Konusunu Oylayın.: Namaz kılmak için hazırlıklar niçin yapılır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 4 kişi
Namaz kılmak için hazırlıklar niçin yapılır?
  1. 14.Kasım.2012, 17:05
    1
    Misafir

    Namaz kılmak için hazırlıklar niçin yapılır?






    Namaz kılmak için hazırlıklar niçin yapılır? Mumsema Namaz kılmak için hazırlıklar niçin yapılır Namaz kılmak için yapılan hazırlıklar neden yapılmaktadır ?


  2. 14.Kasım.2012, 17:05
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 14.Kasım.2012, 18:53
    2
    DinimiSevdim
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 08.Ekim.2012
    Üye No: 98045
    Mesaj Sayısı: 139
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Bulunduğu yer: İbadet Mekanı

    Cevap: Namaz kılmak için hazırlıklar niçin yapılır?




    İnsan nasıl sevgilisiyle ilk buluştuğunda ve devam ettirmek için koku sürerse güzel konuşursa karşıdaki kişi çok sever onu.
    Bunun gibi ALLAH'a karşı güzel olmalı güzel konuşmalıyız.
    Güzel konuşma = Dua ve Sureleri güzel okuma ve tam secde ve rüku yapma.

    ALLAH böyle kulunu sever.


  4. 14.Kasım.2012, 18:53
    2
    Devamlı Üye



    İnsan nasıl sevgilisiyle ilk buluştuğunda ve devam ettirmek için koku sürerse güzel konuşursa karşıdaki kişi çok sever onu.
    Bunun gibi ALLAH'a karşı güzel olmalı güzel konuşmalıyız.
    Güzel konuşma = Dua ve Sureleri güzel okuma ve tam secde ve rüku yapma.

    ALLAH böyle kulunu sever.


  5. 14.Kasım.2012, 19:08
    3
    Ravza Sevdam
    Medine'nin Gülüne Hasret

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Nisan.2012
    Üye No: 95433
    Mesaj Sayısı: 635
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7
    Bulunduğu yer: Medine de olmak isterdim

    Cevap: Namaz kılmak için hazırlıklar niçin yapılır?

    Namaz insandaki Ahsen-i Takvim (Güzeller güzeli bir hilkat) sırrının intişarıdır. Allah'a giden kutsal yolda Mutlu bir yolculuktur. Bedene güç, nefse berraklık, ruha huzur; gönle haz veren ilâhi bir ziyafettir.
    Namaz, kulun ilâhi huzurda sınırsız bir hamd'ı kendi hiçliği yanında Sübhan'ın kudretini yaşama zevkidir.
    Namaz Elest Meclisi'nde efendimizin "belî" niyazı ile bizleri kurtarma sahnesinin, bu dünyadan tekrar seyredilmesidir.
    Namaz tahammülü imkânsız hazların manyetik alanında kulun titreşimidir.
    Ve namaz Fâtiha sırrının açılıp bizi ilâhi huzurda saflaştırdığı bir mûcize-i Muhammedî'dir (S.A.V.).
    Ve namaz Allah'ın kendi muhteşem sanatını mü'minin gönlünde seyrettiği miraçtır.
    Böylece namaz, insanın bedeni dâhil tümüyle mânaya, evrenlerin sonsuzuna intikal ettiği bir Saltanat-ı Muhammedî (S.A.V)'dir.
    İşte bu akıl almaz zikrin en yüzeyde yapılması bile ilâhi hoşnutluğu kazandırır. Şüphesiz ki, böylesine akıl almaz bir nîmetin ilâhi huzurda, sezilmesinin bilincinde olmamız gerekir.
    Namazın böyle çok önemli bir ibâdet olması titiz bir hazırlığı zorunlu kılar.
    Namaz öncesi bu hazırlıkları şöyle özetleyebiliriz:
    1) Mükemmel bir temizlik. Hem iç dünyamızda hem bedenimizde bu temizliği en titiz şekilde uygulamak namazın vazgeçilmez kuralıdır. İlmihal dilinde buna, necasetten arınma, denir. Bedenimizde ve namaz kılacağımız giysilerimizde, toz toprak dâhil, hiç bir kirli cismin bulunmaması namaz usulünün en ünlü kaidesidir.
    İlerde ayrıntılarıyla anlayacağımız biçimde bu dış temizliğe uygun tarzda, içimize yönelik bir arınma gayreti de şarttır. İnsan gönlünün endişeli günleri, huzursuz anları bulunabilir. Hangi şartlarda olursak olalım, bedenimizin temizliğine nasıl gayret sarfediyorsak, gönül temizliğimize de mutlaka gayret sarfetmeliyiz.
    2) Allah 'ın huzuruna çıkarken kılık kıyafetimizin mutlaka düzgün olması gerekir. Aslında bu kaideyi söylemek bile gerekmez. Ne var ki çağımızda ütüsü bozulmasın diye en yoluk kıyafetlerle namaza gelenler bayağı rahatsız edici oluyorlar.
    Bu arada, kadın ve erkeğin, dini kuralların gerektirdiği şekillerde örtünmeleri şarttır.
    3) Ezanı beklemek, kıbleye yönelmek, temiz bir namaz yeri seçmek, ya da mümkünse namaz seccadesi hazırlamak, namaza ait ilk hazırlık unsurlarıdır.
    4) Özellikle abdest almak; abdestin bilhassa bedene getirdiği hikmetler namaza hazırlanan insanda tam bir uyanıklığı sağlamaktadır. Namaza hazırlık maddeleri arasında ezan ve abdest çok önemli olduğu için bu iki bölümü tek tek ve ayrıntılı olarak anlatmak istiyorum.
    EZAN
    Biliyorsunuz ezanın tam ismi Ezân-ı Muhammedî’dir. İnşirah Sûresinde Allah, habibine: "Senin şanını yücelttik" emri ile ezanı kastetmektedir. Dünya döndüğü için günün 24 saatinde kesiksiz ezan okunmakta ve her an ilâhi davet kesiksiz arzdan evrenlere yansımaktadır.
    Ezanda 4 kez Allahü ekber denmesi insanın 4 unsuruna sıra ile hitabdır: Beden, ruh, kalp ve nefs'e. İki kez kelime-i tevhid (kelime-i şahadet): Biri ruha, biri kalbedir.
    İki kez namaza ve felaha davet: Biri nefse biri gönledir.
    Son tevhid bütünümüze birden hitap eden bir sentezdir.
    Yani ezanı dinleyen insanın dört unsuru bütünleşmiş, tevhide hazırlanmıştır.
    İslâmi programda ezan şu şartlarda okunur:
    a) Namaz.
    b) Çok önemli haber duyurma.
    c) Cuma vaazı.
    d) Yeni doğan çocuğa ismi konurken.
    Ezan okunurken kesinlikle huşu içinde dinlemek zorunluluğumuz vardır. Zorunlu bir görev yapıyorsak hiç değilse gönlümüzü ezana yöneltmeliyiz. Ezanı dinlerken, içinden tekrar, sonunda Fâtiha ve salâvat okunması gibi ibadete yönelik uygulamalar da yerinde olur.
    Ezan-ı Muhammedî (S.A. V.) okununca ölü kalplere dirilik gelir. Evrendeki ibadet melekleri hemen zikre ve niyaza dururlar. Ezan dinlemek ve okumak aynı zamanda gönlün pasını siler, elemlerini yok eder.
    Ezanın enfüsi manasına gelince: Ezan gönülde hemen elest meclisini canlandırır. Allah dâveti, ilâhi sevdaya dönüşür ve bir mü'minin her unsuru ve zerresi huzur-u ilâhiye intizar etmeye başlar. Huzur-u ilâhiye durmak onun için kaçınılmaz bir cazibe gibi tüm benliğini sarar.
    Ezan, Allah 'ın Rahîm esmasının otomatik olarak tecellisine neden olduğu için, yeryüzünün ve âlemlerin rahmetidir. Dünyadaki tüm nimetlerin; havanın oksijenindeki dengenin bile sırrıdır. O olmazsa yalnız mânamız değil maddemiz de perişan olur. Ezandan öncesini soranlara sözümüz odur ki; Ezan manada hep vardı ve elestten beri okunur. Efendimizin teşrifinden sonra minarelere intikal etmiştir. Nitekim Neil Armstrong aya ayak bastığı an ezanı işittiğini ay yürüyüşünden beş yıl sonra ilk ezanı duyduğu zaman söylemiştir. Bilahare N.Armstrong hasta olduğu gerekçesi ile kim olduğu bilinmeyen biri tarafından sekreter adı ile bu haber tekzip edilmiştir. Ne çare ki, Nasa'da ona ait bantlar yayınlanınca; astronot Armstrong'un o anda ezana benzettiğimiz sesler duyduğu kesinlik kazanmıştır.
    Vaktini biraz geçirip, kendi başına namaz kılanlar ezanı işitseler de ezan okuma zorundadırlar. Ezan dinleyen gönüller mahzun olmaz. Ezan her insana asıl ve gerçek kişiliğini hatırlatmakta, hatta mü'mine ilâhi ihsanı müjdelemektedir.
    ABDESTİN SIRLARI
    Abdest kulun nefsine zor geleni yaparak kulluğunu ispatladığı başlangıç ibâdetidir. Nefs böylece gerek mânen meskenetten (uyuşukluk) sıyrılmayı, gerek bedenen dinçleşip silkinmeyi abdest ibadeti sayesinde kazanarak huzur-u ilâhiye hazır hale gelir. İşte bu ilk silkiniş ve ilâhi emre uyuş, Allah’ın çok hoşuna gittiği için abdest alana, peşin bir sağlık nimeti lütfeder.
    Nitekim Cenab-ı Hak abdesti emreden ayetinin sonunda: "Abdest alın ki, size verdiğim nîmetleri tamamlıyayım" buyurmaktadır.
    Şimdi bu hikmetleri inceleyelim:
    A) ABDESTİN GETİRDİĞİ TIBBİ MUCİZELER
    Abdest, bir ibâdet disiplini içinde 14 asır önce temizliğin temel kavramlarını erişilmesi imkansız bir biçimde getiren Kur'an mucizesidir. Ancak abdestin getirdiği sağlık mucizeleri temizlikten ibaret değildir. Akıllara durgunluk verecek bin bir biyolojik sır abdestte gizlidir. Ben bu hikmetleri üç gurupta özetleyeceğim:
    a) Abdestin Dolaşım Sistemine Verdiği Sağlık Nimetleri:
    Kalp 100.000 km'ye yakın damar şebekesi ile vücudun her hücresine hayat veren çok geniş bir sistemi temsil etmektedir. Damarlar kalpten uzaklaştıkça incelerek nihai dokulara ulaşmaktadır. Bu ince damar sistemi esnek, pürüzsüz olduğu takdirde normal görevini sürdürebilir. Ne çare ki, oburluğumuz, hırçınlığımız; yani beslenme hataları ve sinirsel nedenler bu ince damarlarda daralmalara ve esnekliğin kaybolmasına yol açar. Bu arızalar başlangıçta önlenir, damarlardaki basit tıkanmalar giderilirse ne âlâ. Yoksa damarlar zamanla daralır, neticede tıkanır. Bu olaylar beyinde olursa ihtiyarlık erken gelir, bunama kaçınılmaz olur.
    Bu tehlikeli gidişten uzaklaşmanın en pratik ve sağlam yolu, damarlara genç yaşlardan başlayarak esneklik kazandırmaktır. Özellikle beyin dolaşımı ve kalpten uzak düşen ayak ve el damarlarında bu jimnastiğin yapılması zorunludur. Bunun en kolay yolu, damarları ısı farkı ile açıp kapayan su ile yıkama sistemidir. İşte kolayca fark ettiğimiz gibi, abdest alma damar sistemine esneklik kazandıran harika bir reçetedir.
    Özellikle ağız, burun ve boynun iki yanının ile teması, kafa kaidesinin etki ile beyin dolaşımını zenginleştirir.
    İşte 14 asır önce İslamiyet, suyun altın olduğu bir noktadan (Arabistan) arza intişar ederken, abdesti bu akıl almaz hikmeti için getirmiştir.
    Bu sayede kalp ve dolaşım basıncı rahatlayacak. Bu sayede beyin ve sinir sistemi tüm uyuşukluklarından kurtulacaktır. Bugün sinir yorgunluklarının tek doğal ilacı olarak da gusül
    tarzında genel yıkanma en sağlıklı tedavi usulüdür. Hele cinsel yorgunluktan sonra gusülün tavsiyesi başlı başına bir hikmettir.
    Daha incesi abdest alma alışkanlığı ile oruç ve namazın hayat boyu sağlığımıza verdiği kazancı beraber düşünürsek, ciltlerce kitapta saymakla bitiremeyiz.
    b) Abdestin Korunma Sistemine Verdiği Sağlık Nîmetleri:
    Korunma sistemimiz (mikroplara ve kansere karşı) bildiğimiz dolaşım sisteminden farklı; daha ince damar şebekesinden kurulu ayrı bir yapıya sahiptir. Bu sistem beyaz kan sistemi, ya da tıp ismi ile lenf sistemidir. Bu sistemin sağlıklı işlemesi de dolaşım sistemi kadar önemlidir. Üstelik lenf (beyaz kan) damarları kan damarlarından on defa daha incedir. Üşüttüğümüz zaman bir organda meydana gelen lenf damarı büzüşmeleri pek çok mikroplu hastalığın nedenidir (anjin, zâtürre, zâtülcenb vs.).
    İşte abdest bu sistem için akıl almaz bir nîmettir. Onun kıldan ince damarlarını da esnek tutar. Hele bu sistemin özel merkezleri olan burun arkası ve boğazın sık sık yıkanması (gusül), korunma sistemimize yeniden güç ve hareketlenme kazandırır. Abdest ve guslün lenf sistemine kazandırdığı uyarı, tüm hastalıklar, hatta kanser gibi konularda fevkalâde ciddi yarar sağlar.
    Yine lenf sisteminin düzenli çalışması vücudun tepkileri açısından da çok önemlidir. Lenf sistemi iyi çalışan vücud, hastalık anlarında makul tepkiler gösterir. Bir anlamda şiddetli tepki ya da tembelleşme yanılgıları doğmaz.
    c) Abdestin Vücudun Statik Elektriğini Giderici Etkisi:
    Tüm hücreler çevresinde belli bir statik elektrik vardır. Ancak vücudun tümü bu statik elektriğin olumlu dengesi içindedir. Bunu his dahi etmeyiz. Ne var ki, gerek havada artan iyonlar, gerek özellikle çağımızda bir mesele olan plastik giysiler, vücudun dış yüzünde elektron artmasına neden olur. Bu olay dıştan içe doğru bizi etkilemektedir. Özellikle sinir sistemi üzerinde ciddi rahatsızlıklar yaratır. Bir önemli etki de deri üzerindedir. Bahis konusu olan elektron artışı deri altındaki çok minik kasları yorar ve onların vaktinden önce esnekliklerinin kaybolmasına neden olur ki; bu sonuç yüzde kırışmaların baş nedenidir. Vücut kırışma ve sarkmaları da bu statik elektrikle yakından ilgilidir.
    Eskiden beri tedavi edici etkisine inanılan ve günümüzde pek moda olan akupunktur bu statik elektriği dışarı atmanın bir tarzıdır.
    Vücudun statik elektriğinin aşırısını dışarı atmanın iki yolu vardır. Ya çıplak el ve ayakla toprağı elleyerek bir nevi toprak hattı yapmak. Ya da su ile yıkanarak bu elektronları dışarı aktarmak.
    Şimdi abdestin bu mucizevî hikmetini daha iyi anlıyor musunuz?
    Size daha ilginç bir açıklama yapacağım. Abdest almada bu amaca özellikle dikkat edilmiştir. Bakın nasıl:
    1)Su olmadığı zaman yapılan teyemmüm de tam bir elektron boşalmasıdır.
    2) Durgun su, güneşte ısınmış su ve kullanılmış su ile abdest olmaz. Bunun bilimsel hikmeti:
    Bu tarz sular iyonizosyonunu kaybettiğinden elektron boşaltma kabiliyetini yitirir.
    3) Baş mesh edilmesi saçlardaki elektronları atmaktadır. Şu halde abdest, elektronları en tabii yoldan boşaltarak:
    a) Yüze ve genelde derimize zindelik, güzellik verir. Çocukluğundan beri abdest alan nur yüzlü nineler bu sırra ermiştir.
    b) Sinirsel gerginliklerimizi,
    c) Eklem ağrılarımızı yok eden ilâhi bir reçetedir. İnanınız gün gelecek aklı başında herkes abdest alacaktır.
    B) ABDESTİN MANEVÎ ETKİLERİ:
    Abdest, önce maddi etkilerindeki gücü ile; idrak ve aklı en iyi çalışacak noktaya getirir. Daha sonra, bizzat kendi uzuvlarımızı yıkarken Allah'ın o uzuvlara ne büyük nîmetler verdiğini sezdirerek şükre ve hamde başlatır. Daha derinlerde mânânın hikmetleri başlar. Ağzımızı yıkarken, yalnız zikre hazır bir ibadet hazzını tadmaya başlarız.
    Buy-u Muhammedî'yi (S.A.V.) duymak için yıkanıp arınan burun, hafızalara yeni bir zindelik hazırlamaktadır.
    Yüzün yıkanması hannasların görüntüsünü çevremizden atar. Kulaklarımız yalnız ezanın ötelerden gelen sedasına hazır hale gelir.
    El ve ayaklar kişisel iradenin (küçük iradenin) temsilcisi olarak, tüm yanlışlardan arınarak külli iradeye teslim sırrına ermiştir.
    İşte bu hazırlık kalbin mânasında, gönülde yeni bir mâna dolaşımı yaratır ki: vücudun her zerresi ilâhi seyre hazır hale gelir.
    Ancak bu sayededir ki, Buy-u Muhammedî (S.A.V.) Nur-u Muhammedî sezilecek ve de ilâhi huzurda evrenlerin seyri mümkün olacaktır.
    Bu manevî dolaşım, namazın ufkunda mîraç içinde bir manevi cereyandır.
    Nefs, bu manevî cereyan karşısında tamamen arınmış, özellikle yüz, ağız, burun, ağız, kulak yıkanması ile hannâs kapısı kapanmıştır. Eller ve ayaklar yıkanırken, onların mahşerde şahâdet edeceklerini nefs hatırlayarak, tam mânasıyla teslim olur, gurur ve ihtirastan arınır. Şu sayede Fâtiha sırrına hazır hale gelir.
    ALINTIDIR.



  6. 14.Kasım.2012, 19:08
    3
    Medine'nin Gülüne Hasret
    Namaz insandaki Ahsen-i Takvim (Güzeller güzeli bir hilkat) sırrının intişarıdır. Allah'a giden kutsal yolda Mutlu bir yolculuktur. Bedene güç, nefse berraklık, ruha huzur; gönle haz veren ilâhi bir ziyafettir.
    Namaz, kulun ilâhi huzurda sınırsız bir hamd'ı kendi hiçliği yanında Sübhan'ın kudretini yaşama zevkidir.
    Namaz Elest Meclisi'nde efendimizin "belî" niyazı ile bizleri kurtarma sahnesinin, bu dünyadan tekrar seyredilmesidir.
    Namaz tahammülü imkânsız hazların manyetik alanında kulun titreşimidir.
    Ve namaz Fâtiha sırrının açılıp bizi ilâhi huzurda saflaştırdığı bir mûcize-i Muhammedî'dir (S.A.V.).
    Ve namaz Allah'ın kendi muhteşem sanatını mü'minin gönlünde seyrettiği miraçtır.
    Böylece namaz, insanın bedeni dâhil tümüyle mânaya, evrenlerin sonsuzuna intikal ettiği bir Saltanat-ı Muhammedî (S.A.V)'dir.
    İşte bu akıl almaz zikrin en yüzeyde yapılması bile ilâhi hoşnutluğu kazandırır. Şüphesiz ki, böylesine akıl almaz bir nîmetin ilâhi huzurda, sezilmesinin bilincinde olmamız gerekir.
    Namazın böyle çok önemli bir ibâdet olması titiz bir hazırlığı zorunlu kılar.
    Namaz öncesi bu hazırlıkları şöyle özetleyebiliriz:
    1) Mükemmel bir temizlik. Hem iç dünyamızda hem bedenimizde bu temizliği en titiz şekilde uygulamak namazın vazgeçilmez kuralıdır. İlmihal dilinde buna, necasetten arınma, denir. Bedenimizde ve namaz kılacağımız giysilerimizde, toz toprak dâhil, hiç bir kirli cismin bulunmaması namaz usulünün en ünlü kaidesidir.
    İlerde ayrıntılarıyla anlayacağımız biçimde bu dış temizliğe uygun tarzda, içimize yönelik bir arınma gayreti de şarttır. İnsan gönlünün endişeli günleri, huzursuz anları bulunabilir. Hangi şartlarda olursak olalım, bedenimizin temizliğine nasıl gayret sarfediyorsak, gönül temizliğimize de mutlaka gayret sarfetmeliyiz.
    2) Allah 'ın huzuruna çıkarken kılık kıyafetimizin mutlaka düzgün olması gerekir. Aslında bu kaideyi söylemek bile gerekmez. Ne var ki çağımızda ütüsü bozulmasın diye en yoluk kıyafetlerle namaza gelenler bayağı rahatsız edici oluyorlar.
    Bu arada, kadın ve erkeğin, dini kuralların gerektirdiği şekillerde örtünmeleri şarttır.
    3) Ezanı beklemek, kıbleye yönelmek, temiz bir namaz yeri seçmek, ya da mümkünse namaz seccadesi hazırlamak, namaza ait ilk hazırlık unsurlarıdır.
    4) Özellikle abdest almak; abdestin bilhassa bedene getirdiği hikmetler namaza hazırlanan insanda tam bir uyanıklığı sağlamaktadır. Namaza hazırlık maddeleri arasında ezan ve abdest çok önemli olduğu için bu iki bölümü tek tek ve ayrıntılı olarak anlatmak istiyorum.
    EZAN
    Biliyorsunuz ezanın tam ismi Ezân-ı Muhammedî’dir. İnşirah Sûresinde Allah, habibine: "Senin şanını yücelttik" emri ile ezanı kastetmektedir. Dünya döndüğü için günün 24 saatinde kesiksiz ezan okunmakta ve her an ilâhi davet kesiksiz arzdan evrenlere yansımaktadır.
    Ezanda 4 kez Allahü ekber denmesi insanın 4 unsuruna sıra ile hitabdır: Beden, ruh, kalp ve nefs'e. İki kez kelime-i tevhid (kelime-i şahadet): Biri ruha, biri kalbedir.
    İki kez namaza ve felaha davet: Biri nefse biri gönledir.
    Son tevhid bütünümüze birden hitap eden bir sentezdir.
    Yani ezanı dinleyen insanın dört unsuru bütünleşmiş, tevhide hazırlanmıştır.
    İslâmi programda ezan şu şartlarda okunur:
    a) Namaz.
    b) Çok önemli haber duyurma.
    c) Cuma vaazı.
    d) Yeni doğan çocuğa ismi konurken.
    Ezan okunurken kesinlikle huşu içinde dinlemek zorunluluğumuz vardır. Zorunlu bir görev yapıyorsak hiç değilse gönlümüzü ezana yöneltmeliyiz. Ezanı dinlerken, içinden tekrar, sonunda Fâtiha ve salâvat okunması gibi ibadete yönelik uygulamalar da yerinde olur.
    Ezan-ı Muhammedî (S.A. V.) okununca ölü kalplere dirilik gelir. Evrendeki ibadet melekleri hemen zikre ve niyaza dururlar. Ezan dinlemek ve okumak aynı zamanda gönlün pasını siler, elemlerini yok eder.
    Ezanın enfüsi manasına gelince: Ezan gönülde hemen elest meclisini canlandırır. Allah dâveti, ilâhi sevdaya dönüşür ve bir mü'minin her unsuru ve zerresi huzur-u ilâhiye intizar etmeye başlar. Huzur-u ilâhiye durmak onun için kaçınılmaz bir cazibe gibi tüm benliğini sarar.
    Ezan, Allah 'ın Rahîm esmasının otomatik olarak tecellisine neden olduğu için, yeryüzünün ve âlemlerin rahmetidir. Dünyadaki tüm nimetlerin; havanın oksijenindeki dengenin bile sırrıdır. O olmazsa yalnız mânamız değil maddemiz de perişan olur. Ezandan öncesini soranlara sözümüz odur ki; Ezan manada hep vardı ve elestten beri okunur. Efendimizin teşrifinden sonra minarelere intikal etmiştir. Nitekim Neil Armstrong aya ayak bastığı an ezanı işittiğini ay yürüyüşünden beş yıl sonra ilk ezanı duyduğu zaman söylemiştir. Bilahare N.Armstrong hasta olduğu gerekçesi ile kim olduğu bilinmeyen biri tarafından sekreter adı ile bu haber tekzip edilmiştir. Ne çare ki, Nasa'da ona ait bantlar yayınlanınca; astronot Armstrong'un o anda ezana benzettiğimiz sesler duyduğu kesinlik kazanmıştır.
    Vaktini biraz geçirip, kendi başına namaz kılanlar ezanı işitseler de ezan okuma zorundadırlar. Ezan dinleyen gönüller mahzun olmaz. Ezan her insana asıl ve gerçek kişiliğini hatırlatmakta, hatta mü'mine ilâhi ihsanı müjdelemektedir.
    ABDESTİN SIRLARI
    Abdest kulun nefsine zor geleni yaparak kulluğunu ispatladığı başlangıç ibâdetidir. Nefs böylece gerek mânen meskenetten (uyuşukluk) sıyrılmayı, gerek bedenen dinçleşip silkinmeyi abdest ibadeti sayesinde kazanarak huzur-u ilâhiye hazır hale gelir. İşte bu ilk silkiniş ve ilâhi emre uyuş, Allah’ın çok hoşuna gittiği için abdest alana, peşin bir sağlık nimeti lütfeder.
    Nitekim Cenab-ı Hak abdesti emreden ayetinin sonunda: "Abdest alın ki, size verdiğim nîmetleri tamamlıyayım" buyurmaktadır.
    Şimdi bu hikmetleri inceleyelim:
    A) ABDESTİN GETİRDİĞİ TIBBİ MUCİZELER
    Abdest, bir ibâdet disiplini içinde 14 asır önce temizliğin temel kavramlarını erişilmesi imkansız bir biçimde getiren Kur'an mucizesidir. Ancak abdestin getirdiği sağlık mucizeleri temizlikten ibaret değildir. Akıllara durgunluk verecek bin bir biyolojik sır abdestte gizlidir. Ben bu hikmetleri üç gurupta özetleyeceğim:
    a) Abdestin Dolaşım Sistemine Verdiği Sağlık Nimetleri:
    Kalp 100.000 km'ye yakın damar şebekesi ile vücudun her hücresine hayat veren çok geniş bir sistemi temsil etmektedir. Damarlar kalpten uzaklaştıkça incelerek nihai dokulara ulaşmaktadır. Bu ince damar sistemi esnek, pürüzsüz olduğu takdirde normal görevini sürdürebilir. Ne çare ki, oburluğumuz, hırçınlığımız; yani beslenme hataları ve sinirsel nedenler bu ince damarlarda daralmalara ve esnekliğin kaybolmasına yol açar. Bu arızalar başlangıçta önlenir, damarlardaki basit tıkanmalar giderilirse ne âlâ. Yoksa damarlar zamanla daralır, neticede tıkanır. Bu olaylar beyinde olursa ihtiyarlık erken gelir, bunama kaçınılmaz olur.
    Bu tehlikeli gidişten uzaklaşmanın en pratik ve sağlam yolu, damarlara genç yaşlardan başlayarak esneklik kazandırmaktır. Özellikle beyin dolaşımı ve kalpten uzak düşen ayak ve el damarlarında bu jimnastiğin yapılması zorunludur. Bunun en kolay yolu, damarları ısı farkı ile açıp kapayan su ile yıkama sistemidir. İşte kolayca fark ettiğimiz gibi, abdest alma damar sistemine esneklik kazandıran harika bir reçetedir.
    Özellikle ağız, burun ve boynun iki yanının ile teması, kafa kaidesinin etki ile beyin dolaşımını zenginleştirir.
    İşte 14 asır önce İslamiyet, suyun altın olduğu bir noktadan (Arabistan) arza intişar ederken, abdesti bu akıl almaz hikmeti için getirmiştir.
    Bu sayede kalp ve dolaşım basıncı rahatlayacak. Bu sayede beyin ve sinir sistemi tüm uyuşukluklarından kurtulacaktır. Bugün sinir yorgunluklarının tek doğal ilacı olarak da gusül
    tarzında genel yıkanma en sağlıklı tedavi usulüdür. Hele cinsel yorgunluktan sonra gusülün tavsiyesi başlı başına bir hikmettir.
    Daha incesi abdest alma alışkanlığı ile oruç ve namazın hayat boyu sağlığımıza verdiği kazancı beraber düşünürsek, ciltlerce kitapta saymakla bitiremeyiz.
    b) Abdestin Korunma Sistemine Verdiği Sağlık Nîmetleri:
    Korunma sistemimiz (mikroplara ve kansere karşı) bildiğimiz dolaşım sisteminden farklı; daha ince damar şebekesinden kurulu ayrı bir yapıya sahiptir. Bu sistem beyaz kan sistemi, ya da tıp ismi ile lenf sistemidir. Bu sistemin sağlıklı işlemesi de dolaşım sistemi kadar önemlidir. Üstelik lenf (beyaz kan) damarları kan damarlarından on defa daha incedir. Üşüttüğümüz zaman bir organda meydana gelen lenf damarı büzüşmeleri pek çok mikroplu hastalığın nedenidir (anjin, zâtürre, zâtülcenb vs.).
    İşte abdest bu sistem için akıl almaz bir nîmettir. Onun kıldan ince damarlarını da esnek tutar. Hele bu sistemin özel merkezleri olan burun arkası ve boğazın sık sık yıkanması (gusül), korunma sistemimize yeniden güç ve hareketlenme kazandırır. Abdest ve guslün lenf sistemine kazandırdığı uyarı, tüm hastalıklar, hatta kanser gibi konularda fevkalâde ciddi yarar sağlar.
    Yine lenf sisteminin düzenli çalışması vücudun tepkileri açısından da çok önemlidir. Lenf sistemi iyi çalışan vücud, hastalık anlarında makul tepkiler gösterir. Bir anlamda şiddetli tepki ya da tembelleşme yanılgıları doğmaz.
    c) Abdestin Vücudun Statik Elektriğini Giderici Etkisi:
    Tüm hücreler çevresinde belli bir statik elektrik vardır. Ancak vücudun tümü bu statik elektriğin olumlu dengesi içindedir. Bunu his dahi etmeyiz. Ne var ki, gerek havada artan iyonlar, gerek özellikle çağımızda bir mesele olan plastik giysiler, vücudun dış yüzünde elektron artmasına neden olur. Bu olay dıştan içe doğru bizi etkilemektedir. Özellikle sinir sistemi üzerinde ciddi rahatsızlıklar yaratır. Bir önemli etki de deri üzerindedir. Bahis konusu olan elektron artışı deri altındaki çok minik kasları yorar ve onların vaktinden önce esnekliklerinin kaybolmasına neden olur ki; bu sonuç yüzde kırışmaların baş nedenidir. Vücut kırışma ve sarkmaları da bu statik elektrikle yakından ilgilidir.
    Eskiden beri tedavi edici etkisine inanılan ve günümüzde pek moda olan akupunktur bu statik elektriği dışarı atmanın bir tarzıdır.
    Vücudun statik elektriğinin aşırısını dışarı atmanın iki yolu vardır. Ya çıplak el ve ayakla toprağı elleyerek bir nevi toprak hattı yapmak. Ya da su ile yıkanarak bu elektronları dışarı aktarmak.
    Şimdi abdestin bu mucizevî hikmetini daha iyi anlıyor musunuz?
    Size daha ilginç bir açıklama yapacağım. Abdest almada bu amaca özellikle dikkat edilmiştir. Bakın nasıl:
    1)Su olmadığı zaman yapılan teyemmüm de tam bir elektron boşalmasıdır.
    2) Durgun su, güneşte ısınmış su ve kullanılmış su ile abdest olmaz. Bunun bilimsel hikmeti:
    Bu tarz sular iyonizosyonunu kaybettiğinden elektron boşaltma kabiliyetini yitirir.
    3) Baş mesh edilmesi saçlardaki elektronları atmaktadır. Şu halde abdest, elektronları en tabii yoldan boşaltarak:
    a) Yüze ve genelde derimize zindelik, güzellik verir. Çocukluğundan beri abdest alan nur yüzlü nineler bu sırra ermiştir.
    b) Sinirsel gerginliklerimizi,
    c) Eklem ağrılarımızı yok eden ilâhi bir reçetedir. İnanınız gün gelecek aklı başında herkes abdest alacaktır.
    B) ABDESTİN MANEVÎ ETKİLERİ:
    Abdest, önce maddi etkilerindeki gücü ile; idrak ve aklı en iyi çalışacak noktaya getirir. Daha sonra, bizzat kendi uzuvlarımızı yıkarken Allah'ın o uzuvlara ne büyük nîmetler verdiğini sezdirerek şükre ve hamde başlatır. Daha derinlerde mânânın hikmetleri başlar. Ağzımızı yıkarken, yalnız zikre hazır bir ibadet hazzını tadmaya başlarız.
    Buy-u Muhammedî'yi (S.A.V.) duymak için yıkanıp arınan burun, hafızalara yeni bir zindelik hazırlamaktadır.
    Yüzün yıkanması hannasların görüntüsünü çevremizden atar. Kulaklarımız yalnız ezanın ötelerden gelen sedasına hazır hale gelir.
    El ve ayaklar kişisel iradenin (küçük iradenin) temsilcisi olarak, tüm yanlışlardan arınarak külli iradeye teslim sırrına ermiştir.
    İşte bu hazırlık kalbin mânasında, gönülde yeni bir mâna dolaşımı yaratır ki: vücudun her zerresi ilâhi seyre hazır hale gelir.
    Ancak bu sayededir ki, Buy-u Muhammedî (S.A.V.) Nur-u Muhammedî sezilecek ve de ilâhi huzurda evrenlerin seyri mümkün olacaktır.
    Bu manevî dolaşım, namazın ufkunda mîraç içinde bir manevi cereyandır.
    Nefs, bu manevî cereyan karşısında tamamen arınmış, özellikle yüz, ağız, burun, ağız, kulak yıkanması ile hannâs kapısı kapanmıştır. Eller ve ayaklar yıkanırken, onların mahşerde şahâdet edeceklerini nefs hatırlayarak, tam mânasıyla teslim olur, gurur ve ihtirastan arınır. Şu sayede Fâtiha sırrına hazır hale gelir.
    ALINTIDIR.






+ Yorum Gönder