Konusunu Oylayın.: Vitir namazının kazası nasıl kılınır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Vitir namazının kazası nasıl kılınır?
  1. 08.Nisan.2013, 02:37
    1
    Misafir

    Vitir namazının kazası nasıl kılınır?






    Vitir namazının kazası nasıl kılınır? Mumsema Vitir namazının kazası nasıl kılınır Dinimize göre vitir namazının kazası nasıl eda edilir ?


  2. 08.Nisan.2013, 02:37
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 09.Nisan.2013, 00:53
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,654
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Vitir namazının kazası nasıl kılınır?




    Vitir namazı kaza edilecek mi?..

    -Yatsı namazından sonra kıldığımız üç rekatlı vitir namazının geçmişte kılınmayanlarının şimdi kaza edilip edilmeyeceği konusunda farklı görüşler dinledik.



    Kimileri, ‘vitir namazı vaciptir, yahut da sünnettir, bu sebeple kazası gerekmez’ dediler. Kimileri de ‘vacip de olsa geçmişte kılınmayan vitir namazları şimdi farzlar kaza edilirken kaza edilmelidir’ diye ikazda bulundular. Nedir vitir namazının durumu? Geçmişte kılamadığımız vitir namazlarını şimdi farzları kaza ederken kaza etmemiz gerekir mi?

    Efendim, doğrudan payı olan bu söylenenlerin izaha ihtiyacı vardır. Şöyle ki: 1- Vitir namazı (amelen) farz hükmündedir. Bu yüzden terk edilmez. Geçmişte terk edileni varsa şimdi kazası lazım gelir. Vacip bilsek de farz hükmündedir diye kaza edilmelidir. 2- (İtikaden) vaciptir. Bu yüzden mühim görmeyene kâfir denmez. 3- Delil açısından da (sünnettir). Çünkü, Peygamberimizin hadisleriyle sabit olmuştur.

    Efendimizin bu konudaki hadisleri şöyledir:

    -Allah size bir namaz ilave etmiştir. O vitir namazıdır. Onu, yatsı namazıyla sabah namazı arasında kılınız!.. -Vitir namazı haktır. Vitri kılmayan bizden değildir!..

    -Vitir tüm Müslümanların üzerine vaciptir!.. Bu hadislerden hareket eden Hanefilere göre, yatsı namazından sonra imsaka kadar olan geniş vakit içinde üç rekatlı vitir namazı mutlaka kılınmalıdır. Vaktinde kılınmamış olanları da bulunan fırsatlarda kaza edilmelidir. Çünkü Efendimiz vitir için, ‘Vitir haktır! Kılmayan bizden değildir!’ ikazında bulunmuştur. Böylesine dikkat çekilen bir ibadetin kazası gerekir. Diğer üç mezhebin imamlarına göre vitir namazı kuvvetli sünnettendir. İhmal edilmemelidir. Vitir namazının başında farz namazlarda olduğu gibi kamet sünneti yoktur. Bu itibarla kaza ederken kamet getirmek gerekmez. Vitir namazının son rekatında zammı sureden sonra eller (Allahü ekber) diyerek yukarı kaldırılıp tekbir alınır. Bundan sonra, eller yine bağlanarak kunut duası okunur.

    Kunut duası (Allahümme inna neste’iynüke...) diye başlar. Bu duayı bilemeyenler yerine (Rabbena, atina...)’yı okuyabilirler. Bunu da bilmeyenler üç kere (Rabbenağfirli!) derler, yahut da (Ya Rabbi!) demekle yetinebilirler.

    Şafiiler, vitirde sünnet olarak okudukları kunut duasını ayrıca sabah namazının son rekatındaki rukudan sonra da ayakta okurlar. Bu sırada cemaat içinde bulunan Hanefiler ise kunut duasını dinleyebilecekleri gibi, kendileri de sessizce okuyabilirler. Kunut duası ve tekbir vacip olduğundan unutulmaları halinde yanılma secdesi yeterli olur, namazın iadesi gerekmez.

    Vitir, yatsının peşinden kılınabileceği gibi, gece kalkıp kılınmasının da uygun olacağı anlaşılmaktadır.. Gece yarısından sonra teheccüde kalkanlar, vitri de kılacaklarını düşünerek yatsıdan sonra hemen kılmayıp teheccüd vaktine tehir edebilirler. Teheccüdün vakti de vitire benzer genişliktedir. Yatsıdan sonra sabahın girişi sayılan imsak vaktine kadar teheccüdü kılma vakti devam eder. Ancak en efdal ve kamil vaktinin gece yarısından sonrası olduğunda da şüphe yoktur... Teheccüdün en azı iki rekat olsa da yukarısına sınır yoktur. Dört, altı, sekiz, on iki.. rekat gibi yükselerek devam edebilir. Ancak kaza namazı borcu olanlar, birkaç rekat nafileden sonra ağırlığı kaza kılmaya verseler daha isabetlisini yapmış olabilirler.
    Ahmed Şahin


  4. 09.Nisan.2013, 00:53
    2
    Moderatör



    Vitir namazı kaza edilecek mi?..

    -Yatsı namazından sonra kıldığımız üç rekatlı vitir namazının geçmişte kılınmayanlarının şimdi kaza edilip edilmeyeceği konusunda farklı görüşler dinledik.



    Kimileri, ‘vitir namazı vaciptir, yahut da sünnettir, bu sebeple kazası gerekmez’ dediler. Kimileri de ‘vacip de olsa geçmişte kılınmayan vitir namazları şimdi farzlar kaza edilirken kaza edilmelidir’ diye ikazda bulundular. Nedir vitir namazının durumu? Geçmişte kılamadığımız vitir namazlarını şimdi farzları kaza ederken kaza etmemiz gerekir mi?

    Efendim, doğrudan payı olan bu söylenenlerin izaha ihtiyacı vardır. Şöyle ki: 1- Vitir namazı (amelen) farz hükmündedir. Bu yüzden terk edilmez. Geçmişte terk edileni varsa şimdi kazası lazım gelir. Vacip bilsek de farz hükmündedir diye kaza edilmelidir. 2- (İtikaden) vaciptir. Bu yüzden mühim görmeyene kâfir denmez. 3- Delil açısından da (sünnettir). Çünkü, Peygamberimizin hadisleriyle sabit olmuştur.

    Efendimizin bu konudaki hadisleri şöyledir:

    -Allah size bir namaz ilave etmiştir. O vitir namazıdır. Onu, yatsı namazıyla sabah namazı arasında kılınız!.. -Vitir namazı haktır. Vitri kılmayan bizden değildir!..

    -Vitir tüm Müslümanların üzerine vaciptir!.. Bu hadislerden hareket eden Hanefilere göre, yatsı namazından sonra imsaka kadar olan geniş vakit içinde üç rekatlı vitir namazı mutlaka kılınmalıdır. Vaktinde kılınmamış olanları da bulunan fırsatlarda kaza edilmelidir. Çünkü Efendimiz vitir için, ‘Vitir haktır! Kılmayan bizden değildir!’ ikazında bulunmuştur. Böylesine dikkat çekilen bir ibadetin kazası gerekir. Diğer üç mezhebin imamlarına göre vitir namazı kuvvetli sünnettendir. İhmal edilmemelidir. Vitir namazının başında farz namazlarda olduğu gibi kamet sünneti yoktur. Bu itibarla kaza ederken kamet getirmek gerekmez. Vitir namazının son rekatında zammı sureden sonra eller (Allahü ekber) diyerek yukarı kaldırılıp tekbir alınır. Bundan sonra, eller yine bağlanarak kunut duası okunur.

    Kunut duası (Allahümme inna neste’iynüke...) diye başlar. Bu duayı bilemeyenler yerine (Rabbena, atina...)’yı okuyabilirler. Bunu da bilmeyenler üç kere (Rabbenağfirli!) derler, yahut da (Ya Rabbi!) demekle yetinebilirler.

    Şafiiler, vitirde sünnet olarak okudukları kunut duasını ayrıca sabah namazının son rekatındaki rukudan sonra da ayakta okurlar. Bu sırada cemaat içinde bulunan Hanefiler ise kunut duasını dinleyebilecekleri gibi, kendileri de sessizce okuyabilirler. Kunut duası ve tekbir vacip olduğundan unutulmaları halinde yanılma secdesi yeterli olur, namazın iadesi gerekmez.

    Vitir, yatsının peşinden kılınabileceği gibi, gece kalkıp kılınmasının da uygun olacağı anlaşılmaktadır.. Gece yarısından sonra teheccüde kalkanlar, vitri de kılacaklarını düşünerek yatsıdan sonra hemen kılmayıp teheccüd vaktine tehir edebilirler. Teheccüdün vakti de vitire benzer genişliktedir. Yatsıdan sonra sabahın girişi sayılan imsak vaktine kadar teheccüdü kılma vakti devam eder. Ancak en efdal ve kamil vaktinin gece yarısından sonrası olduğunda da şüphe yoktur... Teheccüdün en azı iki rekat olsa da yukarısına sınır yoktur. Dört, altı, sekiz, on iki.. rekat gibi yükselerek devam edebilir. Ancak kaza namazı borcu olanlar, birkaç rekat nafileden sonra ağırlığı kaza kılmaya verseler daha isabetlisini yapmış olabilirler.
    Ahmed Şahin


  5. 09.Nisan.2013, 00:54
    3
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,654
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Vitir namazının kazası nasıl kılınır?

    Vitir namazının kazası var mıdır; üç senelik kılınmayan vitir namazı nasıl eda (kaza) edilir?


    Vakti içinde kılınmayan beş vakit namazın kazası farz, vitir namazının kazası vacip, sünnetin kazası da sünnettir.

    Farz bir namazı vaktinde kılmaya eda, vakti geçtikten sonra kılmaya kaza, bozulan bir namazı tekrar kılmaya da iade denir.

    Bir namaz ya bile bile kasden kılınmayıp kazaya bırakılır veya bir özürden dolayı kazaya kalır. Bir vakit namazı kasdî olarak kılmayıp kazaya bırakmak büyük bir günahtır. Böyle bir hareketten uzak durmalıdır. Bu çeşit bir hatanın işlenmesi durumunda bir an önce kaza edilmeli, borçtan kurtulmalıdır. Çünkü ölümün ne zaman gelip çatacağı belli olmaz. Ölüm gelip de hazırlıksız yakalarsa âhirete borçlu olarak gidilmiş olur.

    Bu şekilde kılınmayan bir namaz her ne kadar kaza edilmekle borçtan kurtulunmuş olunsa da, işlenen günah için ayrıca tövbe istiğfar edip, Allah'tan af dikmek lâzımdır. Bunun için hem kaza, hem de tövbe edilmelidir.

    Unutmak, uyku veya meşru bir mazeretten dolayı vaktinde kılınamayan namazlar da hatırlandığı veya meşru özür geçtikten sonra fazla vakit geçirmeden kaza edilmelidir.

    Bazı özürler vardır ki, bu hallerde kılınmayan namazlar daha sonra kaza edilmezler. Kadınların âdet ve lohusalık hali, beş vakit devam eden sar'a veya cinnet hali bu çeşit özürlerdendir. Zaten âdet gören ve lohusa olan kadının namaz kılması caiz olmayıp haramdır.

    Vakti içinde kılınmayan beş vakit namazın kazası farz, vitir namazının kazası vacip, sünnetin kazası da sünnettir. Kazası farz olan sünnet yalnız sabah namazının sünnetidir. Günün sabah namazı kazaya kalmış ise öğleye kadar kılınınca farzıyla birlikte sünneti de kaza edilir. Öğleden sonraya kalınca sünnet kılınmaz, sadece farz kaza edilir.

    Zamanında kılınamayan bazı vakit sünnetleri de daha sonra kılınarak kaza edilir. Meselâ, cemaate yetişmek için öğle namazının ilk sünneti kılınamadığı takdirde, farzı kılıp iki rekât sünnetten sonra ayrıca kılınır. Cuma namazının ilk sünneti hutbeden önce kılınamadığı zaman, yine cumanın iki rekât farzından sonra kaza edilerek kılınır, îki rekât kılınarak yarıda bırakılan öğlenin ve cumanın ilk sünnetleri aynen bu şekilde dört rekât olarak kaza edilir. Bu sünnetlerin dışındaki diğer vakit namazlarının sünnetleri kılınmadıkları zamanlar kaza edilmezler. Meselâ ikindi ve yatsı namazının sünnetleri farzdan önce kılınmadıkları zaman daha sonra kılınmazlar.

    Kaza Namazları Nasıl Kılınır?

    Vaktinde kılamayıp kazaya kalan namazları altı vakti bulan veya daha çok olan bir kimse kaza namazları arasında bir sıra gözetmediği gibi, kaza namazları ile vakit namazları arasında da bir sıra takibi yapmaz. Namaz kılmanın mekruh olduğu üç kerahet vaktinin dışında istediği ve müsait olduğu her zaman kılabilir. Çünkü kaza namazları için belli bir vakit yoktur. Meselâ, vaktinde kılınamamış olan bir ikindi namazı yatsıdan sonra, bir yatsı namazı da öğleden sonra kılınabilir.

    Kaza namazlarını kılarken vakti belirlemeye gerek yoktur. Bu çok zor olacağından kolay olanı yapmak daha uygundur. Bir kaza namazı şöyle niyet edilerek kılınır:

    Meselâ: "Vaktine yetişip de kılamadığım ilk öğle namazını" yahut "son öğle namazım Allah rızası için kılmaya niyet ettim." Böylece kazaya kalmış olan namazlar, ya ilk kazaya kalmış olanından başlanmış olur veya en son kazaya kalmış olanından başlanmış olur ki, her iki halde de belli bir düzene göre geçmiş namazlar kılınarak azalmış olur.

    Daha kolay olması bakımından "Üzerimde olan bir öğle veya ikindi namazını kaza ediyorum" şeklinde niyet etmek de yeterlidir.

    Bir vaktin namazı kaza edileceği zaman önce bir ezan okunur, sonra ikamet getirilerek kılınır. Birden fazla kaza namazı kılınacağı zaman da hepsi için bir ezan kâfi gelirken, her farz namazı için ayrı ayrı ikamet getirmek sünnettir.

    Kazaya kalmış olan namazların kaç vakit olduğunu kesin olarak bilemeyen kimse, galip tahminine göre hareket eder. Sayı bakımından tam bir tahmin yapamıyorsa, üzerinde kaza namazı kalmadığı kanaatine varıncaya kadar kılar.

    Aynı namazları kazaya kalmış olanlar bu namazı cemaatle kılabilirler. Fakat farklı farklı namazları kılmaya kalkanlar tek bir cemaat olamazlar; ayrı ayrı kılmaları gerekir.

    Kaza namazlarını, mümkünse evde kılmayı tercih etmelidir. Şayet bu namazlar mazeretsiz olarak kazaya bırakılmışsa bir günah sayılacağından bunu teşhir etmek uygun olmaz.

    (Mehmed Paksu, Açıklamalı İslam İlmihali, Nesil Yayınları, 2002, s. 342 ve 344)


  6. 09.Nisan.2013, 00:54
    3
    Moderatör
    Vitir namazının kazası var mıdır; üç senelik kılınmayan vitir namazı nasıl eda (kaza) edilir?


    Vakti içinde kılınmayan beş vakit namazın kazası farz, vitir namazının kazası vacip, sünnetin kazası da sünnettir.

    Farz bir namazı vaktinde kılmaya eda, vakti geçtikten sonra kılmaya kaza, bozulan bir namazı tekrar kılmaya da iade denir.

    Bir namaz ya bile bile kasden kılınmayıp kazaya bırakılır veya bir özürden dolayı kazaya kalır. Bir vakit namazı kasdî olarak kılmayıp kazaya bırakmak büyük bir günahtır. Böyle bir hareketten uzak durmalıdır. Bu çeşit bir hatanın işlenmesi durumunda bir an önce kaza edilmeli, borçtan kurtulmalıdır. Çünkü ölümün ne zaman gelip çatacağı belli olmaz. Ölüm gelip de hazırlıksız yakalarsa âhirete borçlu olarak gidilmiş olur.

    Bu şekilde kılınmayan bir namaz her ne kadar kaza edilmekle borçtan kurtulunmuş olunsa da, işlenen günah için ayrıca tövbe istiğfar edip, Allah'tan af dikmek lâzımdır. Bunun için hem kaza, hem de tövbe edilmelidir.

    Unutmak, uyku veya meşru bir mazeretten dolayı vaktinde kılınamayan namazlar da hatırlandığı veya meşru özür geçtikten sonra fazla vakit geçirmeden kaza edilmelidir.

    Bazı özürler vardır ki, bu hallerde kılınmayan namazlar daha sonra kaza edilmezler. Kadınların âdet ve lohusalık hali, beş vakit devam eden sar'a veya cinnet hali bu çeşit özürlerdendir. Zaten âdet gören ve lohusa olan kadının namaz kılması caiz olmayıp haramdır.

    Vakti içinde kılınmayan beş vakit namazın kazası farz, vitir namazının kazası vacip, sünnetin kazası da sünnettir. Kazası farz olan sünnet yalnız sabah namazının sünnetidir. Günün sabah namazı kazaya kalmış ise öğleye kadar kılınınca farzıyla birlikte sünneti de kaza edilir. Öğleden sonraya kalınca sünnet kılınmaz, sadece farz kaza edilir.

    Zamanında kılınamayan bazı vakit sünnetleri de daha sonra kılınarak kaza edilir. Meselâ, cemaate yetişmek için öğle namazının ilk sünneti kılınamadığı takdirde, farzı kılıp iki rekât sünnetten sonra ayrıca kılınır. Cuma namazının ilk sünneti hutbeden önce kılınamadığı zaman, yine cumanın iki rekât farzından sonra kaza edilerek kılınır, îki rekât kılınarak yarıda bırakılan öğlenin ve cumanın ilk sünnetleri aynen bu şekilde dört rekât olarak kaza edilir. Bu sünnetlerin dışındaki diğer vakit namazlarının sünnetleri kılınmadıkları zamanlar kaza edilmezler. Meselâ ikindi ve yatsı namazının sünnetleri farzdan önce kılınmadıkları zaman daha sonra kılınmazlar.

    Kaza Namazları Nasıl Kılınır?

    Vaktinde kılamayıp kazaya kalan namazları altı vakti bulan veya daha çok olan bir kimse kaza namazları arasında bir sıra gözetmediği gibi, kaza namazları ile vakit namazları arasında da bir sıra takibi yapmaz. Namaz kılmanın mekruh olduğu üç kerahet vaktinin dışında istediği ve müsait olduğu her zaman kılabilir. Çünkü kaza namazları için belli bir vakit yoktur. Meselâ, vaktinde kılınamamış olan bir ikindi namazı yatsıdan sonra, bir yatsı namazı da öğleden sonra kılınabilir.

    Kaza namazlarını kılarken vakti belirlemeye gerek yoktur. Bu çok zor olacağından kolay olanı yapmak daha uygundur. Bir kaza namazı şöyle niyet edilerek kılınır:

    Meselâ: "Vaktine yetişip de kılamadığım ilk öğle namazını" yahut "son öğle namazım Allah rızası için kılmaya niyet ettim." Böylece kazaya kalmış olan namazlar, ya ilk kazaya kalmış olanından başlanmış olur veya en son kazaya kalmış olanından başlanmış olur ki, her iki halde de belli bir düzene göre geçmiş namazlar kılınarak azalmış olur.

    Daha kolay olması bakımından "Üzerimde olan bir öğle veya ikindi namazını kaza ediyorum" şeklinde niyet etmek de yeterlidir.

    Bir vaktin namazı kaza edileceği zaman önce bir ezan okunur, sonra ikamet getirilerek kılınır. Birden fazla kaza namazı kılınacağı zaman da hepsi için bir ezan kâfi gelirken, her farz namazı için ayrı ayrı ikamet getirmek sünnettir.

    Kazaya kalmış olan namazların kaç vakit olduğunu kesin olarak bilemeyen kimse, galip tahminine göre hareket eder. Sayı bakımından tam bir tahmin yapamıyorsa, üzerinde kaza namazı kalmadığı kanaatine varıncaya kadar kılar.

    Aynı namazları kazaya kalmış olanlar bu namazı cemaatle kılabilirler. Fakat farklı farklı namazları kılmaya kalkanlar tek bir cemaat olamazlar; ayrı ayrı kılmaları gerekir.

    Kaza namazlarını, mümkünse evde kılmayı tercih etmelidir. Şayet bu namazlar mazeretsiz olarak kazaya bırakılmışsa bir günah sayılacağından bunu teşhir etmek uygun olmaz.

    (Mehmed Paksu, Açıklamalı İslam İlmihali, Nesil Yayınları, 2002, s. 342 ve 344)





+ Yorum Gönder