Konusunu Oylayın.: Namazda akıntı ve özür sahibi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Namazda akıntı ve özür sahibi
  1. 04.Eylül.2011, 13:53
    1
    Misafir

    Namazda akıntı ve özür sahibi






    Namazda akıntı ve özür sahibi Mumsema bır insanda yürürken hareket ederken çalışırken vb akıntı oluyorsa ve namazın içindeyken de akıntı oluyorsa ve bu hal devamlıysa bu şahıs mazur sayılır ve ancak namaz vakti girdiktensonra abdest alıp namaz kılar ve her vakit için yeni bir abdest alır böylece namaz içerisinde iken akıntı olsada namazı sahihtir


  2. 04.Eylül.2011, 13:53
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    bır insanda yürürken hareket ederken çalışırken vb akıntı oluyorsa ve namazın içindeyken de akıntı oluyorsa ve bu hal devamlıysa bu şahıs mazur sayılır ve ancak namaz vakti girdiktensonra abdest alıp namaz kılar ve her vakit için yeni bir abdest alır böylece namaz içerisinde iken akıntı olsada namazı sahihtir


    Benzer Konular

    - Özür Sahibi

    - Özür sahibi bir kimse cemaate namaz kıldırabilir mi?

    - Özür sahibi olmak ne demek

    - Sürekli Yelleniyorum Özür Sahibi Sayılırmıyım ?

    - Kime özür sahibi denir?

  3. 24.Ekim.2013, 16:10
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: namazda akıntı ve özür sahibi




    Özür Halinde Namaz

    Namaz kılmak her mükellef Müslüman için en mühim kulluk vazifesi olduğu gibi, herkesin haline göre çeşitli kolaylıklar yine namazda bulunmaktadır. Çeşitli özürler vardır ki, o özürlere sahip olanlar da, hallerine uygun kolaylıklarla namazlarını kılacaklardır. Özür sebebiyle namazı terketmek yok, ancak özür için kolaylıklar vardır.


    Özür Sahibi Olanlar

    Devamlı olarak bir yeri kanayan, abdest tutamayacak şekilde idrar kaçıran, herhangi bir yerinden sürekli iltihap ve benzeri şeyler akarak abdest tutma imkanı olmayanlar, “özür sahibi” kimselerdir. Kadınlarda fıkıhta tespit edilen asgari süreden az ve azami süreyi aşan akıntılar, gebelik sırasında gelen kan, lohusalığın kırk gününden sonraki ve ellibeş yaşını aşmış kadınlardan gelen kan da özür akıntılarındandır.

    Bir kimsenin gerçekten özür sahibi sayılması için, ilk defa başlayan özrünün, abdest alıp namaz kılacak kadar bir süre ara vermeden bir namaz vaktini tamamen kaplaması lazımdır.

    Mesela öğle vaktinin başında burun kanaması geçiren bir kimsenin, bu kanaması azar azar devam ederek tam ikindiye kadar sürmüşse ve bu arada abdest alıp -farzını olsun- namaz kılacak kadar bir süre kesilmemişse, o kimse özür sahibi olmuştur. Bundan sonra da her namaz vakti en az bir kere daha görülüyorsa, özür devam ediyor demektir. Eğer hiç özür eseri görünmeden bir namaz vakti tamamiyle geçmişse, özür hali bitmiş olur.

    Özür hali, namaz vaktinin tam başından veya daha öncesinden beri abdest ve namaza fırsat bırakmadan devam eden kimsenin, vakit sonuna doğru o haliyle abdest alıp namazını kılması gerekir. Fakat namazı kılmadan vakti geçerse kazası gerektiği gibi, özürle kılanan namazdan sonra tam bir namaz vaktini doldurmadan özür hali kesilivermişse, o namazın da yeniden kılınması icap eder.

    Özür sahibi olan kimse, tıkamak, bağlamak suretiyle özrünü kesebiliyorsa veya oturduğu halde namaz kılarken özrünü durdurabiliyorsa, ona göre davranıp namaz kılar. Gerekirse önleyici tedbir olarak rükû ve secde yerine ima ile, yani baş işaretiyle de kılabilir. Bu gibi durumlarda özrünü durdurabilen kimse, özürlü hükmünün dışında olur ve bu önleyici haller dışında özrü aktığı zaman abdesti bozulmuş olur. Fakat bu gibi tedbirlerle yine özür hali kesilmiyorsa, her namaz vakti çıktıkça yeniden abdest almak şartıyla, özrü aktığı halde namazını kılar, kazaya bırakmaz.

    Özür sahibi olan kimse bir namaz vaktinde aldığı abdestle, özür halinin dışında bir sebeple abdesti bozulmadıkça, o vaktin içinde kaza veya nafile, istediği kadar namaz kılabilir. (Şafiî mezhebine mensup olanlar için, bu durumda her farz namazı için ayrı ayrı abdest gerekir).

    Özrü akan kimsenin her namaz vaktinde yeniden abdest alması lazımdır. Abdestten sonra özrü akmışsa, namaz vaktinin çıkmasıyla abdesti bozulmuş olur. Ancak abdestten sonra akıntı olmamışsa, yine abdesti devam eder. Tekrar söyleyelim, özür hali dışındaki abdest bozan herhangi bir hal ile, her durumda abdesti bozulur.

    Özür pisliğinden başka namaza engel necaset bulaşığı olursa, onun temizlenmesi şarttır. Özür halinden dolayı bulaşan pislik ise; namazda tekrar bulaşacağı anlaşılırsa temizlenmesi gerekmez. Ancak namaz sırasında yeniden pislenmeyeceğine kanaat edilirse temizlenmesi gerekir.



  4. 24.Ekim.2013, 16:10
    2
    Moderatör



    Özür Halinde Namaz

    Namaz kılmak her mükellef Müslüman için en mühim kulluk vazifesi olduğu gibi, herkesin haline göre çeşitli kolaylıklar yine namazda bulunmaktadır. Çeşitli özürler vardır ki, o özürlere sahip olanlar da, hallerine uygun kolaylıklarla namazlarını kılacaklardır. Özür sebebiyle namazı terketmek yok, ancak özür için kolaylıklar vardır.


    Özür Sahibi Olanlar

    Devamlı olarak bir yeri kanayan, abdest tutamayacak şekilde idrar kaçıran, herhangi bir yerinden sürekli iltihap ve benzeri şeyler akarak abdest tutma imkanı olmayanlar, “özür sahibi” kimselerdir. Kadınlarda fıkıhta tespit edilen asgari süreden az ve azami süreyi aşan akıntılar, gebelik sırasında gelen kan, lohusalığın kırk gününden sonraki ve ellibeş yaşını aşmış kadınlardan gelen kan da özür akıntılarındandır.

    Bir kimsenin gerçekten özür sahibi sayılması için, ilk defa başlayan özrünün, abdest alıp namaz kılacak kadar bir süre ara vermeden bir namaz vaktini tamamen kaplaması lazımdır.

    Mesela öğle vaktinin başında burun kanaması geçiren bir kimsenin, bu kanaması azar azar devam ederek tam ikindiye kadar sürmüşse ve bu arada abdest alıp -farzını olsun- namaz kılacak kadar bir süre kesilmemişse, o kimse özür sahibi olmuştur. Bundan sonra da her namaz vakti en az bir kere daha görülüyorsa, özür devam ediyor demektir. Eğer hiç özür eseri görünmeden bir namaz vakti tamamiyle geçmişse, özür hali bitmiş olur.

    Özür hali, namaz vaktinin tam başından veya daha öncesinden beri abdest ve namaza fırsat bırakmadan devam eden kimsenin, vakit sonuna doğru o haliyle abdest alıp namazını kılması gerekir. Fakat namazı kılmadan vakti geçerse kazası gerektiği gibi, özürle kılanan namazdan sonra tam bir namaz vaktini doldurmadan özür hali kesilivermişse, o namazın da yeniden kılınması icap eder.

    Özür sahibi olan kimse, tıkamak, bağlamak suretiyle özrünü kesebiliyorsa veya oturduğu halde namaz kılarken özrünü durdurabiliyorsa, ona göre davranıp namaz kılar. Gerekirse önleyici tedbir olarak rükû ve secde yerine ima ile, yani baş işaretiyle de kılabilir. Bu gibi durumlarda özrünü durdurabilen kimse, özürlü hükmünün dışında olur ve bu önleyici haller dışında özrü aktığı zaman abdesti bozulmuş olur. Fakat bu gibi tedbirlerle yine özür hali kesilmiyorsa, her namaz vakti çıktıkça yeniden abdest almak şartıyla, özrü aktığı halde namazını kılar, kazaya bırakmaz.

    Özür sahibi olan kimse bir namaz vaktinde aldığı abdestle, özür halinin dışında bir sebeple abdesti bozulmadıkça, o vaktin içinde kaza veya nafile, istediği kadar namaz kılabilir. (Şafiî mezhebine mensup olanlar için, bu durumda her farz namazı için ayrı ayrı abdest gerekir).

    Özrü akan kimsenin her namaz vaktinde yeniden abdest alması lazımdır. Abdestten sonra özrü akmışsa, namaz vaktinin çıkmasıyla abdesti bozulmuş olur. Ancak abdestten sonra akıntı olmamışsa, yine abdesti devam eder. Tekrar söyleyelim, özür hali dışındaki abdest bozan herhangi bir hal ile, her durumda abdesti bozulur.

    Özür pisliğinden başka namaza engel necaset bulaşığı olursa, onun temizlenmesi şarttır. Özür halinden dolayı bulaşan pislik ise; namazda tekrar bulaşacağı anlaşılırsa temizlenmesi gerekmez. Ancak namaz sırasında yeniden pislenmeyeceğine kanaat edilirse temizlenmesi gerekir.






+ Yorum Gönder