Konusunu Oylayın.: Genç yaşta ölen bir kişi, ihtiyarken ölen bir insana göre avantajsız mı? Namaz, Allah'ın kullarına bir nasibi midir, yok

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Genç yaşta ölen bir kişi, ihtiyarken ölen bir insana göre avantajsız mı? Namaz, Allah'ın kullarına bir nasibi midir, yok
  1. 22.Kasım.2011, 10:18
    1
    Misafir

    Genç yaşta ölen bir kişi, ihtiyarken ölen bir insana göre avantajsız mı? Namaz, Allah'ın kullarına bir nasibi midir, yok






    Genç yaşta ölen bir kişi, ihtiyarken ölen bir insana göre avantajsız mı? Namaz, Allah'ın kullarına bir nasibi midir, yok Mumsema Genç yaşta ölen bir kişi, ihtiyarken ölen bir insana göre avantajsız mı? Namaz, Allah'ın kullarına bir nasibi midir, yoksa kulun kendi iradesi ile midir?


  2. 22.Kasım.2011, 10:18
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Genç yaşta ölen bir kişi, ihtiyarken ölen bir insana göre avantajsız mı? Namaz, Allah'ın kullarına bir nasibi midir, yoksa kulun kendi iradesi ile midir?


    Benzer Konular

    - Küçük yaşta iken ölen çocuğa telkin verilir mi?

    - Küçük Yaşta ölen çocuklar

    - Ölen bir kişi cesedine yapılanları hisseder mi? Organ nakli caiz midir?

    - Küçük Yaşta ölen çocuklar Peygamberimiz etrafındamı toplanırlar

    - Küçük Yaşta Ölen Çocuğa Telkin Verilir mi?

  3. 22.Kasım.2011, 10:40
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: Genç yaşta ölen bir kişi, ihtiyarken ölen bir insana göre avantajsız mı? Namaz, Allah'ın kullarına bir nasibi mid




    Sizin bu sorunuzu evet veya hayır şeklinde cevaplamak yanlış olur. Çünkü evet dersek Cebriyeci olur, insanın iradesini reddetmiş; hayır dersek mutezileci olur kaderi inkar etmiş oluruz. Bu konuda verilecek en güzel cevap "Allah bilir!.." olacaktır. Cenâb-ı Hak bu âlemde hikmetiyle, her müsebbebi bir sebebe bağlamıştır. Bu hakikat, kaderin sebeble müsebbebe bir taalûk ettiği, şeklinde ifâde edilmiştir.
    Meselâ, bir çocuk müsebbeb, anne ve babası ise sebebdir. Cenâb-ı Hak o çocuğun yaratılmasını o anne ve babadan takdir etmiştir. İşte Cebriye, sebeble müsebbebe ayrı birer kader tevehhüm etmekte, yâni ebeveyn ile çocuğu ayrı ayrı nazara almaktadır. Bunun neticesi olarak, dünyaya gelmiş bulunan bir çocuk için, "Madem ki onun kaderi dünyaya gelmektir; ebeveyni olmasa da o çocuk dünyaya gelirdi." gibi hatalı bir fikre sapmaktadır.
    Mu'tezile ise sebeblere te'sir vererek, "Ebeveyni olmasaydı o çocuk dünyaya gelmezdi." gibi yine bâtıl bir fikir ileri sürmektedir.
    Ehl-i Sünnet âlimleri, kaderin sebeble müsebbebe bir baktığını ve sebeblerin yokluğu farzedildiğinde müsebbeb için bir şey söylenemeyeceğini ifâde etmişlerdir. Yâni, yukarıdaki misâl için, eğer söz konusu "Ebeveyn olmasaydı çocuk dünyaya gelir miydi?" sorusuna Ehl-i sünnet âlimlerinin cevabı, "Ne olacağı bizce meçhuldür." şeklindedir. Zira, ortada bir vak'a vardır. Söz konusu çocuk, o ebeveynden dünyaya gelmiştir. Ebeveynin yokluğu farzedilince, çocuğun dünyaya gelip gelmeyeceğine nasıl hükmedilecektir? Cenâb-ı Hakk'ın o çocuğu bir başka ebeveynden dünyaya gönderip göndermeyeceği hakkında bir tahmin yürütülemez.
    İşte bu misal gibi bir çocuğun uzun müddet yaşaması sonucu akıbeti ne olacağı hususu bizce meçhul olduğu için, yorum yapmak doğru değildir. Ancak Allah'ın yarattığı her şey hayırlıdır. Bu bakımdan onun hakkında en hayırlısı o olduğu söylenebilir. Bir kulun namaz kılması Allah'ın kendisine bir nasibidir. Ancak bunu isteyen de kuldur. Yani kul kendi iradesi ile Allah'tan namaz kılmayı istemekte ve Allah da ona namaz kılmayı nasib etmektedir.

    Sorularla islamiyet


  4. 22.Kasım.2011, 10:40
    2
    Moderatör



    Sizin bu sorunuzu evet veya hayır şeklinde cevaplamak yanlış olur. Çünkü evet dersek Cebriyeci olur, insanın iradesini reddetmiş; hayır dersek mutezileci olur kaderi inkar etmiş oluruz. Bu konuda verilecek en güzel cevap "Allah bilir!.." olacaktır. Cenâb-ı Hak bu âlemde hikmetiyle, her müsebbebi bir sebebe bağlamıştır. Bu hakikat, kaderin sebeble müsebbebe bir taalûk ettiği, şeklinde ifâde edilmiştir.
    Meselâ, bir çocuk müsebbeb, anne ve babası ise sebebdir. Cenâb-ı Hak o çocuğun yaratılmasını o anne ve babadan takdir etmiştir. İşte Cebriye, sebeble müsebbebe ayrı birer kader tevehhüm etmekte, yâni ebeveyn ile çocuğu ayrı ayrı nazara almaktadır. Bunun neticesi olarak, dünyaya gelmiş bulunan bir çocuk için, "Madem ki onun kaderi dünyaya gelmektir; ebeveyni olmasa da o çocuk dünyaya gelirdi." gibi hatalı bir fikre sapmaktadır.
    Mu'tezile ise sebeblere te'sir vererek, "Ebeveyni olmasaydı o çocuk dünyaya gelmezdi." gibi yine bâtıl bir fikir ileri sürmektedir.
    Ehl-i Sünnet âlimleri, kaderin sebeble müsebbebe bir baktığını ve sebeblerin yokluğu farzedildiğinde müsebbeb için bir şey söylenemeyeceğini ifâde etmişlerdir. Yâni, yukarıdaki misâl için, eğer söz konusu "Ebeveyn olmasaydı çocuk dünyaya gelir miydi?" sorusuna Ehl-i sünnet âlimlerinin cevabı, "Ne olacağı bizce meçhuldür." şeklindedir. Zira, ortada bir vak'a vardır. Söz konusu çocuk, o ebeveynden dünyaya gelmiştir. Ebeveynin yokluğu farzedilince, çocuğun dünyaya gelip gelmeyeceğine nasıl hükmedilecektir? Cenâb-ı Hakk'ın o çocuğu bir başka ebeveynden dünyaya gönderip göndermeyeceği hakkında bir tahmin yürütülemez.
    İşte bu misal gibi bir çocuğun uzun müddet yaşaması sonucu akıbeti ne olacağı hususu bizce meçhul olduğu için, yorum yapmak doğru değildir. Ancak Allah'ın yarattığı her şey hayırlıdır. Bu bakımdan onun hakkında en hayırlısı o olduğu söylenebilir. Bir kulun namaz kılması Allah'ın kendisine bir nasibidir. Ancak bunu isteyen de kuldur. Yani kul kendi iradesi ile Allah'tan namaz kılmayı istemekte ve Allah da ona namaz kılmayı nasib etmektedir.

    Sorularla islamiyet





+ Yorum Gönder