Konusunu Oylayın.: Namaz sureleri ve anlamları

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Namaz sureleri ve anlamları
  1. 19.Eylül.2011, 21:55
    1
    Misafir

    Namaz sureleri ve anlamları

  2. 24.Ekim.2013, 14:18
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,670
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: namaz sureleri ve anlamları




    NAMAZ SÜRELERİ DENİLEN KURANIN SON 5 SÜRESİ VE ARAPÇA YAZILIŞI VE TÜRKÇE ANLAMLARI

    سورة النصر (110) ص 603

    بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ

    إِذَا جَاء نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ {1} وَرَأَيْتَ النَّاسَ

    يَدْخُلُونَ فِي دِينِ اللَّهِ أَفْوَاجاً {2} فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ

    وَاسْتَغْفِرْهُ إِنَّهُ كَانَ تَوَّاباً {3}

    110-en-NASR
    Nasr, yardım demektir. Sûrede Allah'ın Hz. Peygamber'e yardım ederek fetihlere kavuşturduğu ifade edildiği için bu adı almıştır. Bu sûre, Mekke'nin fethi sırasında inmiş olmakla beraber Medine devrinde yani hicretten sonra indiği için medenî (Medine'de inen) sûrelerdendir. 3 (üç) âyettir. İslâm zaferini haber verir. İbn Ömer'den gelen rivayete göre bu sûre indikten sonra Peygamberimiz seksen gün yaşamıştır.
    Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla.
    1. Allah'ın yardımı ve zaferi geldiği,
    2. Ve insanların bölük bölük Allah'ın dinine girmekte olduklarını gördüğün vakit ,
    3. Rabbine hamdederek O'nu tesbih et ve O'ndan mağfiret dile. Çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir.

    __________________________________________________ ________________________-

    سورة المسد (111) ص 603

    بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ

    تَبَّتْ يَدَا أَبِي لَهَبٍ وَتَبَّ {1} مَا أَغْنَى عَنْهُ مَالُهُ وَمَا

    كَسَبَ {2} سَيَصْلَى نَاراً ذَاتَ لَهَبٍ {3} وَامْرَأَتُهُ

    حَمَّالَةَ الْحَطَبِ {4} فِي جِيدِهَا حَبْلٌ مِّن مَّسَدٍ {5}

    111-TEBBET
    Tebbet, "kurusun" manasına bedduadır. Ebu Leheb hakkında inmiştir. Zira o, eziyet etmek kasdıyla Resûlullah'ın yoluna gizlice diken koymuş, bu işte kendisine karısı da yardım etmişti. Sûre, "Mesed sûresi" diye de anılır. Fâtiha sûresinden sonra Mekke'de inmiştir, 5 (beş) âyettir. (Bir rivayete göre Şuarâ sûresinin 124. âyeti gereğince Efendimiz yakın akrabasını çağırarak, onları İslâm'a dâvet etmişti. Amcası Ebû Leheb galiz sözler sarfederek, "Bizi bunun için mi çağırdın?" demişti. Bunun üzerine bu sûre indi.)
    Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla.
    1. Ebu Leheb'in iki eli kurusun! Kurudu da.
    2. Malı ve kazandıkları ona fayda vermedi.
    3. O, alevli bir ateşte yanacak.
    4. Odun taşıyıcı olarak karısı da (ateşe girecek).
    5. Ve boynunda hurma lifinden bükülmüş bir ip olduğu halde.

    __________________________________________________ ______________________________

    سورة الإخلاص (112) ص 604

    بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ

    قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ {1} اللَّهُ الصَّمَدُ {2} لَمْ يَلِدْ

    وَلَمْ يُولَدْ {3} وَلَمْ يَكُن لَّهُ كُفُواً أَحَدٌ {4}

    112-el-İHLÂS
    İhlâs, samimi olmak, dine içtenlikle bağlanmak, esaslarını sırf Allah rızası için uygulamak anlamınadır. Mekke'de inmiştir, 4 (dört) âyettir. İslâm'ın tevhid akîdesinin en özlü ve anlamlı ifadesidir.
    Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla.
    1. De ki: O, Allah birdir.
    2. Allah sameddir.
    3. O, doğurmamış ve doğmamıştır.
    4. Onun hiçbir dengi yoktur.

    __________________________________________________ _________________________________________

    سورة الفلق (113) ص 604

    بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ

    قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ {1} مِن شَرِّ مَا خَلَقَ {2} وَمِن

    شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ {3} وَمِن شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي

    الْعُقَدِ {4} وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ {5}

    113 - el-FELAK
    Felak, sabah manasına geldiği gibi yarmak manasına da gelir. Bunndan sonra gelen Nâs sûresiyle birlikte ikisine "iki koruyucu" anlamında "muavvizeteyn" denir. Bu sûrelerin şifa maksadıyla okunduğuna dair hadisler vardır. Medine'de inmiştir. 5 (beş) âyettir.
    Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla.
    1. De ki:"Ben ağaran sabahın Rabbine sığınırım,
    2. Yarattığı şeylerin şerrinden,
    3. Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden,
    4. Ve düğümlere üfürüp büyü yapan üfürükçülerin şerrinden ,
    5. Ve kıskandığı vakit kıskanç kişinin şerrinden sabahın Rabbine sığınırım!



    __________________________________________________ _______


    سورة الناس (114) ص 604

    بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ

    قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ {1} مَلِكِ النَّاسِ {2} إِلَهِ

    النَّاسِ {3} مِن شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ {4} الَّذِي

    يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ {5}

    مِنَ الْجِنَّةِ وَ النَّاسِ {6}

    114-en-NÂS
    Nâs, insanlar demektir. Medine'de inmiştir, 6 (altı) âyettir.
    Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla.
    1. De ki: Sığınırım ben insanların Rabbine,
    2. İnsanların Melikine (mutlak sahip ve hakimine),
    3. İnsanların İlâhına.
    4. O sinsi vesvesenin şerrinden,
    5. O ki insanların göğüslerine (kötü düşünceler)fısıldar.
    6. Gerek cinlerden,gerek insanlardan(olan bütün vesvesecilerin şerrinden Allah'a sığınırım!


  3. 24.Ekim.2013, 14:18
    2
    Moderatör



    NAMAZ SÜRELERİ DENİLEN KURANIN SON 5 SÜRESİ VE ARAPÇA YAZILIŞI VE TÜRKÇE ANLAMLARI

    سورة النصر (110) ص 603

    بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ

    إِذَا جَاء نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ {1} وَرَأَيْتَ النَّاسَ

    يَدْخُلُونَ فِي دِينِ اللَّهِ أَفْوَاجاً {2} فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ

    وَاسْتَغْفِرْهُ إِنَّهُ كَانَ تَوَّاباً {3}

    110-en-NASR
    Nasr, yardım demektir. Sûrede Allah'ın Hz. Peygamber'e yardım ederek fetihlere kavuşturduğu ifade edildiği için bu adı almıştır. Bu sûre, Mekke'nin fethi sırasında inmiş olmakla beraber Medine devrinde yani hicretten sonra indiği için medenî (Medine'de inen) sûrelerdendir. 3 (üç) âyettir. İslâm zaferini haber verir. İbn Ömer'den gelen rivayete göre bu sûre indikten sonra Peygamberimiz seksen gün yaşamıştır.
    Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla.
    1. Allah'ın yardımı ve zaferi geldiği,
    2. Ve insanların bölük bölük Allah'ın dinine girmekte olduklarını gördüğün vakit ,
    3. Rabbine hamdederek O'nu tesbih et ve O'ndan mağfiret dile. Çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir.

    __________________________________________________ ________________________-

    سورة المسد (111) ص 603

    بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ

    تَبَّتْ يَدَا أَبِي لَهَبٍ وَتَبَّ {1} مَا أَغْنَى عَنْهُ مَالُهُ وَمَا

    كَسَبَ {2} سَيَصْلَى نَاراً ذَاتَ لَهَبٍ {3} وَامْرَأَتُهُ

    حَمَّالَةَ الْحَطَبِ {4} فِي جِيدِهَا حَبْلٌ مِّن مَّسَدٍ {5}

    111-TEBBET
    Tebbet, "kurusun" manasına bedduadır. Ebu Leheb hakkında inmiştir. Zira o, eziyet etmek kasdıyla Resûlullah'ın yoluna gizlice diken koymuş, bu işte kendisine karısı da yardım etmişti. Sûre, "Mesed sûresi" diye de anılır. Fâtiha sûresinden sonra Mekke'de inmiştir, 5 (beş) âyettir. (Bir rivayete göre Şuarâ sûresinin 124. âyeti gereğince Efendimiz yakın akrabasını çağırarak, onları İslâm'a dâvet etmişti. Amcası Ebû Leheb galiz sözler sarfederek, "Bizi bunun için mi çağırdın?" demişti. Bunun üzerine bu sûre indi.)
    Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla.
    1. Ebu Leheb'in iki eli kurusun! Kurudu da.
    2. Malı ve kazandıkları ona fayda vermedi.
    3. O, alevli bir ateşte yanacak.
    4. Odun taşıyıcı olarak karısı da (ateşe girecek).
    5. Ve boynunda hurma lifinden bükülmüş bir ip olduğu halde.

    __________________________________________________ ______________________________

    سورة الإخلاص (112) ص 604

    بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ

    قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ {1} اللَّهُ الصَّمَدُ {2} لَمْ يَلِدْ

    وَلَمْ يُولَدْ {3} وَلَمْ يَكُن لَّهُ كُفُواً أَحَدٌ {4}

    112-el-İHLÂS
    İhlâs, samimi olmak, dine içtenlikle bağlanmak, esaslarını sırf Allah rızası için uygulamak anlamınadır. Mekke'de inmiştir, 4 (dört) âyettir. İslâm'ın tevhid akîdesinin en özlü ve anlamlı ifadesidir.
    Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla.
    1. De ki: O, Allah birdir.
    2. Allah sameddir.
    3. O, doğurmamış ve doğmamıştır.
    4. Onun hiçbir dengi yoktur.

    __________________________________________________ _________________________________________

    سورة الفلق (113) ص 604

    بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ

    قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ {1} مِن شَرِّ مَا خَلَقَ {2} وَمِن

    شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ {3} وَمِن شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي

    الْعُقَدِ {4} وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ {5}

    113 - el-FELAK
    Felak, sabah manasına geldiği gibi yarmak manasına da gelir. Bunndan sonra gelen Nâs sûresiyle birlikte ikisine "iki koruyucu" anlamında "muavvizeteyn" denir. Bu sûrelerin şifa maksadıyla okunduğuna dair hadisler vardır. Medine'de inmiştir. 5 (beş) âyettir.
    Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla.
    1. De ki:"Ben ağaran sabahın Rabbine sığınırım,
    2. Yarattığı şeylerin şerrinden,
    3. Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden,
    4. Ve düğümlere üfürüp büyü yapan üfürükçülerin şerrinden ,
    5. Ve kıskandığı vakit kıskanç kişinin şerrinden sabahın Rabbine sığınırım!



    __________________________________________________ _______


    سورة الناس (114) ص 604

    بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ

    قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ {1} مَلِكِ النَّاسِ {2} إِلَهِ

    النَّاسِ {3} مِن شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ {4} الَّذِي

    يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ {5}

    مِنَ الْجِنَّةِ وَ النَّاسِ {6}

    114-en-NÂS
    Nâs, insanlar demektir. Medine'de inmiştir, 6 (altı) âyettir.
    Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla.
    1. De ki: Sığınırım ben insanların Rabbine,
    2. İnsanların Melikine (mutlak sahip ve hakimine),
    3. İnsanların İlâhına.
    4. O sinsi vesvesenin şerrinden,
    5. O ki insanların göğüslerine (kötü düşünceler)fısıldar.
    6. Gerek cinlerden,gerek insanlardan(olan bütün vesvesecilerin şerrinden Allah'a sığınırım!





+ Yorum Gönder