Konusunu Oylayın.: Namaz rekatlarında şaşırdığımızda nasıl davranmalıyız?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Namaz rekatlarında şaşırdığımızda nasıl davranmalıyız?
  1. 30.Nisan.2012, 18:01
    1
    Misafir

    Namaz rekatlarında şaşırdığımızda nasıl davranmalıyız?






    Namaz rekatlarında şaşırdığımızda nasıl davranmalıyız? Mumsema namaz kılarken insan zihnine her türlü karışık düşünceler girmekte vebu da rekatları şaşırmamıza neden olmaktadır... eksik veya fazla okuduğumuz takdirde ne yapmalıyız..


  2. 30.Nisan.2012, 18:01
    1
    özlemgizem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    özlemgizem
    Misafir



    namaz kılarken insan zihnine her türlü karışık düşünceler girmekte vebu da rekatları şaşırmamıza neden olmaktadır... eksik veya fazla okuduğumuz takdirde ne yapmalıyız..


    Benzer Konular

    - Ateistlere nasıl davranmalıyız

    - İnanmayanlara nasıl davranmalıyız

    - Namaz kılmak istiyorum ama bir türlü kılamıyorum namaz sürelerini sırasıyla bilemiyorum sabah namazı

    - Birisi bizi överken nasıl davranmalıyız? Sesin çok güzel diyen birisine nasıl cevap vermeliyiz?

    - Misafirlikte nasıl davranmalıyız?

  3. 30.Nisan.2012, 19:04
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: namaz rekatlarında şaşırdığımızda nasıl davranmalıyız?




    Bir kimse namazında şüphelenerek üç mü yoksa dört mü kıldığını hatırlamasa, eğer yanılma olayı bu kişinin başına ilk defa gelmişse, yani bu gibi şüphelenmeler o kişide devamlı bir âdet hâline gelmemişse namazını yeniden kılmalıdır. O namaz batıl olmuştur. Bunu yeniden kılmak için oturarak selâm vermesi daha iyidir. Çünkü bu konuda şu hadis vardır:
    "Sizden biri namazında kaç rekât kıldığı hususunda şûpheye düşerse namazını yeniden kılsın." (1)
    Ibni Ebu Şeybe de Ibni Ömer'den şu hadisi rivayet etmiştir:
    "Üç rekât mı, dört rekât mı, kaç rekât kıldığını bilemeyen kişi, kaç kıldığını hatırlayıncaya kadar namazını yeniden kılacaktır."
    Hem böyle bir namazı yeniden kılan kaç rekât kıldığı hususunda kesin bir bilgiye tam olarak sahip olur.

    Fakat aynı namaza devam edecek olursa onu bu şekilde tam olarak yapamaz. Eğer selâm verdikten sonra, şüphe ortaya çıkacak olursa bu namazı yeniden kılmak gerekmez. Nitekim selâm vermeden önce ve teşehhüt miktarı oturduktan sonra da şüphe hâli arız olursa, yine namazı iade etmek gerekmez.

    Eğer böyle bir kimseye çoğu kez şüphelenme durumu geliyorsa, galip olan kanaatine göre namazına devam eder. Üç veya dört rekâttan hangisi hakkında kanaati ağır basıyorsa o tarafı tercih eder. Çünkü sık sık vesveseye düşen bir kimsenin namazını yeniden kılmasında güçlükler vardır. Ayrıca Hz. Peygamber (a.s.m) de şöyle buyuruyor:
    "Her kim namazında şüphelenirse, doğrusunu araştırsın."(2)
    Namazda şüphelenip kaç rekat kıldığı hususunda kesin bir görüş ve kanaate varamayan kimse, en az rekâtı esas alarak namazına devam eder. Çünkü en azı hakkındaki bilgi kesindir. Böyle bir kimse, oturması lâzım geldiğine kanaat getirdiği her yerde oturmalıdır. Bu suretle farz veya vacip olan oturuşu terk etmemiş, bunları kolayca yerine getirmiş olur.

    Yine bir kimse dört rekâtlı bir namazda, kılmakta olduğu rekâtın birinci mi, yoksa ikinci mi olduğu hususunda şüphelenirse araştırmasına göre amel eder. Eğer araştırması bir sonuç vermezse, o takdirde en azını esas kabul ederek namazına devam eder. Yani kılmakta olduğu rekâtı birinci rekât kabul eder ve ikinci rekât olma ihtimalinden dolayı oturur. Çünkü ikinci rekâtta oturmak vaciptir. Sonra kalkıp başka bir rekât daha kılarak oturur.

    En azı ile amel etmek gerektiğinin delili, Ebu Saîd el-Hudrî hadisidir. Hz. Peygamber (a.s.m) şöyle buyurdu:
    "Sizden biri namazın da şüphelenirde, üç mü, yoksa dört mü kıldığını bilemezse, şüphelenmeyi bıraksın ve en az rekâtı esas olarak namazına devam etsin." (3)
    Hadisin lafzı şöyledir:
    "Sizden biri şüphelendiği zaman doğruyu araştırsın, namazını tamamlasın." (a.g.e.)
    Böyle bir kişi namazın sonunda sehiv secdesi yapması gerekir.Kaynaklar:

    1. Zeylai bu hadis için garip demiştir. Nasbu'r-Raye II, 173
    2. Buhari ve Müslim bu hadisi İbn-i Mes'ud'dan merfu olarak tahric etmiştir
    3. a.g.e. II/174.
    Prof. Dr. Vehbe ZUHAYLİ, İslam Fıkhı Ansiklopedisi, s.220
    S.İslmyt



  4. 30.Nisan.2012, 19:04
    2
    Silent and lonely rains



    Bir kimse namazında şüphelenerek üç mü yoksa dört mü kıldığını hatırlamasa, eğer yanılma olayı bu kişinin başına ilk defa gelmişse, yani bu gibi şüphelenmeler o kişide devamlı bir âdet hâline gelmemişse namazını yeniden kılmalıdır. O namaz batıl olmuştur. Bunu yeniden kılmak için oturarak selâm vermesi daha iyidir. Çünkü bu konuda şu hadis vardır:
    "Sizden biri namazında kaç rekât kıldığı hususunda şûpheye düşerse namazını yeniden kılsın." (1)
    Ibni Ebu Şeybe de Ibni Ömer'den şu hadisi rivayet etmiştir:
    "Üç rekât mı, dört rekât mı, kaç rekât kıldığını bilemeyen kişi, kaç kıldığını hatırlayıncaya kadar namazını yeniden kılacaktır."
    Hem böyle bir namazı yeniden kılan kaç rekât kıldığı hususunda kesin bir bilgiye tam olarak sahip olur.

    Fakat aynı namaza devam edecek olursa onu bu şekilde tam olarak yapamaz. Eğer selâm verdikten sonra, şüphe ortaya çıkacak olursa bu namazı yeniden kılmak gerekmez. Nitekim selâm vermeden önce ve teşehhüt miktarı oturduktan sonra da şüphe hâli arız olursa, yine namazı iade etmek gerekmez.

    Eğer böyle bir kimseye çoğu kez şüphelenme durumu geliyorsa, galip olan kanaatine göre namazına devam eder. Üç veya dört rekâttan hangisi hakkında kanaati ağır basıyorsa o tarafı tercih eder. Çünkü sık sık vesveseye düşen bir kimsenin namazını yeniden kılmasında güçlükler vardır. Ayrıca Hz. Peygamber (a.s.m) de şöyle buyuruyor:
    "Her kim namazında şüphelenirse, doğrusunu araştırsın."(2)
    Namazda şüphelenip kaç rekat kıldığı hususunda kesin bir görüş ve kanaate varamayan kimse, en az rekâtı esas alarak namazına devam eder. Çünkü en azı hakkındaki bilgi kesindir. Böyle bir kimse, oturması lâzım geldiğine kanaat getirdiği her yerde oturmalıdır. Bu suretle farz veya vacip olan oturuşu terk etmemiş, bunları kolayca yerine getirmiş olur.

    Yine bir kimse dört rekâtlı bir namazda, kılmakta olduğu rekâtın birinci mi, yoksa ikinci mi olduğu hususunda şüphelenirse araştırmasına göre amel eder. Eğer araştırması bir sonuç vermezse, o takdirde en azını esas kabul ederek namazına devam eder. Yani kılmakta olduğu rekâtı birinci rekât kabul eder ve ikinci rekât olma ihtimalinden dolayı oturur. Çünkü ikinci rekâtta oturmak vaciptir. Sonra kalkıp başka bir rekât daha kılarak oturur.

    En azı ile amel etmek gerektiğinin delili, Ebu Saîd el-Hudrî hadisidir. Hz. Peygamber (a.s.m) şöyle buyurdu:
    "Sizden biri namazın da şüphelenirde, üç mü, yoksa dört mü kıldığını bilemezse, şüphelenmeyi bıraksın ve en az rekâtı esas olarak namazına devam etsin." (3)
    Hadisin lafzı şöyledir:
    "Sizden biri şüphelendiği zaman doğruyu araştırsın, namazını tamamlasın." (a.g.e.)
    Böyle bir kişi namazın sonunda sehiv secdesi yapması gerekir.Kaynaklar:

    1. Zeylai bu hadis için garip demiştir. Nasbu'r-Raye II, 173
    2. Buhari ve Müslim bu hadisi İbn-i Mes'ud'dan merfu olarak tahric etmiştir
    3. a.g.e. II/174.
    Prof. Dr. Vehbe ZUHAYLİ, İslam Fıkhı Ansiklopedisi, s.220
    S.İslmyt






+ Yorum Gönder