Konusunu Oylayın.: Kasten namazı terkeden kafir olur mu? Namaz kılmayanın hükmü nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Kasten namazı terkeden kafir olur mu? Namaz kılmayanın hükmü nedir?
  1. 25.Temmuz.2012, 11:28
    1
    Misafir

    Kasten namazı terkeden kafir olur mu? Namaz kılmayanın hükmü nedir?






    Kasten namazı terkeden kafir olur mu? Namaz kılmayanın hükmü nedir? Mumsema Kasten namazı terkeden kafir olur mu? Namaz kılmayanın hükmü nedir?


  2. 26.Temmuz.2012, 00:07
    2
    Ercan
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Temmuz.2011
    Üye No: 88468
    Mesaj Sayısı: 3,121
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 33
    Bulunduğu yer: Gaziantep

    Cevap: Kasten namazı terkeden kafir olur mu? Namaz kılmayanın hükmü nedir?




    Namaz kılmamak büyük günahlardandır. Ancak kişiyi kafir yapmaz.


  3. 26.Temmuz.2012, 00:07
    2
    Devamlı Üye



    Namaz kılmamak büyük günahlardandır. Ancak kişiyi kafir yapmaz.


  4. 07.Ocak.2013, 21:09
    3
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,683
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Kasten namazı terkeden kafir olur mu? Namaz kılmayanın hükmü nedir?

    Namazı Kasten Terk Edenin Kafir Olacağı Görüşü ile Bu Görüşün Değerlendirilmesi


    Ahmed b. Hanbel namaz kılmayanın kafir olacağı ve bu yüzden öldürüleceği görüşündedir. Ona göre böyle bir kimse üç gün boyunca her namaz vakti namaz kılmaya çağrılır. Bu süre zarfında hapiste tutulur, ölümle korkutulur. Yine de kılmazsa mürted hükümlerine tabi tutularak öldürülür. Bir müslüman için yapılan yıkama, kefenleme, cenaze namazı kılma ve müslüman mezarlığına gömme işlemleri bu kimse için yapılmaz. Müslüman varisleri ile aralarında miras hükümleri uygulanmaz.153

    en-Nehaî (ö.96/714), eş-Şa'bî (ö.109/727), Hasan el-Basrî (ö.110/728), Hammâd (ö.120/738), Zeyd b. Ali (ö.122/740), Eyyûb es-Sahtiyânî (ö.131/749) ve el-Evzâî de bu görüştedirler.154

    Ahmed b. Hanbel ve onun görüşünde olanlar, bu konuda Kur'an ve sünnetten bazı delillere baş vurmuşlardır. Kur'an'dan getirdikleri delilleri şöyle ifade etmektedirler:

    "Allah teala, `Haram aylar çıkınca müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün. Onları yakalayın, hapsedin; her gözetleme yerine oturup onları bekleyin. Eğer tevbe eder, namazı kılar ve zekatı verirlerse siz de onların yollarını boşaltın'155 buyurmuştur. Bu ayette müşriklerin öldürülmesi mübah kılınmış, serbest bırakılmaları için, müslüman olmaları ve zekat vermeleri şart koşulmuştur. Şu halde bir kimse namazı kasten terk edince, serbest bırakılmasının şartlarını yerine getirmemiş olmakta, böylece öldürülmesinin gerekliliği hükmü devam etmektedir."156

    Namazı kasten terk edenin kâfir olacağına delil olarak gösterilen rivayetlerin başlıcalarını da şöyle zikretmek mümkündür:

    "Onlarla bizim aramızdaki ahit namazdır. Kim onu terk ederse kâfir olmuştur."157 "Kişi ile şirk arasında namazı terk etmek vardır."158 "Kim namazı kasten terk ederse Allah'ın koruması ondan uzak olur"159 "İnsanlardan ilk kaldırılacak şey emanet duygusu, onlarda en son kalacak şey de namazdır. Nice namaz kılanlar vardır ki onlarda hayır yoktur."160 Abdullah İbnu Süfyan şöyle demiştir: "Allah Resülü'nün ashabı, namazdan başka hiçbir amelin terkini küfür saymıyordu."161

    Görüldüğü üzere bu rivayetler namazı terk etmenin kişiyi küfre sokacağını açıkça ifade etmektedir. Küfür ise öldürme sebebidir. Şu halde namaz kılmayan kâfir olur ve öldürülür.162

    Namazı kasten terk edenin kâfir olacağı ve öldürüleceği görüşünü böylece ortaya koyduktan sonra şimdi de bu görüşü değerlendirmeye çalışacağız.

    Buraya kadar görüldüğü üzere, Ahmed b. Hanbel ve onun gibi düşünenlere ait bu görüş, namazı kasten terk eden kimse ile ilgili görüşler arasında en uç noktada olanıdır. Sonuç itibariyle, ameli "imandan bir cüz" saymaktadır.

    Namazı terk etme suçuna öngördükleri ceza konusunda ayrılsalar da, bu suçun kişiyi kâfir yapmayacağında birleştikleri için, Ebu Hanife ile eş-Şafiî ve Mâlik b. Enes'in, Ahmed b. Hanbel'e ait bu görüş konusundaki karşı delilleri ortak ve açıklamaları birbirine paraleldir.

    Tacuddîn es-Sübkî (ö.77l/l370)' nin ifadesine göre, namazı terk edenin kâfir olacağını savunan Ahmed İbnü Hanbel ile karşı görüştekilerden eş-Şafiî arasında şöyle bir diyalog geçmiştir:

    -Ahmed, sen, "Namaz kılmayan kâfir olur", mu diyorsun?

    -Evet.

    -Eğer kâfir olursa ne ile tekrar müslüman olur?

    -Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resülüllah, diyerek.

    -Adam bu sözü söylemeye zâten devam ediyor, onu bırakmış değil ki..

    -Namaz kılarak müslüman olur

    -Kâfirin namazı geçerli olmaz. Böyle bir namaz ile de o kimsenin müslüman olduğuna hükmedilemez.

    Ahmed b. Hanbel bu noktada söyleyecek söz bulamaz.163

    es-Sübkî şöyle demektedir:

    "Bu diyaloğu mezhebimiz (şafiî mezhebi) âlimlerinden el-Hasan b. Ammâr anlatmıştır. Bu zât, Fahr'ul İslam eş-Şâşî'nin öğrencilerinden olan Musul'lu bir adamdır."164

    eş-Şafiî'ye nisbeti doğru olsa da olmasa da, namazı terk edenin kâfir olmadığı noktasında bu yaklaşım tarzının oldukça sağlam bir zemine sâhip olduğu izlenmektedir. Zîra farz olduğu inkâr edilmedikçe "amel"in terk edilmesi küfre sebep olmaz. İmanın gerçekleştiği ya da ortadan kalktığı yer kalptir.165 Dünyevi hükümlerin icrası noktasında imanın varlığının belirlenmesi için ise, şehadet kelimesinin dile getirilmesi yeterlidir. Şu halde, farz olduğuna inanmakla birlikte namazın -ve benzeri görevlerin- yerine getirilmemesi imanı ortadan kaldırmaz. Şehâdet kelimesini söyleyen kimsenin -nihâi olarak- cennete gireceği yönündeki pek çok hadis bunu desteklemektedir.166

    el-Cassas (ö.370/980) da, namazı terk etmenin küfür sebebi olduğu konusunda delil olarak gösterilen, "Haram aylar çıkınca müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün. Onları yakalayın, hapsedin. Onları her gözetleme yerinde oturup bekleyin. Eğer tevbe eder, namazı kılar ve zekatı verirlerse, siz de onların yollarını boşaltın",167 ayetini yukarıdaki bakış açısı ile değerlendirmekte ve şöyle demektedir:

    "Mâlumdur ki, ayette geçen `Müşrikleri öldürün' emrinin ortadan kalkması için kaçınılmaz şart, şirkten tevbe etmektir. Allah'ın namaz kılmak ve zekat vermek konusundaki emrini kabul etseler de o sırada namaz vaktinde bulunmasalar, müslüman olacakları ve kanlarının haram olacağı konusunda ihtilâf yoktur. Buradan anlıyoruz ki öldürülmekten kurtulmalarının şartı Allah'ın emirlerini kabul edip, onların bağlayıcılığını itiraf etmektir, fiilen namaz kılmak değildir. Bu konuda ayette sözü geçen zekât da namaz gibidir. Çünkü, malın üzerinden bir yıl geçmedikçe, yalnızca müslüman olmakla zekât vermek gerekmez. Şu halde, öldürülmeleri emrinin ortadan kalkması için zekât vermelerinin şart olması da makbul değildir.168

    Görülüyor ki, et-Tevbe, 5 ayeti, namazı terk edenin kâfir olacağı konusunda delil olmaktan uzaktır.

    Namazı terk edenin kâfir olacağını ifâde eden hadislere gelince, İslam ulemâsının çoğunluğu bunlarda söz konusu edilen küfrü, "küfrân-ı nîmet" (nîmetin görmezlikten gelinmesi)169; "Namazı, farz olduğunu inkâr ederek terk etmek"170 şeklinde yorumlamakta ya da; tehdit ve sakındırma amacına yönelik olduklarını, "namazı ihmal etmek, kişiyi küfre götürecek davranışlara sürükleyebilir" anlamını taşıdıklarını söylemektedirler.171

    Belirtmek gerekir ki "Onlarla bizim aramızdaki ahit namazdır. Kim onu terk ederse kafir olmuştur," hadisinin zahirî anlamını esas kabul etmek mümkün değildir. Zira hadisin başındaki "onlar" kelimesi ile münafıklar kast edilmektedir. Buna göre hadisin anlamı `İslami hükümlerin onlara uygulanması konusunda temel kriter, namaza gelmeleri ve zahiri hükümlere boyun eğmeleri konusunda müslümanlara benzetilmeleridir. Namazı terk ettikleri zaman bu nitelikleri yok olacağı için diğer kafirler gibi olurlar' demek olur.172 Kısaca hadisin konusu müminler değil, münafıklardır. Zaten kafir olan münafıklar için küfre girmek değil, olsa olsa küfürlerinin açığa çıkması söz konusudur. Şu halde bu hadis, namazı terk edenin kâfir olacağı ve öldürüleceği konusunda delil olmaz:

    Diğer hadislerin ise yukarıda belirttiğimiz biçimlerde yorumlanmasını zorunlu kılan gerekçelere sahip bulunmaktayız.

    Her şeyden önce Kur'an, "Şüphesiz Allah kendisine şirk koşulmasını affetmez. Dilediği kimselerin, bunun dışında kalan günahlarını affeder"173, prensibini getirmektedir. Hz. Peygamber;

    "Allah beş vakit namazı kullara farz kılmıştır. Kim bunları, haklarını hafife almadan tam olarak yerine getirirse, kendisini cennete sokacağına dair Allah'tan söz almış olur. Her kim de bu namazları yerine getirmezse, Allah'ın ona verilmiş bir sözü yoktur. Dilerse ona azap eder, dilerse affeder",

    buyurmuştur.174 Eğer namaz kılmayan kafir olsaydı, affedilmesi ihtimali söz konusu olmazdı.

    Aynı paraleldeki başka bir hadis de şudur:

    "Kulların kıyamet günü ilk hesaba çekilecekleri amel namazdır. Rabbimiz, meleklere şöyle buyuracaktır: `Kulumun namazlarına bakın, onları tam mı kılmış, eksik mi bırakmış?' Eğer namazları tam ise, tam olarak yazılır. Eğer eksiği varsa Allah tealâ şöyle buyuracak: `Bakın kulumun nafile namazı var mı?' Eğer nafile namazı varsa Allah: `Kulumun farz namazlarını, nafile namazlarıyla tamamlayın' buyuracak, sonra diğer farz ibadetleri de aynı işleme tâbi tutulacaktır."175

    Tıpkı yukarıdaki gibi bu hadis de, namazı terk edenin kafir olmadığını göstermektedir. Zira, aksi taktirde namazı terk eden, eksiklerinin tamamlanması yerine, küfrü sebebi ile doğrudan cehenneme atılırdı.

    Olayın bir de pratik yönü vardır. İslam tarihi boyunca hiç kimsenin, namaz kılmadığı için Ahmed b. Hanbel'in belirttiği süreçten geçirilip öldürüldüğü ve ceza işlemlerinde gayrimüslim statüsüne tabi tutulduğu bilinmemektedir.
    Kısaca, İslam ulemasının çoğunluğunca da kabul edilmeyen bu görüş, yeterli delil ve dayanaklardan yoksundur.
    KAYNAK: İSLAM'DA DİN HÜRRİYETİNİN TEMELLERİ


  5. 07.Ocak.2013, 21:09
    3
    Moderatör
    Namazı Kasten Terk Edenin Kafir Olacağı Görüşü ile Bu Görüşün Değerlendirilmesi


    Ahmed b. Hanbel namaz kılmayanın kafir olacağı ve bu yüzden öldürüleceği görüşündedir. Ona göre böyle bir kimse üç gün boyunca her namaz vakti namaz kılmaya çağrılır. Bu süre zarfında hapiste tutulur, ölümle korkutulur. Yine de kılmazsa mürted hükümlerine tabi tutularak öldürülür. Bir müslüman için yapılan yıkama, kefenleme, cenaze namazı kılma ve müslüman mezarlığına gömme işlemleri bu kimse için yapılmaz. Müslüman varisleri ile aralarında miras hükümleri uygulanmaz.153

    en-Nehaî (ö.96/714), eş-Şa'bî (ö.109/727), Hasan el-Basrî (ö.110/728), Hammâd (ö.120/738), Zeyd b. Ali (ö.122/740), Eyyûb es-Sahtiyânî (ö.131/749) ve el-Evzâî de bu görüştedirler.154

    Ahmed b. Hanbel ve onun görüşünde olanlar, bu konuda Kur'an ve sünnetten bazı delillere baş vurmuşlardır. Kur'an'dan getirdikleri delilleri şöyle ifade etmektedirler:

    "Allah teala, `Haram aylar çıkınca müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün. Onları yakalayın, hapsedin; her gözetleme yerine oturup onları bekleyin. Eğer tevbe eder, namazı kılar ve zekatı verirlerse siz de onların yollarını boşaltın'155 buyurmuştur. Bu ayette müşriklerin öldürülmesi mübah kılınmış, serbest bırakılmaları için, müslüman olmaları ve zekat vermeleri şart koşulmuştur. Şu halde bir kimse namazı kasten terk edince, serbest bırakılmasının şartlarını yerine getirmemiş olmakta, böylece öldürülmesinin gerekliliği hükmü devam etmektedir."156

    Namazı kasten terk edenin kâfir olacağına delil olarak gösterilen rivayetlerin başlıcalarını da şöyle zikretmek mümkündür:

    "Onlarla bizim aramızdaki ahit namazdır. Kim onu terk ederse kâfir olmuştur."157 "Kişi ile şirk arasında namazı terk etmek vardır."158 "Kim namazı kasten terk ederse Allah'ın koruması ondan uzak olur"159 "İnsanlardan ilk kaldırılacak şey emanet duygusu, onlarda en son kalacak şey de namazdır. Nice namaz kılanlar vardır ki onlarda hayır yoktur."160 Abdullah İbnu Süfyan şöyle demiştir: "Allah Resülü'nün ashabı, namazdan başka hiçbir amelin terkini küfür saymıyordu."161

    Görüldüğü üzere bu rivayetler namazı terk etmenin kişiyi küfre sokacağını açıkça ifade etmektedir. Küfür ise öldürme sebebidir. Şu halde namaz kılmayan kâfir olur ve öldürülür.162

    Namazı kasten terk edenin kâfir olacağı ve öldürüleceği görüşünü böylece ortaya koyduktan sonra şimdi de bu görüşü değerlendirmeye çalışacağız.

    Buraya kadar görüldüğü üzere, Ahmed b. Hanbel ve onun gibi düşünenlere ait bu görüş, namazı kasten terk eden kimse ile ilgili görüşler arasında en uç noktada olanıdır. Sonuç itibariyle, ameli "imandan bir cüz" saymaktadır.

    Namazı terk etme suçuna öngördükleri ceza konusunda ayrılsalar da, bu suçun kişiyi kâfir yapmayacağında birleştikleri için, Ebu Hanife ile eş-Şafiî ve Mâlik b. Enes'in, Ahmed b. Hanbel'e ait bu görüş konusundaki karşı delilleri ortak ve açıklamaları birbirine paraleldir.

    Tacuddîn es-Sübkî (ö.77l/l370)' nin ifadesine göre, namazı terk edenin kâfir olacağını savunan Ahmed İbnü Hanbel ile karşı görüştekilerden eş-Şafiî arasında şöyle bir diyalog geçmiştir:

    -Ahmed, sen, "Namaz kılmayan kâfir olur", mu diyorsun?

    -Evet.

    -Eğer kâfir olursa ne ile tekrar müslüman olur?

    -Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resülüllah, diyerek.

    -Adam bu sözü söylemeye zâten devam ediyor, onu bırakmış değil ki..

    -Namaz kılarak müslüman olur

    -Kâfirin namazı geçerli olmaz. Böyle bir namaz ile de o kimsenin müslüman olduğuna hükmedilemez.

    Ahmed b. Hanbel bu noktada söyleyecek söz bulamaz.163

    es-Sübkî şöyle demektedir:

    "Bu diyaloğu mezhebimiz (şafiî mezhebi) âlimlerinden el-Hasan b. Ammâr anlatmıştır. Bu zât, Fahr'ul İslam eş-Şâşî'nin öğrencilerinden olan Musul'lu bir adamdır."164

    eş-Şafiî'ye nisbeti doğru olsa da olmasa da, namazı terk edenin kâfir olmadığı noktasında bu yaklaşım tarzının oldukça sağlam bir zemine sâhip olduğu izlenmektedir. Zîra farz olduğu inkâr edilmedikçe "amel"in terk edilmesi küfre sebep olmaz. İmanın gerçekleştiği ya da ortadan kalktığı yer kalptir.165 Dünyevi hükümlerin icrası noktasında imanın varlığının belirlenmesi için ise, şehadet kelimesinin dile getirilmesi yeterlidir. Şu halde, farz olduğuna inanmakla birlikte namazın -ve benzeri görevlerin- yerine getirilmemesi imanı ortadan kaldırmaz. Şehâdet kelimesini söyleyen kimsenin -nihâi olarak- cennete gireceği yönündeki pek çok hadis bunu desteklemektedir.166

    el-Cassas (ö.370/980) da, namazı terk etmenin küfür sebebi olduğu konusunda delil olarak gösterilen, "Haram aylar çıkınca müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün. Onları yakalayın, hapsedin. Onları her gözetleme yerinde oturup bekleyin. Eğer tevbe eder, namazı kılar ve zekatı verirlerse, siz de onların yollarını boşaltın",167 ayetini yukarıdaki bakış açısı ile değerlendirmekte ve şöyle demektedir:

    "Mâlumdur ki, ayette geçen `Müşrikleri öldürün' emrinin ortadan kalkması için kaçınılmaz şart, şirkten tevbe etmektir. Allah'ın namaz kılmak ve zekat vermek konusundaki emrini kabul etseler de o sırada namaz vaktinde bulunmasalar, müslüman olacakları ve kanlarının haram olacağı konusunda ihtilâf yoktur. Buradan anlıyoruz ki öldürülmekten kurtulmalarının şartı Allah'ın emirlerini kabul edip, onların bağlayıcılığını itiraf etmektir, fiilen namaz kılmak değildir. Bu konuda ayette sözü geçen zekât da namaz gibidir. Çünkü, malın üzerinden bir yıl geçmedikçe, yalnızca müslüman olmakla zekât vermek gerekmez. Şu halde, öldürülmeleri emrinin ortadan kalkması için zekât vermelerinin şart olması da makbul değildir.168

    Görülüyor ki, et-Tevbe, 5 ayeti, namazı terk edenin kâfir olacağı konusunda delil olmaktan uzaktır.

    Namazı terk edenin kâfir olacağını ifâde eden hadislere gelince, İslam ulemâsının çoğunluğu bunlarda söz konusu edilen küfrü, "küfrân-ı nîmet" (nîmetin görmezlikten gelinmesi)169; "Namazı, farz olduğunu inkâr ederek terk etmek"170 şeklinde yorumlamakta ya da; tehdit ve sakındırma amacına yönelik olduklarını, "namazı ihmal etmek, kişiyi küfre götürecek davranışlara sürükleyebilir" anlamını taşıdıklarını söylemektedirler.171

    Belirtmek gerekir ki "Onlarla bizim aramızdaki ahit namazdır. Kim onu terk ederse kafir olmuştur," hadisinin zahirî anlamını esas kabul etmek mümkün değildir. Zira hadisin başındaki "onlar" kelimesi ile münafıklar kast edilmektedir. Buna göre hadisin anlamı `İslami hükümlerin onlara uygulanması konusunda temel kriter, namaza gelmeleri ve zahiri hükümlere boyun eğmeleri konusunda müslümanlara benzetilmeleridir. Namazı terk ettikleri zaman bu nitelikleri yok olacağı için diğer kafirler gibi olurlar' demek olur.172 Kısaca hadisin konusu müminler değil, münafıklardır. Zaten kafir olan münafıklar için küfre girmek değil, olsa olsa küfürlerinin açığa çıkması söz konusudur. Şu halde bu hadis, namazı terk edenin kâfir olacağı ve öldürüleceği konusunda delil olmaz:

    Diğer hadislerin ise yukarıda belirttiğimiz biçimlerde yorumlanmasını zorunlu kılan gerekçelere sahip bulunmaktayız.

    Her şeyden önce Kur'an, "Şüphesiz Allah kendisine şirk koşulmasını affetmez. Dilediği kimselerin, bunun dışında kalan günahlarını affeder"173, prensibini getirmektedir. Hz. Peygamber;

    "Allah beş vakit namazı kullara farz kılmıştır. Kim bunları, haklarını hafife almadan tam olarak yerine getirirse, kendisini cennete sokacağına dair Allah'tan söz almış olur. Her kim de bu namazları yerine getirmezse, Allah'ın ona verilmiş bir sözü yoktur. Dilerse ona azap eder, dilerse affeder",

    buyurmuştur.174 Eğer namaz kılmayan kafir olsaydı, affedilmesi ihtimali söz konusu olmazdı.

    Aynı paraleldeki başka bir hadis de şudur:

    "Kulların kıyamet günü ilk hesaba çekilecekleri amel namazdır. Rabbimiz, meleklere şöyle buyuracaktır: `Kulumun namazlarına bakın, onları tam mı kılmış, eksik mi bırakmış?' Eğer namazları tam ise, tam olarak yazılır. Eğer eksiği varsa Allah tealâ şöyle buyuracak: `Bakın kulumun nafile namazı var mı?' Eğer nafile namazı varsa Allah: `Kulumun farz namazlarını, nafile namazlarıyla tamamlayın' buyuracak, sonra diğer farz ibadetleri de aynı işleme tâbi tutulacaktır."175

    Tıpkı yukarıdaki gibi bu hadis de, namazı terk edenin kafir olmadığını göstermektedir. Zira, aksi taktirde namazı terk eden, eksiklerinin tamamlanması yerine, küfrü sebebi ile doğrudan cehenneme atılırdı.

    Olayın bir de pratik yönü vardır. İslam tarihi boyunca hiç kimsenin, namaz kılmadığı için Ahmed b. Hanbel'in belirttiği süreçten geçirilip öldürüldüğü ve ceza işlemlerinde gayrimüslim statüsüne tabi tutulduğu bilinmemektedir.
    Kısaca, İslam ulemasının çoğunluğunca da kabul edilmeyen bu görüş, yeterli delil ve dayanaklardan yoksundur.
    KAYNAK: İSLAM'DA DİN HÜRRİYETİNİN TEMELLERİ


  6. 08.Ocak.2013, 14:18
    4
    Ercan
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Temmuz.2011
    Üye No: 88468
    Mesaj Sayısı: 3,121
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 33
    Bulunduğu yer: Gaziantep

    Cevap: Kasten namazı terkeden kafir olur mu? Namaz kılmayanın hükmü nedir?

    Allah razı olsun Mum Hoca. Rabbim bizleri yolundan ayırmasın. Amin.


  7. 08.Ocak.2013, 14:18
    4
    Devamlı Üye
    Allah razı olsun Mum Hoca. Rabbim bizleri yolundan ayırmasın. Amin.





+ Yorum Gönder