Konusunu Oylayın.: Bizler menfatımız için mi namaz kılarız?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Bizler menfatımız için mi namaz kılarız?
  1. 20.Mart.2012, 18:20
    1
    Misafir

    Bizler menfatımız için mi namaz kılarız?






    Bizler menfatımız için mi namaz kılarız? Mumsema Bizler menfatımız içinmi namaz kılarız Bizler neden namaz kılmaktayız açıklar mısınız ?


  2. 20.Mart.2012, 18:20
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Bizler menfatımız içinmi namaz kılarız Bizler neden namaz kılmaktayız açıklar mısınız ?


    Benzer Konular

    - Günde kaç vakit namaz kılarız ?

    - Niçin namaz kılarız?

    - Bizler nasıl huşu ile namaz kılabiliriz ?

    - Neden namaz kılarız ?

    - Sırf Allah için ihlaslı bir şekilde nasıl namaz kılarız?

  3. 20.Mart.2012, 19:15
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: bizler menfatımız için mi namaz kılarız?




    Kainat büyük ve geniş bir halka ve daire şeklindedir, merkezinde ise hayat vardır. Yani her şey hayatın varlık bulması için tanzim ediliyor. Yıldızların dizilişinden tut ta güneşin belli bir yörünge içinde dönmesine, havadan tut ta toprağa kadar her şey hayata hizmet ettiriliyor.

    Yine hayat büyük ve geniş bir daire şeklindedir, merkezinde ise rızık vardır. Bütün hayat sahipleri olan bitkiler, hayvanlar ve insanlar hayatın merkezi olan rızkın peşinde ve etrafında dolaşıyor. Bütün hayatlıların rızka olan ihtiyacı aşk derecesine çıkmış. Adeta hayat eşittir rızık şekline girmiş. Allah, rızık merkezini o kadar geniş ve zengin bir şekilde tanzim etmiş ki Allah’ın bütün isim ve sıfatlarının mana ve tecellileri, âdeta rızkın içinde merkezileşip toplamış. Rızkın bütün çeşitlerini tadıp tartacak kıvamda ve donanımda olan insan mahiyeti, bir nevi bütün isim ve sıfatların da idrak ve şuurunda olabilir bir mahiyettedir.

    Nasıl her şey rızkın etrafında daire ve halka olmuş ona hizmet ediyor ise, rızık dahi bir daire ve halka olup, merkezine şükür konulmuş. Yani rızkın merkezi ve itici kuvveti şükürdür. Rızka muhtaç olan bütün hayatlıların rızka olan aşkı ve ihtiyacı, şükrün en önemli teşvikçisi ve itici kuvvetidir. Bu ifade etmeye çalıştığımız manalar
    Yirmi Sekizinci Mektup'taki Şükür Risalesi'nde geçmektedir; orayı okumakta fayda vardır.

    Demek ki, şu kainatı bir ağaç olarak düşünürsek, meyve ve neticesi şükürdür. Şükrün en kapsamlı ve külli olanı ise namazdır. Evet namaz Üstad'ın ifadesi ile külli bir şükürdür. Namaz olmaz ise şükürolmaz, şükür olmaz ise rızık olmaz, rızık olmaz ise hayat olmaz, hayat olmaz ise kainat olmaz. Demek ibadetlerin özü olan namaz şu kainatın kaim bir sebebi, asıl bir direği hükmündedir. Kur’an’ın ısrarla namazı emretmesi ve insanın en önemli bir kulluk vazifesi olması bundan dolayıdır.

    İnsanın kendi ömür sermayesi ve kuvveti ile Allah’ın sayısız ihsan ve ikramlarına karşılık vermesi ve şükürde bulunması imkansızdır. Değil bütün nimetleri, iki gözün şükrünü bile binlerce sene ibadet etse karşılığını veremez. Ama Allah kereminden insana diyor ki, "siz benim emrettiğim namazı kılın, ben sizi bütün nimetlerime ve ihsanlarıma şükür etmiş gibi sizden kabul edeyim, namaz sayesinde sizi şakirler sınıfından yazayım" diyor. İnsanın böyle cazip bir teklife ilgisiz kalması akıl karı olamaz. Namaz Allah’ın sayısız nimetlerine teşekkür etmek için bir fırsattır, bunu kaçırmak ise büyük bir hasarettir. Bu yüzden insan namaz kılmalıdır.

    Risale-i Nurların bir çok yerinde, özellikle
    Dördüncü Söz, Dokuzuncu Söz ve Yirmi Birinci Sözlerde, namaza dair detaylı bilgiler vardır. Buraların güzelce mütalaa edilmesi maksadı, daha güzel ifade eder kanaatindeyiz.
    S.Risale



  4. 20.Mart.2012, 19:15
    2
    Silent and lonely rains



    Kainat büyük ve geniş bir halka ve daire şeklindedir, merkezinde ise hayat vardır. Yani her şey hayatın varlık bulması için tanzim ediliyor. Yıldızların dizilişinden tut ta güneşin belli bir yörünge içinde dönmesine, havadan tut ta toprağa kadar her şey hayata hizmet ettiriliyor.

    Yine hayat büyük ve geniş bir daire şeklindedir, merkezinde ise rızık vardır. Bütün hayat sahipleri olan bitkiler, hayvanlar ve insanlar hayatın merkezi olan rızkın peşinde ve etrafında dolaşıyor. Bütün hayatlıların rızka olan ihtiyacı aşk derecesine çıkmış. Adeta hayat eşittir rızık şekline girmiş. Allah, rızık merkezini o kadar geniş ve zengin bir şekilde tanzim etmiş ki Allah’ın bütün isim ve sıfatlarının mana ve tecellileri, âdeta rızkın içinde merkezileşip toplamış. Rızkın bütün çeşitlerini tadıp tartacak kıvamda ve donanımda olan insan mahiyeti, bir nevi bütün isim ve sıfatların da idrak ve şuurunda olabilir bir mahiyettedir.

    Nasıl her şey rızkın etrafında daire ve halka olmuş ona hizmet ediyor ise, rızık dahi bir daire ve halka olup, merkezine şükür konulmuş. Yani rızkın merkezi ve itici kuvveti şükürdür. Rızka muhtaç olan bütün hayatlıların rızka olan aşkı ve ihtiyacı, şükrün en önemli teşvikçisi ve itici kuvvetidir. Bu ifade etmeye çalıştığımız manalar
    Yirmi Sekizinci Mektup'taki Şükür Risalesi'nde geçmektedir; orayı okumakta fayda vardır.

    Demek ki, şu kainatı bir ağaç olarak düşünürsek, meyve ve neticesi şükürdür. Şükrün en kapsamlı ve külli olanı ise namazdır. Evet namaz Üstad'ın ifadesi ile külli bir şükürdür. Namaz olmaz ise şükürolmaz, şükür olmaz ise rızık olmaz, rızık olmaz ise hayat olmaz, hayat olmaz ise kainat olmaz. Demek ibadetlerin özü olan namaz şu kainatın kaim bir sebebi, asıl bir direği hükmündedir. Kur’an’ın ısrarla namazı emretmesi ve insanın en önemli bir kulluk vazifesi olması bundan dolayıdır.

    İnsanın kendi ömür sermayesi ve kuvveti ile Allah’ın sayısız ihsan ve ikramlarına karşılık vermesi ve şükürde bulunması imkansızdır. Değil bütün nimetleri, iki gözün şükrünü bile binlerce sene ibadet etse karşılığını veremez. Ama Allah kereminden insana diyor ki, "siz benim emrettiğim namazı kılın, ben sizi bütün nimetlerime ve ihsanlarıma şükür etmiş gibi sizden kabul edeyim, namaz sayesinde sizi şakirler sınıfından yazayım" diyor. İnsanın böyle cazip bir teklife ilgisiz kalması akıl karı olamaz. Namaz Allah’ın sayısız nimetlerine teşekkür etmek için bir fırsattır, bunu kaçırmak ise büyük bir hasarettir. Bu yüzden insan namaz kılmalıdır.

    Risale-i Nurların bir çok yerinde, özellikle
    Dördüncü Söz, Dokuzuncu Söz ve Yirmi Birinci Sözlerde, namaza dair detaylı bilgiler vardır. Buraların güzelce mütalaa edilmesi maksadı, daha güzel ifade eder kanaatindeyiz.
    S.Risale






+ Yorum Gönder