Konusunu Oylayın.: Namaz sırasında üstümüzü ve dağınık yerlerimizi düzeltmenin, Hanefi ve Şafii mezheplerine göre, hükmü nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Namaz sırasında üstümüzü ve dağınık yerlerimizi düzeltmenin, Hanefi ve Şafii mezheplerine göre, hükmü nedir?
  1. 27.Nisan.2012, 16:32
    1
    Misafir

    Namaz sırasında üstümüzü ve dağınık yerlerimizi düzeltmenin, Hanefi ve Şafii mezheplerine göre, hükmü nedir?






    Namaz sırasında üstümüzü ve dağınık yerlerimizi düzeltmenin, Hanefi ve Şafii mezheplerine göre, hükmü nedir? Mumsema Namaz sırasında üstümüzü ve dağınık yerlerimizi düzeltmenin, Hanefi ve Şafii mezheplerine göre, hükmü nedir?


  2. 27.Nisan.2012, 16:32
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 01.Mayıs.2012, 06:28
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Namaz sırasında üstümüzü ve dağınık yerlerimizi düzeltmenin, Hanefi ve Şafii mezheplerine göre, hükmü nedir?




    Şafii mezhebine göre:

    İhtiyaç olmaksızın elbise veya sakalla oynamak mekruhtur. Ama ter silmek veya yüzü rahatsız eden toprağı silmek gibi, ihtiyaçtan dolayı bazı hareketleri yapmak mekruh değildir.

    Namaz cinsinden olmayan amel-i kesir (fazla hareket) namazı bozar. Amel-i kesir; onu yapan kişinin başkalarına namazda değilmiş gibi bir izlenim bırakan fazla miktardaki hareketidir. Amel-i kesirin sınırı, peş peşe atılan üç adım veya bu manadaki bir sıçramadır. Bir mazerete dayalı olmadığı takdirde amel-i kesir namazı bozar.

    Hanefi mezhebine göre;

    Amel-i kesir,bakan birinin bu fiili işleyenin namazda olmadığına kesin olarak kanaat getirmesine sebep olan harekettir. Ama namazda olup olmadığı hususunda kesin bir kanaate ulaşmazsa bu hareket, amel-i kesir sayılmaz. (Ceziri, Mezahib, 1/305)

    Hanefi Mezhebine göre namazın mekruhları:

    1. Namaz kılarken elbisesiyle veya sakal ve bedeniyle meşgul olması, yani eliyle bu kısımlara dokunup oynaması, secde yerindeki küçük taş ve benzeri şeyleri eliyle gidermesi mekruhtur.

    Ashabdan Muaykıb (R.A.) diyor ki :

    Resûlullah (A.S.) Efendimize, secde yerindeki taşları elle gider­mekten sordum, buyurdular ki:
    «Namaz kılarken taşları gidermek­le meşgul olma. Âma herhalde onları gidermek istiyorsan bir tek defa elini dokundur.» (El-Cemaat rivayet etmiştir.)
    Ebû Zerr El-Gıffarî (R.A.)'den yapılan rivayete göre, Resûlullah (A.S.) Efendimiz buyurdu ki:
    «Sizden biriniz namaza kalktığında rahmet ona yönelir. O hal­de taşı gidermek için elini dokundurmasın.» (Ahmed bin Hanbel.)
    2.Secdeye varırken önden ya da arka kısımdan elbiseyi tutup kaldırmak mekruhtur. Ancak bu hareket çok hafif olur da sadece bir sıkıntıyı gidermeye matuf bulunursa, bazılarına göre kerahet olmaz. Günümüzde dar pantolonun secdeye gidilirken elle tutulup çekilmesi bu cümledendir. İki eli kullanmak bu konuda namazı bozmasâ bile kerahetten hâli değildir. Ancak çok hafif dokunmakta bir sakınca ol­madığını fukahadan bazısı söylemiştir. Her şeye rağmen dokunma­mak evlâdır. (Geniş bilgi için bak : Mi'racü'd-Liraye - Fetavâ-yi Hindiyye.)

    Rükû'a giderken elbise bedenine yapışmasın diye eliyle onu faz­la bir hareket göstermeden çözmesi, yani bir düğmesini açması mek­ruh değildir.

    Avuç içine veya alın kısmına yapışan taş, toprak, ot ve benzeri şeyleri -rahatsız ediyorsa- el ile dokunup gidermekte bir sakınca yok­tur. Rahatsız etmiyorsa, namazda bunu gidermek mekruh sayılmıştır. Ancak teşehhüdden önce henüz selâm vermeden gidermekte bir beis olmadığı belirtilmiştir. (Fetâvâ-yi Kaadıhan - El-Muhit / Serahsi.)

    Sıcak bir havada alın ve yüzde biriken teri el ile gidermekte de bir beis görülmemiştir. Ancak fazla bir harekette bulunmaması ge­rekir. (Fetâvâ-yi Kaadıhan - Fetâvâ-yi Hindiyye.)

    Nitekim sahih rivayetlerden anlıyoruz ki, Resûlullah (A.S.) Efendimiz namazda alnında biriken teri eliyle silmiştir. Ayrıca sec­deden başını kaldırdığında sağ ve soluna yayılan elbisesini de ha­fif bir hareketle toplamış veya eliyle hafif dokunarak yapışan şey­lerin dökülmesini sağlamıştır. (En-Nihaye - Fıkhü's-Sünne / Seyyid Sabık.)

    İmam Ebû Yusuf ile İmam Muhammed’e göre de böyle yapmak­ta bir beis yoktur. Ancak bunun nafile namazda olmasında bir beis olmadığı üzerinde duranlar var. Farzlarda ise mekruhtur, diyenler olmuştur. (Fazla bilgi için bak : Et-Tebyîn / Zeylaî.)

    3. Namazda (örneğin Tesbih Namazında) saymayı gerektiren bir husus varsa, parmak uçlarına dokunmak suretiyle bunu yerine getirmekte bir beis görülmemiştir. İşaretle yapılması mümkünse tercih edilir. (Fetâvâ-yi Kaadıhan.)

    Namaz dışında tesbihleri parmak uçlarıyla hesaplamakta bir sakınca görülmemiştir.

    4. Namazda parmak çıtlatmak ve parmakları birbirine kenet­lemek mekruhtur. Hattâ böyle bir hareketin namaz dışında da mek­ruh olduğunu söyleyenler olmuştur. (Fetâvâ-yi Kaadıhan - Fetâvâ-yi Hindiyye.)

    5. Namazda elleri koltuk altlarına gelecek veya yan boşlukla­ra dokunacak biçimde tutmak mekruhtur. Ebû Hüreyre (R.A.) di­yor ki :
    «Resûlullah (A.S.) Efendimiz namazda elleri koltuk veya yan boşluklara gelecek biçimde tutmayı menetti."(Ebû Dâvud.)
    Bu tür bir hareketin sadece namazda değil, namaz dışında da mekruh olduğu kabul edilmiştir. (Ez-Zâhidi - Fetâvâ-yi Hindiyye.)

    6. Namazda başı sağa veya sola çevirmek mekruhtur. Sadece göz ucuyla sağa sola bakmak mekruh sayılmamışsa da adaba uygun görülmemiştir. (Fetâvâ-yi Kaadıhan - El-Bedayi' / Kâsâni.)

    7. Namazda gözleri göğe doğru çevirmek de mekruhtur. Nitekim Ahmed bin Hanbel, Müslim ve Nesâî'nin tespit ettikleri sahih bir rivayette, Resûlullah (A.S.) Efendimizin namazda böyle yapmayı menettiği belirtilmiştir.

    8. Teşehhüdde veya iki secde arasında kalçayı yere koyup di­zini dikerek oturmak mekruhtur. Çünkü Resûlullah (A.S.) Efendi­mizin böyle oturduğu vaki değildir. Ayrıca böyle oturanları uyar­dığı rivayet yoluyla sabit olmuştur. (Fazla bilgi için bak : El-Hidâye / Merğinani.) Sahih olan da bu görüştür.

    Bunun gibi namazda iki ayağını dikip ökçeleri üzerine otur­mak, dizleri göğse dayamak suretiyle bir oturma biçimi almak ve el­leri yere dayayarak -hiç bir özür yokken- hasta kimse görümünde oturmak da mekruhtur.

    9. Namazda iken verilen selâmı duyulmayacak şekilde alıp ce­vaplandırmak mekruhtur. Bunu el işaretiyle de alıp cevaplandırmak böyledir.

    10. Namazda -hiçbir özür yokken- bağdaş kurup oturmak da mekruhtur. (Et-Tebyin / Zeylai.)

    11. Secdede yine bir özür olmadığı halde kolları yere sererek vaziyet almak mekruhtur.

    Namazda üzerindeki üstlüğün yenlerine kolunu geçirmeden durmakta kerahet yoktur. Muhtar olan kavi budur. Ancak pelerin gibi genişçe bir kaftan giyen kimsenin kollarını yenlerine takması ve mümkünse belini bir kemerle bağlaması daha uygun olur. (Fetâvâ-yi Kaadıhan.)

    (Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 1/359-360.)


  4. 01.Mayıs.2012, 06:28
    2
    Moderatör



    Şafii mezhebine göre:

    İhtiyaç olmaksızın elbise veya sakalla oynamak mekruhtur. Ama ter silmek veya yüzü rahatsız eden toprağı silmek gibi, ihtiyaçtan dolayı bazı hareketleri yapmak mekruh değildir.

    Namaz cinsinden olmayan amel-i kesir (fazla hareket) namazı bozar. Amel-i kesir; onu yapan kişinin başkalarına namazda değilmiş gibi bir izlenim bırakan fazla miktardaki hareketidir. Amel-i kesirin sınırı, peş peşe atılan üç adım veya bu manadaki bir sıçramadır. Bir mazerete dayalı olmadığı takdirde amel-i kesir namazı bozar.

    Hanefi mezhebine göre;

    Amel-i kesir,bakan birinin bu fiili işleyenin namazda olmadığına kesin olarak kanaat getirmesine sebep olan harekettir. Ama namazda olup olmadığı hususunda kesin bir kanaate ulaşmazsa bu hareket, amel-i kesir sayılmaz. (Ceziri, Mezahib, 1/305)

    Hanefi Mezhebine göre namazın mekruhları:

    1. Namaz kılarken elbisesiyle veya sakal ve bedeniyle meşgul olması, yani eliyle bu kısımlara dokunup oynaması, secde yerindeki küçük taş ve benzeri şeyleri eliyle gidermesi mekruhtur.

    Ashabdan Muaykıb (R.A.) diyor ki :

    Resûlullah (A.S.) Efendimize, secde yerindeki taşları elle gider­mekten sordum, buyurdular ki:
    «Namaz kılarken taşları gidermek­le meşgul olma. Âma herhalde onları gidermek istiyorsan bir tek defa elini dokundur.» (El-Cemaat rivayet etmiştir.)
    Ebû Zerr El-Gıffarî (R.A.)'den yapılan rivayete göre, Resûlullah (A.S.) Efendimiz buyurdu ki:
    «Sizden biriniz namaza kalktığında rahmet ona yönelir. O hal­de taşı gidermek için elini dokundurmasın.» (Ahmed bin Hanbel.)
    2.Secdeye varırken önden ya da arka kısımdan elbiseyi tutup kaldırmak mekruhtur. Ancak bu hareket çok hafif olur da sadece bir sıkıntıyı gidermeye matuf bulunursa, bazılarına göre kerahet olmaz. Günümüzde dar pantolonun secdeye gidilirken elle tutulup çekilmesi bu cümledendir. İki eli kullanmak bu konuda namazı bozmasâ bile kerahetten hâli değildir. Ancak çok hafif dokunmakta bir sakınca ol­madığını fukahadan bazısı söylemiştir. Her şeye rağmen dokunma­mak evlâdır. (Geniş bilgi için bak : Mi'racü'd-Liraye - Fetavâ-yi Hindiyye.)

    Rükû'a giderken elbise bedenine yapışmasın diye eliyle onu faz­la bir hareket göstermeden çözmesi, yani bir düğmesini açması mek­ruh değildir.

    Avuç içine veya alın kısmına yapışan taş, toprak, ot ve benzeri şeyleri -rahatsız ediyorsa- el ile dokunup gidermekte bir sakınca yok­tur. Rahatsız etmiyorsa, namazda bunu gidermek mekruh sayılmıştır. Ancak teşehhüdden önce henüz selâm vermeden gidermekte bir beis olmadığı belirtilmiştir. (Fetâvâ-yi Kaadıhan - El-Muhit / Serahsi.)

    Sıcak bir havada alın ve yüzde biriken teri el ile gidermekte de bir beis görülmemiştir. Ancak fazla bir harekette bulunmaması ge­rekir. (Fetâvâ-yi Kaadıhan - Fetâvâ-yi Hindiyye.)

    Nitekim sahih rivayetlerden anlıyoruz ki, Resûlullah (A.S.) Efendimiz namazda alnında biriken teri eliyle silmiştir. Ayrıca sec­deden başını kaldırdığında sağ ve soluna yayılan elbisesini de ha­fif bir hareketle toplamış veya eliyle hafif dokunarak yapışan şey­lerin dökülmesini sağlamıştır. (En-Nihaye - Fıkhü's-Sünne / Seyyid Sabık.)

    İmam Ebû Yusuf ile İmam Muhammed’e göre de böyle yapmak­ta bir beis yoktur. Ancak bunun nafile namazda olmasında bir beis olmadığı üzerinde duranlar var. Farzlarda ise mekruhtur, diyenler olmuştur. (Fazla bilgi için bak : Et-Tebyîn / Zeylaî.)

    3. Namazda (örneğin Tesbih Namazında) saymayı gerektiren bir husus varsa, parmak uçlarına dokunmak suretiyle bunu yerine getirmekte bir beis görülmemiştir. İşaretle yapılması mümkünse tercih edilir. (Fetâvâ-yi Kaadıhan.)

    Namaz dışında tesbihleri parmak uçlarıyla hesaplamakta bir sakınca görülmemiştir.

    4. Namazda parmak çıtlatmak ve parmakları birbirine kenet­lemek mekruhtur. Hattâ böyle bir hareketin namaz dışında da mek­ruh olduğunu söyleyenler olmuştur. (Fetâvâ-yi Kaadıhan - Fetâvâ-yi Hindiyye.)

    5. Namazda elleri koltuk altlarına gelecek veya yan boşlukla­ra dokunacak biçimde tutmak mekruhtur. Ebû Hüreyre (R.A.) di­yor ki :
    «Resûlullah (A.S.) Efendimiz namazda elleri koltuk veya yan boşluklara gelecek biçimde tutmayı menetti."(Ebû Dâvud.)
    Bu tür bir hareketin sadece namazda değil, namaz dışında da mekruh olduğu kabul edilmiştir. (Ez-Zâhidi - Fetâvâ-yi Hindiyye.)

    6. Namazda başı sağa veya sola çevirmek mekruhtur. Sadece göz ucuyla sağa sola bakmak mekruh sayılmamışsa da adaba uygun görülmemiştir. (Fetâvâ-yi Kaadıhan - El-Bedayi' / Kâsâni.)

    7. Namazda gözleri göğe doğru çevirmek de mekruhtur. Nitekim Ahmed bin Hanbel, Müslim ve Nesâî'nin tespit ettikleri sahih bir rivayette, Resûlullah (A.S.) Efendimizin namazda böyle yapmayı menettiği belirtilmiştir.

    8. Teşehhüdde veya iki secde arasında kalçayı yere koyup di­zini dikerek oturmak mekruhtur. Çünkü Resûlullah (A.S.) Efendi­mizin böyle oturduğu vaki değildir. Ayrıca böyle oturanları uyar­dığı rivayet yoluyla sabit olmuştur. (Fazla bilgi için bak : El-Hidâye / Merğinani.) Sahih olan da bu görüştür.

    Bunun gibi namazda iki ayağını dikip ökçeleri üzerine otur­mak, dizleri göğse dayamak suretiyle bir oturma biçimi almak ve el­leri yere dayayarak -hiç bir özür yokken- hasta kimse görümünde oturmak da mekruhtur.

    9. Namazda iken verilen selâmı duyulmayacak şekilde alıp ce­vaplandırmak mekruhtur. Bunu el işaretiyle de alıp cevaplandırmak böyledir.

    10. Namazda -hiçbir özür yokken- bağdaş kurup oturmak da mekruhtur. (Et-Tebyin / Zeylai.)

    11. Secdede yine bir özür olmadığı halde kolları yere sererek vaziyet almak mekruhtur.

    Namazda üzerindeki üstlüğün yenlerine kolunu geçirmeden durmakta kerahet yoktur. Muhtar olan kavi budur. Ancak pelerin gibi genişçe bir kaftan giyen kimsenin kollarını yenlerine takması ve mümkünse belini bir kemerle bağlaması daha uygun olur. (Fetâvâ-yi Kaadıhan.)

    (Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 1/359-360.)





+ Yorum Gönder