Konusunu Oylayın.: Namaz Tesbihatını Peygamberimiz Cemaatle Yapar mıydı?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Namaz Tesbihatını Peygamberimiz Cemaatle Yapar mıydı?
  1. 19.Haziran.2012, 18:36
    1
    Misafir

    Namaz Tesbihatını Peygamberimiz Cemaatle Yapar mıydı?






    Namaz Tesbihatını Peygamberimiz Cemaatle Yapar mıydı? Mumsema Namaz Tesbihatını Peygamberimiz Cemaatle Yapar mıydı konu hakkında açıklamalar yapar mısınız ?


  2. 20.Haziran.2012, 14:29
    2
    Şema
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Mart.2007
    Üye No: 123
    Mesaj Sayısı: 9,332
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 103

    Cevap: Namaz Tesbihatını Peygamberimiz Cemaatle Yapar mıydı?




    Namaz Tesbihatını Peygamberimiz Cemaatle Yapar mıydı?


    Soru:
    Namaz tesbihatını peygamber efendimiz tek mi yapardı cemaatle mi hangisi efdaldir.

    Cevap:
    Namaz tesbihatı denince peygamberimizin devamlı yaptığı ve sahabelerine de yapmalarını istediği namazın farzından sonra selam verince üç kere “Esteğfirullah” dedikten sonra “Esteğfirullahel azimellezi lâ ilâhe illahu el-yahhu’l-kayyum ve etûbü ileyh” demek. Sonra “Allahümme ente’s-Selâm” tesbihini yapmak. Daha sonra “Sübahanallahi ve’l-hamdü lillahi” duasını okumak. Sonra “âyete’l-kürsiyi” okumak. Sonra “33 Sübhanallah 33 Elhamdülillah, 33 Allahü Ekber” dedikten sonra “Lâ ilahe illallahu vahdehu lâ şerike leh” zikrini yapmak ve ellerini açıp Kur’anda ve hadislerde geçen dualarla dua etmektir.

    Bu tesbihat “Sünnet-i Müekkede”dir. Terki caiz değildir. Bunun dışında 33 Lâ ilâhe illallah ve Salâvatlar, ism-i azam duası ve Sabah akşam “Allahümme ecirn┠dualarını okumak peygamberimizin tavsiyesidir. Dileyen okur ve feyzinden istifade eder. Allah katında ve peygamber yanında makbul bir mü’min olur, derecesini yükseltir, maddi ve manevi musibetlerden korunur. Dua ve niyazını, ibadet ve ezkarını artırdıkça dünyadaki ve ahiretteki makamı artar, maddi ve manevi sıkıntılardan korunur. Bu dualar, tesbihler ve zikirler ise “Sünnet-i Gayr-i Müekkede”dir.

    İslam âlimleri ve mezhep imamları İbadetleri sistemleştirmişlerdir. Peygamberimizin yaptığı, tavsiye ettiği ve ümmetinin yapması istediği ibadet, dua ve zikirleri yine peygamberimizin istediği gibi yerli yerinde ve zamanında yapılmasını sağlamışlardır. Bilhassa Osmanlı uleması yazdıkları kitaplarda ve ilmihallerde bu sünnetleri güzelce tasnif etmişler ve camilerde bizzat uygulayarak bütün mü’minlerin yapmalarını sağlamışlardır.

    Peygamberimiz (sav) 23 senelik nübüvvet döneminde 13 sene Mekke’de insanların inançlarını düzeltmek için mücadele verdi. 10 senelik Medine döneminde ise inanan insanların inançlarının gereği olan kulluk görevini nasıl yapacaklarını öğretti ve bizzat uygulayarak gösterdi. Peygamberimizin (sav) vefatına kadar Kur’an nazil olmaktaydı ve din henüz tamamlanmamıştı. Yüce Allah Peygamberimizin (sav) Veda Haccında “Dininizi tamamladım” ayetini inzal buyurarak dinin tamamlandığını bildirdi. Zaten bundan kısa bir süre sonra peygamberimiz (sav) vefat etti. Dolayısıyla dinin ibadetlerini ve tesbihat gibi furuata ait hususlarını sistemli ve düzenli hale getirmek ümmetinin âlimlerine ve fakihlerine kaldı. Onlar da bunu en güzel şekilde yaptılar. Bize düşen onlara uymaktır.

    Sonuç olarak namazın sünnetlerini ve tesbihatını cemaatle yapmak “Şeâir-i İslamiye” (İslam’ın ve Müslümanların alameti) olmuş ve şahsi ibadetlerden üstün ve faziletli hale gelmiştir. Bu hususta ayrıca “İcma” vaki olmuştur. Bunun için bizlerin “Peygamberimiz (sav) namaz tesbihatını sahabe ile yapmazdı evinde yapardı veya ferdi yapardı” diye cemaatle yapmayı terk etmemiz çok yanlıştır. Cemaatle yapmak ferdi yapmaktan çok daha fazla sevaplıdır ve faziletlidir. Çünkü dini oluşturan sadece “Kitap ve Sünnet” değildir. “Kıyas ve İcma, Örf, Mesâlih-i Mürsele, Sedd-i Zerayi” gibi fıkhın kaynağı olan hususlar da dini teşkil eder. Bu kaynaklardan gelen her şey dindir ve dine uymaktır. Dine uymak ise ibadettir. Bu temel kaynaklardan birine muhalefet etmek ve karşı çıkmak günahtır.

    Namazın sünnetleri de böyledir. Teravih namazını cemaatle 20 rekât olarak kıldırmak Hz. Ömer’in (ra) tatbikatıdır. Hz. Ömer (ra) böyle bir içtihat yaparak cemaatle kıldırmasaydı bu gün kimse teravih kılmazdı. Bunun gibi farz namazların dışında kalan ve farzlara tabi olan vakit namazlarının sünnetlerini camide kılmak ve kıldırmak da Osmanlı ulemansın tatbikatıdır. Bunun için Türkler namazın sünnetlerine riayet ederek ve tam olarak kılmaktadırlar. Araplarda ve diğer İslam ülkelerinde “Sünnet evde kılınır” dedikleri için maalesef sünnetler terk edilmektedir. Camide kılınmayan sünnetleri camiden çıktıktan sonra kılmak binde bir kişi ancak yapar. Çünkü camiden çıkan eve gitmiyor ki evde kılsın. Çarşıya ve sokağa çıkılıyor. Camiden çıkınca birçok işler insanın ibadetine engel olur, nefsin ve şeytanın desiseleri ile sünnetler terk edilir. Buna fırsat vermemek lazımdır. Bunun için camide sünnetler kılınır ve tesbihat yapılır ve dua edilerek çıkılır. Farzı, sünneti, nafilesi, tesbihatı ve adabı ile tam bir ibadet yapılmış olur. Bir de “Mihrabiye” ve “Aşır” okunur, böylece güzel bir şekilde Kur’an da okunmuş ve dinlenmiş olur. Kamil bir manada vaktinde namaz eda edilmiş olur. Bundan da Allah ve peygamberi razı olur.

    Gelelim “Nur Talebelerinin Namaz Tesbihatına.” Risale-i Nur talebeleri Üstad Bediüzzaman Said Nursi’nin (ra) tavsiye ve tatbikatı ve hiç terk etmeyerek yapması ile camideki tesbihata ilave olarak peygamberimizin (sav) sünneti olan ve zamanla ümmetine tavsiye ettiği şekilde “Salâvatları ve Esma-i Hüsnâ”yı okumaktadırlar. Yine sünnete uygun olarak sabah akşam 10’ar defa “Lâ ilâhe İllallahü Vahdehu lâ şerîke lehu” zikrini tekrar eder ve “Allahümme ecirnâ mine’n-nâr!” duasını okurlar. Bunları okumak da sünnettir. Bediüzzaman bu zamanın dehşetini ve tehlikelerini dikkate alarak bu tehlikelerden Allah’a sığınmak ve okuyanları koruması için tesbihata ilave etmiştir. Nur talebeleri bu tesbihatı da bilenler ve okuyanlarla beraber cemaatle namaz kıldıklarında beraberce okurlar. Beraber okumak ayrı ayrı okumaktan daha sevaplı ve daha faziletlidir. Çünkü beraber okumakta cemaat sevabı vardır. Ayrıca birbirinin duasına günahsız ağızla, yani birbirlerine dua etmek vardır ki bu kabule daha yakındır. Allah rızasına daha uygundur. Şayet Nur talebeleri yalnız kılıyorlarsa yine tesbihatı tam olarak yapmalıdırlar. Şayet camide cemaatle namaz kılıyorlar ve duadan sonra camiden çıkıyorlar ise o zaman Bediüzzaman’ın tavsiye ettiği sünnet olan tesbihatı camiden çıkıp işine gidene kadar yolda yaparak tamamlamaları uygun olur. Böylece hem cemaatle tesbihat yapmış, hem de ferdi tesbihatını ve zikrini yapmış olurlar iki misli çok mükemmel bir ibadet yapmış, Allah’ın razı olacağı, peygamberin memnun olacağı şekilde ibadet etmiş olurlar.
    fikirbahçesi


  3. 20.Haziran.2012, 14:29
    2
    Moderatör



    Namaz Tesbihatını Peygamberimiz Cemaatle Yapar mıydı?


    Soru:
    Namaz tesbihatını peygamber efendimiz tek mi yapardı cemaatle mi hangisi efdaldir.

    Cevap:
    Namaz tesbihatı denince peygamberimizin devamlı yaptığı ve sahabelerine de yapmalarını istediği namazın farzından sonra selam verince üç kere “Esteğfirullah” dedikten sonra “Esteğfirullahel azimellezi lâ ilâhe illahu el-yahhu’l-kayyum ve etûbü ileyh” demek. Sonra “Allahümme ente’s-Selâm” tesbihini yapmak. Daha sonra “Sübahanallahi ve’l-hamdü lillahi” duasını okumak. Sonra “âyete’l-kürsiyi” okumak. Sonra “33 Sübhanallah 33 Elhamdülillah, 33 Allahü Ekber” dedikten sonra “Lâ ilahe illallahu vahdehu lâ şerike leh” zikrini yapmak ve ellerini açıp Kur’anda ve hadislerde geçen dualarla dua etmektir.

    Bu tesbihat “Sünnet-i Müekkede”dir. Terki caiz değildir. Bunun dışında 33 Lâ ilâhe illallah ve Salâvatlar, ism-i azam duası ve Sabah akşam “Allahümme ecirn┠dualarını okumak peygamberimizin tavsiyesidir. Dileyen okur ve feyzinden istifade eder. Allah katında ve peygamber yanında makbul bir mü’min olur, derecesini yükseltir, maddi ve manevi musibetlerden korunur. Dua ve niyazını, ibadet ve ezkarını artırdıkça dünyadaki ve ahiretteki makamı artar, maddi ve manevi sıkıntılardan korunur. Bu dualar, tesbihler ve zikirler ise “Sünnet-i Gayr-i Müekkede”dir.

    İslam âlimleri ve mezhep imamları İbadetleri sistemleştirmişlerdir. Peygamberimizin yaptığı, tavsiye ettiği ve ümmetinin yapması istediği ibadet, dua ve zikirleri yine peygamberimizin istediği gibi yerli yerinde ve zamanında yapılmasını sağlamışlardır. Bilhassa Osmanlı uleması yazdıkları kitaplarda ve ilmihallerde bu sünnetleri güzelce tasnif etmişler ve camilerde bizzat uygulayarak bütün mü’minlerin yapmalarını sağlamışlardır.

    Peygamberimiz (sav) 23 senelik nübüvvet döneminde 13 sene Mekke’de insanların inançlarını düzeltmek için mücadele verdi. 10 senelik Medine döneminde ise inanan insanların inançlarının gereği olan kulluk görevini nasıl yapacaklarını öğretti ve bizzat uygulayarak gösterdi. Peygamberimizin (sav) vefatına kadar Kur’an nazil olmaktaydı ve din henüz tamamlanmamıştı. Yüce Allah Peygamberimizin (sav) Veda Haccında “Dininizi tamamladım” ayetini inzal buyurarak dinin tamamlandığını bildirdi. Zaten bundan kısa bir süre sonra peygamberimiz (sav) vefat etti. Dolayısıyla dinin ibadetlerini ve tesbihat gibi furuata ait hususlarını sistemli ve düzenli hale getirmek ümmetinin âlimlerine ve fakihlerine kaldı. Onlar da bunu en güzel şekilde yaptılar. Bize düşen onlara uymaktır.

    Sonuç olarak namazın sünnetlerini ve tesbihatını cemaatle yapmak “Şeâir-i İslamiye” (İslam’ın ve Müslümanların alameti) olmuş ve şahsi ibadetlerden üstün ve faziletli hale gelmiştir. Bu hususta ayrıca “İcma” vaki olmuştur. Bunun için bizlerin “Peygamberimiz (sav) namaz tesbihatını sahabe ile yapmazdı evinde yapardı veya ferdi yapardı” diye cemaatle yapmayı terk etmemiz çok yanlıştır. Cemaatle yapmak ferdi yapmaktan çok daha fazla sevaplıdır ve faziletlidir. Çünkü dini oluşturan sadece “Kitap ve Sünnet” değildir. “Kıyas ve İcma, Örf, Mesâlih-i Mürsele, Sedd-i Zerayi” gibi fıkhın kaynağı olan hususlar da dini teşkil eder. Bu kaynaklardan gelen her şey dindir ve dine uymaktır. Dine uymak ise ibadettir. Bu temel kaynaklardan birine muhalefet etmek ve karşı çıkmak günahtır.

    Namazın sünnetleri de böyledir. Teravih namazını cemaatle 20 rekât olarak kıldırmak Hz. Ömer’in (ra) tatbikatıdır. Hz. Ömer (ra) böyle bir içtihat yaparak cemaatle kıldırmasaydı bu gün kimse teravih kılmazdı. Bunun gibi farz namazların dışında kalan ve farzlara tabi olan vakit namazlarının sünnetlerini camide kılmak ve kıldırmak da Osmanlı ulemansın tatbikatıdır. Bunun için Türkler namazın sünnetlerine riayet ederek ve tam olarak kılmaktadırlar. Araplarda ve diğer İslam ülkelerinde “Sünnet evde kılınır” dedikleri için maalesef sünnetler terk edilmektedir. Camide kılınmayan sünnetleri camiden çıktıktan sonra kılmak binde bir kişi ancak yapar. Çünkü camiden çıkan eve gitmiyor ki evde kılsın. Çarşıya ve sokağa çıkılıyor. Camiden çıkınca birçok işler insanın ibadetine engel olur, nefsin ve şeytanın desiseleri ile sünnetler terk edilir. Buna fırsat vermemek lazımdır. Bunun için camide sünnetler kılınır ve tesbihat yapılır ve dua edilerek çıkılır. Farzı, sünneti, nafilesi, tesbihatı ve adabı ile tam bir ibadet yapılmış olur. Bir de “Mihrabiye” ve “Aşır” okunur, böylece güzel bir şekilde Kur’an da okunmuş ve dinlenmiş olur. Kamil bir manada vaktinde namaz eda edilmiş olur. Bundan da Allah ve peygamberi razı olur.

    Gelelim “Nur Talebelerinin Namaz Tesbihatına.” Risale-i Nur talebeleri Üstad Bediüzzaman Said Nursi’nin (ra) tavsiye ve tatbikatı ve hiç terk etmeyerek yapması ile camideki tesbihata ilave olarak peygamberimizin (sav) sünneti olan ve zamanla ümmetine tavsiye ettiği şekilde “Salâvatları ve Esma-i Hüsnâ”yı okumaktadırlar. Yine sünnete uygun olarak sabah akşam 10’ar defa “Lâ ilâhe İllallahü Vahdehu lâ şerîke lehu” zikrini tekrar eder ve “Allahümme ecirnâ mine’n-nâr!” duasını okurlar. Bunları okumak da sünnettir. Bediüzzaman bu zamanın dehşetini ve tehlikelerini dikkate alarak bu tehlikelerden Allah’a sığınmak ve okuyanları koruması için tesbihata ilave etmiştir. Nur talebeleri bu tesbihatı da bilenler ve okuyanlarla beraber cemaatle namaz kıldıklarında beraberce okurlar. Beraber okumak ayrı ayrı okumaktan daha sevaplı ve daha faziletlidir. Çünkü beraber okumakta cemaat sevabı vardır. Ayrıca birbirinin duasına günahsız ağızla, yani birbirlerine dua etmek vardır ki bu kabule daha yakındır. Allah rızasına daha uygundur. Şayet Nur talebeleri yalnız kılıyorlarsa yine tesbihatı tam olarak yapmalıdırlar. Şayet camide cemaatle namaz kılıyorlar ve duadan sonra camiden çıkıyorlar ise o zaman Bediüzzaman’ın tavsiye ettiği sünnet olan tesbihatı camiden çıkıp işine gidene kadar yolda yaparak tamamlamaları uygun olur. Böylece hem cemaatle tesbihat yapmış, hem de ferdi tesbihatını ve zikrini yapmış olurlar iki misli çok mükemmel bir ibadet yapmış, Allah’ın razı olacağı, peygamberin memnun olacağı şekilde ibadet etmiş olurlar.
    fikirbahçesi


  4. 08.Şubat.2016, 19:48
    3
    Misafir

    Cevap: Namaz Tesbihatını Peygamberimiz Cemaatle Yapar mıydı?

    Diyorsunuz ki cemaatle tesbihat yapmak bireysel yapmaktan daha faziletlidir.
    Sorarım size Peygamberimizin uygulamasında eksik mi gördünüzde bu uyarıyı yapıyorsunuz.
    Diyorsunuz ki din sadece Kuran- Sünnet degildir. İcma kıyas vs. vardir onlarlada amel edilir.
    Haklısınız icma kıyas var lakin alimler Kuran ve Sünnet te bulamadıgında bu amellerle hüküm vermisler.Kurana ve sünnete ters dùşen ictahatlar yapılmamıştır.


  5. 08.Şubat.2016, 19:48
    3
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Diyorsunuz ki cemaatle tesbihat yapmak bireysel yapmaktan daha faziletlidir.
    Sorarım size Peygamberimizin uygulamasında eksik mi gördünüzde bu uyarıyı yapıyorsunuz.
    Diyorsunuz ki din sadece Kuran- Sünnet degildir. İcma kıyas vs. vardir onlarlada amel edilir.
    Haklısınız icma kıyas var lakin alimler Kuran ve Sünnet te bulamadıgında bu amellerle hüküm vermisler.Kurana ve sünnete ters dùşen ictahatlar yapılmamıştır.





+ Yorum Gönder