Konusunu Oylayın.: Farsça namaz kılmak caiz mi ?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Farsça namaz kılmak caiz mi ?
  1. 03.Aralık.2011, 10:39
    1
    Misafir

    Farsça namaz kılmak caiz mi ?






    Farsça namaz kılmak caiz mi ? Mumsema Farsça namaz kılmak caiz mi ? Farsça olarak namaz kılmanın hükmü nedir açıklar mısınız ?


  2. 03.Aralık.2011, 10:39
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 03.Aralık.2011, 17:20
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Farsça namaz kılmak caiz mi ?




    İmam Ebû Yusuf ile İmam Muhammed'e göre, Arapça’dan başka bir dil ile kıraati yerine getirmek caiz değildir Yani Kur'ân'ı başka bir dile çevirip namazda o dil üzerine okumak, caiz değildir Çünkü Kur'ân Allah (CC) sözüdür Her kelime ve cümlesi bir nice mana ve hikmetlerle doludur Arapça çok zengin bir dildir Kelimelerin kendine göre ve bulunduğu cümle itibariyle birkaç manası vardır Terceme yalnız o manalardan birini yansıtabilir Ancak dili Arapça'ya dönmeyen, bunun teleffuzunu bir türlü beceremeyen ümmî bir kimsenin öğreninceye kadar kendi diline çevrilen âyetleri okuyabilir, diye bir fetva verilmiştir (Fetâvâ-yi Hindiyye - Şerh-i Nukaaye / Şeyh Ebîl-Mekârim)

    İmam Ebû Hanife'nin herhangi bir dile çevrilen Kur'ân âyetlerini o dil üzere okumanın caiz olduğuna dair bir içtihadı olmuşsa da, yapılan ciddi araştırmalarla, İmamın bu içtihadından vazgeçip İmameyn'in içtihadına döndüğü anlaşılmıştırNitekim Fetâvâ-yı Hindiyye'de de bu hususa dokunulmuş ve «İmamın rücu' ettiği rivayet olunmuştur Bu rivayete de itimat gerekir» diye kaydedilmiştir (Fetâvâ-yi Hindiyye: C1, S 69 - El-Mektebetü'Uslâmiyye - El-Hidâye )

    İbn Abidîn bu konuda Dürrü'l-Muhtar'ın metnini naklederek diyor ki:

    «Namazda acizlik hallerinin dışında Farsça tekbir getirip başlamanın sahih olduğu hususunda İmam Ebû Yusuf ile İmam Muhammed, İmam Ebû Hanîfe'nin görüş ve içtihadına dönmüşlerdir Namazda yine acizlik hallerinin dışında Farsça (veya herhangi bir dil ile) kıraatin caiz olmadığı hususunda ise, İmam Ebû Hanîfe, İmameyn'in görüş ve içtihadına dönmüştür»

    Ne var ki, İmamey'nin Tekbir (Namaza Başlama Tekbiri) konusunda İmam Ebû Hanîfe'nin kavline döndüğünü hiç kimse nakletmemiştir Tatahaniyye'deki nakil ise bu tekbir hakkında sarih değildir Teşrik ve Kurban Kesme tekbirleri hakkında olması muhtemeldir Evlâ olan da budur Çünkü Tatarhaniyye sahibi bunu namaz dışındaki Ezkâr (zikirler) bahsiyle birlikte anlatmıştır» (İbn Âbidin : C 1/505)

    Kâsânî (ö 587) Bedayiu's-Sanayi’de bu konuda diyor ki:

    «Ebû Hanîfe'ye göre kıraat Arapça sabit olduğu gibi, Farsça da sabittir Bu cevaz mutlaktır Yani kıraatte bulunan kimse Arapça’yı uygun biçimde teleffuz etsin etmesin fark etmez

    İmameyn'e göre, Arapça’yı uygun ölçüde teleffuz edemiyorsa, o takdirde Farsça veya herhangi bir dille caizdir Aksi ise caiz değildir

    İmam Şâfiî’ye göre, uygun biçimde teleffuz edebilsin, edemesin Farsça kıraat caiz değildir Çünkü Kur'ân Arap lügati üzere inmiştir Bu bakımdan Farsça okunan şey Kur'ân olamaz Ancak Arapça’yı beceremeyen kimse -öğreninceye kadar- kıraat yerine tesbîh ve tehlilde bulunur (Sübhanallah ve Iâ ilahe illallah) der»

    Kâsânî, müctehidlerin bu konudaki delillerini, «Kur'ân'dan size kolay geleni okuyun» mealindeki âyette geçen «Kur'ân» kelimesinden ne kastedildiği üzerindeki görüşlerini naklederek konuyu hayli genişlettikten sonra devamla diyor ki:

    «İmam A'zam'a göre: Tevrat veya İncil, ya da Zebur'dan namazda bazı parçalar okursa -bunun muharrefe (değiştirilmiş) olmadığını kesinlikle biliyorsa- caizdir Bilmiyorsa, caiz değildir Çünkü Allah (CC) Kur'ân'da : “Onlar (Yahudi ve Hıristiyanlar) kelimelerin yerlerini değiştirirler” buyurmuştur Bu nedenle okunan kısmın muharref olması muhtemeldir ('Bedayiu's-Sanayi' Fi Tertibi'şŞerayi' / Kâsânî : C 1, S 112 - 113 - Beyrut : 1974 –1394)

    İmam A'zam'a göre, Kur'ân'dan maksat, Allah kelâmına delâlet lâfızdır, ama bu Arapça lâfız olma itibariyle değildirAllah kelâmıyla kaim olan sıfat itibariyledir ki bu, ibretler, öğütler, özendirmeler ve korkutmalardan, övgü ve ta'zimlerden ibarettir
    Kâsânî bu konuda İmam Ebû Hanîfe'nin İmamey'nin kavline döndüğüne dokunmamış ve bu konuda herhangi bir nakilde bulunmamıştır

    Mülteka Şerhi Mecmau'l-Enhür sahibi bu konuda diyor ki: «İmam A'zam'a göre, Arapça’yı uygun ölçüde teleffuz edebilsin, edemesin Farsça İftitah Tekbiri getirmek sahihtir İmameyn’e göre, ancak Arapça’yı uygun biçim ve anlamda teleffuzunu beceremeyen kimse hakkında caizdir»

    «Ama en sahih tespite göre, İmam A'zam bu konuda İmamey'nin görüş ve içtihadına rücu' etmiş (dönmüş) tür

    «Arapça teleffuzdan âciz olduğu için kıraati Farsça yerine getirmek hem İmam Azam'a göre, hem İmameyne göre caizdir Arapça’yı teleffuzden âciz olmayan kimse hakkında ise, İmam A'zam'a göre yine caizse de İmameyne göre caiz değildir Çünkü İmam A'zam'a göre, Kur'ân mânadır Farsça (veya başka bir dil de) o mânaya delalet eder Bu bakımdan başka dille kıraat caiz sayılır

    Ancak bu cevaz sadece namazdaki kıraat hakkındadır»

    «Yapılan rivayete göre, İmam A'zam bu konuda İmameyn'in görüş ve içtihadına rücu' etmiş (dönmüş) tür Sahih olan da budur; itimat da bu rivayete göredir Nitekim musannif de onun rücu' ettiğini ihtiyar etmiş ve namazda kıraatin Arapça okunmasını imamların ittifakına dayayarak nakletmiştir» (Mecmau'l-Enhür Şerh-i Mülteka'l-Ebhur : C 1, S 92-93 - Dersaadet: 1327)

    Fetâvâ-yi Hindiyye'de bu konu biraz daha açıklanarak şu cümlelere yer verilmiştir:

    «İmam Ebû Hanîfe'nin İmameyn'in kavline rücu' ettiği hakkında El-Esrar sahibi, «Bu benim ihtiyarımdır» diyor Et-Tahkik Kitabında «Bu, muhakkiklerin hemen hepsinin seçip beğendiği bir rivayettir Fetva da buna göredir» deniliyorŞerh-i Nukaye'de de aynı husus belirtiliyor En sahih olan da bu tespittir, kaydı yer alıyor» Fetâvâ-yi Hindiyye : C 1, S 69 - 70 - Mektebetü'l-İslâmiyye)

    Bütün bu rivayetlerden çıkarılan sonuç:

    İmam A'zam'ın bu konuda İmameyn'in görüş ve içtihadına döndüğü, fukahanın ileri gelenlerinin hemen hepsine göre doğrudur Hepsi de bu rivayeti en sahih kaydıyla belirtmeye çalışmış ve bir kısmı bunu ihtiyar ettiğini özellikle kaydetmiştir

    O halde Farsça ya da başka bir dil üzere kıraat konusunda fetva İmameyn'in içtihadına göredir Kur'ân'ın ruhuna ve maksadına uygun olan da budur
    Nitekim Kitabu'l-Fıkh Ale'I-Mezahibi'l-Erbaa sahibi Abdurrahmân El-Cezîrî, Kıraat bahsinde Hanefî imamlarının görüşlerini ittifak halinde naklederek diyor ki:

    «Hanefilere göre, Arapça okumaktan âciz olan kimsenin başka dillere göre okuması caizdir Böylece kıldığı namaz sahihtir» (Kitabu'1-Fıkh Alâ'l-Mezahibi'l-Arbaa : C 1, S 230 – Mısır )

    (Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 1/238-241)

    Sorularla İslamiyet



  4. 03.Aralık.2011, 17:20
    2
    Silent and lonely rains



    İmam Ebû Yusuf ile İmam Muhammed'e göre, Arapça’dan başka bir dil ile kıraati yerine getirmek caiz değildir Yani Kur'ân'ı başka bir dile çevirip namazda o dil üzerine okumak, caiz değildir Çünkü Kur'ân Allah (CC) sözüdür Her kelime ve cümlesi bir nice mana ve hikmetlerle doludur Arapça çok zengin bir dildir Kelimelerin kendine göre ve bulunduğu cümle itibariyle birkaç manası vardır Terceme yalnız o manalardan birini yansıtabilir Ancak dili Arapça'ya dönmeyen, bunun teleffuzunu bir türlü beceremeyen ümmî bir kimsenin öğreninceye kadar kendi diline çevrilen âyetleri okuyabilir, diye bir fetva verilmiştir (Fetâvâ-yi Hindiyye - Şerh-i Nukaaye / Şeyh Ebîl-Mekârim)

    İmam Ebû Hanife'nin herhangi bir dile çevrilen Kur'ân âyetlerini o dil üzere okumanın caiz olduğuna dair bir içtihadı olmuşsa da, yapılan ciddi araştırmalarla, İmamın bu içtihadından vazgeçip İmameyn'in içtihadına döndüğü anlaşılmıştırNitekim Fetâvâ-yı Hindiyye'de de bu hususa dokunulmuş ve «İmamın rücu' ettiği rivayet olunmuştur Bu rivayete de itimat gerekir» diye kaydedilmiştir (Fetâvâ-yi Hindiyye: C1, S 69 - El-Mektebetü'Uslâmiyye - El-Hidâye )

    İbn Abidîn bu konuda Dürrü'l-Muhtar'ın metnini naklederek diyor ki:

    «Namazda acizlik hallerinin dışında Farsça tekbir getirip başlamanın sahih olduğu hususunda İmam Ebû Yusuf ile İmam Muhammed, İmam Ebû Hanîfe'nin görüş ve içtihadına dönmüşlerdir Namazda yine acizlik hallerinin dışında Farsça (veya herhangi bir dil ile) kıraatin caiz olmadığı hususunda ise, İmam Ebû Hanîfe, İmameyn'in görüş ve içtihadına dönmüştür»

    Ne var ki, İmamey'nin Tekbir (Namaza Başlama Tekbiri) konusunda İmam Ebû Hanîfe'nin kavline döndüğünü hiç kimse nakletmemiştir Tatahaniyye'deki nakil ise bu tekbir hakkında sarih değildir Teşrik ve Kurban Kesme tekbirleri hakkında olması muhtemeldir Evlâ olan da budur Çünkü Tatarhaniyye sahibi bunu namaz dışındaki Ezkâr (zikirler) bahsiyle birlikte anlatmıştır» (İbn Âbidin : C 1/505)

    Kâsânî (ö 587) Bedayiu's-Sanayi’de bu konuda diyor ki:

    «Ebû Hanîfe'ye göre kıraat Arapça sabit olduğu gibi, Farsça da sabittir Bu cevaz mutlaktır Yani kıraatte bulunan kimse Arapça’yı uygun biçimde teleffuz etsin etmesin fark etmez

    İmameyn'e göre, Arapça’yı uygun ölçüde teleffuz edemiyorsa, o takdirde Farsça veya herhangi bir dille caizdir Aksi ise caiz değildir

    İmam Şâfiî’ye göre, uygun biçimde teleffuz edebilsin, edemesin Farsça kıraat caiz değildir Çünkü Kur'ân Arap lügati üzere inmiştir Bu bakımdan Farsça okunan şey Kur'ân olamaz Ancak Arapça’yı beceremeyen kimse -öğreninceye kadar- kıraat yerine tesbîh ve tehlilde bulunur (Sübhanallah ve Iâ ilahe illallah) der»

    Kâsânî, müctehidlerin bu konudaki delillerini, «Kur'ân'dan size kolay geleni okuyun» mealindeki âyette geçen «Kur'ân» kelimesinden ne kastedildiği üzerindeki görüşlerini naklederek konuyu hayli genişlettikten sonra devamla diyor ki:

    «İmam A'zam'a göre: Tevrat veya İncil, ya da Zebur'dan namazda bazı parçalar okursa -bunun muharrefe (değiştirilmiş) olmadığını kesinlikle biliyorsa- caizdir Bilmiyorsa, caiz değildir Çünkü Allah (CC) Kur'ân'da : “Onlar (Yahudi ve Hıristiyanlar) kelimelerin yerlerini değiştirirler” buyurmuştur Bu nedenle okunan kısmın muharref olması muhtemeldir ('Bedayiu's-Sanayi' Fi Tertibi'şŞerayi' / Kâsânî : C 1, S 112 - 113 - Beyrut : 1974 –1394)

    İmam A'zam'a göre, Kur'ân'dan maksat, Allah kelâmına delâlet lâfızdır, ama bu Arapça lâfız olma itibariyle değildirAllah kelâmıyla kaim olan sıfat itibariyledir ki bu, ibretler, öğütler, özendirmeler ve korkutmalardan, övgü ve ta'zimlerden ibarettir
    Kâsânî bu konuda İmam Ebû Hanîfe'nin İmamey'nin kavline döndüğüne dokunmamış ve bu konuda herhangi bir nakilde bulunmamıştır

    Mülteka Şerhi Mecmau'l-Enhür sahibi bu konuda diyor ki: «İmam A'zam'a göre, Arapça’yı uygun ölçüde teleffuz edebilsin, edemesin Farsça İftitah Tekbiri getirmek sahihtir İmameyn’e göre, ancak Arapça’yı uygun biçim ve anlamda teleffuzunu beceremeyen kimse hakkında caizdir»

    «Ama en sahih tespite göre, İmam A'zam bu konuda İmamey'nin görüş ve içtihadına rücu' etmiş (dönmüş) tür

    «Arapça teleffuzdan âciz olduğu için kıraati Farsça yerine getirmek hem İmam Azam'a göre, hem İmameyne göre caizdir Arapça’yı teleffuzden âciz olmayan kimse hakkında ise, İmam A'zam'a göre yine caizse de İmameyne göre caiz değildir Çünkü İmam A'zam'a göre, Kur'ân mânadır Farsça (veya başka bir dil de) o mânaya delalet eder Bu bakımdan başka dille kıraat caiz sayılır

    Ancak bu cevaz sadece namazdaki kıraat hakkındadır»

    «Yapılan rivayete göre, İmam A'zam bu konuda İmameyn'in görüş ve içtihadına rücu' etmiş (dönmüş) tür Sahih olan da budur; itimat da bu rivayete göredir Nitekim musannif de onun rücu' ettiğini ihtiyar etmiş ve namazda kıraatin Arapça okunmasını imamların ittifakına dayayarak nakletmiştir» (Mecmau'l-Enhür Şerh-i Mülteka'l-Ebhur : C 1, S 92-93 - Dersaadet: 1327)

    Fetâvâ-yi Hindiyye'de bu konu biraz daha açıklanarak şu cümlelere yer verilmiştir:

    «İmam Ebû Hanîfe'nin İmameyn'in kavline rücu' ettiği hakkında El-Esrar sahibi, «Bu benim ihtiyarımdır» diyor Et-Tahkik Kitabında «Bu, muhakkiklerin hemen hepsinin seçip beğendiği bir rivayettir Fetva da buna göredir» deniliyorŞerh-i Nukaye'de de aynı husus belirtiliyor En sahih olan da bu tespittir, kaydı yer alıyor» Fetâvâ-yi Hindiyye : C 1, S 69 - 70 - Mektebetü'l-İslâmiyye)

    Bütün bu rivayetlerden çıkarılan sonuç:

    İmam A'zam'ın bu konuda İmameyn'in görüş ve içtihadına döndüğü, fukahanın ileri gelenlerinin hemen hepsine göre doğrudur Hepsi de bu rivayeti en sahih kaydıyla belirtmeye çalışmış ve bir kısmı bunu ihtiyar ettiğini özellikle kaydetmiştir

    O halde Farsça ya da başka bir dil üzere kıraat konusunda fetva İmameyn'in içtihadına göredir Kur'ân'ın ruhuna ve maksadına uygun olan da budur
    Nitekim Kitabu'l-Fıkh Ale'I-Mezahibi'l-Erbaa sahibi Abdurrahmân El-Cezîrî, Kıraat bahsinde Hanefî imamlarının görüşlerini ittifak halinde naklederek diyor ki:

    «Hanefilere göre, Arapça okumaktan âciz olan kimsenin başka dillere göre okuması caizdir Böylece kıldığı namaz sahihtir» (Kitabu'1-Fıkh Alâ'l-Mezahibi'l-Arbaa : C 1, S 230 – Mısır )

    (Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 1/238-241)

    Sorularla İslamiyet






+ Yorum Gönder