Konusunu Oylayın.: Sizi süvariler kovalasa bile sabah namazının sünnetini kaçırmayınız hadisindeki sebep nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Sizi süvariler kovalasa bile sabah namazının sünnetini kaçırmayınız hadisindeki sebep nedir?
  1. 10.Ocak.2012, 22:09
    1
    Misafir

    Sizi süvariler kovalasa bile sabah namazının sünnetini kaçırmayınız hadisindeki sebep nedir?






    Sizi süvariler kovalasa bile sabah namazının sünnetini kaçırmayınız hadisindeki sebep nedir? Mumsema “Sizi süvariler kovalasa bile sabah namazının sünnetini kaçırmayınız.” hadisindeki sebep nedir?


  2. 10.Ocak.2012, 22:09
    1
    Misafir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Misafir
    Misafir
  3. 10.Ocak.2012, 23:53
    2
    mumsema
    Administrator

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Ocak.2007
    Üye No: 1
    Mesaj Sayısı: 10,075
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: “Sizi süvariler kovalasa bile sabah namazının sünnetini kaçırmayınız.” hadisindeki sebep nedir?




    "Farz namazlardan önce kılınan sünnetler, şeytanın hevesini, desiselerini ve vesveselerini kesmektedir." Şeytan: Bu adam farz olmayan namazı bile bırakmadı; hiç farz namazı bırakır mı! diyerek hevesi kırılır. Bu nedenle sabah sünnetle başlamak şeytanın hevesini kırmak açısından önemlidir.
    Bir hadiste bu nitelikteki sünnetler şöyle belirlenmiştir: "Her kim bir gün ve gecede, farz namazlar dışında on iki rekat namaz kılarsa, Allah Teâlâ ona cennette bir ev bina edecektir. Bunlar şu namazlardır: Sabah namazından önce iki rekat, öğleden önce dört rekat, öğleden sonra iki rekat, akşamdan sonra iki rekat ve yatsıdan sonra iki rekat." (Tirmizi, Salât, 189; Nesâî, Kıyâmül-Leyl, 66; İbn Mâce, İkâme, 100)
    Ancak, Peygamber Efendimiz sabah namazının sünnetine diğer sünnetlerden daha çok önem vermiş ve bunun terkedilmemesini istemiştir. Nitekim, soruda da geçtiği üzere “Düşman süvarisi kovalasa bile sabah namazının iki rekât sünnetini terketmeyin" (Ebu Davud, 2/301, no: 1258; Ahmed b. Hanbel, 2/405) buyurarak, zor şartlarda bile mümkün olduğu kadar bu sünnetin kılınmasına işaret etmişlerdir.
    Bu hadis-i şerif iki şekilde anlaşılmıştır:

    1. "İçinde bulunduğunuz süvari birliği düşman üzerine hücum zamanı geldiği için sizi harekete geçirmek istese, birliği kaybedip, çölde yalnız kalma pahasına da olsa sabah namazının sünneti bırakmayınız."
    2. "Düşman atlıları sizi öldürmek için peşinizi takip ediyor olsa bile, yine sabah namazının sünnetini terk etmeyiniz."
    Dehlevî ve Hüseyin b. Muhsin el-Ensârî gibi alimler ikinci mânâ üzerinde durmuşlar ve bu hadisten maksadın düşman saldırısı karşısında kalmak gibi sıkışık durumlarda bile sabah namazının sünnetinin terk edilemeyeceğini ifâde etmek olduğunu söylemişlerdir. Hanefî alimlerinden Aynî de Hidâye şerhinde hadis-i şerife ikinci mânâyı vermiştir. (Aynî, Binâye 2/527)
    Hafız Münâvî de, el-Câmiü's-Sağîr şerhinde ikinci mânâ üzerinde durarak hadisi şöyle açıklamıştır: "Düşman atlıları sizi kovalasa bile sabah namazının sünnetini terk etmeyiniz. Yaya iseniz de binitli iseniz de, gerek kıbleye, gerekse başka bir yöne doğru, imâ ile de olsa, yine sabah namazının sünnetini kılınız. Hadis-i şerifteki bu ifâde sabah namazının iki rekat sünnetinin önemini göstermekte, gerek korku gerek güven ortamında, gerek yolculukta gerekse yolculuk dışında, kısaca her şart ve durumda onu kılmaya teşvik etmektedir." (Feyzu'l-Kadîr, 6/393)
    Böyle tehlikeli ve şiddetli anlarda bile bir kimsenin sabah namazının sünnetini terketmekten sakındırılmasına bakarak bazı alimler, sabah namazının sünnetinin vâcib olduğunu söylemişlerdir. Hasan el-Basrî de bu kanaattedir.
    Ancak alimlerin büyük çoğunluğu senedinde Abdurrahman b. İshak el-Medenî ve Abdu Rabbih b. Seylân gibi tenkid edilen râviler bulunduğu için bu hadisin delil olamayacağını, delil niteliğini taşıdığı bir an için kabul edilse bile hadisin hakiki mânâya alınamayacağını, sadece, sabah namazının sünnetini kılmaya teşvik anlamına geldiğini söylemişlerdir. (bk. Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 4/506-507)
    Sabah namazının sünnetinin önemini bildiren bu ve benzeri hadislerden dolayıdır ki, diğer namazlar kazaya kaldığı zaman sadece farzları kaza edilirken, sabah namazı kazaya kaldığı zaman öğleden önce kılındığı zaman sünnetiyle beraber kaza edilir.
    Ayrıca kamet getirilince sünnet kılınmaz iken, sabah namazının sünnetini kılıp cemaat selam vermeden yetişeceğine ümidi olan kişi, önce sabah namazının sünnetini kılar sonra imama uyar.

    Bununla beraber vakit kısıtlı ise ve farzın vakit içerisinde kılınamayacağından korkulursa sünneti terk edip sadece farzını kılmak gerekir.

    Bu açıdan sabah namazının farzından önce kılınan iki rekatlık sünnet, sünnet namazlar içinde en kuvvetli bir sünnettir. Nitekim başka bir hadiste de "Sabah namazının iki rekatı sünneti dünyadan ve dünyada bulunan her şeyden daha hayırlıdır" (Müslim, Misâfirîn, 96, 97; Tirmizî, Salât, 190) buyurarak dünyevi hiçbir şeyin bu sünneti terk etme nedeni olmayacağına güzel bir ifade ile dikkat çekmişlerdir.

    Konuyu Hz. Âişe'in bir rivayetiyle bitirelim: "Hz. Peygamber, sabah namazının iki rekatı gibi başka hiç bir nafile namaza devam etmemiştir" (Buhâri, Teheccüd, 27; Müslim, Misâfirîn, 94)
    Selam ve dua ile...Sorularla İslamiyet


  4. 10.Ocak.2012, 23:53
    2
    Administrator



    "Farz namazlardan önce kılınan sünnetler, şeytanın hevesini, desiselerini ve vesveselerini kesmektedir." Şeytan: Bu adam farz olmayan namazı bile bırakmadı; hiç farz namazı bırakır mı! diyerek hevesi kırılır. Bu nedenle sabah sünnetle başlamak şeytanın hevesini kırmak açısından önemlidir.
    Bir hadiste bu nitelikteki sünnetler şöyle belirlenmiştir: "Her kim bir gün ve gecede, farz namazlar dışında on iki rekat namaz kılarsa, Allah Teâlâ ona cennette bir ev bina edecektir. Bunlar şu namazlardır: Sabah namazından önce iki rekat, öğleden önce dört rekat, öğleden sonra iki rekat, akşamdan sonra iki rekat ve yatsıdan sonra iki rekat." (Tirmizi, Salât, 189; Nesâî, Kıyâmül-Leyl, 66; İbn Mâce, İkâme, 100)
    Ancak, Peygamber Efendimiz sabah namazının sünnetine diğer sünnetlerden daha çok önem vermiş ve bunun terkedilmemesini istemiştir. Nitekim, soruda da geçtiği üzere “Düşman süvarisi kovalasa bile sabah namazının iki rekât sünnetini terketmeyin" (Ebu Davud, 2/301, no: 1258; Ahmed b. Hanbel, 2/405) buyurarak, zor şartlarda bile mümkün olduğu kadar bu sünnetin kılınmasına işaret etmişlerdir.
    Bu hadis-i şerif iki şekilde anlaşılmıştır:

    1. "İçinde bulunduğunuz süvari birliği düşman üzerine hücum zamanı geldiği için sizi harekete geçirmek istese, birliği kaybedip, çölde yalnız kalma pahasına da olsa sabah namazının sünneti bırakmayınız."
    2. "Düşman atlıları sizi öldürmek için peşinizi takip ediyor olsa bile, yine sabah namazının sünnetini terk etmeyiniz."
    Dehlevî ve Hüseyin b. Muhsin el-Ensârî gibi alimler ikinci mânâ üzerinde durmuşlar ve bu hadisten maksadın düşman saldırısı karşısında kalmak gibi sıkışık durumlarda bile sabah namazının sünnetinin terk edilemeyeceğini ifâde etmek olduğunu söylemişlerdir. Hanefî alimlerinden Aynî de Hidâye şerhinde hadis-i şerife ikinci mânâyı vermiştir. (Aynî, Binâye 2/527)
    Hafız Münâvî de, el-Câmiü's-Sağîr şerhinde ikinci mânâ üzerinde durarak hadisi şöyle açıklamıştır: "Düşman atlıları sizi kovalasa bile sabah namazının sünnetini terk etmeyiniz. Yaya iseniz de binitli iseniz de, gerek kıbleye, gerekse başka bir yöne doğru, imâ ile de olsa, yine sabah namazının sünnetini kılınız. Hadis-i şerifteki bu ifâde sabah namazının iki rekat sünnetinin önemini göstermekte, gerek korku gerek güven ortamında, gerek yolculukta gerekse yolculuk dışında, kısaca her şart ve durumda onu kılmaya teşvik etmektedir." (Feyzu'l-Kadîr, 6/393)
    Böyle tehlikeli ve şiddetli anlarda bile bir kimsenin sabah namazının sünnetini terketmekten sakındırılmasına bakarak bazı alimler, sabah namazının sünnetinin vâcib olduğunu söylemişlerdir. Hasan el-Basrî de bu kanaattedir.
    Ancak alimlerin büyük çoğunluğu senedinde Abdurrahman b. İshak el-Medenî ve Abdu Rabbih b. Seylân gibi tenkid edilen râviler bulunduğu için bu hadisin delil olamayacağını, delil niteliğini taşıdığı bir an için kabul edilse bile hadisin hakiki mânâya alınamayacağını, sadece, sabah namazının sünnetini kılmaya teşvik anlamına geldiğini söylemişlerdir. (bk. Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınları: 4/506-507)
    Sabah namazının sünnetinin önemini bildiren bu ve benzeri hadislerden dolayıdır ki, diğer namazlar kazaya kaldığı zaman sadece farzları kaza edilirken, sabah namazı kazaya kaldığı zaman öğleden önce kılındığı zaman sünnetiyle beraber kaza edilir.
    Ayrıca kamet getirilince sünnet kılınmaz iken, sabah namazının sünnetini kılıp cemaat selam vermeden yetişeceğine ümidi olan kişi, önce sabah namazının sünnetini kılar sonra imama uyar.

    Bununla beraber vakit kısıtlı ise ve farzın vakit içerisinde kılınamayacağından korkulursa sünneti terk edip sadece farzını kılmak gerekir.

    Bu açıdan sabah namazının farzından önce kılınan iki rekatlık sünnet, sünnet namazlar içinde en kuvvetli bir sünnettir. Nitekim başka bir hadiste de "Sabah namazının iki rekatı sünneti dünyadan ve dünyada bulunan her şeyden daha hayırlıdır" (Müslim, Misâfirîn, 96, 97; Tirmizî, Salât, 190) buyurarak dünyevi hiçbir şeyin bu sünneti terk etme nedeni olmayacağına güzel bir ifade ile dikkat çekmişlerdir.

    Konuyu Hz. Âişe'in bir rivayetiyle bitirelim: "Hz. Peygamber, sabah namazının iki rekatı gibi başka hiç bir nafile namaza devam etmemiştir" (Buhâri, Teheccüd, 27; Müslim, Misâfirîn, 94)
    Selam ve dua ile...Sorularla İslamiyet





+ Yorum Gönder