Konusunu Oylayın.: Cuma namazı farzı kaç rekattır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Cuma namazı farzı kaç rekattır?
  1. 03.Ağustos.2012, 13:00
    1
    Misafir

    Cuma namazı farzı kaç rekattır?






    Cuma namazı farzı kaç rekattır? Mumsema Cuma namazı kaç rekattır. Cuma namazının kaç rekat olarak kılındığı hakkında bilgiler verir misiniz ?


  2. 03.Ağustos.2012, 13:00
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 03.Ağustos.2012, 19:36
    2
    Ercan
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Temmuz.2011
    Üye No: 88468
    Mesaj Sayısı: 3,121
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 33
    Bulunduğu yer: Gaziantep

    Cevap: cuma namazı farzı kaç rekattır?




    Soru

    Cuma namazının hanefilere göre nasıl kılındığını öğrenmek istiyorum bazı imamlar 2 rek'at farzdan sonra 4 rek'at kılınmasının yeterli lduğunu çünkü öğlenin tamamlandığını bazıları da 2 rek'at farzdan sonra 4 rek'at cumanın son sünneti 4 rek'at öğlenin farzı 2 rek'at da son sünneti olarak kılınması gerekiyor diyor?Doğrusu ne?



    Cevap

    Anlaşılan, cuma namazından sonra kılınan âhir zuhur ile iki rekat sabah namazı kazası konusunda karışık yorumlar yapılmakta, bu yorumlar da şaşırmalara sebep olmaktadır.

    Bunu önlemek için cuma namazını kısa da olsa şöyle bir gözden geçirmeye ihtiyaç var anlaşılan... Zannederim bu kısa tarif, konuyu aydınlatacak, cumadan sonra kılınan fazla namazlarda şaşırmaya hiç de gerek olmadığı anlaşılacaktır. Önce cuma namazını baştan sona şöyle bir gözden geçirelim isterseniz...

    - İlk olarak cuma namazının başında dört rekat sünnet kılıyoruz değil mi?.. Buna, cumanın ilk sünneti, diyoruz.

    -Bundan sonra imam efendi hutbeye çıkıyor, gereken konuşmasını yaptıktan sonra inerek mihraba geçiyor, birlikte cumanın farzını kılıyoruz. Buna da, cumanın iki rekat farzı diyoruz...

    -Bundan sonra ise dört rekat sünnet daha kılıyoruz. Buna da, cumanın son sünneti diyoruz... Böylece ne yapmış oluyoruz?

    -Başta dört rekat cumanın ilk sünneti, ortasında iki rekat cumanın farzı, sonunda da yine dört rekat cumanın son sünnetini kılıyor, cuma namazını sünnetleriyle birlikte kılmış oluyor, vaktin ibadetini sünnetleriyle birlikte eda etmiş olmanın huzurunu duyuyoruz..değil mi?

    Bundan sonra ise, isteyenler çıkıp gidebiliyorlar. İstemeyenler de kalıp geçmişte kılamadıkları bir öğle namazı (zuhr-u âhir) ile bir sabah namazı kazası kılıyorlar.

    Nasıl bir niyetle kılıyorlar bu namazları, bir de ona bakalım isterseniz:

    Herkesin ifadeleri farklı olsa da aşağı yukarı niyetlerini şöyle yapıyorlar:

    -Niyet ettim vaktinde kılamadığım en son öğle namazının (zuhr-u âhirin) farzını kılmaya.Bundan sonra iki rekat da sabah namazı kaza etmeye niyet ediyorsa buna da:

    -Niyet ettim vaktinde kılamadığım en son sabah namazının farzını kılmaya.. diyerek iki tane de kaza namazı kılmış olmanın huzurunu duyuyorlar.

    Ancak cumadan sonra kılınan bu ilave namazların karışıklığa sebep olduğunu söyleyenler de diyorlar ki:

    - İşin başında cuma namazından sonra kılınan böyle bir ilave namaz yoktu. Öyle ise şimdi de olmamalıdır. Cumadan sonra fazladan kılınan bu namazlar, cumanın sahih olmadığı yolunda bir şüphe meydana getiriyor! Ayrıca cuma namazını uzunmuş gibi gösterdiğinden cumadan tümüyle vazgeçmelere de sebep olabiliyor...

    Bu görüşü yerinde bulanlar, cumadan sonra çıkıp gidiyorlar, kimse onlara “Neden âhir zuhurla iki rekat sabah namazı kazası kılmadan gidiyorsunuz?” demiyor. Dememeliler de.Onlar da kaza kılanlara, “Neden ilave olarak kaza namazı kılıyorsunuz?” dememeliler.Çünkü namazı terk ettirmek bir başarı değildir. Ama namazı kıldırmak bir başarıdır.

    Burada akla gelen endişe, Rabb’imizin bize ‘cuma namazından sonra neden fazladan namaz kıldınız?’ diye sorması endişesidir. Bu sorunun muhatabı olmayı göze almak mümkündür. Ama ‘neden öğle, sabah namazı borcuyla huzuruma geldiniz?’ sorusunu muhatabı olmayı göze almak kolay değildir...

    Burada şunu bir daha tekrar etmiş olayım. Bir kafa karıştıran da ben olmak istemem.İsteyen cumadan sonra çıkıp gider, istemeyen de kalıp kaza namazı kılar.

    Zaten, Şafiilerin kılma titizliğine mukabil, Hanefilerde dileyenler kılıyorlar.

    Bu yüzden de ibadet hayatımızdaki uygulamalarda bir sıkıntı söz konusu olmuyor.

    Ahmet Şahin



  4. 03.Ağustos.2012, 19:36
    2
    Devamlı Üye



    Soru

    Cuma namazının hanefilere göre nasıl kılındığını öğrenmek istiyorum bazı imamlar 2 rek'at farzdan sonra 4 rek'at kılınmasının yeterli lduğunu çünkü öğlenin tamamlandığını bazıları da 2 rek'at farzdan sonra 4 rek'at cumanın son sünneti 4 rek'at öğlenin farzı 2 rek'at da son sünneti olarak kılınması gerekiyor diyor?Doğrusu ne?



    Cevap

    Anlaşılan, cuma namazından sonra kılınan âhir zuhur ile iki rekat sabah namazı kazası konusunda karışık yorumlar yapılmakta, bu yorumlar da şaşırmalara sebep olmaktadır.

    Bunu önlemek için cuma namazını kısa da olsa şöyle bir gözden geçirmeye ihtiyaç var anlaşılan... Zannederim bu kısa tarif, konuyu aydınlatacak, cumadan sonra kılınan fazla namazlarda şaşırmaya hiç de gerek olmadığı anlaşılacaktır. Önce cuma namazını baştan sona şöyle bir gözden geçirelim isterseniz...

    - İlk olarak cuma namazının başında dört rekat sünnet kılıyoruz değil mi?.. Buna, cumanın ilk sünneti, diyoruz.

    -Bundan sonra imam efendi hutbeye çıkıyor, gereken konuşmasını yaptıktan sonra inerek mihraba geçiyor, birlikte cumanın farzını kılıyoruz. Buna da, cumanın iki rekat farzı diyoruz...

    -Bundan sonra ise dört rekat sünnet daha kılıyoruz. Buna da, cumanın son sünneti diyoruz... Böylece ne yapmış oluyoruz?

    -Başta dört rekat cumanın ilk sünneti, ortasında iki rekat cumanın farzı, sonunda da yine dört rekat cumanın son sünnetini kılıyor, cuma namazını sünnetleriyle birlikte kılmış oluyor, vaktin ibadetini sünnetleriyle birlikte eda etmiş olmanın huzurunu duyuyoruz..değil mi?

    Bundan sonra ise, isteyenler çıkıp gidebiliyorlar. İstemeyenler de kalıp geçmişte kılamadıkları bir öğle namazı (zuhr-u âhir) ile bir sabah namazı kazası kılıyorlar.

    Nasıl bir niyetle kılıyorlar bu namazları, bir de ona bakalım isterseniz:

    Herkesin ifadeleri farklı olsa da aşağı yukarı niyetlerini şöyle yapıyorlar:

    -Niyet ettim vaktinde kılamadığım en son öğle namazının (zuhr-u âhirin) farzını kılmaya.Bundan sonra iki rekat da sabah namazı kaza etmeye niyet ediyorsa buna da:

    -Niyet ettim vaktinde kılamadığım en son sabah namazının farzını kılmaya.. diyerek iki tane de kaza namazı kılmış olmanın huzurunu duyuyorlar.

    Ancak cumadan sonra kılınan bu ilave namazların karışıklığa sebep olduğunu söyleyenler de diyorlar ki:

    - İşin başında cuma namazından sonra kılınan böyle bir ilave namaz yoktu. Öyle ise şimdi de olmamalıdır. Cumadan sonra fazladan kılınan bu namazlar, cumanın sahih olmadığı yolunda bir şüphe meydana getiriyor! Ayrıca cuma namazını uzunmuş gibi gösterdiğinden cumadan tümüyle vazgeçmelere de sebep olabiliyor...

    Bu görüşü yerinde bulanlar, cumadan sonra çıkıp gidiyorlar, kimse onlara “Neden âhir zuhurla iki rekat sabah namazı kazası kılmadan gidiyorsunuz?” demiyor. Dememeliler de.Onlar da kaza kılanlara, “Neden ilave olarak kaza namazı kılıyorsunuz?” dememeliler.Çünkü namazı terk ettirmek bir başarı değildir. Ama namazı kıldırmak bir başarıdır.

    Burada akla gelen endişe, Rabb’imizin bize ‘cuma namazından sonra neden fazladan namaz kıldınız?’ diye sorması endişesidir. Bu sorunun muhatabı olmayı göze almak mümkündür. Ama ‘neden öğle, sabah namazı borcuyla huzuruma geldiniz?’ sorusunu muhatabı olmayı göze almak kolay değildir...

    Burada şunu bir daha tekrar etmiş olayım. Bir kafa karıştıran da ben olmak istemem.İsteyen cumadan sonra çıkıp gider, istemeyen de kalıp kaza namazı kılar.

    Zaten, Şafiilerin kılma titizliğine mukabil, Hanefilerde dileyenler kılıyorlar.

    Bu yüzden de ibadet hayatımızdaki uygulamalarda bir sıkıntı söz konusu olmuyor.

    Ahmet Şahin



  5. 11.Aralık.2012, 21:00
    3
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: cuma namazı farzı kaç rekattır?

    Cuma namazının farzı iki rekâttır. Bunun yanında farzdan önce dört rekât, farzdan sonra dört rekât olmak üzere sekiz rekât da sünneti vardır (Kâsânî, Bedaiu’s-Sanâi’, I, 269). İmam Ebû Yusuf’a ve İmam Muhammed’e göre ise farzdan sonra kılınacak sünnet bir selamla dört ve bir selamla iki rekât olmak üzere toplam altı rekâttır. Bu görüşün Hz. Ali’den rivayet edildiği nakledilmektedir (Kâsânî, Bedaiu’s-Sanâi’, I, 285). Ülkemizde bu namazlar dört rekât cumanın son sünneti ve iki rekât vaktin sünneti adı ile kılınmaktadır. Bunlara ilâveten zuhr-i âhir adıyla dört rekât olarak kılınan namaz, cuma namazına dâhil değildir. Hz. Peygamber’den ve ilk dönemlerden gelen rivayetler arasında bu isimle kılınmış bir namaz yoktur. Zuhr-i âhir; İslam coğrafyasının genişlemesi ve şehirlerde nüfusun kalabalıklaşması sonucu, cuma namazının, Hz. Peygamber döneminde olduğu gibi, bir şehirde bir tek camide kılınmasının mümkün olmaması, birden fazla camide cuma namazının kılınması zorunluluğunun ortaya çıkması ile gündeme gelmiş bir namazdır. Gerekçesi de, birden fazla camide kılınan cuma namazlarından ilk önce kılınanın geçerli olacağı, diğer camilerde kılınan namazın ise geçersiz olabileceği varsayımıdır. İşte bu şüpheli durumdan kurtulmak için, içinde bulunulan cuma vakti kast edilerek ihtiyaten, zuhr-i âhir yani “vaktine ulaşılıp da eda edilemeyen son öğle namazı” niyeti ile dört rekâtlık bir namaz kılınması bazı âlimlerce uygun görülmüştür (İbn-i Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, I, 145). Fakat böyle bir varsayıma mahal yoktur. Çünkü cuma namazının tek camide kılınması, cumanın anlamına uygun olmakla birlikte, nüfusu milyonlara ulaşan büyük şehirlerin ortaya çıktığı günümüzde bunun yerine getirilmesi mümkün değildir. Zaten Hanefi mezhebinde fetvaya asıl olan görüşe göre, herhangi bir kayıt olmaksızın bir şehirde birden çok camide cuma namazı kılınabilir (İbn-i Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, I, 145). Böyle olunca, her bir camide kılınan cuma namazının ayrı ayrı geçerli olması, bu yönden aralarında bir fark gözetilmemesi esas olup cuma namazı kılanların ayrıca zuhr-i âhir (son öğle namazı) kılmaları gerekmez. Ancak cuma namazına dâhil olmadığını bilerek, bu namazı kılmak isteyenler için de bir sakınca söz konusu değildir.


  6. 11.Aralık.2012, 21:00
    3
    Moderatör
    Cuma namazının farzı iki rekâttır. Bunun yanında farzdan önce dört rekât, farzdan sonra dört rekât olmak üzere sekiz rekât da sünneti vardır (Kâsânî, Bedaiu’s-Sanâi’, I, 269). İmam Ebû Yusuf’a ve İmam Muhammed’e göre ise farzdan sonra kılınacak sünnet bir selamla dört ve bir selamla iki rekât olmak üzere toplam altı rekâttır. Bu görüşün Hz. Ali’den rivayet edildiği nakledilmektedir (Kâsânî, Bedaiu’s-Sanâi’, I, 285). Ülkemizde bu namazlar dört rekât cumanın son sünneti ve iki rekât vaktin sünneti adı ile kılınmaktadır. Bunlara ilâveten zuhr-i âhir adıyla dört rekât olarak kılınan namaz, cuma namazına dâhil değildir. Hz. Peygamber’den ve ilk dönemlerden gelen rivayetler arasında bu isimle kılınmış bir namaz yoktur. Zuhr-i âhir; İslam coğrafyasının genişlemesi ve şehirlerde nüfusun kalabalıklaşması sonucu, cuma namazının, Hz. Peygamber döneminde olduğu gibi, bir şehirde bir tek camide kılınmasının mümkün olmaması, birden fazla camide cuma namazının kılınması zorunluluğunun ortaya çıkması ile gündeme gelmiş bir namazdır. Gerekçesi de, birden fazla camide kılınan cuma namazlarından ilk önce kılınanın geçerli olacağı, diğer camilerde kılınan namazın ise geçersiz olabileceği varsayımıdır. İşte bu şüpheli durumdan kurtulmak için, içinde bulunulan cuma vakti kast edilerek ihtiyaten, zuhr-i âhir yani “vaktine ulaşılıp da eda edilemeyen son öğle namazı” niyeti ile dört rekâtlık bir namaz kılınması bazı âlimlerce uygun görülmüştür (İbn-i Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, I, 145). Fakat böyle bir varsayıma mahal yoktur. Çünkü cuma namazının tek camide kılınması, cumanın anlamına uygun olmakla birlikte, nüfusu milyonlara ulaşan büyük şehirlerin ortaya çıktığı günümüzde bunun yerine getirilmesi mümkün değildir. Zaten Hanefi mezhebinde fetvaya asıl olan görüşe göre, herhangi bir kayıt olmaksızın bir şehirde birden çok camide cuma namazı kılınabilir (İbn-i Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, I, 145). Böyle olunca, her bir camide kılınan cuma namazının ayrı ayrı geçerli olması, bu yönden aralarında bir fark gözetilmemesi esas olup cuma namazı kılanların ayrıca zuhr-i âhir (son öğle namazı) kılmaları gerekmez. Ancak cuma namazına dâhil olmadığını bilerek, bu namazı kılmak isteyenler için de bir sakınca söz konusu değildir.





+ Yorum Gönder