Konusunu Oylayın.: Namazda sadece dilimizi oynatarak ses çıkarmadan namaz kılabilirmiyiz?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Namazda sadece dilimizi oynatarak ses çıkarmadan namaz kılabilirmiyiz?
  1. 15.Nisan.2012, 19:08
    1
    Misafir

    Namazda sadece dilimizi oynatarak ses çıkarmadan namaz kılabilirmiyiz?






    Namazda sadece dilimizi oynatarak ses çıkarmadan namaz kılabilirmiyiz? Mumsema Selamun Aleykum,benim sorum şu,namazda sadece dilimizi oynatarak ses çıkarmadan namaz kılabilirmiyiz? ben sesli kılıyorum namazları ve nefessiz kalıyorum çok,dilimizi oynatıp namaz kılmak sahih olurmu? gizli okumadan kasıt nedir ses çıkarmamak mı? şimdiden ALLAH razı olsun.


  2. 15.Nisan.2012, 19:08
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Selamun Aleykum,benim sorum şu,namazda sadece dilimizi oynatarak ses çıkarmadan namaz kılabilirmiyiz? ben sesli kılıyorum namazları ve nefessiz kalıyorum çok,dilimizi oynatıp namaz kılmak sahih olurmu? gizli okumadan kasıt nedir ses çıkarmamak mı? şimdiden ALLAH razı olsun.


    Benzer Konular

    - Ayaklarımız çıplak olarak namaz kılabilirmiyiz?

    - Tuvaletten sonraki sızıntı elbiseye damlarsa namaz kılabilirmiyiz

    - Evimizde ailece cemaat olup namaz kılabilirmiyiz?

    - Cünüp oldugumuzda aldıgımız gusül abdesti ile namaz kılabilirmiyiz?Çorap giymedende namaz kılınabili

    - Ayakkabılarımızı çıkarmadan namaz kılabilir miyiz?

  3. 15.Nisan.2012, 22:22
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: namazda sadece dilimizi oynatarak ses çıkarmadan namaz kılabilirmiyiz?




    ve aleykumusselam konu hakkında bilgi için
    eklenen yazıyı okuyabilirsiniz


    ---------------------------

    KIRAATTA HAFİ
    İkram etmek, vermek anlamındaki "h-f-v" kökünden türeyen "hafî" (çoğulu, hufevâ') çok ikram eden, bir şeyi derinlemesine bilen âlim demektir. Allah'ın sıfatı olarak hafî; çok ikram eden, son derece iyilik ve lütuf sahibi, her şeyi bilen demektir.
    Bu kelime Kur'ân'da iki âyette; biri bilen, haberdar olan anlamında peygamberin sıfatı (A'râf, 7/186), diğeri de Allah'ın sıfatı olarak geçmiştir: "(İbrahim babasına) selam sana" dedi. Senin için Rabbimden mağfiret dileyeceğim. Çünkü o bana çok lütufkârdır (hafî)" (Meryem, 19/47). (İ.K.)
    Fıkıh usulü terimi olarak hafî; haricî bir sebepten dolayı kapsamındaki fertlerin bir kısmına delaletinde kapalılık bulunan lafıza denir. Fıkıhta ise, namazlarda kıraatin gizli yapılması manasına gelmektedir.

    Fıkıh usulünde âyet ve hadis lafızları açıklık ve kapalılık yönünden bir tasnife tabi tutulmuştur.
    Manası kapalı olan lafızlar da kendi arasında, hafî, müşkil, mücmel ve müteşâbih olmak üzere dörde ayrılmıştır.
    Bunlardan hafî, kapalılık derecesi en az olanıdır.

    Aslında âyet ve hadisin lafzında bir kapalılık bulunmamakla birlikte, bir kısım olay veya şeylerin bu nassın kapsamına girip girmediğinde kapalılık mevcuttur.
    Başka bir ifadeyle hafî, kapsamında bulunması muhtemel fertlerden birine veya bir kısmına delaletinde kapalılık bulunmasıdır. Bu kapalılık, lafzın olaylara tatbiki sırasında ortaya çıkmakta olup çoğunlukla, normal olarak lafzın kapsamında bulunması gereken fertlerden birinin özel ve ayrı bir adlandırma veya hükme konu olmasından kaynaklanmaktadır.
    Eksik veya fazla bazı özellikleri sebebiyle başka adlar alan bu fertlerin lafzın kapsamına girip girmediği açık değildir. Meselâ; kefen soyucu ve yankesici hırsız sayılıp sayılmayacağında böyle bir kapalılık söz konusudur.
    Hafî lafızdaki kapalılık, bu yönde yapılacak bir inceleme ve araştırma ile giderilebilir. Müçtehit, bu konudaki nasslara başvurmak ve hükmün konmasındaki gayeyi göz önünde bulundurmak suretiyle yapılan bir araştırma sonucunda, lafzın manasının kapalılık bulunan fertlerde tam olarak gerçekleştiği kanaatine varırsa, hükmün bunlara da uygulanacağına karar verir; bu kanaate ulaşmazsa, aksi yönde hükmeder.

    Kıraatin hafî olarak yapılması, okuyanın kendinin işitebileceği kadar bir sesle okumasıdır.
    Namazda, Fatiha ve zammu sûrelerin dili kıpırdatmaksızın ve ses çıkarmadan zihinden geçirilmesi kıraat olarak kabul edilmemiştir.

    Ancak kıraat ederken yanındakine işittirecek ve onun huşû ve huzurunu bozacak derecede yapması da doğru değildir. Namaz dışında ise, dili hareket ettirmeden Kur'ân okumak ibadet olarak kabul edilmiştir.

    Cemaatle ve tek başına kılınan namazlarda, öğle ve ikindi namazları ile gündüz kılınan nafile namazlarda, kıraatin hafî olarak yapılması gerekir. Tek başına kılınması halinde sabah, akşam ve yatsı ile gece kılınan nafile namazlarda kişi serbesttir; dilerse sesli (cehrî), isterse gizli (hafî) okuyabilir. Ancak bu namazların cemaatle kılınması halinde, ayrıca Cuma ve bayram namazlarında imamın sesli olarak okuması vaciptir. (İ.P.)
    diyanet gov.tr



  4. 15.Nisan.2012, 22:22
    2
    Silent and lonely rains



    ve aleykumusselam konu hakkında bilgi için
    eklenen yazıyı okuyabilirsiniz


    ---------------------------

    KIRAATTA HAFİ
    İkram etmek, vermek anlamındaki "h-f-v" kökünden türeyen "hafî" (çoğulu, hufevâ') çok ikram eden, bir şeyi derinlemesine bilen âlim demektir. Allah'ın sıfatı olarak hafî; çok ikram eden, son derece iyilik ve lütuf sahibi, her şeyi bilen demektir.
    Bu kelime Kur'ân'da iki âyette; biri bilen, haberdar olan anlamında peygamberin sıfatı (A'râf, 7/186), diğeri de Allah'ın sıfatı olarak geçmiştir: "(İbrahim babasına) selam sana" dedi. Senin için Rabbimden mağfiret dileyeceğim. Çünkü o bana çok lütufkârdır (hafî)" (Meryem, 19/47). (İ.K.)
    Fıkıh usulü terimi olarak hafî; haricî bir sebepten dolayı kapsamındaki fertlerin bir kısmına delaletinde kapalılık bulunan lafıza denir. Fıkıhta ise, namazlarda kıraatin gizli yapılması manasına gelmektedir.

    Fıkıh usulünde âyet ve hadis lafızları açıklık ve kapalılık yönünden bir tasnife tabi tutulmuştur.
    Manası kapalı olan lafızlar da kendi arasında, hafî, müşkil, mücmel ve müteşâbih olmak üzere dörde ayrılmıştır.
    Bunlardan hafî, kapalılık derecesi en az olanıdır.

    Aslında âyet ve hadisin lafzında bir kapalılık bulunmamakla birlikte, bir kısım olay veya şeylerin bu nassın kapsamına girip girmediğinde kapalılık mevcuttur.
    Başka bir ifadeyle hafî, kapsamında bulunması muhtemel fertlerden birine veya bir kısmına delaletinde kapalılık bulunmasıdır. Bu kapalılık, lafzın olaylara tatbiki sırasında ortaya çıkmakta olup çoğunlukla, normal olarak lafzın kapsamında bulunması gereken fertlerden birinin özel ve ayrı bir adlandırma veya hükme konu olmasından kaynaklanmaktadır.
    Eksik veya fazla bazı özellikleri sebebiyle başka adlar alan bu fertlerin lafzın kapsamına girip girmediği açık değildir. Meselâ; kefen soyucu ve yankesici hırsız sayılıp sayılmayacağında böyle bir kapalılık söz konusudur.
    Hafî lafızdaki kapalılık, bu yönde yapılacak bir inceleme ve araştırma ile giderilebilir. Müçtehit, bu konudaki nasslara başvurmak ve hükmün konmasındaki gayeyi göz önünde bulundurmak suretiyle yapılan bir araştırma sonucunda, lafzın manasının kapalılık bulunan fertlerde tam olarak gerçekleştiği kanaatine varırsa, hükmün bunlara da uygulanacağına karar verir; bu kanaate ulaşmazsa, aksi yönde hükmeder.

    Kıraatin hafî olarak yapılması, okuyanın kendinin işitebileceği kadar bir sesle okumasıdır.
    Namazda, Fatiha ve zammu sûrelerin dili kıpırdatmaksızın ve ses çıkarmadan zihinden geçirilmesi kıraat olarak kabul edilmemiştir.

    Ancak kıraat ederken yanındakine işittirecek ve onun huşû ve huzurunu bozacak derecede yapması da doğru değildir. Namaz dışında ise, dili hareket ettirmeden Kur'ân okumak ibadet olarak kabul edilmiştir.

    Cemaatle ve tek başına kılınan namazlarda, öğle ve ikindi namazları ile gündüz kılınan nafile namazlarda, kıraatin hafî olarak yapılması gerekir. Tek başına kılınması halinde sabah, akşam ve yatsı ile gece kılınan nafile namazlarda kişi serbesttir; dilerse sesli (cehrî), isterse gizli (hafî) okuyabilir. Ancak bu namazların cemaatle kılınması halinde, ayrıca Cuma ve bayram namazlarında imamın sesli olarak okuması vaciptir. (İ.P.)
    diyanet gov.tr






+ Yorum Gönder