Konusunu Oylayın.: Zuhri ahir namazı ilk olarak ne zaman ve kim tarafından kılındı?

5 üzerinden 4.56 | Toplam : 9 kişi
Zuhri ahir namazı ilk olarak ne zaman ve kim tarafından kılındı?
  1. 03.Temmuz.2012, 11:49
    1
    Misafir

    Zuhri ahir namazı ilk olarak ne zaman ve kim tarafından kılındı?






    Zuhri ahir namazı ilk olarak ne zaman ve kim tarafından kılındı? Mumsema Zuhri ahir namazı ilk olarak ne zaman ve kim tarafından kılındı bilgiler verir misiniz ?


  2. 03.Temmuz.2012, 11:49
    1
    yeni karakter - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    yeni karakter
    Misafir



  3. 08.Temmuz.2012, 00:04
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,670
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Zuhri ahir namazı ilk olarak ne zaman ve kim tarafından kılındı?




    ZUHRU ÂHİR



    Cuma namazım kıldıktan sonra, kılınan cumanın şartlarının yerine gelmediği yerlerde, eğer cuma namazı kabul olmazsa hiç olmazsa bu günün öğle namazını kılmış olmak için tedbir olarak kılınan; "en son öğle namazı" Hz Peygamber zamanında, dört halife döneminde, tâbiin döneminde ve hatta İmamı Azam'ın döneminde "zuhru âhir" namazı diye bir namaz yoktu, "müteahhirîn" adı verilen sonraki âlimler tarafından ortaya çıkarıldı

    Cumanın kabul olunması için altı tane sıhhat şartı vardır

    a- Cuma kılınacak yerin şehir veya şehir hükmünde olması, b- Cuma namazını kıldıracak olan imamın İslâm devlet başkanı veya onun görevlendirdiği bir imam olması, c- Öğle vaktinde kılınması, d- Namazdan evvel hutbe okunması, e- Cuma kılınan yerin herkese açık olması, f- Belli sayıda cemaatin toplanmış olması

    Bu şartlardan "şehir veya şehir hükmünde olması" üzerinde görüş farklılıkları ortaya çıkmış ve köylerde kılınıp kılınamayacağı, kılınırsa kabul olup olmayacağı, şehirden kastın ne olduğu, bir şehirde tek bir yerde mi yoksa farklı yerlerde de mi kılınabileceği gibi problemler gündeme gelmiş, bunların çözümünde de "zuhru âhir" namazı ortaya çıkmıştır Aslında "sıhhat" şartlarının tam olarak yerine gelmediğini görmelerine rağmen,

    "Kim onu küçümseyerek (arka arkaya) üç cumayı terk Allah o kimsenin kalbini mühürler" (Sünen-i Ebû Dâvud, 2, 160) hadis-i şerifinin şiddetli uyarısı nedeniyle cumayı terkedemeyen müslümanlar "cuma olmamışsa zuhru âhir adıyla öğle namazım da kılalım, böylelikle öğle namazı üzerimizde kalmaz, eğer cuma kabul olursa nafile yerine geçer" kuralına sarılarak cuma ile birlikte öğle namazını da kılmaya başlamışlar ve bu gelenek bu güne kadar gelmiştir Bu gelenek şu görüşler neticesinde ortaya çıkmıştır: İmam Ebû Yusuf ve İmam Şâfiî'ye göre şehrin ancak bir yerinde cuma namazı kılınabilir Birden fazla yerde cuma namazı kılındığı zaman,

    İslâm toplumlarının başlarında "halife" olduğu zamanlarda "şehrin bir yerinde" kılınâmadığı için kabul olup olmadığında şüpheye düşen âlimler çözüm olarak "zuhru âhir" namazı kılınmasına müsaade etmişlerdir; müslümanlar "halife"siz kalıp başlarına kâfir yöneticilerin geçmesiyle cumanın "müslümanların devlet başkanı" veya onun atayacağı biri tarafından kıldırılması şartı da yok olmuş, müslümanların toplanıp cuma kıldıkları camilerin imamları kâfir devlet başkanlarının atadığı görevlilerden meydana gelmiş ve buna rağmen cumalar kılınmaya devam edilmiştir

    "Böyle bir devlet başkanları olmayan müslümanlar kendi aralarından seçtikleri bir imam veya onun tayine edeceği vekillerinin arkasında cumayı kılarlar" fıkıh kuralı da uygulamaya geçirilmediği için cumalar kılınmaya devam edildi, ama kâfirlerin kontrolündeki camilerde ve onların güdümündeki imamların kıldırdığı cuma namazının kabul olabileceğine ihtimal vermeyen müslümanlar "zuhru âhir"lerini daha bir inanarak, artık "son öğle namazı" niyetine değil, "bu günün öğle namazı" niyetine kılmaya başladılar Kalpleri "bu cumanın olmadığını" söylerken "üç cumayı terketmekten" korkan müslümanlar hem cumayı hem de öğleyi kıldılar, hâlâ da kılıyorlar Bu şartlarda kılınan zuhru âhirin kılınış şekli de şöyledir:

    Cemaatle kılınan iki rekât cuma namazından sonra dört rekât cumanın sünneti kılınır Ardından "üzerimdeki en son öğle namazının farzına" diye niyet edilerek dört rekat daha kılınır İşte buna zuhru âhir adı verilir Sünneti müekked olan öğle namazının sünneti gibi kılınır Son iki rekâtta okunan zammı sûreler, bu namaz öğle namazının yerine geçerse namaza herhangi bir zarar vermez Nafile yerine geçerse zaten nafileler de öyle kılınır Müslümanlara düşen, cuma gibi önemli bir namazı şansa bırakıp "ya kabul olursa" mantığıyla "zuhru âhirler"le kurtarmaya çalışmak yerine namazlarını gönül huzuru içinde kılabilecekleri islâmi bir toplum oluşturmak, en azından bu yolda gayret sarfetmektedir

    Fedakar KIZMAZ


  4. 08.Temmuz.2012, 00:04
    2
    Moderatör



    ZUHRU ÂHİR



    Cuma namazım kıldıktan sonra, kılınan cumanın şartlarının yerine gelmediği yerlerde, eğer cuma namazı kabul olmazsa hiç olmazsa bu günün öğle namazını kılmış olmak için tedbir olarak kılınan; "en son öğle namazı" Hz Peygamber zamanında, dört halife döneminde, tâbiin döneminde ve hatta İmamı Azam'ın döneminde "zuhru âhir" namazı diye bir namaz yoktu, "müteahhirîn" adı verilen sonraki âlimler tarafından ortaya çıkarıldı

    Cumanın kabul olunması için altı tane sıhhat şartı vardır

    a- Cuma kılınacak yerin şehir veya şehir hükmünde olması, b- Cuma namazını kıldıracak olan imamın İslâm devlet başkanı veya onun görevlendirdiği bir imam olması, c- Öğle vaktinde kılınması, d- Namazdan evvel hutbe okunması, e- Cuma kılınan yerin herkese açık olması, f- Belli sayıda cemaatin toplanmış olması

    Bu şartlardan "şehir veya şehir hükmünde olması" üzerinde görüş farklılıkları ortaya çıkmış ve köylerde kılınıp kılınamayacağı, kılınırsa kabul olup olmayacağı, şehirden kastın ne olduğu, bir şehirde tek bir yerde mi yoksa farklı yerlerde de mi kılınabileceği gibi problemler gündeme gelmiş, bunların çözümünde de "zuhru âhir" namazı ortaya çıkmıştır Aslında "sıhhat" şartlarının tam olarak yerine gelmediğini görmelerine rağmen,

    "Kim onu küçümseyerek (arka arkaya) üç cumayı terk Allah o kimsenin kalbini mühürler" (Sünen-i Ebû Dâvud, 2, 160) hadis-i şerifinin şiddetli uyarısı nedeniyle cumayı terkedemeyen müslümanlar "cuma olmamışsa zuhru âhir adıyla öğle namazım da kılalım, böylelikle öğle namazı üzerimizde kalmaz, eğer cuma kabul olursa nafile yerine geçer" kuralına sarılarak cuma ile birlikte öğle namazını da kılmaya başlamışlar ve bu gelenek bu güne kadar gelmiştir Bu gelenek şu görüşler neticesinde ortaya çıkmıştır: İmam Ebû Yusuf ve İmam Şâfiî'ye göre şehrin ancak bir yerinde cuma namazı kılınabilir Birden fazla yerde cuma namazı kılındığı zaman,

    İslâm toplumlarının başlarında "halife" olduğu zamanlarda "şehrin bir yerinde" kılınâmadığı için kabul olup olmadığında şüpheye düşen âlimler çözüm olarak "zuhru âhir" namazı kılınmasına müsaade etmişlerdir; müslümanlar "halife"siz kalıp başlarına kâfir yöneticilerin geçmesiyle cumanın "müslümanların devlet başkanı" veya onun atayacağı biri tarafından kıldırılması şartı da yok olmuş, müslümanların toplanıp cuma kıldıkları camilerin imamları kâfir devlet başkanlarının atadığı görevlilerden meydana gelmiş ve buna rağmen cumalar kılınmaya devam edilmiştir

    "Böyle bir devlet başkanları olmayan müslümanlar kendi aralarından seçtikleri bir imam veya onun tayine edeceği vekillerinin arkasında cumayı kılarlar" fıkıh kuralı da uygulamaya geçirilmediği için cumalar kılınmaya devam edildi, ama kâfirlerin kontrolündeki camilerde ve onların güdümündeki imamların kıldırdığı cuma namazının kabul olabileceğine ihtimal vermeyen müslümanlar "zuhru âhir"lerini daha bir inanarak, artık "son öğle namazı" niyetine değil, "bu günün öğle namazı" niyetine kılmaya başladılar Kalpleri "bu cumanın olmadığını" söylerken "üç cumayı terketmekten" korkan müslümanlar hem cumayı hem de öğleyi kıldılar, hâlâ da kılıyorlar Bu şartlarda kılınan zuhru âhirin kılınış şekli de şöyledir:

    Cemaatle kılınan iki rekât cuma namazından sonra dört rekât cumanın sünneti kılınır Ardından "üzerimdeki en son öğle namazının farzına" diye niyet edilerek dört rekat daha kılınır İşte buna zuhru âhir adı verilir Sünneti müekked olan öğle namazının sünneti gibi kılınır Son iki rekâtta okunan zammı sûreler, bu namaz öğle namazının yerine geçerse namaza herhangi bir zarar vermez Nafile yerine geçerse zaten nafileler de öyle kılınır Müslümanlara düşen, cuma gibi önemli bir namazı şansa bırakıp "ya kabul olursa" mantığıyla "zuhru âhirler"le kurtarmaya çalışmak yerine namazlarını gönül huzuru içinde kılabilecekleri islâmi bir toplum oluşturmak, en azından bu yolda gayret sarfetmektedir

    Fedakar KIZMAZ





+ Yorum Gönder