Konusunu Oylayın.: Kur'an'da geçen salat/namaz sözcüğü hangi anlamlara gelmektedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Kur'an'da geçen salat/namaz sözcüğü hangi anlamlara gelmektedir?
  1. 28.Kasım.2012, 18:36
    1
    Misafir

    Kur'an'da geçen salat/namaz sözcüğü hangi anlamlara gelmektedir?






    Kur'an'da geçen salat/namaz sözcüğü hangi anlamlara gelmektedir? Mumsema Kur'an'da geçen salat/namaz sözcüğü hangi anlamlara gelmektedir?


  2. 28.Kasım.2012, 18:36
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 15.Aralık.2012, 10:38
    2
    gökhanagt
    Sorma neden?

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Ekim.2010
    Üye No: 79664
    Mesaj Sayısı: 215
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3

    Cevap: Kur'an'da geçen salat/namaz sözcüğü hangi anlamlara gelmektedir?




    Mukatil b. Süleyman’ın (ö.150/767) el-Eşbâh ve’n-nezâir adlı eserinde “es-salât”şeklinde müstakil hali değil de, “ekâme’s-salat” şeklindeki terkipli kullanımı yer almaktadır. Eserde söz konusu terkibin Kur’an’da iki farklı vechinin/yönünün bulunduğu belirtilmektedir. Buna göre:

    1. Ekâme’s-salât’e demek ikrar ederlerse yani kabul ederlerse demektir. Tevbe Suresi’ndeki bir ayeti buna örnek veren Mukatil b. Süleyman’a göre ayette yer alan (Tevbe, 9/5) “tevbe ederlerse” ifadesi, "şirkten dönerlerse" anlamına;“namazı kılar ve zekatı verirlerse” ifadesi de “namaz kılmayı ikrar eder ve zekat vermeyi de kabul ederlerse” anlamına gelmektedir.

    2. “Ekâme’s-salât” terkibinin ikinci anlamı da “tamamı” demektir. Buna göre Enbiya Suresi’nde yer alan, “Namazı ikame etmeyi ve zekatı vermeyi vahyettik” (Enbiya, 21/73) ayeti, “namazı tamamlayın ve zekatı verin”manasınadır.

    Yine Bakara Suresi’nde yer alan, “Onlar ki gabya inanırlar, namazı ikame ederler.” (Bakara, 2/3) ayetinin anlamı da “namazı tamamlarlar” demektir. (1)

    Bir diğer Kur’an sözlüğü müellifi Yahya b. Sallam’ın (ö.200/815) et-Tesârîf adlı eserinde ise kavramın iki vechinin bulunduğu belirtilmektedir. Ancak bunlardan ilk vechin içinde, iki farklı duruma göre iki ayrı anlam zikredilmektedir ki, söz konusu anlamlardan biri Allah için kullanılmış olup “bağışlama” (mağfiret), diğeri de melekler ve müminler için kullanılmış olup “bağışlanmayı isteme” (istiğfar) anlamına gelmektedir. (2)

    “Allah ve melekleri size salat eder.” (Ahzab, 33/43) ayetini örnek veren Yahya b. Sallam’a göre salat kavramı Allah’ın dışında melekler, insanlar ve peygamberler için kullanıldığında, “bağışlanma dileme” anlamına gelmektedir. “Onlar için salat et, kuşkusuz senin salatın onlara bir sekinedir.” (Tevbe, 9/103) ayetinde yer alan salat da “bağışlanma dile” anlamına gelmektedir. (3)

    Sonraki yüzyıllarda yazılan eserlerde salat kavramının anlam vecihlerinin sayısında belirgin bir artış gözlenmektedir. Örneğin hicri beşinci yüzyıl Kur’an sözlüğü yazarlarından Abdulmelik b. Muhammed es-Seâlibî, (ö.429/1038) vücûhu’l-Kur’an’a dair yazmış olduğu bir eserinde “salat” kavramının Kur’an’da toplam olarak on ayrı anlamının bulunduğunu ifade etmektedir.

    Bunları da şu şekilde sıralamaktadır:

    1. Namaz: “Onlar ki namazı kılar ve zekatı verirler.” (Maide, 5/55) Ona göre Kur’an’da zekat ile yan yana kullanılan bütün ‘salat’ ifadeleri bu anlama gelir.

    2. Mağfiret: “Allah ve melekleri Nebi’ye salat ederler.” (Ahzab, 33/56), Bunun bir benzeri de “Allah size salat eder ve melekler de.” (Ahzab, 33/43) Bu ayetlerdeki Allah’ın salatı mağfireti demektir.

    3. İstiğfar: Ahzab suresinde geçen meleklerin salatı bu manadadır. (Ahzab, 33/43,56)

    4. Dua: “Ey Peygamber onlara salat et!” (Tevbe, 9/103). Yani dua et demektir.

    5. Kıraat: “Salatını cehri yapma ve gizleme de.” (İsra, 17/110)

    6. Din: “Senin salatın mı bize bunları terk etmemizi emrediyor?” (Hud, 11/87)

    7. İbadet yeri (manazgâh): “Savami, biye, salavat ve mescitler yıkılırdı” (Hacc, 22/40)

    8. Cuma namazı: “Cuma günü salat için nida edildiğinde.” (Cuma, 62/9)

    9. İkindi namazı: “Onları salattan sonra alıkoyarsınız.” (Maide, 5/115)

    10. Cenaze namazı: “Onlardan ölen hiçbiri için artık salata durma!” (Tevbe, 9/84).” (4)

    Bir sonraki asırda yaşayan Ebul Ferec İbnul Cevzî’nin (ö.597/1201) aynı konuya dair yazdığı eserinde, yukarıda sıralanan maddelerde yer alan manaları ve ayetlerin tamamını kaynağını belirtmeden naklettiği ve tek tek sıraladığı görülmektedir. (5)

    Onlardan sonra gelen müfessir Celaleddin es-Suyûtî (ö.911/1505) de “el-İtkân”ında, kavramın Kur’an’daki anlam çerçevesi ile ilgili olarak kaynağını belirtmeden, ancak sıralamayı değiştirerek ve ‘rahmet ve istiğfar’ı da bir tek manaya indirerek toplam dokuz madde altına alarak nakletmektedir. (6)

    Bir başka Kur’an sözlüğü müellifi Hüseyin b. Muhammed ed-Damegânî (ö478/1085) ise ‘salat’ kavramının Kur’an’daki vecihlerinin sayısının dört olduğunu belirtmektedir:

    1. İstiğfar: “Onlar için salat et, zira senin salatın onlar için bir sekinedir.” (Tevbe, 9/103) Yani onlar için mağfiret dile, zira senin mağfiret dileğin onlar için bir sekinet vesilesidir.

    2. Mağfiret: “İşte onlara Rablerinden salavât ve rahmet vardır.” (Bakara, 2/157) “Allah ve melekleri size salat eder.” (Ahzab, 33/43) “Allah ve melekleri Nebi’ye salat eder.” (Ahzab, 33/56) Yani Allah mağfiret eder, melekler de istiğfar dileğinde bulunurlar demektir.

    3. Bizatihi Namaz: “Onlar ki namazı kılar.” (2/Bakara,3); “Namazı kıl.” (17/İsra,78) Bu anlama gelen ayetlerin sayısı oldukça fazladır.

    4. İbadethaneler: “Savami, biye, salavat ve mescidler yıkılırdı.” (Hac, 22/40) ayeti de buna örnektir. (7)

    “Salat” kavramının yer aldığı bağlamlara göre taşıdığı farklı manalarla ilgili en fazla vecih zikreden Kur’an sözlüğü yazarı, Ebu Abdurrahman İsmail b. Ahmet ed-Darirî el-Hîrî en-Nîsâbûrî’dir. (ö.430/1039) en-Nîsâbûrî konu ile ilgili eserinde zikri geçen kavramın Kur’an’da tam yirmi iki farklı anlamı (vech) olduğunu belirtmekte ve bunları da sırasıyla şu şekilde sıralamaktadır:

    1. Beş vakit namaz: (Bakara, 2/3,273); (Nisa, 4/77,103); (Meryem, 19/59)

    2. İtaatlere muvaffak kılıp ve her türlü kötülükten korumak: “İşte onlara Rablerinden salavat ve rahmet vardır.” (Bakara, 2/157)

    3. İkindi Namazı: “Namazları ve orta namazı gözetin.” (Bakara, 2/237)

    4. Korku Namazı: “Onların arasında bulunup namaz kıldırdığında.” (Nisa, 4/102)

    5. Yolculuk Namazı: “Kafirlerin size zorluk çıkarmasından korkarsanız namazı kısaltmanızda bir sakınca yoktur.” (Nisa, 4/101)

    6. Namazın Tamamı: “Deki benim salatım ve yaşantım” (Enam, 6/162); “Onlar namazlarından gafildir” (Mâûn, 107/5); “Onlar ki namazlarında huşu içindedirler” (Müminun, 23/2);

    7. İbadet: “Onların Beyt-i Haram’daki ibadetleri yalnızca ıslık çalmak ve el çırpmaktan ibarettir.” (Enfal, 8/35)

    8. Boyun eğme, yumuşak başlılık: “Tevbe eder ve salatı ikame ederlerse” (Tevbe, 9/5, 11)

    9. Cenaze Namazı: “Onlardan ölen hiçbiri için artık salata durma!” (Tevbe, 9/84)

    10. Dua: “Resulün salatları, dikkat edin o salatlar onlar için bir yakınlık vesilesidir.” (Tevbe,9 /99) “Ey Peygamber onlara salat et!” (Tevbe, 9/103).

    11. Mescid: “Sarhoşken salata/mescide yaklaşmayın” (Nisa, 4/43)

    12. Sabah Namazı: “Gündüzün iki ucunda namaz kıl.” (Hud, 11/114)

    13. Öğle Namazı: “Gündüz güneş dönünce namaz kıl.” (İsra, 17/78)

    14. Nafile Namaz: “Ailene namazı emret ve onda ısrarcı ol!” (Taha, 20/132); “Ey Şuayb! Senin salatın mı bizi babalarımızın tapındığı ilahları terk etmemizi emrediyor?” (Hud, 11/87); Bu ayetin bir benzeri de Ankebut suresindedir. “Sana indirilen kitabı oku ve namazını kıl, zira namaz fuhuş ve çirkinliklerden alıkoyar.” (Ankebut, 29/45)

    15. Kıraat: “Salatını açıktan/yüksek sesle yapma!” (İsra, 17/11)

    16. Peygamber’e Salat: “Allah ve melekler Nebi’ye salat eder, ey müminler siz de ona salat ediniz!” (Ahzab, 33/56)

    17. Rahmet: “Allah ve melekleri size salat eder.” (Ahzab, 33/43) Burada da Allah’ın salatının rahmet, meleklerin salatının da istiğfar manasına geldiği söylenmiştir.

    18. Cuma Namazı: “Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağrıldığınızda Allah’ı anmaya koşun!” (Cuma, 62/9)

    19. İslam: “Ne tasdik etti ne de İslam’a girdi (sallâ).” (Kıyame, 75/31)

    20. Kurban Bayram Namazı: “Rabbin için namaz kıl (fesalli) ve kurban kes!” (Kevser, 108/2)

    21. Ramazan Bayram Namazı: “Rabbinin adını andı ve namaz kıldı.” (A’la, 87/15)

    22. İbadethaneler(kenâis): “Savami, biye ve kiliseler.” (Hac, 22/40) (8)

    Görüldüğü üzere son eserde kavramın anlam alanı ile ilgili olarak zikredilen farklı bağlamsal manaların (vücûh) sayısı oldukça artmış gözükmektedir. Genel olarak bakıldığında Kur’an sözlüklerinde zikredilen anlamların bazıları diğer genel sözlüklerde yer alan anlam ve açıklamalarla aynı çerçevede yer alırken, “din, kıraat, boyun eğme, Cuma namazı, Kurban Bayram Namazı, Cenaze Namazı” gibi bazıları ise genel sözlüklerde yer verilmeyen manaları ihtiva etmektedir.

    Kur’an’ın muhtelif ayetlerinde namazdan bahisle kıyâm, rükû ve sücûddan bahsedilmiştir. “Ey iman edenler! Rükû edin, secdeye varın, Rabbinize kulluk edin ve iyilik yapın ki, saâdete erişesiniz.” (Hacc, 22/77)

    Hz. Peygamber de ashabından kendisinin kıldığı gibi namaz kılmalarını istemiş ve Kur’an’ın bu mücmel emrini, sözleri ve fiili tatbikatıyla beyan etmiştir. (9)

    Dolayısıyla “salât”ın sonraki şekli başlangıçtan beri tespit edilmiştir. (10)

    Dipnot:
    1) Mukatil b. Süleyman, el-Eşbâh ve’n-nezâir, tahk.: Abdullah Mahmud Şihhata, el-Hey’etul Mısriyyetu’l- Amme lil Kitab, II. Baskı, 1994, s. 139; el-Vücûh ve’n-nezâir, tahk.: Ali Özek, İlmi Neşriyat, İstanbul 1993, s. 48.
    2) Yahya b. Sallam, et-Tasârîf tefsiru’l-Kur’ani mimmâ iştebehet esmâuhu ve tasarrafat meânih, tahk.: Hind Şelebi, eş-Şirketu’t Tunusiyye, Tunus, 1979, s. 166-167.
    3) Yahya b. Sallam, et-Tasârîf, s. 166-167.
    4) es-Seâlibî, el-Eşbâh ve’n-nezâir, tahk.: Muhammed el-Mısri, Alemu’l-Kütüb, Beyrut 1984, s. 188-189.
    5) İbnul Cevzî, Nüzhetu’l-a’yuni’n-nevâzir fî ilmi’l-vücûh ve’n-nezâir, tahk.: Abdulkerim Kâzım Razi, Müessesetu’r-Risale, Beyrut 1984, ss. 394-396.
    6) es-Suyûtî, el-İtkân fî ulûmi’l-Kur’an, tahk.: M. Dib el-Buğa, Daru İbn Kesir, Beyrut 1993, c. I, s. 448.
    7) ed-Dameğânî, Kâmûsu’l-Kur’an (Islâhu’l-vücûh ve’n-nezâir), Daru’l-İlm li’l-Melâyîn, Beyrut 1983, s. 284-285.
    8) en-Nîsâbûrî, Vücûhu’l-Kur’âni’l-kerîm, tahk.: Fatıma Yusuf el-Haymî, Darus Seka, Dımeşk, 1996, s. 194.
    9) Buhârî, Sahîhu’l-Buhârî, Daru İbn Kesir, Beyrut, 1990, c. I, s. 226. (14.Ezan, 18).
    10) Geniş bilgi için bk. Mesut Okumuş, Kur’an’da “Salat” Kavramı, Çorum İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2004/2, c. III, sayı: 6, s. 1-30; TDV İslam Ansiklopedisi, Namaz md.


    Sorularla İslamiyet



  4. 15.Aralık.2012, 10:38
    2
    Sorma neden?



    Mukatil b. Süleyman’ın (ö.150/767) el-Eşbâh ve’n-nezâir adlı eserinde “es-salât”şeklinde müstakil hali değil de, “ekâme’s-salat” şeklindeki terkipli kullanımı yer almaktadır. Eserde söz konusu terkibin Kur’an’da iki farklı vechinin/yönünün bulunduğu belirtilmektedir. Buna göre:

    1. Ekâme’s-salât’e demek ikrar ederlerse yani kabul ederlerse demektir. Tevbe Suresi’ndeki bir ayeti buna örnek veren Mukatil b. Süleyman’a göre ayette yer alan (Tevbe, 9/5) “tevbe ederlerse” ifadesi, "şirkten dönerlerse" anlamına;“namazı kılar ve zekatı verirlerse” ifadesi de “namaz kılmayı ikrar eder ve zekat vermeyi de kabul ederlerse” anlamına gelmektedir.

    2. “Ekâme’s-salât” terkibinin ikinci anlamı da “tamamı” demektir. Buna göre Enbiya Suresi’nde yer alan, “Namazı ikame etmeyi ve zekatı vermeyi vahyettik” (Enbiya, 21/73) ayeti, “namazı tamamlayın ve zekatı verin”manasınadır.

    Yine Bakara Suresi’nde yer alan, “Onlar ki gabya inanırlar, namazı ikame ederler.” (Bakara, 2/3) ayetinin anlamı da “namazı tamamlarlar” demektir. (1)

    Bir diğer Kur’an sözlüğü müellifi Yahya b. Sallam’ın (ö.200/815) et-Tesârîf adlı eserinde ise kavramın iki vechinin bulunduğu belirtilmektedir. Ancak bunlardan ilk vechin içinde, iki farklı duruma göre iki ayrı anlam zikredilmektedir ki, söz konusu anlamlardan biri Allah için kullanılmış olup “bağışlama” (mağfiret), diğeri de melekler ve müminler için kullanılmış olup “bağışlanmayı isteme” (istiğfar) anlamına gelmektedir. (2)

    “Allah ve melekleri size salat eder.” (Ahzab, 33/43) ayetini örnek veren Yahya b. Sallam’a göre salat kavramı Allah’ın dışında melekler, insanlar ve peygamberler için kullanıldığında, “bağışlanma dileme” anlamına gelmektedir. “Onlar için salat et, kuşkusuz senin salatın onlara bir sekinedir.” (Tevbe, 9/103) ayetinde yer alan salat da “bağışlanma dile” anlamına gelmektedir. (3)

    Sonraki yüzyıllarda yazılan eserlerde salat kavramının anlam vecihlerinin sayısında belirgin bir artış gözlenmektedir. Örneğin hicri beşinci yüzyıl Kur’an sözlüğü yazarlarından Abdulmelik b. Muhammed es-Seâlibî, (ö.429/1038) vücûhu’l-Kur’an’a dair yazmış olduğu bir eserinde “salat” kavramının Kur’an’da toplam olarak on ayrı anlamının bulunduğunu ifade etmektedir.

    Bunları da şu şekilde sıralamaktadır:

    1. Namaz: “Onlar ki namazı kılar ve zekatı verirler.” (Maide, 5/55) Ona göre Kur’an’da zekat ile yan yana kullanılan bütün ‘salat’ ifadeleri bu anlama gelir.

    2. Mağfiret: “Allah ve melekleri Nebi’ye salat ederler.” (Ahzab, 33/56), Bunun bir benzeri de “Allah size salat eder ve melekler de.” (Ahzab, 33/43) Bu ayetlerdeki Allah’ın salatı mağfireti demektir.

    3. İstiğfar: Ahzab suresinde geçen meleklerin salatı bu manadadır. (Ahzab, 33/43,56)

    4. Dua: “Ey Peygamber onlara salat et!” (Tevbe, 9/103). Yani dua et demektir.

    5. Kıraat: “Salatını cehri yapma ve gizleme de.” (İsra, 17/110)

    6. Din: “Senin salatın mı bize bunları terk etmemizi emrediyor?” (Hud, 11/87)

    7. İbadet yeri (manazgâh): “Savami, biye, salavat ve mescitler yıkılırdı” (Hacc, 22/40)

    8. Cuma namazı: “Cuma günü salat için nida edildiğinde.” (Cuma, 62/9)

    9. İkindi namazı: “Onları salattan sonra alıkoyarsınız.” (Maide, 5/115)

    10. Cenaze namazı: “Onlardan ölen hiçbiri için artık salata durma!” (Tevbe, 9/84).” (4)

    Bir sonraki asırda yaşayan Ebul Ferec İbnul Cevzî’nin (ö.597/1201) aynı konuya dair yazdığı eserinde, yukarıda sıralanan maddelerde yer alan manaları ve ayetlerin tamamını kaynağını belirtmeden naklettiği ve tek tek sıraladığı görülmektedir. (5)

    Onlardan sonra gelen müfessir Celaleddin es-Suyûtî (ö.911/1505) de “el-İtkân”ında, kavramın Kur’an’daki anlam çerçevesi ile ilgili olarak kaynağını belirtmeden, ancak sıralamayı değiştirerek ve ‘rahmet ve istiğfar’ı da bir tek manaya indirerek toplam dokuz madde altına alarak nakletmektedir. (6)

    Bir başka Kur’an sözlüğü müellifi Hüseyin b. Muhammed ed-Damegânî (ö478/1085) ise ‘salat’ kavramının Kur’an’daki vecihlerinin sayısının dört olduğunu belirtmektedir:

    1. İstiğfar: “Onlar için salat et, zira senin salatın onlar için bir sekinedir.” (Tevbe, 9/103) Yani onlar için mağfiret dile, zira senin mağfiret dileğin onlar için bir sekinet vesilesidir.

    2. Mağfiret: “İşte onlara Rablerinden salavât ve rahmet vardır.” (Bakara, 2/157) “Allah ve melekleri size salat eder.” (Ahzab, 33/43) “Allah ve melekleri Nebi’ye salat eder.” (Ahzab, 33/56) Yani Allah mağfiret eder, melekler de istiğfar dileğinde bulunurlar demektir.

    3. Bizatihi Namaz: “Onlar ki namazı kılar.” (2/Bakara,3); “Namazı kıl.” (17/İsra,78) Bu anlama gelen ayetlerin sayısı oldukça fazladır.

    4. İbadethaneler: “Savami, biye, salavat ve mescidler yıkılırdı.” (Hac, 22/40) ayeti de buna örnektir. (7)

    “Salat” kavramının yer aldığı bağlamlara göre taşıdığı farklı manalarla ilgili en fazla vecih zikreden Kur’an sözlüğü yazarı, Ebu Abdurrahman İsmail b. Ahmet ed-Darirî el-Hîrî en-Nîsâbûrî’dir. (ö.430/1039) en-Nîsâbûrî konu ile ilgili eserinde zikri geçen kavramın Kur’an’da tam yirmi iki farklı anlamı (vech) olduğunu belirtmekte ve bunları da sırasıyla şu şekilde sıralamaktadır:

    1. Beş vakit namaz: (Bakara, 2/3,273); (Nisa, 4/77,103); (Meryem, 19/59)

    2. İtaatlere muvaffak kılıp ve her türlü kötülükten korumak: “İşte onlara Rablerinden salavat ve rahmet vardır.” (Bakara, 2/157)

    3. İkindi Namazı: “Namazları ve orta namazı gözetin.” (Bakara, 2/237)

    4. Korku Namazı: “Onların arasında bulunup namaz kıldırdığında.” (Nisa, 4/102)

    5. Yolculuk Namazı: “Kafirlerin size zorluk çıkarmasından korkarsanız namazı kısaltmanızda bir sakınca yoktur.” (Nisa, 4/101)

    6. Namazın Tamamı: “Deki benim salatım ve yaşantım” (Enam, 6/162); “Onlar namazlarından gafildir” (Mâûn, 107/5); “Onlar ki namazlarında huşu içindedirler” (Müminun, 23/2);

    7. İbadet: “Onların Beyt-i Haram’daki ibadetleri yalnızca ıslık çalmak ve el çırpmaktan ibarettir.” (Enfal, 8/35)

    8. Boyun eğme, yumuşak başlılık: “Tevbe eder ve salatı ikame ederlerse” (Tevbe, 9/5, 11)

    9. Cenaze Namazı: “Onlardan ölen hiçbiri için artık salata durma!” (Tevbe, 9/84)

    10. Dua: “Resulün salatları, dikkat edin o salatlar onlar için bir yakınlık vesilesidir.” (Tevbe,9 /99) “Ey Peygamber onlara salat et!” (Tevbe, 9/103).

    11. Mescid: “Sarhoşken salata/mescide yaklaşmayın” (Nisa, 4/43)

    12. Sabah Namazı: “Gündüzün iki ucunda namaz kıl.” (Hud, 11/114)

    13. Öğle Namazı: “Gündüz güneş dönünce namaz kıl.” (İsra, 17/78)

    14. Nafile Namaz: “Ailene namazı emret ve onda ısrarcı ol!” (Taha, 20/132); “Ey Şuayb! Senin salatın mı bizi babalarımızın tapındığı ilahları terk etmemizi emrediyor?” (Hud, 11/87); Bu ayetin bir benzeri de Ankebut suresindedir. “Sana indirilen kitabı oku ve namazını kıl, zira namaz fuhuş ve çirkinliklerden alıkoyar.” (Ankebut, 29/45)

    15. Kıraat: “Salatını açıktan/yüksek sesle yapma!” (İsra, 17/11)

    16. Peygamber’e Salat: “Allah ve melekler Nebi’ye salat eder, ey müminler siz de ona salat ediniz!” (Ahzab, 33/56)

    17. Rahmet: “Allah ve melekleri size salat eder.” (Ahzab, 33/43) Burada da Allah’ın salatının rahmet, meleklerin salatının da istiğfar manasına geldiği söylenmiştir.

    18. Cuma Namazı: “Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağrıldığınızda Allah’ı anmaya koşun!” (Cuma, 62/9)

    19. İslam: “Ne tasdik etti ne de İslam’a girdi (sallâ).” (Kıyame, 75/31)

    20. Kurban Bayram Namazı: “Rabbin için namaz kıl (fesalli) ve kurban kes!” (Kevser, 108/2)

    21. Ramazan Bayram Namazı: “Rabbinin adını andı ve namaz kıldı.” (A’la, 87/15)

    22. İbadethaneler(kenâis): “Savami, biye ve kiliseler.” (Hac, 22/40) (8)

    Görüldüğü üzere son eserde kavramın anlam alanı ile ilgili olarak zikredilen farklı bağlamsal manaların (vücûh) sayısı oldukça artmış gözükmektedir. Genel olarak bakıldığında Kur’an sözlüklerinde zikredilen anlamların bazıları diğer genel sözlüklerde yer alan anlam ve açıklamalarla aynı çerçevede yer alırken, “din, kıraat, boyun eğme, Cuma namazı, Kurban Bayram Namazı, Cenaze Namazı” gibi bazıları ise genel sözlüklerde yer verilmeyen manaları ihtiva etmektedir.

    Kur’an’ın muhtelif ayetlerinde namazdan bahisle kıyâm, rükû ve sücûddan bahsedilmiştir. “Ey iman edenler! Rükû edin, secdeye varın, Rabbinize kulluk edin ve iyilik yapın ki, saâdete erişesiniz.” (Hacc, 22/77)

    Hz. Peygamber de ashabından kendisinin kıldığı gibi namaz kılmalarını istemiş ve Kur’an’ın bu mücmel emrini, sözleri ve fiili tatbikatıyla beyan etmiştir. (9)

    Dolayısıyla “salât”ın sonraki şekli başlangıçtan beri tespit edilmiştir. (10)

    Dipnot:
    1) Mukatil b. Süleyman, el-Eşbâh ve’n-nezâir, tahk.: Abdullah Mahmud Şihhata, el-Hey’etul Mısriyyetu’l- Amme lil Kitab, II. Baskı, 1994, s. 139; el-Vücûh ve’n-nezâir, tahk.: Ali Özek, İlmi Neşriyat, İstanbul 1993, s. 48.
    2) Yahya b. Sallam, et-Tasârîf tefsiru’l-Kur’ani mimmâ iştebehet esmâuhu ve tasarrafat meânih, tahk.: Hind Şelebi, eş-Şirketu’t Tunusiyye, Tunus, 1979, s. 166-167.
    3) Yahya b. Sallam, et-Tasârîf, s. 166-167.
    4) es-Seâlibî, el-Eşbâh ve’n-nezâir, tahk.: Muhammed el-Mısri, Alemu’l-Kütüb, Beyrut 1984, s. 188-189.
    5) İbnul Cevzî, Nüzhetu’l-a’yuni’n-nevâzir fî ilmi’l-vücûh ve’n-nezâir, tahk.: Abdulkerim Kâzım Razi, Müessesetu’r-Risale, Beyrut 1984, ss. 394-396.
    6) es-Suyûtî, el-İtkân fî ulûmi’l-Kur’an, tahk.: M. Dib el-Buğa, Daru İbn Kesir, Beyrut 1993, c. I, s. 448.
    7) ed-Dameğânî, Kâmûsu’l-Kur’an (Islâhu’l-vücûh ve’n-nezâir), Daru’l-İlm li’l-Melâyîn, Beyrut 1983, s. 284-285.
    8) en-Nîsâbûrî, Vücûhu’l-Kur’âni’l-kerîm, tahk.: Fatıma Yusuf el-Haymî, Darus Seka, Dımeşk, 1996, s. 194.
    9) Buhârî, Sahîhu’l-Buhârî, Daru İbn Kesir, Beyrut, 1990, c. I, s. 226. (14.Ezan, 18).
    10) Geniş bilgi için bk. Mesut Okumuş, Kur’an’da “Salat” Kavramı, Çorum İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2004/2, c. III, sayı: 6, s. 1-30; TDV İslam Ansiklopedisi, Namaz md.


    Sorularla İslamiyet






+ Yorum Gönder