdini dökmüştür. Osman bin Huneyf (Radıyallâhü anh) Ona: İb-riki getir, abdest al sonra camiye gidip orada iki rekat namaz kıl*dıktan sonra şöyle duâ et: (Hadîsimizdeki duayı zikretmiş) Bu duayı yaptığın zaman işini dile getir. Sonra bana uğra ki, ben de seninle geleyim, demiş. Adam da gidip Onun dediklerini yapmış, sonra ha*lîfenin kapısına varmış. Kapıcı hemen gelip elinden tutarak halife'-nin yanına çağırmış. Halîfe onu yanına ve minder üzerine oturt*muş ve:

    Hacetin nedir? diye sormuş. Adam da işini söylemiş. Halîfe der*hal onun dileğini yerine getirmiş, sonra ona :

    Bu saate kadar ihtiyacını niye bana anlatmadın? Ne işin olursa bize gel, demiş. Adam halife'nin yanından çıktıktan sonra Osman bin Huneyf (Radıyallâhü anh) a rastalmış ona duâ etmiş ve:

    Seninle görüşünceye kadar işim olmuyordu demiştir. Osman bin Huneyf (Radıyallâhü anh) da :

    Vallahi senin işin hakkında ben halîfe ile konuşmadım. Lâkin Besûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i gördüm. Âmâ bir adam O'na gelerek gözünden şikâyet etti..."

    Taberânî bu hadisi zikrettikten sonra sahih olduğunu söy*lemiştir.

    İbn-i Teymîye "Ettevessül Vel Vesile" adlı risalesinde de bu hadîsi zikrettikten sonra aynen şunları söyler: Bu hadîsi B e y h a k i ve başkaları,-"Nübüvvet'in delilleri" bahsinde riva*yet etmişlerdir.

    -Tuhfe» yazarı yukardaki bilgil&ri verdikten sonra şöyle der: Eş-Şeyh Abdü'1-Gâni, Miftâhü'I-Hane adlı kitabında şöy*le demiştir: Üstadımız e s - S i n d î kendi risalesinde şöyle der:

    Bu hadis Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hayatta iken Ondan şefaat dilemenin ve Onu vâsıta kılmanın câizliğine delâlet eder: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in vefatından sonra da Ondan şefaat dilemek ve Onu vâsıta kılmak caizdir. Çünkü Taberânî, el-Kebîr'de Osman bin Huneyf (Radıyallâ*hü anh) 'den rivayet ettiğine göre bir adam bir ihtiyaç için defalarca halife Osman bin Affân (Radıyallâhü anh)'a gidip gel*miş... ve mezkûr hadîsi zikretmiştir.

    Şeyh Abdü'1-Cani daha sonra şöyle der : Mezkûr üs*tadımız bu konuda tafsilâtlı bir risale yazmıştır. İsteyen oraya mü*racaat etsin.

    .Şevkâni de Tuhfetü'z-Zâkirînde : Her şeyi veren ve verme*yen, dilediği olan dilemediği olmayanın Allah Teâlâ olduğuna itikad etmek kaydıyla Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i kendisiy*le Allah arasında vâsıta kılmanın câizliğine bu hadîs delâlet eder. Peygamberlerle tevessül etmek için Osman bin Huneyf (Radıyallâhü anh) 'in hadîsi bir örnektir. Sâlihlerle tevessül etmeye gelince; Sahih hadisle sabit olmuştur ki kuraklık dolayısıyla saha bi*ler Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in amcası A b b â s (Radıyallâhü anh)'a tevessül ederek yağmur duasını yapmışlar. Yâ*ni duâ ederlerken:

    "Yâ Rabb! Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in amcası Abbâs (Radıyallâhü anh) in hatırı için bize yağmur ihsan eyle", de*mişlerdir.

    Buhâri'de ve diğer hadis kitablarında rivayet edildiği gibi Ömer bin el-Hattâb (Radıyallâhü anh) yağmur duasını yaparken şöyle demiştir:

    "Allah'ım! Başımıza kuraklık geldiği zaman biz Nebimize teves*sül ederdik. Sen bize yağmur verirdin. Biz Peygamberimizin amcasıy*la sana tevessül ediyoruz bize yağmur ver!" Bu duadan sonra Allah yağmur vermişti. Hazret-i Ömer (Radıyallâhü anh) böyle duâ ederken hiç bir sahâbî buna karşı çıkmamıştı. Böylece bu ko*nuda sahâbîlerin icmâı oluşmuştu. Geniş bilgi için Tirmizİ1 nin 'Dualar bâblarından müteferrik hadîsler böltimü'nde rivayet edilen bu hadisin şerhine ait Tuhfetü'I-Ahvezî yazarının verdiği bilgiye mü*racaat edilebilir. [236]



  4. 07.Mayıs.2013, 18:17
    2
    Devamlı Üye



    Cevap: Hacet Namazı ile İlgili hadisi şerifler var mı?



    1384) Abdullah bin Ebi Evfâ[232] el-Eslemî (Radtyallâhü anh)'den; ŞÖyie demiştir :

    Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) yanımıza çıkıp gelerek buyurdu ki:

    «Her hangi bir kimsenin Allah katında bir haceti veya Allah'ın mahlûkatından bir kimsenin yanında ihtiyacı olursa; abdest alıp iki rek'at namaz kılsın. Sonra şöyle duâ etsin: 'Halim ve Kerim olan Al*lah'tan başka ilâh yoktur. Büyük arşın Rabbî olan Allah Teâlâ'yı teşbih ve tenzih ederim. Âlemlerin Rabbı olan Allah'a hamdolsun.

    Allah'ım! Şüphesiz ben Senin rahmetine vesile olan sebepleri, mağfiretini gerektiren hasletleri, her hayrin ganimetini ve her gü*nahtan selâmette olmayı senden dilerim.

    (Allah'ım!) Her günahımı bağışlamanı, her kederimi gidermeni ve rızâna uygun her hacetimi yerine getirmeni Senden isterim! Son*ra dünya ve âhiretle ilgili dileğini Allah'tan iste. Çünkü şüphesiz O dilek takdir edilir.»"

    Not: Bu hadisi Tirmizi de tahriç ederek garib olduğunu söylemiştir. Hadi*sin isnadı söz götürür. Çünkü râvi Pâid bin Abdirrahman, hadîste zayıftır. Pâid, Ebü'l-Varkâ'dır. [233]


    İzahı


    Tirmizi bunu rivayet etmiş, yalnız duanın sonundaki fık*rayı rivayet etmemiştir. Bir de hacet namazı kıldıktan sonra hadis*teki duaya başlamadan önce kişinin Allah'a sena ve Peygamberine salavât getirilmesi ilâvesi vardır.

    Halim : Suç işleyeni cezalandırmakta acele etmeyen ve cezayı geciktiren elemektir.

    Kerim : Kulun istihkakı olmaksızın ve minnet etmeden ikram eden demektir.

    «Rahmetine vesile olan sebepler...»İbnü'1-Me1ik'in de diğine göre ilâhi rahmete vesile olan fiiller, sözler ve vasıflardır.

    T ı y b i ise; Hadisteki "Mucibât" kelimesi, "Mucibe"nin çoğulu*dur. "Mucibe" Sahibini cennetlik eden kelimedir, demiştir.

    Azâîm î "Azîmef'in çoğuludur.Tıybî'nin dediğine göre azimetlerden maksat, ilâhi mağfirete kavuşmayı pekiştiren ameller*dir.

    Birr ; Â1iyyü'1 - K â r î tarafından tâat ve ibâdet olarak yo*rumlanmıştır.

    Hadîs, günahlardan masum olmayı dilemenin câizliğine delâlet eder. Bâzıları: Günahlardan masum olmak Peygamberlere ve melek lere mahsus olduğu için bunu istemek caiz değildir, demişler ise bu söz reddedilmiştir. Çünkü Peygamberler ve meleklerin günahsız olmaları vâcibtir. Başkalarının günahsız olması caizdir. Caiz olan bir şeyi istemek caizdir. Şu var ki Peygamberlere karşı saygısızlık yap*mamak için günahlardan masum olmayı değil, günahlardan korun*mayı dilemek uygundur.



    1385) Osman bin Huneyf[234] (Radıyallâhü anh)'den; Şöyle de-

    Gözü kör veya çok az gören bir adam, Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve SellernTe gelerek: Benim için Allah'a duâ et, bana afiyet versin. (Gözümü sıhhata kavuştursun.) diye dilekte bulundu. Efen*dimiz :

    Dilersen bu hastalığın mükâfatını kendin için âhirete bırakırsın. Bu daha hayırlıdır. Ve eğer dilersen ben duâ ederim.» buyurdu.

    Adam t Duâ et, dedi. Bunun üzerine Peygamber (Sallallahü Aley*hi ve Seli e m) adama güzelce abdest almasını, iki rekat namaz kıl*masını ve şu duâ İle duâ etmesini emretti:

    «Allah'ım! Şüphesiz ben Senden isterim ve rahmet Peygamberi olan Muhammed (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) ile Sana yönelirim.

    Yâ Muhammedi (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) bu ihtiyacımın yerine getirilmesi için Senin yardımınla Rabbime yöneldim. Allah'ım! Mu*hammed (Sallallahü Aleyhi ve SellemJ'i benim hakkımda şefaatçikıl.»

    Râvi Ebû İshak demiştir ki: Bu hadîs sahihtir.Tirmizi bu hadisi dualara ait bâblarda rivayet ederek bunun hasen -sahih garib olduğunu ve yalnız râvi Ebû Ca'fer tarîki ile bildiklerini söylemiştir. [235]


    İzahı


    Tirmizi ve Nesâi de bunu rivayet etmişlerdir. Tir*mizi' nin rivayetinde adam, Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sel*lem)'den duâ isteyince şöyle buyurulmuştur:

    Dilersen duâ ederim, dilersen sabredersin. Sabretmek senin için daha hayırlıdır.»

    Tuhfe yazarı şöyle der: Duâ istiyen kişi, yâ âmâ idi veya az gö*rüyordu. Göz hastalığından şifâ bulması için Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den duâ dilemiştir.Tıybi: Peygamber (Sal*lallahü Aleyhi ve Sellem) adama:

    «Dilersen duâ ederim» buyurmuş, adam da onun duâ etmesini is*temiş, sonra Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem), adamın duâ etmesini emretmiştir. Bana öyle geliyor ki; adamın duâ edilmesini sabretmeye tercih etmesi, Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in hoşuna gitmemiştir. Nitekim adamla konuşurken :

    «Sabretmek senin için daha hayırlıdır» demiştir. Mamafih Pey*gamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in Ona tavsiye ettiği duada zât-ı Nebevisini şefaatçi kılması ve duanın kabulü yolunda zâtını ve*sile kılması, yapılacak duaya Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sel*lem)'in iştirak ettiği mânâsı anlaşılır, demiştir.

    Duanın mânâsı: Allah'ım! Ben dileğimi Senden isterim. Âlemle*re rahmet olarak gönderilen Muhammed (Sallallahü Aleyhi ve Sel*lem) Peygamljer'i vâsıta kılarak Sana yönelirim. Ey Muhammed (Sal*lallahü Aleyhi ve Sellem)! Ben Allah katında şefaat etmeni dilerim. Tâ ki Senin şefaatin la ihtiyacım yerine getirilsin. Allah'ım! Peygam-ber'i benim hakkımda şefaatçi kıl.

    Nesâi' nin rivayetinde, hadîsin sonunda şu ilâve vardır:

    -Allah, o adamın gözünü açmış oldu*ğu halde adam dönüp gitti.»

    El-Hâki m de bu hadîsi, Mesâi' deki ilâveyle birlikte rivayet etmiştir. Taberâni de bunu rivayet etmiş ve bu riva*yetin başında şu kıssayı anlatmıştır :

    "Bir adam, bir iş için defalarca halîfe Osman bin Af fan (Radı-yallâhü anh)'ın yanına gidip gelmiş, buna rağmen işi görülmemişti. Adam bir gün Osman bin Huneyf (Radıyallâhü anh)'e rastlamış ve derdini dökmüştür. Osman bin Huneyf (Radıyallâhü anh) Ona: İb-riki getir, abdest al sonra camiye gidip orada iki rekat namaz kıl*dıktan sonra şöyle duâ et: (Hadîsimizdeki duayı zikretmiş) Bu duayı yaptığın zaman işini dile getir. Sonra bana uğra ki, ben de seninle geleyim, demiş. Adam da gidip Onun dediklerini yapmış, sonra ha*lîfenin kapısına varmış. Kapıcı hemen gelip elinden tutarak halife'-nin yanına çağırmış. Halîfe onu yanına ve minder üzerine oturt*muş ve:

    Hacetin nedir? diye sormuş. Adam da işini söylemiş. Halîfe der*hal onun dileğini yerine getirmiş, sonra ona :

    Bu saate kadar ihtiyacını niye bana anlatmadın? Ne işin olursa bize gel, demiş. Adam halife'nin yanından çıktıktan sonra Osman bin Huneyf (Radıyallâhü anh) a rastalmış ona duâ etmiş ve:

    Seninle görüşünceye kadar işim olmuyordu demiştir. Osman bin Huneyf (Radıyallâhü anh) da :

    Vallahi senin işin hakkında ben halîfe ile konuşmadım. Lâkin Besûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i gördüm. Âmâ bir adam O'na gelerek gözünden şikâyet etti..."

    Taberânî bu hadisi zikrettikten sonra sahih olduğunu söy*lemiştir.

    İbn-i Teymîye "Ettevessül Vel Vesile" adlı risalesinde de bu hadîsi zikrettikten sonra aynen şunları söyler: Bu hadîsi B e y h a k i ve başkaları,-"Nübüvvet'in delilleri" bahsinde riva*yet etmişlerdir.

    -Tuhfe» yazarı yukardaki bilgil&ri verdikten sonra şöyle der: Eş-Şeyh Abdü'1-Gâni, Miftâhü'I-Hane adlı kitabında şöy*le demiştir: Üstadımız e s - S i n d î kendi risalesinde şöyle der:

    Bu hadis Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) hayatta iken Ondan şefaat dilemenin ve Onu vâsıta kılmanın câizliğine delâlet eder: Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in vefatından sonra da Ondan şefaat dilemek ve Onu vâsıta kılmak caizdir. Çünkü Taberânî, el-Kebîr'de Osman bin Huneyf (Radıyallâ*hü anh) 'den rivayet ettiğine göre bir adam bir ihtiyaç için defalarca halife Osman bin Affân (Radıyallâhü anh)'a gidip gel*miş... ve mezkûr hadîsi zikretmiştir.

    Şeyh Abdü'1-Cani daha sonra şöyle der : Mezkûr üs*tadımız bu konuda tafsilâtlı bir risale yazmıştır. İsteyen oraya mü*racaat etsin.

    .Şevkâni de Tuhfetü'z-Zâkirînde : Her şeyi veren ve verme*yen, dilediği olan dilemediği olmayanın Allah Teâlâ olduğuna itikad etmek kaydıyla Resülullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'i kendisiy*le Allah arasında vâsıta kılmanın câizliğine bu hadîs delâlet eder. Peygamberlerle tevessül etmek için Osman bin Huneyf (Radıyallâhü anh) 'in hadîsi bir örnektir. Sâlihlerle tevessül etmeye gelince; Sahih hadisle sabit olmuştur ki kuraklık dolayısıyla saha bi*ler Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in amcası A b b â s (Radıyallâhü anh)'a tevessül ederek yağmur duasını yapmışlar. Yâ*ni duâ ederlerken:

    "Yâ Rabb! Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'in amcası Abbâs (Radıyallâhü anh) in hatırı için bize yağmur ihsan eyle", de*mişlerdir.

    Buhâri'de ve diğer hadis kitablarında rivayet edildiği gibi Ömer bin el-Hattâb (Radıyallâhü anh) yağmur duasını yaparken şöyle demiştir:

    "Allah'ım! Başımıza kuraklık geldiği zaman biz Nebimize teves*sül ederdik. Sen bize yağmur verirdin. Biz Peygamberimizin amcasıy*la sana tevessül ediyoruz bize yağmur ver!" Bu duadan sonra Allah yağmur vermişti. Hazret-i Ömer (Radıyallâhü anh) böyle duâ ederken hiç bir sahâbî buna karşı çıkmamıştı. Böylece bu ko*nuda sahâbîlerin icmâı oluşmuştu. Geniş bilgi için Tirmizİ1 nin 'Dualar bâblarından müteferrik hadîsler böltimü'nde rivayet edilen bu hadisin şerhine ait Tuhfetü'I-Ahvezî yazarının verdiği bilgiye mü*racaat edilebilir. [236]






+ Yorum Gönder