Konusunu Oylayın.: Üzerinde farz namazı borcu olan kimse kazasını kılmadan nafile kılarsa boş yere zahmet çekmiş olur

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Üzerinde farz namazı borcu olan kimse kazasını kılmadan nafile kılarsa boş yere zahmet çekmiş olur
  1. 23.Eylül.2011, 21:32
    1
    Misafir

    Üzerinde farz namazı borcu olan kimse kazasını kılmadan nafile kılarsa boş yere zahmet çekmiş olur






    Üzerinde farz namazı borcu olan kimse kazasını kılmadan nafile kılarsa boş yere zahmet çekmiş olur Mumsema “Üzerinde farz namazı borcu olan kimse, kazasını kılmadan nafile kılarsa boş yere zahmet çekmiş olur. Bu kimse kazasını ödemedikçe, Allah-u Teâlâ onun nafile namazlarını kabul etmez. Bu hadis sahih midir?


  2. 23.Eylül.2011, 21:32
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    “Üzerinde farz namazı borcu olan kimse, kazasını kılmadan nafile kılarsa boş yere zahmet çekmiş olur. Bu kimse kazasını ödemedikçe, Allah-u Teâlâ onun nafile namazlarını kabul etmez. Bu hadis sahih midir?


    Benzer Konular

    - Kaza namazı borcu olan nafile kılabilir mi?

    - Namaz borcu olan kimse tesbih namazı kılabilir mi?

    - Nafile namaz kılacak olan bir kimse, farz kılan birisine veya farz kılacak olan bir kimse, nafile kı

    - Misafir olan imam, yanılarak dört rekat kılarsa buna uymuş olan mukimin namazı ne olur?

    - Şafii mezhebine göre, kaza orucu borcu olan kimse, nafile oruç tutabilir mi?

  3. 23.Eylül.2011, 21:55
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: “Üzerinde farz namazı borcu olan kimse, kazasını kılmadan nafile kılarsa boş yere zahmet çekmiş olur"




    Hanefi mezhebi alimlerinden abdulhak-ı dehlevi buyuruyor ki;üzerinde farz namazı borcu olan kimse,kazasını kılmadan nafile kılarsa,boş yere zahmet çekmiş olur.Bu kimse,kazasını ödemedikçe,ALLAH-u teala,onun nafile namazlarını kabul etmez..hadisi şerifi;farz borcu olanların,sünnetlerinin ve nafilelerinin kabul olmayacağını göstermektedir.Sünnetlerin farzları tamamlayacağını biliyoruz.Bunun manası,farzlar yapılırken,bunların kemallerine sebep olan birşey kaçırılırsa,sünnetler,kılınan farzın kemal bulmasına sebep olur.
    imam-ı beyheki:nafileler terkedilmiş farzı değil,noksan olarak KILINMIŞ farzı tamamlar.Yapılmış olan farzların içindeki sünnetler noksan kalırsa,nafilelerle bu noksanlar tamamlanır.
    İmam-ı Gazali k.s. ve İbni arabi k.s. gibi HANEFİ MEZHEBİNDEN OLMAYAN ALİMLER ise,nafilelerin özr ile kaçırılan farzların yerine konulacağını bildirmektedir.
    Tahtavi:Bütün sünnetlere nafile denir.Nafile farz veya vacip olmayan ibadetlerdir.Hadisi şerifte buyuruldu ki;Kıyamette önce namazdan sorulacaktır.Namaz doğru kılındı ise,kurtulacaktır.Namazı bozuk ise,işi kötü olacaktır.Farz namazında birşey noksan olursa,nafileleri ile tamamlanacaktır...İnsan ne kadar derecesi yüksek olursa olsun hatasız iş yapamaz.İşte nafileler,kılınmış olan farzlardaki kusurları tamamlar.(hazinetül esrar kitabı)

    Nafileler hiçbir zaman farzın yerine geçmez. Bir kimse, farzları, vacipleri kılsa, fakat ömründe hiç nafile kılmasa nafile kılmadığı için sorumlu olmaz.

    Daha önemlisini yapmak için sünnet terk edilir. Mesela, sabah camiye gelen, imam teşehhüdde ise, sünneti kılmadan imama uyar. Daha sonra da sünneti kılmaz.

    Cemaat ile namaz kılınırken, sünnete başlamak mekruhtur. Mekruh işlememek için, sabahın sünneti bile terk edilir. (İmdad-ül fettah)

    Vakit daralınca, ilk sünneti kılmak, farzın kazaya kalmasına sebep olursa, bu sünneti kılmak haram olur. (Hadika)

    Bir hakim, vazifesini yapmak için, sabahtan başka namazların sünnetlerini terk edebilir. (Mülteka)

    Nafile farzın yerine geçmez. İmam-ı Rabbani hazretleri (Nafile farzın yanında denizde damla bile değildir) buyuruyor.

    Nafile farzın yerine geçseydi, sadaka, hayır hasenat yapanların verdikleri, zekat yerine sayılır, ayrıca zekat farzına lüzum kalmazdı.

    Nafile farzın yerine geçseydi, nafile hac, umre yapanların yaptıkları hac farzının yerine kabul edilir, ayrıca hac farzına lüzum kalmazdı.

    Nafile farzın yerine geçseydi, nafile oruç tutanların tuttukları oruç, farz olan Ramazan orucunun yerine kabul edilir, ayrıca Ramazanda oruç tutmaya lüzum kalmazdı.

    Nafile farzın yerine geçseydi, vakitleri ve şartları belirli olarak 5 vakit namaz farz olmaz, farzı vaktinde kılmamak yani kazaya bırakmak büyük günah olmazdı. Namazı kazaya bırakmak haramdır, kaza etmedikçe farz borcundan kurtulamaz. Bir farz namazı, vakti çıktıktan sonra kılmakla, yani kaza etmekle, kazaya bırakma günahı affolmaz. Ayrıca tevbe etmesi de gerekir.

    Hadis-i şerifte, (Bir namazı, bilerek, özürsüz kılmayan, seksen hukbe [1 hukbe 80 yıl] cehennemde kalacaktır) buyuruluyor. Bu müthiş günahların altından kurtulabilmek için, namazları bir an önce kaza etmek gerekir. (Tergib-üs-salât)

    İsmail Hakkı Bursevi hazretleri, Ruh-ul-beyan tefsirinde özetle diyor ki:
    Enam suresinin 160. âyetinde, (Bir iyilik yapana on katı sevap verilir; bir kötülük ise ancak misli ile [bire bir] cezalandırılır; kimseye haksızlık yapılmaz) buyuruluyor. Bu, ALLAHü teâlânın Müslümanlara bir lütfudur. Gayri Müslimlerin iyiliklerine sevap verilmez. Onlara, önce iman etmek farzdır. İmansız olarak yapılan iyiliğin ahirette faydası olmaz.

    Regaib ameller, revatib amellerden efdal değildir. [Nafileler revatib ve regaib olarak ikiye ayrılır. Revatib, farzlardan önce veya sonra kılınan sünnetlerdir. Regaib ise duha, evvabin ve teheccüd gibi diğer nafilelerdir.] Mesela hadis-i şerifte, (12 rekat kuşluk namazı kılana ALLAHü teâlâ Cennette altından köşk ihsan eder) buyuruluyor. Halbuki öğlenin sünneti kuşluk namazından üstündür. Yine hadis-i şerifte, (Akşamla yatsı arasında altı rekat [evvabin] kılana ALLAHü teâlâ 12 yıllık ibadet yazar) buyuruluyor. Halbuki akşam namazının sünneti ondan daha faziletlidir. Böyle örnekler çoktur. Regaib nafilelerin ecirleri, sevapları bildirilmemiş olan revatib sünnetlerden efdal değildir.

    Ehli ilim ittifak etti [âlimler sözbirliği ile bildirdiler] ki, regaib ve revatib ameller ile vacibler, sevapta, hükümde ve üstünlükte farza ulaşamaz. Sünnetler farzların eksiklerini tamamlar. Nafileler ise sünnetlerin eksiklerini tamamlar. Hiçbir nafile ile farz borcu ödenmiş olmaz. Bazı avamın [cahillerin] iddia ettiği gibi farzı bırakıp da nafile ile uğraşmalarının, mesela, evvabin namazının kazaların yerine geçeceğini iddia etmelerinin dinde yeri yoktur. (Ruh-ul-beyan 3/127)

    Yine Ruh-ul-beyan’da Enam suresinin 165. âyetinin tefsirindeki hadis-i şerifte bildiriliyor ki:
    Kıyamet gününde hesaba çekilmek üzere, haram yollardan mal edinip haramlara harcayan biri getirilir. (Bunu Cehenneme götürün) denilir. Helal yollardan mal edinip helal yerlere harcayan biri getirilerek hesaba çekilir. Ona denir ki:
    (Bu malları kazanırken ve sarf ederken üzerine farz olan bir namazı vaktinde kılmamış veya namazın rüku, secde ve abdestte farzları tam yapmamış olabilirsin.)
    Kul der ki: (Ya Rabbi helalden kazanıp helal yerlere harcadım, hiçbir farzı zayi etmedim.)

    Tekrar denir ki: (Bu kazançlarınla mal, mülk, makam ve binek elde ettin onunla övünüp, verilmesini emrettiğim hak sahiplerine, mahrem akrabalara, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara vermemiş olabilirsin.)

    Kul der ki: (Ya Rabbi helal yollardan kazandım ve helal yollarda harcadım bana farz ettiğin hiçbir farzı zayi etmedim, farzları yerine getirirken ihlasıma halel getirmedim malımla övünmedim, vermemi emrettiğin her şeyi zayi etmeden verdim.)

    Bu zengin adamdan yardım görenler [zekat v.s. alanlar] huzura getirilip yüzleştirilir onlar derler ki: (Ya Rabbi aramızda ona mal verip zengin ettin ve ona [zekat v.s.] vermesi için emrettin. O da hiçbir farzda noksanlık yapmadan, hileye kaçmadan bize verdi.) Ve böyle sorguya devam edilir. (Ruh-ul-beyân 3/132)
    Dikkat edilirse hep farzdan sual ediliyor. ALLAHü teâlâ, (Farz ile bana yaklaşıldığı gibi, hiçbir şeyle yaklaşılamaz) buyururken, Resulü de, (Kazası olanın, kıldığı nafilesi kabul olmaz) buyururken, âlimler, “sünnet ve nafileler, farzın yanında denizde damla bile değil” buyururmuştur



  4. 23.Eylül.2011, 21:55
    2
    Silent and lonely rains



    Hanefi mezhebi alimlerinden abdulhak-ı dehlevi buyuruyor ki;üzerinde farz namazı borcu olan kimse,kazasını kılmadan nafile kılarsa,boş yere zahmet çekmiş olur.Bu kimse,kazasını ödemedikçe,ALLAH-u teala,onun nafile namazlarını kabul etmez..hadisi şerifi;farz borcu olanların,sünnetlerinin ve nafilelerinin kabul olmayacağını göstermektedir.Sünnetlerin farzları tamamlayacağını biliyoruz.Bunun manası,farzlar yapılırken,bunların kemallerine sebep olan birşey kaçırılırsa,sünnetler,kılınan farzın kemal bulmasına sebep olur.
    imam-ı beyheki:nafileler terkedilmiş farzı değil,noksan olarak KILINMIŞ farzı tamamlar.Yapılmış olan farzların içindeki sünnetler noksan kalırsa,nafilelerle bu noksanlar tamamlanır.
    İmam-ı Gazali k.s. ve İbni arabi k.s. gibi HANEFİ MEZHEBİNDEN OLMAYAN ALİMLER ise,nafilelerin özr ile kaçırılan farzların yerine konulacağını bildirmektedir.
    Tahtavi:Bütün sünnetlere nafile denir.Nafile farz veya vacip olmayan ibadetlerdir.Hadisi şerifte buyuruldu ki;Kıyamette önce namazdan sorulacaktır.Namaz doğru kılındı ise,kurtulacaktır.Namazı bozuk ise,işi kötü olacaktır.Farz namazında birşey noksan olursa,nafileleri ile tamamlanacaktır...İnsan ne kadar derecesi yüksek olursa olsun hatasız iş yapamaz.İşte nafileler,kılınmış olan farzlardaki kusurları tamamlar.(hazinetül esrar kitabı)

    Nafileler hiçbir zaman farzın yerine geçmez. Bir kimse, farzları, vacipleri kılsa, fakat ömründe hiç nafile kılmasa nafile kılmadığı için sorumlu olmaz.

    Daha önemlisini yapmak için sünnet terk edilir. Mesela, sabah camiye gelen, imam teşehhüdde ise, sünneti kılmadan imama uyar. Daha sonra da sünneti kılmaz.

    Cemaat ile namaz kılınırken, sünnete başlamak mekruhtur. Mekruh işlememek için, sabahın sünneti bile terk edilir. (İmdad-ül fettah)

    Vakit daralınca, ilk sünneti kılmak, farzın kazaya kalmasına sebep olursa, bu sünneti kılmak haram olur. (Hadika)

    Bir hakim, vazifesini yapmak için, sabahtan başka namazların sünnetlerini terk edebilir. (Mülteka)

    Nafile farzın yerine geçmez. İmam-ı Rabbani hazretleri (Nafile farzın yanında denizde damla bile değildir) buyuruyor.

    Nafile farzın yerine geçseydi, sadaka, hayır hasenat yapanların verdikleri, zekat yerine sayılır, ayrıca zekat farzına lüzum kalmazdı.

    Nafile farzın yerine geçseydi, nafile hac, umre yapanların yaptıkları hac farzının yerine kabul edilir, ayrıca hac farzına lüzum kalmazdı.

    Nafile farzın yerine geçseydi, nafile oruç tutanların tuttukları oruç, farz olan Ramazan orucunun yerine kabul edilir, ayrıca Ramazanda oruç tutmaya lüzum kalmazdı.

    Nafile farzın yerine geçseydi, vakitleri ve şartları belirli olarak 5 vakit namaz farz olmaz, farzı vaktinde kılmamak yani kazaya bırakmak büyük günah olmazdı. Namazı kazaya bırakmak haramdır, kaza etmedikçe farz borcundan kurtulamaz. Bir farz namazı, vakti çıktıktan sonra kılmakla, yani kaza etmekle, kazaya bırakma günahı affolmaz. Ayrıca tevbe etmesi de gerekir.

    Hadis-i şerifte, (Bir namazı, bilerek, özürsüz kılmayan, seksen hukbe [1 hukbe 80 yıl] cehennemde kalacaktır) buyuruluyor. Bu müthiş günahların altından kurtulabilmek için, namazları bir an önce kaza etmek gerekir. (Tergib-üs-salât)

    İsmail Hakkı Bursevi hazretleri, Ruh-ul-beyan tefsirinde özetle diyor ki:
    Enam suresinin 160. âyetinde, (Bir iyilik yapana on katı sevap verilir; bir kötülük ise ancak misli ile [bire bir] cezalandırılır; kimseye haksızlık yapılmaz) buyuruluyor. Bu, ALLAHü teâlânın Müslümanlara bir lütfudur. Gayri Müslimlerin iyiliklerine sevap verilmez. Onlara, önce iman etmek farzdır. İmansız olarak yapılan iyiliğin ahirette faydası olmaz.

    Regaib ameller, revatib amellerden efdal değildir. [Nafileler revatib ve regaib olarak ikiye ayrılır. Revatib, farzlardan önce veya sonra kılınan sünnetlerdir. Regaib ise duha, evvabin ve teheccüd gibi diğer nafilelerdir.] Mesela hadis-i şerifte, (12 rekat kuşluk namazı kılana ALLAHü teâlâ Cennette altından köşk ihsan eder) buyuruluyor. Halbuki öğlenin sünneti kuşluk namazından üstündür. Yine hadis-i şerifte, (Akşamla yatsı arasında altı rekat [evvabin] kılana ALLAHü teâlâ 12 yıllık ibadet yazar) buyuruluyor. Halbuki akşam namazının sünneti ondan daha faziletlidir. Böyle örnekler çoktur. Regaib nafilelerin ecirleri, sevapları bildirilmemiş olan revatib sünnetlerden efdal değildir.

    Ehli ilim ittifak etti [âlimler sözbirliği ile bildirdiler] ki, regaib ve revatib ameller ile vacibler, sevapta, hükümde ve üstünlükte farza ulaşamaz. Sünnetler farzların eksiklerini tamamlar. Nafileler ise sünnetlerin eksiklerini tamamlar. Hiçbir nafile ile farz borcu ödenmiş olmaz. Bazı avamın [cahillerin] iddia ettiği gibi farzı bırakıp da nafile ile uğraşmalarının, mesela, evvabin namazının kazaların yerine geçeceğini iddia etmelerinin dinde yeri yoktur. (Ruh-ul-beyan 3/127)

    Yine Ruh-ul-beyan’da Enam suresinin 165. âyetinin tefsirindeki hadis-i şerifte bildiriliyor ki:
    Kıyamet gününde hesaba çekilmek üzere, haram yollardan mal edinip haramlara harcayan biri getirilir. (Bunu Cehenneme götürün) denilir. Helal yollardan mal edinip helal yerlere harcayan biri getirilerek hesaba çekilir. Ona denir ki:
    (Bu malları kazanırken ve sarf ederken üzerine farz olan bir namazı vaktinde kılmamış veya namazın rüku, secde ve abdestte farzları tam yapmamış olabilirsin.)
    Kul der ki: (Ya Rabbi helalden kazanıp helal yerlere harcadım, hiçbir farzı zayi etmedim.)

    Tekrar denir ki: (Bu kazançlarınla mal, mülk, makam ve binek elde ettin onunla övünüp, verilmesini emrettiğim hak sahiplerine, mahrem akrabalara, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara vermemiş olabilirsin.)

    Kul der ki: (Ya Rabbi helal yollardan kazandım ve helal yollarda harcadım bana farz ettiğin hiçbir farzı zayi etmedim, farzları yerine getirirken ihlasıma halel getirmedim malımla övünmedim, vermemi emrettiğin her şeyi zayi etmeden verdim.)

    Bu zengin adamdan yardım görenler [zekat v.s. alanlar] huzura getirilip yüzleştirilir onlar derler ki: (Ya Rabbi aramızda ona mal verip zengin ettin ve ona [zekat v.s.] vermesi için emrettin. O da hiçbir farzda noksanlık yapmadan, hileye kaçmadan bize verdi.) Ve böyle sorguya devam edilir. (Ruh-ul-beyân 3/132)
    Dikkat edilirse hep farzdan sual ediliyor. ALLAHü teâlâ, (Farz ile bana yaklaşıldığı gibi, hiçbir şeyle yaklaşılamaz) buyururken, Resulü de, (Kazası olanın, kıldığı nafilesi kabul olmaz) buyururken, âlimler, “sünnet ve nafileler, farzın yanında denizde damla bile değil” buyururmuştur






+ Yorum Gönder